7 Eylül 1937 Tarihli Son Telgraf Gazetesi Sayfa 6

7 Eylül 1937 tarihli Son Telgraf Gazetesi Sayfa 6
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

€- SONTELGRAF — 7 Eylüi 1937 Tefrika No:67 Bill yYazan : M. Süleyman'Ça H 'ESRKRENGIZ & İSTANBUL -- — ——— — ——— Tercüme ve iktibas bakkı mahfuzdur Canı denize girmek isterse.. Deniz hamnmında değil, kumlukta bile ıoyunacık yer bulamazdı. Sx ih, Selânikten İzmire sürüldük- sonra, orada da, tıpkı Selânik - yaptığı gibi, otliyo sütlüye karış- madan, kendi halinde, kendi, yağile kavrulan sakin, münzevi bir ömür sürmiye başladı Öğle güneşi ün ağırlığile çö - kerken, göz kapaklarına ağır bir uy kuü çöker, fakat, şehrin ona yatağı madan terkettirdi, Bunun için, günlerini ki bilhassa kordondaki gazinol kardeş Bazı ında, üç lerde, dar cad- in önünden ;;ı—;ı—rok mir mahallelerini do- rini bu suretle öldürür- Onun en çok sevdiği Bürnovada, Karşıyakada, büyük kordonda otu- denizi seyretmekti. Küçük san- klar kârşı 8: 'I He leri pernbe, k renklerle boyanan ufka dalar, dfnn bir büzün içinde İstanbulu düşünür- dü, Canı denize girmek istediği zaman, deniz kenarına iner, değil âeniz ha- mâamında, kumlukta bile nacak yer bulamazdı. Deniz sahilini denize yirciler tatafından kap- kapatılmış bulurdu. 1, muhakkak — (üç kat in gazinosunda otururdu. U gezintiden sonra, daha gazi- madan bir arı kovanı gü- tüsüne benziyen, kalın, yırtık, tiz, öksürüklü, falsolu, aksırıklı, ne acaip âhenkli bir gürültü kulakla - tında sonsüz akisler uyandırdı. Boş bir masa bulmak için etrafa bakınır, garsonlara seslenir, gar - sonlar masadan masaya koşarken se- sini bile duymaz, hattâ oraya geldi- | Binin bile farkında olmazlardı yet karşısında, Salih da - ta durur, garsonlar, kendisinden sonra gelenlere hizmet , masa bulduğu halde, u garsonun biri görür; yanına r, O da hemen sorardı: — Yahu bu ne kalabalık?. yok mu? Yer Garson dert dit Böyle kalabalık olmaz olsun.. erinden gelmemeleri daha ha- radakileri görüyorsunuz r, içtikleri iki . Evvelâ, çocuk - elir, otururlar, bek- a doğrusu yer kaparlar. y 1, asıl para alacağımız Müşlerileri de kaçırıyorlar!, gürültüsü, | İı'ı':':lı n | insana bakarlâr, gülerler, konuşur- lar, kahkahaları, gecenin sessizli içinde berrak bir şellâle gibi süzü İlür, bükülür, gözleri ve gönülleri bü- yülerdi. Bunlar ekseriyetle tenha yollarda dolaşma; ederdi İbu yosmalar... Yanlarında da, de- likanlılara rastlanırdı. Onların ilti- 5z süzüşleri ni - hep deniz İç, rda, | gazinosunda | atin şüiri kini eme eme İ: bulu düşi alihin kim olduğu Jizmirliler çoktan öğrenmiş kat, Selânikte olduğu gi ide onun sakinl halinde dayı hakkında, İzn he uyandırmış, pa İliği, bütün bu şüpheleri uyandıracı bir âmil olmuştu. rde de şüp- lığı, çelimsi | Hattâ, İzmir kabadayıları, onun ha- k ki Salih olduğundan bile şüpheye İdüşmüşlereğ. Onu s: Im iyorlardı. İstanbulda, isminin et- İrafında kabadayılıktan büyük bir İşöhret hâlesi ören bir adamın, her İhalde böyle pısırık, çelimsiz birisi ahte bir Salih far- Yarın Sinemalar  çılı yor ( S inci sayfadan devam ) Bi Bir de <«Asi Genera Jemri. isimli film var ki, o 'da Gari Kuper'in eseridir. leri var T1Eylül SAKARYA | | Kapılarım açıyor inem gi rden İti |yeni programını g w:XGTlı' Hü mT ğ İran tan Lorel'nin film « | Murat reis düşman gemisine üç laşmıştı. gemisile borda |elsi rpti. İz: çarptı. İza M ya» ya ir aklar, bcr( Dvnıı ile çevir- ger Rögers'in «Vals dalg Şövalye'nin *Sevimli şarkılı fimleri, vaktile ynadığı bir eser olan <Taclı cana- ar> filminde bu sefer Harri Baur'u, çoktandır. görmediğimiz Konrad le bir şey yapa- mıyacaklarını anlayınca, onlar da kılıçlarına sarıldılar.. ve gökten bir |kara bulut halinde üzerlerine atılan Türk denizcilerile boğuşmıya başla- |dılar, İspanyollar Türklerle karşı k: âs göğüse harbetme irler, Türklerin palala » rından her zaman yılarlar ve ka - çarlardı. her zaman kaçtıkları | bu mu'hı< çarpışma devam ededur- inin arka kasaresinde de î,p.ıny)llaı'dın kırk kişilik bir kuv- imaması lâzımdı. Bunun için, sahte |Yayt'ın bir filmini «Sakarya» da gö- | vet kılıçlarını çekerek Rüstemin ge- Salihin foyasını meydana çıkaracak | bir plân hazırlamayı tasarlıyorlardı. İzmirin Türk kabadayıları, bu iş- İle meşgul olmayı kendileri için bir |küçüklük saydılar, onunla meşgul mak bile istemediler. Sahte kaba- dayılarla uğraşmak onlar için, aşağı İyukarı bir şerefsizlik demekti. (Devamı var) | NÖBETÇİ ECZANELER Bu muhtelif semtle- ide akşam whrı uobıl i İsr-_ıı bul cihetindekil Eminönünde (Salih Necati), Be - Küçükpazarda (H. ), Eyüpte (Mustafa Arif), Şeh- remininde (Nazım Sadık), Kara - gümrükte (Suat), Samatyada (Rıd- van), Şehzadebaşında (İbrahim Ha- Hil), Aksarayda (Etem Pertev), jnerde (Hüsamettin), Aleımdarda (Ab- dülkadir), Bakırköyde (İstepan). Beyoğlu cihetindekiler: İstiklâl caddesinde — (Dellasuda), (Galatada (Hüseyin Hüsnü), Taksim İstiklâl caddesinde (Limonciyan), Pangaltı Halâskârgazi - caddesinde (Nargileciyan), Kasımpaşada (Va « sıf), Hasköyde (Barbut), Beşiktaşta (Ali Riza), Sarıyerde (Asaf). Üsküdar, Kağıköy ve Adalardaki- ler: Üsküdarda (İttihat), Kadiık de eski İskele caddesinde (Satirya - dis), Yeldeğirmeninde (Üçler), Bü- yükadada (Şinasi Rıza), Heybelide (Halk). Nakleden: ta. hattâ, kapıcıya, gidip ertesi gün al- ması için, emanet dairesinden aldığı mumarayı bile vermişti. Fakat adam, gece yarısı odadan çıkıp — gitmişti, Gittiğini gören yoktu. Giderken ma- sanın üzerinde, bir zarf içinde, oda kirasını bırakmak nezaketini de gös- termişti, Polis komiseri, yabancının bıraktığı eşya numarasını almış, fa- kat bakar bakmaz, bunun eski ve | — Mösyö Senter doktor aramıya gittiği zaman, yaralı ile başbaşa kal- dınız değil mi? Enkarnasyon başını eğdi. İstintak hâkimi devam etti: — Bu arada ne oldu, bize söyler Mmisiniz? — Hay hay. Mösyö Senter'in söy- lediği veçhile karakola telefon et - tikten sonra yatak odasına dön - kullanılmış bir numara olduğunu an-|düm. Tam bu esnada, Gerniko, Mös- lamıştı. yö Senter'e karşıki ötele koşmasını Senter salondan çıkarken, içeri En- yalvarıyordu. karnasyon giriyordu. Genç kadının yüzü, boyalarına rağmen sapsarı idi. Mösyö Volger, söze başladı: — Karşıdan ateş eden adamı gör- idünüz mü? — Hayır. O zaman, ben müdahale İreceğiz. | “Sakarya'nın kuvvetli programının içinde, Mari Astor, Francis Farmer, |Viktor Francen, Rut Çatterton, Mir- yam Hopkins, Üget Düflo gibi yıl- dız ve artistlerin filmleri de vardır. Bu kadar güzel bir programdan do- ayı, «Sakarya» yı tebrik etmek lâ- zundır. 14 Eylül SUMER | Yeniliklerini ifşa edecek Bu sene sinema âlı nilik daha göreci eminde bir ye- bunu «Sü - |mer» de gör z. Sümer husust bir İtertibat ile, büyük filmlerin bazı Jerini renkli bir şekilde göste- ilecek, M eylül salı günü, tamamen ta- mir edilmiş ve boyanmış olan Sü - |mer, ilk mevsim programını vermiş Lolacak. Bu program «Ebedi senfoni, nli bir filmdir. Jaklin Fransel, Fernan Gravey ile böraber bu film- de görünecek. Gravey'in Amerikaya İgitmeden çevirmiş olduğu bu fil - minde, geçenlerde ölmi İyore isimli artist de oynamaktadır. Sümer'in bu sene göstereceği film- İler arasında Karol Lombard ile Vil. çevirdikleri «Lüks b bir İre yat» isimli başına bi ndir. Holivutta bu sene keşfedilen bir tartist olan Diyana Durbin de Sü - ettim. Mösyö Senter'e derhal gidip bir doktor aramasını söyledim. Ya- ralının baş ucuna geçip — oturdum. Gözleri yarı aralıktı, güçlükle ne - fes alıyordu. Ellerini göğsünün ü- zerine koymuştu. Üzerine doğru e- ğildim. Bana gayet hafif bir nefes- le Senter'in gidip gitmediğini sor - du. Ona <evet!» dedim ve doktor ge- lene kadar, yarasına muvakkat bir pansuman yapmama müsaade etme- sini rica ettim. Başını salladı. Bir şeyler mırıldanmıya başladı. Ne de- diğini anlayamıyordum. Bir an, bu- nu sayıklama zannettim. Kendine bi- İraz su içirmek istedim; fakat dişle- rini açmak mümkün olmadı. Enkarnasyon sözlerinin buyasına gelince, ayni sahneyi tekrar yaşıyor- muş gibi heyecanlandı ve şöyle de - vam etti: b — Bardağı masanın üzerine bı - raktığım zaman, Gerniko başını ha- fifçe bana çevirdi, yaklaşmamı söy- ledi. Yaklaştım, Zorla-işitilir bir ses- le, bana, gidip biraz içki getirmemi söyledi. Bu halinde içki içmenin bir çılgınlık olacağını söyledim. Lâkin * lm vardır ki, başlı |8 misine atlamış bulunuyordu. Her kanlı boğuşmalar oluyor, başlar, kol- İlar ve kanlı gövdeler yere ve denize |yuvarlandıkça, İspanyol - gemizinin pupasında bir halat yığınının üstün- den yükselen bir ses işitiliyordu: e— “Sepiz'ze ikişer aylık birden wezeceğim.. son gayretinizi göste - | Tiniz! Murat Rel: tişmeden şu ge- miyi batırıp gidelim..> i* Bu ses, İspanyol şövalyesi ve Wmmu- bize kendini arzedecek. Bu ön beş yağındaki goiç Köz, hakika- iki gemide de ayni zamanda | Don Fernando ispanyol denızcılerıne bağırı yordü' “Rüstemin kafasını koparana yüz Venedlk’ altını vereceğim /,, 4 Marat rels yolda afyon çekip sızan gemicileri sopalamağa baştamı $7 v ile yere devrili) sesi işili ları Türk Pala! du. Bu sırada Rüstemin de meşhur Türk düşmanı Don Fernan- donun sesiydi. Fernando, arkadan gelen gemide Murat Reisin bulunduğunu tahmin |di:  etmişti. Don Fernando'nun nereden | «— Haydi, aslanlar! öi :mn'î",' gelip nereye gittiği belli değildi. An- |öc almak fırsatı elimize dü: d'ylı cak tahmin edilebilirdi ki, şövalye İlalarınızı savurunuz!. Aranif' Fernando gemislne çok güveniyordu. ni diri olarak Cezayir sularında yalnızca yola çı- || n sebebi bundan & olamazdı. İspanyol korsanları bu gemiye: I» derlerdi. İspanya dağ- Bu parâ, -para için- leri pek de böş a «Sarı kartal» hakikaten rüzgürlarla yarış eder gibi kı du. Eğer Rüstem, dolambaçlı bir dü - ve me İkurtarmak, eski öclerini İtüe döğüşüyorlardı İ (Devamı ©d ten bir hârika ve bir yıldızdır. İyi Bir casus filmi olan «Matmazel Doktor» da Dita Parlo ile Piyer Blan- şar oynuyorlar. | Sümer'in super filmlerinden biri |Yoşivara filmidir. Burada, çocuk - | İken gördüğüm Japon artisti Sessü |Hayakava'yı yine göreceğiz. Lupe Velez «Çigan Melodi ile dans! mer'in sahnesinden gösterecek, Mo- | Şövalye de, vatani bir film olan | <Marseyyez, rünecek. Jan Müra ile Şarl Vanel «Troyka» İda, Alber Prejan «Paris geceletir.n de, Henri Garat «Aşk kanatları» nda | ve meşhur İnkijinof da yeni başla. dığı «General Rülg'in karısı» filmin- İde oymıyacaklar. | Sümer sineması bunlard Jalmanca ve ingilizce bir » ştir. Bunlar iş bir gayret jn üzerinde doğ- p bizzat içki, arıy. n razı oldum. Daha doğrusu ür gibi göründüm, Mösyö Se ter, biz salonda iken, kokteyl ha - zırlamıştı. Benimki ve beklediğimiz dördüncü arkadaşının, yani Müösyö Perlonunki içilmemiş bir halde ma- sanın üzerinde duruyordu. Bunu bi- liyordum. Yatak odasından geçtim, bu salona girdim. Genç kadın böyle söylerken, elile geçtiği yerleri de gösteriyardu: — O halinde, diye devam etti, Ger- niko'ya içki içirmek, onu, muhakkak surette öldürmek demekti. Bu iti - barla, içinde kokteyl olan kadehi bo- şalttım, belki aldatabilirim, farkına varmaz ümidile, yalnız soda doldur- |dum, döndüm, yatak odasıma doğ - ru yürüdüm. F: kapıya gelince dürdum. Yatak boştu. Çarşaflar ye- re sarkmıştı, htağı doğru koştum. | (Devamı var) aktı. razı öli Hiyordu. k kor sml.ı-uu n musikisi - ", konferans: ü Halkevi yal Yardım Şııb(-;x namına Saim Ahmet Ergün (İdrar jbrfzissıhhası) - 20 Nüuri Halllin kile Türk mi e gıd_. ği muh la dıır— ülk önce Rüste en, şimdi anu — Bugün, bu kan! tem -sağ - kendini ve gemi: kurtarabil Onu âlnından öpece ğim. Diyordu. Murat Reis biraz daha yaklaşmış er forsalar gizli gizli ıskara yap- |dram (Luize) 15 S mış olsalardı, Murat Reis de tam haberleri ve ertesi günün prııgr"' le Rüstemin yardinını s- |22.30 plâkla sololar, opera ve Of olacaktı. yi ir ııızrç.ıLrı -23 son. YARINKİ PROGRAM ik-| Öğle neşriyatı 12,30 piâkla Türk musikisi * |havadis - 135 muhtelif plâik ti « 14 son. Don Fernando'nun sesi tekrar seldi. «— Türk kaptanının kafasını ko- parana yüz altın vereceğim!e Rüstem kendini korumasını bi - ZAYİ Üniversite Fen Fakültesi B akülundan aldığım hüviyet VPf mı zayi ettim. Yenisini alacaği!f” eskisinin hükmü yoktur. ğ 201 Kadi Fernando'nun vasdları bu kanlı döğüşte müshet ve muvaffakiyetli bir netice temin edemiyordu. i eli İ Rüstemi arayan İspanyolların' baş: — ——— İstanbul Komutanlığı - İlânları — Ordu sıhhi ihtiyacı için satın alınacak alât ve malzemenin cinsİ mıktarları ile muhammen kıiymeti ve ilk teminatları ile ihale saatle'! münakasa şekil'eri #şağıda gösterilmiştir. Şartnameleri her gün öğleden evvel Komisyonda görülel İsteklilerinin ük teminat makbuz veya —meklubları ile 2490 gayıll nunün 2 ve 3 ünçü maddelerinde yazılı vesikaları ile beraber saatindan en az bir saat evveline kadar teklif mektuplarını Fınd Komutanlık satınalma komisyonuna vermeler. *5834, İhale — İhale Mi günü — santi î 20-9-37 — 15,30 Küf AÇ H a g e ğ Miktarı — Mühammen İlk Te tutarı — minatı TI0 5n Cinsi ç Ramuk 5000 1199 4354 90 327 99 638 15 15,30 Muh, Alât — 6 Çeşit Alât 267 Diyatermi 18-10-37 18.10437 1320 21-10.37 — 15 ve ”$ Pandosta. Otoklav , 8500 15,30 3 21-10-37 Muahabere 1. ci alayında biriktirilmiş olan tahminen 250 srabâ re açık aritırma ile sabılacaktır. İhalesi 20.Eylül-937 Pazartesi £ saat 15 de yapılacaktır. Muhammen kaymeti 150 liradır. Iııel:l liralık ilk teminât makbuz veya mektupları ile beraber belli gündt ti muayyoninde Fındıklıda kemutanlık satınalma komisyonuna g* ti. “S835"

Bu sayıdan diğer sayfalar: