20 Temmuz 1957 Tarihli Akis Dergisi Sayfa 30

20 Temmuz 1957 tarihli Akis Dergisi Sayfa 30
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

ASSS K I N E M A Filmcilik Akıntının dışında kalanlar evsim bittiği ıaman hemen he- men bütün sinem yazarları, Türk filmlerinde melodra.mı düşkün- Jüğün kaçınılması güç bir illet hali- . Görecek- nun en büyük se & lunsaydı, çalışmalar da normal şek- inde devam etseydi geçen mevsim, malüm melodram akıntısının dışında kalan bir iki film seyretmek mümkün olacaktı. Bunlar arasında bilhassa A- tıf Yılmazın “Gelinin Muradı” birçok memnun edebilecek bazı husu- tamamlanmış yerli lecek mevsime kaldılar. Köy komedisi Gellnln Muradı”, Kemal Bilbaşar'- ın iki hikâyesinden meydana ge- tirilmişti. Atıf Yılmazın senaryo ha- urt” ve “Üç ryo şeklinde gazetesinde tefrika edilen “Yanlış Zi- faf” adlı roman, böylece filmden mey- dana getirilen ilk edebi eser oluyor- du. Hikâyeden senaryoya; senaryo- “Gelinin Muradı” nın hoşa giden bir mevzuu olduğunu ortaya koymaktay- dı. Filmin mevzuu şöyle hülAsa edi- lebilirdi: Murat, İstanbulda tıb tah- sili yaptıktan Ssonra kasabasına dö- ner. Kasabanın bültün kızları bu genç ve yakışıklı doktorun peşine düşer- . Aralarında ağalardan birinin kı- u Menekşe de bulunmaktadır. Me- nekşeye de başka bir ağa oğlunun B bi Üstüne yığılan tüyler Ürpertici hâdiselerle çözlü < “Geli u- radı" nda nca ve bıçaklar yerine B yoluyla değil kurnazhklurla altedili- yor. Film, ortaya mesele koymuyor: buna karşılık belli bir çevrenin dav- ranışlarını gerçek temayüllerinden pek uzaklaşmadan karikatürleştiri- yor. Film piyasasında Esat Mahmut, Kerime Nadir, Etem İzzet ve Oğuz Özdeş gibi sıra romanlarının eserleri- ni sinemaya adapte etmekle tanınan Atıf Yılmaz, “Gelinin Muradı” ile Geyirciler içiu de faydılı bır değııık- lik teşkil ediyor. inin Muradı" nın belli başlı ğe rleri ve kusurları şu şekilde sı- ralanabilir: yönü dış sahneleri. İsmi zikredilmi- yen bir Anadolu kasabasında çekilen ba ve civar halkı- imdiye kadar rk fılmınde kalabalık sah- ce doyurucu olmuştu., neler Ha'k şarkılarından meydana getirilen fon müziği “Beyaz Mendil” deki gihi kulağı tırmalamadığı gibi, birkac ye- re lüzumsuz sokuluşu dışında genel gidişin tamamılayıcı unsuru olabili: tin. bu ilk filminde tipik bir Türk Ö sahneleri ve başarılı fon mllziği ils şnrlı olabıliyordu Fakat daha son- yetlennl alıedıvordlı başlı şahıslarının davra- rine kurulmuştu. Ama bu aracılığiyle sözlüsünü bırakıp bir a- ğava kaçan köylü kızının, kızın ar- kada bıraktığı annesi ve sözlüsilnün, rakibı bakkal tarafından taşlatılan seyyar satıcının, doğruluk ve adalet sezgisi kuvvetli başıboş, — yarı-deli köylü çocuğunun dramlarını açık. se- ik ve tesirli olarak işliyememişti. F'ilmın han—keti davranışların geri- in "Namus Düşmanı”ndan bir sahne Tecrübesizliğe yenilen iyi niyet yor. Turgut Örenin fotografları bil- hassa dış sahnelerde iyi. Ayrıca Me- nekşe rolü ile beyaz perdede ilk de- fa görünen Pervin Parın fiziği ile canlandırdığı tipin iyice uyuştuğu da kaydedilmelidir. Filmin göze batan kusurları ara- malar, doktorun Menekşeyi maktan kurtardığı sahne, Fikret Ha- kanın canlandırdığı, beceriksizlikle kahramanlık arasında bocalıyan tip. Ege kasabasiyle İstanbul arasında apılan mekân cambazlığı, İstanbul- da yapılan düğün eğlentisinin zorla- malığı sayılabili Cesur bir çıkış österilmesi gelecek mevsime ka- lan filmlerden, Ziya Metinin “Na- mus Düşmanı”, tanınmış Tomanc aşar Kemalin “Dükkâncı” adlı hni- kâyesi Üzerine kurulmuştu. Ziya Me- - sınde kaybolmuştu. “Namus Düşma- nı”, başarıya ulaşamamış olmasına rağmen köy filmleri bahainde neo-re- alizmin teairinde atılmış doğru bir a- dımdı. Ve ötekiler ecen mevsim — gösterilemiyen filmlerden birinin başından öyle maceralar geçmişti ki belki de hıç gösterilemiyecekti. Orhon Arıburnu- nun rejisörlüğünü yaptığı büu film, prodüktörü azankayanın “Medy" adlı romanı zerine kurul- muştu “Lejyon nüşü” adını ta- şıyordu İstıklâı Caddealndc reklâm vitrinlerine, zulu fakat iyi ısıklandırılnıış ve düzcnle nmiş fotoğg- rafları yerleştirilen bu film, beyaz- perde Üzerine ıksettırılebilmek imkâ- nı bulunduğu takdir. ol Rüyası” Kadın” gibi eğlenceli fiyaskolardan AKİS, 20 TEMMUZ 1951t

Bu sayıdan diğer sayfalar: