4 Aralık 1939 Tarihli Akşam Gazetesi Sayfa 3

4 Aralık 1939 tarihli Akşam Gazetesi Sayfa 3
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

AKŞAMDAN AKŞAMA Zavallı Saffet Nezihi «Zavallı Necdet» milellifi Saffet Nezihi'nin dün vefat ettiğini teessür- le haber aldık. Ben mektepteyken, hattâ daha bk raz sonraları - yani mütarekenin son senelerine doğru - Türkiye karileri arasında; « — En fazla hangi romanı beğe- nirsiniz?» diye bir anket açılsaydı, katiyetle iddia edebilirim ki şu isim ekseriyet kazanırdı: — «Zavallı Necdet»! i Gerçi Hüseyin Rahminin Saffet Ne- zihiden daha”geniş bir şöhreti vardır; sanatı da yüksektir. Fakat onun peres- tişkârları her biri ayrı ayrı kıymetie olan kitaplarında tereddüd edecekler. di; reyler dağılacaktı. Edebiyatı Cedi- de romancılarını da daha yüksek ta- baka - arabisi, farısisi kuvvetli olan- lar ve umumiyetle romanı edebiyat diye okuyanlar - anlıyorl, tadıyorlardı. Başta gençler, tahsilini ilerletememiş olanar; romanda mizah değil, tahassüs arayanlar, Saffet Nezihiyi tercih edi- yorlardı. Bilhassa © zamanlar, spor ilerlememişti; «yaşamak zevki», neşe moda haline gelmemişti. Soluk beniz- lilik makbuldü; jön prömye rolünde- ki delikanlılar nahif, zayıf, çelimsiz, veremli gibiydi. Zavallı Necdet böyle bir cemiyete hitap ediyordu. Diğer muharrirlerin lâfları, lügat parala- malar arasında pek anlaşılmazken, Saffet Nezihinin romanları anlaşılı- yor, beğeniliyordu. Edebiyatçılar onu tasnife dahil et- memekle hata etmişler sanıyorum. Zira mevzuu, felsefesi noktasından alelâde bir halk romancısı olmak se- viyesinden yukarı çıkamayıp, üstelik de rağbet kazanmamış niceleri «Bü- yük üstad» payesine erişmişlerdir. «Zavallı Necdet» in zavallı müellifi gazete tefrikacısı olduğu için mi, ufak tefek, çelimsiz, çalımsız olduğu için mi sanat sınırlarının dışında ka- Wverdi, Her halde kabahatı edebi bir fırkaya intisap ederek başkalarını alkışlamamak ve bunun karşılığında da kendini gazete ve mecmua sütun- larında alkışlatmamış, edebiyat kita- bı ve müntehibat - antoloji yazanlar. Ja sıkı arkadaşlık etmemiş olmasıdır! Asıl ismi Lütfi olan ve «Saffet Ne- xihi» müstearını eserlerinde kullanan müellifin bende herkes gibi kari idim. Benden iki batm büyük olanlar da onu © Meşrutiyet inkılâbından ev- vel «İkdam», «Serveti Fünün», cllaf- talık Malümat» da seve seve okumuş- Jardı. 1908 inkılâbından sonra «Re simli Kitap» da ve muhtelif gazeteler. de makaleler yazdı. Zamanın mebusa- nına takılarak «İzah ve İstizah» isimli bir de piyes kaleme aldı... Derken matbuat piyasasından si- lindi. Mücevhercilik yapmış, zengin olmuş, servetini kaybetmiş, Altı yedi sene evvel birgün Cerrah- paşa hastanesini geziyordum. Saffet Nezihinin asabiye koğuşunda olduğu- nu söylediler, Yanma gittim ve yarı kötürüm vaziyette, bir insan külçesile karşılaştım. Hele konuşmakta pek güç- lük çekiyordu. Doktorlar kendisine cid- den bir dostluk gösteriyorlarmış, Bana anlatabildiklerini © zaman neşret miştim, Az sonra titrek hatlı bir mek- tubunu aldım: «Seni düşündükçe gençliğimdeki gazeteciliğimi hatırlı- yorum. İstikbalin inşallah o benimki gibi olmaz. Benimle meşgul ol! Gör. düğünden daha fenayım!» diyordu. Fakat ona bir hizmette bulunmak şerefini kazanamadım. Zira hükümet — Yılbaşlarında odostlara birer sürpriz yapmak âdelimdir bay Amca... PEY ve wi mea öğren iz Mi m ee e ŞEHİR HABERLERİ Şehirdeki meydanlar ve yeşil sahalar Belediye yeşil sahaları kabil olduğu kadar çoğaltmak, ve sokaklardan denizin görünmesini temin etmek istiyor Taksim meydanının tanzimi münasebe- tile buradaki Mete caddesinin Vali konağı caddesine kadar uzatılması muvafık gö- rülmüşsür. Bu yol, Taksim bahçesi arka- sından, Bürp Agop dan geçsosk ve yedek subay okulu yemekhanesinin bu- Junduğu yerde Vali konağı caddesine çö- kacaktar. Yedek subay okulu (eski Ylarbiye) ye- mekhanesi çok eski ve sık sık tamire ihti yap gösteren bir binadır. Cadde genişletii- dikten ve burada yeşil saha vücuda geti- rildikten sonra bu bina çok çirkin görün- mektedir. Yemekhanenin kaldırılması için teşebbüslerde bulunulacaktır. Yemekhane kaldırılınca caddeden Boğazı görmek Kar bil olacaktır. Belediye Surp Agop mezarlığı yerini ye» Beyazit gazinesi Koskadaki istimlâk bittikten sonra işe başlanacak Beyand camisile Kapalıçarşı arasında ki binaların kaldırılıp cami etrafının açı lacağını ve bu sahada bir ganlzo yapılaca» ğını yazmıştık. Belediye imar müdürlüğü, kaldırılacak binaların ve bu sahada yapı- lacak gazinonun yerini tayin etmek üzere bir plân hazırlamağa başlamıştır. Belediye, Koska ile Beyasıd arasındaki istimlâki neticelendirdiklen sonra bu sü» hanın istimlikine başlıyacak ve caminin etrafını temizliyecektir. Bundan sonra Be- yand meydanı ile Soğanağa mahallesi arasındaki binalar kaldırılacaktır, Beylerbeyi yangın Ateş, elektrik kontağından sıkmış Beylerbeyinde evvelki gece sabaha karşı yanan on dört odalı köşkteki yangının elektrik konlaktından zuhura geldiği, bu hadisenin sabaha karşı olması dolaywstle vaktinde farkına varılamıyarak ateşin bü- yüdüğü tesbit edilmiştir. Köşk, eğyasile birlikte 2,500 liraya sigortalı idi. Yangın esnasında yaralanan İsmali, Ah- med ve Refik isimlerindeki üç ilfaiye eri de iyileştikleri için tekrar vazifelerine bağ lamışlardır. Geçenki Tahtakalede Baltacı hanı yan- gınında yaralananlardan Mehmed İsmin- deki itfalya eri de d sinneden çiğ» muştar, Şimdi hastanede yalniz Yusuf kal- mıştır, Yaraları ağır olan Yusufun sıhhi vaziyeti de salâh kesbetmektedir. Hayırlı bir teşekkül Memleketimizde henüz lüyikile benlim- senmemiş olan arı ve kümes hayvanlarının son zamanlarda zengin ve ileri memleket- lerde ziraat ve Lcaret sahasınâr gösterdi- ği inkişaf göz önüne alınarak iklimi mu- tedil, erazisi geniş ve münbit, her tarafı kümes hayvanlarının üretilmesine ve ba- kimmma fevkalâde müsald olan memleketi- mizde de bu küçük ve mütevazı hayvanla- rin bol kazançlarından istifade edilmek üzere Ankarada çalışan «Arı ve kümes hay- vanları yetiştirme cemiyeti. memleketin muhtelif yerlerinde damızlık yumurta, tn * vuk istasyonları ve arılıklar tesisle bu yoldaki mesainin köylere kadar teşmil için faaliyete geçtiği memnuniyetle öğre- nilmiştir. ö... .... el uzatmış. İhtiyar müellif nisbi bir refaha kavuşmuş. Hattâ bir arkada şın ifadesine göre, hayli neşelenmiş; lâtifeler yapmağa başlamış... Nihayet işte, mukadder âkibet: Geçen neslin en fazla okunan romanının müellifi. ni böylece kaybettik... Şüphesiz ki, binlerce ve binlerce kari onu muhabbetle ve hayırla ana- caktır, ... Meselâ evvelki yılbaşında Ku- düste oluran bir musevi dostuma B. Hitlerin bir resmini göndermiştimi... şii saha yapacaktır. Caddeden yüksek olan mezarlık arsasının seviyesi indirilecek, bu suretle tramvay caddesinden denizin gö- rülmesi temin edilecektir. Surp Agop ar- sasının ortasındaki eski Avusturya, şindi- ki Pransız hastanesi İstimlâk edilecek ve Ermeni mütevelli heyetine terk edilmiş olan tramvay caddesindeki garaj kahve ie içerideki ayazma-da kaldırılacaktır. İstanbulda göre çarpan en büyük nok- san meydan, park ve yeşil sahalar olma- marıdır. Belediye, bü noksanı telâfi için şimdi, Taksimde olduğu gibi, birçok mas- raf ihtiyarile binaları yıktırmağa mecbur kalmaktadır. Ileride bu gibi mecburiyete mahal kalmamak üzere bugün üzerinde bina bulunmayan tarla halindeki yerlerin we arsaların kabil olduğu kadar geniş mik- Karilerimizin mektupları Avrupada tahsil eden talebemizin derdi Kendi hesaplarımıza Avrupada tah- silde iken hükümetimizin emrine itaatle memleketimize döndük. Bura- daki mümasli mekteplere kaydımıs için Üniversitdde teşkil olunan komis- yona mürasaalamız bildirildi, onuda yaptır, bir smere çıkmadı. Tekrar mekteplerimize devamda mahzur ol- madığı ilân edilmekle beraber devlet besabına okuyanların hepsi ile kendi hesabına çalışanlardan pasaport müd- detleri bitmiyenler mMekteplerine git- tller, Biz de talebe pasaportu almak için İstanbul hianrif müdürlüğüne mü- rapaat ettik, Vekâleten emir almadık, diye is'af etmediler. Ne burada bir mektebe kaydolunduk, ne de kendi hesabımıza tahsil imkânını bulabildiz. Orada tedrisat devam ediyor, biz bu- rada bekliyoruz. Vazifesi memlekette ilim ve irfan neşrinden başka bir şey olmıyan maarif toşkilâtından talebe pasaportu almak istiyor, biraz man- tık, biraz da insaf dileyoruz. Borbon üniversitesinden, Lozan üni- versltesinden, Paris ülümu siyasiye mektebinden üç talebe (imzalar okunmamıştır.) Soğuk sınıf Yakın akrabamdan bir asker yanımda oturuyor. İki sene evvel za- türrieye tutuldu. Doktorlar mektebe devamını muvakkat bir zaman için menettiler. Tikmektepten birinel çik- mıştı, Hamdolsun iyileşti, Oturduğu- Baoğariçinde İskeleye haftadanberi sobanın borusu noksan diye soğuk sınıfta üşüyorlarmış. Bi #imki de hastalandı. Doktorun ihti rile gene derse göndermemeğe başlı dık. Gazi Osman paşa mektep idarı sinin dikkatini celbediniz; yetmişi mü- tecaviz yavru iztıraptan kurtulsun . MEG ... Üsküdardaki üç aylıklar Bayan Sermed Çevik, Üsküdarda üç âylıklı mübekald, dul ve yetimlerin muayenesinin pek güç bir şekilde ya- peldığından şikâyet etmektedir. müdürler çıkamıyacaklar Vali ve belediye retsi doktor Lütfi Kır- dar, ekser günler geç vakte kadar maka- minda meşgul Olmaktadır. (Halbuki şube müdürlerinden hemen hepsi akşam tatil saatinde işleri başından ayrılıyorlar, Vali doktor LüLfi Kırdar, kendisi mezun! yet vermeden ye daireden ayrılmadan şu- be müdür ve şeflerinin de akşamları ma- kamlarından ayrılmamalarını alâkadarla» ... Geçen sene de burda oturan bir Alman dostuma B. Chamberlai- nin bir fotoğrafını yollamıştım... yasta yeşil saha yapılması düşünülmek- tedir. İstanbul dünyanın en güzel mevkünde yapılmış bir şehir olduğu halde şehir hal- kı bu güzellikten hemen hemen istifade edemiyor. Sokaklardan denizi görmek ka- bil değildir. Binalardan da yüzde doksa” mının manzarası yoktur. Halbuki İstan- bul gibi inişli, yokuşlu bir şehirde hemen her binanın denizi görmesi lâzımdı. Bel diyo bu noksanı da göz önüne alarâk şeh- rin ileride alacağı şekilde mümkün oldu- #u kadar bu noksanın izalesine çalışacak- tar. Şimdilik başlıca meydan ve caddele- Fin manzarasını açmağı düşünmektedir. Bu maksâdla Taksimde. Beyazıdda dani- #8 nezareti kapatan binaların İstimlâki | için muhtelif senelerde faaliyete geçile- cektir, Bahar havası Dün açık yerler çok kalabalıktı Geçen haftaki yağmurlardan ve soğuk- lardan sonra hava açmış ve termometre yükselmiştir. Dün termometre 16 derece- ye kadar çıkmıştır. Havanın açık ve ilik olması yüzünden halk tatil gününü gez- | mekle geçirmiştir. Dün akşam Beyoğlu caddesi müthiş kalabalıktı. Meydanlarda ve bahçelerde kalabalık vardı. Fakat gü- neş battıktan sonra hava soğumuş, ter- mometre 10 dereceye inmiştir. Anadolunun ekser yerlerinde sıcaklık | artmşıtır. Yalnız doğu vilâyetlerinde sıfı- j rn altındadır ve birçok yerlere kar yağ- İ mıştır. Akdenizde ve Karadenizde fırtına dur- muştur, Vapurlar seferlerini muntazamas yapıyorlar, Mahalli idareler umum mü- dürü Bükreşe gidiyor Dahiliye Vekâleti mahalli idareler umum müdürü B. Rükneddin yarın Bükreşe ha- rekei edecektir. B. Rükneddin, Romanya seyahatini resmi bir memuriyetle değil; mezunen yapacaktır, Lütfi Kırdar, Romanyada bulunduğu Ssıra- da Bükre » Kösteneede - İstanbul bele- diyezini faydalandıracak - bazı mevzuları tedkike fırsat bulmuştu. B Rükneddin de bir müddettenberi İs- tanbul vilâyet ve belediye işleri etrafında, tedkikler yapmıştır. Umum müdür, şsh- rimizdeki tedkiklerini Bükreşteki imüşa- hedelerile tamalıyacaktır. Bu suretle bir taraftan valinin, diğer ta- raftan B. Rükneddinin Dahiliye Vekâleti. ne verecekleri ve İstanbul ihtiyaçlarını gösterecek raporlar, İstanbulun tanzimi, imarı, idari bazı şekillerin halli gibi yon! bir takım tedbirlerin ittihazında âmil ola- caklardır. Tehlikeli binalar tesbit edilecek Şehirde harap ve tehlikeli binaların tıriması için bazı kanuni hükümler dır, Bu hükümlere göre tehlike gösteren binalar mahalli mühendisler tarafından muayene edildikten sonra raporu daimi encümene gider, daimi encümen de hedim kararını verince mal sahibine tebliğat ya- palır, Mal sahibi bu tebliğuta rağmen nasını yıkmazsa belediye vesaitile yıktırı- lan binanın enkazı satılarak yıkma mas- rafı mahsup edildikten sonra üst tarafı mal sahibine verilir. Muamelenin bu şekilde metleslenmesi zamana mütevakkıftır. Belediye, apansız çöküntülere meydan vermemek için ber muntakadaki mühendisleri tehlikeli ve çü- rük binaları tesbit etmeğe memur etmiş- tir. Bunlar hakkında daimi encümenden Acele karar alınacaktır. Mesut bir evlenme İlânat şirketi müdürlerinden B. Davud Samanonun kızı bayan Nuriye ile tücet dan B. Lazzaro Franko'nun evlenmu nidün birçok güzide zevatın huzurile y pılmıştar, Yeni evlileri ve üilelerini tebrik eder, genç çifte ebedi saadetler temenni .. Buylda Almanyada oturan bir ahbaba bir muziplik düşünüyo- rum, amma hoş bir şeyi... Hem kızsın, !| hem memnun olsun!.,. Ancak vali doktor | Medeniyet ve balinalar Avrupanın şimal sahillerinden bi- rinde, tenha bir körfezde bir sabah bir sürü ölü balık bulmuşlar, bunla- rın arasında karnı deşilmiş, barsak- ları saçılmış yirmi metre uzunluğun- da kocaman bir de balina yatıyor. muş... Balinayı muayene etmişler, onun mıknatısılı bir maynin patla- ması esnasında yaralandığı ve öldü- ğü anlaşılmış. En asri harp silâhı tarafından ya- ralanan ve ölen bu buzlu denizler hâ- kiminin zavallılığına actmamak elden gelmiyor, Avrupanın şimal sahillerinde kar- nında derin bir mayn yârasile bulu- nan biçare balinanın ecdadı, kendisi- ne nazaran ne kadar mesud mahlük- lardı? Onlar için ne miknatisli, ne miknatissiz mayn korkusu, ne deni- yaltı barajları, hattâ ne de tahtelba- hirle karşılaşmak gibi şeyler vard Soğuk denizerde sularını havaya fış- kırta, fışkırta, rahat rahat dolaşıyor- du. Hayatları tam münasile «gel key- fim gel.» felsefesine istinad ediyor- İ du. Hele bol bol küçük balıklara ras- ladılar mı? Oh kekâ... Yeyip, içip, ge- zip duruyorlardı. Yalnız korktukları bir tek şey vardı: Balina avcıları, ve zıpkın denilen av âletleri... Bugünkü balinalar artık avcıların zıpkınlarından © evvel (o miknatiğli maynlerin patlaması ile can veriyor- lar, Zıpkın gibi inaslanrın ilk devre lerde kullandıkları bir âletlen, bir. denbire mıknatisli mayne geçmek?... Ne terakki değil miş.. Şaka değil, medeniyet ilerliyor. Eski balinalar mesud mahlüklardı; çünkü o zaman. lar dünya bu derece medenileşme- mişti, Onlar kurunuulânın, kurunuvüst- nın yarı vahşi balinaları idiler ve böy- le miknatıslı maynle ölecek derecede medenileşmemişlerdi! Bunlar, biçare medeni devir balinalar... Şu mede- niyet'denilen şeyin insanlar kadar hayvanlara da büyük zararları do- kunuyor. Medeniyet yüzünden, medeni silâh» Tarla harbedilen yerlerden insan ka- dar kuşların da rahati, huzuru kaç- madı mı? Tâ Varşovadan, kendini İs tanbula atan kuşlar görmedik mi?.. Yeni devrin medeni, şık kadınları- Yun minimini ayaklarına İskarpin ya- pılması için az mı yılanların derisi yüzüldü? Medeni insanların biribir. lerile boğuşmaları yüzünden çıkan kıtlıkların şimdiye kadar weti yenil- mezs denilen ax mı hayvan cinsleri biçak altına çekildi?.. Zavallı hayvanlar!... Siz de mede niyetten bizim kadar çektiniz ve çe İ kiyorsunuz da... Siz de bizim gibi bi- rer medeniyet kurbanısınız. Tevek- keli «eşek» medeniyetten nefret et- memiş... Bir gün eşeği insanlar düğü- ne davet etmişler... — Dünyada gitmem!... demiş! Öteki hayvanlar hayretle sormuş- lar: — Yahu, böyle medeni bir toplan- tıya davetlisin... Niçin gitmiyorsun?.. — Eşek: — Beni böyle medeni toplantılara niçin davet ederler? demiş, ya su taşi nacak, ya odun... Gitmem yahu... Üs tilme varmaynız, rica ederim.. Hikmet Feridun Eş 'B, A. — O halde mufassal bir ye. mek kitabı al, gönder, istediğin olurlu,

Bu sayıdan diğer sayfalar: