28 Temmuz 1938 Tarihli Son Telgraf Gazetesi Sayfa 5

28 Temmuz 1938 tarihli Son Telgraf Gazetesi Sayfa 5
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

Hyoner yeğeni genç heler yapmış ?.. ans salonundan sonra baş- lıyan skandal ük'ş, ,muıın nde — okunan v—,,ı “hgilterede York'da yir (""İu l*; 4 kibar bir aile- le Dolis arasında bir '*ııf"'“l"w Eövar ismindeki [ a ’hı bir İngiliz milyonc. | e Si ir. Şevar! ismindeki gaü e çıkan hâdise # aa. Gelikanlı yaralanmış, M_':m'"'""’* ve orada | N_hnrl'“n aşadıktan son- ) < Yarak ölmüştür. ll gi dENS solonunda al . anlınım amcası İne lütün piyasasıtıda çok İt zengin olduğu için ü böyle dans salonün. hâdise yüzünden po- &decek yaralanın. t öl vak'anın İbar — âlemine Slanlara dair söylenen Sühnlarına — dolduran © Bazel SE deleri için pek büyük Di il ediyor. '&ki i beş yaş- Dölisin muhakemesine Ve bu adam demiştir. ) ğ h kalarile kavga e- ""’L tları ayırmak için İN Pai M kat bu sırada Ed- n bir sigarayı ğ Ğş;—şı.m ve şiddetli bir İt Ben de kendimi D Onu arkaüstü ittim. q, _zm Mostin isminde n dinlenmiştir. Bu ü D hnısmcıı Edvar ile Üişarı çıklık. Biraz *31"'64 bekliyen oto. | 'wf" İra şişesi duruyordu. '*:ıîl '“"lüm Bir adam da | N,h için uğraşıyordu. | , ]: İ Fakat sonra | Nağç v binerek yollandık. 'ı%““mnhııı—ı camına bir Büyç, Mlaşıklı. Bunun üze. Kapıyı açarak dişarı ğğk $ dakika sonra-yi- be, bindi. Fakat Edvar x'“ “bile geldiği zaman q:uâ“ dayak yedim, çok YOr, KA Beni dövdüler. *'tn Fada Idi ki yanımıza nuıı adı Harison i. U'Nx Edvara dedi ki: h Vöğe atmakla itham Ski içtiniz. Fakat biz ılııın.;h Camı atı- Üa pa*bili kullanamıya < Harj, h.rhn"'lı otemobili kul- n Ka dvarı kimin dö. L_" SN bilmediğini söy- "ıı.,_ı 4a zağının bu ifa. "f sönre #Öz Sırası N hi sadem da Söyle ağglir tm, Fakat Ed- famobiline benim la- K atılmış oldu: Tişgi, Halbuki ben ÜÇ gun G Söneceke % Ş İ ,A Nt Kalmadım. O bunu | ”Wı.., 8Yka tarafa çekil - | a gördüm ki bir K N Yakalamış, onu dö- üyey bilmiyorum. ’:' y'"' Taznun polisin utm. vurduğu ve OK yakaladığı an. İ Gi ae h *'îv :; h 8 p Omobile taş atma. Pou,,, ağzından aiga- Na vapıştırıyor. V4 şahid bir kız din- 1_“ ismindeki bu | "H'nl&.! Yüzi ada X—..: p ÜN ha. * Polis de şunu söy a. f ehdime malik | Sinemiştim. O - 'İ" kıran ben de | z döğrü — geldi. B Hordu. Bon ban “Nün Üzerine Ed. ! v akta olan, benim ağ zımda bulunan sigarayı çekti, al- dı, yüzüme yapıştırdı. Sonra yü. züme şiddetli bir takat indirdi, Ben de onu m. Ken- dimi müdafaa ve daha büş ka başka bir karışıklığa meydan le yaptım. Edvarı muayete eden - hekti Mis Motya ve Edvard de şunları söylemiştir: — Kafatası kırılmaıştı. Eğer böy de yaralanan bir adam tokat da yerse bunün neticesi fena olur, Neticede polisin ölüme sebebi. yyet vermiş olmak cürmünden do- layı mühakeme edilmesi lüzu . muna dâlr jüri heyeti viedani' ka- naatini söylemiştir. Halk tara « | fından intihsb edilerek mahke - mede dinlediği ifadeterden vic. dani kandati üzerine söz söyle - mek mevkiinde bul ınan jüri h- yeti polisin başından yaralanmış olan genç delikanlının — yüzüne şiddetli bir tokat vurduğunu ve bunun neticesi olarak delikanlı - nın iyileşemiyerek Eldüğünü di şünerek polisin bir adamın ölü- müne sebebiyet vermekle maz. nun sıfatile muhakeme edilme - sine kanaat getirmiştir Polis mu. hakeme edilecektir. 100 lngı z Izası kefalete bağlanmıştır.” Açlık ve sefaletin ölüme sürüklediği iki insan arasında doğan aşk; onları yeni bir saadete kavusturmuştu. Fakat vine bir kadın güzelliği her şeyi mahvetti. Dünyanın en heyecanlı aşk macerası nasıl bitti Kimin için Güzel prenses'in alnına giren , kurşun onu cansız yere yuvarladı (Dünkü nüshumuzdan devam) | — Sevgilim, niçin çekiniyor - sun? Korkuyor inusun yoksa? İlâ- nibayet böyle sefil mi yaşıyaca- ğiz? Haydi, kabul et!.. Ben kork- mam... — Madem ki sen arzu ediyor- * sun.. peki.. seni memnun etmek için kabul ediyorum. —3 Canlı hedef, o vakte kadar gö. rülmemiş, işitlmemiş bir rağbet kazandı. Bütün Muzik hol ve ga. zinolar bu çifti almak isliyorlardı Fedor ve Lidya, Parasızlıktan ve sefaletten kurtuldulur Lidya, artık güze! bir kadın ol. müuştu. Tatlı bakişları, asil tavır. larile halkı tesbir ediyordu. Pren. ses Baranikof, evvelâ Madam Gü. vorin, sonra da «Cahh hedef» ol. muştu. Birçök şehirleri dolaşi Ni hayet, bir sena evvel A a gel. diler. Elen payitahtının et büyük muzik holunda, Apolloda numars. larına başladılar. Uzun bir müd. det “çin mukavele yapn di j Cavalı dansöz Anik Az sonra, Apolloya Anik adlı Cavalı bir dansöz geldi. İnce ve | uzun boylu, mat renki siyah | gözlü bir kız... Uzun kirpikler a. rasında bir çift sıyah pırlanta gi- bi parlıyan gözlerinin tatlı ve baya gn bakışları bütün erkek kalble. rini yakıyordu. Gavorin, bu sehhâr nazarların karşısında benli; sahneye çıkmak için hazırlanır. ken kolisin arasında durdu, hay- ran hayran bakmıyâ başladı. Bir. denbire -başını çevirince karısını gördü. Gayrihtiyari: — Ah! sen misin? — Güzel değil! mi? — Evet.. diğerleri gibi... Anik'in dansları pek çok alkış. landı. Gövorin, ellerini çırpıyor: — Ömrümde bu kadar güzel | dans görmedim. Diye genç danaözü tebrik edi. yordu. — Öyle mi zannediyorsunuz?.. Halbuki sizin numaranız daha gü. zel, daha heyecanlı.. pek te teh- Tikı Çok dikkat ister... — Merak etmeyiniz, elime emi. nim, Govorin, küçük bir iskemle al- dı, genç dânsözün önüne oturdu. Yavaş yavaş konusuyorlardı. Bu kız nereden geliyordu? Bu dans. ları nerede öğrenmişti? Hepsini | öğrenmek istiyardu. EVDE Sıçaklar o kadar fazlaki insan adeta bunalıyor. Fakat — sıcağın bir çok gözellikleri var» dır. Meselâ yalnız de- nizde değil kırda, bah- çenizde hatta evinizde en güzel yünleri ge- çirirsiniz. Bakıdız 3- saklar şu sarışın dik h. beri daha fazla 'X güzelleştirme « miş mi ? Orkestra bir marş çalıyordu. ———M—H———) O kadar kend'nden geçmişti ki uzaktan, karısının kendilerini gö- zetlediğini bile farketmiyordu. Genç dansözle Kafkaslı deli . kanlı arasında büyük bir sevgi başladı. İlk evvel gizlice buluşu. Büyük aşk hikâyesinin en acı sahnesi muhakkak Lidyanın ölüm döşeğindeki yorlar, konuşuyorlar, lerde dolaşıyorlardı. Fakat, Atina gibi küçük bir yerde bunun gizli tutulması kabil mi? Nihayet herkes duydu. Bü « tün gazino müdavimleri bundan bahsediyorlardı. Yalnız birisi bil- miyardu: Lidya.., Anik, bazan öevgilisine soru « yordu : — Karıf müüasebetimizi duy. madı mi? Kıskanmıyor mu? Hiç bir şey söylemiyor mu? Ne kansız kadın?.. tenha yer. — Beni çok sever, bana çok iti. madı vardır da öndan... — Hayır! Hayır! Artık seni sevmiyor. Sevmediği için de kıs. kanmıyor, aldırmiyor. — Artık bu hale bir nihayet verelim. Ben, sevdiğim bir etkeği Başka bir ka- dınla paylaşmıya tehammül ede. mem, Buna bir mihayet verelim. | Ya aytılalım, ya 'da karını bırak, beni al.. Haydi yavrum. Bir ka. rar ver, Haydi. Yoksâ yarın Ati. nayı terkediyorum Lidyanın ölümü maraya gelmişti. | da yoktu. Birden | lar. Sıra tehlikel Gavorin meyi bire meydana çıktı. Hızlı adım la sahneye geldi. Arkasında mazi renkli bir Çerkes elbisesi vardı. Kemerinin iki tarafında munzarasıydı... kocaman birer revolver sallanı: yardu. Perde açıldi. Lwdya nişan tahta. sının önünde dimdik duruyordu. | Benzi fi) dişi gibi parlıyordu. nişan Gavarin, elini aldı. Bir, iki, haşlayarak bi esmi. ni yapıyordu. Tabancasını değiş. | tirdi. Şimdi sıra baş tarafa gel - mişti. Bir, iki.. üçüncü ateşte ren- gi soldu, rovelver elinden yera düş Karısı, güzet Tdya'bir ses çı . karmadan — yere” yuvazlanmıştı. Kurşun alnına — tesadüf etmişti. | Perde indirilal. Seyirciler biribi. | rine girdi. | Lidya öldü - alnına giren kur- şun, beyhini dağrttı!.. Vak'a mahalline gelen komi - | ger, Gavorini sorguya çekti: | — Nasıl oldu bu kaza? kurşün kullanıyordunuz?.. — Vaktile hakiki mermi kulla. niyordum. Fakat, gezino müdürü, bir kazaya meydan vermemek 1. çih tesirsiz kurşun Kullenm tavsive etti. Ki beb an bu küurşun yabancı bir el larafından tabancama konul . muştur. Yemeğe gitmezden evvel bunları bizzat doldurdum. Bara (Devamı 6 ıncı suhifede) Nasıl PLAJDA Kum yığımı üzerinde bir kaç yastıkla meydana gelen şu yatak ne rahat değil kasdile mi? Güneş canyosu yapmak kumda yatanlar ekseriya çifte kavrulmuş istakoza dönüyorlar. Güzel kadın vaziyetinden o kak dar memaaa ki | gidiyordu. Seneierdenberi kendi! | miy VEDA I—ğgN T!LGIĞP—İIM& 1938 VALSI Meşhur bestekâr Şopen bu valsı nasıl ve,. için besteledi? ular ara; likanlı var. He görünüyor, U cu az kıvrık ince sim çehrexi pek gü üz 25 n sarı saçi konuştukları karışmıyor, süki Bu delikanlı, bütün Avrupanın tanıdığı çok parlak bir piyanist, çök maruf bir Yalmız ese hitindekileri etmektedir. Senclerce Fransada yaşamış, her. kese kendini sevdirmştir. Birçok kadınların gönüllerini çelmiştir. Buna rağmen Parisi terke, Kar- Isbada'da ailesinin yanma gitme. ğe karar — vermişi «dl” de, Dresde, çocukluk debedi gannd, üç Vodzinski kerdeşlerin. Kaz - mir, Feliks ve Antuanın yanına ve 1 Anmeleri, köşk- lerini görmemiş lerine davet etmişti, Orada, ço - sakin cukluk arkada; bir hayat geçiree seviniyordu. arile pek Üç kardeş, kendisini karşı ya gelmişlerdi. Yanlarında ka- | ra gözlü ibr de genç kız vardı: — Beni tanımadınız mı? m Şopen, bir an tereddüd etti, Sonra: — Marit., Dedi. Mari, arkadaşlarının kü- çük hemşireleri, 19 yaşında güzel bir kız olmuş — Ne kadar da çubuk büyümüş. sünüz? Başka bir yerde görsey « kızdı. Şopenle beraber geziyor « dar, uzun uzua — konuşuyorlardı. Biribirlerini sev:yorlardı. Fakat, bu sevgiye dair bir söz toati et - . Tabiati seyrediyor . lar, kalblerini dinliyorlardı. Bir | mehtabda otururken Şopen, semadan düşen bir yıldızı işaretle: — Bir niyet tuttum, M — Ben de.. İşte bu kadar. Bu niyetin ne olduğunu her ıkisi de anlamıştı. Her gece beraber - çıkıyorlar, geç vakitlere kadar dolaşıyorlar- dı, g Marinin amcası bir gece: — Bu serseri artistle Mariyi çok serbst bırakıyorsunuz. Kızi baş. tan çıkarmasından korkmuyor musunuz?.. Dedi. Madaşı Vodzenski omuz- larını silkti, va: Yok canım, dedi.. ikisi de beraber büyüdüler. Kardeş gibi geziyorlar. Karkulacak bir şey yok.. Eylöl geldi. Şopenin tatil müd. deti bitti. Arkadaşlarından ayrl- mak mecburiyet'nde idi. Mariye henüs kat'i bir vey söylememiğli. Fakat, her ikisi de biribirlerini sevdiklerini biliyorlardı. Hareket günü - gelmşii. Hepsi büyük salonda — toplanmışlardı. Vazoların biri kocştnan bir gül vardı. Mari güllerdea birini aldı, Şopene uzattı. Deli kanlı, tatlı bir tebessümle toşek- kür etti. Fakat gözleri uzakla: dalmıştı. Acaba ne düşünüyordu. Mariye hissiyatını, muhabbetini nasıl anlatacağını düşünüyordu. Sonra bir şey söylemeden kalktı, piyanonün önündeki — tabureyi çekti, oturdu, Ne çalacaktı? Aş. kını, âlümını nasıl ve ne ile tas- vir edecekti?.. Birdenbire parınakları hareke. te geldi. Kalbleri titreten, heyo- cana veren hazir. nağmeler yük. başladı. Şopen artık, kendinden geçmiş- ti. Yalnız parmakları hareket e. diyordu. Salonda bulunanlar hıçkırıkla- rinı zabtedememişlerdi. İhtiyar kont ta dahil olduğu halde hepsi ağlıyordu. Şopen, bitkin bir halde kolları. anına biraktı, kalktı. Mariye ylemeğe cesaret edemediği his- atın musiki ile pek güzel an. atmıştı. Şopen kırmızı gülü beraber al- dı. Bütün gününü, bu valsın ne. ni Mari Vodzinska tasını yazmakla geçirdi. Ve üzeri ne şu cümleyi ilâve etti: <Madmazel Mari için. Eylül 16385..» Bu eser, vefaiından sonra neş. rolunacaktı. «Voda valsı» Şape » nin en meşhur eserlerinden birl.. dir. Köşkten aycılırken, bir söz söy- lemeden *Veda valsi» nin nota- sını Mariye uzattı, ve arkasıı dönüp bakmadan hareket etti. Şopenle Marinin — macerası bu suretle bitmişti. lâyemüt — eserlerinden ledi. Böğün düşün- * gitmek, Mari. yi bulmaktı, Kazandığı paratarı biriktirdi. Mazi, arasıra mekti gönderiyordu. Fakat sevgiden as. la bahsetmiyordu. Çünkü mek - tublarını postaya vrmezden evvel annesi okuyordu. Nihayet yaz geldi. Şopen, Ma- rinin allesile Maryenbad kaplıca. lavında buluştu. Mari ile yine es. kisi gibi gezip dolaşıyordu. Harcketinden bir gün evvel Ma. riye izdivae teklifinde bulundu. Madam Vodziriskı kızile Şopen 3- rasındaki sevgiyi biliyordu: — Şimdi bunun sırası değil. Bi. raz daha sabrediniz. Şopen şöh - retini arttırsın, öyle. Dedi. Şopen bu defa dâ yalnız Parise döndü. Mariden ve anne . sinden mektublar alıyordu. Fukat kızın ailesi, Şopenin zaafından, hastalığından bahsile kızı bu sev- dadan vazgeçirmeğe çalışıyorlar. dı. Mektublar seyrekleşmeğe baş ladı. Nihayet büsbütün kesildi. 1840 da Şopen vefat etti. Met. (Devamı Gucı sayfamızda) Dresd, cesi yazın, Dr

Bu sayıdan diğer sayfalar: