8 Kasım 1933 Tarihli Vakit Gazetesi Sayfa 8

8 Kasım 1933 tarihli Vakit Gazetesi Sayfa 8
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

en Rİ a ME PEŞ Ahmet Ali Bey, birdenbire ka- rar verdi. Artık İstanbulda otur. mıyacaktı. Artık her şeyden nef- ret ediyordu. Arkadaşlarından bık mıştı. Muhitinden bıkmıştı. Zen- gin olmasma rağmen, rahat ede- miyordu. Bir an düşündü: Acaba beni bundan sonra kimse sevmez mi?, Dört senedenberi, âşık olduğu kadın, onu başından silkip atmış- te Bu ayrılık, hâlâ gönlünde ka- nıyordu. Filvaki, rakibi gibi yir - mi beş yaşında değildi. Fakat bu na rağmen hoşa gidemez miydi sanki?, Saçları dökülmemişti. Dişleri tamamdı, endamı mütenasipti. Yü Zu kırışıksızdı. Katiyen ihtiyar sa yılmazdı. Fakat hayır, artık unut mak istiyordu. İztıraptan kurtul. mak istiyordu. Nereye gidebilir- di?, Birden hatırına geldi. Kal. kıp Pendikteki küçük köşke gide- cekti, İhtiyar kalfaları Nesrin ile berdber oturacaktı., . . İhtiyar Nesrin haylı yaşlıydı... Hemen hemen iki büklüm olmuş - tu.. Yüzü sütlâça dönmüştü. Ah - met Ali Bey, köşke senede bir iki defa uğrardı.. İki senedir de hiç ayak basmamıştı. Buna rağmen köşkte, Nesrin kalfa da hoşuna gitti, Son bahtı... Ava çıkmak baha- nesiyle,, sabahları şafakla beraber Kırlarda dolaşıyordu. Geceleri o- cak başında ateş safası yapıyor.- du.. Nesrin kalfanın pişirdiği ne- 18 yemekleri yiyordu. Bazan da kendi kendisiyle alay ediyordu. j * “Tam yaşıma göre hayat, ihtiyar ığa idman ediyorum.,, “Ama için için alay etmiyor, bil- akis kerdine acıyordu... Aşktan u- zak kalmıştr.. Aşka muhtaçtı. Bu ihtiyaç onu harap ediyordu.. Bir akşam, geç vakit, bahçede dolaşırken, komşu evin pençeresin 'de bir kadın, daha doğrusu bir genç kız gördü. O güne kadar, bu pefçereyi büyük bir ağaç örtüyor- du yaprakları dökülünce pençere meydana çıkmıştı... Bu gördüğü, sarı saçlı, pembe beyaz bir kızdı. Kız dâ onu gör-| dü ve çekildi.. Ahmet Ali düşündü: “Nefis bir mahlük, ama ben traş olmadım. Üstümde pis bir elbise var, saçlarım taranmamış.,, Ve ilâve etti; “Ama ne olacak!,. Ben, her sey den vaz geçmedim mit.,, Pek vaz geçmemiş olacaktı. Er tesi sabah sinek kaydı traş oldu... şık giyindi, dudaklarının arasma bir sigara sıkıştırıp pençerenin al- tında gezmeğe başladı. Başını kaldırıp pençereye sık sık bakmıyordu.. Bir aralık kızın pencereye geldiğini sezdi. o Bak. tr... Kız kıp kırmızı oldu ve gene çekildi. Sekiz gün sonra, sekiz defa bir birlerini uzaktan görmüşlerdi ve bir iki kelime de konuşmuşlardı. Dokuzuncu gün Ahmet Ali Bey Aşık oldu. On beşinci gün nçereye mer- diven dayadı, tırmandı; Sarışm kabz ii —5 — VAKIT 8 Zınci teşrin'1933 SONBAHAR — Acaba ihtiyarlıyor muyum?. | Yazan : IZZETOĞLU Genç kızın ismi Feyhan'dı. Ök- süzdü. Aksi, hadit bir kadın olan teyzesiyle oturuyordu. Nihayet Ahmet Ali Bey aşkını ilân etti. Feyhan da Ahmet Ali ye kendisini sevdiğini söyledi. Bu söz, Ahmet Ali Beyin bahçe- sinde söylendi. Ahmet Ali Bey, kırk yıldır kapalı duran küçük bir kapıyı açıvermişti. Fakat bu kapıdan Feyhanın tey zesi de giriyordu. Genç kızı evin den koğacağını söyledi, Ahmet Aliye: Alçak, ırz düşmanı!. Diye haykırdı. İ Ahmet Ali Bey, Feyhanla evlen | mek istediğini söyleyince, teyze ha num, yelkenleri suya indirdi. İ i ... Ertesi sabah, Ahmet Ali Bey, erişmek üzere olduğu saadeti dü - şünürken içeriye Nesrin girdi. — Evleniyor musun sahi?..... Ama yaptın beyim... Bakalım o i kadın sahiden teyzesi mi?.. Bu İ kızın nenin nesi olduğunu bile bi- len yok.. Yalnız bir şey biliniyor. Evlenmek dolabı kuruyor ve hep yaşlı erkeklere musallat oluyor... Geçen sene de mütekait bir paşaya musallat oldu... Son dakikada fo yası meydana çıktı... Beyim, sen bu işlerin kurdusun... Senin başın dan neler neler geçti. Burada tu- zağa mı düşeceksin?. Yok canım böyle sey yapmazsm... Neden su- suyorsun ya?. Yoksa sahiden ev - lenecek misin.. Ay başıma gelen!, Annen bunu görteydi.. — Nesrin, sen üstüne vazife ol- mıyan şeylere karışma... O güzel kızla evleneceğim.. — Net... Sözlerime inanmıyor İmusun?. — Anladık, haydi işine git!. Ihtiyar kadın odadan çıktı. Bir türlü anlıyamıyordu. Beyinin bu işi neden yaptığına akıl erdiremi- yordu. Nasıl akıl erdirebilirdi... Ahmet Ali Bey, derin bir hayale kapılmıştı. O genç kız, ıztırabını dindirmişti ve onu yirmi beş yaş gençleştirmişti. Bu güzel hayali kırmasına artık ihtimal var mıydı? (Devamı var) Şehirde kurulan taklar ve vecizeler Cümhuriyetin — onuncu yıl dö - nümü münasebetiyle şehrin muhte lif yerlerinde kurulan takların kal dırılmasma başlanmıştır. Vecizeler ve afişler müddet asılı kalacaktır. Sultanahmet meydanına dikilen 40 mere yüksekliğindeki kule de uzun müddet kalacaktır. iie İncir enstitüsü İncir mıntakasının merkezinde bir incir enstitüsünün açılmı İ karar verilmiştir. İncir enstit incirlerimizin nefasetini muhafaza daha bir min işiyle uğraşacaktır. Enstitü incirlerimize arız olan basara has i talıklarına karşı şiddetli bir müca idele açacaktır. Enstitünün nerede açılacağı he- nüz malüm değilse de aydın vilâ- yetinde veya Germencik nahiye - İsinde açılması çok muhtemeldir. | Ragıp, tabit enli ve hariç piyasalarda revacını te -| ği F : i i İ ay yg yy yy yay id Aİ İİ KT a İp yy yy yy pg Aptülhamidin Yaveri Keçeci Zade İzzet Fuat Pş.nın hatıraları | ein bla ni yy yy yg yg yy yg yy yy ayyy yy yay ypg Kâğıthanenin pek kalabalık olduğu bir saatte Reşat Ef.nin huzurunda hayvanlara talim yaptırmışsınız.. Netekim, o akşam her zaman ol | kâra, bire bin katarak yetiştirme. duğu gibi Kâğıthanede hayvan ta- | yi ihmal etmemişti. Diyebılırım ki, limhanesinde kaldım. Şafak, he -| Abdülhamitle aramız, asıl Ragıp- nüz sökmek üezreydi ki, yattığım odanın kapısı hızlı hızlı çalındı. Hacı Mehmet, telâş içinde odaya girdi: — Ben size demedim mi paşa hazretler, hapı yuttuk diye.. — Gene ne var, hacı Mehmet? — Ragıp bey sizi istiyormuş. Uyku sersemliği ile, hacı Meh - metten aldığım bu haber canımı fe na halde sıktı. Bu can sıkıntısı ile kendisine tekrar ettirdım: — Raşıp, beni mi istiyormuş? — Evet! — Acaba, irade mi tebliğ ede- cek?. yoksa. Sesime biraz daha ciddiyet ve- rerek: — Eğer kendi görmek istiyor- sa, dedim, gidemiyeceğimi çavuşa söyle.. Hasr Mehmet çıktı. Bir dakika sonra geldi: — Size hünkârın bir iradesini tebliğ edecekmiş. Ja yaptığım bu kavgadan sonra a- çıldı. Çünkü, bu tarihten sonra a - leyhimde verilen jurnallara bir be reket geldi. Her taraftan maruz kaldığım gizli taarruzlar, aleniye- te döküldü. » $ Saraya intisabı Ragıptan sonra olmakla beraber çevirdiği dolap - lar sayesinde Ragıptan fazla mev- ki sahibi olan bir adam vardı: İzzet Holo... Padişahım damarma girmek hususunda bu kadar muvaffak ol muş bir karini, saltanatı tarihi kay detmemıştır. İzzet Holoyu, nasıl tanıdığımı size anlatmak için, bun dan altmış şu kadar sene evvelki | devret avdet edeceğim. Büyük pederim Fuat paaş, fev- kalâde memuriyetle dürzü isyanı- nın teskini ve ıslahat icrası vazi - fesiyle Şamda bulunduğu zaman, ben henüz üç dört yaşlarında bir çocuktum. Hatta hiç unutmam: Bunun. üzerine giyinip ; çıktım. |.Bir gün, Şamadn Beruta araba ile “Yıldız,, da Çit köşkünde beni bek | dönüyorduk. Meşhur “Sersek,, ai- lediğini söylediler, lesinin Beruttaki konağına misafir Ragıp, beni görünce riyakâra - | olacaktık. Ben, arabada büyük ne gülümsiyerek; pederimin kucağında uyumuşum. — Şevketmeap efendımız bu -| “Sersek,, lerin konağı önünde ara- yuruyorlar ki, diye söze başladı, evet, şevketmeap efendimiz buyu- ruyorlar ki, ben İzzet paşayı seve- rim. Knedi de bana sadıktır. Fa - kat, aralıkta bir beni lisana getire cek şeyler yapıyor. Sordum: — Ne gibi lisana getirecek şey- ler yapıyor. Şöyle anlattı: — Meselâ, dün Kâğıthanenin pek kalabalık olduğu bir saatte, Reşat efendının mahtumu huzurun da hayvanlara talim yaptırmışsı - nız. Halk, etrafınıza toplanmış. Bana tebliğ edeceği iradenin mahsulü evham bir şey olacağını İtahmin etmişsem de, kemali cid - badan inerken büyük pederime bir telgraf vermişler. Bu telgrafta Abdülmecidin eceli mev'udu ile vefat ettiği, Abdülaziz hanın tah - tr saltanata cülüs ettığı haberi ve- riliyor, ikinci bir telgrafla ise, bü- yük babam İstanbula davet edili- yordu. Maa aile rükübumuza tah- sis edilen İzzettin vapuru yola çı - Karılmıştı. Ben, bunu ertesi günü evdeki hazırlıklar arasında ve kü- lağıma çalman birkaç müphem sö- zün delâletiyle öğrenmiştim. Çok geçmeden de vapur geldi ve biz, maa aile İstanbula hareket ettik, Şimdi bu hatırayı kaydetmekten maksadım şudur: Ben, Şamda bu- lunduğum günlerde, bu İzzet Holo diyetle vaki olan davetin, Reşat e-| yu — ki o zaman ben akran bir ço- fendinin oğluna selâm verdiğim i- çin olacağına da doğrusu ihtimal vermimıştım. Birdenbire canım s1- kıldı. Aynen dedim ki: — Git, efendimize söyle.. Dün yada kendileri lisana getirmiş bir adam varsa o da sensin! Bina- enaleyh, bu kabil iradei şahanele- rini, başka kullariyle tebliğ etsin- ler. Sonra gene kendilerine arzet ki, ben artık bu hizmetten affımı rica ediyorum, Ragıp gitti ve bir az sonra tek- irar gelerek şu iradeyi tebliğ etti: cuktu — beni eğlendirmek için yanıma getirmişlerdi. e Dalkavuk mizaçlı bir şey olacağı daha o ya - şından belliydi. Yarı türkçe, yarı arapça maskaraca lâflar söyler, bizi güldürürdü. Bir gün gelip de, Osmanlı sal- tanatının mukadderatına vazıul - yet olarak memleketi babasının ta pulu mülkü gibi şuna buna peşkeş edeceği kimın aklına gelırdi?. İzzetin saraydaki nüfuzu şaya- nı hayret bir derecedeydi. Devle - tin bütün menabii bu adamın elin- — Efendımıze arzettim. Niçin | deydi. Bir aralık adliye memu - hizmetinizi terketmek istediğinizi sual buyuruyorlar. Hiddetle cevap verdim: — Niçin mi?. Bunu halâ an'ıya- madın mı?. Niçin olacak, senin gi- |lirsiz bir adamken birdenbire pa- | dığım malümata göre, itilir bilerin bulunduğu yerde bulunma | dişahın en eski mutemetleri sırası» | zasından itibaren yedi ay zar” mak için... İşte bu kadar...,, Ve arkamı çevirerek yürüdüm. bu cevabımı da hün- bi; Me ii riyetlerinde de bulunmuştu. Bu esnada, Yıldıza hulül için, ak'a ba İyale gelmez çareler keşfettiğine şüphe yoktu. Çünkü ne idüğü be - na geçivermıştı. Cenabı hakka çok şükür ederim ki, bu Holo mel'ununa da pek bü - dilliz a yük hakaretler etmeğe muyaff olmuştum. Halebe nefyolunms”? dan biraz evveldi. Abdülhami”” | aramız bozulmıya yüz tutmuf. Bir gün Ayastafanostaki evim | otururken elime şu mealde bir © grafname tutuşturdular: | Mabeyni hümayuna hemen #| meniz muktazidir. , IZZET (Devamı sa Gümrükler vekili Gümrük ve İnhisarlar o V Ali Rana Bey dün Ankaradan rimize gelmiştir. Rana Bey öğleden sonra inbi” sarlar umumi müdürlüğüne gide ! rek Amerikalı mütehassısların zırladıkları raporları tetkik etm bu raporlarda ileri sürülen tavfi yelerin şimdiye kadar tatbik miş olanlarına dair izahat almıf tr. Yeni hâl için Temel atma merasimi yap!” yeni hâlin inşasına henüz başi an mamıştır. Hâl binasından evvel ©) niz kenarıma bir rıhtım yapıla€* ğından evvelâ mühendisler rıht” mın istinat edeceği sahanın tah* mül kudretini anlamak için sah” kazık vudurmağa başlamış! Bir haftaya kadar rıhtımın inş4* na başlanacaktır. Rıhtımın —havalar müsait 0” sa— üç aya kadar ikmal edilm* mümkün olacaktır. Rıhtım biti <i ten sonra hâl binasının in başlanacaktır. 1 —— Kuyuda iki çocuk Kadıköyünde feci bir k#” olmuştur. (o Devlet demiryoli? rı Haydarpaşa muhasebe ki / âmiri Eyüp beyin oğlu altı y rında İsmet ile gardüfren Ali “ Efendinin oğlu yedi yaşları” Seyfeddinin Yeldeğirmeninde * bir arsada bir kediyi kovalar”. kazaen orada bulunan kuyuya” * si birden düşmüştür. * i —e—— Muhtelit mübadele , Atina, 6 — Muhtelit müb komisyonunun — lâğvı için sefirimiz Enis beyle Yunan © meti arasında cereyan eden ç' kerat bitmek üzeredir. <2 Yalniz balledilecek ufak bi” e sele kalmıştır. Bu hususta iki rafça imza olunacak ( itilâfn* | metni hazırlanmıştır. İtilâf Ankara Yunan sefi” Hariciye vekilimiz Teyfik * i Bey arasında imzalanacakt” 4 Selâhiyettar bir membadâ 7 al | bütün mübadele işleri tasfiy€ , lecek ve mubtelit komisyon dilecektir. »

Bu sayıdan diğer sayfalar: