3 Mayıs 1935 Tarihli Anadolu Gazetesi Sayfa 6

3 Mayıs 1935 tarihli Anadolu Gazetesi Sayfa 6
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

mia; Müdhiş “ müeyyidi Kite, e) Te (fr.) neglige © Mühre Anadolu'nun Tarihi Tefrikası HATUN Hakan Tefrika No. 39 M. AYHAN le ya! Sana Söyledim Sanıyorum. Ço- cuğumun Adı Da Tuğşad.. Aybey, yaz günü bir ağır yük eltinda kalmış gibi terle- diğini duydu. ie arta” AN ayılıyo: eydim. Dedi, fakat devam edemedi. — Söyle delikanlı, söyle! — Ne söyliyeyim? Göçebeli ğime bağışla! Hem ki benim göçebeliğimde değil, se vin e Kendimi kay. izde pal olurdu? — Niye — Boş MU — Olsun, söylel. Senin se. Han, Hakan değil, “bir çadırın kızı olsaydın.. De- dim ya, bep boş lâkırdı. unuütürsam ve mutlu bans? Genç kadının yüzünde hazin bir gülüş t e edi : n delikanlı! Ben ek Ender a yiğitleri din- — Diledim, dikat hepsi de — Ne güzel söyliyorsun Ay- bey! Fakat ne çare? İçelim mi birer tane daha| ybey ayağa kalktı ine İM yazl ile gide- — korkunç, yavuz Müdür — direktör Müdiranı umur — yönet menler l Müdrike — Müeddeb — edebli, uslu Müessese — kurum (fr.) ine. #itatlo, n ia — esefli — km, etkin yi el ant e üessirat — ei ler zik — kurucu (fr.) fon datenr Müeyyide (kuvvel) — ber. iz Kİ sanctlon ık; iz kanunun kuvvel Bu kanunun ber. 'eyid — berkitmek, sağlamak e) altirmer m k — e aşırı Ç(fr.) extran — tnt) arabo- vw Kİ üfeitlik, lee — bozut- ık G Vi arabozanlı li Müf teris — yırtıcı Möheyya — hazır übim — riya Mühimmat Mühlet — önel — delai Mühmel — savuk, yüzüstü mürted — dövme Mühür yim, Çünkü arkadaşım beni aramağa başlar, Gideceğim yollar da çok uzak.. Genç kadın onu kolundan tattu : var, — Sen benim bir iki gün misafirimsin. Seni bir daha deneyeceğim. Herşeyden evvel bana şunu söyle Birgün gelir, “eni ararsam nerede bulurum? Aybey kederli bir sesle : caksınız ha? bir göçe- Beni arayaca! Ummam!. Hem ben Güzel e yanına yaklaştı; — Katdır bi yi aşımı! gören Aybey gözlerine dik — Söyle, atalar oyurdunu ra başını eğdi ve cevab verdi.. — Seni ni vakit bana Bayrağıma, Hakanıma hıya. net edemem, onlardan ayrı: eyi Ve bunları söylerken, gayri ihtiyari bir hareket ni ka- dını çe arındun İtuttu ve göğ: süni m buluştuğu yerde de e aralık olsaydı, muhak. kak ki, bir kıvılcım çıkacaktı, Dilber kadın birdenbire bir yay gibi gerildi ; — Aybey, Aybey! msi gell Bu yaptığın çok fena. ver, bunu İçe er değil — Delikanlı bir gedire otur. muti iğ ateşten bir topaç gibi oturmuştu. Başı, e bir topaç gibi durmadan di rdu. man dök unutacaksın bunu mi? ir ka- kavemet edemiyecek bir halde idi... Fakat dilber kadın, bir ham- lede ayağa kalktı. Pençereye Göğsü şiddetle inip kal- Yüzü pembeleşmişti, onun öyls bir tacağım! İçimde bir yangın var Rusya'nın Değerli Artistleri Geldile NULL, 3 Mayıs — Baştarafı 1 inci yüzde — rim yan v. ir heyet ve gazeteci:erle daha bie zevat o karşılamışlardır. Vilâyet, Halk partisi, belediye ve Halkevi ile öğretmenler na: mına artietlere yizmiden fazla büket takdim edilmiştir. a İstikbalden çok memnün kalan san'atkârlar; gardan çi: karlarken dışarıda kendilerin! ta- rafından herâretle alkışlahmığ: lar ve kendileri için hazırlan- m misafir are bilin erimez gan imla akademik obüyük tiyatrosu şef ay Steinberg, Moskova akademik büyük ti. yatrosu ikinci direktörü bay anki.. Anazın, gözlerinin önünde bir kadeh daha belirdi — İç yiğit, dedim ya, seh sevilecek bir merdsin. Fakat ben, evli bir kadini. Çöcu gum dâ var, — Çözün — Öyle yal. eni söyledim sahıyorum, Çocuğumun Adı da Tuğşed.. Aybey; — Toğşad, Toğşad! Diye mırıldandı. (1) — Sonu var — (1) Karilerim, bu kadını ve çocuğu Tuğşadı bayali birer vak'a kahramanı sanmasınlar. Bu kadın ve çocuğu birer ha- kikattirler. Neşraki tarihi ve bazı Türk tarihleri, kendilerin- den kısaca bahsederler. şrağa daha izahat verecegim. Arkanov, seçkin e Cumuriyet bayan — Barsova ova, Leningrad opera- sında balet artisti bayan - keman artisti ystrak, Piyano profesörü iborin, pozltor ve st bay Şostakoviç, M va akademik üyük tiyatrosu artistlerinden bay Jadan ve Nortsov, cumu riyet seçkin attistlerinden bey Piregov ve Messerer Bi Dost Söyet Ri ük- sek san rları isle kaldıkları günler içinde dört konser vereeekle, Konser. lerden birinelsi akşam saat da Halkevi salonlerinda verilecektir, Diğer üç serin nerede verileceği, birinci kon- serden sonra kararlaştırılacaktır. Halkevinin salonlar: ve dış kısmı dost Rusya ve Türk bayraklarile üze söslen. migtir. ini medeki o hazırlıklar akşama 4 Armul reti haiz olan bu değerli sanatkârlar beledi mizin misafirleri, © susi dairelerde kalacaklardır. lediye ei vyet Rusya konsolosu, gaze- teciler ve daha bazı sefi ğ Koşu“ ye zati ru sı a bir ziyafeti verilecek” « Bütün İzmir'li! dini akikalar ri lardır... huvalisi At İzmir ve y ve kendilerine höşgel mili Düzeltme ünkt yıdaki si şö; ii düyeltiyoruz: » i Mizan ) kareli baki (Tartaç, terazi) 2 — (Teganni etmek ) k) özü şılığına (sayramal tılacaktır. 3 — ( Muganni ) Serap) sözü de kons! — (Tegenni ) b id da kalede 5 — ( Mezak ” Sı sözü de buluna” — (Minval) sözünü iz şısına ( Bak; vecih, tar) lacaktır. Müjde (beşaret) — Muştu, müjde Mükâfat — öden, öndül a görmek — öden e! Möküfr vermek — öden. lemek Mükâleme — konuşu, konuş- ma (fr.) oonversatlon Mükâleme odası — konuşma Sn rloir Kodder — gamlı (fr. m triste ii er olmak — lani M — ağır, yüklü, yükümlü (fr.) impose charge kellefiyet — yüküm (fr.) Mal impositlon, charge Mükemm. Mülâhbam — ane” etleç Mü lâkât — görüşme (fr) entrevu: Mülâki olmak LR et- mek) — buluşmak, kavuş Mülâsık — bitişik, A ülâtale — çakalaşma (fr.) pisisanterie ülâyemet — e umuşak Mülâzim (ikinci li an- lamıra) — asteğmen Mülüzimi evvel — teğmen ik Mülemma — bulaşı! Mülevven — gz iş Mülevvea — pis m Müleyyin — am e) lsxatif, emollien ve > — kal ilin hak — Vk Se a, bi anneXe ülbak miele ola. ma büdceler Mülbukat — bağlantı, ((r.) dependances Mülhem — esinli, Gi a Mülhem olmak — mek Mühim — esin veren Mülh — mülk (T. kö.) (€r.) la propriete Mülkiyet — mülkiyet, (fr.) la Lie Mülteci — sığımk, (fr) re fogie Mülteka — kavuşak, (fr.) çonf luent Mültem:s — arkalı, kayırık, (&r.) sollicit Mümansat ve muhalefet et- mek — dayatmak Mümaselet — benzerlik eşlik Mümesil — benzer, eş, (fr.) semblable Mümeyyiz — ayırtwan Mümkün — imkânlı Mümkün kılmak — imkân. laştırmak slm ram — msik il 1, ei alin faali) — e (e) original Mümtaz (müntehab güzide) — özgünlük, (fr.) originalite Mümtaziyet (güzidelik) inene (£r.) dietinetlon Mümteni — imkânsız ali — uyuşkan, (€r.) accomodant Münacat — yakarış mai — ündeci te si, eyi #roldeu Münafık, . müfsit — arabo- müfsitlik — va ünafıklık, ari eme ünakasa — eketitim, (fe) slm — çatışma, atış ma, in bele Mün'akis — yansıt, (fr.) ref yi Mün'akit bağıtlı, bağıt- lanmış, (fr.) conclu contracte Münakkah — arığ Münasafaten — yarıyarı! 4 Münasebet — 1... uyarlık, içe uk (ie) necessite 2 İlgi 1r.) mi rapport 3 sira, yer ili örnek: i ge teklifin burada biç mün ok, bu öne genin burada hiç uyarlığı gunluğu) yok — Beynel a ilel münasebat nokti zl Dazarından, arsıuluğal kağan bakımından. inasebeti gelince bu mm söylerim, sırası (yeri) gelince bu la söylerim. Müni — sırası li Salak almak, uygun düşmek, elverme! Münasebetli münasebetsiz — yerli yersiz, sıralı sırasız, uyar uy a tout propos at — bozuşmak, ilgi kesmek, rompre les relatlont Münaslb, muvafık — uygun, yerinde Münusebet getirmek — sını düşürmek, sırasını getme ek Münnsebetile dolayı, 2: 5 Münasib su can d'une façon eşim avebe — iner alternatlon Münavebeten — sıra ile (fr.) a tour de role m niza — Le (ir.) etmek — etmek, (fr.) se di: Münbit, kamil — bitek, en ni rtile yrlmünbit — çerek, (fr.) improductif, sterile Müncemi üncemid — donmuş Müncer olm varm Mündericat — içindekiler Müneccim — yıldızbakan Münevver — aydın, (fr.) eclelre ayrı, bek teker, erilden — ayrı, birer birer, kendi başına başına, EN teker (£r.) iso adla; beklerdi — (fr.) vacant, vacances Münhal, münbalât, ve ga münhalât — erimezler, te) Va nhani — ii lie) — salt gisi rpg açık, erirler, ingiz, çökek, Gesi ünedin — za Münvhezim mn Çtr.) mise en le te Münhezim etmek — bozgu- um bozmak (fr.) ttze en derov'9 e, Müntehi olmak — çıkmak Müntehir — ölür İm — öçalen guc Müphemiyet — örtü Müptedi — acımı Ha düşkü” g g2 olmak — olmak, uğramak, yek ila — Daruşme Mürahik — Erişik. Mürai (Riyakâr) — (£r.) Hypoerite. Mürailik (riya, ri: ikiyüzlülük, (fr.) El Mürebbi — Egil

Bu sayıdan diğer sayfalar: