4 Haziran 1939 Tarihli Son Telgraf Gazetesi Sayfa 4

4 Haziran 1939 tarihli Son Telgraf Gazetesi Sayfa 4
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

4—SON TELGRAF —4HAZİRAN 1888 Cenevreye Kuvvet Veriliyor Milletler Cemiyeti Canlanacak Bu Seneki Toplanh Bö yle Bir Ümidi Kuvveilendırıyor Aland Adaları Meselesi VARŞOVA Aland adalarının tahkimi dolayısile ehemmiyeti Baltık denizinin ve denize sahil devletlerin haritası Tupada sulhun muhafazası | için cephe teşkil edilirken tler Cemiyetinin de bu seferki toplantısı da etrafın - lâkasını celbeder gibi oldu. Bi hassa şu son bir senedir Cenev - redeki müessesenin adı duyulmaz ol muayyen — zamanlardaki toplantılar pek sönük olarak, â- det yerini bulsun kabilinden olup tiyordu. Bu seferki Cenevre iç- p rin iştrakile sulhu korumak için yapılacak an- laşmalardan Milletler Cemiy He Roma hükümetl üessesesinin adı anılmasını is- tır. Berlin cephe teş- | kil ediyor! nsa ile İngi ve-domokrat devletler de diğer bir| cephe, Bundan aonra Milletler Co- iyetinin faaliyeti artacaktır de- | nilebil Cemiyet şu son içtimaında pek | pürüzlü bir mesele ile meşgul ol- | du ve bunu bir neticeye dağla - | madan dağıldı. Aland adaları yüzünden çıkan ihtilâf Milletler Cemiyetine ge - ! | sini Mili birkat tirilmiş oldu. Fakat meselenin Ce- | nevrede kat'i bir şekilde halledil- memiş olması ileride alâkadatlar arasında müzakereye girişilmesi | imkânını kaldırmış değildir. Al- | manya ile Rusya arasındaki va: yet Aland adalarına yeniden e- hemmiyet verdirmiş oldu. Bu a- dalar dolayısile birinci derecede alâkadar olan Finlandiyadır. Butni görfezinin ağzındal adaların sakinleri balıkçılardan ibaret 26,000 nüfus vardır. Fakat mevkiin ehemmiyeti Avrupa po- litika » Bu adalar askerlikten tecr Fa- kat şimdi Finlandiya ve İsveç dev- letleri istediler ki buraları tahkin edilsin . Çünkü Aland müdafaası hem Fin! de İsveçi alâkadar ediyor. Fakat Rusya bu hususta her - hangi bir kararın tehir edilme - ler Cemiyet . İşte bunun üzerinedir ki Cenev: müesesesi Aland adaları mesele- celendirmeksizin dağıl - yı, hem sini mıştır. Adaların tahkim edilmesi bah- si Rusyayı lâkayd . birakamıyor. Çünkü Finlandiyanın Alman ta - taftarı olması — ihtimallerinden bahsedilmektedir. Avrupanın si- yasi tarihinde ayrıca bir mevkii olan Aland adaları politika âle- minde şimdiye kadar hayli safha- lardan geçmiştir. alarının | | | | | : ! l daha — artan Kırım müharebesi neticesi ola- rak Çarlık Rusyası Türkiye, Fran- sa ve İngiltere gibi müttefiklere | karşı mağlüp olunca 18586 da Pa- riste bir muahede yapılmış, Tür- | kiye de garp devletleri ile bera- | ber bu muahedeye imzasını koy- muştur. O zamanki mağlüp Rut- ya İstanbul boğazının kapalı kak asını nasıl kabul ediyorsa Aland adalarında da her ne suretle o - lursa olsun tahkimat yapmamağı ve asker bulundurmamağı taah- hüd ediyordu. 1914 harbinin başına kadar bu hal devam etmişti Fakat har, kınca Rusya adaları tahkir etti Harbin sonlarına doğru ise Fin- landiya istiklâlini aldı. Aland a- ya geçli. temekten ir. İsveç hükümeti bu ci- Milletler Cetniyetinde vak- | tile uzun uzadıya ileri sürdi da halkının yetini İsveçli- ler teşkil ettiğini söyledi. Lâkin mevkil ticariye itibarile Finlan- ya ait olması, yalnız burala- rın askerlikten tecrid edilmesi 921 de karalaştırıldı. 18 seneden- beri devam eden bu vazoyet şim- di değişmiştir. | Finlandiyanın noktai nazarı şu- dur: Adaların bitaraf kalması is- teniyorsa hava taaruzlarına karşı bunların tahkim edilmesi elzem- | Ü tesi coğrafya müallimi gı | cek bir delil elde edilemediği için bu —— | IMeraklı Şeylerl | DİŞ KÜRDANI yÜNla öi di ae n ( Kardan müzcst, Bu müsade teşhir olunan kürdan - lara bakılırsa bunun çok eski zaman- lardanbderi kullanıldığına hükmetmek | Wkzam gelir. Kürdan müzesinde Roma devrinde | kullanılan işlemeli kürdanlardan, za- | manımızda kullanılan adi ağaç kür - danlara kadar hepsi teşhir olunmuştur. Bunlar arasında 14 Üncü yüz yıla ald | Kotik tarzında işlemeli gümüş hançer, salib, yılan şeklinde kürdanlar vardır. | BİR İPEK İPLİGİN UZUNLUĞU (Liyon) şehri ipekli kumaş imal e- dan fabrikalarile meşburdur. Bu fab- | Tikalarda her sene bir milyon kilodan | fazla ipek iplik sarfolunur. Bir, gram ipek için dört koza lâzım geldiğine göre Liyen fabrikaları sene- de 4 milyar 200 milyon koza istihlâk ederli Bir kozadan çıkarılan ipek- ipliğin boyu vasati 500 metrodür. Şu halde #enevi sarfolunan 4 milyar 200 milyon Kozadan çıkarılan ipek İpliklerin bo- | yu 2.100 milyar “metre ve yahud £ mllyar 100 mülyon kilametro eder. Bu uzunluk, güneşle arz arasındaki mesafeden 14, ayla arz den de SAD defa Tazladı Bu kadar iplikle dünya mer de 200 defa sarılabilir. HEGEMONİ Umumi harbden evvel. 1917 de Diniper cephesinde tifüs - ten vefat eden Haydelberg Üniversi - bir Almaa Bringlon meydanında İngiliz ve Bel- cika âlimlerinden mürekkeb bir grap hururunda bir konferans veriyordu v> farihleki büyük imsanların kulatasla- rinın müayenesinden hepe 1in Jermen arkına mensüb oldukları — haşıldığın kddia ediyordu. Haltâ jan Darkın bile, Oksfard. Darültür unca profe- olan bir İrlandalı cevab verdi: — Söyler misiniz, Müsyö, Şekspir de | dermen idit. Alman profesörü bir an tereddüd | etli, İrlandalıyı süzdü. Sonra hazır bu- dunanlara baktı ve hafif bir tebessüm- et — Hayır, Şekspir Alman — değildi. Fakat, şimdiye kadar bunu isbat ede- | büyük sekânın da herhalde jermen ol- ması mühtemeldir. dir. Çünkü bu adalar müdafaa e- dilmezse, bitaraf kalamazsa, her- | hangi bir devletin kuvveti gele- | rek buraları kolayca işgal edebi- lir. Finlandiyanın noktal nazarına karşı Rusya da bu hususta şim- diden karar verilmeden, adaların tahkimi için Finlandiya tarafın - göşilmek istenen mesainin zsa bir sene tehir edil- iştir. Milletler Cemi- bu süretle dağılmış olu - Rusya ile Fin- arasında mü- | n soni cere) tT taraftan Danimarka hü- imanya ile bir ticaret diyor. çin edilmiş olan | teklif de bu r tarafından tetkik edilmiş bulunuyor. Bu devletler- | le Almanya arasında muahedelr aktedilmektedir. milel politikanın ş: zı safhaları Cenevrede cereyan e- | derken öbür tarafta da yani Al- man cephesi de bu günlerde si: 5i sahada faaliyetten geri kalma- mağa çalıştığını anlatmak iste - asandakin » | | miştir. HİKAÂ Y Kaynana Seven Gelin iyazi evini Yazan: REŞAD FEYZİ N sayfi e tut- ladı. Karısı Buraya başımızı dinlemeye bir endişe baş- geldik amma, dedi, misafirlerden rahat yüzü görsek ne alâ. Bü - tün eşler, dostlar, birer gece gel r, son baharı ederiz. İçlerinden er defa geldi- Hesap tamam.. en fen: , bilir misin?. Sayfiyede 'a allaha arladık de h ayrılırken, ta- Buyu- k lâzımn. dnin karısı zeki bir kedın- ldü: Niya dı. G ra takımlarımızı bile getirmedik.. her şey kendimize göre.. — Sen yemek bahsini bir tarafa ya, gice kalmağa gelir. Onu hiç düşündün mü?. Sus sus.. Başıma ; ayol ne yaparız?. Şurada, iki yüzü görı Arada rler 8 Nazan Niyazi de kasaptan, bakkaldan ö- tebej tan yorgun düşüyor- | lardı.. Sabah erkenden kalkıyorlar, bir telâş, bir gürültü, bir patırdı.. Sofra, bazan, on, on beş - kişilik oluyordu. Günler, haftalar geçi- yordu. Sayfiyeye geldikleri gün- den o zamana kadar, daha bir kaç akşam, kendi başlarına çıkıp gez- memişler, hava almamışlar, ga- kocacı urun. demedim . Al- | nm, dedi. — Sen korkı kimseye «bü İ laha ısmarladık, dodim, dar.. ' | | Niyazi kahkaha '| bizakın. Öyle se ayıp etim lerşe, Tei elenler. dime- 'ecek miyiz' dedii ti — Olur kadın deği Doğrusu çok şık.. Fakat, etme. Bu pazar damlamı larlar.. Ben, bu pazar Tah isin | | leri bekliyorum.. istermisin, karı- | , zan.. merak Bı, üç çocuğu. baldızı, kayın vali- desi, hizmetcisi, hepsi bir baskın versi Ya.. Niyazi Vallahi o zaman mahvoluruz. Onlara Yemek ye- ) tiştirmek de bir ayrı iş.. Daha sof- ' 70,000 Kişilik Kadın Ordusu undan birkaç gün evvel, İtalyan Başvekili Musolini İtalyanın| B muhtelif mıntakalarından bususi trenlerle Romaya gelen 70,000| kadından mürekkep bir orduyu teftiş etmişti. Erkek askerlerden tahliye edilmiş kışlalara yerleştirilen bu kadın askerler üç grup ha- tinde Musolininin huzurunda Zafer caddesinden geçmişlerdir. Bu mo-| | zasimde Musolininin yanında bütün erkânıharbiyesi ve hükümet aza- ları bulunuyordu. Yukarıki resim merasimde hazır bulunan Madam| Musoliniyi gösteriyor. yin-efendi büyük binlik rakısını ma- rine komuş, bardak bardak içiyor ve pos burarak söylüyordu. — Kahbe yine kafese koydu beni, Fakat, iyi parâ verdi. Bu gece gidip dört başlı eğlenti yapa- Hanife Kadın bir teccal gibi karyolanın üze- rinde oturuyordu. Başına bir yazma sarmıştı. İçin- ste iki yün fanilâ, deki içlik, veri Kocalar karılarına, babalar çocuklarına ver- miyorlar. Yine çok iyi, çok saygılı kız. entari, bir yün Hüseyin birden gürledi: — Vermeyip de ne yapaı cek. Nasıl amma bugün kaçacak delik arıyordu? Eşşek gibi vere- sanmammmamz V |S gezramamman 17737 ETEM İZZET BENİCE gaa Diyerek yerinden kalktı. O odadan çıkmak için yürürken Hanife kadın da: £. Sen kim, insan olmak kim?, Sanki sen gi- yersen yarın para diye kıv- dip bu gece o para; — Nasıl bir ömür geçebiliyor böyle?. Diyor, kendi kendisine birçok satırlar üzerin- de dalıyor, uzun uzun düşünüyordu. Sabahtanberi böyleydi. Yerde onlara bin türlü biçim verdi. O- kurken hıçkıra hıçkıra ağladığı parçalar oldu. Yi- ne böyle bir parçanın üzerine eğilmiş, hüngür hün- gür ağlıyor: — Nesrin, canımm, Diye içini onun adında dışarıya — vuruyordu. bu sırada usulcacık oda kapısı aralandı. O hiç bu aralanmayı Ve içeriye girişi duymadı. Gelen Nesrindi. Ayaklarının ucuna basa basa İlerliyor, şaşkın şaşkın Feridin söylenişlerini dinliyor. yere zinoya gidip bir dondurma yeme mişlerdi. haddini aşmıştı. Hattâ, ay sonlarını iple çekiyorlar, borç etmeğe başlıyor” lardı. Evin mutfak masrafı Niyazi bir akşam yorgun, bit - kin bir halde yatağa uzanmıştı Hele bir Ekrem Beylerin çocuğu vardı. Evin içini akşama kadaf alt üst ediyor, dur dediğin yerde durmuyor, otur dediğin yerde 0- turmuyordu. Niyazi karısı — Karıcığım, dedi, sana bir gey | söyliyeyim.. Söyle kocacığım.. Ben, sayfiyeye — gelmezden evvel daha rahat daha huzur için- de idim. Buraya geldiğimiz güny denberi asabım bozuldu.. Bea apartırnana dönmek İstiyorum.. (Devams 7 inci sayfada) Ankara Radyosu BUGÜN 18,30 Program. 1825 Müzik (Şen eda müziği: h- rahim Özgür ve ateş böcekleri). 189 Çocuk saati. 19,25 Türk müziği (Fasıl heyeli). 20 Memleket saat ayarı, ajana meteoreloji baberleri. 2010 Ney'eli plâklar - R. 20,.15 Türk müziği, i— Mümsm pöyrevi — Kömürcü Haf Bi - Iiünam bestes Aldım hayali perçemla, &— Sadetlin Kaynağın - Hüszam garkı: Bin hüzün çöktü. t— Bimen Şenin - Serüh şarkı: Bun- da içsin, 5— Kemençe taksimi. 6— Halk türküsü: Bir yar sevdim | Kuşadalı. 1— Halk türküsü: Misket türküsü. 8$ — Bedriyenin - - Kürdilihicaskâr yarkı: Metriptamı nalendemi. $— Kürdilihlearkâr şarkı: Güller a0 maş bülbül olmuş bikarar. ü— Osman Nihadın - — Nihavend | garkı: Yine aşkı bana sun. 21 Müzik (Riyaseti Cumhur Bande- su - Şef: İhsan Künçer). 21,50 Anadolü ağansı (Spor servisi). 22 Müzik (Cazband - Pi). 2245 - Z Son ajans haberleri | v yarınki program, YARIN 12,20 Program. 1235 Türk müziği - PL 18 Memleket saat ayarı, ağanı meteoroloji haberleri. 13,15 - 14 Müzik (Senfonik plâklar). 1355 Rumi Mayıs 2 4 Haziran PAZAR 1929, Ay 6, Gün 155, Hızır 30 1357 Hicri Rebiulâhir Hanife kadın bâttaniyeyi biraz daha çekerek, titrek, ölü sesile: Arıyordu amma sen haksızdın! toklaşan bir sesle ranacak olan ben miyim? Benim şunun şurasında bir sıkımlık ömrüm kaldı. O da nasıl olsa geçer?. Diyor, ve inliyordu: — Ihhhh... lüyorum! Kemiklerim. Vay vay vay, karnım! AKŞAM OLÜRKEN kazak, hırka yetmiyormuş gibi bir de battaniyeye aştı. Buram buram ter döküyordü: — Hastayım, nöbet tutuyor, Sen de beni bü- i tür bütün üzüyorsun a Hüseyin. Dedi ve birden gürliyen, Diye, pos bıyığın sözünü karşıladı ve devam — devam etti: z — Vursan, öldürsen ne yapacaksın sanki?. O ulmasa sen donsuz kalırsın be Hüseyin, ak, bir de ü bütün eşyasını da verdin! Hüseyin önünde duran yarım bardak - rakıyı birden a boşaltlı ve: — BSeninle zaten konuşulmaz. be kadın: Otu- cada iki kadeh rakı içtiğime bile kabahat kapanışını seyrediyordu. Epeyce böyle durdu. Fe- ridin eski peri masallarındaki deli âşıklara benzi- yen halini arada bir kalbi sızlıyarak arada bir gü- lerek acıyarak, kıvranarak seyrediyordu. Ve bü- tün bu andaki sahne de gerçeklen peri masalla - çının tıpkısını andıran Bir sahneydi Ferld — Sevgilim acı bana artık. Derken, Nesrin: — Sevgilin burada Feritçiğim bak yanıbaşında. Dedi, birden bir keklik sıçrayışile koştu, Feri- din boynuna satildı: — Oooh Feritçiğimmmm!. sarı — Kahbe.. diye diye zavallı.kızı kahbe ettin a. Bilmem ki sana yaranmak için daha ne psan?.. Her hafta pararlı gönderiyor. Bugün de ge'di bir tahtada çıkardı beş yüz lira verdi. Hafta- z elli liraya bağladın. Daha ne yapsın 2e etsin. O da bu paraları sokaktan toplamıyor. n kime buğün çıkarır da bu kadar gecenin- b izü koyun yere kapanmıştı. Nesrinden aldığı bütün mektubları sıraya koymuş, halı do- kur gibi yere sermişti. Onlara baktıkça, tarihlert ne göz gezdirdikçe: (Devamı var)

Bu sayıdan diğer sayfalar: