21 Temmuz 1938 Tarihli Tan Gazetesi Sayfa 6

21 Temmuz 1938 tarihli Tan Gazetesi Sayfa 6
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

Lik Maçları Için Futbol! Ajanlığıkarar verebilirmi P Meriyete Giren Kanuna , Göre Artık Bu Teşekkülün | Hiçbir Kıymeti Yoktur YAZAN: EŞREF ŞEFİK Geçen gün mıntaka merkezinde bir içtima yapan İstanbul Fut- bol Ajanlığı 938 - 939 İstanbul liğ maçlarının 11 Eylül pazar günü başlamasına karar vermiş. Fazla olarak, iki senedir birer devre yapılan maçların bü sefer iki devre olmasını münasip görerek klüplere o yolda tebligat yapmayı muvafık görmüştür. İstanbul lig maçlarının her sene geç kaldığı malümdur. Fatbol ajan- lığı ihtimal gider ayak, “çünkü yeni #por kanunu dolayısile değişmesi pek kabildir,, futbol seyireilerini, oyun- cularını hoşnut kilrfayı düşündü 'de maçlara biran evvel başlanmak ka- rarını verdi. Bu mevsim ve iklim bakımından faydalı olabilen karar, yarınki vazi- yet bakımından epey zararlı olabilir zannındayım. Kanunu çikan beden terbiyesi genel direktörlüğünün yeni federas- yonları ve yeni ajanları olacaktır. 16 Temmuzda neşrolunan beden terbiyesi kanununun 27 inci madde. | sinde: Bu kanun neşri tarihinden mu teberdir kaydı vardır. 3530 numaralı beden terbiyesi ka- | nununun muvakkat maddesinde ise, Şu cümleler" yazılıdır: Türk Spor kurumunun bütün mal- ları ve vecibeleri beden terbiyesi ge- nel direktörlüğüne intikal eder; Şu maddeler tereddüt edilemi cek; başka türlü “ters on cak kadar sarihtir; Midir Bu kanuna rağmen beden terbiy: si direktör! ün işleri arasında bu lunması icap eden lig maçlarının baş laması ve kaç devre olması hakkın- daki kararları yeni tayin ve intihap olunacak idarecilerin bilmeleri lâ zımdır. sean Gülle Atmayı da | Güneş Kazandı İstanbul atletizm ajanlığı tarafın- dan tertip edilen atletizm şampiyo- 'nası müsabakalarına dün Taksim sta dında devam edilmiş ve yalnız gülle atma müsabakası yapılmıştır. Neticede birinci Arat (Güneş) 12.40, ikinci Sova (Galatasaray) ü- güncü Gevrek Hayskul. Dün yapılan bu müsabaka ile pu- van vaziyeti şöyle olmuştur: Güneş 19, Galatasaray 7. şi Erzincanda Spor Klüpleri Çoğaltılıyor Erzincan, (TAN) — Spor hareket- lerini canlandırıp çoğaltmak için va- Jinin riyasetinde Halk Partisinde bü yük bir içtima aktedilmiştir. Halk partisi ve halkevi idare heyetlerile mahalle mümessilleri, hükümet er- kânı, sporcular ve bir çok halk içti- mada hazir bulunmuşlardır. Neticede, sporun inkişafı için klüp lerin çoğaltılmasına ve bunların bi- ribirine'rakip olarak çalışmalarına karar verilmiştir. Şehrimizdeki mev cut klüp adedi üçe çıkarılacak, ye - niden açılacak klüplerin bina ve spor Vazife ve salâhiyetinin hâlâ baki olduğunu zanneden İstanbul futbol ağanlığının bura lig maçlarının iki) devre olmasına karar vermesile Tür kiye futbolünü alâkadar eden bir İvaziyet hâsıl olabilir. Çünkü eğer ye ni futbol federasyonu reisi, milli kü- me maçlarına devamda fayda görür- se, diğer mıntakaların maçlarını da ona göre başlatmıya mecburdur. | İstanbulun Ankara ve İzmir maç- lerini kendine uyduracak bir kara- ri şimdiden alması ilerde Türkiye futbolü namına düşünülecek her han gi bir tedbire engel olabilir ve bu yüzden kararın tatbikine başlandığın dan, pek az sonra değiştirilmesi za- ruri olur. O döiştirilmeden, bideyet. te avantaj almış klüpler müteessir olurlar Beden terbiyesi kanununun çıkma sile mevcudiyeti hitam bulan spor kurumu idarecilerinin her nedense gider ayak gayretlerinde çok acele davranmak istediklerine şu son haf- eray ymm Bir gayret cömertliği dolayısile o- lacak, envar çeşit yarışlar ve güllü kupalarla salatalık ve elma dağıtılan koşuları hep seyrettik Keşki bu gider ayaklık kalplere ge çen seneden çökseydi de lig maçla- rı vaktinde başlayıp vaktinde bite- bilseydi... Bulgar Pehlivanları Bulgar pehlivanı Kiro Bir hayli zamandır Anadolunun muhtelif kasabalarında Dinarlı. ve di ğer pehlivanlarla güreş yapmış olan Kiro (105k.),Karadimo (95k.), Yorgi (90 kilo) ismindeki Bulgar pehlivan ları şehrimizden geçerek Bulgarista- na giderlerken İstanbulda bulunan İpehlivanlarımızla karşılaşmaları tek je edilmiş, onlar da bu teklifi kabul malzemesi ihtiyaçları spor bölgesi ta | ederek bu pazar Taksimde güreşme- rafından temin edilecektir, ——o Beş Klübe Para Yardımı Yapıldı Istanbulun birinci sınıf klüplerin- den Güneş, Fener, Beşiktaş, Galata-! saray ve Beykoz klüplerine mülga Türk spor krumu umumi merkezin- leri kararlaşmıştır. Bir hayli müddet evvel bir Bulgar Nazırı bu pehlivanların Türkiyede para mukabilinde yenildiklerini ve memleketlerinin şerefini ihlâl -ettik- lerini söylemişti. Türk pehlivarlarının bu sefer bu | Şeref Stadının Levhası Şeref stadının ismi klüp ida- in bir kararile silinip yerine “Beşiktaş Jimnastik klü- bü stadı” yazılacağını ilk haber alan biz olmuş ve o yapılacak iş hakkında ilk neşriyata biz baş- lamıştık. O vesile ile Beşiktaş klübü- ne mensup emektarların mek- tuplarını neşrettik. Kanaatleri- mizi yazdık. Diğer sporcuların hislerine tercüman olduk. Beşiktaş idare heyeti ne leri için yorulmuş elemanları- nın hislerini saydı, ne de efkârt umumiyedeki fena tesiri hesa- ba aldı. Levhayı değiştirdi. San- ki yeni levha ile orayı Beşiktaş- Klara mal eden Şerefin ismini de ortadan silmiş oldu. Hatıraları olmıyan . insanlar en bahtsız mahlüklardır. Teda- visi ilâçla kabil olmıyan “vak- tinden evvel hafıza ve hahıra- larını kaybetme” hastalığını ih- tiyar ninelerimiz “şeytan ku- İağına kurşun evlerden irak bu- nama derdine duçar olmuş” 'di- ye anlatırlardı... Bir spor klübünün hatırala- ri en kıymetli mücevherleridir. Toplantılarda, senei devriyeler- de hatıralarını anamıyan spor- cular eksik insanlardan sayılır- lar... Beşiktaşlılar en aziz hatırala- rından birinin üstüne siyak tah- tadan büyük bir levha çektiler. Yarınki Beşiktaşlıya , Şerefi YAŞAR Ye AN du VE hinden kıymetli bir sahifeyi kaldırmağa kalkması şaşılacak şeylerden biridir Yalnız şunu hatırlatalım ki, fertlere ârız olduğu zaman bü- yük bir felâket addedilen atehi kablel miâd hastalığın zorla bir klübe aşılamak imkânı yok- tur. Levhadan silinen Şerefin is- mini başlarının içinde ve kalp- lerinde taşıyacak Beşiktaşlılar hâlâ çoktur sanırız. nazim limen İzmir Fuarında İstanbulu, Altı Klüp Muhteliti Temsil Edecek İzmir enternasyonal fuarı müna - sebetile tertip edilecek spor hareket leri arasında Ankara, İstanbul, Iz - mir ve Trakya muhtelit futbol takım ları arasında turnuva usulile maçlar tertip edildiği malümdur. Bu maçlara gidecek Istanbul muh- telitini seçmek ve kadroyu tesbit et- mek üzere evvelki akşam toplanan mıntaka heyeti geçen sene olduğu gibi bu sene de fuar maçlarına işti- rak edecek futbolcülerin altı klüp o- yuncularından teşkil edilmesine ve İstanbul muhtelitini altı klübün tem- sil etmesine karar vermiştir. Istanbul muhtelitinin altı klüp o- yuncularından teşkil edilmesine se - bep olarak o tarihlerde festival mü- nasebetile şehrimizde yapılacak fut- bol maçlarına çıkacak takımın Mil - İt kümeye iştirak eden klüplerden slinan oyuncularla tertip edileceği gösterilmektedir. Istanbul muhteli - tini temsil salâhiyetinin altı klüp muhtelitine'verilmesine belki geçen sene olduğu gibi İzmirliler itiraz e - decektir. Fakat bu muhtelit geçen seneki fuar maçlarında İstanbulu temsil edebilecek kudrette olduğunu isbat etmiştir. Bunun için İzmir maç ları geçen sene olduğu gibi yine mü savi kuvvetler arasında yapılacak - tar. esassız rivayeti kökünden tekzip e- ee beşer yüz lira yara yardımı yapıl | deceklerini umuyoruz Bulgar peh- masına karar verilerek iki gün evvel |livanlarının yapacakları güreşlerin klüplere verilmiştir. programını yarın neşredeceğiz. Müsabakalar 1 eylülde başlıyaca - ğına göre altı klüp muhtelitinin 28 ağustosta İzmire hareket etmesi İ- cap etmektedir. Yalnız Istanbul muhtelitini götü - ülâkat Vatöndişdi Otomobilin Gitmediği Semt Kasımpaşada Kulaksız yoku- da“ 25 numarada oturan M. K. yazıyor | | “Kasımpaşada Kulaksız yokus | Iİ su denilen bir cadde vardır ki, İ bu caddenin iki tarafı yeni yapıl- İmiş apartımanlarla muhattır. Fakat yol öyle bir yol ki, içeri: | sinde derin hendekler, harp mev zilerine benziyen bir takım m ialı oyuklar ve saire ki,-fecaati görülecek kadar ehemmiyetlidir. Geçen gün her zaman gittiğim bir akrabamın evine gidiyordum, Tepebaşında bir otomobile bin- mek istedim ve şoföre: “- Kasımpaşaya çek,, dedim. Adamcağız derin bir hayretle üme baktı ve: '— Bayım evvelâ 72 lira lâs- | tik parası verirsiniz, sonra gide- | rim. Zira 75 kuruş için 75 lira feda edecek kadar saf bir insan değilim,, dedi. Hele kış mevsiminde buradı fecaat daha ziyade artar. Dedi- ğim oyuklara yağmur ve kar su- İ| ları birikir, bu yol geçilmez bir bal alır. Belediyeden bu yolun | tamiri hakkında faaliyete giri- şilmesi ve bu işin de kış basma» | dan bir an evvel yapılmasını ri- ca ediyoruz.,, — — Bir ayda giden para Ankarada Cebeci, Özsey sokağında 16 numarali evde oturan Mazhar Güven ya- zyor "Ankarada Bakanlık postanasinden 377 mersule numarasile 3-6-938 tarihinde Bü- Çekmeceden gelen mektup- a damgalarına göre, Iki günlük mesafede bulunan annem, yolladığım va- tüyi ancak 2-7-83ğ tarihinde aliyor. Dört, medenberi anneme her ay para yol- lar ve haft dığını, gelen mek- tuplardaı m. Son zamanlarda vukua gelen çi bir aylık gecikmenin hangi se- beplerle meydana geldiğine, bir türlü ak- hım ermedi, Altxada İni celbetmenizi"rü SUSURLUKTA Alaya Sancak Verildi Susurlık, (TAN) — Buradaki as- keri kıtamıza merasimle sâncak ve- rilmiştir, Merasimde orgeenral Fah- retfin Altay, korgeneral Sabit No - yon, tuğgeneral Yaşar, tümgeneral Komal ve Ekrem, bir çok halk bulun muştur. Fahrettin Altay ve kıla ku- mandanı albay Süreyya nutuklar söylemişler, bundan sonra atış talim leri yapılmıştır. * Bilecik, (TAN) — Buraya ve ci vara yeniden sürekli yağmurlar yağ- mış, bir çok yerleri sel basmıştır. Gİ İZMİTTE: Bu Seneki Buğday Mahsulü Çek İyi İzmit, (TAN) — Mıntakamızdaki mahsul bu sene çok iyidir. Hasat ve harman başlamıştır... Arifiye tohum ıslah istasyonunca elde edilen “Cüm huriyet” buğdayı bu sene daha bol miktarda ekilmiş ve çok bereketli İ mahsul verdiği memnuniyetle gö - rülmüştür. ———— recek idarecilere şunu hatırlatma. dan kendimizi alamıyoruz. Giden İ yatacak yerlerini evvelden tesbit et- İsinler ve yiyecek içeceklerile bizzât İalâkadar olsunlar ve'en mühimmi maçları idare edeöek hakemler Üze- rinde biraz titiz davransınlar, Vefa Klübü Kongresi Birinci sınıf klüplerimizden olan Vefa idman yurdu hafta içinde sene- lik kongresini yapmış ve aşağıda (- simleri yazılı zevalı yeni idare heye- tine seçmiştir. Umumi başkan: Istanbul kültür di rektörü Tevfik, idare heyeti başkanı: Satm Şahin, muhasip: Cevdet Yayık, imumi kâtip: Abdüş, idman müdü- rü: AN Muhsin Akyürek, yurt mü- dürü: Edip, mürakabe heyeti başka. nı; Faik, aza: Saim Turgut, aza Nu- ri “TAN” Kıymetli klübümüz Vefa nın yeni idare heyetine muvaffa - kıyetler dileriz. ME İLLERE TEE ETEET ETTE ETEİİ RET TEİ oyuncuların geçen sene olduğu gibi | Yazan : HAAAMANYANN Bu, bir “olmuş, kın, ilk satırlara bakarak, yanlış- likla hikâye sütunlarına konmuş bir tiyatro yazısı sanmayınız. Sizi, arilatacağım hikâyenin zev- kine vardırmak için, kısa bir baş- langıçla söze girişiyorum. Tiyatroda Jönprömiye rolü, baş İ #öldür. Sahneye heves eden genç- lerin çoğunun sanat idealleri, bu rolü almak, bu role sahip olmak- tar. Bazan tesedüflerin süratile. ba zan da hâdiselerin zoruyla bu ro- Tü alan genç amatörler, hattâ yaş- h artistler vardır. Fakat, bu role “sahip olan”; pek azdır. Bu ölün parıltışıyla gözleri ka- maşan nice heveskâr gençler, hul yalarına kavuşamadan çökmüş ve göçmüşlerdir. Jönprömiye rolünü “gevse âşık, diye izah edebiliriz. İsminden de anlaşılıyor ki, bu role çıkacak ak- törün, genç, biraz da güzelce ol ması lâzım, Yalnız, genç ve güzelce olmak ta yetişmez; sahneye hâkim ola- bilmek için sesi ahenkli ve “sah- neyi doldurması, icin, biçimli, boy« il kabiliyeti, istidadı yoksa, yine bu role “sahip,, olamaz. Bu role “sahip olan,, artistler de, ömürlerinin sonuna kadar, “genç. âşık,, lıktan kurtulamaz lar. Saçları ağarır, yüzleri kırışır; onlar, yine “genç âşık, tırlar. Çocukluğumda, “genç âşık,, ro- lünde, bir zamanlar Darülbedayi- in en güzide kadın artisti olan F- Uza Binemeiyanın babası Binem- ciyanı görmüştüm. Manakyan için de; değerli bir Jönprömiye idi, derler amma, ben, onun geneliği- ne yetişemedim. Meşrutiyetten sonra, Türk sah- nesinde iki kıymetli Jönprömiye yetişti: Ertuğrul Muhsin, Raşit Rıza, Ben, bu iki kıymetli genç artis- ti, sahnede karşı karşıya oynar- larken de gördüm. Muhsin, son senelerde Jönprö- miyelikten çekildi; bugün, Türk sahnesinin eski tek Jönprömiyesi, Raşittir. r Yeni yetişenler arasında, istidat ve kabiliyetlerini gösterenler yok değil, bunu İnkâr etmek. İnsafsız. lık olur. Fakat bunlar, ne derece- ye ve ne zamana kadar rollerine sahip. olacaklardır; bunu, sonra sonra öğreneceğiz. Jönprömiyenin sahnede olduğu kadar hayattaki vazifelerinden bi ri de, herşeye rağmen, genç kal maktır. “Genç âşık", orta yaşlılı Rında, İhtiyarlığında da genç k mıya mecburdur. Jönprömiye, bu na inanır ve tarafını da inandır- mak için, bütün enerjisini sarfe- der. Raşit Rıza, bu sırra erenlerden biridir. Anlatacağım hikâye de, onun başından geçmiştir. Bundan birkaç yıl evvel, Raşit Rıza, kuvvetli bir temsil heyeti- nin başında, Anadolu türnesine çıkmıştı. Şehir şehir, kasuba ka- saba dolaşırlarken, deniz kenarı büyük-bir kasabaya da uğradılar, Mevsim yazdı. Artistler, gür düzleri, scsktan sokağa çıkıp de- laşamıyorlardı. Sabahtan akşama kadar otelde oturmaktan da car- ları sıkılıyordu. Kasabanın denizi, göle benz. Tu hoslu olması şarttır. Bu kiymet. , İnsanların Zayıf Tarafı Mahmut Yesari «enne yen, akıntısız, çırpıntısız bir KOY du. Kıyılarda, balığa çıkan, Müt teri taşıyan #andallar vardı. Artistlerden biri, akıl etmiş” - Otelde sıcaktan bunalıp p8“ acağımıza, deniz kenarına m. Sandallara biner, serinlefi” mükemmel bir deniz havası an oluruz Bütün arkadaşlar, bu tekli b” ğenmişlerdi. Hemen £bazırlard” lar; otelden çıkarlarken biri hsüf” tadı: — Raşit Beye de haber vereli” Belki, o'dâ gelir. Ve bir komşu merdivenleri gif” tı, Raşidin odasına gitti. Raşit, le uykusuna yatmıştı, tenbeliiğ üzerinde idi; serin serin deniz & zintisi teklifine burun kıvırdı: — Siz, gidin; ben, yatıp uyu$” cağım. Artistler, “patron,, u otelde V” rakarak deniz kenarına gittiler sandallara binerek denize açıl” lar, Akşam, döndükleri zaman şidi otelde bulamadılar.” Ort kararırken Raşit Rıza da gelm ti. Arkadaşları sormadan, ©, ledi: — Siz, gittikten “sonra, “a madim.Sâğı dökdüm, sola Bir sigara yaktım. Yalmızlıkta nim da sıkılmıya başladı. Kf tım, giyindim. Eğer, sizlere larsam, sizlerle; rastlıyamaz$f”” tek başıma, sandalla gezerim, dim. İskelede kayık, sandal yok" Koyun sağ ucunda, küçük bir lıkçı kayığı gözüme ilişti; az işaret ettim. Görmedi. Orays 8“ su.yürüdüm. Kayıkçı, sevimli, yüzlü bir gençti. Beni görü hemen sıya etti; kayığı, sözüm iskele olacak, bir tahta bass! ğın kenarına yanaştırdı. : Ks! atladım, ağır kürekle kıyı kıy! diyorduk." Kayıkçı, tatlı dilli, bir çocuktu. Bana, nelerden selmedi, nelerdeh... diğini, yaz sonunda düğün *#İ caklarım, kışa doğru kayığıni mire çektikten sonra balığa ©' cağını, kasabanın dedikodul uzun uzun anlattı. yet Arkadaşları, balıkçının» aDt tıklarından bir hikâye cikaesi, b sanarak ve bekliyerek dınliy9 dı. Raşit Rıza, bir teviye, KE yi methediyordu: — Öyle güzel konuşuyor kis ö Fit edemem. Kayığı, sızlıkta Sp türüyor, akşam rüzgörile bif” çıkan hafif çırpıntılı taraflar? ru açılmıyordu. Onunla, otu? ruşa pazarlık etmiştik. Ben, den: — Çocuk, beni çok “eğle! Çıkarken; ona, elli yirmi Diyordum. Lâkırdıya dalı Vaktin geciktiğinin farkın de mamişim. Dönmek zaman! ğini hatırlattım. Yine ağ” rekle, döndük. İskeleye > YAP ken, kayık sarsıldı, sallandı ayağımı iskeleye atmak idim, hemen geri çekildim yıkçı, sol ayağı ile iskele? muştı, sağ eliyle küreği d9”* yordu, sol elini bana wzatti” — Korkma beybaba, dedi” la! Raşit Rıza, susmüştur e ları, onun yüzüne bak; pe” Birkaç dakika sonra, Rafi ee onların soran bakışlarına vetdi: — Çıkardım, otuz kuruş V€ terese! Elli kuruş vermedi yi Ve

Bu sayıdan diğer sayfalar: