26 Temmuz 1932 Tarihli Vakit Gazetesi Sayfa 8

26 Temmuz 1932 tarihli Vakit Gazetesi Sayfa 8
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

a “Mektupları : Ge eşi olmıyan bir mües- sese: Tayyare Sinemasi Bu modern bina yapılırken bugünden ziyade yarının ihtiyacı düşünülmüştü Bursada Tayyare sinömüâ vo tiyatro binası Bursaya muvasalalımızın erte-| caret yurdu olmak gibi dör! si günü Darülbedayi san'atkârla-! işe birden yaraması bunun en kavi ri da gelmişler ve zannederim ki! delilidir. İ ilk defn olarak Tayyare sinema - Dahili tertibatı itibarile sine »| sında oyunlar vermişlerdi. macılık san'atının bütün icabatını Tayyare sineması hem sinema, toplıyan bina, bizin Fikret Adili| hem tiyatroya müsait yeni bir mü| hayran edecek mükem essesedir. Fakat isminden anlaşı *| dir. Fakat sinemanm bü gibi, yeni müessesede tiyat| ve teferrükundan, cansız dan fazla sinema ruhu| tm canlı san'atı ez galip! Aşağı yukarı, her yerde de! tarip olacak Refik ayni şeyi görmüyor muyuz? San -, teselli vermek vk hemi at namına kurulan büyü! lâve edeyim ki, sinemacılığın bütü rağmen ayni y lâyık olduğu güç bir iş'deği nemanın sahne esindeki bul etmez bir halde değil “ bir himmetle sah ün noksanlarını etmek mümkündür. Benim anlıyabildiğim kusurlar şunlardı menin elekirile ter » tibatı, ği ii ekorasyon taki tarzdadır. yeki bir sarınç kadar derindir Artistlerle münekkitlere ayrılan localar kabi Ki istifade değ Tiyatro loca- larr ihmal edilmiştir. Bunların! vepsi de, telâfisi mümkün geyler) ilardan başka, Beğ mü - nel bir simema, bera mükem- mel bir tiyatro olarak ( kullan-| mak mümkün olacaktır, Tayyare sineması macıları tatafından miştir. Hemde binaya petle ehemmiyetsiz sayılacak bir meb - lâğla, haber aldığıma göre bu mu san'a « 1 muz troculuğa! hal, devrimizin harike inek de ridir. Tayyare sineması da bun - i dan kurtulamaz. Onun sinema ınmda, sahneye yer ayırmasını ne şükranla karşılamalıyız İ Müessese, hakikaten güzel ve görülmiye değer, Büyük fedakâr- ihtiyarile vücude getirilen nanın İstanbulda, ayni mak- sedehbizmeğ eden bir eşi bulun -| muhakkak! İstanbul gibi ıya nispetle kat kat kalaba - r muhitte eşi bulunmıyan bu belki Bursanın bu ibi iyacından çok i ilerdedir. Fakat medeni seviyenin her gün eldiği, medeni (o ihtiyaçların bu devirde yarını larmı da ikmal NK dü - İ are sinemasmın inşası dü| sh, bugün kadar yarın yarının mabadi de gö bulundurulduğu için bu! muhteşem, bu muszzam v2 tam| modem bina vücude getirilmiştir. | Buna karşı, siner ibi her gün tekâmül eden ve 3 tikçe yeni tesisata bir san'at uğrunda bu dar ni düşünmek doğru xudur? ma bahsinde, azami on on v nelik ihtiyacı mak Bursa sine“ yatronun seneli dan fazla değildir Üç yüz, belki de dört vüz bin liradan fi e vücüda gelen bir k aklım er - £ 6090 Bra nazarı itibara e kâfi gelmez mi? Diyenler o- nız sinema ol ihtiyacımın da sinem derecesine olmamakla be raber gene nazarı andır ğını söylersek, bu itirazlara pek de mahal kalır $ı görülür. | Bina, s9n seneler zarfında dün yanın her tarafında bir çok misal| görülen bugünün modern mi- marisi tarzındadır, Hendes #ert çizgilerile her şeyden insana bir fabrika hissini vere tepesinde bacalar aratan bu ven mimaride, heybetli bir sadelik var! etmesini Şüphe sadı, maddi k evvel hem şehrin, hem in Ikı viyesini yükselten çalışma zancı bugünden değil, yarmdan! beklemektir. Bu gün için manevi kazançla iktifa eden müe yarın bu fed falır m söreciklerdi e? ÖR. irek ve Romen izi Mi oj:si in bul Yazan HiehstM al Her müasseseden, gayesi Yehi tarza, Avrupalılar, mel mimari diyorlar. Yani bu bi nalar, besliji hisleri okşamak icin di ve müspet ihtiyaçla- rı pon derecede tatmin icin va- ılır. Tâyyare sinemasında bu maksadın tahakkuk ettirildiği ta - mamile barizd | Ayni binanın, hem sinema, hem tiyatro, hem yazlık kışlık kı - srmlarile gazino, methalinin iki tarafını kaplıyan mağazalarile ti- Vekâlerinin takdir. eriği didi Yan lmiş ol anca kulla ası kâve Klas'kleri oku sivi ile mak t ku £ istiyenler, Maarif, T müracaat N ranbul'di Kansat kitapanelerine etmeli dirler, tde — Aç doyma, tok acik mar, (Bu sözüş bir Türk ata sözü olduğunu misal olmak Üzere aidım hun abideleri, nde ©1) Hakan! i milletini İrşat der| ki: Ey Türk! Senin bir kusurun unut kanlıktır. | Acıktığında doymaz gibi bir işti- ha gösterirsin. Fakat doyunca da hic acıkmıyacakmış gibi fariğ oturursun.| Demek ki, hiç olmazsa on beş asır bk eskiliği olan bu sözü biz ta ata - lar yurdundan i şiz. Bazı ata a Kalmukların, o çetrefil ifadeleri görülür. sırası geldik nümüneler gösterece — Aç soğrir, to Kardeşim Samih Rumelinin hangi < nen babası Rifat misafir olmuş. Kadıncağız bir ziyefet çekmiş. Rifat Bey set oi ua sö hakiki plamıya bir) Bu söz “Or| r zımnında sil için im geğirir. bey anlatır; rında eple bey, kaynanasını külfetli arz » kayın sunca yedikten başka validenin wrai Art'k yiyecek ei kalm e kayın vni Rifat bey “Aman velide art cek halim kalmadı... yemiş, mesi ata sözü hamile “Ye oğlum! Doha) geğirmedin,, dermiş. (Seğirmek Siniri bazal Eski türkç k, koşmak m anzsı (Aç karnımı < yurmak için ık ise yan gel lir geğirir) demektir; | Ayrıca (Açlıktan. nefesi ak (Zeki geğirir) sözü de vardır. Ahmak ge yengeyi hala Kokar) karşılığı ola tin, Bu halayık halleden endir. Hangi dildendir. kın. cemi “MHalayık,, Arap an mil şel halayğı mucip olur bu — Ahır zamanda kadın erkeği yiracak, (Buyurmak dir. “Emreti anasınıdı “Bayurmak,, tır. “Bay, bey, mektir, Bu surette “İBuyarmak — emi retmek,, olur ki, emirin emridir. İşte da kadınlar erkeklere âs mir olup emredeceklermis.) Aden kel Hadca cet kelp akçe, koltuğunda (ft bohen, hama - ma varır da baş Kkurnaya geçer mi -| sin? l Buda Anadoluda afür zaman ki. bar hanımları darbimeseli. — Adem kemal ile, Havva ile, söylemek demek de şii Aslı ahır cemal (Erkek, memleketin t ir adamı olmak için ilrat; an'atı, büyük bir hizmeti olma « Havva kızı hanımlarımız da ha »imlığın vazifesi olan güzellik bulun-! malıdır. Her ha eldir, Kiminde suret , kiminde malümat ve olur. O g ini bztendir inden bellidir, den yeler ir de -İ ir, denilir, İ üne elet Çelebi | (4) Ustodun Necip Asim bey &enssl lerce evvel bize (Orlon &bidesi) ni o iş | kutu günl e yazdım. Hiç olu sa gazetelerden biri “tefrika verse gençler « olurlardı, Asıl metn rica isikik ederler. OLE hsan BAKTERİYOLOJ LÂROR Umum kan cablilârı vwzanndan Was N kan k *ö hastalıkları te rahat, m Sami ATUVAR gi Doktat miller sedim. $ Sultan Mahmut türbesi No, lefonlsr. 90981 189, Te- | ren, | kovmak ister gibi, bula gelmişti. Gidip kend telde gördüm. Sizi, dedi. Davel ediyorum. Üsküdarın, batan. güneş altında parıldayışını bir daha görmek is-| tiyorum. Karaköye gelmiştik. Köprünün üzerinde durduk. Güneş Halicin! sonlarındaki tepeler arkasından kaybolurken, Üsküdar evlerinin camları tutuşuyordu. Fakat Lord Stamford Üsküdara balmıyordu. Şoförün omuzuna dokunarak oto- mobili durdurmuş, köprüden mü tereddit adimlarla geçen bir köre bakıyordu. Üsküdara bakarak dedim ki: — İstedikleri kadar Titlopolis| desinler Üsküdarı tesis edenlere, Bizanslılar gibi Sarayburnunun güzelliklerini görmeyip te, Üskü- darda yerleştikleri için istedikleri kadar kör desinler, Muhakkak ki, bu insanlar, Sarayburnunun güzel- liklerine batan güneşin meraretini tercih ettikleri için Üsküdarda bir şehir kurm münasip bulmuşlar- dır, ve e Üsküdara H polis, yani yaldızlı şehir diye isim adamların gören gözleri olduğuna delâlet eder... Lord Stamford, ttredi ve tekrar| etti: — Gören gözle: Otomebilden iremiş; vabuya bin lara değir"tleriyoi- söyle- me y âyevi an-| latacağımı hiç te zöniekmiyordunu: Nihayet: — Old boy, dedi, size bir bikâ-! ye anlatacağım... Dostum Sir Vik yam Daston'u tanımazsmız. Kem- briçte beraberdik. Onunla beraber Meksikada atla bir seyahat yapr ların geniş sap- merdane yürüyüşlerini seyretmek pek hoşumura gidiyor- du. Fakat bilhassa, kadınlarının kraliçeler gibi mağrur ol Tuklarr n ediyordu z ye dağlılara ra: geliyor, onların bize hücum edip etmemekte tereddütleri ile eğleni- yor ve macera arıyorduk. hear ide me dağına düş- ilâyetine girmiş” sahilini takip ederek Birdenbire atlarımız kendilerine durmuşlardı. Uzaktan. akşamın alaca karanlığında, ga“ rip bir kayal sesi gelivordu. Kaval sonsuz ve anlaşılmaz bir hüzün ve» i tonlu bir hava çalıyordu. Atlarımızı mahmuzladık, zorla hareket ettiler ve nihayst, bir k kaval çalan bir Meksikali gördük. Biraz gerisinde | kerpiçlen yapılmış kulubelerile evler gözüküyordu. yaya oturmuş, Burası âdeta bir şehirdi. Garip yaklaşan | U dar nüfusu vardır va says” essüf olan şey, nüfus gittik if selmektedir. Titlepek halk Mü bir şekilde yaşarlar. Bu gebi pi yatını görebilen pek nadir yabancı, körlerin toplanıp larda çalıştıklarını görmü$ Şehirdeki bütün hayvanlar nekler, köpekler dahi kördür" şehirde her doğan mahlük rak doğar, veya bir kaç #9 iş kör olur. Kör olmıyan te& se yoktur. Titlebek şehrine bir ) doktorlar gidip bu garip he” kik etmek istemişler, fakat men hepsi bizzat ve aldıklari vii My tün fenni tedbirlere rağmen olmaktan kurtulamamışlar" piri Söylendiğine göre bu #€ bir sivrisinek varmış ki her # ğı insanı veya mahlüku kör miş. Bu sivrisineklerden ii tırdık ve tecrübe olsun. di kaç tavşan ısırttık. id kısa bir müddet için gözleri"* bulanıklık hasıl oldu. Fakat * kayboldu. Hatta bir idam m munu bile bu sivrisineklere tık bir şey olmadı. Kolümbiya bir profesör, Titlepek halkın a lüğün gece kuşlarına geçtiği yl ledi. Bu şehir halkr ise, köri rine sebep olarak, göl İN yetişen bir nebatı göstermekti ler. Bu nebata dokununca, tarlalarda çalışmak mecb tinde olduklarma göre doku! maları kabil değildir. CM linde bir tohum bırakırmış Yö Yaf tohum hiç bir veçhile, ne Y' wi makla, ne de kazınmakla çık? mış, Sonra da, insan elini göği, götürünce kör olurmuş. İşte körler akşam olunca toplan! ve kaval çalarak eğlenirler. vi hisleri pek kuvvetli olan bu sanların yegâne tesellileri, bu zularını herhangi bir kimse - yani o şehirdeki herhangi körle * tatmin edebilmeleridir: — Bu şehir halkını başka 7' lere nakletmeği düşünmediniz pil — Düşündük. Fakat onlar. #;' mek istemiyorlar. Bulunduk!” şehevi yaşayış tarzını seviyorl#” Esasen bunları bu çöl (ortası nereye nakledebiliriz? Hem " hastalıkları sari ise? — Azizim Lord, dedim, doğ” su neş'eli bir hikâye değil.. Vapur Üsküdara yanaşmıfi” çıktık, Şemsipaşaya doğru iler dik. Fakat gezint üç p ie yi in tadı kayrfif tı. Otele dönünciye kadar bir gi konuşamadık. Otelin kapısımi? aynimken Lord: — Şimdilik Allaha ssmayladki dedi, yarın gene görüşürüz, Fi Fakat beni severseniz, bir daha hatır? için olsun “Hrisopolis,, yeri” “Tiflopolis,, demeyiniz. bir şehir! Biraz daha ilerledik. Şimdi, evs! lere girip çıkan halkı görüyorduk. uhaf şey, hepsinin ellerinde bi- rer değnek vardı, ve değneklerini| kakarak yürüyorlardı. Bir körler şehrine gelmiştik ve burada her kes, çoluk çocuk, kadın, erkek! hepsi kördü. izim, yani yabancıların mev- s0-| palarını kaldırdılar, ve: İ — Hu...bu! Diye bağrışmağa Sözlerinden bi anlamıyorduk. Garip bir İspanyolca konuşuyor-| lardı. Ancak; hareketlerile, bizim oradan “âyrılmamızı istiyörlardı Bir çokları da, bilhassa kadılar, gülüyorlardı. Bu kadınlar, kapalı! gözlerine rağmen, heykeller” gibi) güzeldiler. Gizli bir endişe döndüm ve: — Haydi, dedim, gidelim! İlci saat sonra, Ojaka valisinin! yanında idik. Bize: — İyi ki, ded oradan uzaklaş-| nız. Orası körler şehri olan Tit- lepek şehridi Deniz satbınd lan) 1500 metre yükseklikte ve Oajaka gölü ile ayni seviyededir. 2000 ka» başladılar. ile Daston'a SEYRİSEFAIN Merkezi 'darasi Galara köprübaşı 9 S5 A, Sirkeci Mühürdar zade Han 22090 Izmir » Pire » Iskenderiye postası (Izmir) 26 Temmuz Salı ui de Galata rıbtımından, > Trabzon Postası ( Ankara ) 27 Temmuz Çar” şamba 18 de Galata nbir mından, IN Izmir - Mersin postası (Konya) 27 Temmuz Çar şamba 10 da idare rıhtımında” kalkarlar. izmir Ekspres postâlarınd#' Istanbul - İzmir ücretleri. Kr. 1500 1000 800 30 - Wersin postalarında: Istanbul - Izmir ücretleri Kr. 1 inci kamara 1000 2 inci 800 Güverte 300 (3518) 1 inci kamara 2 inci ”

Bu sayıdan diğer sayfalar: