21 Nisan 1941 Tarihli Son Telgraf Gazetesi Sayfa 3

21 Nisan 1941 tarihli Son Telgraf Gazetesi Sayfa 3
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

LA HARBİNİN TTT lli günler.. li Kemal SUNMAN devlet adamları bu- tülâtinı saklamağa ETu h ierenin olduğu iııhııı'dhuıı ne diğı besbelli. Esasen İn- adamlarının ve mat. örülen müşkülâtı sak- Mücaacleye devam Etlmekleğiz. “tüşküiki î'::duııı. uğraşılacak T9 sıkıntılı günleri yal- h Eörmedikleri ise şüphe- Asırlardanberi büyü- hç Fndiki azametini al: “Paratorluğun emeksiz, Hrulabileceğine zaten €mezdi. Geçen seler- AOtünda muzaffer olan © harbin devamı ee fürlü üzünlüler geçir- değildir. Lükin İngil- dünyanın yarısına Ye tutuşmuş ol- de varmış. Avrupa- daha başka sa- 4" sürüyormuş. Beştasındaki — kuüvvetli, ilanya adasındaki kra- b ıııuııı; dün: eri Tei lerine İngiliz- İngilterenin o zaman Muharebel775 den 1783 Şekiz senelik bir devre- - O vakitler Avrupada devletler. şunlarmış: ya, Holanda, İsveç, Prusya, Pransanın, İs- Ve Holandanın — deniz tilizlerce küçük gö- Bibi değildi. Bu üç AÇıktan açığa husumeti An devam ederken İs- * Ve Prusya esilâklı bir * Mmuhafaza ederek ber “İlere için pek de İŞİ ni- memişlerdi, Avrupanın devletlerinin yarısı düş- ' * fırsat bekler bir bal 'lterenin deniz kuvvet- bir derekeye inmiş bu- _İ—uııı. için pek & 'hıı iki sene kadar vi akat 6 zamana kadar 'et diye tanınmış- e hep öyle deram ei Dünyada bir halin bep lmemiştir. Avrü- ai Fransa deniz- idi, Diyi'€ boy ölçüşecek y ll:ımh" şıınıiı mücadelesi ':':" bu mücadelede etiyç HPrverlere yardım n iyiye © İngillerenin işi- Pranj Zorlaştırmışlardır. İngiy aKdi devresin. Ti ingi ee en büyük 'Timeğe muvaffak ol ',f_'.'-ın..ı. içie mütekâün rmay “lven şeraitle bir Birakı Böreceği — Hnak vardı. İngiltere SSULROMAN: 119 en de Seveceksin fakat çok geçmeden Gar dr geaasana meşhur Tkâli çıkınca Framsa sarsılmış, paraca, pulca senelerce türlü sıkıntılara uğramıştır. Diğer taraftan Avrupa kıt'asın- da ihtilâlei Fransaya karşı kral- Tarın, imparatorların birleştiği gö- rülüyordu. Bilhassa Napolyon Bo- napart başa geçtikten sonra Av- rupanın kuvvetli devletleri Fran- sa tarafından mağlüp © İi tık bunların - İngiltere aleyi birleşmesine imkân da kalmamış- t Fakat Napolyon kuvveti art- tıkça ve Avrupada yapacak — işi kalmayınca İngiltereyi de yene- vek hükmü altına almayı düşün- müştür, İşte o zaman İngiltere ile Fransa arasında — yine ınliudrl; başlamış, bu yüzden İngillere yi- me bir hayli sıkıntılı zamanlar ge- çirmiştir. Fakat Napolyonun İngiltereyi Mısırda vurmak tasavvuru filiyat sahasında o kadar ileri gitmiş iken sonunda büyük bir mağlübiyetle eticelenmiştir. Çünkü İngiltere- :iı deniz kı;ı“'ıll ile Akdenizde ba; (mak mümkün değildi. Yi- ıe'.h':'ıkılyuım İngiltere adasına doğrudan doğruya taarruz ılııa_k için hazırladığı kuvvet de bir iş yapamamıştır. Buna mukabil İn- giltere ağır ağır bütün Avrupanın Napolyon aleyhine birleştiğini gör. müştür. Napolyon kat'i olarak 1815 de Avrupa sahnesinden çekilmiş- tir. günlerin başladığı 1775 ile devam eltiği 1815 arasında geçen 40 sene İngilterenin tarihinde muhtelif fa- sılalarla buhranlı bir devre ol- muştur. Kırk senelik çileden öon- ra gelen devir ise geçen umumi harbe kadar 100 senelik bir zaman demek oluyor. Bu bir asır içinde İngiliz deniz kuvvetine karşı mey- dan okumak başkalarına — nasip olamadı. HALK. ÜTUNU. l; l"ı İşçi Arıyanlar, şikâyetler, temenni- ler ve müşküller a l füne kadar tatil olacağı için tati! mid- detince, vekilecek iş Müsalt ise devresinde de öğleden son dmak Üzere bir iş arıyorum: yesim yapar, tezyinak, al) bllirum, Evlerde resim, el hai tercih edeceğim. İş sayın kimenin şü ödrese mekti Tacsatlarırır beklarim. «Beviktas, kanaüma mahallesi. Akdoğan cadde- #i, Gazi Refik sokak Nö 47 Necdeta, Geten Mektuplar Kanaaikâr: Bir mütahhit — size iş %:mfl üzere rumuzunuza — meklup miştir. N::;Tn ;cımınıı: İstanbul ve Beya- gıttan namınıza — gelmiş iki İş verme mektubu vardır. Lütfen >aldırmanız yeya yollamak üzere adreslerizini üç Kkuruşluk pulu hasi bir mektupla bil-, neniz mertudür. d"A"C'I'"K KONŞMUA: Bayan Hayrün- nisa — Mektubunuz bugün adresinize yollarımıştır. ğ Yazan : ETEM İZZET BENİCE sanki bana vereceği ; lerin değil de, asır- | imtidat edi; um Allah aşkına çabuk | TELL Necip sağ mı, ölü mü? | hlekrar sordum: Naciyenin Kİ mimikler — mütemadi- ; i$iyar ve.. bana hiçbir Yordül içbir şey odana gidelim de konu- Yürüdü, hi ĞAt bi ze Yol görmüyor musun heti kelime ile evei., yahul ha- | diye bağıracaktım!, '" ciddi bir buhran ge- ğ e iyordum ve,, bunaltıdan düşüp buyılacak gibi idim. Neyse ki, daha uzun sürmedi, Naciye: — Sağ.. fakat, Diyerek söze başladı ve devam — Senin mektubunu alınca se- yahate çıkmış. .. Bu cevap birdenbire garibime gitti, Tuhaflaştım. Ona seyahati tavsiye eden ben olmama rağınen gitmesini âdeta kızgınlık ve kur- gınlıkla karşılıyordum. Neden ve niçin hu böyleydi?. — Nereye gitmiş?, Diye sordum, Fakat, sorularmı yaparken o kadar acele ve üstükte konuşuyordum ki Naciyenin cevap vermesini beklemekteki taham- Eğer hesap edilirse —ykıntılı | | ı San'at ve teknik Gazetelerde çıkan Bir ha- bere göre, Maarif Veköleti, memleketteki san'at ve tek- nik okullarının sayısını ço- Baltacak, bu mekteplerin tah- sil müddetini uzatacak, müf- redat programını — genişlete- cek.. Hulâsa, san'at ve teknik o- kulları Türkiyenin ihtiyacı- na uygun bir tarzda âyarla- nacaktır. Dünya ve hâdiseler göste- riyor ki, sanayi, bir. memle- ketin mutlaka muhtaç olduğu bir şubedir. Bir çok işler, tek- nik şayesinde netice vermek- tedir. Harp bile bir teknik, | vasıta işi olmuştur. Son beş on senedir Türki- yenin sanayileşmesi için bü- 'yük adımlar atılmış, bir çok fabrikalar kurulmuştur. Da- ha kurulacaktır. Fakat bütün bBu müesseseler bilgili, müte. hassıs teknisiyenler ister. Bu teknisiyenleri — yetiştirecek | müesese, san'at ve teknik o- kullarıdır. Memleketin sanayileşmesi | ile mavazi olarak san'at bil- gisi veren müesseseleri de sür'atle çoğaltmak mecburi- yetindeyiz. San'at ve teknik tedrisatın daha Fazla ihmal edilmesi doğru değildir. BÜRHAN CEVAT Açık iş ve memuriyetler İstanbul ve Ankara Posta Mü- dürlükleri orta mektep mezun - larından müsabaka ile memur a- lacaklardır. Bunlara 15 lira aslt maaş verilecektir. Müracaat 21 nisana kadardır. Çankırı askerlik şubesine üc- retli memur aranmaktadır. Çanakkale Belediyesine 100 lira ücretle bir baytar ve 170 lira üc- retle bir başmakinist, 100 lira üc- retli elektrikçi, T0 Hira deretli mo- tör tamircisi, Erzurum Belediye- sine bir ayar memuru ve 260 tira aylık ücretle bir fen işleri mü - dürü aranmaktadır. (eREN 4 BDoğan çocuk -öm Bir çocuğun —emdiği sütün Iyi einston ve mebzul olduğunu anla- mak — için en güzel çare, her gün veyahut her hafla nihayetinde yavruyu- tartmaktır. İlk dört ay içinde çocuğun vücudünde günde â, Oluz gram bir tezayüt görü- Dört aylıktan sekiz aylık olun- cıya kadar geçen milddet zarfın- da günde ea ilâ yirmi gram, bu mülddetten bir yaşına — gelinciyo kadar beş ilâ on gram siklet alır; Eğer gündelik yapılan muaye- nede çocuğun vücudünde bir şik- el artışı görülmezse, yahut vü- eydünde bir. düşkünlük, zanf, me- vöddi galtasında —spanak yeşilli- #İni andırır renk , göğü #ü- tün kitayet etmediği yanlaşılır. Biz veziyelle daktora —mürucaat “Gün Mek, ya ayrıca emzik ile de bev- lemek veyahu bir sütnine getiri- mek icap eder. mülsüzlüğüm — bütün bütün artı. ! yordü, Naciye: — Nereye gittiğini bilmiyorum. | Dedi, Ve konuşmanışz sürdü; — Sen kiminle konuştun?. — Ev sahibi ile, — Peki ne dedi 07, — İşte Halil Necibin seyahate çıktığını söyledi. — Nereye gitmiş?, — Bilmiyor. — Ne vakit gitmi; — Senden mektubu alınca er- tesi sabah hemen hareket etmiş. Yalnız o geceyi çok buhranlı çirmiş. Sabaha kadar hiç uyuma- miş. — Nereden biliyorsun?, — Ev sahibi söylüyor. — İyi amma, nereye - gittiğini bilmiyen ev sahibi sabaha kadar | onun uyumadığını nereden - bili- | yor?. — Ev sahibi onu gece hiç görme. mei, Sana mektup yazdığını — ve cevap aldığımı biliyor o kadar. Hattâ senin ne şekilde cevap ver. " le yemeğine döndüğüm val MAHKEMELERDE : “Bu, Sizin Bildiğiniz çocuklardan Değil,, *Çocuklar, mulümu âliniz, ümmidi istikbalimiz.. Döğülür mü hiç ?,, =EYazan: HÜSEYİN BEHÇET _j—_ Davacı bir tramvay biletçisi.. Karşısında maznun olarak, olduk- ça keri feri yerinde, irice bir zat var. Davacı biletçi anlatıyor: — Tramvayla Lâleliden çıkı yorduk. Küçük bir çocuk - afles dersiniz, kıptı çocuğu - tramvaya asılmış. bizim biletçi İsmall efen- uğu kulağından yakala- iyor. Çocuk arsız bir ço * nasihat ederken, di- lini çıkarıyor. İsmail şöyle kulağından tutup biraz ca- nini yaktı. Çocuk vaveylâya, kü- füre başladı. Bu zat da tramvayda müşteri, Kalabalığı yararak att sahanlığa gitti. Biletçiye konte - Tans vermeğe başladı: — Bu çocuklar bizim ümidimiz.. Biz vatanı yarın bunlara emanet edeceğiz. Çocuğu niçin döğüyor- sun? Şimdi seni polise teslim e- deceğim. Durdurun şu tramvayı'. Nerede polis? Bir polis çağırın! diyor. Biletçi İsmail Efendi: — Beyim, dedi, Bu çocuk sizin bildiğiniz cocuklardan değil.. Bün lar çocuk değil şeytandır.. Bun * ların ne olduğunu biz biliriz. Gün- de kaç tanesini görüyoruz, Asıl polise teslim edilecek olan ben de- ğilim, bu çocuktur. Bey yine köpürdü: — Çocuktur, herşey yapar, Ço- cuk yaramaz olur. Senin, elâlemin gçocuğunu döğmeğe ne hakkın var? Durdurun şu tramvayı bakayım.. Beyler, hepiniz şahitsiniz!. Bilet- çi çocuğu döğerken gördüler, Ço- Cuğun davasını ben takip edece- ğim, Vatman.. Durdur şu tram - vayıt, Zili Yj defa çekti. O vakte ka- dar ben hic bir şeye karışmamış: | lenildi. Sahitler tramvay yolcu- | meti> isimli tım, Zili cekince tramvayı dur- durdum: — Beyefendi, dedim. Bunlar, af- federsiniz, — Kıptı. çocuklarıdır, Böyle her tramvaya atlayıp oyun oynarlar, Kaç tensinin bacağı, ko- lu kesildi., Akılları başlarına gel- medi. Hem kendi başlarına, hem biziz başımıza açmadıkları iş kal- mamiştır. Bırakınız da yölümüzü devam edelim.. Büu sefer de dönüp bana kon- ferans vermeğe başladı: — Bizim ümidimiz vu çocuk - lardır, İstikbalde ne bekliyorsak bugünkü çocuklardan bekliyoruz.. — İyi smma, beyefendi, dedim; | bu o çocuk değil, Bakım şimdi bırakalım. Görürsünüz, hem size hem de bize söğecek. İsmail e- fendi. Bırak şunu, bakalim ne yapacak? Çocuk müdahaleden yüz bul- müştu. Biraz evvel ciyak ciyak bağırırken; şimdi gülüyordu. Tamail efendi çocuğu — bıraktı. Tramvaydan atladı. “Sekiz ön a- dım açıldıktan sonra, hepimize kü- füre başladı. He mde, ne ağıza alınmaz lâflar,.. Ondan sonra da diğini de benden öğrendi. Yalnız | Halil Necibin yatlığı odanın al. tında da kendisinin yatak or: var. Diyor ki: Akşam be:gberdik, Lütliyensa mektubunu büyük bir merak ve beyecan içinde bekli . yordu. Cevap gelince ben kendi- sil İnız bıraktım. Zaten vazi- yi e onu ilade ediyordu. Her. halde mektuba cant — sikıldiğini tahmin ediyorum ki, sabaha ka- dar uyumadı, odasında mütema- diyen dolaşlı durdu, Onun asabi atabi dolaşışı beni de uyutmadı. Kendisini sabahleyin de görme- dim, Ben doğru daireye gittim, Öğ- ev- den bir mektup verdiler, Halil Ne- cip Bey bıraktı.. dediler, Mektubu geçen vaziyeti hatırladığım için telâşla aldım, okudum, Seyahate çıktığını haber veriyordu. Naciyenin sözünü derhal kes- tim: — Peki, mektubunda ne yazmış? Naci latacağım. Telâşlacma.. etendi de | el, hepsini sıra ile an- | İ | pek fena bir tarzda kolunu sal - | Jamağa başladı: — Gördünüz mü, beyefendi? dedim. İşte bunlar böyledir. Bu söylediklerinin ve yaptıklarının yarısı size yarısı bizedir, Be - ğenidniz mi? Bey, bu sefer de bana kızdı. Ağ- zina geleni söyledi.. Hakaret eti Davacıyım, Haysiyetime tecavüz ettiği için de 50 lira manevi zarar isterim. Davacı sözlerini bitirdikten son- | Ta o söz aldı: | derken arka s: lâdır koptu. «Ne oluyor?» diye dönüp baktım. küçük bir | çocuğu kulağından yakalamış, to- yor, Çocuklar, malümu âli- iz, ümidi istikbalimiz.. Döğülür mü hiç? Müdahale ettim. Çocu- ğun önce mazlüm bir hali vardı. Sonradan baktım, tramvaydan in- dikten sonra, insanın yüzünü kı- zartacak' küfürlere, hareketlere haşladı. Bendeniz de anladım ki bu çocuk benim bildiğim çocuklar- dan değilmiş. Tam biletçi ile vat- mana hak vereceğim zaman, bu | davacı kta bir vavey- | ) pıyor.. Bunun muhatabı sizsiniz! deyince sinirlendim. — Neden bana söyliyecekmiş.. Size söyliyor, onu ben kurtardım! dedi z kurtardığınız İçin — size | söyliyor. O size söylemese bile ben size havale ediyorum, dedi, Artık, ondan sonra, biribirimize | hayatımı çok pahalıya satabilirdi. 3 —SON TELGRAF — S1 mian bu < —_ Başmuharrirler Ne Diyorlar? AİKDAMN Profesör Şükrü Baban «Yeni paktın ekisleri> islmli bugünkü Başyazısında Sovyet — Rusya ile japonya arasında Moskovada geçen hafta imzalanan akislerini tefsir etmekte ve bu Sövyet matbuatının neşriya- temas eyliyerek: «Pravdz bu paklın Almarıya aleyki- ne müteveocih olması keyfiyetini gid- detle tekzip ettiği gibi Almanyanın tee Bir Ve tezykiyle yapıldığı noktasını da yalanlamaktadır. Ceride aynen diyor ki: «Moskova tamamile müstakil olan kendi bu B. Hüseyin Cahit Yalçın «Yugoslav- | yanın uğradığı felâketin sebebb> isimli bugünkü — Başyazısında — Yugoslavya Başvekili ve - Başkumandanı Generat Simoviç'in Atinada yapığı ve Yugos- Tavyanın uğradığı telâketin sebeplerini anlatan nutkunu tahlil etmekte ve: «Yugoslavya Böşvekili ve Başku- mandanı General Simoviç Atinada yaptığı beyanatta Yugoslavyanın uğ- radığı felâketin sebeplerini anlatıyor, Generel bu sözleri le ayni - zamanda Balkanların harabisine sebep n en birinci denili de teşrih etmiş o- kuyor. General Simoviç en evvel Yugoslav milletinin karşısındaki düşman İle ga- yeralt dahilinde çarpışmış et ediyor. Küçük Yugas- muazzsm ve - hazırlıklı Al- manyaya yalnız başına mukavemet et- mesinin imkânsızlığını evvelden — bil- ni söyledikten sonra, vatanın şe- ret ve haysiyetini müdafaa maksadiyle harple tereddüt etmemiş olduklarını anlatıyor. Sırp milletinin bu asll ve kahrman hattı hareketi bütün dünya- da takdir hisleri uyandırmıştır. - Ane cak, bir mileltin bu derece hayranlığa sayan azminin ve fedakârlığının İâyık olduğu mükâfatı bulmamasına esef e- dilir. Yugoslar milleti acaba neden yalnız kalmıştır?. Yalnız kalmakla be- raber, neden daha fazla mukavemet göstermemiştir? Çünkü Yugozlav or- dusu çetin bir -düşman olabilirdi. ve Yü goslavya kendisinden pek haklı olarak bekienen azami mükavemeti neden Bösleremedi? Buna General Simoviçin verdiği ce- vap şudur: Düşmanın bücumu beklen. miyordu*> Dedikten sonra, hakikatin bundan ibaret olduğuna şüphe bulunmadığını fakat bu hakikate akıl erdirebilmek ve Onu mazur görmenin birsz müşkül ol duğünü söyliyerek Sırp — milliyetpar- verli Almanyanın — hücumunu il, bir çok laf söyledi! Ben'. muhakkak beklemeleri leap - ettiğini Ço ledirm, o da bana söyledi. | Peyan etmektedir. ) İşte, vukuu hal budur, CUMLI[I_R'YE' Bundan sonra bir kaç şahit din- | — R. Vunus Nadi «Yeni Yunan hükü- larındandı. Hemen hepsi, — Sahanlıkta bir münakaşa ol- du. İki kişi birbirine ağır sözler söyledi amma, hangisi hangisine ne sövledi bilmiyoruz; şeklinde şe- hadet ettiler, Asil mühim şahit, tramvay bi- letçisi İsmail gelmemişti, Hâkim, İsmailin de çağırılmasma — karar vererek mahkemeyi başka güne talik etti. Mahkemeden çıkan maznun; — Bunlar zemane çocukları e - fendimi, diyordu. Eğer böyle ola- ı | cağhnı bilseydim ağzımı açıp kari- | şar miydim? Keratanın — kulağım koparsalar haklı imis.. ÜLise mezunlarından bankacı alınacak Sümer Bank Umum Müdürlüğü muhtelif servislerinde — münhal bulunan biri 120 bari 100, dördü 85 ve biri 75 lira ücretli. barem dahili 6 memurluk için lise me- zunları arasında bir imtihan aç- mağı karar'aştırmıştır. - Talipler | 28 nisana kadar müracaat ede- bieceklerdir. | — Dedi ve ilâve etti: | —— Mektubu ben okudum, Zaten | dört be şsatırlık bir mektuptu, Ay- nen hafızamda kaldı. Şöyle di- | | Yor: «Ansızın biraz dolaşmıya çık- | |omiya karar verdim, seyahatimin ne kadar süreceğini bilmiyorum. Herhalde asabımi dinlendirmiye | ihtiyacım var. Mezuniyetim bitin- | €ye kadar ne olur bilmiyorum, Fa- | kat, herhalde o vakit bir çare dü- şilnüürüz, Minnetler, teşekkürler, arkadaşlara çok çok selâmlar.» işe te mektup hepsi hepsi bu kadarcık | Gayrlihtiyari bende yeni bir | merak başladı | — Nereye gitti acaba?. Dedim. Naciye, tuhaf kuz, Şen şeni — Kendisine seyahat tavsiye e- |den de sensin, nereye gittiğini me- | rak eden de yine sen, | Dedi. Hakikaten dışarıdan bir bakışla bu mütezat hissim gülüne- cek birşeydi. Ben de biraz gülerek: (Arkası var) Kral Şorfla birlikte hürriyet ve istiklâl savaşını idare eden Yünan — Başvektli M. Korizli'in ölümünün uyandırdığı derin acıyı tebarüz ettirdikten sonra bu devlet adamının Metaksaş gibi ha- yatımı vazife başında ferkeden bir Kahzaman olduğunu söylemekte ve bi- Mhare «Korizis'i istihlâf edecek - olan milli müdafas bükümeti vaziyetin mu- hafazasını terin / vazifesiyle iş başına gelecektir. 'Tabif bütün Yunan milleti. nn müzaheretini etrafında - topliya- rak.. İnsana öyle geliyor ki Yunanistanda bildiğimizş muharebelerin eşleri öşre- yan etmemekte, belki esatiri kahra- manlıkların Savaşmakta- dır!.> demektedir. TAN B. Zekeriya Sertel <Zavallı Yugos- Tavyal> izimli bugünkü — Başmakale- sinde; «Şimdiye kadar hiç bir devletin bi laraf kalmak siyasetine İltles ederek istiklâkini kurlarmıyı muvaffak oldu- idcu gönmedik, Nitexisa, Yügotün v enli Ge bu yüzden mücafaa todair srfa' aimakta gecikmişler se meinleketl düşğeana karaı 4de'a uldafaasız — bir bude birakmıştardır. Kugoslav ordusu öti tarihte ascerleğiri ve kahrarsanlı- Bihi Spat etmiş bir milyenlak Lir kuv. vadn ön günda İanizama uğraması * 4ka türlü iza4 edilemez.» demekte- dir. VATAN B. Ahmet Emin Yalınan «Eisanelere kapılmıyalım> islmli bugünkü Başma- kaletinde Almanlara Yuğgoslüv * ardu: suna hareketsiz brakmalarının Beşinci Kol”u yeni bir cürfet verdiğini süylür yerek: ö «Zayıf ruhlara akıtmak — İstedikleri zehir şudür: €Alman kuvvetlering kare $ dürüulmaz. Ne kadar kahramanca mükâvemet edilse sonunda — geçerler, İptidadan anlaşılıp uzlaşılırsa ortalığın kılmasının, püfüt zayiatının önüne geçilmiş olur. ” Zalak ANMataE ”Batti kazanınışlar - demektir. — Amerikadan gelecek yardım hayaldira r Her insan kalabalığı içinde tek tük zayıf ruhlu, kısa görüşlü, sathi muha- kemeli zavallılar bulunabilir. Böylele- rini kimayemiz altına amak, tedavi et- mmek her birimiz içla vaziledir. Çün- » kü fena niyetli Beşinci Kol'cular için böyle âciz ruhlu zavallılar pek rahat bir nakil vazifesini görebilirler. Evet, Almanların tsarruz için çok- tanberi bi ona göre techiz ve terbiye edilmiş kuvvetleri vardır. Bu doğrudur. Ba kuvvetler müclarea da büyüktür. Fakat unutmamalıdır ki, Alman kuvvetleri, sirf aç görlülük yü- zünden Alman Genel Kurmayını old- di #arette düşündürecek sekitde dağıl muğlr.> demektedir. KAGÜNÜN / Pişekâr Asım baba- nın feci halı Yeni Adam Mecmuası sa- hibi İsmail Hakkı Baltacı oğ- hla, emekdar orta oyunu san'e atkârı Asım Baba için bir ia- ne İistesi açtı. Tan ve Son Posta refiklerimiz, bu mev- zua dair yerinde yazılar yaz- dı. Asım Baba için bir jübile tertip edilmesi teklif olunu- yor. Bu teklife candan rey vermiyecek kimse yoktur. | . Zavallı Asım Baba, şimdi 75 yaşında bitkin bir ihtiyar. dır, Asım Baba, orta - oyunuü- nun son şöhreti ve muvaffak pişekârı idi. Kimbilir, bu kıy- metli san'atkâr, gençliğinde, me ümitlerle bu yola atılmış- tır. Şimdi, ise, beli bükük, benzi soluk, üst baş perişan, aç ve bililâç sürünüyor. Bir zamanlar, yül san'. ati ile gülmekten kırdığı bu cemiyetten yardım Asım Baba, Küçük İsmail- den az sonra pişekârlığa baş- lamış bir san'atkârdır. İsmail Efendi ihtiyarlayıp ta elleri titrer bir hale gelince, Asım Baba, İstanbulun yegâne pi- şekârı olmuştu. Pişekrliktan önce, orta oyununda muhte- lif taklitlere de çıkardı. Bir zamanlarda, rahmetli komik Kel Hasanın yanında sahne aktörlüğü de yaptı. Kendisi, alaydan yetişme bir aktör ol- duğu halde, bu işlerde de çok muvaffak oldu. ö En son, merhum Kavuklu Ali'nin pişekârlığımı yapıyor- du. Fakat, son yıllarda, orta oyunu, artık rağbetten dü- günce, Asım Baba da, bu meslekten karnını bile doyu- ramaz hale geldi. Çok ihti- yarladığı için, sahnelerde de kendisine iş verilemiyordu. San'atkâr Naşid, Asım Ba- bayı, himaye etmiş, bir çok | defalar sahnesinde rol ver- bir arkadaş şöyle diyor: «— Asım Baba, gerek orta - oyuncular, gerek tulüatçılar içinde, tabilliği, samimiliği ve nüktedanlığı cihetinden 1 Ali Asım Babaya, ömrünün son günlerini biraz olsun rahat ları; kster, Z.. eee , gçdline Devlet Demiryolları Umum Müdürü Devlet — Demiryolları 'Umum Müdürü B. Cemal Hidayet bazı teftiş ve tetkiklerde bulunmak üs zere evvelki gün İzmine gitmiş- tir. Memur iş sahibine | çıkışabilir mi? İ memura hatırlatlı. — Fakat bu ha- tırlatış, memurun bağırma ve ça- #irmasiyle karşılandı. iyi muamele yapılması hakkında- ki tamimleri okumamış olsa ge-

Bu sayıdan diğer sayfalar: