2 Mayıs 1941 Tarihli Son Posta Gazetesi Sayfa 6

2 Mayıs 1941 tarihli Son Posta Gazetesi Sayfa 6
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

Wi 6 Sayfa SON POSTA Mayıs 2 Memleket Elfaberleri Adanada (Adanada “Anadolunun ana Türkiye futbol birinci-'e liklerine Pazar günü başlandı Adana (Hamasi) — Futbol grep Bu çok kıymetli eser Ank eser birincilikleri için Adanada toplsnan Hatay, Elâziğ, Antalya, İsparta, Ga gameb, Diyarbakır ve Seyhan te- kımları pazar günü Atatürk amima iörenle çelenk koyduktan ve bir ge gid resmi yaptıktan sonra stadyom. da toplanmış ve tesbit edilen prog” zama göre ilk karşilaşma İeparta ile Antalya arasında olmuş ve bu rra- çı bir sifir İsparta kazanmıştır. İkin- ci maç Elâzığla G, Anteb arasında yapılmış ve iki bir Eliziğ kazanmış. ür. Müsabakalar Ankaradan şel- mize gelmiş olan beden terbiyesi ge nel direktörlüğü zat işleri mü Seymerin nezaretinde b zamla cereyan etmişti de Adana - Mersin ve Dün Diyarbakır Kayseri bölge şampiyonları karş'laş miş. Adana Mersine 3-1, Kayseri 4-0 gelib gelmiştir. hafta devam edecektir. | Adana (Hususi) — Enternasyo. nal vaziyet, cenub Anadolu toprak larındaki tarih eserleri araştırma fa- liyetinin devamına mâni olmuş, fa- kat mütehassıslar bu bölgelerde bir müddet evvel buldukları Âsarı tet kike koyulmuşlardır. Mahdud bir kadro ile çalışan hafriyat heyetleri şimdi geniş bir etüd firsatı bulmuş oldular. Nitekim bu tetkikler ilk se. metesini Kargamış'da verdi; «Ana idolunun ii rildı. Şimdiye kadar lâzlettayin bü. yük bir kabartma sanılan bu taşın «Magna Mater» olduğu tahakkuk etmiş ve bu güzel eser birkaç hafta evvel Kargamıştan Ankara m ne nakledilmiş bulunuyor. Magna - Mater veyahud Ku hakkında şimdiye kadar nazarı dık k i celbedecek bir şey yazılmamış- Fakat birkaç gün evvel Ankara Da Tarih Fakültesi profesörlerin - den Dr. George Rahde bunun hak. kında yazdığı bir eseri ortaya koy- muştur, Bu geniş rapordan anlaşıl- dığına göre, Anadoluda yer yer mâ bedleri bulunan bu ana ilâhe Kültü- Magna Mater . Yunan ve Romaya intil Bu kültün erki ürklerinden baş- Nemi gölü ve Aventin Diyanası. Efsos, Massitin Artemisi, Eriks dağı Venüisü, Pessinus'un Mater'i K ma ye Bellona - Mâ (sar) bi Tokatta Çocuk Esirgeme Kurumu binası tamamlandı Tokat (Hasusi) — Çocuk Esir. geme Kurumu tarafından, Cümhu- ziyet alanının mutena bir yerinde İns ettirilmekte olduğunu evvelce bildirdiğim bina ikmal edilmiş, açi- işa bir törenle tes'id olunmuştur. Mekteblilerle, büyük bir halk kütlenin rak ettiği bu küşad ves minde izzettin Çağpar, bir hi- tabede bulunmuş, müteakiben Ço- cuk Esirgeme Kurumu Başkanı Ati ye Çağpar kordelây: kesmiştir. Tarzı inşası bakımından fevkelâ. de beğenilen bu bina Ziraat Banka. sina kiralanmiştır. Bundan başka Esirgeme Kurumu, medem bir ç0- cuk bahçesile, kendisi için bir bina)|* daha yaptıracaktır. Bu inşaatın te melatma (o merasimleri bugünlerde *k Bigadiçte evvelce | açıldığın bildirdiğim nakiş yurdu — devresini ikmal etmiş bu münasebetle C. H. P. «i binasında bir sergi açılarak nç kızların eserleri teşhir edilmiş tir, Sergi kadın erkek birçok ziya- retçi tarafından gezilmiş ve takdirle karşılanmıştır. şekillerinin rai ayni ilâhe irkaç gündür yağan | ki gösteriyor, Ve işte Magna- am e e hisar GM ie Bâ dağlara kar düşmüştür. Dün gece|si? min ti kendisidir. hava açılınca kışın görülmiyen bir kırağı teşekkül etmiş, bütün bağlar ve meyvalar tamamen lee olmuştur. #Sindirgi maliye varidat memu- a ru Mehmed Şatır Dursunbey kazası| * na onun yerine Balikesir (o varidat| | müdürlüğü memurlarından Hüseyin naklen tayin edilmişlerdir. # Afyon Halkevi temsil subesi | son hafta içinde (İstiklâl) piyesini| uymamız ve gençler saerin temsilinde muvaffak ol * Kandıra see nhüsebe me. murluğuna tayin edilen Bektaş gele- rek vazifesine başlamıştır. Kandıra- nin Akçaova nahiyesi müdürü Atıf Teolonay Kandıraya gelerek nahiye! işleri hakkında aliks'arinrla temas” larda bulunmuştur. * İzmit orta okulu, resim öğret. menleri Halkevi salonunda yazı ve gide talebelerin birçok güzel ve mu- vaflak eserleri alâka ile seyredil - Yazan: Valentin Williams sini tasdik eden bir şahid de bul- du: Oda hizmetçim Christine o - nun evine yakın bir yerde oturur Amerikalı sebatla cevab verâi: — Hayır, olamaz, dedi. Eğer böyle olsaydı, muhakkak bana bahsederdi. ve kendisinin eve girdiğini gör - — Niçin Berge yalan söyledi? |müştür. — Beni korumak için, Bunu bi-! o Delikanlının bakışı öyle samimi Jiyorsunuz. bir serzenişle dolu idi ki, Flora te- reddüd eder göründü, sonra tatlı bir sesle: — Bütün bunlar hakkında hiç bir şey bilmediğinizi bana teyid ederseniz size inanacağımı temin — Evet, sizi korumak için, fa- kat ayni zamanda kendisini de korumak için. Ve bunun için de zavallı Jamlesonu ithama kalkıştı. Stpehen hiddetle bağırdı: — Bunlar boş lâkırdı!. dedi. Philin Jamiesonla hiç bir alış Me verişi yoktur. Fakat, onu itham Delikanlı müstehzi bir tavırla: edecek bir takım deliller topla -| — Mersi. Diye cevab verdi. Taşma kızı Genç kiz hemen sözlerine de — Jamieson masumdur, dedi.) vam etti: Gece yarısı evine döndü. Kendi-i — Fakat şimdi, vikont ile âra - İlâhesi» meydana çıka ' ilâhesi,, meydana çıkarıldı Ankaraya nakledildi, Baraklar hakkında tarihi bir eserde bulundu Cenub hafriyatında bulman eski eserlerden k'- Uzumca Burç harabelerinden Kargamışın bulunduğu Barak ad li nahiye merkezinde o «Baraklar» hakkında tarihi bir kitab elde edil - miş Türkiye ve Suriyede yüzlerce köy halkini teşkil eden «Barak» Türkleri hakkında etüdler yapıla rak bu eski kitab istinsah edilmi tir, Bu kitab, Karaoğlan, Dadal oğlu, Dedem oğlu gibi mehur halk şair- lerinin destanlarile doludur, 23 Nisan Milli Hâkimiyet ve Çocuk Bayramı bisün yurdda olduğu gibi Ceyhan ve Sivasta da tezahüratla kutlulanmıştır. Yukarıda resimler bu iki şehrimizdi nızda bir anlaşmazlık olduğunu izmirde bir kadın aşıkını nasıl öldürdü? Katil Bir erkekten daha çevik bir şekilde hareket etmiş İzmir (Hususi) — Çorakkapıda Rana sokağında evelki gün bir cina- yet olduğunu, 35 yaşında Pakize Ye şilsu isminde bir kadınin, bıçakla dostu Hasan oğlu 33 yaşında Aliyi öldürdüğünü kısaca bildirmiştim. Cinayette Pakizenin üvey karde. gi Ali oğlu Mehmed Yeşilsu da alâ- kadar olduğu için tevkif olunmuş - tur, Adliye ve polis tahkikatına göre Ali ve Pakize yı anberi birli te yaşamaktadırlar, Ali metresin - den memnundur. Fakat Ozemanla metrea ve dowu arasında bazı ge - gimsizlikler © olmağa başlamış, bil- hassa Alinin fazla sarhoş bulunduğu İsirada Pakizeye karşı ağıza alınmı- yacak derecede ağır sözler sarfet - nesi, küfürler savurması son zaman da iyice aralarının açılmasına sebeb olmuş ve Pakize, Alı ile birlikte ©. turdukları Rana sokağında iki odal: evden kaçarak Güzelyalıda oturan annesinin evine gitmiştir, Fakat Ali, metresini rahat (o bırakmamış, gece yanma aldığı iki arkadaşile Pakize- Bin annesinin evine gitmiş, içeri gir miş ve: — Pakize, her halde benimle e- ve gelecek. Demiştir. Aynı evde Pakizenin üvey kardeşi Mehmed Yeşilm da bu lunmakata ve rakı içmektedir. Ali, Mehmedi de ikna etmiş ve hep bir. likte Rana sokağındaki eve dön - meğe karar vermişlerdir. Ali, diğer iki arkadaşını savdık- tan sonra Pakize ve Mehmedle tram vay caddesine çıkmış, bir buçuk hi- taya kiraladığı taksi © otomobiliyle Çorakkapıya geliniz, yolda bir ka; saptan bir kilo et ve büyük bir şişe rakı almış, sonra eve girmişlerdir. Pakize, etten şiş kebabı yapmiş ve Ali ile Mehmed rakı içmiye, şakrı söylemiye başlamışlardır. Şarkı arasında Ali, Pakizeye tek| rar küfretmiye başlamış: amma evvelâ sana yüzünü hayatı - nin sonuna kadar kızartacak bir iş yapacağım. Demiş, kadın vurmak için elini kaldirmiştır. Mehmed, hemşiresine vurmasina mâni olmuş, o vakit Pakize, iki ay. (Arkası sayfa 8 sütun 2 de) ( fe elde 23 Nisan bayramı | coşkun eki bayramdan intıbalardır. Aim zaman size bunu vâdetmiş - inkâr edemezsiniz, dedi. Ayni za-|tim, manda Mösyö Vörity de size say- Kı duymaktadır. Siz de onun $e - fisiniz değil mi? Sizin bu münaka- şanız üzerine Fransızdan intikam almak istemediğine nasil inanmı- yorsunuz? Delikanlının çok canlı olan yü- zü çiddileşti: — Çünkü 9 dostumdur ve ben onuh bir sinek Dile öldüremiye - ceğini pek iyi bilirim.. Sustu, soğuk bir bakışla kıza baktı ve ilâve etti: — Ve benim dostlarıma itima- dım vardır. Floranın mavi gözlerinde he - men bir nedamet ifadesi belirdi, fakat Garrison silâhları hemen bi- rakmadı ve devam etti; — Siz ve ben, münakaşa etme- den başkasının ona diyeceği şey- ler üzerinde anlaşmış bulunuyo - ruz. Dedi. Genç kız alçak sesle cevab ver- — Size itimad ettiğimi hissetti — Şimdi artık itimad etmiyor musunuz? Genç kız elile kapıyı işaret etti ve: — Siz kendisine babamın müç- rim olduğunu söylemedikten son- ra, nasıl oluyor da bu kız bana 0- lur olmaz şeyler söylüyor? Sonra ümidsizlikle ilâve etti: — Aranızdan hiç kimseye ras - gelmek istemiyorum. Amerikalı sükünetle: — Bu sözü söylüyorsunuz, fa - kat iğ değil bu. — Değ oral Doğru! — Hayır, öyle olsaydi ben de öyle düşünecektim. değil mi? Genç kız teessüfle: — Niçin? Diye sordü. — Çünkü sizi dağda görmüş ol- duğum 'ilk andan itibaren dost 0- lacağımızı anlamıştım. Siz, bura- da rastlamış olduğunuz bütün in - sanlardan bambaşkasınız. Bu sözleri söylerken, Garrison, — Senin ölümün benden olacak, (Baştarafı 2 nci sayfada) sonrndan (eserlerinde, hususile Nabab nam büyük romanında hal- kın ıttıla' hazarlarına sermiştir. Bir aralık hastalandı, Parisi terkederek Cezayira, daha sonra Korsikaya Aeçti, Ve silayab olarak Parise avdet edince yeniden biri- birinden parlak, ve her zaman baş ka zeminlerde, mevzularda roman yazmakta devam etti Asil roman nev'inde eşsiz bir muharri rolan Daudet'yi © eser. ilerinde tetkikten evvel, uzun bir zaman tevakkuf etmediği ş'ir sa « hasında seri bir nazarla görmüş olmak için manzumelerden birkaç küçük parçayı nakledelim: ERİKLER Eğer bilmek Isterseniz vasıl, hribi rimizi erikler için sevdik, Size yavaşça söyliyeyim. İEğer bilmek isterseniz nağıl, Aşk uyurken gelir, Esmerlere ve sarışınlara, Birkaç kelime ile işte nasil, anla- tayım, Biribirimizi erikler için sevdik. * Amcömin bir büyük meyva bah. çesi vardı, Benim de bir amca kızım vardı, Anlıyamadan sevişiyorduk, Amcamın bir büyük meyva bah. çesi vardı, Kuşlar oraya gelip yerlerdi, miş olurdu. Amcamın bir büyük meyva bah- çesi vardı, Benim de bir amca kızım yardı. * Bir sabah seyran yavıyorduk, Meyva bahçesinde Marlette.le be- raber: İkimiz de hoş, ik'miz de taze, iki- miz de şirin, Evet, bir sabah geziyorduk, Ağustos ve cırlak böcekleri, Bize terennümlerini yolluyorlardı, Bir sabah seyran wantyorduk, “| Marlette-le meyva bahçesinde, * Her tarafta, şurada, burada. Kuşlar dallarda ötüyorlardı, Iskenderun Halkevi faaliyeti yın en faal halkevlerinden birisi de İskenderun oHalkevidir. 938 Sonkânununda faaliyete göçen Halkevimiz, ilhaka kadar siyasi ve sosyal alanda iş görmüş ve mütea- kiben bütün şubelerini seferber 6- derek her sahada muhite faydalı olmuştur, Sporda Hatay birinbili- ğini alan İskenderun Halkevi oku- yup yazma, ecnebi lisanlar, hasta- bakıcı ve dikiş kursları, mütead- did ve muhtelif sergiler, yoksul çocuklar için bir yurd, kilabsaray ve okuma odası açmış, spor teşek- küllerini çatısı altında (toplamış, deniz sporlarına önem vermiş, tem sil ve konferansları devam ettir- miş, köy gezilerinden azami ran- dıman almağa gayret etmiştir. Neşriyata lâyık olduğu ehem - miyeti atfeden evimiz «İskende - Tun. mecmuasının neşri hazırlık - larını tamamlamış, müzik kolunun iaaliyetini artırmış ve milli bay - ramları ve günleri en parlak şe - kilde kutlamıştır. İnşaatı hitama eren Halkevi binası, bütün Hata- yın en güzel ve modem mebani - sinden birisidir. Bu bina, yeni faaliyet hamlelerini kolaylaştıra - cak mahiyet ve ehemmiyette mü - kemmel bir eserdir. ifade ettiği bu hislerin pek bayağı geyler olduğunu düşündü, Fakat doğru idi bunlar. Genç kızı üç gündenberi tanı - yordu, ona bu 155iz adâda rastlaş - tığı zaman bütün hayatınca bekle- miş olduğu dakikanın geldiğine inanmıştı. Bir müddet sonra ay - rılacaklar ve birbirlerini hiç gör- miyeceklerdi. Niçin bu vahşi ve haşarı genç kızın bundan böyle kendi saadeti için lüzumlu oldu - ğuna inanınıştı? Niçin genç ki zın kendisini düşünmediğini ha - tınna getirdiği zamen titriyordu? Genç kızın, avuçları içinde 0- lan küçük ellerini sıktı ve kisik bir sesle mırıldandı: — Oh! Flora, birbirimizden ay- rılmıyalım. Kızın, tutmakta olduğu parmak Yarı buz gibi idi. Onları kendine doğru çekti ve hiç bir mukavemet görmedi. Kızın gözleri ıslaktı ve şefkatle 'parlıyorlardı. Swak sesile: - Oh! Stevet Diye mıfıldandı. | Küçük > başlığının Bahar onler yiyeceklerini pişir - İskenderun (Hususi) — Hata - Büyük Fransız ve İngiliz edibleri Türlü türlü perdelerde, Her tarafta, şurada, burada, Çayırlıklar en süslü elbiselerile, Beyaz çiçeklerle donanmıştı, Her tarajta, şurada, burada. Kuşlar dallarda ötüyorlardı, * Küçük başlığının altinda terrü taze, İnsanı teshir edecek bir güzellikte, Fakat hoppa değil, amcı kızım, Oradan oraya koşuşuyordu. Sıçrayor, gidiyor, geliyordu, altında, terrü taze. * Meyva bahçes'nin sonuna gelince, Amca kızım eriklere dikiz etti, Ve obur kız, onlardan yemek is - tedi. Ağaç yüksek değildi, sahmet çek. meden, Onlardan birkaçını düşürdü * Bir tane aldı tstrdi, Ve bana uzatarak: Al! dedi Yüreğim ne kadar çarpıyordu Onun küçük dişleri, Eriğin kenarında oyalar yapmıştı. Bir tane aldı, ısırdı, Ve bana uzatarak. A!' dedi. * Hepsi bundan ibaret oldı, Fakat bu kifayet etti. Bu tek erik birçok şeyler söylemiş oluyordu. Bugün. bildiklerimi o zaman da bilseydim, Ben de, ısırdım, ve tahmin eder - iniz, Onun pembe dudaklarının izle « rinden, Hepsi bundan ibaret oldu, fokat bu kâfindi, Bu tek enk birçok şeyler söylemiş oluyordu. KADINLARA: Evet, hanımlar, iste nasıl, Biribirimizi erikler için sevdik. Bunu başka türlü anlamayınız, Eğer aranızda bunu başka, Türlü anlıyanlar olursa, Ne yapanm? İste biz, Birbirimizi erikler icin sevdik... H.Z. Uşaklıgil JReyhaniye Ha'kevi faaliyeti Reyhaniye (Hususi) — İşgal senelerinde gayret ve faaliyetini siyasi cephede teksif (o eyliyen Halkevimiz ilhakı müteakib asıl maksadına dönmüş ve yurddaşla - ra faydalı olmak yolunda müm - kün olanı yapmaktan hiç bir an fariğ kalmamıştır. Reyhaniyede buğün müşahede olunan genel kal kınmada bu kültür müessesesinin büytik rolü olduğunda şüphe yok- tur. Vâkıa, bu müessesenin henüz bütün kolları faaliyete geçmiş ve faaliyette bulunanlar da pek üstün muvaffakiyetlere varmış değildir. Fakat, bugüne kadar elde olunan netice ve semereler mevcud im - kânlarla kabili mukayese değildir. Onun içindir ki, bu bilânçonun is- tikbalin parlaklığı hakkında bir Raranti telâkki edilmesi yerinde ve isabetlidir. Reyhaniyeliler kültürel bakim- dan uyanık ve ileri zihniyetli va- tandaşlarımızdır. Bu meziyet, her tarih devrinde olduğu gibi son Ha tay mücadelesi o esnasında da en parlak şekilde tecelli etmiştir. Bu ifibarla, .Reyhaniye oHalkevinin gittikçe artan ve genişliyen mik- yasta başarılara varacağını kabul etmemek için hiç bir sebeb mev - cud değildir. Fakat bir gürültü işitildi. Kız hemen, şöminenin üzerine koymuş olduğu cüzdanı kaptı ve arkasına sakladı. Kapı açıldı. Şato sahibinin sa - kin sesi: — Girebilir miyim, Garrison? XXXI Arkadaşları gittikten sonra bir çeyrek saat Vörity, bilârdo salo - nunda yalnız kaldı, piposunu içti. Sonra, Mausard'ın, camlı kapıdan kendisine baktığını gördü. Binbaşı odaya girdi ve masanın üzerindeki viski şişesini göstererek: — Soğuk bir içki içer misiniz? Dedi Philippe böyle gündüz vaktinde alkollü içki içmek itiyadında de - gili. Böyle olmakla beraber kü - çimsetmemek için kabul etti. Mausard, iki büyük kadehe vis- ki koydu. birini Amerfkalıya u - zattı, Sonra kendi kadehini; — Yaptığınız istintak şerefinel Diye kaldırdı.

Bu sayıdan diğer sayfalar: