11 Ekim 1934 Tarihli Vakit Gazetesi Sayfa 5

11 Ekim 1934 tarihli Vakit Gazetesi Sayfa 5
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

3 — VAKİT 11 Teşrinlevvel 19 YAKTI ın Tefrikası: 74 | Ölüme Susayan Gönül Selâmi İzzet EYİ Tİ YER YT DAR A ve Farı i Yazan : TEFRİKA Ne: gj Yahud i deri Esbcede “başını hükümdarın omuzuna dayamıştı faspa, mısırlı kadının yüzüne baktı: “Görüyorsun ki, hükümdar hergün bir başka kadınla gönül eğlendiriyor! Haydi, sende gel, kollarına atıl!,, ehirli bir yılan arıyorum | £ Hassa kumandanı, Mısırlı ka- pla genişçe konuşmak fırsatını Hunca: Haydi, gidelim, Libya! de- # Hükümdar ları gizlice seyretmek hakkını ize kim verdi? karısiyle kalsm E Yürüdüler.. . ELibya, çok hoşlandığı bir er İe ilk defa başbaşa kalıyordu. Taspa'nın güzel kadınlara kar- üyük bir zaafı vardı. Bilhassa | irir kadınl A yarım saat edi. İLk pibyanm odasında oturuyorlar- k Meydanda kimseler yoktu p Zaten Taspa'yı saray mensup- | ından hiç kimse tarassut ve te- (süs etmeğe cesaret edemezdi. sa kumandanı hükümdarın Mnüfuslu ve en sadık adamlarm- İlin biriydi. İstediği zaman sara- (ih istediği göşesinde dolaşabilir- BW Hükümdar, Libyanın odasına iğini duysa bile, ona verilecek o... Mısırlı kadından bir ilâç rmak için, odasma gittim... # Deyip geçiverirdi | ok hastalıkların #iptığmı herkes bilirdi.. Kapıyı kapamışlardı. ; > Mısır dilberinin yanı #& — Ehramların dibinde ir ateş parçasma Libya'nın yanan wi kâfidir! İ Libya gülümsedi: e — Bu sözlerinizden, 6k hoşlandığınızı anlıyor: ? — Sadece hoşlanmak İ gördükçe d İlüyor.. pizryorum. benden um! Ve hükümdara içimden — Niçin?... — Senin kadar sehhar ve ateşli ir gözdeki varken, (Arse) gibi iF çadırcı karısına gönül vermesi det edilmiyecek bir hadise mi. ir? — Arşe hükümdarı i - büyü ile hir etmişti Taspa! İiyük tesiri vardır. irayma geldiği gündenberi fimdar ne beni, ne de cesi güzel Hera'yı ez oldu. Fakat Arşe kaçtıktan sonra yü bozuldu. Galiba!, (Dârâ) seni Babilden buraya gönder ine o bakılırsa Persepoliste hSİZ Yaşıyamıyacağı anlaşıl Mısırlı kadır İn, hükümdarın buradaki karı hakkında (Taspa) dan ist almayı ihmal etme mişti Atosya nasıl bir Büyünün Babil hü- oradaki gözü gör- Arşe malâ- z kadındır, di, burada bana bir fenalığı do- nabilir mi? Taspa: O bir melek kadar saf ve te- iz bir kadındır.. Ondan ufak bö- ler bile fenalık görmezler. di- ilâçlarını | değil. | izlerimin bağı çö- | * fırsat bulmuş - : olsun | ize kalmayı ne kadar çok is| Taspa İr andand İ İ yerek cevap verdi. Bu'srada hasss © kumandanı pencereden bühçeye (bakıyordu. | | Birden başını geriye çekerek: — O ne?! dedi, ben Persepo- | lis sarayında biç bir yahudi kızı | kalmadı Halbuki | | (Sara) hükümdarın yanında gidi- yor. sanıyordum. Libya başını uzattı. Hüki müŞ #arr saçtı bir glç kiz gördü. (Sara) Kudüsten o gelen bir| kumandan tarafından hükümdara | | hediye olarak getirilen güzel bir | mdarın om | cariye idi. İ (Sara) nin iri yeşil gözleri, be- | | yaz ve geniş göğsü, şehvetli ba - kışları vardı. İ Dârâ, Babilden gelirken (Sa-| | Ta) yı da Persepolise getirmişti. Libya, bu güzel (Orşalim) dil | berini hükümdarm yanında gö- rünce tüyleri ürpermişti, i — Ben, Babilden benden baş- | ka bir kadın getirmediğini sanı | | yordum... İ .« Gözlerini bahçeden a sl yırmıyordu. | /Atinada on metre binadan düşü Atina, 6 (Hususi muhabirimiz» | | den) — Burada çok feci bir kaza olmuş, Romanya ( prenslerinden Titüdor Kalimaşisi Pertici bir surette ölmüştür tüyler ür- Prens Kalimaşisi, henüz yir- mi beş yaşında sportmen bir genç- Kendisi bundan ( bir ay evel Londradan buraya gelmiş ve ko- zini prenses Kantagözene misafir | olmuştur. Kantagözen genç ve güzel bir kadındır. Eski kocası İspanya © maslahatgüzarı Kont Damatdan boşanmıştır. tir, Prenses Prens Kalimaşisi, buraya gel- dikten sönra Kozini prenses Kan- tagözen ile kibar âlemlerinde do- laşmağa başlamış ve bir çok ah - İ bap peyda etmiştir. Genç prens, bundan üç gece| evel Kozini Prenses Kantagözen Canbazlığa özenen prens Dârâ büyük bir Zakkum ağacr- | mın dibinde yahudi dilberiyle yan- yana oturmuştu İ Hassa kumandanı manalı bir | tebessümle Mısırlı kadının yüzü- ne baktı Haydi gel, tereddüt etme. | Kollarıma atıl, fibya! Görüyorsun ki, hükümdar her gün — bir başka 3 kadınla gönül « ndiriyor! önlünü eğle ray haya- seni 46 sında olsun - bir dakikacık ' kendini unut! Libya, reddetmek istemedi: hassa (kumandanın — Bir şartla senin (olacağım, Taspa! Diyerek kollarına atıldı Mısırlı dilbe dikmişti, Tas gözünü bahçeye Ni istersen yapacağım! Diye söz vermişti. Libya; z l Senden bir ufak zehirli yr- | lan İstiyorum! dedi, o Sen, bunu di nde, adamlarmdan bi Taspa hayret etti: Zehirli bir yılan mı istiyor- | sun? —Evet hirinden kendime Hastayım... Onun ze- | ilâç yapaca- ğım. — Yoksa kendini mi zehirliye- ceksin? — Hayır... Bilhassa seni tanı- dıktan ve sevdikten sonra, kendi- mi öldürmeyi düşünmek istemem. Buna sebep de yoktur, Hastayım | dedim ya. İşte o kadar, Ötesini sorma! — Pekâlâ.. Bana yarıma kadar | müsaade et.. İstediğin yılanı bul- duracağım! (Devamı var) yüksekliğinde bir p parçalandı ve bazı ecnebi dostlariyle beraber | bir bara gitmiğ, beraberce yiyip! içmişlerdir. Bardan çıktıkları sr- | rada prens (İle prenses arasında / İngilizce lisanı ile oldukça şiddet- li bir münakaşa cereyan etmiş ve iki genç asilzade birbirinden ayrıl mışlardır. Prenses Kantagözen Gran Bre- tan oteline giderken prens Kalima şisi de dostlariyle beraber, kirala- mış olduğu apartmana Odönmüş- tür. Fakat prensin garip bir me - rakı var: Kendisi canbazlığa ve İ yüksek yerlere tırmanmağa heves- kârdır . Prens döner (dönmez fası içtiği iken bu garip meraka kapılmış ve aparlımanına heünz ka -| şaraptan O dumaylı i on metre İrtifaıtla olan odasının | ' pervazina tutunarak canbazlığa | İ dr. Açtı. Okudu. Sen | r İ sonra kalktı. Kapıyı açtı, seslendi. İ zünü örttü. İçin için hıçkmıyor: . | | geçirmeğe henüz teşebbüs eder - | Halilin kayıkla denize açılıp kendinden uzaklaşması üzerine Sonra yavaş yavaş hakikat göz lerinde canlandı. Demek resim ser gelen bu mektup Şahendeyi altüst ! gisinde etti... Mektubu almadan sordu: Kim verdi? - Bir erkek. yuldu .— Ne biçim erkek? Demek Celil de onu —İyi göremedim. Yakasını kal- | onu gözlemiş, değildi, Celilin bizzat kendisini görmüştü ko- gördüğü hayal Ondan sonra düşünmeğe İ görmüş, buraya kadâr gel- Demek ki Celil maziyi Bu hatıra, bu mamazlık onu affettiğ dırmış, şapkasmı eğmişti. Mektu- | mişti vw bu parmaklıktan uzattı ve hemen | nutmuştu. unut. delil İ değil miydi?.. Demek hâlâ sevi » arkasına dönüp uzaklaştı. — Bir şey söylemedi mi? Şahinde Hanrmefendiye ve- nize | yordu, hâlâ âşıktı Aşk.. Onunla Celil sevdalı. riniz, dedi. arasmda Şahinde mektubu aldı. Kızı sav Hayır, Nesrin bunu şiddetle ve nefretle reddetti. O başkasr en daha muha- | nın karısıydı. Kocasını sevmiye » nı bilirim, F | bilirdi, ondan nefret (edebilirdi, | fakat ona ihanet edemezdi. Ma- 1) demki onun ismini taşıyordu, © nun karısı demekti.. Herhangi “| bir âşıkı kabul etmek, kendi Ken- dini tahkir etmek demekti, | Celil de evliydi. Onun da ka- -J rısma sadık kalması lâzımdı. O- İ nun gibi bir adam da dürüst hare- | kete mecburdu. Hayır, aramızda derin © uçw- rumlar açılan Celil ile buluşmıya- unun için geld i LAL İ calir. Bütün gün bunu düşündü. Tah» lil etti. Kader onu Celilden ayır- mıştı. Bundan sonra buluşmala - ” İ rına sebep ve lüzum yollu. Olan Artık kırılan tamir edi- arâ olmuştu. yolun lemez, açılan uçurum dolamazdr. re çıkabilirs İZ. ie Akşam oldu.. N ' Josluk” hiş Dilferip hanım erkenden oda- sma, girdi İ Nesrin, aşağıdaki salonda eline PİT | pir kitap almış okuyor, okudukla” | rını anlamağa çalışıyordu » Birdenbire ürperdi. titredi. Duvar saati dokuzu çaldı. Son çalıştan sonra kalktı. Bahis” çeye çıktı. Arka kapıya giden yol- da yürüdü Sanki birdenbire bütün muka- kesilmişti İ Bu mektup da, gt,, diye imzalan Şahindenin azabı he: artmıştı. Vücudu ateş içinde yan- mağa, damarları sızlamağa başla- şar. r kelimede İlikleri mıştı. , Mektubu okuyup bitirdikten | l Hizmetçi geldi: | Efendim. — Mantomu ver. — Sokağa mı gidiyorsunuz” — Evet, çabuk ol. Şahinde mantosunu giydi, bir baş örtüsüyle hem başını hem yü- vemeti kırılmış, âzmi İdaresine sahip değildi. Parmaklıklı kapı gıcırdadı. İ ... Karanlıkta kısık bir feryat | duyuldur — Nesrin! Feyyaz karısı, kendini Celil İ Asafın kollari arasma attı: | Celil!.. İ O Bu biçare iki mahlük, biribir- İ lerine Unmutamadıkları aşkın kuvvetiyle, biribirini ku » cakladı.. Neden sonra, Celil ken- dine geldi, Nesrinin belinden tut- Ağacın altına geldiler... hakikati “Nihayet öğrenece- ğim,, diyordu. Sokağa çıktı, boldu. Aşk acısı dinmez Celil, Şahindenin şüphelerini uyandırmadan plânını tatbik ede- | cağins emindi. Saat dokuzda ran- yi | t, üs devu yerine geldi. İhtiyar balıkçi- | | Orada — beki me nm bilgisi hilâfına gök yüzünü ka- | 898Vs€, kalplerinin çarpı ra bulutlar kaplamıştı. İ duyarak mest oldular. Celil, kıyıdaki küçük bir Nihayet Nesrin konuştuz. 8 cn gövdesine yaslandı Celil seni hâlâ sevdiğimi ve içinde, kalbi başladı. karanlıkta kay » sarıldı. tu. ağa- heyecan | berlen | mazi sobe) Celil sıçradı. Rüyasımdan » yıldı, kendine geldi. Ateş gibi yanan alnını İ ile sildi ve mırıldandı: — Hayır, hayır. Öğrenmek is- er zaman seveceğimi neden öğ” atarak .Nesrin Bicanın getirdiği mek tubu okuduktan sonra, bir. türlü auvdü gözlerine inanmak istemedi. kalkmıştır. Arkadaşları kendisi- ni bu tehlikeli canbazlıktan vaz - | tediğim bu değildi. Ve son bir gayretle devam et- tü: — Senin ne kadar ıztırap çek” tiğini bilmek ve bundan (sonra lânet etmemek istedim.. Se- ken kafası hâlâ dumanlı olan za- vallr prens, müvazenesini kaybe- derek yaya kaldırımlarına yuvar- lanmış ve beyni hurdahaş olduğu | sana Bu feci | nin evlendiğini haber aldığım za- cihetle derhal ölmüştür. tasavvur Atina kibar o mahafilinde | man ne hale geldiğimi derin bir teessür (o uyandırmış ve | edemezsin.. Seni Feyyazım dedikodulara sebebiyet | nında gördüğüm zaman... (Devamı var), kaza, yas vermiştir,

Bu sayıdan diğer sayfalar: