13 Ocak 1937 Tarihli Akşam Gazetesi Sayfa 12

13 Ocak 1937 tarihli Akşam Gazetesi Sayfa 12
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

Ce Her akşam bir hikâye Pariste tahsilde idim, En çok hoş- landığım şeylerden biri Perisin uzak mahallelerine doğru yayan ”giderek rasgele dolaşmak ve merköze yakın miyan mahallelerde halk hayalını ndan göriekti Bir gün gene böyle dolaştığım sıra- da, birdenbire hava — bözünüştu. İlk yağmur damlaları dökülmeğe başla- dı. Şemsiyem yoktu. Nereye Şığınaca- ğımı kestiremiyordum. Hem bazı ar- kadaşlarla buluşmak üzere sözlü idim. | Bir tarafa sokulup kalamazdım. Yo- | lumda devam etmeğe mecbur'dum. Bir taksi bulsam paraya kiyacak- tım. Fakat ne gezer. Taksinin gölge- si bile görünmüyordu. Bir şemsiye almaktan başka çare . yoktu. Bura- Tarda bir dükkân bulmak ümidile et- rafıma bakmağa başladım. « Biraz ötede bir şemsiyeci dükkânı gördüm. İçeri girdim, Üzerimdeki su- ları silkerek başımı kaldırdım. Gözle- rim gayet Jâtif iki gözle karşılaştı. Satıcı tezgühina dayanmış nefis bir kadın yüzüme bakıyordu. Sade bak- sa, İyi. Ayni zamanda m ii du. Ben de bir şey söylemeden uzun uzun bu güzel kadını seyrettim. Son- ra, etrafıma bakındım. Kadın da et- rafına bakındı. Nihayet Kimildadı. Böyle bir şey söylemeden karşı kar- şıya bakışmak bana garip Ye müna- sebelsiz görünüyordu. * Güzel şemsi- yeci kiz, ne istersiniz? diye #onmağa lüzüm görmeden, yalnız yüzüme ba- kıyor ve gülümsemekle devam edi- yordu. Onun-bu mütecavizâne, cesu- rane tavrı bana âdela bir” ürkeklik verdi. Sıkılmağa başladım. Ne yapa- kım, bizim İstanbul çocuklarığ bilhas- sa İlk zamanlarda, Paris kizlarının karşısında işte böyle ımahcub birer delikanlı oluyoruz. Bir türlü bir şey bulup ta söyliye- miyordum. Kızın güzelliği aklımı fik- timi perişan etmişti. Bu kadar bekledikten sonra ağmı- mi açıp ta: “— Bana bir şemsiye verir misiniz? Demek pek bayağı bir şey olmıya- cak mıydı? Bu tarzda söz6 başlamak hiç hoşuma gitmedi. Onun çin, ke keledim: — Ne fona hava! dedim. Güzel şemsiyeci kız artık gülümse- mivordu, Omuzlarını kaldırdı, Başını öbür tarafa çevirmesin mi? j Ben vitrindeki oşemsiyöltre baka- Bu kadar fena hava Kimin aklı- ra gelirdi! dedim | Nihayet kiz cevap verdi! — Evet, dedi, gerçekten çök ber- | bad bir hava İ Maamafih sözlerinde baflf bir is- Tiirar ve istihza mânası Söziyordum. Şimdi müstehziyane gülüyordu. Güzel şemsiyeci kız devam etli: — Evet, dedi, Malka kalesi ancak si- “ni yardımınızla düşman istilâsından kurtulabilir! Pekâlâ biliyorsunuz ki, bütün yollar kapalıdır. Malkaya yardı- ma koşmak isteyen müslümanlar, ora- ya gidecek yol bulamıyorlar, Halbuki siz Malkanın kapısı önünde eliboş ve hareketsiz duruyorsunuz! İki bin yar- dimcının yalnız Malkayı değil, belki bü- gün Endülüsü yıkılmak tehlikesinden kurtarması mümkündür. Çünkü Malka! awuhasarası bundan fazla uşayamaz.. si? yardım etmezseniz şehir düşman eline düşecek. Eğer siz yardım ederseniz, Mâlka uzun zaman düşmana karşı ko- yarak. Halbuki düşman “kefinin de sabrt tükenmiştir. Şeyh Saidin gözleri yaşarmıştı: — Söz veriyorum, Fatma! Yarın bü- tün köyün erkeklerini silâhlandınp Malkaya götüreceğim. Beh, Malkanın bizden yardım beklediğini bilseydim, köydeki aslanı yapılı bahâdirleri başı- boş bırakır mıydım?. Fatma o gece Şeyh Saldin misatiri olarak, ayrı bir odada yatmıştı. Güzel satıcı .Bibi: KEMAL REİSİN İSPANYA DÖNÜŞÜ Yazan: İSKENDER P. SERTELLİ — Bu havada evlerinde oturanlar ne iyl ediyorlar. | — Sonra birdenbire,.neşeli bir ta- vırla: - Raşka bir mevzu bulamadınız | yu? dedi, onu size ben öğreteyim ba- ri! Bir kızla görüşmek için havadan bahsetmek artık çok modası geçmiş bir şeydir. Büsbütün bozuldum, kızardım, keke ledim: — Fakat, ben... İ — Çok mahcup bir delikanlısınız galiba! Doğrusu, ben ihodern bir ki- zım. Öyle mahcup erkeklerden hiç hoşlanmam. Eğer siz böyle bir şey ise- niz, hiç sesinizi çıkırmadan bir köşe- ye çekiliniz, olurunuz orada! Artık kendimden geçtim. Her şeyi unuttum. Yağmuru da, şemsiyeyi de, işi de. Güzel şemsiyeci kıza yaklaştım, kolumu beline doladım, hiç, mahcup olmadığımı kendisine filiyat ile ispat ettim. O hayretler içinde yüzüme baklı Benim birdenbire böyle değişmemi anlıyamıyordu. Ben de bir şemsiyeci kızın böyle hareket etmesine akıl er- diremiyordum, | 'Tam bu sırada, dükkânın dibinde- ki küçük kapıdan bir erkek içeri gir- di. Yüzüme bakmağa başladı, Ne is- tediğimi sorar gibiydi. Derhal genç kızım yanından uzak- Jaştım. Kendimi topladım. Ciddi bir tavır takındım. Gayet ehemmiyetsiz bir şey ister — Bir şemsiye lâzım, dedim. Nasıl olursa olsun... Genç kızın hayretler içinde bent seyreden bakışları altında bir şemsi-” ye seçtim. Sonra kapıya doğru yürü- düm. Bunun üzerine, genç kız: — Artık şemsiyeniz var, dedi. Beni eve kadar götürebilirsiniz. Yağmuta tutulunca, ne yapacağımı şaşırarak, sağnak geçsin diye buraya iltica et- miştim. Şemsiye satın alacak param 'yok- tu. Sizin de ayni mecburiyetle buraya gelmiş olduğunuzu zannediyordum. Beraber çıktık. Fakat artık yağ- mür yağmıyordu. Yeni aldığım şemsiyeyi otomobilde unuttuk. Hikâyeci Satılık kıymetli kütüphane Fransızca iktisadi ve mali en esaslı ve mühim eserlerden ve mec mua kolleksiyonlarından mürekkep kıymetli bir kütüphane satılıktır. Alâkadarların (Akşam) ilân me murluğuna müracaatlar. Telefon: 24140. No 73 İspanyol rakkasesi odada yalnız ka- lınca, yumruklarını sıkarak, kendi ken- dine konuşmağa başladı: — Ahmed Selimin masum kanını ane cak böyle bir fedakârlıkla ödiyebilecek- sin, Molina!, Onun ölümünü sen hazır- Jadın!, Molina şimdi vicdenile başbaşa kal- mıştı.. başını iki ellerinin arasına al- dı.. yere diz çökerek: — Allahim, sen beni affet! dedi. Ben onu seviyordum.. hâlâda seviyorum. Bu iztırap benimle mezara kadar gide» cek.. onun başi kesilirken, dilim nasıl tutulmuştu?. Ellerim neden ona uzana- madı? Şeytan suratlı bir papazın han- çerile boğazlanan bu büyük kahraman sağ olsaydı, ben şimdi onun karısı olas cak değil miydim? Yalancı ve sahte kâr bir papazın kuru vaidlerine nasil kapıldım da, böyle bir kahramanın ölü- mü karşısında sustum! Sen beni affet, Yarabbi! Ben, çok küçükken babamın Engizisyon cellâdları tarafından par“ çalandıgını pekâlâ biliyordum. Yılar. ca İspanyadan uzak kalışımın, Mayor- ka adasında ve müslümanlar arasin- Acı badem kremi cilde yarar. Cilde hayat, düzgünlüğ ve tara- vet verir. Cildin kiri i, zehir- lerini, fena yağlarını! temizler. Buruşukluklarını, lekelerini; çil- lerini, erginliklerini, sivilcelerini izale eder, Çirkin. çehreyi. güzel- leştirir ve ihtiyarlığı “gençleşti- rir. Fakat acı badem kremini her- kes yapamaz ve bu kremi mut- lak acı hadem yağiyle yapmak Yâzımdır. Bu hem müşkül ve külfetli, heni pahalı hir iş oldu- ğundan biraz acı bade esan- sile vazelin yağını karıştırarak yapılan kremleri kullanan ba- yanlar cildlerini bozuyorlar. Halis acı bademden pek,bü- yük fedakârlıklarla istihsal edi- len hakiki acı badem yağını krem haline getirmiş olan ko- lonyasiyle ve o müstahzaratiyle meşhur eczacı Hasandıt: ltriyatı nefis ve caziptir. Hasan acı badem yağı kremi- le, Hasan yağsız kar kremini ve Hasan yarım yağlı gece kremini bayanlar seve seve kullanmakta ve eczacı Hasanı tebrik elmekte- dirler, Sabun, kolonya, losyon, lâvan- ta, briyantin, saç suları, sürme, pudra, tıraş bıçağı, diş fırçaları, diş sular, diş macunları ve her türlü otriyat ve müstahzaratta mutlaka Hasan markasını isteyi- niz ve arayınız. Hasan depesu: Ankara, İstanbul, Beyoğlu, Be- şiktaş, Eskişehir. İstanbul am atınalma Komisyonu İİ Gümüşsuyu hastanesinin çamaşır yıkama ve kurutma makinesinin ta- miri ihalesi 25/1/937 pazartesi gü- nü saat 15 de yapılacaktır. Muham- men keşif bedeli 895 liradır. Şart- namesi hergün öğleden evvel ko- misyonda görülebilir. İsteklilerin 67 liralık ilk teminatlarile beraber ihale günü Fındıklıda komutanlık satınalma komisyonuna gelmeleri. (89) il miydi?, Bünlari nasil unuttüm dâ Iğnas gibi bir celierinem. Tenanidinin yaldızlı söz- Terihe inahdım!”Bir Türk denizcisini elimden kaçırdıktan sonra, kalbimi Ahmed Selime vermiştim.. şimdi onün kötürüm kardeşinin yüzüne nasıl ba- Kacağım?. ... Ertesi sabah.. Şeyh Said herkesten önce uyandı. köyün camiine koştu. Sabah namazına gelenler Muhamma- Ta camiinin avlusunu doldurmuştu. Şeyh Said namazdan sonra mimbere çıktı, Endülüs tarihinde «Müslümanlı- ğın kalkınması» şeklinde asırlarca dil- lerde yaşıyan Şey'h Saidin hitabesi pey- gamber mucizesi gibi, bütün müslü- manlari coşturmuş ve ayaklandırmış- tı. Şeyh Said Malkanın yardım istedi- ğini, Malka kalesi düşman eline geçer- se, bütün müslümanların kralın hasta kızı şerefine kesileceğini söyledi. — Ahmed Selim ve arkadaşları biz- den yardım bekliyor. bugün silâhlarip hazırlanınız.. düşmana sezdirmeden, toplu bir halde Malka Kalesine gidece- ğiz. Dedi. Muhammaralılar söz verdiler; — Hepimiz düşmanla çarpışmağa ha- Istanbul 12 Kânunusani 1937 (AKŞAM. KAPANIŞ FİATLERİ) Esham ve Tahvilât İst. dahilt © 96,50J1ş.B. Hamiline 10,— Kuponsuz 1933 » Müessis 83,— istikrazı 97,50İT.C. Merkez Ünitürk 1 22,85,—| Bankası 95,— » HN 21,42,50İ Anadolu his. 21,89 ».M 21,35,—| Telefon 6,75 Mümessil | 40,10) Terkos 11,75 » 1 35,90) Çimento 13,50, >» MM İttihat değir. 10,50 İş Bankası (o 10,—İ Şark © » 0,75 Para (Çek fiatleri) Paris 16,93,—) Prağ 22,60,50, Londra 621,—| Berlin 196,60 Nev York 7935.—İ Madrit (| 7,56— Milâno © 15,03,— abi Alina 88,240 eş EN Cenevre | 3,44,40 e Brüksel (| 4,69.—| Pengo 4,33,80 Amsterdam 1,44,84| Bükreş ( 107,89,— Sofya 64,41,25|' Moskova 25,10,— aa aaa Ticaret ve zahire borsası 12 Kânunusani flat ve muameleleri 1 — İthalât: Buğday 342, arpa 132, 13 Kânunusani 1937 Radyo 13 Kânunusani 937 Çarşamba İstanbul: Öğle neşriyatı: 12,30 Plâklş Türk musikisi, 12,50 Havadis, 13,08: Plâkla hafif müzik, 13,25-14; Muhte- lif plâk neşriyatı. Akşam neşriyatı: 18,30 Plâkla dans musikisi, 19,30 Konferans: Suat Der- fından, 20,00 Nezihe ve arka” ndan Türk musikisi ve 0,30 “Türk musiki he- İç 21,00 Saat ayan: Orkestra, 22,00 Ajans ve borsa haberleri ve ertesi günün programı, 22,30 Plâkla sololar, 23,00 Son. 14 Kânunusani 937 Perşembe İstanbul: Öğle neşriyatı: 12,30 Plâkla 'Türk musikisi, 12,50: Havadis, 13,05: Plâkla hafif müzik, 13,25-14: Muhtelif plâk neşriyatı, Akşam neşriyatı: 18,30 Güneş klüs bünden naklen konferans: Bolu sayla- vı Cevat Abbas tarafından (Spor ve sportmen kelimelerinin türkçe oldü- ğu hakında), 19,30 Konferans: Türk kuşu İstanbul şubesi başkanı emekli tayyarecilerden bay Nuri tarafındân, 20 Rifat ve arkadaşları tarafından, 'Türk musikisi ve halk şarkıları, 20,30 Safiye ve atkadaşları tarafından Türk musikisi ve halk şarkılları, 21 Saat âya- rı ve orkestra, 22 Ajans ve borsa haber. leri ve ertesi günün programı, 2230 Plâkla sololar, 23 Son. çavdar 131, yapak 51,12, tiftik 26,1 /2, | MNNNNNENNNNENNENMMMENNMAMMNNN ÇİRME aıta Ba M URem S Kullanılan her şeyin ömrü kısalır! mesir İZİ, kuşyemi 12, 10,1/4, nohut 5, K. ceviz 2, susam 104,1/2, zeytin yağı 12.3/4, pamuk ya- ğı 53,1/2, susam yağı 3,1/4, Fasulye 50,1/2, un 68,3/4, iç fındık 5, iç ce- viz 12,1 /#ton. Ihracat — Buğday 98, çavdar 29), arpa 196, yapak 53,1/2, tiftik 19,3/4 | ton. | 2 — Satışlar: Buğday yumuşak kilosu 6 kuruş 32 paradan 6 kuruş 35 paraya kadar, buğ- day sert kilosu 6 kuruş 17,1/2 para- dan 7 kuruş 6,1/2 paraya kadar, buğ- day kızılca kilosu 6 kuruş 15 paradan 6 kuruş 20 paraya kadar, arpa kilosu 5 kuruş 5 paradan 5 kuruş İZ paraya kadar, çavdar kilosu 5 kuruş 35 para- dan 5 kuruş 37,1/2 paraya kadar, mi- sır sari kilosu 4 kuruş 35 paradan, kuş- yemi kilosu 12 ,kuruş 321/2 paradan, iç fındık kilosu 70 kuruş 10 paradan, tiftik kilosu 142 kuruş 20 paradan, sansar derisi çifti 2900 kuruştan 4000 kuruşa kadar, Zerdeya derisi çifti 4000 kuruştan, * Bilki derisi çifti 600 kuruştan, | çakal derisi çifti 200 kuruştan, porsuk derisi çifti 650 kuruştan, tavşan derisi adedi 25 kuruştan. 3 — Telgraflar: 11/1/937 Lohdra: Mimr Lâplata 2. ci kânün tahmili korteri 24 şilin kilosu 3.Kr. 42 Sa.. Londra: Keten T. Lâplata 2. kâ nun tahmili tonu 12 B. peynir terlin 5 gilin 7 Kr. 4B'Sa,, “Ariveis: Arpa Lehistan 2. kânun, şubat taheili 100 kilosu 120 B. Frank Ki 5 Kr: 12 Saç Liverpul: Buğday mart tabmili 100 Hibresi 9 Şi 10,3/2 Peni Ki, 6 Kr. 77 Sa., Şikago: Buğday Hartvinter mayıs tahmili buşeli 133,5/8, sent Ki. 6-Kr. 18 Sa., Vinipek: çocuğumuzu keserse ne yapacağız?, Şeyh Sald: — Köyü boşaltalım, dedi, bütün aile lerimiz ve yiyeceklerimizle birlikte gi- delim. Malka muhasaradan kurtulursa, biz de kurtuluruz. Kurtulmazsa, zaten burada kalsak, orada bulunsak ölecek değil miyiz?. Köylüler ailelerile birlikte yola çık- mayı tercih etmişlerdi. Şeyh Said camiden döndükten sonr, Fatmayı çağırdı: — Yavrum! Senin bir sözünle iki bin | aslanı çarçabuk kuzulaştırdım... Hep- | si benimle birlikte Malkaya gelmek | için camide Allahın huzurunda söz ver- diler.. andiçtiler. Haydi git, bizden ön- ce Ahmed Selime müjdele, Bu gece or- talık kararınca yola çıkacağız. kale- nin şark kapısını açsınlar ve bizi bekle- sinler, MOLİNA, MALKA KALESİNE DÖNÜNCE... O gün öğleden önce kaleye dönmüş- tü Molina şark kapısından girer girmez, birkaç silâhlı mücahid genç kadının et- rafını sardılar, — Nerden geliyorsun?. — Beni İbrahim göndermişti. Ona mühim haberler getirdim.. arız. fakat, biz Malkaya gidersek, düş“ man; arkamızdan buraya gelip çoluk Mücahidier çoktan beri Molinadan şüpheleniyorlardı, ae GT ie side Yalnız RADYOLIN ile fırçalanan. beyaz, parlak ve temiz dişler müstesna Buğday Manitoba mayıs tahınili buşeli 128,3/4 sent Ki, 5 Kr. 96 Sa,, Ham- burg: İç fındık Giresun derhal tahmil 100 kilosu 156 R. Mark Ki. 79 Kr.:38 Sa, Hamburg: İç fındık Levan derhal tabmil 100 kilosu 155 R. Mark Ki 79 Kr. 38 Sa Aralarında konuştular: — Bu kaltağı İbrahimin yanına gö- türmiyelim., Ahmed Selimin başını ya» kan bu kadındır. — Ne yapalım? — Hapsedelim kaltağı. — Fena olmaz. Molinayi yakaladılar. Sur İçiriğeki taş odalardan birine atıp üstüne kilid İ vurdular. Molina haykırıyordu: — Muhammaradan iki bin müslü- man yardımcı temin ettim. Bu gece bük raya gelecekler. şark kapısından ayrık mayın!, Delikanlılar Molinanın sözlerine &hemmiyet vermediler: — İşte bir tuzak daha, hiç şüphe yok ki, İspanyollara gizli yolları gös- ferdi. İbrahime gidip haber verelim. bu gece muhakkak kaleye karadan bir bas kın yapılacak!, Molinayı hapsedenler İbrahime koş- tular., Molinanın söylediklerini birer bi- rer anlattılar; — Bu kadının sözlerine inanmayınl, O bizi aldatıyor. Ahmed Selimi de al- datan odur. Dediler. İbrahim, kardeşinin öcünü alacak adam arıyordu. Fazla düşünme» ğe vakti yoktu. (Arkası var)

Bu sayıdan diğer sayfalar: