30 Ağustos 1940 Tarihli Son Posta Gazetesi Sayfa 5

30 Ağustos 1940 tarihli Son Posta Gazetesi Sayfa 5
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

A Emekli general Emir Erkilet. «Bon Postaspın asker) muharrir. Karanlık dünya vaziyeti içinde bir ışık: 30 Ağustos mz ve hattâ büyük evletlerin biri diğerinin Ski meğlikiğ e ve see ik e öadikları ve dünyada istikba- tek ypriyet ve vuzuhla bakabilen karayi, Dilletin bile kalmadığı çok Okyanuslarla ika bile istikbali olan A gevrili Derin van e kivetie memleketi Di dala ünkü, k işim mahilg Yen Zünd, tir. Beş ye b bir gün muvaffa- müdafaa için o görülmemiş rlanıyor. endi gözile görüyor ki nüfuslu ve iyi bir ordu olan Polonya şaşkınlık vi . 18 günde yok olabilmi *1 Yıl evvel Avrupanın en kuv- r kara ordusuna melik olan Yanlış hesab ve ihmal sebe- mağlâb ve perişan o olmuştur. gib, >9 Liyej, Alber kanalı vesnire kalış apamaz ve geçilemez sanılan erin ve müstahkem hatların hiç haz, eicede bir işe yaramadı ve ineler sarfile onları vücude geti- da, pilletleri koruyamadı... Holan- gn taşınlmış suları havadan aşıl- * Şimal denizine hâkim zorku hanmalara rağmen Norveç havad ve denizden istilâya uğradı. Bugün ünyanın en muazzam bir İmpara- torlağunu teşkil eden İagilters bile Büyük Harb zaferinden sonra, de- tin bir rehavete dalmak ve hazdan kendini bir türlü alamamak yüzün- den yalnız kalarak bizza? anavatan adasını tehlikede görüyor ve bura- sının müdafaasını temin için kendi- ni geceli gündüzlü çalışmaya mec- » görüyor, Fakat şimdiye kadar, gelen Almanya, müttefik #rka mesnedi Sovyet Rusya bile a- çaba östikbellen emin midirler?!. Şüphesiz hayırt, Elhasıl dütün dünya milletlerinin çok karanlık, emniyet. ve tehlikeli bir zaman yasadık- saklanamaz. Çünkü # Müvazene $ layısile caki hep galib i İtalya ve dünyanın emelleri sarsılmış ve do- yasi Bizam bozulmuştur. Ye. ni bir müvazene ve yeni bir nizam ise mevcud olmadığı gibi bunların pe olacakları da belli değildir. Her halde, bütün hızile devam eden bü- yük bir harbin henüz tam içinde bu- İunüyoruz ve bu büyük cidalin « Bunda galib gelecek tarafin hang olcağı da asla malâm deği İşte 30 Ağustos büyük Zafer bay- yanımızı böyle bir zamanda kutla yoruz. Müşkül hal ve vaziyetlerde bulunan milletler için kılavuzluk e- derek kıymetli öğütler ancak kendi öz milli tarihlerinden alınabilir. F, ii bizler, en müşkül vaziyetler hü duründa bile, misal ve tedbir bul. mak için büyük arkımızn binle yıllık ders, tecrübe ve mefah eski tarihine kadar uzanmak ihtiya şında değiliz. Sadece bizim, 1919: 22. elem, ıztırab, fedaktirlık. kahra- manlık ve muvaffakiyetlerir | dolu btiklâl mücadele yıllarımızı hatırla. Bamız kifayet eder. O yıllar ki on- ları 30 Ağustos 1922 büyük Ada- işti, 0 isi i tirlü ehem- Biri, 18 yıl KE e mn nün r ve önümü olması ve diğeri bugü © yarın, karanlıklarda gideceğimiz Yolu aydınlatan tarihi bir metale il etmesidir. Görülüyor ki 30 »tos bizim için sadece 18 yıl ev. kazandığımız ve onunla mem- W dü, m temizlediğimiz k ve kat'i bir askeri zaferin ek iin veyahud milli , eni ve hari böyük © gözel inkalâblarımızın bilkuvw dikları bir gün olm. . Synİ zamanda Tür vel, büyü *mi üğün is ol taayyün ettiği bir tarih Me gele de bütün Türk mil ilhak ik bir bayramı Müller kgk eğer Anadolu <ephel, <<fsi hükümetinin Srdulan 30 Ağustos 1922 “Pede, kat'i bir zafer ku- ti zıydılar yalnız. gerbi bütün Anadolı Büyük garb ma girecekti bi "YA yüzünden müs- ir varlık olarak, yok ir İçin bugün yıldı zafer büyük aş- »dir we Türk- vek alabildiğine silâhlanı-|& | kutladığımız tes'id etsek yeri vardır. | Fakat, 30 Ağustos zaferini, na- sıl bir hal ve vaziyette ne bunlarda, hal ve istikbal için, nice büyük ve faydalı dersler ve paylar mu görerek bugünkü 72- mımızın ne dererede bü- yük ve ebedi bir örnek ünü oldu- zamanda anlamış olurer. adelelerimiz baslar- i durumu, hemen hiç bir milletinkile ölçülemiyecek (ka dar, pek ağır ve çetin idi Evvelâ dört sene süren Büyük Harbde, de | miryolsuz ve yolsuz veyahud bunla kâfi gelmedikleri muhtelif cep | helerde insanca ve malca çok zayiat vesmiş, bütün maddi ve manevi kuvvetlerimiz tükenerek | neticede mağlâb olmuş idik, Memleketi, tür- lü sefaletlerden ve tefrikalardan başka düşmanların işgal kuvvetleri de sarmış, bizi en son silâh ve kuv- vetlerimizle beraber en son istiklâl ve hürriyetlerimizden tecride çalışı- yorlardı. İşte Anndolu Türkleri, böyle bir zamanda, silâhtan evvel büyük bir Şefe sarıldılar ve onun etrafında toplanarak memleketi kurtarmak çin lâzım olanı, ne pahasına olursa olsun, yapmak azminde bulundular. Bir millette istiklâl ve hürriyet a: ile derin bir varlık imanı bulunmaz İve bunlar liderler tarafından vak- jönde alevlenerek harekete getiril mezlerse silâh ne işe yarar). İ | İşte Türkiyeyi ve Türk milletini Tevkifhanede bir cinayet | islen- diğini Receb isminde bir mevkufun kumar yüzlinden çıkan bir unda arka reha « katilden mahküm dli tahkikat süratle Li dirilmis ve katil öğleden sonra meş! |hud suçlar kanununa göre 2 nci A-| ğircezn mahkemesine sevkolunmuş- tur. Mahkemede okunan iddia nede suçlunun hırsızlıktan *evkif-| haneye düştüğü, orada meyilancılık ettiği ve ba ndığı paravı daima kendisini kumarda yenen E-| ü anlatılınıs- ün de gene böyle bir! | Jr. Evvelki , | kumar partisi sonunda bütün para. sim kaybeden Receb, oyun sonun- ida Şükrüye: «— Bari bana bir sigara parası| İver» demis, Şükrü bu talebi redde- dince, iş cinayete varmıştır. Suçlu, mahkemeye kasden öldürmek id İasile, ceza kanununun 448 nci mad- İdesine göre, verilmistir. «Son Post, "im 20 yıl evvel kurtaran sey bir ideal (ülkü) ve bir şef etrafında toplan- mak ve imanla işe başlamak hare keti olmuştur. Ondan sonra ekle e kib olunacak program çizilmiş, si- lâh, mühimmat, vasıta ve techizat, bulunabildiği kadar, bulunmuş. ya- vaş yavaş ordular tesekkül etmiş, kuvvetli, hür ve parlmanter bir hü- kömet kurulmuş, son tefrikalar ki- sılmış. hivanetler ceza görmüş ve pibayet bütün millet, ordu ve hükö- met tek ve büyük bir Şefin etrufın- da tek bir vücud halinde toplanarak | büyük hamlelerine başlamış ve 30 Ağustos 1922 de-Adatenede düş- man mağlâb ve imha edilerek mem. leket istilâ ve esaretten okurtan- miti Bu sebeblerle dört yıl süren A- nadolu istiklâl ve kurtuluş mücade le ve müenhedelerinin her bir hare. ket ve irraatı bir ders ve bir ibrettir. Görülüyor ki tehdid ve | tehlike anlarında. bir millet ve memleketi kurtaracak olan valnız mnddi vası talar değildir. Bunların fayda ve lü- zumunu azımsamamkla beraber asıl kuvvetin ve kurtulus ve galebe im- kânlarınn büyük ülküye derin bir imanla beraber tam bir birlikte ol duğunu unutmamak lâzımdır. Bövle zamanlarda şefle milletin ve hi metle ferdin mütekabil itimad ve inanları kadar kuvvetli ve kiymetli bir müdafaa ve bir zafer ansuru ola- mez. İste büyük zafer wldönümü nün bize ilhamları bunlardır. Tevk hanede işlenen cinayet dün adliyeya intikel etti Katil, mahkemede yapilen istic- vabı sırasında vak'ayı itiraf ederek, şunları anlatmıştır: — Mayısın birinde içeriye düş tüm. O gündenberi kapıya gö: koymak suretile, bu Şükrü ile ku- mar oynardık. Ben hep yutulürdum. Ortada on, on beş lira döndüğü o- lurdu, Son günlerde ben O öyundan vazgeçtim, Şükrü ile arkadaşların dn oynamalarını mâni oluyordum. Halbuki, dün zorln hana kumar öy samamı teklif etti, Kabul etmedim, vga çıktı, Şükrü küfüre o batladı, bıçakla üzerime hücum etti. Ben de onu vurdum.» Bundan sonra kaç mevkuf şahi k rek, Recebin Şükrüyü altı, yedi ye- rinden o yaralıyarak, oöldürdüğ söylemişlerdi Muhakeme, maktul Şüktünün ce- sedini muayene ederek, mevt sebe-| bi hakkında rapor veren tevkifhane | bashekiminin celbi için, talik edil mii lebi tefriköri: 32 YEŞİL TULUMBA Yazan: Ercümend Ekrem Talu — Neye? diye soruyorlar, buna da cevab alamıyorlardı. Araya, o vakit, Abdülmennan e- fendiyi koymak istediler. O da bir türlü kafa tuttuz — Ben size vaktile mahzuru şer- mi söyledim, beni o dinlemediniz. Şimdi benden ne dilersiniz? dedi. Yalvardılar: — Aman, birader! Ne senden olur! — Ne yapayım? İ — Mahmud paşa naibi senin ah- ibabındır. Ona söyle, şu hatunu boş düsürsün. — O zaman hulle de fasid olur; tekrar icab eder, — Adam! Mahkemei Şer'iye bul Arzu ederse o bu işe bin tane kulp uydurur — Estağfurullah! — Kuzum, Abdülmennan efen- 1 Sevaba girersin, Şu kadarcık ha tırımız yok mu? Asıl, feci vaziyete düşen biçnre imamdı, Tekmil mahalle bu hulle - nin dedikodusile çalkanıyot, E - olursa jh lerinde, mahalle kanları imama çi kardıkları bir türküyü, tefle, .xala 2- ln hey!slerle çağırıyorlardı. Ebülhayır efendi (o kimseciklerin gözüne görünmez olmustu. Camiye de ayak basmıyor, Cumalar hut - beye çıkmıyordu. Evkaftan bir ve - kil göndermizler, imamlık vazife - sini o görüyordu. Bütün bunlara rağmen, Sehime hanım unutulmuş değildi; hocanın nlünde yaşıyordu. Sucu İbrabim mın küçük oğlu Hulâsiyi, Fbül - hayır efendi, bir gün tenha bir so - kakta yakalamış, avucuna cil bir çevrek sıkıstırarak Oo bakkal Hüsnü dedenin vaziy iskandile gön dermisti. Çocuk, dönüste, bakkalın her zamanki gibi dükkânında işile gücile meşgul bulunduğundan gayri bir haber getirmemişti. Bu da, imam için kâfi de; İçi birkaç tüylü yanıyordu. Ma- leye kepaze olmuştu. Ve şüphe- siz, onun hem gülünç hem de acıklı hikâyesini Şehime hanım da işitmiş olacaktı; hem de halk dili b bin ilâvesile! Diğer t »İ Ağın, ikisinin aralarını bulmak ist SPOR Futbolhakemlerinin ' maeburi idmanları Bu idmanlar bizdeki hakem derdini tamamen ortadan kaldıracaktır İstanbul ie maçlarını Sdnre ede. cek ölan hakemlerimizin de limana ihtiyaçları olduğunu defastia yaz, miş ve ecnebi hakemlerin bir fut- bolcü gibi hazırlık yapmakta olduk. İlanını resim meşrederek isbala çalış. muştk, Futbol ajanlığı eldden göze butmak ita olan bu noksanlığı kökünden tal, letmek maksadie, maçlara başlama, dan evvel hakemleri toplu olarak id- man yapmağa mecbur etmektedir. üyüikadada bir gazinoda o - turuyordum... Masa masa dolaşan garsona türkçeden gayri hi- sanlarla bir şeyler söylüyorlar. Ga son uzaklaşıyor ve biraz sonra bu ıwasalara İçki veya yiyecek getiri » yordu. Garson benim oturduğum masa- ya da geldi. Türkçe olarak: — Bir dondurma ge! Dedim. Uzaklaştı. dondurmamı getirmişti. Hayret ettim, türkçe söylediğim halde naml oldu da anlamış, don- durmayı getirmişti). * Bir tanıdığımın evine tim. Tanıdığımın yirmi kızı beni karşıladı. Süslü idi, boyalı idi. Salonda olurduk. Tuvaletten, İmodadan, tenisten, denizden, sine- ma yıldızlarından bahsetti, Bir ara- İli senedenberi şöyle böyle i4 .İlik dışarı çıkım Tel salon, man yapmakla olan hakemlerimizin| geldiği zaman elinde tepsi içinde muntazam bir apar va 2 vardı, mediklerinden iyi ıyan çalış - “ : a yarışoida kalıp duruyordu. — Size kahve pişirdim, dedi. Haftanın iki günü, birer mat an. trenman yapmakla büyük bir fayda görmiyen hâkemlerimizin bu mevsim zarfında da birer, birer kaybolmaları düşüncesiledir ki futbol ajanığı bu çalışmaları devam ettirebilmek mak. aadile iyi ve ciddi tedbirler almağa lüzum görmüştür. Ciddi mazeretleri olmadıkça, an - İtzenmena gelmiyenlere bekemlik ve. tilmiyeceği karannın tatbik: belli başlı bir tedbir olarak gözününde tu. tulacak olursa, makandın bu surelle tamamen halledilmiş olacağını em. niyetle bakabiliriz. den pek ufak Büyük, küçük bütün maçları idare) bir parça Neryg edecek hakemlerimize yeni mevsim dotayısile girdiden muvaffakiyet dı.) | »E)£ FEYZ yi GÖNÜLİ .Pirandello'd tashüdlü bir demet kil Biraz sonra Radyom ma: deninin ne de - rece kıymetli ok duğu malümdur. Kanser tedavi - sine kullanı - İnn bir maden * ktaki bir hastanede |! .i. Ömer Besim Bugün yapacak bis klet mrk vamet yarışı 30 Ağustos Zafer bayramı münase. tetile Bisiklet Federasyonu tarafın. dan 75 kilomeirelik bir mukavemet yarışı tertib edilmiştir. İ Ankara, İstanbul, Eekişenir, Ba - hikesir, Urfa, Bursa, Kocaeli, Kirk - lareli bisikletçileri arasındaki bu ya.! rış Worya yolu üzerinde başlıyacak ve gene Floryada bitecektir. Şehir.erarası at etizm bayramı Aletim Federasyonunun memle . ket dahilinde tertib ettiği mın'akalar aras atletizm müsabakası bugün İSzasta yapılacaktır. ; | İstanbuldan giden 16 atletin işti - raklle yapılacak milebakaların i - kincisi de Malatyada olacaktır. Galatasarayın toplantısı Galatasaray #dor Kübünden; Gala, tasüray spor klübü umumi heyeli 6 Eyl! 1940 tarihine rastlıyan Cuma 20 da senelik adi top Anadoludan mektub aldım. İşinden iki kâğıd çıktı. Birinci demeti edenler eski harflerle yarılıdır. ik ci demette ise yeni yazı kulla ci demeti yazan evli b ikincisi ise karımndan geli - k Bir noktaya, mühim bir noktaya işaret edeyim: Erkek mektubunda, ehemmiyetle kaydedilen bir satır dan anlıyorum ki, erkek mektubu nu karısına okutmuş, buna mukabil karısının yazdığı mektuba bakma - mıştır. Bu noktayı kadının mektu- bondan da anlıyorum, kocasının mektubunu © okuduğu muhekkek, İtenkid ediyor, itirazlardu bulunu - yor, yalnız.. kendi mektubunu koca- | sterip göstermediği noktas- ni meçhul bırakma, Anlattıkları hâdise aralarımda çıkan ve devam ede gelen bir seri slâfların o tarihçesidir. Fakat bu slâilan size anlatmıya hakkım ca olunur, İyok, gazeteye geçmesini eğ | Fenerbahçenin fevkalâde ilantısı |lerini sarih sürette o keydetmişler.. rt e mübü li fakat ogeçimsizlik» kelim bütün dan: Klübümüz fevkallde içtima: 8İbir Yomanın muhteviyatın İfade İEyiti 1040 tarihine amüsadif Pazsr)eder, onun hududları içinde her şeyi günü #aat 10 da klüp merkezinde ya-|tahayyül edebili: . pilacağından umumi heyete iştirak! (OHan; baklı, hangisi haksız? İedesek azanın teşrifleri rica "umur. Pirandello'nun, o meş- oksa elinden | duklarını öğrendiği | tellâl Hamdi kasını | Efendi ile yorgancı Salih Ağaya el altından haber salmış, rüşvet İsle- Mİ Sin imama söyledikleri zaman, o yana yakıla; yemin etti: 7 “Vallah, billah, tallah param a ?“ İonamayörlardı.. — Bahçeye gördüğün “çömleği kar, hecal — Hangi gömlek? Ne söylüyor. imamın nesi var ne almıştı, Kiracılar; imamın bosadığını herkesten evvel haber al. ganimet bilstek, göya İgcemişti. Deliyi hâlâ kandısımak ii ân: olmuyordu. — İdris. ba! Bosamrmacak mwsın ocn karıyı? Sana para veririz, ya- hat sunuz? On liram vardı, topa topu | | Dendi mi, o alık alık reyon) onu da & besmelesiz, hanım evlâdi- İelinden düymiyen kınnan parçasını! o, verdik. İ evire çevir, cevab yerivard | er Biz “Ki Nİ —— Nirin bonmemen'ım? mami erin temizlenmesi senin vereceğin o Catlasn, patlasın koca gö- Ma — Arayıp bülayım bari, — Ara, bul, hocam! in eli O eri. İnieziik| etmis, delinin İmama kini oldugu! İve bu inadı onun için etiği elauk| | Zavallıcık, paçaları sıvadı. Ma - mast. İhalleliye görünmemek için, sabahı - Ebülhavır efendi ile temasını ye-|leyin namaz vaktinden <vvel evden güne muhafaza eden yorganrı Salih | çıktı; üzüldü. Üsküdarda, İna A yada beraber ikleri Ferhad Paşa adınla vardı; ona gidi- miş, hocayı zazı ettiği halde, İdris İbir türlü müslehaya Dümer 2 — Yüzünü anlar o görsün, | Yordu. Bile izi z Bu Ferhad Paşa — Ne yaptı sana? anma, bazı devlet rical — Hiç! Boynu altında kalem! İhklâ biraz nüfuz muhafaza ediy Garibi bu ki, hocm da, delivi nr-| Bilhassa meşihat müsteşarı ile ah den gücend in bizzat farkında | bablığı çok ileride idi Ebülhayir değildi. Elendi. Şeyislâm kapısına taallâk Mahmud Paşa hâkimi, Abdül -/eder bir iki müteksiddi üzerinde i -N HAYRET ETTİM | Hayret ettim. Meğer kahve pi irmesini de biliyormuş. | Otobüse binmiştim. o Ko mütemadiyen söyleniyordu —- Babalarının uşakları gibi bekletirler. Şu moruğu alsak mı? Şaşkalozu alalım. Yanıma gelmişti — Lütfen bilet, dedi. Hayret ettim, Meğer lötfen, meyi de biliyormuş. * Vapurun salonunda buluşm siyasetten bahsediyorlardı. Her bi bir başka şey söylüyor, biri sin söylediğini beğenmiyor, iİfikrini ortaya atıyordu. Hiç konuşmıyanna döndülert — Ya siz ne dersiniz? Cevab verdi: — Siyasetten anlamam. Hayret ettim, meğer €siyi te anlamamı diyen de oluyormuş. Ti İamal İl elisi | L Bunları biliyor mu idiniz ? Domuzun karnındaki radyom kaybolur, Kaybolan radyom p sını elde etmek için bir hlet lar ve bu aletin erdiği yürümek suretile, hastane b deki domuz ahırına giderler. ne ornda da ölet vasnasile maya devam ederler. Radyormu domuz yavrusunun yutmuş oldi anlaşılır. KEŞ on SŞLER an bir sahne !hur İtalyan edibinin tiyatro piy. İle Christie ismindeki harririnin romanlı Pizandello ayni v si 'e » İi£ bakımlarından göri İni tasvir eder. İngiliz zomancısı bir zabıta vak'asını bütün teferri tile anlattıktan sonra hakikati İlemeden evvel, okuyucularının hin yorarak bulmalarını ister , Okuyucum ve karsı beni n mı etmek niyetindedi İ Mümkün, Fakat böyle olsa da lattıkları w hayatınm ifadesi değil midir? Ben haklıyım kendi bakımı! siz de öylesiniz, kendi zaviyi den, üçüncü şahıs hakikati nasıl rik edecek? Güçtür. İki trahı lemek bazar yetişmez, muhitte gamış olmıya da lüzum o görül çünkü bahis mevzuu olan tek hi se değil, güplük hayatın o muhtel tecellileridir. Bununla | beraber hi vak'ada nihayet esasa, temele d mek icab eder ve her grçii başında bir temel çürüklüğü görü ; Yür, İşte bugün beni meşgul ed meselede olduğu gibi. iki ta haklı, yahud iki taraf ta ayni d cede haksızdır, çünkü temel tür, öz değildi — faka kendi is sarkı dilemek sntadisdi KÜ 4. Karaya ayak bastığı zaman bk henüz ağarmış, cemaat namazından henüz çıkıyordu. kınlıkla, kayık parasını vermeyi &i daha unutacak gibi olan zavallı & damcağız İnadiye semtine o döğr adeta uçuyorcasına yürüdü. Ferhad Paşa hazretleri, sece sinin üzerinden henüz kalkmıs, hik elma kürkü sırtında, pencere nünde keyif çatıyordu. O hayır efendinin & ördü, Kölelik 2 " esi ve kaba Jisanile: — Ulan imam! Feneri İ söndürdün? Karga b..nu yemed İnereden geliyorsun? diye seslendi Ebülhayır efendi yerden bir te sepns çaktı ve sokaktan cevab di: — Aman, velinimetim! Ocağını öüşmiye geldim, Bana sen bugü canımı bağışlıyacaksın. Canm çıksın, köpoğlu köpekli e gel de beni biraz eğlen İki, üç dakika geçmeden, düşen kıranta uşağın berab İ paşanın huzuruna dahil olan im İ hemen yerlere kapandı, öm ye davrandı. Ağasına: «Tez, höei

Bu sayıdan diğer sayfalar: