11 Ağustos 1936 Tarihli Son Posta Gazetesi Sayfa 9

11 Ağustos 1936 tarihli Son Posta Gazetesi Sayfa 9
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

pudraları “ İnce, hassas kadınların en büyük zevkleridir. Beyaz, Ra- şel 1-2, Pembe 1-2, Okr 1-2 renkleri vardır. Türkiyode pud- Ya ve ıtriyatin. ön ziyade mu- vaffak olan ve — beğenilen Ha- san pudralarının — taklidlerinden sakınınız — ve. Hasan — markası- na ve ismine dikkat ediniz. HASAN TRAŞ PUDRASI 20-80 kuruştur. Hasan Çocuk Pudrası kulu 20, paket 10 kuruştur. Ha- san Talk Pudrası yarım - kiloluk kutu 40 kuruştur. HASAN DEPOSU : Ankara, İstanbul, Beyoğlu Limanları İşletma Umum İdarasi , Muhammen bedeli 15040 lira olan Loko ve Otomotris ateş tuğla- hn 28/9/1936 Pazartesi günü saat 15,30'da kapalı zarf usulü ile İdare binasında satın alınacaktır. Bu işe girmek isteyenlerin 1128 lirahk muvakkat teminat ile İamun tayin ettiği vesikaları, resmi gazetenin 7/6/1935 g. 3207 No lu nushasında intişar etmiş olan talimatname dairesinde alınmış Vesika ve tekliflerini aynı gün saat 14,30a kadar Komisyon Reisliğine / Vermeleri lâzımdır. ,, Şartnameler parasız. olarak Ankarada Malzeme dairesinden, __'ıhîdl.rpııdı Tesellüm ve Sevk Şefliğinden dağıtılmaktadır. | (ç41) AŞ e G F OT S b amralla n ; - - W ai İzmirde 1/ Eylül / de açılıp 22 Eylülde kapanacak olan panayıra 9 Eylül Kurtuluş bayramına iştirak edecek yolculara ve panayıra ge| Sönderilecek eşyanın muayyen miktarına geçen sene yapılan mühim J| 'stzilât bu sene de tatbik olunacaktır. Tenzilâtm tatbik edileceği tarihlerle şartlar hakkında istasyonlar- Sün tafsilât alınması. — (344) — (278) Ve n Halen Pazartesi, Salı, Perşembe, Cuma günleri saat 19,45 te k lan İstanbula ve Cuma, Pazar, Pazartesi, Perşembe günleri — Mat 14,50 de İstanbuldan Ankaraya kalkan trenlerdeki yataklı vagon | e *::ı:k üzere. Ankaradan İstanbula Çarşamba, Pazar günleri İstanbuldan "«) çe Saraya Cumartesi, Salı günleri kalkan trenlerdede 11/8/1936 .. îk den itibaren yataklı vagon ve yemekli furgon bulundurulacağı | & olunr. (363) — (280) İnhisarlar U. Müdürlüğünden: - Şartnamesi mucibince 30.000 âdet üzüm çuvalı 25/8/936 tarihine OSyan Salı günü saat 11 de pazarlıkla satm alınacaktır. İsteklilerin şart- . ini görmek üzere her gün ve pazarlık için de tayin olunan gün ve | ». He 90 7,5 güvenme parasile birlikte Kabataşta İnhisarlar Levazım ve — ayaat Şubesi Müdürlüğündeki alım komisyonuna müracaatları. k: 4282» , : ** ” - ,11.000 takım nane etiketi 15.000 » — portakal etiketi Nümune ve şartnameleri mucibince yukarıda cins ve miktarı yazılı likör 4 1.=:llıi X1T/8/1936 terihine;süstlifan Pergenihe ginlü' anat: İBde panarı y kmmmıhıukm.kohmainıimmnçw;&m* üzere İ birlikte Kabataşta İnhisarlar Levazım ve Mübayast Şubesi Müdürlü- ü Ahm komisyonuna müracaatları. — «281» İstanbul Liman Sahili Sıhhiye Merkezi Satınalma Komisyonundan ,.,_'i; Merkezimize ait Çanakkole istimbotu açık eksiltme ile tamir 2 ektir. Keşif bedeli 2382 liradır. 4 — Bu işe ait şartname şunlardır. ğ — , Idari e. k A — İstekliler bu şartname ve evrakımı parasız olarak - İstanbul 4 4 Sıhil.Sılıhiye Merkezi Levazımından alabilirler. f Nıa.— Eksiltme 24 Ağustos 1936 Pazartesi günü sant 14 da Ga- : Kara Mustafapaşa sokağında mezkür Satımalma Komisyonunda — Ğğ— Eksiltme açık olacaktır. 'Bar,, — Eksiltmeye gireceklerin 178lira 65 kuruş muvakkat teminat . ile en az 3000 liralık bu gibi tamiratı yaptığına dair bir ehliyet .fMuı şarttır. (187) Bk | ** yemekli furgon servisine ilâveten ve Muhterem yolculara kolaylık | ve pazarlı için de tayin olunan gün ve saatte p 7,5 güvenme para- | — Güreşte her şey güç. ve her şey ko- AT RNAR SON POSTA Yaşar kimdir, Nasıl şampiyon Olabildi? (Baştarafı 1 inci sayfada) Naci Sadullah, Balkan şampiyon- luğunu kazanan güreşçilerimizle ve |bu arada Yaşarla da bir mülâkat yapmıştı. Aşağıya, bir sene evvel «Yedi Günn mecmuasında çıkan bu j mülâkatı koyuyoruz. #Orduda askerliğini tamamlamağa ça- hışan Yaşar, sade Balkan şampiyonluğuna değil, Balkan şampiyonluğunu dört — sene ardarda kazanmak rekoruna da sahiptir: | — Ben, diyor, daha üç dört yaşımday- ken, kendi yaşımdaki çocuklarla, hattâ ev- deki kedilerle itişir, oynaşırmışım, On iki yaşımdayken, mahallenin yirmilik delikan- hlarını bile yore vurabiliyordum. Bir kaç sene sonra beni tesadüfen gö- ren Türkiye Şampiyonu Arap İsmail Kum- kapı klübüne götürdü. Ben, o klübe yazıldığım sıralarda, fena bir satma hastalığından yeni kalktığım için, (annem güreşmeme müsaade — etmiyordu. Ve ben klübe, ona duyurmadan devama çalışıyordum. | Fakat güreşe devam ettikçe serpildim, genişledim. Annem böyle serpilip genişle- yişimin sebebini, güreşi bırakışımda ar> yordu. Arada sırada, gün geçtikçe — irile- şen bazularımı sevinçle sıkıp okşayor, ve: — Oh... diyordu... Ne iyi oldu $u güre- gi buraktığın!.. Sıtmalı sıtmalı gidip o kok- müş müsibet mindere çıktığın — zamanlar iğne ipliğe dönmüştün... Ben ona: — Öyle anacığım... Hakkın var, diyor, zavallının masum safiyetine için için gülü- yordum, Güreşe böylece, uzun zaman annem- den gizli çalıştım. Fakat bir akşam eve döndüğüm zaman, Anamın yüzünde, sebebini anlayamadığım bir sevinç vardı. “ Kapıyı açıp ta beni içeri alır almaz bay- numa sarıldı, ve hüngür hüngür ağlamağa başldı. Ben merakla: — Ne oluyorsun anne? dedim. O: — Sevincimden! dedi, ve ilâve ettir — İnsan böyle şeyleri anasından saklar ni evlâdım? Senin muvaffakiyetlerini ben, senelerden sonra konudan, komşudan mi dinleyecektim!? Ben, çok geçmeden, hayretle dinledi- ğim bu sözlerin manâsını anladım. Kardeş- İlerimden ve babamdan benim güreş yap- tağımı, şampiyon olduğumu anneme söyle- memeletini rica etmiştim. Onlar da kadıne cağızı özmek korkusile bu ricamı —kırma- mışlardı. Fakat o gün kızıyla birlikte mi- safirliğe gelen ve annemi yalnız bulan bir komşu kadını bir arahk: — Ne kadar övünsen yeridir... demiş- Bugüne bugün anlı şanlı bir pehliyan ana- sısın! ANanem bu sözden bir gey anlamamış. Fakât ana kız ağız birliğiyle beni göklere çıkarmüşlar. Hattâ kız ağzına olduğu gibi ayağına da üşenmemiş, gidip yakınımızda- ki evinden o günkü gazetede çıkmış — ve- Annemi sevinçten ağlatan da, bu geç aldığı haberin verdiği iftiharmış. Yaşar gülerek ilâve etti: — Şimdi görmeyin artık omu.. Tastgeldiğine: — Onu güreşe ben teşvik ettim... Zaten güreşçilik bizde silevidir. Baban da ya- man güreşçiydi oğlamun... diyor.. ve sıt- mad; ikâyet edenlere ilâç olarak güreş- Mmeyi tlüyart.. e Yaşar, samimi olduğu kadar kadirşinas : — Ben, diyor, güreşteki bütün bilgimi Saime borçluyum. Çünkü bildiğim bütün o- yunları ondan öğrenmişimdir. Uzun sürmeyen — kısa bir çalışmadan sonra, Cumhuriyetin onuncu yılında Tür- kiye şampiyonluğunu kazandım. — Ondan sonra S sene şampiyonluğu muhafaza et tim. Ve © yıl içinde ecnebilerle ilk tenh- sımı yaptım: Macar Fabkan'ı yirmi daki- kada yendim. Aradan bir ay geçmeden yaptığım ikinci büyük güreş, İtalyan Nizo- Ki iledir İtalyan Avrupa şampiyonu idi. O- nu da yendim. Bu zorlu zaferin arkasından Macaris- tan seyahati çıktı. Ve orada, entemde hâ- İâ yerini gördüğünüz şu müthiş çıbamın çıkması bana girdiğim dürt güreşin ikisini kaybettirdi. Fakat bereket ki bu mağlübiyetler, gü- reş bayatımın sön talihsizlikleri olmuştur. İkinci Balkan şampiyonluğundan itiba- ren henüz sırtım yere gelmedi. — Sence, güreşte en güç olan nedir? Her Yazan: «A. Tehâkhov» tan İstasyonun rıhtımında yeni evli bir çift dolaşmakta idiler. Kadın kocasına soku- luyor, erkek te onu sağ kolile sarıyordu. Mes'uttular.. Bulutların arasında dola - gan ay onları, asık bir çehreyle seyredi - yordu.. Bu mes'ut çifti kıskanıyor ve san- ki faydasız daimi bekârlığından azap du - yuyordu.., Meltem leylâk ve sünbül kokularile do- ha. Yolun karşi tarafı hap katırtırmaklari- le bezenmişti. Kadın bir aralık kocasına daha çok #0- kularak: — Ne kadar mes'uduz Sachat. dedi. Ha- va ne güzeli.. İnsan kendisini rüyada zan- nedecek.. Bak, şu karşıki küçük orman na- sıl okşayıcı ve müşfik nazarlarla bizi sü- züyor.. Şu telgraf direklerinin ne şerefli ve heybetli duruşa var.. Manzaraya daha va- kür bir şekil veriyor, ve insana bir şeyle - rin mevetdiyetini hatırlatıyor: Dünyada- ki terâkki.. İlerliyen medeniyet.. değil mi Sacha? Rüzgâürın, yaklaşan trenin gürül - tüsünü müjdelediği anları sever misin? — Severim Varia., Fakat ellerin ne ka- dar sıcak senin.. Acaba akşam yemeği için ne hazırladılar bize? Nakleden: F. Bercemen atıldılar.. Arkalarından yaşlı ve çevik bir kadın, halif bir mösyö, sonra — eşyalarile birlikte iki talebe göründü.. Talebelerin at< kasından da mürebbiye, mürebbiyenin ara kasından da büyük anne.. Zayıf mösyö: — E işte geldik aziz çocuklarım! (diye« yek Sachanın elini sıktı ve devam etti) de » mek bizi görmek için bu kadar sabırsız « landınız? Her halde sizi ziyarete gelmiyen dayına kızıyor ve söyleniyordun değil mi?, - Çocuklarım Kalia, Kostia, Nina, Fifal Dayızadeniz Sachaya sarılınız! - Hepimiz bütün kafile size iniyoruz. Üç veya dört gün kalacağız.. Sizi rahatsız etmiyeceği « mizi Ümit eylerim. Bizi merasimsiz kabul etmenizi rica ederim.. Dayılarını ve teferrüatını gören yeni eva Kler birden şaşırdılar ve korktular, Hal « buki dayı boyuna konuşuyor, yeğenini ku. caklıyordu. O zaman Sachanın muhayyelesinden göyle bir aahne şimşek gibi geçti: Misafirlere üç adalarını terkedecekler.. Yorganları, yastıkları altüst olacak.. Met« sin balığı, sardalyalar, buzlu çorba gide « cek.. Hele mürekkep hokkalarını deviren — Buzlu çorba anaan: Ve bağrışan küçüke ve piliç.. Her ikimi- © lerin zarıltısı.. Son « zi doyuracak ufak | Yarınki nüshamızda : e. — mütemadiyen bir piliç. Bugün hastalığından — ve abça gehirden sar- | Baldan ordular | kazamdaki tenya « dalya ve mersin ba- hğı da getirmişti.. Ay, bir bulut ar- kasına saklandı. İn- Yazan: Kadircan Kaflı dan ve sancılardan bahseden, ve kene disinin Baronnc o « larak — doğduğunu #anların ssadeti ona, orman ve vadilerinyanlatan halanın çenesi.. ötesindeki kimsesiz ve wsaz yatağını hatır- Tatıyordu.. Varia birden sıçrıyarak: — İşte tren geliyort.. dedi. Gecenin içinde ateşten Üç göz görün - dü. İstasyon memuru meydana çıktı.. Kam- panaların sesi, rayların uzunluğunca ya - yakdı. Sacba kansına dönerek: — İstersen treni uğurluyalım da öyle gi- delim.. dedi. â bir hayvanı andıran siyah iltüsünü keserek istasyonda durdu.. Vagonların yarı aydınlanmış pencere - lerinde uyuklıyan kafalar, şapkalar, omuz- lar görünüyordu.. Bu gırada karı koca, vagonların birin- den gelen bir sesi duydular: — Ah, Varia ve kacası bizi karşılama- ğa çıkmışlar.. İşte.. İşte.. Varial.. Varia!.. İki genç kız birden Varianın boynuna Bir anda bunları düşümen genç erkek bozuldu. Karısının kulağına eğilerek öfke« K bir sesle: — Bunlar hep senin için geldiler, dedi Topunu şeytan alsın.. Karısının da yüzü sararmıştı. Daha ölk keli bir sesle cevap verdir — Hayır, senin için geldiler. Benim de-« Şil, senin akraban.. Bunu söyledikten sonra misalirlere dö: nerek zoraki bir gülüşle: — Hepiniz, hoş geldiniz!.. dedi, Ay bulutların arasından sıyrıldı. Şimdi yüzü gülüyor gibiydi; akrabasının olma « ması ona saadet ve neşe veriyordu sanki.c Sacha meyus ve ümitsiz yüzünü misa « firlerden saklamak üzere başını çevirdi; ve sesine daha şen bir ton, çehresine güleç bir vaziyet vermeğe çalıştıktan sonta akra « balarına döndü: — Hoş geldiniz!. dedi. Hoş geldiniz aziz misafirlerim!.. Fransada, dünyaya taş y;ğması bekleniyor! (Baş tarafı 1 inci sayfada) dir. Fakat kazalı olması ihtimali de vardır. Havaların aağuması, dolu, ve taş yağ- maası, giddetli yağmurların hükümferma ol- ması ihtimali muhakkak vardır. Ve nite- kim şiddetli yağmurlar da bunun delilidir. Hey'etşinaslar Perscides'ler hakkında kâfi derecede malümat verememektedirler, ha- vada bir iki parlak aydınlık mı göreceğiz, yoksa 9Mteşrinievvel 1933 de köylülerimizin gördüğü gibi, sema donanma geceleri gibi panl panl yanacak mı? Bu hiç kestirile- mez. 30 Haziran 1908 Bolide ve Meteoaile'ler yani gökten yanar yanar düşen taşlar, ufak miky: bir şeyler zannolunur. Mesele hiç de böyle değildir. 30 haziran 1908 senesinde bir Me teonite kürei arzın üzerine düşmüştü., — fa- kat bereket versin, Sibiryanın, — taşlık ve boş bir yerine rast geldi de büyük âlet ve felâketlerin zühuruna sebep olmadı. Fransanın iki vilâyeti kadar geniş mın- takada ormanlar hava tazyikinin — tesirile laydır. Fakat inanır mısınız ki ben ı_ı'&vqel çıkarken, Takiplerimden evvel — seyircileri düşünürüm, ve rakiplerimden ziyade seyir- cilerden korkarım! Gülerek sordum: — Güzel kadın gözleri önünde, alı ol | maktan m? O: — Hayır.., dedi... Ben hayatımda tek - bit kadınla konuşmadım; ve alâkadar ol imadim. Çünkü bugünkü halde, kendi na- mıma deağil, müilletimin adına güresyoe rTum. Ve yirmi milyon Tük güventisini bir | (kadının kaşına, gözüne, aşkına, m"ı'mll satamam! | FEn büyük emelim bu olimpiyatlara — iş- tirâk etmek, ve Türk bayrağımı şeref dire- | ğinde dalgalandırmak şerefini — kaza maktır. Bunu yapamadan ölürsem, gözü açık gideceğim. « K yerlere yıkıldı. İngilterede bile hava bu hallerden mütecessir oldu, dünyanın şimal kısmında âdeta iklim değişti. Vaziyetin dehşetini nazarlarda — tecese süm ettirmek için ga misali — verelim: B Meteorite Sibiryaya düşmeyip te Konkur meydanına düşseydi, Parisin bâk ile yeks san olması işten bile değildi. İşte şimdi küremiz bu tehlikenin içins dedir. 14 Ağustosa kadar bu Meteorite hücumlarına maruzdur. Havaların birden- bire soğuması bu sebeptendir.» x Bu yazıları okuduktan sonra yasathanes de kiymetli ilim adamımız Bay Fatini avas dık. Bize: KĞ — Evet dedi, her sene 9 Ağustos ile 14 Ağuston arasında bu hâdise olur. Haceti sernavi denilen şeyler nadirdir. Şimdi saat 21 ile 22 arasında göğe bakarsanız, şehap yağmurlarını görürsünüz, bu mevsimde on« lar pek çoksur, Yağmur ve soğuklarla bunların hiç bit alâkası yoktur. Fakat ay yıldızlı forma ile ringe çıktı- ğım zaman, yüreğim zırb kesiliyor. Bu imanın beni dilediğim zafere ulaşı tıracağına kaniim. Bu itibarladır ki, gözü açık gitmekten korkmuyorum! Ben not kâğıtlarımı toplarken 61 — Korkudan açıldı dâ,.. dedi.. Beni korkutan, rakip değil, seyirci yaygarasıdır. — Çünkü güreşte, adale kadar kafa da — çalı şır. Ve güreşen bir insana hitap ederek bas — garmak tıpkı yazı yazan bir insana Jâkırda söylemek gibidir. Ve bir güresci için en tehlikeli şey de — bu şekilde şaşırtılmaktır. Olimpiyatlarda, Lu korkum da kalma- yacak, Orada istedikleri kadar bağırıp ça- gırsınlar, Dillerini bilmediğim için, ne söy- lediklerini anlamayacağım ve zihnim an-

Bu sayıdan diğer sayfalar: