7 Şubat 1934 Tarihli Vakit Gazetesi Sayfa 7

7 Şubat 1934 tarihli Vakit Gazetesi Sayfa 7
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

7-—VAKIT 7 ŞUBAT 1Y34 — v1 ) 2) KAD) ud,Dünva Moda MerkeziOluyor |Jar, Onlar da gördükleri hoşlarma Giyinişte hususiyet (e gösteren giden elbiseyi, çok pahalıya da| yıldızlardan birisi de, yeni yıldız- 4) malolsa, yaptırmak hevesine ka- | lardan Cin Hovarddır. Güzel ve dülsü yy yg Kadın Sefir giy yy Rut Oven, Şık Bir Kadındır! Kadından sefir... Bu tecrübeye bir müddet *vwvel Sovyetler girişmişlerdi. Bir Rus kadını, Stokholm sefirliğine tayin olunmuştu. Fakat, bu kadın sefir, süse ve zevke karşı fazlaca | temayül duyduğundan, bu bir zâf | sayılarak, azledilmiş, Moskovaya Sağrılmıştı! z Şimdi de Amerika cümhurreisi | Ruzvelt, iki kadına ( nezaretlerde yer verdikten sonra, bir kadını da sefirliğe tayin etmiştir. Rut Oven ismindeki bu kadm, Amerikanm Kopenhag sefiridir. Sovyet Rusya- | nın Stokholm sefirliğine tayin o- lunan kadının o makamda tutuna- madığma göre, Amerika Birleşik Cümhuriyetleri sefiri olan kadın için, Kopenhag sefirliğinin tekin olup olmıyacağı, merak uyandıra- bilir. Ancak, Rut Ovenin süs ve zevk temayülü noktasından, ma- kamını kaybetmesi, pek muhtemel değildir. Cünkü, kendisi bu tayin- den önce de süse ve zevke temayü- Tü ile tanınmış, kibar omuhitlerde şık bilinen bir kadınmış! Kendisi, felsefe o doktorudur." “Belâgatta meharet., isimli bir ki- Tapyazmıştır. Gençliğinde Pariste musiki öğrenmiştir. Siyaset ve ik- tisat ilimleri tahsil etmemiştir. Fa kat, siyasi sahasında hayli iş gö- ren babasının yanında dünya si- yaset işleri hakkında esaslr surette fikir edinmiştir. Büyük harpte, kocasile birlikte Mısırda bulunmuş, hastabakıcılık etmiştir. Musiki bilgisinden istifa: | de ederek, orada hastaları eğlen- dirmek için bir orkestra kurmuş - tur. b Sefirliğe tayini üzerine, kendisi- | le konuşan gazetecilere, şunları | söylemiştir: — Kadından sefir olur mu?--| İşte pek âlâ oluyor. Erkek sefirle kadın sefir arasındaki fark?... BöY le bir fark mevzuu (o bahsolamaz- Uzun sözün kısası, devlet işlerin” idare istidadı haiz olan kadınla” rın iş başma gelmelerinde hiç bi” mahzur yoktur! yg rr Düşünüş | Sevgide başlangıç ve son... Sev- gi başlarken, kadınlar, erkekler? ne anlatırlar? Masal! En hoş ma- salların tatlı tatlı anlatılışı.... Ya sevgi bilerken?... O zaman anlat - tıkları şey, masal değil, romandır. Acı acı anlatılan'hoşa gitmiyecek İ şeyler... Dim.. İ Kadının Zâyıf olduğunu idd'a edenler, yarılıyorlar. Kad, bilâ- kis çok kuvvetlidir. Zâfa düştükle- ri an mı?... Baygınlık geçirerek..... ? Siz bunu zâf mı sanıyorsunuz? Kadının en İ tertip kuvvetli bulunduğu anlar, zâf gös terdiğini sandığınız anlardır. Aleksander Engel SON Harekette j Mühim ROL Oynuyor Bunlardan Cin İovari yi Dünya moda merkezi deyince ötedenberi Parisin hatıra geldiği- ni uzun boylu izaha hacet yok. Parisi dünya moda merkezi olmak tan çıkırmak için Londrada, Vi- yanada, Berlinde nasıl uğraşıldı- ğından da evvelce bu sayıfalarda | ziyetini araştırırsak, hiç de beşin- | SİN bahsetmiştik. Bilhassı Berlinin | ci derecede değil.. Holivud, moda | ” şekiller bulmak neticesine varı: | şıktır. Şık Bir Akşam Elbisesile daha vardır, ki daha ziyade film hareketlerinin idare edildiği yer olarak tanındığı için olsa gerek; moda cereyanlarınm idare edildi- ği dört merkez arasında en sonda hatıra geliyor. Halbuki hakiki va- pılryorlar. Zengin olmıyanlar da, kısmen bu heveslerini yerine ge- tirmeğe uğraşıyorlar. Hele yıldız- ların sokak kıyafetlerine uygun gi yiniş, meselâ balo kıyafetlerine gö- re giyinişten daha az para sarfiyle mümkün olduğundan, bu, umumi- yete yakın bir ekseriyetle tatbik olunabiliyor. Bu bahiste, Holivud yıldızları nm bellenmiş dört moda merkezi» nin modellerine göre giyinip giyin medikleri sorulabilir. Gerçi, yıldızlar giyiniş hususunda (dört moda merkezinin tesirlerinden büs bütün kurtulmuş değillerse de, bu yerlerden gelen cereyana ka- pılmadıkları da çok defa vakıdir. Müstakil hareket ediş temayülü, tatbik sahasında günden güne €- saslanmak üzere yer tutmuştur, Film sahasında artistliklerile yükselmek yolunda harekete ge gen yıldızlardan çoğu, güzel gö- rünmekle de tesir bırakmağı gö- zetmekle kalmıyorlar, aynı zaman- da giyiniş hususiyeti © göstermek maksadile düşünceye dalıyorlar.. Düşünüşlerinin ifadesi de, yepye- Parisin karşısında ne kadar tehli- | merkezi olarak da, hayli ileri va- | keli bir rakip vaziyetinde bulun- | duğunu etraflı surette anlatmış- | tık. Umumiyetle bir gözden geçiriş sırasında, bu dört şehir ,şimdi ha» | tra gelen moda merkezlerinin | yor. Kadılar, seyrettikleri filmler | başlıcalarıdır. Moda cereyanları- nı idare noktasmdan © aralarmda gittikçe değişen derece farkları bulunmakla bearber.. Fakat, bu dört şehir haricinde kalan bir yer İ ziyettedir. Sinemaya karşı dünyanm he- | men her tarafında beslenen geniş alâka, umumiyetle film hareketle- rini yakından takiple neticeleni- | | | | 'de kadın yıldızların giyinişini dik- | katla gözden geçiriyorlar. Onla- rın giyinişini göz önünde tutup mümkün oduğu kadar öyle giyin- | meğe çalışıyorlar. Zengin kadm- yg yy Rafta türlü türlü kavanozlar. reçel dolu Mutbağı ile alâ- kalı, sofrasına itinalı davranın bir ey bir kaç çeşit reçel ğı ihmal etmez bulundurmakla zaman ağız ime olark inik mümkün olur. Her ngi bir gün başka bir tatlı yapmak imkânsızlığı karsısında, reçel ihtiyat tatlı olarak hazır- dir! Fakat, lenir, bulundurma» Evde sofradan her reçel durdukça şeker- . Şekerlenmiş reçel, ba- zı kimselerin hoşuna giderse de, bazı kimseler de bün- dan hoşlunmaz. Reçellerin şe- kerlenmemesi için One yapma- 17. Bunun önüne geçmek, pek kolaydır, Kavanozun ağ- zına kapatılan kâğıdın iç tarsfa gelecek kısmı, glisrinli olmalı !.. Çamaşırdan Bu hususta tetbiki kolay bir tane havanda dövülecek, © kes. tane havanda dövülerek un- ufak toz haline gelince, bu toz üzerindeki lekelere çamaşırın si çamaşırlar, kaynar su ile iyice yıkanacak. Lekelerden en ufak bir iz bile kalmaz. Sırası gelmişken, çamaşırların Ev Kadını kadı, evinde daima | reçel | leke çıkarmak | İ için yapılacak şey nedir?. | vardır. Soyulmuş O keş. ülecek. Bundan sonra lekeli | Için O | yıpranmadan si için o yapılabilecek bir şeyi de not edelim. On beş litre mikta- litre miktarında gaz katılacak . Bu sabunlu, küllü ve gazlı su ile yıkanan çamaşı”, o YiPranmadan tertemiz olur. p Evinizde köpek mi besliyor. sunuz?. Bunların tüyleri arasn- daki pirelerden şikâyetçi iseni çaresi yok değil... Tüylerine raz gz bulaştırmak, kâfidir.. Pi- | reler, kaçar... Ancak tüylerine gaz sürdük- ten sonra, köpeğin bir müddet için ateşe yakm bulundurulma- ması lâzımdır. Sonra kaş yapa” yım derken ... Bulaşık yıkanırken, porselen bir kap düştü ve kırıldı mı?. Kırık kabı sağlam bir hale getirmek için yapılacak (şey, sönmemiş ki- reçle yumurta akmı karıştırarak, elde edilecek macunla, kırık par- çaları, biribirine yapıştırmaktır . Aradan zaman geçince, altın şır, Meselâ altın yüzük veya bi- lezik donuklaştı. o Yeni imiş gi- bi parlak olsun istiyorsunuz. Bir parça kına ile temizleyiniz. Ye- ter1, iyice temizlenme- rında sabunlu ve küllü suya bir! da bir dereceye kadar donukla- | Kia, ll Pelerinli Yağmurlukla yor. Meşhur ve büyük yıldızlar. sa, kendi giyinişlerini tamamile kendi fikir ve arzularının ifadesi yapmakta, son derece titizlikle 1s- rar ediyorlar, Greta Garbo, Joan Kravford, Norina Şerer, Cin Har- lov, bu sahada da müstakil hare- ket ediş hususiyetini, katiyetle be- nimsemiş meşhur ve büyük yıl- dızlardan dördü. Tabii, yıldızların bu yoldaki te- mayülleri, Amerika sermayedarla- rının fevkalâde işine yarıyan bir tamayüldür. Film hareketlerinin İ en büyük merkezi sayılan Holivu- du, aynı zamanda en büyük mo- da merkezi saydırmiak..... Bu, ka- zançlı bir iştir. Dolayısile, bir ta- raftan Parisle Berlin, dünyanm en büyük moda merkezi olmak vasfı- nı paylaşamazken, Londra ve Vi- yanadan başka bir rakip te karşı- larma çıkıyor. Reklâm vasıtası o- larak, filmden ve yıldızlardan bol bu| şirin bir yıldız olan Cin Hevard, tuvalet, giyiniş, süsleniş hususunda İ çok zevk sahibidir. Bu sayfaya koyduğumuz resimleri, buna delil- dir. Yukarıdaki resimde, Cin Ho- vard, beyaz tüy yakalı, koyu renk te bir elbise giymiştir. Bu elbise, yıldızın oöğleden sonra veak sam yemeğinde giydiği bir elbise- dir. Elbisenin yenleri de, yakası gibi beyaz tüylerle süslüdür. Yıl dız, koyu renk elbiseye yaka ve kollardaki beyazlığm verdiği şık- lığı, bu kısımlara pırlantalar taka- rak artırmaktadır. | Diğer iki resimden (birisinde | görülen pelerinli yağmurluk, mavi ve beyaz olmak üzere dört (köşe İ çizgilerle şekillendirilmiştir. Cin | Hovard bu pelerinli yağmurlukta çok eskiden moda olan “pöti ka- re,, yi, yeniden tespit etmiştir. Yal- nız, mavi ve beyaz renkleri, bu şe- killeri tespit srasında bir araya İ getirmekle, eski modanın siyah ve beyaz, kahverengi ve beyaz birleş- mesine karşı, bir başkalık temin et- İ miştir. Sonra, biçim, hakikaten İkinci resimdeki yağmurluk, pe- lerin şeklinin sade yakada tatbiki- İ le bir hususiyet almıştır. Bu yağ- murluk, ipeklidir. Rengi (Okoyu lâcivert, düğmeleri sedef..... Ke- merde lâcivert renktedir. Düğme- İ | ler için olduğu gibi tokada da s€- deften istifada edilmiştir. Her üç model de Holivudda pek | beğenilmiş, şık giyinmeğe meraklı olan kadınlar, hemen örneklerini yaptırmışlardır. Cin Hovard, bu modellere göre giyinmiş olarak res | mini istiyen yüzlerce kadınm ar- zusunu yerine getirerek, bu sayfa- da görülen resimleri çikartmış ve | istiyenlere vermiştir. Bahsi kapa” tırken, Cin Hovardın film sahasım- da meşhur olmadan moda sahasm- da şöhret edindiğini, en şık giyi- nen yıldızlar arasında göze çarp tığını ve Holivudu dünya moda merkezi haline getirmekte mühim rol oynadığmı, hakiki vaziyete ta- mamile uygun bir mülâhaza ola» rak, not ediyoruz?. manı ilmi ami bol istifade eden çok kuvvetli bir | rakip! &

Bu sayıdan diğer sayfalar: