17 Mayıs 1939 Tarihli Yeni Sabah Gazetesi Sayfa 6

17 Mayıs 1939 tarihli Yeni Sabah Gazetesi Sayfa 6
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

YENİSABAN 17 MAYIS 19 Güzel Kamelyayı | Neden Vurdular? aü “ Evet Senin Karagözlü Güzel Kamelyanda Buraya Gelecek ,, birini yiyecek gibi nazarlarla süzü- yorlardı. Sandallarımız birbirine çar parak geçti. Fakat Sultan asabiyet- 'fen üdeta yerinden sıçrıyordu. Fa- kat ağrından tek biç kelime bile çı- karmıyordu. Sandal Çağlıyan sara- yınm önünde durdu. - Sultan çıktı. Harem ağasını içeri gönderdi. Bir| kaç saniye sonra harem ağasile be- raber bir tüfekçi geldi, Sultan heye-| canla; İşi ne yaptınız? dedi. Evet Sultanım, - efendimizin fermanı bu akşam icra edilecektir,| dedi. Tüfekçi Sultanı selâmladı. Ha-| rem ağası Sultandan aldığı bir zarfı | tüfekçiye verdi. Bu oldukça kabarık | — Hidireller günü idi, aşağıda| arabayı temizliyorduk. Derhal sul- fandan bir ferman geldi. Arabayı Sultan hanım| Gişarı çıkacak. Biz derbal arı hazırladık, ben de hazırlandım. Sul- | tan bu gün her günden fazla süslen- Mİş ve güzelleşmişti. Ben yine ara- bada mutad vaziyetimi aldım. Sul- fan hanım arabanın kapısından ba- üi uzatti: — Kağıthaneye!. Bmrini verdi. Araba hareket et-| 4. Arabanın etrafında da at üzerinde| bir harem ağası geliyordu. Acaba Sultan neden bu gün bu kadar me-| rasimle çıktı? diye düşünüyordum. Arabamız Küğıthane yokuşundan i- Herken yeşil çimenler üstünde çift| 9ir zarftı. Arabaya bindik, saraya) çift geçenlerin nazarları” tecessüsle| — *vdet ettik. bize dönüyor. : O gece yatağımda bir türlü ra- — Sultan hanım geçiyor, Sultan| hat uyuyamıyor, arasıra uyanıyor- hanım geçiyr. 'dum. Pencereden bir harem ağasının. takip ettiğini gördükçe korkudan bir kat daha uykum kaçıyor, acaba niçin beni tecessüs ediyorlar, diye | titriyordum. — Nihayet sabah oldu. | Harem ağası - tüfekçinin - gediğini| Sultana haber vermek üzere beni i- derdi. Sultan alelâcele maş- ozunu / getirtti, - giyindi. Ben de gidip tüfekçiye haber ver-| dim. Tüfekçiyi içeri soktuktan son-| ra ayaklarım ileri gitmedi. Acabal anlatacaktı? Kapının önünde durdum. - Tüfekçinin kalın| sesle anlattıklarını dinledim. — Fermanınızı dün akşam icra içeri girdiğim za- man uşak mutfakta bulaşıkları yı- kıyordu. llkönce onun işini bitirdim. Köpeğin bağırmasını men için onu| da temizledikten sonra, evvelâ kadı- 'i annesinin odasına girdim. Hın- ar güvur okadar mukavemet etti ki. ben bu kadar küstah insan görme- dim. Onun da iğini bitirdikten sonra | Kamelya Üenen kalipenin - odasına Birdim. Yatağında habersiz uyuyor- du. Beş dakikada onun da işini bi tirdim, Başka bir emriniz var mı/ Sultanım? — Ölürken ne dedi?. — Masuma, habersiz uykusundan uyandı. Elimdeki bıçakla beni kar- aısında görünce: — Bana niçin kığdın? dedi. — Sultanımızın intikamını düm, değim. Boğazından taşan kan başka bir| ey söylemesine meydan bırakmadı. vevtan gözleri dün- yaya ebediyen kapandı. Artık Sultan içerde ne dedi, ne| yaptı, Bilmiyorum. Ben deli gibi ken. dimi içeri attım. Ne duyduklarımı #öyliyebiliyor, ne teensürümden ağ- hiyabiliyordum. İşte Kamelyanın ka- tili sizin zannettiğiniz gibi ne uşak, ne de paşadır, Kamelyanın. katili Zekiye Sultandır. İdam Gozası — Katil Bafralı Lütfi Samsunda asıldı Samsun, (Hususi) — Katillikteni Suçlu olup idama mahküm olan ve| idam hükmü yüksek tasdike iktiran eden Bafralı Lütfinin hakkındaki ö-| Jüm cezası bu sabah burada infaz e- dilmiştir. İbrahim Cerrin Mersinde alaylara san- cak verme merasimi Mersin, (Hususi) — Alayımıza /#ancak verme töreni (20,000) den| | fazla gehirli ve köylü halkımızın iş-| tirak ettiği eşsiz bir mörasimle ya- pildi. Mersthliler - bu büyük günde faşkın Bir heyecanla dolu bayram neşesi geçirdiler. Nurlu sancak ala- yımıza Örgeneral / izzettin Çalışlar| ftarafından merasimle verilince bü- *tün halkın heyecandan akan gözyas| larile sonu gelmiyen alkışlar içinde| Gerin bir huşü ve sevgi içinde kut- Kilandı. Diye birbirlerine işaret ediyor- Jardı. - Kâğıthane renk renk süslü | kadınlar, beyler ve çocuklarla dol-| muştu. Kibar arabalar içinde memle. ketin bütün kibarları, halk, herkes | sanki bu Hidirellez gününde Kâğıt- haneye dökülmüşlerdi. Sultan cama elile vurdu, araba derhal durdu, in- dim, Kapıyı açtım. — Aleko içeri gel, dedi. Bu ilk defa vukubulmuş bir gey- di. İçeri girdim, beni yanına oturt- t — Şimdi göster bakayım, Istan- bul güzeli hangi arabada?. — Kamelya buraya gelecek mi Sultanım?.. — Evet, senin kara gözlü güsel Kamelyan da bu gün buraya gele- cek. Sultan kıskançlığından üdeta ne| #öylediğini bilmiyordu. Araba yavaş Yürüyor, ben gözlerimle her araba- 'da Kamelyayı arıyordum. Yokuşun yukarısından şiddetle inen bir ara- ba yanımızda yavaşladı. Bu açık bir araba idi. Başımı çevirdim, içinde | Kamelya siyah bir tül elbise giymis, siyah dantelli ” bir şemsiye altında | bir melâike kadar güzel, arabasına yaslanmış etrafı seyrediyordu. Ya- Yaşça Sultanın elini tuttum: — İşte Sultanım Kamelya, de- dim. Sultan büyük bir merakla başını Pencereden çıkardı. Kamelyaya bak. 'tı. Kamelya dünya umurunda olmı. 'yan haşmetli bir Sultan gibi, güzel: lik sultanı gibi, arabasında kurul- Muş, etrafa hakir nazarlar fırlat yordu. Herkes arabası etrafında kilip duruyor, kulaktan kulağa, ağıza; — Kamelya, Kamelya, İsmi dolaşıp — dürüyordu. — Su 'ftan bu manzarayı hasut nazarlarile #eyrediyor, asabiyetten titriyen diz leri âdeta dizlerime çarpıyordu. | Gözlerini Kamelyadan ayırmıyordu. Kamelyanın arabası ilerledi. Sultan Ga arabacıya takip etmesini emret- ti. Kâğıthane deresi süslü kayıklar. Ja dolmuş, gençlerin şen, şüh kahka-| haları bizim arabadan bile duyulu. | Yordu. Bir ara Kamelya araba- | dan indi. Kenarda boş duran bir san Gala ilerleyip atladı. Sandalı sular| Üzerinde - kayınca - sandaldakilerin. Bözleri hep ona çevrilmişti. — Eamelya, Kamelya. Sultan da âni bir hareketle kalk- ta, arabadan indi, arab: Çi iyan sara-| “na doğru yollandı. On dakika sonra| derede bize karşı bir yerde altı san. Galcınin idare ettiş Büyor, ağızdan Zekii < Zekiye Sultan, Zekiye Sultan. “Teranesi dolaşıp duruyordu. Bi zim sandal ötakilerin hapsla) ge Biraaniye Kamelyanın sandalll gz ana geldik. Kamclya sandeleya'er| İllip bir şeyler sordu, sandalmızı — Zekiye Sultan. Dediğini biz olduğumuz yerden Bo duyduk. Şimdli bu ci rakip bir. Fuat MOREL Dinarlı Mehmet |Erdekte Şiddetli Pehlivan Alman-!Yağmur ve yadan Döndü Ünlü güreşci nefis Türk ekme- et kaldığını kavuşunca söylüyor. Bursa (Hususi) — Dinarlı Meh- met pehlivan şehrimize gelmiştir. | İki ay kadar Almanya'da kalarak memlekete dönen bu pehliyan, şeh- Timizde hayır cemiyetlerinin terii edecekleri güreşlere girmeğe hazır | bulunduğunu, bildirmektedir. Dinarli seyahat - intibaları hak- kında şunları anlatmıştır: — sAlmanyada / kaldığım iki'ay zarfında ancak iki kilo kadar ek-| mek — yiyebildim. — Memleketimin mis kokulu nefis ekmekleri güzüm- de tütüyordu. Almanya'da yediğim ekmek patatestendi. Yemeği pala- festen, salatası patatesten... Hulâsa patates yemekten canım çıktı, bu. Taya gelir gelmez hasret kaldığım Türk ekmeğine öyle sarılmışım ki, bir oturuşta bir buçuk kiloyu bir. den yedim.. Almanya'da kırk kadar güreş yaptım. - Bunlardan - birinde yenildim. Üçünde berabere kaldım. Diğerlerinde galig geldim. Fakat umuml tasnifte ikinci oldum. Birin- ciliği Trablusgarp'l Ali bin Abdü isminde bir Arap kazandı. O be- nimle müslüman olduğum için gü- reşmedi... Burada güreş / yapılırsa Almanya'da yeni öğrendiğim oyun- ları tatbik ederek / herhalde daha zevkli güreşeceğim » Bir köy kahvesini soydular Bartın (Hususi) — Kemerköprü mahallerinden olup Kutlubey Dar bağlar köyünde kahvecilik ve tün beyiliği yapan AN Tabağın kah. vesi, 12 Mayıs gecesi soyalmuş, 29) Tira ile $ liralık tütün ve bi çift yer #meni aşırılmıştır. Yapılan takib ne: ticesinde, hırsızlığın. ayışı' köyden 'Ali Hotorle karısı Zeyneb ve oğul darı Yaşar ve Halil tarafından yar pildiği anlaşılmıştır. Hirsızlar y: Tanmış, çaldıkları şeyler geri alını zak sahibine verilmiştir. Yıldırım — Bir köylü sığındığı ağaca vuran yıldırımın tesirile öldü Erdek (Hususi) — Kasabamızda| bir saat devam eden, bora ile karı- Şik ve tulanı andırır yağmur yağ- muştır. Bu esna de Alâettin —mal ağanın evinin bahçesine, sabaya üç saat mesafede Edincik kırlarına olmak üzere iki yıldırım| düşmüştür. Bu esnada eşi ve bir çocuğu ilel tarlada çalışan Edinciğin Hamidiye mahallesinden Abdullah oğlu Y 'nus kendisini bir armut ağacı altı- 'na atmış, eşi ile çocuğunu da yar 'na çağırmış, Yunus'un eşi bu dave- te icabet etmemiş, çocuğu ile ber ber başka bir ağaç altına gizlenmiş- tir. Birar sonra armut ağacına isa- bet eden bir yıldırım Yunus'un öl müne sebebiyet vermiştir. Yıldırım- dan eşile çocuğu kurtulmuş ve bu faciaya şahit olan karısı bayılmış. 'ur. Kasaba dahiline düşen yıldırım- da insan ve hayvanca zaytat yoktur. Çorluda hava şehitleri B Çorlu (Hususi) — 15 Mayıs haval şehitlerimiz ihtifaline - kolordu hi-| 'nası önünde askeri ve sivil erkân, memurlar, talebe ve büyük bir hatk kütlesi iştirak etti. Merasimden sonra ordu. namınz bir subay, Hava Kurumu adına pos- ta telgraf memurlarından Azmi Se- halk adına Taceddin ve bir hd o Sigenmardederiri lerimiz anıldı. K Dinarda yeni bir lâbo- ratuvar kuruldu Dinar (Hususi) — Memleketimi- zin müteşebbis ve çalışkan — ecx cılarından B. Yakub Dinar'da yeni bir tabbi. müstahzarat lâboratuvarı Azmi inimi | *örarak birçok kimselere iş vermi; Samsunda devlet kinimi (ça , Şekani karimıştır. Bu yokmu ? hidiseyi gün geçtikçe endüstrileşen Aşağıdaki haberi Samsun'da çe kan <Ahali> refikimizde okuduk: Dinar'da tıbbi sanayi yolunda h: yırlı bir muvaffakıyet sayar alâka- <Aylardanberidir. ki Samsım'da| darları tebrik ederiz. — MA A, bir dirhem devlet kinini yoktur. Z-| — Kırklarelinde yeni raat Bankası tarafından — keyfiyet hükümet konağı Bit olduğu makama mütesddit de | — kuşklareli (ifusus) —. İstasyon falar bildirildiği halde cevap bile| yolunda yeniden inşası kararlaşan Hükümet Konağının temeli tören- le atılmıştır. Şehrin ve vilâyetin bü. yük bir ihtiyacına cevap verecek Glan bu yapı bir yıl içinde ikmal edilecektir. İnegölde Elektrik fabrl- kası cereyan vermiyor alamadığını öğrendik. - Malaryanın ierayı hükmetmesine en müsait olan bu mevsimde kinin gönderil- meyip te yediden yetmişe kadar halkın sıtmadan daha elim bir ha le düşmesi mi lâzımdır? 'YENİ SABAH — Sıhhat ve İçti- mat Muavenet/ Vekâletimizin bu meseleyi lâyık olduğu ehemmiyeti| — İnegöl “(Hususi) — Kazamızda| vererek Samsuna süratle devlet ki-| birçok keresle, araba ve sandalya | önl yollamak suretile halkın sıhe | fabrikaları mevcut olmasına ve şeh- rin kahve ve gazinolarında ve her mahallenin muhtelif evlerinde yü- tü mütecaviz makineler bulunma- Sına rağmen 12 bin nüfuslu kaza, mızda pazar günleri öğleden sonra| elektrik fabrikası cereyanı kesmek- tedir. Halbuki kasabamızda - Üstiş girketinin kurmuş olduğu / elektrik fabrikası yedek olarak bir motör i- lâve etmiştir. Pazar günleri öğleden sonra da cereyanın temini için yapı: 'Jan müracaatlar neticesiz kalmıştır. İnegöllüler bu işin halli için alâka-| darların yardımını rica ediyorlar. Spor faaliyeti famanyurdu ile Yenidoğan Ki leri arasında 3 haftadanberi devamm eden kupa maçı ikiye bir Yenidor fanlıların mağlübiyetiyle neticelen.| miştir. Dananın Cinayeti Ödemiş (Husust) — Ödemişin Ku rakuva köyü civarında kiremit o. cakları mevkündeki otlakta hayvan | güden Süleyman oğlu Ahmet, otl hayvanlar hatini tehlikeden koruyacağını kuve vetle ümid ederi Asri hoca yine tevkif edildi. Bursa (Hususi) — Asrf hoca adi. le anılan Hilmi; evinde yapılan bir 'arama neticesinde bazı muskalar ve büyü — vesalti bulunduğundan ve ayrıca kendisinin okuduğu 20 kadar| muhtelif Şahis keyfiyeti — zabitaya Ahbar ettiğinden, yakalanarak adli- yeye verilmiştir. Müddelumumilikçe Asri hoca tev- kifhaneye gönderilmiştir. Kütahyada tayyare Y ihtitali Kütahya (Hususi) — Bugün ha- va şehitlerinin aziz ruhları, şehri: mizde bir kere daha saygı ile anık dı. Öğleden önce, vali, mevki komu- tanı, bütün sübay ve memurlar, as. kert kıtalar mektepler ve halk, Tay- yare alayının — şehitliği yanındaki sahada toplandılar. Tazim duruşun. dan ve Şehitliğe çelenklerin kon. masından sonra ordu adına bir tay. iyare subayı, Parti, okullar ve Hava Kurumu adına da birer. hatip söz alarak aziz ölülerin ölmez hatırala- rını bir kere daha gönüllerde yaşa: tılar. Bütün birliklerin - Şehitlik önünde / yaptıkları bir saygı geçi- diyle merasime son verildi. Er. Turgut arasında bir ineğin arkasına takılan danayı ayırmak is- tediği sırada dana, Ahmedin kası- #ima boynuzu ile vürarak ağır su. te yaralamıştır. Yaralı Süleyman | oğlu Ahmet, hastaneye nakledildiz sırada aldığı yaranın - tesiriyle öl- müştür, İ fir odalarını geziyordu. Maksadı mi — — .Sultan Aziz Devri Başpehlivanları -Akkoyunlu Kazıkçı Karabekir- YAZAN : SAMİ KARAYEL Kazıkçı Bekir Kırkpı- nar Güreşlerine gidiyor Bekir Ali Beyin Çiftliğinde Adamakallı Gelişmişti Pınarhisar âyamı Ali bey pehli- 'van meraklısı idi. Maiyetinde birçok başpehlivanlar besliyordu. Hattâ; İstanbuldan bir kaç Tem ağasile birlikte Sultan Âzizin başpehlivanlarından meşhur Kavas- oğlu Koca İörükisile, yine Sultan Azizin - başpehlivanlarından - Arna- vutoğlu Kırkpınar güreşlerine i rak etmek üzere Pınarhisar yanı Ali beyin çiftliğine gelmişlerdi. Zağ Bekirin geçen maceradan habe Ti olmadığı için ne söyliyeceğini şa- aırmıştı. Boynunu bükerek sustu. Ali bey sualini tekrarlamıştı v KOĞ ayıp değil SETle pet. Bekir; yalan söylemiyen bir x- damdı. Ezilerek, büzülerek - gunları #öylüyebildi. — Eht. Bir parçacık pel Ali bey, Sultan Aziz tarafından | Ptyim- teveceühe mazhar olmuş bir âyandı.| — — Desteye mi, küçük ortaya mı Bu sebeple; saraya mensup ba- |/ Büresiyorsun? ve başpehlivanlar Alhi| — — Ehi... Güreşiyoruz beyim. beyin çiftliğinde konaklamışlardı. Kavasoğlu Koca İbrahimle, Ar- Bavutoğlunu bir ay kadar Ali be yin çiftliğinde idman yaparak besli. yeceklerdi. Ali beyin de bir kaç acar pehli- yanı vardı. Tabif Sıvaslı Bekir bu meselelerden ve misafirlerden biha- berdi. Zavallı Bekir; Xhi beyin çiftli ni çok aft ve güzel bulduğundan burada Biç olmazsa bir kaç gün mi- #afir kalmak istiyordu. Esasen; o devirde bir konağa misafir olan 'Bir yabancı istediği ka- dar olduğu yerde kalabilirdi. Hiç bir kimse misafire kalk git demezdi. Bilâkis memnun olurlardı Ali bey ve harem ağaları pehli- yanları soyup çiftlikte fâman yap- tırıyorlardı. Misafir olanlar da b güreşleri yakından ve uzaktan seye rediyorlardı. Bekir; Kavasoğlu Koca Tbrahim. le, Arnavutoğlunun Sultan Azizin başpehlivanları olduğunu orada işit. mişti. İdmanlarını da görmüştü. Fakat; zavalh Bekirin yüzüne bakan olmadığı için ortaya çıkıp ne diyebilirdi? Çiftliğe geldiğinin üçüncü günü idi. Bir gün Ali bey kâhyasile misa- Diyerek Vf kısa kesti. Ali bey Bekirin haline acımıştı. Pehlivan meraklısı bir âyan olduğu için ağa- sına hitaben: — Bana bak katırız.. Bir kat elbise veriniz, a yakkabi ve çamaşır donatınız. Son: Ta; başpehlivanlara ne yemek çıkı. 'yorsa o yemekten bol veriniz, olmaz mı? d Kavasoğlu Koca Torahimle. Ar- navutoğlu da Bekire acımışlar ve #efaat etmişlerdi. Hattâ Kavasoğlu sordu: Kırkpınara mi gidiyörsun ev. mez — Evet ağam (Devamı var) 'Bir Yaylâ İhtilâfı Isparta ile Uluborlu arasında sürüp gidiyor Uluborlu (Yeni Sabah) — İspar- taın Gönen köyünün <Yuvaççar isminde vüzi bir yaylası vardır. Bo ada Ulubarlu ve Senizkent nahi biyesinin «S0800e; Gönen köyünün de S00 koyunu ollamakta ve faydılanmaktadır. Yuvaçça “ yaylası Şeolejik teşek- külâti ve ikusadi korior bakımın: dan Uluborlu'ya #bi ve münazip bir manzara çizer, Lükin iyi bir ve ridat kaynağı olan bu yaylayı İz parta Uluborlu'ya veremiyor. Ş0 bin koyun da aç ve perişan dolaşıyor. Senelerdenberi Yuvaçça yaylasında iki taraf sürücüleri arasında nahop hidiseler. vukubulmaktadır. Tekri ben beş sene evvet teşekkül eden iki taraflı bir komisyon da davayı balledememiştir. Uuborlu'nun en mühim - geçim yollarından biri de canlı hayvan t Caretidir. Bu mınlakada doğan ei 'yeni kaza merkezi olan Yeşileva ve Sütçüler de buna bir misal teşkil #afir odalarının ve yataklarının te. mizliğini kontroldu. Bekir; kasabaya gezme, mıştı. Fakat; kisbeti yattı duvarında asılı idi. Ali bey, Bekirin misafir olduğu odaya girdi. Etrafa şöyle bir züz gezdirdi. Duvarda asılı duran zen. bile baktı ve nazarı dikkatini cel bettiğinden ağasına sordu — Ağam; bu zenbil kimin? Ağn; Bekiri köyden köye gezen nalbant zannetmişti. Beyinin sordu. | u suale şu yoda cevap verdi — Bir fıkara nalbandın efendim. — Yok canım! O, nalbant zea: biline benzemiyor.. İndir Tükalım gunu! Kâhya, zenbili ditardan indirdi, açti içinde kisbet vardı. Ali bey a. çik odanın eder. “Arzumuz her karış toprağı bi | işletmek ve faydalanmaktır, Meser eHeT RA Ni Haat sübil | sayi allkadarlamıa dikkat ve ieak: leğil bu.. Pehlivan bu adam ga| JY alâkadarları a retlerine sererken gu müzmin - ve " iYok beyim, ge peblivamr, | "APanmıyan yaraya turafemin Je haklarına halel gelmeden iyi bir de- Bişmez neticeye bağlayıp münazaı ve münakaşalara artık son vermele- Fini istiyoruz. Bursada dolu ve sağnak Bursa (Hususi) — Günlerdenberi yağme akmtanı gödere bare, dün nihayet yağmare çevirmiştr. Fekal elişme Kadar keman sçp kumma Kayadka snra bileş defa dolu ile karışık düyen yağmaz daha sonra müthiş bir sağnakı BalE, BND Gök gürültüleri ile boşiyan süğ nak da, birkaç dekika içinde sokak fan sellerle doldurmuştur. Du se a dolu d düşmüştür. Upuzun sırık gibi bir adam... Hırtı, | Pirtı, zavallı sessiz miskinin birisi. — Sen, o geldiği zaman - banal gönder olmaz mı? — Başlistüne efendim.. dedi. Bekir, biraz sonra - kasabadan dönmüştü. Hemen kâhya, — yanına| Bidip beyin kendisini görmek iste-| diğini söyledi ve ahp Ali beyin bu.-| zuruna götürdü. Ali beyin yanında, harem ağaları ve Kavasoğlu Koca fbrahimle Arna- vutoğlu da bulunuyordu. Kühya, Bekiri parmağile göste- — İşte beyim, görmek arzu et-| tiğiniz adam bu. Ali bey, Bekire sordu: — Oğlum sen pehlivan mısın?

Bu sayıdan diğer sayfalar: