8 Ocak 1937 Tarihli Son Posta Gazetesi Sayfa 6

8 Ocak 1937 tarihli Son Posta Gazetesi Sayfa 6
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

SON POSTA te çi ZY 3-MÜTEHASSIS Yazan: Naci Sadullah s ki mütehassısı, hava mütehassısı, sıh- iktisat mütehassısı, spor mütehassısı, adres mütehassısı, süngercilik mütehassısı, balıkcılık mü- tehassısı, tütün mütehassısı, şarab mü- hat mütehassısı, tehassısı, dokumacılık mütehassısı, yol nütehassısı, maliye mütehassısı, hu - uk mütehassısı, inşaat mütehassısı, resim mütehassısı, san'at mütehassısı, halı, âsâr atika, parmak izi, heykel, maarif, kumarcılık, ilmi nücum, ilmi simya, ilmi sima, ilmi hat, terbiyei cin- siye, terbiyei histiye, hayvan, ziraat, gazetecilik, çiçekcilik, madencilik, ço- rabcılık, hapishane, 8es, havacılık, ci- vacılık mütehassısları, Daha sayayım mı? Topunu yazabil- meye ne defter dayanır, ne kalem, ne sabır, ne de tahammül. Öküz gübresinden karpuz tohumu çıkarma mütehassısından tutun da, in- leğinden armud usaresi süz- ssısına varıncaya kadar her türlüsü vardır. Mütehassısın yerlisi de vardır, ec - nebisi de. Kimisi Amerikadan getirti- lir, kimisi Balattan çıkar, Dokuz diplomalıları da vardır, eski elifi yeni bir direk sananlar da. Her şeyden anlıyanı da bulunur, hiç bir şeyden çakmıyanı da .Bazıları her şeye burunlarını sokarlar, baztlan hiç bir Kimisinin kimisinden şeye karışmazlar. yanına yakanızı kurtaramazsınız. Bir kısmının bini bir parayadır, bir kısmı günde bin papele para demez. varamazsınız, Adlarının geçmediği gün göremez siniz. Ya biri gelir, ya biri gider. Hepsi- ni toparlayıp aramızda taksim etsek, adam başına en azından yarım düzine düşer. İşbu keyfiyet böyle olduğu hal- de hâlâ şu kabil temennilerde bulu - nulur — Bu iş için de bir mütehassıs cel. bedilmeli!.. — Gençlerimiz Garb illerine varıp bu işde de ihtisas peydahlamalılar. Onların mevcudiyeti yüzünden, her yerde kelâminizı ağzınıza tıkarlar: — Sen ihtisasın dahilinde olmıyan işlere burnunu sokma! — Sen mütehassısından iyi mi bile- ceksin? Herifin ihtisası bu. Mütehassıs söyledi diyorum sana. Her iş mütehassısına havale olunur. iyaset mütehassısı, kadın mü - tehassısı, yazı mütehassısı, iç- ii | Mütehassis geçinenler de vardır, mütehassıslıkla geçinenlerin biri çer kıp: — İhtisas meselesi Monşer! dedi miydi akan sular durur. «İhtisas» keli- mesi, netameli sorguya mârüz kalmış ketum memurların can kurtaranıdır: — Bu iş benim ihtisasım dahilinde değil! deyip kestirip atarlar. Benim bir çok kimseler gibi, onla- ra verilen paraları çok gördüğüm yok. Fakat içlerinde en tutulduğum tip «komple mütehassıs» tır. Onun ne bil diği, ne de bilmediği hiç bir şey yok - tur, Fakat âşık garib gibi her telden çalarlar: Başınız ağrısa güllâç, nasır» niz siızlasa ilâç, yüreğiniz yansa çor€ öğütlerler. Hakkından gelemiyecekleri mesele, altından kalkamıyacakları da- va, işini bitiremiyecekleri o kabadayı, beyanı mütalea edemiyecekleri hâdise, burun sokamıyacakları mevzu, görme- dikleri yer, bilmedikleri şey, tatmadık- ları nesne, yemedikleri herze, kırma » dikları ceviz kalmamıştır. Ne zaman öleceğinizi sorun, cevabı yapıştırırlar. Ne zaman seveceğinizi sorun, cevab hazırdır. Siyasetten açın, müstakbel harblerin neticelerini bir bir Okuyucularıma Cevaplarım Ödemişte Bay (B. C.) e: Nişan yüzüğü bir sözleşme, bir bağlanma manasını ifade eder, Ha- bırlama ve halırlatmadır. Nişan yü- züğünün daimâ pi altın veya gümüş, basit bir halka şeklinde ol - Buna mukabil nişan ile birlikte kıymetli ik te hediye olarak bilir, içine tıpkı nişan , olduğu gibi tarih yazdırmak müm kündür. * Bay (K.K.) a: Ben sizin yerinizde olsaydım ev * Beşikt, Jenme törenini ne kendi evimde, ne de Beyoğlunun pahalıya gelen bir otdinde yapardım, Halkevini ter - cih ederdim, masraf yüzde doksan eksiğe majolurdu. Gösterişten vaz geçiniz, elâleme sarfedeceğiniz pa - ra ile müstakbel yuvanızı süslemek müreccahtır. * 'Bakırköyünde Bay ( B. K.) a: Aşk yaşa bakmaz. Saçları kırlan- dıktan sonra alevlenen kalbleri çok gördüm. Ayıplam m, olagandır, de- rim, Fakat bilir misiniz, bunlardan yüzde (60) ı gülünç, yüzde (30) u iğrenç, yüzde (5) i mecnun görü - nürler. Geriye kalan yüzde (5) in içinde hüzün veren bir kiş' ya var, yahut yoktur. TEYZE bildirirler. İçtimaiyattan dem vurun, bihakkın zaptederler. İktisadiyattan lâf edin gene dile gelirler. Dedim ya size: Adile sanile «komple mütehas » sıs» derler onlaral.. Huzurlarında ağız açmıya karar ver- seniz, bir haftada konuşmasını unu - tursunuz, Çünkü her yerde, her zaman hazır ve nâzır olduklarından, huzur - larında konuşmıya konuşmuya dilinize tutukluk gelir. Öğüdlerini dinleseniz, evinizden, barkınızdan, işinizden, gü- cünüzden, malinizdan, canınızdan, ka- nınızdan hanınızdan olursunuz. Kulak asmasanız, gene iki yakanız bir araya gelmez. Şerrinden felâh bu » lamazsınız, Kendileri her medresenin ard kapısından dehlenmişlerdir amma, huzurlarında altı çift lâkırdı edecekler. den altı tane diploma isterler. Emin olun ki, şimdi bu satırları oku- yunca: . . — Vay echel vay... O, mütehassıs- lar hakkında ne zaman ihtisas sahibi oldu ki bu herzeleri yumurtluyor! di- yeceklerdir. Mübarekler, Mecidiyeköyü sinekleri gibi, öyle bir çırpıda türeyip çoğaldı. lar ki sormayın gitsin. Eğer etrafımızı biraz daha satarlar. sa, yakamızı ellerinden, adımız; dille kasdlerinden koru - Jmak için iâne toplayıp yollara düşmek rinden, canımızı ten, ve 4 mütehassıs maaşını bir ay- da gözden çıkarıp bir «komple hassıslardan © korunmanın . çarelerini getirtmetken gayri çaremiz kalmıyacak! Ve böylece onları da evvellâ Allah, sonra da mütchassısına havale eyliye- ceğiz!, öğretme mütehassıs!» Naci Sadullah EE EEE YARIN Aramızdakilerden Dalkavuk Yazan: Cevad Fehmi EE konuşun, bülbül kesilirler. Edebiyattan | .İdan mı kafamda en çok iz bırakan ma- Yer altında 45 se Isi Bir gece höyüklerden! yıkıldı 169 amele topf altında kaldı Maden ameleliğinde, ilk kuzayı, tu- haf değil mi ocağın içinde değil, oca- ğın dışında gördüm. O zamanlar, ocaklarda çalışan &- melenin barınabilmesi için madenciler amele barakaları yapmazlardı. Her a- İmele takımı çalı çırpıdan bir şeyler ö- rer, üzerini çamurla sıvardı. Bu, ma” denlerde çalıştığı müddetçe içinde yat- tığı barakayı meydana getirirdi. Fakat bir ocağa yeni tertip olunan | açıkta gecelemek mecburiyetinde idi. Ben, benden yaşlı olan ağabeyimin ve arkadaşlarının kulübesine sığınabil- miştim. Geceleri toprağın İlir, kafamızın altına bir kütük yerleş- İtirir, ortada yanan ateşe tabanlarımı- İzi verir, böylece «kaşık kalıblın kandil stüne seri yla işbaşı sinyalı veren horoz 3€- i beklerdik. Kulübe yapamıyan gelince onlar da bir höy oya mağaramsı bir şey meydana ge- tirirler ve onun içinde gecelerlerdi. faşıj emi ameleye bir çöküntü yaptı. Toprak altında altı amele kaldı. Bunlardan Oon kurtarıldı. Amma ötekiler... bütün uğ- raşmalar ve didinmeler boşa gitti; çünü canlı olarak kurtarmak kabil ol- madı Madenlerde ilk ölüm kazasını bu suretle ocağın içinde değil, dışında gör müş oldum. Yanarım hâlâ o üç deli- kanlıyal Simdi, İş Bankası ocaklarının bu londuğu madenleri evvelce İRombahi lisminde bir Rum madenci işletiyordu. Ocak içindeki ilk kazayı işte bu ocak- ta, küfeci ameleliğim sırasında gör- düm. Sonradan bir yığın göre göre ka- nıksadık yal hoş. Çocukluğumdan mı, acemiliğimden mi, yoksa ocakta gördüğüm ilk ölümlü kaza olduğun- den facialarından biri de bu ilk şahidi olduğum kazadır. İşletme şekilleri iptidai | olduğun- dan maden ocakları şimdiki gibi ku- yu haline gelmemişti. O zamanki mev- cut iptidai âletler ve vasıtalarla derin- lere inmek imkânsızdı. Onun içindir ki, maden ocaklarında grizu, falan gi- bi kazalara ender rastlanırdı. «Ölüm»- ler, hep uküçük» kazalardan olurdu. Küfecilik yaptığım Rombahi oca- ğun bir bacasında «ayak» alınıyor du, «Ayak almak» kolay bir iş değil- İdir. Evvelce işlene, işlene tâ uzaklara İ gitmiş olan bir bacada kömür kalma- yınca geri dönülür. Bu baca artık ter- !kedilecektir. Geri dönerken, ileri gi- lan galerinin sağ ve sol ve tavanındaki kömürler kömürü akıtma sırasında, € İre bittabi çok genişleyen ve İistinat bağları alınan bacanı8 İçökmesi ve altında çalışanlaff |kertmesi işten bile değildir. «Ayak almak», kolaylık! Ameleler kömür çıkarmak için böyle çalışırlar için vurulan direk bağları dilir. İki buçuk metre yükse i rn d EEE e e w PE bol kömür veren bir ame! İamele bu kulübeyi yapıncaya kadar|dan madencinin yüzünü gü?) fakat çalışanı somurtan bir Ocak içinde gördüğüm böyle bir uayak almak» işindi li tü ki genç kazmacı çö deki boşluk arasında kald! &ıların kaldıkları yer çok dardğ yer ise çok geniş. O göçüğü melelerin yanına varıncayâ © çecek zama lundukları ün altını oya | yüzde yü. içinde amelelefiğ ndaki havan 'e öyle oldu P Önceden: «Alın bizi» şan sesleri saatler geçtikçe, Bir gece bu höyüklerden biri âni|On altıncı saatten sonra on | kesildi. Çarpınmaları, hat kendilerini oradan oraya vuf& durdu Bu iki kazmacıyı iki günü labildiler. Hey Allahım! O n€ğj şeydi, Kazmacılardan biri Y yatıyordu. Kucağında sıkı # ğl kazmasının sivri ucunu Gözleri fırlamış, yüzünün P İeleri gerilmişti. Öbürü, duvara karşı yaf du. Onun GSİVTİÇİ, kucağında da vardı. Ve o da a de sivricin ucunu ısırmıştı. Hef yüzlerini de kanla kömür to rışmasından peyda olan kaplamıştı, Kucağihda n il 2 sivri kazmacının, soluksuzluktar Zi kulaklarından bile kan fışk' Kazmaciların kucakların* ları kazma ve sivrici alm oldu. Mübarek delikanlıları ları ilk mezarlarında son larken demir parçalarını o © vetli tutmuşlar ki... altı çocuk hemen o gece tık, ve köyün yolunu tutt Bu ilk gördüğümüz oca” dehşetinden o kadar kork kğ Edirne belediyesinin isti Ankara (Hususi) — yesi ka F rek il ze ge “erit n Belediyeler Ban ı istikraz işi için git Og larla iemas etmek üzel en Edirne belediye Çardaklı Trakya ut General Kâzım Diriği vi kraz işleri etrafında e i n NN 2) dişte çalışanları emniyet altınü almak| görüşmüştür. i

Bu sayıdan diğer sayfalar: