29 Ocak 1939 Tarihli Akşam Gazetesi Sayfa 6

29 Ocak 1939 tarihli Akşam Gazetesi Sayfa 6
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

Namık Kemale dair düşünceler Ankarada yeni çıkmıya başlıyan «Oluş» isimli haftalık edebiyat ve fi. kir mecmuasının birinci nüshasında şair Ahmed Hamdi Tanpınar «Namik Kemale dair düşünceler. başlığı al- tında yazdığı şayam dikkat bir maka- lede diyor ki: «Namık Kemali anlıyabilmek ve onun hakkında iyi hüküm verebil- mek için cemiyet hayatımıza getirdi- Zi anafikir'i bulmak lâzımdır. Bugün kullandığımız bütün mev. Mumlar Şinasi ile onundur ve bilhas- sa onundur. Fakat asıl onun şahsiye- tini sert vurulmuş bir mühür gibi ta- şayan kelime hürriyet kelimesidir. Na- mık Kemal hürriyet kelimesinde tıp- kı Arşimed'in manivelâsı gibi yaşa- yışımızı altüst edecek bir esas bulur. Başka hiç bir meziyeti olmasa sırf bu kelimeyi ilk defa olarak bu cemi- yetin içinde bu kadar aşkla, bu kadar gür sesle ve bu kadar sık olarak kul lanmış olmasi onu tarihimizin en bü- yük ve en istisnai hâdiselerinden biri yapmağa kifayet eder. Bütün beşeri faziletler hürriyetten gelir. İnsanlığın biricik asalet kayna- ğı odur, asıl büyük yapıcı, ibdaa gi- | den alın kapı hürriyettir. Hürriyet mesuliyetin başlangıcıdır ve insan kendi kendisine idrâk ettiği mesuli. | yetler sayesinde şerafelini kazanır. Bu gülünç olmaktan hiç bir zaman çekinmiyen , konuşacağı ağzını açlıkça gürleyin adam, bugün tenkidin manasız bir ısrarla yakasına sarılıp pazar pazar dolaşlırmıya ça- lıştığı bu büyük muharrir ilk defa ola- rak bütün şarkta esir ordularına hü- kümranlık etmenin ve esir sürüsü ye- tişlirmenin bir meziyet olmadığım, hakiki faziletin mütekabil mesuliyet- lerle biribirine bağlanmış ferdlerden müteşekkil bir cemiyet uğrunda ya- şamakta olduğunu söyledi. İhtiyar Asya ve bütün şark bu resul kelâmını onun ağzından ilk defa duyduğu gün- den beri sarsıntı içindedir.» Tercüme meselesi Gene ayni mecmuanın üçüncü sa- yısında Bedreddin Tuncel tercüme meselesine temas ediyor: Görmeden göstermenin çok güç bir iş olduğunu herkes bilir. Kültürü ile- yerde her | ri milletlerin fikir, edebiyat ve sanat vadisinde vermiş oldukları değerli eserleri tanımanın mili kültürümü- zün inkişafı için ne kadar lüzumlu ol- duğu âşikârdır. Tanzimattan itibaren başlıyan ve son zamanlarda büyük bir hizla artan tercümeler bu ihtiyacın canlı bir tezahürüdür. Bir çok tercümeler çikağgr ve oku- nuyor, bunu memnuniyetle kaydet- meliyiz. Fakat bu işin sistematik ve plânlı bir şekilde yapılmadığınıda söylemeliyiz. Bu şekilde tercüme yap- makla müsbet bir netice almağa im- kân yoktur. Kanaatimizce vakit kay- bediyoruz ve üstelik yabancı dil bil miyenleri aldatıyoruz. Tercüme bir zevk ve kültür işidir. Herkes tercüme yapamaz, herkesin keman, piyano çalamıyacağı, şiir ya- zamıyacağı gibi herkes de lisan öğ- renemez. Bu, hususi bir istidad me- #elesidir. Lisan öğrenmek demek bir Msanı sathi olarak konuşmak, yaz- mak ve okumak değil, o lisanın ince- #iklerini, hususiyetlerini, edebiyatını hazmetmektir, Ekseriya tercüme telifden daha güç ve yorucu bir iş. Muayyen bir mü- elf şahsiyetinin his ve düşünce âlemine girmek, ruhuna nüfuz etmek üzücü ve feragatı nefis istiyen bir İ oyundur. Tercümenin en güç tarafı | da budur. Edebiyatla uğraşmamış, iyi zevki olmıyan ve lisan bilen bir | avukatın, bildiği lisanda yazılmış bir edebiyat şaheserini tercümeye kal. kışması asil, fakat boş bir gayrettir. | Bu gayreti kendi mesleğindeki kitap- , Jarın tercümesine hasretmesi, elbette daha hayırlı olur. Romantik eserler. den hoşlanan ve iyi fransızca bilen bir| İ edebiyat meraklısı meselâ Rabelais'yi İtereüme etmemelidir. "Tercüme edilecek | müellif, mütereimin tam mânasils sempatize ettiği bir adam olmalıdır. Yalnız şekil değil ruh da muhafaza edilmeli, Komediden çok hoşlanan bi- risinin ağır ve klâsik bir trajedi ter. | cümesindeki muvaffakiyeti muhak. | kak ki az olacaktır. Tercüme yapabilmek için en ibti- dal şartın lisan bilmek olduğunu söy- lemeğe lüzum var mı? Fakat bunu söylemeliyiz. Çünkü yapılan tercüme. lerin ekserisi bu ibtidal şarttan mah- rum görünüyor.» Muharrir yazısını tercüme mesele. sinin rasyonel ve sistematik bir tarz- da ele alınması ve Maarif Vekâleti ta- rafından tan?im ve temin edilmesi kanaatinde olduğunu söyliyerek bitir- mektedir.» Köroğlunun felsefesi Şair Ahmed Kudsi Tecer milli Kör. oğlu efsanemizden modern bir sahne eseri vücude getirmiştir. İstanbul Şe- hir tiyatrosunun reportuvarında olan bu mensur epik dramdan, Köroğlu- nun ağzından söylenmiş güzel bir parçayı Kalem mecmuasından naklen aşağıya alıyoruz: Gün bitmek üzeredir. Kuşlar yuvalarına, sular yatakları- na giriyor. Çekirgeler artık uyuyacak, tavşanlar atmacadan korkusuz yıl dızlara bakacak; bütün çılırdılar di. necek; susmıyan yalmz ağustosbö- cekle, Gün bitmek üzeredir. Bütün kervanlar konak yerlerine ulaştı. Hancı çırasını yakacak; diz- dar kale kapılarını kapıyacak; Bolu beyleri rahat rahat uyuyacak. Sen, | Köroğlu, sen ne yapacaksın? Gün bitmek üzeredir. Çiftçinin rüyaları için tarlaları, ço- banın hülyaları için sürüleri var. Hasiş altınlarını sayacak; Hasan paşaya üç tuğ verilecek. Ey Köroğlu sen ne hesap göreceksin? Gün bitmek üzeredir. Bu sabah bir garib can çekişiyordu. Bir hekim başını kaşıyordu. Bir ker- yan ipek taşıyordu. Bir tatar yolda ko- nuşuyordu. Elbet hepsi bir tarafa var- mıştır. Gün bitmek üzeredir. Sen, Köroğlu, bütün gün gezdin. Kır atın sırtından inmedin. Yayladan ovaya düştün, dağlardan tepelerden aşlın; köyleri şehirleri dolaştın. Ünü- nün gittiği yere kadar gidemedin. Gün bitmek üzeredir. Yollarda düşen ihtiyarları kaldır. dın. Emzikli kadınlara yiyecek bul- dun. Meydanlarda ferman okudun. Zorla su bağlıyanların başını kestin. Neye yarar? Daha kimbilir kaç ei sana uzanıyor? Kaç annenin gözleri yaşlı? Kaç yiğidin beli bükük? Kaç ihtiyarın bağrı yanık? Kaç Bolu be- yinin zindanları kitleniyor. Gün bitmek üzeredir. Fakat benim hiç bir günüm bitmiyor. Adapazarı Halkevinin muvaftakıyetleri Temsil kolunun on beş günde bir verdiği müsamereler alâka uyandırdı Adapazarı Halkevi temsil kolu bir komedi aynarken Adapazarı (Akşam) Halkevi temsil kolu bu yıl çok ciddi ve zengin bir programla çalışmaktadır, Temsil kolu âzaları aralarında sık sık çaylı toplantılar yaparak faaliyetlerin! art- tıracak mevzular üzerinde görüşmek- tedirler, Temsil kadrosuna (4) bayan iştirak etmektedir, Her on beş günde bir müsamere vermeğe hazırlanıyor- lar, İki gece üstüste oynadıkları İb- nürrefik Ahmed Nurinin - Hisseli Şa- yia vodvilinde gençler fevkalâde mu- vaffak olmuşlardır. Salon halkın alâ- ka ve tehacümünü kaışılayamamış- tır, Bu hafta da «Yaşıyan Ölüs piye- sini temsil edeceklerdir. Pek yakında da «Molyerin; (Mera ki Efendi) komedisile, Taş parçası piyesini temsil etmek üzere çalışma larma bütün hızlarile devam etmek- tedirler, Bayram sonundaki hafta içinde İz- mit Halkevinin ziyaretini iade etmek maksadile temsil kolu İzmitte Hissel Şayiayı oynıyacaktır. Yukarıdaki re sim temsil kolu âzalarını bir arada gösteriyor. Taksi otomobillerinin ayni renkte olmasına lüzum var mı? Taksi şoförleri belediyeye müraca- at ederek otomobillerin ayni renkte boyanması mecburiyetinden dolayı zarara uğradıklarını ve bu yüzden harice birçok para gittiğini iddia et- mişler, bu mecburiyetin kaldirılma- sını istemişlerdir. Şoförlerin bu müracaatı üzerine mütaleası sorulan belediye fen işleri müdürlüğü taksi otomobillerinin yek- nasak bir boya ile boyanmasında bir Jüzum görmediğini bildirmiştir. Şo. förlerin müracaatı üzerine heyeti fen. niye müdürlüğünün mütaleası dei- mi encümene verilmiştir. Encümen bu günlerde kati bir karar verecektir. Tütün kaçakçılığı yaparlar. ken yakalandılar Adapazarı (Akşam) — Dokuz kişi- den mürekkep bir kaçakçı kafilesinin Hendek kazasından çıkardıkları (160) kilo tütünü bir araba içinde gizlemek suretile Adapazarının oKarapürcek mıntakasıns kadar getirdikleri du- yulmuş, bundan haberdar olan jan- darma dikkatli bir takip neticesinde kaçırılmak istenilen tütün ile kaçak- çıları Çildirler köyünde yakalamıştır. Suçlular şehre getirilerek adliyeye teslim edilmişlerdir. Adapazarı suya kavuşuyor Adapazarı (Akşam) — Belediyenin birkaç senedenberi sürekli bir şekilde takib ettiği şehrin içme suyu işi bir çok uğraşmalardan sonra müsbet bir neticeye varmıştır. İhale yapıl dığından işe hemen başlanacaktır. Trakyada muhtelif sahalarda çalışmalardan alınan neticeler Bütün Trakyada sıtmaya karşı amansız bir mücadele açıldı. Hayvan yetiştirme işleri Trakya umum müfettişi general Kâzım Edirne (Akşam) — Adliye Vekâleti Edirne vilâyetinin Tunca boyundaki hususi çifliğini satın almıştır. Bu Su- retle zirai cezaevi Dertli çifliğile bir- likte 25000 dekarlık iki çifliğe sahip- tir, İyi bir program altında kuvvetli işçiler grupu bu toprakların verimini elde edecek ve cezaevi iyi ve çalışkan elemanlar yetiştirmiş olacaktır. Öğrendiğime göre Adliye Vekâleti tarafından Çorluda modem bir ce- zaevi yaptırılmak üzeredir. Köylerin sağlık durumu için sıtma mücadelesi hemen hemen bütün 'Trakyayı sarmıştır. Halk ve köylüler bu hareketten çok memnundurlar. Bir çok göl ve bataklıklar kurutul- muş ve akıtılmışlır. Suları şişirten değirmen bentleri de indirilmektedir. Aşımdurakları Geçen sene dört vilâyetin ve bir de İnanlı aygır deposunun damızlık- ları iyi neticeler vermiştir. Bu hare- ket bu sene arttırılacaktır. Dahiliye Vekâletinin dahi tasvibile ve Ziraat Vekâletinin verdiği tipler üzerinde daha 18 Aşımdurağı yaptı- rlacak ve bunların sayısı 41 i bula- caktır. En az 6 merkezde de veteriner- | ler suni tohumlama yaptıracaklardır. Bu sene büyük köy ve ziraat kal- kınma kongresinde ölinan kararla İnanlı aygır deposunun at ve inek kadrosu artacağı gibi bir de tay bü- yütme ve yetiştirme çifliği açılacak- tr. Umumi müfettişliğin üç sene ev- vel açtığı ve idare ettiği boğa ve tay büyütme çiflikleri en az 350 başda mızlık ve yetişmiş tay vermiştir. Bu pratik ve çok verimli sistem devam edecektir. Eneme mıntakaları dör- düncü yıl programına devam edecek- iyi gidiyor Dirik tedkik seyahatlerinden birinde tir. Boğalar bu mıntaka köylerin? gönderiliyor. Hayvan gıdalarma ve hele yone yetiştirme işlerine çok ehemmiyet verilmektedir. Kavakçılık, fidancılık, bunlar da ayrıca yürümektedir Kol- Jektif fidanlıklara bu sene teşvik fas ından prim verilecektir, Diğer taraf- tan hayvan sergilerine bu sene yeti” miş esterler dahi sokulacak ve prim verilecektir. Tavukçuluk, tavşancılık Tavukçuluk ve tavşancılık daha çok artacak ve memleket ekonomisi” ne kıymetli ve bol verimli bir unsur gelecektir. Yılda bir milyon lira ge tren tavukçuluk ve yumurtacılıın 5,000,000 lira getirmesine çal: tır, Macaristandaki okurstan bu sen gelen 13 muallimin rapor ve müşa- hedeleri arıcılığa ve tavukçuluğa dü ha iyi bir istikamet vermiştir. Amer lık kendiliğinden ve birbirine ba rak ilerliyor. Yalnız teknik ve maddeleri yeltştirmek başlıca bir tir. Fenni buğu sandıkları Edirne (Akşam) Köylerdeki bu- laşık hastalıklarda kullanılacak ola fenni «Buğu sandıkları» Edime Su natlar mektebinde yapılmakta ve pey derpey büyük örnek köylerine gör derilmektedir. (1937) yılında Babaeski ve Lüle- burgaz kazalarında faydaları görülen bu sandıklardan Trakyanın bütün nahiyelerine birer tane gönderilecek» tir. Bunlar 1939 yılında tamamlan- mış olacaktır. Sandıkların tanesi (25) liradır. Köylerin müşterek ma- h sayılmaktadır. Köy sağlık kurucu- larının mürakabesinde ve kaza dok- torlarının emrindedirler, Mi : Adapazarı (Akşam) — Şehrimizde bütün ilkokullarda birer himaye he- yeti vardır. Her yıl olduğu gibi bu heyetler bu yıl da çalışmalarına ba;- lamış ve geçen yıllardan daha İyi ne- tlceler elde etmişlerdir. Himaye he yetleri kendi okul talebelerinin ana ve babalarının kiymetli yardımlarile toplanan paralar sayesinde okulla. rındaki birçok kimsesiz ve beloma ipe e gi Himaye edilen çocuklar Sa v muhtaç yavrularını korumuş ve s€- vindirmiştir. Bazı okulların himaye heyetleri de önümüzdeki Kurban bay» ramı için fakir çocuklara üst baş yap- maktadır. Hacerhanim okulunun bimaye he- yeti bu seneki çalışması arasın da 40 - 50 fakir çocuğunu giydirmiş bu suretle bunları hem korumuş ve hem de sevindirmiştir. Resimde bu yavruları görüyorsunuz.

Bu sayıdan diğer sayfalar: