17 Mayıs 1940 Tarihli Tasviri Efkar Gazetesi Sayfa 6

17 Mayıs 1940 tarihli Tasviri Efkar Gazetesi Sayfa 6
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

YY ASAMPİYONU. OLDUM “2 Sehmeling'in kaburga kemiği kırılarak ciğerine saplanmıştı gezalandırıyorsun» diyen sesi hıçkı- Melih Açba, dünkü ,m!mıı ağırlaşını Kendisine — coza Nevyorkta kendisini ilk cezbeden| vermediğimi, fakat Knockout oldu - geyin meşhur dack Dempsey'in mü ğunu tatlılıkla anlattım ve bir daha kellef lokantası olduğunu söyledik | sefere muhakkak kazanacaksın, de- ten sonra, uzun müddet Dempsey'i dim, Bu aslan yürekli çocuk bu söz- aradığı hakle bulamadığını üüve lerden de fazlasını hak etmişti. Fa - ediyor. kat ahalin 1 bu İnsant Nihayet kendisine bir. mektpp esirgemed düşen, oda- yazarak Türkiyenin boks şampiyo- 1 v na Goğ nu okluğunu ve Nevyorkta maç yap ,, Ox mak istediğini bildiriyor. Eskli dün “ ya şampiyonu da, artık böyle işler| “Y15 le moşgul olmadığı cevabını vere rek bir. promofar'la görüşmesini * tavsiye ediyor. sin gölecek sefe- övüşüp bu dağ - adeleci idi. Malh buna tüğmen Dempsay'i| Colombus Circle'e yardığım zaman| görmeği kafasına koyarak mihayet orlalık kararmıştı. Yanlış söylüy onu yakalamağa muvaffak oluyor. rum: Semaya gece çi tü: Mey- Melh Dempsey'in cüssesinden u - danı ve meydana çıkan sokaklar göz mulmuyacak kadar nazik olduğunu kamaştırıcı rengârenk ışıklarla pa - Söylüyor. Filhakika Dempsey Me- / aryordu. Asfalt caddede kayan ©- Khi dünyanın en büyük boks maç- tomobileri, cehennemi bir süratle Jarımı idare eden Arthur Donovan- İn - tanıştırıyor. Sehimeling - Joe Lowis maçından bahsetmeğe baş hyorlar. yanıp sönen kırmızı ve yeşil traffic aşıklarını, muazzam karıncalar gibi aya kaldırımlarında kaynasan aha- duğum Sehmeling bastahaneye kal - sünü ve beynini dolduran hirs ale- darılınca anlaşıldı. Kaburga kemik- vini biraz daha tanımak, Avrupada-! lerinden biri tamamile kırılarak ci- ğ ü a ,, |ki din taassubundan, hükümdar zul- iğerine saplanmıştı. Fakat fevkalâde »ünden kaçan, hürriyetin mânâsıni Sağlama bir uzviyete malik olduğun- » ayatile ödeyerek kavrıyan, zengin, Gan bayılıp / yere yuvarlanmıyordu. , L L Y a AY adım adım Joe'nin bir tek yumruğu zaten ciğe- . SARUETINAK ME. AĞN Te saplanmış kaburga kerniğine en "At edenlerin torunlarında çağlayan keskin bir kılıç kudretini verecek ve "Uhla biraz daha temas etmek lâzum- boks âlemirde görülmemiş bir facia d İnsanı sersemleten hayat tempo - fırtılan ciğerlerden Sunun süratine kendimi uydurmak; fışkıran kanı ağız ve butnündan rin-|Onlar gibi hissetmek, eyni şiddet ve| gin brandasına dökerek çok kıymetli inatla ihtirası duymak | bir boksör maharet ve kuvvetini sey|bir kere daha hissediyor, anlıyor - Fetmeğe koşan halkın - gözü önünde|dum. gan verecekti.» Ben Amerikan seyircisinin haleti Tuhiyesini biraz öğrenmiş - olduğum için: — Buna rağmen maçı durdurduğu| Nuz için kimbilir ahali size ne kadar kızımıştır? Vukubulacaktı. ettiğini Bunları düşünürken durmadan &- kan beşer seline takılmış 42 d. Stre- et'e doğru gittim. Sinemalarda film- lerde ancak ismini duyduğumuz Broodway üzerinde idim. Milyonluk renkli reklâmlar, dünyanın en mu -| azzamı sinema ve tiyatrolarının, «fev| lâder sıfatını bihakkin kazanan cazbandların, güzelliği ve sanati ile| |kolaylıkla her ferdi teshir eden meş- Dedim. Koca İrlandalının yüzün - de bir tebessüm uçtu. Lâkırdı söyle- meğe bile lüzum görmeden geniş eli le taştahtadan tebeşir tozu siler gibi |rin miktar ve kıymetleri bir evelki Edirnede Hava Şehitleri İhtifali | | | İ ( Edirnede hava şehitleri âbidesi Edirne ( Husasi —Muhabirimiz - den ) — Türk hava şehitleri günü ol- |mak münasebetile şehitlikte 16,30 da sübaylarla — devlet — memurlarının,| muhtelif kıtalardan asker ve poli - sin, okulların, kurumların, Türkku - şu mensuplarının, esnaf mümessil İlerinin ve halkımızın iştirakile me - Tasim yapılmıştır. Merasime komutanın halkımızı ha- İva şehitlerimizin hatırasını anmağa lerdir. | Mütakiben günün yüceliğini anla- tır bir nutuk verilmiş ve muzika ha- zin bir hava çalmış ve bir manga as- ker tarafından havaya Üç kere ateş| edilmiştir. Bundan sonra bayrağımız | selâmlanarak — ©çid resmi- yapılmış ve muhtelif kurumlar adına âbideye çelenk konmuştur. *« « Mersinde zürra sıkıntıda Ziraat Bankasının faaliyete geçmesi isteniyor | Mersin, (Hususi) — Mersin Tima- nindan Nisan ayı zarfında müuhtelif memleketlere ihraç olunan maddele- sene ile mukayese olundukta miktar itibarile 2000 ton ve kıymetçe de 87.332 lira bir gerileme göze çarp - |maktadır. Bu ay içinde ihracı tenakus eden veyahut ihraç edilmemiş olan başlı- hur artistlerin beşiği Broodway'ı a - bir hareket yaptı dımlıyordum. (Devamı var) — Bir hakemin, bilhassa boks hake Zinin her şeyden evvel bilmesi lâ - zım gelen şey, durmadan bağıran aha linin ne — öediğini duymaktadır. Aksi takdirde ringin ipleri içinde her an, her saniye müessif bir hâdise vu- kubulabilir. dedi, — İdare ve sevkettiğiniz binlerce| amaçta kimbilir ne heyecanlı ve teh-i vaziyetlere şahit olmuşsunuz -| Bur? Diye bir sual sardum. Bütün cihanı sarsan maçları idare şden bu adamı söyletmek istiyor - Günün siması: Voroşilofun haleti olarak Sovyet| ordularının başkumandanlığına tayin | — Tehlike ve heyecan boks ile mm,“kmuw: van bir fedakârlık, soğukkanlılık, u- ""w*mü- geriya ufak bir bata amansızca küm eder. İnsanda ahalinin e| Bını karşılıyabilecek azim ve metanet! dâzımdır. Muhayyeleye nakşolan bir ken 1914 üe nefer olarak seferber e- dilmiş ve göster - diği kahramanlık- tan dolayı harbin nihayetlerine doğ- — Timoşenko Tü mğlâzim rütbe sini ihraz etmiştir Mareşal makavut (Knockout) Börmüştüm. Bir! akşam amatör teşvik müsebakaların dan birini idare ediyordum. Dördün cü ravunda kadar iki taraf ta Bayet gelin dövüştü. Dördüncü Tavundda gok seri bir sağ yumruk boksörler. (den birini yere yuvarladı. Bütün ha- gatırmda böyle bir vaziyet görmemi fim: Delikanlı yerde yatıyordu. Fa- ikat bir bacağını havaya kaldırmıştı. Blutad on saniyeyi sayıp bitirdiğim halde o bacak hülâ havada idi, Ahali ikatılırcasına gülüyordu. Yardımcıla - L boksörü köşesine götürdüler. Ken- dine geldiği zaman dövüşe devam i- igin fırladı. «Dövüş bitti, sen mağlüp) Bun» dedim. Bu genç ve ateşli göz - İerde o anda beliren yeisi hiç unuta- Bolşevik ihtilâli sıralarında Kızıl- orduya katılan Timoşenko buradaki kahramanlıklarile de Stalinin nazarı |dikkatini celbetmiş ve onun en sadık adamlarından biri olmuştur, 1924 de| fırka kumandanı olmasına rağmen, /Harbiye Akademisine girmiş ve bi- rincilikle mezun olmuştur. Son Al- manya - Polonya harbinde, Polonya küvvetlerini arkadan vuran Sövyet| İordusuna Timoşenko kumanda etmişi ve bu muvaftakiyetinden dolayı Sta- lin tarafından madalyalarla tallif e- dilmiştir. Bu defa Mareşal unvanını da ka- ca maddeler; krom, pamuk, Tuzlu Çin Örf Ve Âdatı Nedir? Çin köylerindeki hayatı tasvir e- den İngilizce bir kitapta şu satırlar,| okunmuştur: TarihtF relerde yalnız merler ve seneler- ce bekletirler, 60 sene bekliyen yu- murtalar en kiy - metlileridir. Bu yu mürtaları 60 sene beklettikten son - ra da oturup yer- ler. İkinci sevip ba- yıldıkları yemek, kırlangıç yuvası - dır. Kırlangıcın sal yasından — husüle gelen beyaz birtortlu vardır. O fevkalâde mrguptur. Çin köylerinde | son emirlere rağmen halk yine kati- taltif olunduğu diklerinde: kadar tenezzül dük. Devletin b Dediği meşhw Osmanlı devletinde vütbei vezeret çok yüksek bir paye ve ünvandı. Vezirlik ülk depy. inhişar ediyordu. Birinci Sul- tan Ahmed devrinde Nemçe seferinde Arşidük Ferdinandı külliyen mağlüp ve Kanijeyi feth ve istihlâs ederek külki - yetli ganalmi harbiye iğtinam eden ve istitaati beşerin fev- kinde ibrazı liyakat eyliyen Kanije muhafızı Tiryaki Ha- san Paşaya tütbei vezaretle «Eyvah rütbei vezaret bize müstahak olmak için ne iş dafaa ettik. O de vazifemizdi.. VASAİA NYN de y Kai SPOR © Galatasaray Beğaziçi Liseleri Final Maçı Yarın Şeref stadında Galatasaray| ile Boğaziçi liseleri malüm şampiyon luk maçı için karşılaşacaklardır. Bundan evvelki karşılaşmalarında 1-1 berabere kaldıklarını ve maçta bir kaza eseri olarak küçük Bülen - din ayağı kırıldığını yazmıştık. Ortada duran şampiyonluk kupa - sını almak için her iki mektep takı-| manin genç elemanları yarın da biri- birlerile çarpışacaklardır. Biz bundan evvelki yazımızda bul iki takımın müsavi kuvvette oldu -| ğunu ve yenişmek için çok çekişe -| ceklerine işaret etmiştik. Nitekim futbolden ziyade bir sinir maçı yaparak en akla yakın bir ih -| timal olarak gösterdiğimiz gibi be - rabere kaldılar, Alâkadarlar herhal-, de vaktin müsaadesizliğinden olacak, bu maçı yarın gibi çok yakın bir za- mana koydular. Bu suretle yarınki) oyunun baştan aşağı bir sinir maçı olacağı muhtemeldir. Bu müsabaka biraz daha ileride ya pilmiş olsaydı, geçen selerki hâdise biraz olsun hafızadan silinir, bu su- retle her iki takım da daha şuurlu ve daha rahat bir maç yaparlar ve nihayet çocukların imtihan meşgale-, leri ile dolu olan kalalarında hiç o iki güzide takımımıza da muvaffaki- yetler diler, şampiyonluğu en iyi oy- Niyan takımın kazanmasını isteriz. Süleyman Tekil bağırsak, ham deriler, meşin, nohut kuru meyvalar ve küsbedir, Fazla ih raç olunanlar ise buğday, arpa - ve çavdardan ibarettir. Geçen nisan ayı içinde muhtelif| yabancı memleketlere 680.127 lira kışmetinde 15,5 milyon kiloyu bulan eşya ihraç edilmiştir. , Hasad bilhassa cenup vilâyetleri - mizde başlamak üzeredir. Bu mevsim de mutad olan açığa satışlar vazi- yeti siyasiyenin karışıklığı neticesi piyasaya arız olan istikrarsızlık yü- zünden bu sene — yapılamamaktadır.| Bu hal ise malını satmak iztirarında bulunan bir kısım çifçilerimizi mah- sullerini yok pahasına ellerinden çı- karmak tehlikeslne maruz bırakmak | tadır. Bu itibarla ziraat bankasının | bir an evve harekete geçmesi ve müs. tahsilimizi koruması temenniye sayan görülrm >ktedir. DŞU Tezeğin Birleştirici Kudreti Şark vilâyetlerimizde tetkikat ya- pan (tabil müzede tetkikat yapan ) bazı meslekdaşlar-| dan acı acı şikâ-| yetler duymuştuk. Oradaki halk köy lerde hayvanile be raber bir çatı al- tnda barınıyor. di; ye, Yarım bilgi in - samı dinden, iman-| dan çıkarırmış, ta bil yarım tetkikat ıkrat dokuz adedine larla bir arada i- münesi sayan Bay lar bilmiyorlar ki © semtlerde mah- rukat yoktur, mah rukat ta olmayır- ca, halk tezek yak mak mecburiyetin dedir. Oraları çok soğuk olur. Hay- vanlar dışarıda tahtessifir 35 derece- ye kadar inen soğuğa mukavemet e- nu tebşir eyle- etti mi?» Ana ör- ir kalesini m: rdur. ŞY zanan Timoşenko, böylelikle kısa bir|yen yıkanmamakta, pis pis kokmak-| dEmezler. Onun için ayni tezek ate- zamanda neferliktan başkumandanlı-|ta, saçlarını ve turnaklarını koyuver| Şiğden hem ev halkı, hem hayvanlar| Görülüyor ki tezeğin birleştirici bir 17 Mayıs 1940 — No. 16 Türklerin elinde TEBİR MOSKOF CARI SU.N:TANI'U Karar verdim... Türklerle harbedeceğiz.. Galiçin yine gülmeğe başladı... So- diyorlarmış... Her taraftan gönüllü- finin yanına oturdu... Onu saçların-İlerin toplandığıns dalr havadisler ge dan okşıyarak teselli etmeğe çııışıı-]ıx,.n Muş... İmparatorun adamı bü < — Petro, seni hakikaten yıldırmış.'tün bu tafsilâtı verirken şayet Rus- ua A0 n e e N - » Z. manlı im) torluğunun zadeniz bakalım, Petroyu ortadan kaldırma - yıyıları, ,'î;hur LA si, iatare nan henüz sırası değil... Halkın na - 1.çın memleketleri, Kazakların boz- zarında anları İvana fenalık edecek: kırları hep Rusyaya verilecekmiş... ler diye itham ederken kendi ken-! dimizi fena mevkle koymakta ne ma- na var?... — Peki amma, © itin, bir takım hergelelerle bu harp oyunlarına de- vamını boş mu göreceğiz?... Galiçin yine kıvılcımlar çakan © mavi gözleri, kızdıkça köpüren o nar| çiçeği rengindeki dudakları, hiddet- " İlenince kızaran bu toz pembesi yüzü İMParator Hazretlerine |uzun uzun seyrettikten sonra ilâve| €vabı alacaklardır... İettir Sonra tercümana dönerek: | — Aldırma Sofi... Petroyu sen ba- na bırak... Şimdi biz Türklere karşı ne yapacağız?... Avusturya impara- torunu yalnız bırakmamız doğru de ğil... Hele Polonyalılar, İsveçliler ©- Galiçin orada bir yazıhanenin bar şına geçerek imparatora Çariçe tara- İfindan verilmesi lüzım gelen muva- fakat cevabının müsveddesini hâazır- ladı... Yüzbaşıya dönerek: — Elçiyi misafir dairesine götürü- nüz... İstirahat etsinler... Yarın Ça- riçe Hazretlerinin huzuruna çıkarak götürülecek getirdikleri ha- kür ettiklerini ve İmparator Hazretlerine Rusyanın elinden geleni yapacağını arzetmelerini rica ettiğimi söyleyi - — Elçi cenaplarız İcanım... Türklerin o kadar çök düş - manı var ki, onlar hangi birisine sal- dıracaklarını kestiremiyecekler... Bul işleri ben çok iyi bilirim, sen müşa-| virine itimad et.: Sofi biraz sükünet buldu... Tekrar bir bardak votka yuvarladı... Galiçin, Sofiyi omuzlarından, boynundan, bütün bir sevginin ate- şile öptükten sonra veda etti: | — Ben aşağı inerok bunları dinli- yeyim... Yatmadan evvel senin odu- na gelerek vaziyeti tekrar anlatırım. Şimdilik hoşça kal sevgilim.. Sofi gülerek Prensi uğurladı ve i- lâve etti: — Yatak odamda bekliyorum, sev- gili Galiçin.. İ liyi, geniş camekânlı dükkânları bu, v a T» bir işaretile buşlan-| Mazsa bu maçın yeri olmazdı. “ — İna yardım eder de biz seyirci kalır-İniz... Maçı durdurduğum esnada ben sa'gece takdirle değil, mânâsını pek an- mıştır. Bunu müteskip dikkat kuman| Bununla beraber yine en büyük|sak, galip gelirlerse hepsi sonra bizel| — Dedi... 'dece Sehmeling'in şimdiye kadar i 'hyamadığım bir kıskançlık, tahlil e-İdası verilerek yarım dakikalık bir ih|temennimiz talebenin yarınki ma -| dönerler... Tercüman, elçiye Prens Galiçinin ŞŞ dere ettiğim maçlarında kendinden'demediğim bir. hasedle seyrettim. — İtiram vakfesi geçirilmiş, bu sırada|çın nihayet bir spor müsabakası ol| — Ya mağlüp olurlar da Türkler,İsözlerini Almanca tekrarladı... İsti- İ sectğini görmüştüm. Maçı durdur - yre> sahada geniş dev adımlarilelatılan bir top işaretile fabrikalar bulduğunu düşünmesi ve tamamile şu-|bizden intikam almağa kalkarlarsa?|rahatlerine tahsis edilen daireyi yüz Üİ mekla ne büyük bir isabette bulun - yürüyen yeni dünya sakinlerinin göğ saygı ânını bütün şehre bildirmiş-|ürlu ve hâdisesiz oynamasıdır. Her| — Sofi, hiç uzakları göremiyorsun|başı Şakloviçin göstereceğini, mih- mandarlığa bu yüzbaşının ta dilmiş olduğunu ilâve etti. Elçi e (yüzbaşı önde, elçi onun sağında, ter- cüman arkada salondan çıktılar... Prens bir müddet yalnız kaldı... Yarım saat bu büyük kabul salanun- da aşağı yukarı gezindi. Kremlin sa- rayının şimdi tamamen süküta gö- mülmüş olan bu korkunç muhitinde Rusya için tarihi bir kararın verile- ceği gece idi... Rusya bu harbe gire- cek miydi?... O tarihte bu emri verecek yeyâne adam Prens Vasili Galiçin idi... Bu- nu bütün dünya biliyordu... Pence- relere yaklaşarak aşağıya baktı... Prens Gâliçin, imparatorun adami-| le, ve saray tercümanile, yüzbaşı' akloviçin huzurlarile bir saatten fazla konuştu. Muhakkak olan noktu 'Türklerin Viyana üzerine yürüdü; kakikati idi... Avrupanın her yerin- de umumi! beyecan başlamıştı... Pran| sada, Almanyada, Avusturyada halk eleri doldurarak Türk tehlike - sinden koruması için Tanrıya dua e- Avukat diyor ki: Boşanma sebepleri nelerdir? Evlendikten sonra boşanmamak el-| bet daha iyidir. Fakat boşanmağa ka| rar veren çiftler hakkında şu ufak| malümatı vermenin zararı yoktur. Kanunumuzda boşanma sebepleri kısım üzerinde gösterilmiştir. Bun -| İlar şunlardır: 1 — Zina (her iki taraf için), 2 — Terk, eşlerden biri diğerini terkedip İrında fenerlerin donuk Sarayın demir parmaklıklı kapıla- işıkdarımın dınlaftığı yarı karanlık meydanda nöbetçiler aşağı yukarı geziniyordu. g Başını kaldırarak göğe baktı. Birkaç saat evvel bol yıldızlı miş, bulutlanmıs, yıldızların çoğu kaybolmüştu... Etrafı dinledi... Bü - yük bir sükünet vardı... Salonun büyük saatı on bire yak- laşıyordu... Yavaş, yavaş yürüdü... Gizli bir kapıdan çıktı... Dar bir mer divenden yukarıya doğru tırmandı.. Bir kaç koridor geçti... Ortada kime seler yoktu... Bu yolları gayet iyi bis liyordu... Kaç defa Sofinin yatak o- dasına Kremlinin bu gizli yolların « dan, merdivenlerinden geçerek gel - mişti... Tekrar bir merdivene çıktı... Sonra önüne çıkan oldukça uzun bir koridoru daha geçti... Sarayın mazgallarından sızan hafif ışığın ay- dınlattığı bu koridorda duvarları tu- tarak yürüyordu... Sonra aydınlık bir salona geldi... Çariçenin gece hiz metçileri ayağa kalktılar... Prens sordu: — Haber veriniz... Haşmetlü Ça » riçeye verilecek mühim bir haber var... Müsaadelerini istiyorum... Hizmetçiler diz çöktüler... Kalktı » tüllen - ta ayni neticeyi ve riyor. Bu hayvan- kameti gerilik nü- gider ve bir sene gelmezse, 3 -— Akıl|lar... İçlerinden biri içeri girdi... Bi hastalığı, (eşlerden biri iyi olmıyacak|"*2 Sonra çıktı... Prensi yan odaya şekilde akıl hastalığına uğrarsa) 4— "ğ'“.;n Kai Haysiyetsizlik (eşlerden biri haysi -| ”" sne. < gabalep - ÇHÇİĞi < vel'sızğe bir iş (:-îpm.şıı) $ — î&ğır h Gze A “""î'"“*"' Hlea |* : ten ise Çariçenin kendisini o salonda müamele (ölümle tehdid ediyor ve|kabul ettiği zannolunurda... övüyorsa, ilh.), G ncı sebep gayri-| muayyen bir sebeptir. Buna ruhi im: tizaçsızlık, daha doğrusu geçimsizlik, diyoruz, Ortada göze görünen bir sebep ol- maz. Fakat arada anlaşamamazlık 6-| — Göyeç kebabi barsa bu altı sebepten başka bir ke- 'Tatar böreği beple boşanılmaz. Elma kompostosu ——— lar ve böylece bir araya düşerler. İkinci liste -

Bu sayıdan diğer sayfalar: