4 Mart 1940 Tarihli Akşam Gazetesi Sayfa 9

4 Mart 1940 tarihli Akşam Gazetesi Sayfa 9
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

Bir kadın resmi Mahmudia pencerenin önünde durup din- / lenmeden yağan karı m bembeyaz kesilmişti. Bazan sert sert esen rüzglr beyaz bir duman halinde karları havaya kaldırıyordu. Mahmud gülümsecil İ — Tamam dört sene oluyor, dedi, lâpa Mapa kar yağan bir gündü. Şehirden epey- ee uzak bir yere gilmeğe mecbur olmuş- | tum. O zaman eski, külüstür bir otamobi- zı vardı. Ona bindim, yola koyuldum. Şehirden adamakıllı uzaklaşmıştım. Da- ha epeyce yolum vardı, 1 göç vakit çıktığım için yavaş ava da karrmağa başlamıştı. Ne gımı miş kalmı beri yağan kaz & daha fazla birik- | Kayet yavaş ulli gece bas- de çıkacağıma da ak bir oda, yumu- arı buram buram tü rüdeta gözünde ti- tamobilim bir çukura sap- Deli olacaktım, Ne kadaz uğ- hareket ettirmenin im- yarım Sâütien farla Lâkin hi Yapmak ka vey | Nihayet © tim. Et riya çıkmağı karağ r. Adımı atar atman Ta battım, aline girmişti. Nerede kitapta donmak üzere bulu- gözlerine cazip, tatlı, gü- göründüğünü okumuştum. mak üzere mi idim? Gör- gru yürüdüm. Aldanmı- karşıma kocaman, çıkmıştı. gündeki bahçede kö- pek Bavlamaları başları, Bunlardan san- Ta da küranlıkta birisi yüzüme bir elektzik feneri tutarak unuz? işi anlattım. Kranlıkta mediğim adam: de orada dahu İyi konu- rvelâ bir bahçeden ge- y Gitmek istediğim yer! kendisine söyle- yine: — Ooo... dedi, #Z yolu şaşırmışmnız.. Orası bursadan çok uzak.. Bizim hanıma söyliyeyim de geceri burada geçiriniz. Bağka çareniz yok, Adam kayboldu. Tekrar geldi. Bana: — Bizim hânım, kendi eviniz gibi bura- da istirahat etmenizi söyledi... Bize oda- Bızi göstereyim... dedi. Ö i Önüme düştü. Be» leyin Hajalimin ne kadar amlı yağlı boş bir resin Şarptı. Bu son derresde elnel bir kadındı. garip bir cazibe vardı. Bır- Menekşe rengi kostümü, zakkum © Fengindeki dudakları le bu kadın #omanlardaki bir aşk gecesinden son. Tuzak için Tefrik &o 84 Fakat Hidayet, Halde Vildanın bu yi Sinleamiyordu bile... —— Sen herşeyi anladım... Kaptan, Me ruldağa Bittiği vali, bundan uçuk sene evvel bile kısımın ne | | | teri şeraitte bulunduğunu kavramış- — Anlıyorsunuz, &iz de Süğl - Me olduğunu görüyorsunuz, dağ mi, hanımefendi? Sonsuz bir İstırab içindeydi. Kenaş. | »e hâkim olamıyordu. İhtiyar kadın, Yerinden kalkarak, ev sahibesini göğ. | süne bastırdı. Hidayet: — Bana ne tavsiye ediyorsunuz? Me yapayım? - diye sordu. — Bekliyeceksin... Birkaç gün da- ha sabret bakalım... — Birkaç günle olsa, cehennem Arabına katlanacağım. — Düşün ki, kızın sana kavuştuğu vakit nasıl mesud olacak... O günü düşünmek süretile cosayet buhursun, pa Aşıkalrını sehirleyen eski zamanın za“ İlan İraliçelerini hatırlatıyordu. Dayans- madım, Uşağa sordum: — Bu kimin Pesmi?,. Gayet ciddi cevap verdi: — Bizim hanımın!. Bundan #onru uşak dışarı Winde bana yemek getidi. Kimi “e yurdum. Nihayet; — Allâh rahatlık versin... Otomobili 48- | günmeyiniz Zaten yanlış biz manevra İle bizim araziye girmişeiniz. Ona burada kim- se dokunmaz. dedi, dışarı çıktı, Gözlerimi | sesinden ayıramıyordum. Me güzel kadm- di. Onunla ayni çatı altında yaşıyorduk. Kendimi garip ve heyecanlı bir macera- nin başında addediyordum. Gece saatlerce uyuyamadım. Gözüm hep bu güzel kadm resminde idi. Ertesi gin uşak gene geldi. Hanımına teşekkür etmek istediğimi söyledim. Adam: — O da sizi bekliyor. Kahvaltı masası- mın başında... dedi Kultklarıma o inanamıyordum. Salona girdim. Kahvaltı masasının başında 46- vimli ihtiyar bir kadın vardı. Gülerek ba- ma yer gösterdi. Hatırımı sordu. Kendisine Küsterdiği büyük insaniyetten dolayı te- şekktir etli. Fakat her halde bu ev sahi- binin annesi olacaktı. Nihayet bir aralık yattığım odadaki resimden bahsettim. İh- yar kadın güldü: — O mu? dedi, kırk sene evvel Pariste biz kadın ressama yaptırmıştım... Zaki bir resimdir. Fakat koyu renklerle yapmış da * zamanki tuvaletim pek belli deği... Hikmet Feridun Ks BULMACAMIZ 1 — Uzaktan konuşma vantam - Baba, 1 — Benlik, 3 — Mihnetler - Marnzume. 4 — Akarst - Bıldırcının başi, 5 — İniha - Tamak ollâsını çıkaran Başına «P» gelirse iyi deği - Tersi 7 — Tükürme ve tahkir nidası - Düşüm” sel, 8 — Kesecek &let, 9 — İlkçinr - Kötüleme, 10 — Vazet - Kancaya tak Yukardan aşağı: 1 — Dokunmak. 4 — Oldukça - Bir nota, 3 — Bir kış sebüesi, 4 — Başına «Fe gelirse içinde mum ya mar - Bar, 8 — Şimali Avrupada kahraman bir 8 — Oymidktan emir - Talik ederken, 1 — Neşredilen şeyler. 3 — 'Tersi köpektir - Serzeniş. ? — Kürtlerin İbrahime verdikleri isim « Bir kzamız. 10 — İbate Geçen bulmacansızm halli Baldan sağa: 1 — Şapirograr, 2 — Ayareden, 3 — Yar, Hamile, 4 — İkçib, İvah, 8 — Akamı Usa, Talara, Dek, 7 — Bal, de Tuzak Nakleden : (Vd « Nü) — Yavrum benden ne kadar nef- ret edecektir kimbilir... Ediyordur da.. Onu isteye isteye bıraktığımı sana- caktır. Kaç kere, kulağımda iztarablı şikâyetler duyarak uyandım. Anne kalbi bunları duyar... Yavrum beni vicdansız sayıyor... Onun için nasıl gös yaşları döktüğümün farkında de- Yy İnşallah bütün bu izlırablara pek yakında nihayet verilecek. — Hiç ummuyorum. Annenin fümidsizliği karşısında, ih- tiyar kadın: — Rıfkı bey çok mahir adamâir Göreceksi: bu işin üstesinden gele cektir! Zira, gördün ya: Zonguldak İ izini bile hiç yökken o buldu! Madem- ki Pervin hasta, sehrin hastanelerine başvurulur. Belki o kanaldan bir yol bulunur! Sen üzülme! Gönlünü ferüh tut! - diyordu. Genç kadını öpüyor, göğsüne bastı- rıyordu: : Bu iztirablarının tamamile boş şeyler olduğunu bir gün sen de anlı- yacaksın... Hidayet, bu kadar lAfla tatmin edil. | İ miyordu. Mam AEŞAV ENR Türkiye Radyodifüzyon Postaları Dalga uzunluğu Türkiye Radyosu 1648 m, 182 Ke/a 130 Kw Ankara Radyosu T.A P.3LT ım. 9465 Ke/s 0 K. W. 'Türkiyo saatile Ankara radyosu 517 metre ksa dalga her gün yapılmakla olan eonebi haberler neşriyatı programı: Birinci servis o İkinci servis Saat 1200 OSant 1730 | 1215 1745 1345 1845 um .100 um 1840 Pazartesi 4/3/940 12,30: Program ve memleket saat ayarı, 1333: Ajans ve meteoroloji haberleri, 12,50: Türk müziği (PJ), 1330 - 14: Müzik: Karışık müzik (PL) 18: Program ve memleket saat ayarı, 18,8: Müzik: Radyo Caz Orkestrası, 1840: Koruşma (Umumi Terbiye ve Beden 'Ter- biyesi), 18,68; Serbes saat, 19,10: Memle- ket saat ayarı, ajans ve meteoroloji haber- Meri, 1030: 'Türk müziği, Çalarlar: Ruşen Kam, Fahri Kopuz, İzzeddin Ökte, | Okuyan: Mustafa Çağlar. 1 — Körili hi- cazkir peşrev — Kâzım Us » Kürdi H. şarkı: (Bir işte çeşmi Mes 3 Artaki - Kürdi H. şarkı! (Ay dalgalanır- keni, 4 — Rahmi bey - Kürdil H. şarkı; (Makyoldu şeykim ruhum pür ahsen), 5 — Yahzi Kopuz - Hicaz şarkı: (Bir geçecik sevdiğim), 2 — Okuyan: Melek "Tokgöz. 1 #- Fahri Kopuz: Ud taksimi, 2 — Bel. Pınar - Hüzzam şarkı: (Seviyordum onu), 3 — Bilmen Şen - Hüzzam şarkı: (Sükünda göçer ömrüm), 4 — Neyzen Burhan - Su- #inük şarkı: (Hayli demdir), 5 — Abmed Rasim - Suzinik şarkı: (Gel seninle), 20: 'Türk müziği: Halk türküleri, Sadi Yaver Ataman ve Aziz Şenses, 2015: Konuşma (Wen.ve Tabiat bilgileri), 2050: Türk mü- siği, Çulunlar: Reşad Erer, Vecihe, Cevdet Kozan. i — Okuyan: Muzaffer İlker, i — Buselik peşrevi, 2 — Itri - Buselik beste: (Her gördüğü periye), 3 — Şakir ağn - Buselik şarkı: (Sünbülistan etme etrafı), 4 — Reşad Erer: Keman taksimi, 5 — İs- hak - Buselik şarkı: (Gönül verme bi-ve- faya), 8 — S-üneti Selim - Buselik garkı: (Bir pür cefa hoş dilberdir), 7 — İsnat Hukkı - Buselik saz semalsi, 2 — Okuyan: Müzeyyen Senar. 1 — Lem'i - Kürdi H. sarkı: (Bir kendi gibi gelimi sevmiş), 2 — Osman Nihat - Kürdili H. şarkı; (Akşam güneşi), 3 — Lem'i - Kürdü H. şarkı: (Narlandı bülbüh, 4 — Halk türküsü: “Bieşeli meşeli), 5 — Karcığar türkü: Cİki- de turnam) 2115: Müzik: Küçük orkestra (et: Necip Aşkın Potpuri, 3 — Moustorgeky: KOVANÇINA operâsın- dan dans, 3 — Anton Rubinslein: FERA- MORS oporasından bir parça, 4 — Czernlk: Rakseder kalbler, 5 — Rebikoff; Romans, #* — Suppt: MAÇA KIZI operasinn Uver- tür, 72,15: Memleket saat ayarı, ajans haberleri; sirnat, estinm - tahvilât, kambi- yo - mukud borsası (fat), 2730: Müzik: Cazband (PL), 23,25 - 2330: Yarınki porg- Tam ve kapanış KÜÇÜK İLÂN okuyucularımız aTasinda EN SERİ, EN EMİN | yapam Tâizmdı. Bu mektup bana EN UCUZ vasıtadır. Alım satım, kira işlerin- de iş ve işçi bulmak için istifade ediniz! 8 —“Timaretmek, 9 — Atila, Ra, 10 — Pak, Hamsi Yukarıdan aşağı: 1 — Şuylat, Tip, 2 — Ayakkabı, 3 — Pufçalamak, 4 — İr, İmalât, 5 — Rehber, Rih, 6 — Oda, Tabelâ, 7 — Gemi, Atam. — Çok iyi kalblisinir... Beni düşü- nüyor, kayınyorsunuz... Bana büyük bir merhametiniz var... - diyordu ve hatır için ilâve ediyordu: — Sözleriniz yüreğime ferah veri- yor vallahi... Halide Vildan, nihayet ayağa kalktı. -- Eh öyleyse, demek ki all ve mantığın icap ettirdiği şekilde düşün- meğt başladın. Bu vazifemi yapabildi- ğim için pek memnunum,. Gidiyo- | > Hemen mi? “Evet, söylediğim gibi “bir vazife hitaben yazıldığı halde hakikatte sa- İ na hitabendi, Okuttum. © © “İhitiyar'kadın, tam çıkacağı mrada geri döndü: — Ne havadis var, sun? - diye sordu. — Havadis mi? — Evet. Bizim Molla bey yok mu? O şiş- man zatı muhteremi gördüm. Arada sırada bana uğrar, çene çalanz. Gene biliyor mu- | teşrit ettiler. Zengin Bostanlının iz- divaç aleyhinde fikirleri vardı. Ecnebi bir delikanlıdan, Mısırlı olsun, kim olursa olsun hoşlanmıyordu. «İnsan kendi memleketlisine varmalıdır!» di- yordü. , Kvdret bevin kayın pederi... De- | gü mi? Müstakbel damad hakkında İSLÂM TARİHİNDE Türk kahramanları 'Tefrika No. TI Yazan: İskender Fahreddin Teodemir şehir kapılarının açılmasını emrederek ken- disi de Arap ordusunu karşılamağa hazırlanıyordu Araplar da kaleyi ok yağmuruna tutmuş- ları, Teodemir kadınlara: — Hiristoş yardımornızdır... İspanya kral- Uığını tekrar kuracağım, Hepinizin adı ie rihe «Arap ordusunu dağılan kah- tamanlar!» diye hürmetle, sevgi İle anıla- saks'nız! Diyordu. Arap ordusu o gün öğleden son- ra yaptığı bu hücumda hiç bir muvaffakı- yet gösterememişti. Kale muhasara edil- mekle beraber, burçlar o kadar yüksek ve sağlamdı ki.. yukarıda gizlenen bir kap ka- ie müdafli yüzlere Arap akıncımnı kolay- Urla yere serebiliyordu. Akşam. olmuştu. l Güneş batıyurdu. Ori-Hoollâ ufuklarını kö | mi bulutlar kaplamıştı. Araplar ok menzi- nden geriye dönerek istirahata çekilmiş- Jerdi. Teodemir o gün Tarıkı Arapların başın- da göremedi. İçindeki şüpheler acaba tar hakkuk mu ediyordu? Bir kadın isterse n#- ler yapamasdı! Ester, 'Tarıkı gertekteri öl- &ürebilmiş miydi? O gün surların dür küşesinden yaptığı tarassudlarda Tarık'ı göremiyen Teodemir sevinç ve nöşe içinde bağırıyordu — Yârın defolup gidecekler. kuman- danları yoktur. Ester adi bir azite, Arap ordusu kumandanını öldürmüştür. Teodemir yeni bir haber mi almışta? Yoksa bu eözleri uzaktan yaptığı bir tah- minle mi söylüyordu? Ori - Hoellâlılar o göceyi Ümid ve se- vinçle geçirdiler. Yerliler arasında ümld- «ia ve neşosiz görünen bir tek adam vardı: Şair Filo Ertesi sabah: Surlara atılan bir kesik baş..! Teodemir, meczup şalri kalenin sarniş- larından birine attırmıştı. Filosun çenesi £urmuyor, gördüğüntü ve bildiğini herkese söylüyor, ortalığı karıştırıyordu. Filos hapsedilirken, Teodemire: — Boş yere çırpınıp duruyorsun, sinyorl demişti, Araplar çok kuvvetlidir. Onların önünde İşbiliye ve Garnnta bile dayana- madı. sukut etti, Ben de mağlüp ola eaksın! Teodemir, Pilosun sörlerini hazmedeme- miş, şairin sırtına kirk elli sopa vurdür- duklan sonra, halk arasından uzaklaştır. muştı Teodemir hili Ester'den imdad bekli- yordu. Arap ordusu kara bulut halinde burçların etrafını sarmıştı. Burçlarda sarılı kadınlar uzaktan hey- betli görünüyorlardı amma, erkekler gibi #ürasli ok atamyıorlar ve yaylarını iyi gere- medikleri için, atılan oklar düşman saf- larına erişmeden, boşluklara düşüyorün. Ori - Hoellâlıların «Uzun kule» dedikleri kulenin içinden kaleyi idare eden Teodö- mir, yanma aldığı seçme okçularin müte- madiyen Araplara ok yağdırıyordu. Teodemir: — Bir Arap başı getiren olsa, ona İz- panyanın yarısmı veririm! Diyordu. O hiç bir savaşta Araplarla karşı karşıya gelmemişti. Onlarla döğüş- meyi ve Arapları yere sermeyi çok istediği , burada da uzaktan herp etmeğe küçük mancinıklarin bir bohça attıkları görüldü. Burçların üstünde dolaşan kadınlar bohçayı açtılar ve hep birden: — Ester... Esterin bagt. Diye bağrıştılar. Teodemir kuleden bu gürültüyü işitiyor- du. kadınların bağrışmalarına dayana” beyanı mütalâa ediyor, öyle mi? — Evet, evet... Beraberdik.. Molla bey, bütün paralı insanlar gibi iti- madsızlık gösteriyor... Hem sonra, bir sengin kiz vereceğimiz delikanlı hak- kında tahkikatta bulunmak ne müş- kül şeydir... Bilhassa memleket aşını biri olsa insan büsbütün yanılabilir. Dün, Molla bey, damadında akşam yemeğindeydi. — Yeşilköyde mi? — Evet... Kudret bey, şehrin içinde | oturmaktan hoşlanmıyor... Hep açık- ık, bahçelik yer istiyor... Ben bu âile- den hoşlanmam desem yalan söyle- rim, evlâdım... Oyalamak için, seni de : Arada sırada sokağa çıkurecağım.. Kendilerini ziyaret ederiz. — Hay hay... — Bilkinmelisin, üzerinden bu yi- gin, bitkin hali atmalısın... Gez, de- Yaş, eğlen... Ahvali ruhiyen değişsin... Ha, ne diyordum? Kayın peder Molla bey, damadı Kudret beyle yemek- teymiş. Bütün aliş mecliste hazir bulunuyormuş. O gece gördüğümüz sevat... Aralarında müstakbel damad da var... Eh, artık buna, nişan mera- simi bile denir... Komşu momşu diye araya sıkışıyor amma, delikanlı, ak- raba arasına karıştı... Molla bey de artık itiraz etmemeğe başlamış... Çün- kü delikanlı da hoş... Biliyorsun, ken- disini pek beğendim... Fakrüddem madı... kuleden maygalların arasına fire adı, ve müdafilerin yanına gelince gözlem ri döndü: — Alçaklar. Esteri ele geçirmişler. 28 vallinın başını koparıp bize atmışlar. Dyirek, kesik başı eline aldı. Teodemirin bütün ümidleri bir anda sö- müvermişti. Ester nasıl olmuş ta Arapların eline düşmüştü. Bu kadar eki ve geylan bir kadı rık'ı elde etmeğe çalışırken, kendi tehlikeye düşeceğini hiç te hesaba mayışı maydı? Burçşlardaki müdafilerin de ümid ve ce- muşta, Onlar ». meler um- Hoellâyı de- Mia kurta den. Vu Tüm ae muyorlardı! Ester y Or ğü, bütün İspanyayı ve İspan; recak ve müslümanları can Tacaktı Tarık öldükten sonra, Arap ordularının dağılacağını wman Teodemir şaşkın biş arasında dolaşıyordu. J edikleri çıkacak. olacağız. Diye söylenirken, Araplar «Uzun ye tırmanmağa başlamışlardı Yerliler, şehir işinden Teslim olalım.. Araplara karşi Koj sak, kaleyi aldıkları zaman hepimizi tan geçirirler. Diyerek, Teodemiri sıkıştırıyorlardı. Bu emada burçlara &tilan bir okun ucunda, kale kumandanına hitaben yazıl- mış şöyle bir mektup gördüler: «Bizi fazla uğraştırmayın! Kaleyi teslim ederseniz, yalnız Teodemiri esir almakir iktifa edeceğiz. Canını- za, malınıza dokunmıyacağız. İki saste kadar teslim olmadığınız Sal dirde, hepinizi yakacağız ve kılı geçireceğiz.» Teodemir bu satırları okurken titriyor- du. Demek ki, Teodemirin bu kaleye sı- Bındığından Tari da haberi vardı! Göz göre göre düşmana teslim olmak da Kolay bir iş değildi. Halkın taayikı karşısında düşmana tes- Mm olmaktan başka bir şey yapamıyac: Bini anlıyan Teodemir, bir saat güren mü- zakereden sonre: kalenin burçlarma yaz bezler germiş ve bu süretle ok yuğmu- Ku durmuştu. "Teodemir . şehir kapılarının #mrederek kendisi de kadın Arap ordusunu karşılamala hazırlanmıştı, Tarık'ın ordusu o kadar büyük ve kuv- vetliydi ki, kaleyi harben bile o gün ala- bilecekti. Bu suretie şehre girmekle zaytat vermiş olmuyordu. Maamafih kaleye ken- disi girmemiş, kale önünde karar; rarak, Teodemiri çağırmıştı, İspanyol hanedanının son mildafli sa- yılan Teodemir cesur bir adamdı. Tarık'ın buzuruna geldiği zaman, diğer İspanyol aslizadeleri gibi, korkudan ne dudakları çatlamış, ne de dizleri ttremişti, Tarık'a: «— Sizi tebrik ederim, büyük kahraman) Göhretinizi bütün dünya duydu. İspanya gibi, büyük bir devleti yıkmak ve memle- ketimizi baştanbaşa isti etmek - yüz amr'sonru bile - beşeriyet tarihinin kayde- deceği bir hadişedir.# Diyerek dizlerini yere koydu ve boynu- nu eğdi: «— Bize bir köle gibi hizmet etmeğe hba- mm? (Arkası var) Yakında TÜRKÂN HATUN müptelâsı oğlanlar gibi de; canh... Öylelerini severim... A... — Ne var efendim? — Beni dinlemiyorsun! Anlıyorum... w— Affınızı dilerim. — Dinle, dinle... Büyük kayın pe- der, oğlanı nihayet beğenmişti. Amma, bBAlA © şüpheli hali üzerinden git- memşiti. Gerçi tahkikatta bulunmuş. Halinden ! Bankalar, Sühi beyin serveti olduğu» mu söylemişler. Mısır lirası babasıy- muş. Hem gençlik, hepi güzellik, hem tahsil, terbiye, hem de para... Artık Yazla ileri varmasınlar... Çok naz âşık usandırır... Onlar da ileri varmıyacak- Jar... * Bugünler zarfında, nişan me- Tasimini, hattâ nikâhı ilân ederlerse hayrette kalmıyacağım... Havayı kok. Tuyorum da münasebatın iyileştiğini anlıyorum... İşte kızım sana, bir ta i kım dedikodulu havadisler de getir- İ dim.. Sende böyle şeylerle meşgul öL.. İnsan oyalanıyor, Rahibe gibi bir köşeye çekilmişsin... Dünyeda neler oluyor, neler bitiyor! umurunda de 1. Elan başına doğru yürümüş- Jerdi, İhtiyar kadın, ev sahibesini öptü Allaha ısmarladık, Allah rahatlık versin! - dedi, Hidayet de misafirinin olir ti yavrum... (Arkuı var)

Bu sayıdan diğer sayfalar: