31 Aralık 1938 Tarihli Son Telgraf Gazetesi Sayfa 4

31 Aralık 1938 tarihli Son Telgraf Gazetesi Sayfa 4
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

F ranko,İtalyanın M Taarruz Plânını Kim Suretle Aşır spdnyadaki dahili harbin şimdiki safhası Avrupa ga- zetelerini, bilhassa İngiliz matbuatını yeniden meşgul etme- ğe başladı. Taymis gazetesi Fran- — ko İspanyasındaki hali anlatmak — (çin göyle diyor: «İspanyada as- — keri harekât iki sebebten dolayı durmuştur: Birincisi havanın çok soğuk gitmesi, ikincisi de Fran - konun Katalonya üzerine taarruz için hazırlamış olduğu plânın ö- bür tarafça öğrenilmiş olması - dır. Frankonun maiyetinden birkaç zabitin bu plânları öbür tarafa ver. miş olduğu anlaşılıyor. Şüphe yok ki her iki tarafta da barışmak arzusunu - besliyenler vardır. Fakat Franko şimdiye ka- dâr ancak kendisinin kat'i zaferini bekliyerek bunun haricinde her- hangi bir çareye müracaati red- detmiştir. Franko öbür - tarafla herhangi bir anlaşmıya yanaşmak istemiyor, Her ne kadar kendi ta- raftarları arasında anlaşma poli- tikasının İspanya için daha kârlı olacağı fikrinde bulunanlar varsa sa o bunları dinlemek istemiyor. İşte onun böyle anlaşmaktan uzak bulunmasıdır. ki Cumhuriyetçile- rin de sebatını arttıriyor. Şimdi- ye kadar Franko inad etmeseydi Cumhuriyetçilerle makul bir an- laşmaya varmak kabil olacaktı Franko İspanya meselesinin ye - gâne halli çaresi olarak merkezi bir hükümetin tesis edilmesini ve Bu da memleketi büsbütün kuv- vetten düşürecek ve kuvvetsiz düşen İspanya dünya politikasın- da oynuyacağı siyasi rolü oyna - mak iktidarından mahrum kala - caktır. Loid Core'un gazetesi olan «Ni- yöz Kroniele de diyor ki: Franko İspanyası ile Fransız hududu arasında 150 Fçansız tev- kif edilmiştir. Franko taraftarla - rının tevkif ettikleri bu Fransız- lar şununla itham ediliyorlar: Fransada Cumhuriyetçi İspan- yanın bir takım adamları vardir; İşte bu Fransızlar da önlarla te. Frankistler Arasında Ge uvafakati Olmadan Tavassut Ve Ne dı? x Ki | Cephe gerisinde istiranıı eden Frankistler Burgos ve Logronoda karışıklık- lar çıkmıştır. Fakat geçen cuma sabahı Fran- konun Katalonya üzerine bir t arruzu başlamıştır. Fakat bu ta, arruzun İngiliz diplomatının çan- tasındaki plânla derecei alâkası merak eedilmektedir. Maamafih Frankocular bu çan- ta meselesi etrafındaki sözleri kı- sa kesmek için bir tebliğ neşret- miştir. İngiliz konsolosu Godman gi- derken alâkadar zabitler gelerek kendisinden çantayı muayene için müsaade istemişler, gümrük me- çimsizlik | lMeraklı Şeylerl BİR KELİME İÇİN | ELLİ LİRA | Geçenlerde Holivud'da çevrilen bir filimde artistin biri, tek bir kelime söylemek için elli lira almışlar. Bu artistin vazifesi, sahneye git - maktan ibaretti. YILAN DÖVÜŞÜ Sudanda deve, Flandrda beres dü- vüştürürler. Bu, bir vakitler İstanbul- Ö da yapılırdı. Fakat meşrutiyet ilâ- nindan sonra menedildi. Hindistanda (fillerin Üzerine kaplan- ları saldırırlar. Ve bu iki hayvanın bo. Kuşmaları, kanlar içinde kalmalarımı seyrederler, zevklenirler. Çinlilerin en büyük eğlencesi de Boku yılanlarını döğüştürmektir. Yılaalar, büyük kafesler içine ko- mulur, sivri bir yeyle dokunularak tah- Tik olunur, kızdırılır, Ücerlerine bazan sıcak sü da dökülür. Nihayet, boğalar hiddete — gelirler, Birbirlerinin Üzerine saldırırlar, biri- birlerini ısırmağa başlarlar. Ba sırada, kafesin etrafına toplanan seyirciler aralarında bahis totuşurlar: — Hangisi mağlüb olacak?, PARİS MEZBAHASI Vaktile Parisle her kasabın, dük- Kâmnın arkacında bir mesbahası var- di Koyunları burada keser, yüzer ve gengellere asardı. Bu dükkânların ö- zünden geçmek kabil değildi. İnsa - nin Üstü başı, kunduraları kan içinde kalırdı. Ya © pis kokul. | Bazan, acemi — bir kasabın elinden kurtulan boğazı yarı kesik öküzler so- kağa fırlar, halkı heyecana 15 el Lül, belediyenin şehir hari- cinde bir mezbaha İnşasını irade etti, kat, kasablar, ve yaplılar — yaptılar buna mâni oldul: Birinci Napolyon, beş mezbaha yap- tırdı ve kasapların, dükkânlarında ko- yun kesmelerini menetti. (1808), PARİS RASADHANE! A üneü Lül zamanında, 1667 de Kölber tarafı anılmış ve 1672 de bilmiştir. İlk müdürü, İtalyalı Jan Deminik Kosini'dir. Rasadhancain iki kuhbesi — vardır. Fransua Arago'nun müdiriyoti esna - sinda, 2 sönleşrinlESi de tevsi edil- miştir. Dürbünleri ve rasad aletleri çok mükemmeldir. Şimdiki müdürü Mösyö Kasklanj adir Sinemasında Görülmemiş bir muvaffakiyetle| bütün memleket için ayni idare- nin tatbikini ileri sürüyor. Halbu- ki bu şekilde bir İdare İşpanyol ;Tuhuna uygun gelmiyecektir. İs- panyayı tamamile böyle bir idare altına almak tasavvuru karşı ta- rafın mukavemetine ve dahili harbin daha uzamasına sebeb ola- iktır. geçenlerin - verdiği Milyonlar... Yıldızlar... ve Zafer filmi mas ettikten sonra Franko İspan- | yasına geçmek istemişlerdir. Diğer taraftan yine ayni gaze- | tenin yazdığına göre de, Franko | İspanyasından Fransız hududuna haberlerden anlaşılıyor ki vaziyet orada karı- şıktır. Şu son haftalar zarfında Franko İspanyasının merkezi olan Bugün SAR A Y SsİNEMASINDA c murlarını bu işe karıştırmamış - lardır. Çanta açılıp bakıldığı za- man büyük ve mühürlü bir zarf bulunmuştur. Bunda Burgosda bulunan İngiliz styast mümessi - line aid bir takım vesalk vardı. Sen Jandolozdaki İngiliz sefirine gönderiliyordu. Zarf açılmamıştır Yalnız başka bir zarf daha vardı ki bunun içinde pek çok şey olduğu kalınlığmdan anlaşılıyordu. Bu zarf da Sen Jandoloza yollanıyor- du. Fakat oradaki İngiliz sefirine değildir. Gayri resmi bir adamın adresine gidiyordu. Bu çantada harbe taallük eden bir takım ve- sikalar, raporlat ile ecnebi. parası devam etmekte olun PAMUK PRENSES ve YEDİ CÜCE Harika filmi münasebetile yarın- ki YILBAŞI için saat 11 matine sinde muhtelif mükâfatlı ve sürprizli PAMUK PRENSES TOMBALASI tertip edilmiştir. DİKKAT: Tombala ye biletini saklaması lâzımdır. * dürendiş ve realist bir adam gü- TARAKANOVA PİERRE RİCHARD VİLM ANNİE VERNAY ve SUZY PRİM Tarafından fevkalâde bir tarzda yaratılan ve PARİS - VENEDİK ve MOSKOVA Stüdyolarında birden çevrilen emsalsiz ve şahane film İlâveten ; FOKS JURNAL Son dünya haberleri Bugün Saat 11 de 2.30 da Tenzilâtlı matineler Amma, bunu söyliyemedi. Derin bir iç çekişi — Peki babaçığım. Hepsini vereyim!. Dedi, elindeki paraları uzattı. Pos bayıklı adam bir düşmana saldırır gibi beş elliliği Safiyenin av- cundan kaptı, homuürdana, homurdana cebine yer- leştirdi. Rakı bütün azgınlığını onun başına vermiş- ti- Düşmemek için ayakta zor duruyor, ancak bey- nini saran düşünceleri de bırakamıyordu. Yine tok, dik, hançer ucu gibi delen, yıpratan sesile söylendi: — Kız bu son! Bir daha böyle yaptığını görmiyeyim. Seni öldürürüm. yapmalı, parayı cebine koymalı, hemen * eve dönmelisin. p Daha dik bir sesle, parmağını sallıya sallıya sözlerine ekledi: Senin anlıyacağın, azıcık yan çizeyim dedin mi öldüğün gündür. Birden de öldürmem. Önce zünü doğrarım, on para etmezsin. Sonra bir yerini de kırarım, sakat kâlırsın! Safiye, onun dikelen duygularını Gikesini yatıştırmak için sadece: — Peki babacığım.. Sen hiç üzülmet. Bir yattığın Pos bıyıklı sıla bir saniye düşündükt fikir bulmuş gibi söylendi arsa dindirmek, ladın ni? ndi para iye burada dayanan vardı. | süçile bir kif edildiği de haber veriliyor. Diyor, ötekisi de ayakta yalpalıya yalpalıya e- lile, gözlerile, kaşlarile, gövdesinin bü! ve sallanan yerlerile anlatmasını sürdi — Kendin için bir yerde kalmiyacaksın! Kazandığına el sürmeden getireceksin. Kimseye gönül kaptırmıyacaksın!. in oynıyan yordu; erkekle bir daha y tek ayağının üzerinde sarsıla sar- onra çok değerli bir senden hoşlanıyor demektir. Daha çok hoşlanması için sen kaçacaksın, o kovalıyacak. En sonunda geceliği yüz papelden uy caksın. An- Ve sözünü sürdürdü: — Kız, demir tavında iken dövülür, Senin de in çağ- Kendini çoğa satacaksın. Yabancılarla muhabere etmek kım kimselerin tev- Franko İspanyasından verilen daha sonraki malümata göre İngi- liz konsolosunun çantası şimdiye ye kadar Cumhuriyet hükümeti- || nin adamları tarafından çok defâ | (Devamt 7 inci sahifede) Ve YILBAŞI HEDİYESİ olaral İlâveten: RAY MİLLAND ve WEND' BARRİ tarafından UÇAN DONANMA filmini de gösterecektir. 2 BÜYÜK FİLM BİRDEN —et V 29 gaa Yazan: ETEM İZZET BENİCE gee ı Üç beş yıl sonra hem yüzüne bakan kalmıyacak, hem de pura etmiyeceksin. Safi — Yaaa.., Ve ağulu bir gülüşle di; erini — Sen hiç bunları kendine üzüntü etmek ba- lık. Ben kendimi kolluyorum. Bir kaldığımla bir Hepsini tadında bırakıyorum, n gibi ben kaçıyorum, onlar kovalıyorlar, daha kalmıyorum. Dedi Dedi, ,sözlerine uladı Bu iki yüz elli papel geceliğine değil. Ve bu sözlerinin arkasından: — Haydi babacığım, sen artık uyu. Diye ona avutucu birçok sözler söyledi. Pos bıyık yine masanın başına oturdu. —Birııkııdıhı.. ye sozün bu durağında kendi kendi len bir iç çekişin ıztırabını duydu: yalnız yüz lirasını bir adamdan aldım. Ötekiler ellişer lliradan. Hem de BOŞLUK.. oşluk... Evet, en geniş ma- B nasile bir boşluk... Fakat gökler, o bütün bir kâinatı sinesine çekmiş, uçsuz bucaksız boşluklar değil, belki onun kadar sonsüz, onun kadar baş döndürü- cü bir iç, bir ruh, bir gönül boş- luğu... Bu satırlar belki bir tek gönül hikâyesidir. Fakat bu gö- nül boşluğunun derin, unutulmız acısını nice gönüller tatmış, sız - damıştır, sızlamaktadır. ve sızlıyı caktır... * * Selim, yüksek tahsil görmüş, aolgun maaşlı bir memurdu. A « ilesinin hali vakti iyi idi. Babası tanınmış avukatlardandı. Tah - silini bitirip, memuriyet aldık » ftan sonra, babası onu evlendirmek için birçok defalar teşebbüste bu- lunmuş, fakat Selim, bütün ken- disine yapılan teklifleri reddetmiş- ti. Bir sevdiği, sözlüsü veya met- resi mal vardı?. Haşır,.. Hiçbir 'iliğişi - yoktu Yalnız onun evlenmek için ken- disince tasarladığı bir kadın tipi yardı; boyu, bosu, saçları, gözleri, endami, ağzı burnu, kaşları, her şeyi güzel, hulâsa, östetik bakım- oan, «güzel> bir kadında aran - ması lâzım gelen tekmil zâhiri va- sıfları varlığında toplamış — bir kadın önün temsil ettiği ve seve- bileceği bir kadındı. Bir gün, hayat, onun karşısına böyle bir genç kız çıkardı: Hüs- niye... Henüz onsekiz yaşında bulu - nan bu genç kız, tabiatin kusur - suz bir eseri idi. Selim onunla ev- denmekte biran bile tereddüt et- venüs heykeli kadar güzel. medi. ıi.vbıııhler. bos, endam, îüı. saçlar, gözler her Mutamtan, gürültülü bir düğün| sey..-Bvet gözleri güzel fakat ba yapıldı kışları, o kadar durgun, manasız ki.., Dudakları güzel, ne yazık k dört lâfı bir araya getirmekter. âciz!.. Mutaassıb bir ailenin kız', biç mektebe — göndermemişler. Eodamı bir içim su, fakat, hare- ketleri, jestleri 0 kadar tutuk, 0 kadar basit ve sıkıcı ki... Selimin evde güzel bir kütü banesi var. Akşamları eve geli yemekten sonra, eline ya bir kitab,| jya bir gazete alır, okur, karısına da anlatmak, ona dünya hâdise - Yent evliler, kısa bir balayı se- yabati yaptılar, döndülör. lf ayların sermestisile bir za- man daha geçti, sonra... Selim karısına daha dikkatii, zile bakmağa başladı. Onda bir takım incelikler aramak ihliyacı- pı hissetti. Bu duygu gitgide bü- yüdü, durendişleşti. Hüsniye nasıl bir kadındı?. Bir yapma bebek bir tablo, bir Yeni seneyi bir kahkaha tufatı arasında karşılamak istiyenler SUMER SİNEMASINDA Büyük bir muvaffakiyetle gösterilmekte olan FERNANDEL 'in Gülünçlü, eğlenceli ve gayet neş'eli temsili İKİ AÇIK:GÖZ filmini görmelidirler. İlâveten: EKLER JURNAL ve yıbaşı hedi- yesi olarak ayrıca: RAY MİLLAND ve WENDY BARRİ tarafından temsil — edilmiş UÇANDONANMA Filminde gösterilecektir. İKİ BÜYÜK FİLİM BİRDEN Dedi. Hanife kadın: — İçme!, Diye söylendi, dinletemedi. O bir bardak Ta- kıyı daha, yarı döke, yarı içe bitirdi; ellilikleri ce- binden avucunun içine aldı, kollarını masaya daya- da, başı da kollarının üzerine düştü, avucunun içine de paraları sıka sıka ve horlıya horliya sandalyenin üzerinde sızdı. Hanife kadın: — Yatağına kaldıralım.; Dedi. Safiye: — Uğraşma. Bu yüz kiloluk adamı ne kaldıra- biliriz, ne de götürebiliriz. Benim suyum sıcaksa yıkanayım ablacığım. Dedi. Ve ikisi de: — Haydi suya bakalım., Diye odadan çıktılar. Safiye banyoya gitmeden: — Dur abla soyunayım.. 'erek yatak odasına girdi. Hanife kadın da onu izledi. Gün ağarıyor, aydınlık perde aralarır. - dan içeriye sızıyordu. Safiyenin mantosu bile daha sırtındaydi. - Bir iki saatini dolduran, birkaç tekme ve birkaç *nkatı, bir sücü zorbalığı ve zor sözlülüğü de içine alat bu fırtıyana taze kadın kapıdan girdiği gibi tutulma. * miş miydi (Devamı var) kısa kısa: “ nişledi, büyüdü, hatta, korküfif l (Devamı 7 inci sahi ğ .. lerinden bahsetmek - ister, faktt ün cani sikilir, esnemeğe lar, bakışları sönük ve bigüni' bazan da, Selim güzel bir heyecanla okürken, bir de baklf ki karısı uyukluyor! Bazan Selime arkadaşları Bt ” lir, bazı kere de Selim alıp arkadaşlarına gider, kadiğl! erkekli toplantılar yaparlar, ©8 * lenirlerdi. Böyle toplantılarda da, Seli için, karısı, başlı başına bir tü teşkil ederdi. Çünkü onü bir manken gibi yanısıra mecburiyetinde idi. Bir kenâfdi gessiz, sadasız oturur, hiç bİF tihz açmaz, ancak sorulana K cevablar verir, sonra yine SUSâf #ra sıra zahiri bir neş'e gösteft bilmiş olmak için yapmacık teb7” sümler... Ö kadar... Evde, odalarında, yalnız deri xaman bütün mevcudiyeti ekadın» olmaktan ibaret... sının göğsünü, kollarını etile dolduran bir kadın... Yalnızlıkta biraz daha serbtf' biraz daha neş'eli, fakat o balilt de basit, o halile de yavan... | Selim, nedamete benzer defiü bir acile içinde, gönünde, mâft viyetinde bir boşluk hissetti. Bu boşluk her an biraz dahâ &” Pu N aBD K daştı... ğ Selim vicdanlı bir adamdı. “”7; dündeki boşluktan derin, dT gelen, kulaklarında uğuldaydl ı — € ahenkli sesleri yalnız — KEL BUGÜN 15 - 1530 Müzik (Viyana Vt ye - nukul borsası fiatları. " 2110 Konuşma (hattalık Dot fusu). 21,33 Küçük örkesira - Dadi 1— Am Sebönen Tüheln dein (K. Bela), . 2— Remanze (Şuman). p Biz verenedi. ASN A No, K ÇRşeli — 5— Menueti (Mozart). 6— Seransta di baci (MFEHİ: 1— Libellenlanı (F. Lebafh 2240 Mürik (cazband). 21A5 - A Son haberler V

Bu sayıdan diğer sayfalar: