13 Mayıs 1937 Tarihli Anadolu Gazetesi Sayfa 6

13 Mayıs 1937 tarihli Anadolu Gazetesi Sayfa 6
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

a L a ada z İi e Şayfa 6 Numara — 14 'Mechul korsan, bütün Venediği Do- — 'kayı ve yaver;nı aldatmıştı. Y,akaı__ Hanan,kendisi değildi. O Kiyaranın yanında idi. Kiyara, büuhran geçiriyordu. *Sevdiği cerkeği, kendi düşmanma teslim etmiş bir ikadın azabı ile'kıvranıyordu. — Bu ne felâket Rorzita, 'bu ne müdhiş facial, O, Doka gibi zalim ve gaddar bir hü- — kümdarın eline düşünce, onu, Venediğin korkunç ve müdhiş zındanlarından kimse kurtara: mez, Buna ben sebep oldum. Rozita, —yanıbaşında diz gçökmüştü: — Fakat Sinorina, siz bunu istiyerek yapmadınız. Talih ona böyle bir akıbet hazırla- miş imiş. Sizin de böyle bir ıstıraba sürüklenmekliğiniz mu- kaddermiş.. — Sus Rozita, sus mukad- deratın hazırladığını kolaylaş- tıran ben değil miyim?. Eğer ben, o sarı gülü koymasaydım, böyle bir facia olmazdı.. Kal- bim sancıyor Rozital.. Nefes alamıyorum.. Venedikli dilberin yüzü sap- sarı idi. Gözleri, silik, bir rü- ya içinde dalmış gibi idi.. Aşkın daha ilk doğduğu gün de, başınâ bir yıldırım düş- müş gibi idi. Birdenbire kapı — vuruldu.. Biribirine baktılar. Kiyara, doğruldu ve kendisini topla- mak isedi, Kapı tekrar vuruldu. Rozita kapıyı açtı ve geri çe- kilerek: — Siz kimsiniz? Dedi. Kiyara, kapıdaki şahsı görmüyordu.. Fakat tatlı bir erkek sesi duyuldu: — -Sinorinaya söyleyiniz. Sarı gülün verdiği emirle geldim, beni kabul buyursunlar. Kiyara, sendeler gibi oldu ve sonra kapıya doğru koştu. Onu görmüştü. Fakat bu demin saray dibinde yakalanan genç değildi. Kapıda, geniş kenarlı şapkasını elinde tutan, Şöval- — yeler gibi giyinmiş kumral, uzun saçları ortadan taranmış ve bukle halinde omuzlarına düşmüş, güzel bir genç duru- yordu. İnce kaşlarının altındaki iri, açık elâ gözlerini kendi- sine dikmişti. Kırmızı dudak- ları tatlı bir. tebessümle açıl- mıştı.. Kiyara: m Sız -diye kekeledi- siz misiniz!.. Evet, siz olacaksınız! Kıyııı aldanmıyordu. Kapı- daki genç, Meçhul Kursanın ta kendisi idi. — Bendeniz dilber Kiyara.. Kiyara, hayret ve saadet içinde içinde, başının döndü- günü, Yanaklarının kızardığını duydu. Kalbi, o kadar çarpır yordu ki... — Giriniz, buyurunuz.. Ro- zita, sen de etrafa bak kızım. Rozita, bir rüzgâr gibi çe- kilirken, Kiyara, şakaklarını tutarak bir koltuğa doğru yü- rüdü ve başını tekrar kaldırıp ona baktı: O, hakikaten hayalinde ya- şattığı gibi idi: Harikulâde çevik - olduğu anlaşılan bir vücudu vardı. Hareketleri gayet seri, o nis- » bette zarif ve asilâne idi. Ki- eee a '**P*' elile | yara hayranlıl Iı ona bakıyor: du. O da, sandet dolu gözle» rinin bütün temizliği, bütün yakınlığı ve harareti ile ona bakarak yaklaştı. Kiyara, tit» riyen elini uzattı. Meçhul Kor- san eğildi, diz çöktü ve bu güzel, zarif ele sıcak bir buse koydu. — Sizi seviyorum Kiyara!.. Dedi. Kiyara, hâlâ kendini toplıyamamıştı., — Fakat -diye kekeledi » demin yakalanan kimdi?. O da kendisine sizin süsünüzü verdi ve iyi dinleyiniz. Bütün Vene- dik: —Meçhul Korsan yakalandı! Diye bağrıyor. Anlıyamıyo- rum, nedir, o tutulan kimdir? Genç korsan, bembeyaz diş- lerini gösteren bir gülüşle: — ©O -dedi- benim gemimin ikinci kaptanıdır. Fedakâr bir arkadaş olarak, muhtemel hâ. diselere karşı bu rolü oyna> mıştır. Şimdi o, belki zından- dadır veya isticvab edilmek üzeredir. Affınızı rica ederek Söyliyebilirim ki, — Venedik Dokalığının tedbirleri, zekâsı, ordusu dâ bu işte çok bece- riksiz ve kabiliyetsizmiş. Maa- mafih, size yaklaşmak - için, dizlerinizin dibinde geçecek dakikaların saadetini kaçırma- mak için, bir Neron gibi, Ve- nediğe ateş bile vermekte te- reddüt etmem Kiyaral... Seni seviyorum.. Sen benim her şeyimsin Kiyaral.. Aşkım, kuv- vetim, varlığım, ümidimsin.. Bana, pencerenizde üç çiçeğin göründüğünü haber verdikleri vakit, üç büyük güneşin kal- bimde doğduğunu gördüm.. Tertemiz bir kalb ile, sana yak- laşabileceğime imanım vardı. Meçhul Korsan, Kiyaranın elini bırakamıyordu. O da gözlerini hafifçe kapamış, tatlı bir musikiyi dinler gibi, onu dinliyordu.. — Beni seviyor musun Ki- yaral.. O çiçek, bir - hakikati mi söylemişti? Kiyara, heyecan içinde idi, Konuşamıyordu. Meçhul Kor- sanın gözlerine de bakamı- yordu, onun — bakışlarındaki derin cazibeye mukavemet ede- miyeceğini anlıyordu. Başını eğdi: —Acele etme, beni sersemle- tiyorsun!. Diye hısıldadı.. Meçhul Kor- san ayağa kalkmış, yanına oturmuştu. — Kiyara, bana bak, güzel gözlerini bana çevir Kiyaral Dilber Venedik kızını kol- larından tuttu.. Kiyara, nefes alamıyordu.. — Niçin bakmıyorsun Ki- yara?.. Yoksa, beni sevmi- yor musun! — Böyle bir şey hatırlama: yın.. Sizi kabul etmiyebilirdim. Halbuki, arkadaşınız tutulunca, ne kadar üzülmüştüm. — Üzüldünüz öyle mi? Be- nim için üzüldünüz.. Bana sa- adet vetiyorsunuz Kiyaral... — Beni dnleyiıı. bir Yunan ıııidı ğ ÜŞ acme ate d l —..M ai ANADOLU Yazan: M. Ayhan Sevişenler, yalnız mesud olduklarını değil, başkasına da saadet verdiklerini düşünerek iki kat mesud olmağı bilme- lidirler. Meçhul Korsan güldü: — Evet, dilber Kiyara!, Bir Türk şairi de şöyle diyor: *Aşkın saadeti içinde hiç bir şey düşünemiyeni mazur görmelidir. Çünkü aşk, Allaha giden bir gaşy yoludur., Kiyara, ona baktı. — Ne güzel söylüyorsun? — Güzel söyliyebilmek için, güzeli seyretmek lâzıradır. Kiyara kıpkırmızı oldu: — Beni şaşırtıyorsun sev- gilim... Meçhul Korsan, saadetten çıldırmış bir halde, Kiyarayı kendine doğru çekti: — Tekrar et ruhum, tekrar et Oo sözü... Ve dudaklarını Kiyaranın dudaklarına yaklaştırdı. Aşkın bu ilk ve mukaddes nişamı, bir dakika iki dudağı yakıp kavurur gibi oldu. — Çılgınlık ediyoruz. Aş- kın verdiği sersemlikle, hiçbir şey düşünmüyoruz. Evvelâ isminizi bilmiyorum. Sonra, ben nişanlıyım. Üçün- cüsü, başımızda tehlikeler do- laşıyor. Meçhul Korsan doğruldu: — Sevgilim -dedi- herşey- den önce şu saray bahçesini ve sahili tetkik buyurunuz. Bakalım birşey görecek misiniz? Kiyara, pencereye doğru gitti. Meçhul Korsan, onun ince, zarif silüetine hayran hayran baktı: — Ne kadar güzel?. Diye mırıldandı. Mesuddu. Bu saadeti, yarıda bırakmıya- caktı. Hayır, Kiyara, başkası- nın olamazdı. Böyle bir haki- kati kat'iyen kabul edemezdi. Kiyara döndü: — Kimse gözükmüyor.. İlk sualime cevap v misin? Genç kız yerine oturdu.. Meçhul Korsan da dizi dibinde ve halının üstünde oturmuştu. — Beni bir müddet için affetmez misin, mazur görmez misin Kiyara!.. Eweli.zo%rk olduğumu bil.. Babam, bir Türktürr. Kiyara başını eğdi: — Halbuki -dedi- sevdiğim erkeğin ismini bilmek ister- dim.. ı'i'l'ıplı—ı tapındığı güneşin ne ol nü a: ak İ ll!u:ı . nlamak - istiyen — Sonu var — TaAmam M semmn Birinci Sınıf Mutahassıs Dr. Demir Ali ları ve elektrik tedavisi İzmir - Birinci beyler sokağı Elhamra Sineması arkasında Telefon : 3479 tirak edecektir, Londra, 12 (A.A.) — Kra- liçe Mary mükellef arabasının içinde Diba elbiseleri dizbağı nişanı ve elmaslarile Norveç kraliçesi Mandın yanında cad- delerden geçerken minnet ve şükran — hislerini hatırlatmak istiyen halk kendisini hara- ret ve şiddetle alkışlamıştır. Onun arkasından gelen kral ve kraliçenin arabası fevkalâde güzel ve müzeyyendi. Yolun iki tarafında biriken halk ara- bayı görünce büyük bir heye- can göstererek kulakları çın- latan ve ardı ârası gelmiyen alkışlarla sevincini ve hüküm- darlara karşı sempatisini iz- har etti. Londra, 12 (A.A) — Saat 10,30 da prensesler kiliseye girerek kralın locasına otur- dukları zaman bütün davetli- ler ayağa kalkmışlardır. Loca- da ilk sırada kilisenin en ya-* kınlarından olan Carl Strat- hoömore oturmakta ve yanında Kont Strathomore ve Kent ve Gloucester düşesleri, Norveç kraliçesi, kraliçe Mary, pren- ses Elizabeth ve Margaret Rome bulunmakta idi. Küçük prensesler gördük- leri mutantan sahnelerin tesiri altında kalmışlardır. Esasen bütün gözlerde heyecan oku nuyordu. Prenses Elizabeth yanındakilere birkaç sual sor- duktan sonra kraliçe Mary'yi takliden programı gözden ge- çirmeğe başladı. Kralın loca- sında bulunan davetlilerin hü- kümdarların gelmesini bekle- dikleri bir sırada küçük Mar- garet ebeveyninin bir an evel kiliseye girmesini istiyerek sa- bırsızlanıyordu. Bir aralık aya- ga kalkarak çenesini locanın kenarına dayadı, bu - suretle yalnız sevimli yüzü görülebi- liyordu. 20 dakika sonra boru ve trampet sesleri hükümdarların kiliseye girdiklerini haber ve- riyordu. Kral ile kraliçe ayak- larmı koro heyetinin şarkıla- rına uydurarak yavaş yavaş kilisenin içinde — ilerilemeğe başladılar. Ve bir an meçhul askerin mezarı önünde durdu- lar. Kral kendi namına meza- rın Üstüne konulmuş — olan Flanda gelinciklerinden yapıl- mış demete şefkatli bir nazarla baktı. Mevzun adımlarla koro heyetine doğru ileriliyen kral günah çıkarma — kürsüsünün önüne oturdu. Her iki yanına birer papaz gelip durdu. Kontes Strathmore de kızı kadar müteessir görünüyor, gözlerini ondan ıyııııııyordıı. Kral kırmızı takyesini çıka rarka dua uulımr hürmet- kâr bir vaziyet takınmıştı. Gü- nah çıkarma merasimi esna- sında kral her fısatta eğilmiş- tir. Kral pek alçak sesle ye- min etti. Koro ilâhiler söylerken her- kes mihraba doğru döndü. Taç giyme merasimi şimdilik heyecanlı bir dini merasim şeklini almış bulunuyordu. Kral ve kraliçenin sol tarafında du- . . Kemalpaşa belediyesinden 1 — Her sene neş'e ile tes'it edilen kasabamız kiraz pa- nayırı 14,15,16 Mayıs 937 günleri olmak üzere üç gündür. 2 — Ziyaretçilerin istirahatlarını temin ve bol kiraz bulma- ları için icab eden tertibat alınmıştır. 3 — Gerek ziyaretçilerin ve gerekse halkın neş'e ve şeta- reti ve güzel vakıt geçirebilmeleri için muhtelif gazinolarda müzik temin edilmiştir. — C Kat DU AM . c ça b Ingiltere Kralı Altıncı Jorj ve Kraliçe Elizabet dün taç giydiler ran papazlar yeşil, kırmışı, beyaz ve altın renklerde dini elbiseler giymişlerdi. Yüksek rütbeli zabitler hü- kümdarların sağında durmuş- lardı. Kraliçenin göğsündeki elmaslar pırıl pırıl parlıyordu. Güzel bir çizgile ortadan ay- rılmış olan siyah saçları genç taravetinden nişan veriyordu. Kral saat 12,32 de başına tacını giymiştir. Taç giyme esnasında mera- simi hoparlörler sayesinde ba- şından sonuna kadar takib etmekte olan halk kütleleri kilise içerisinde bulunanlarla birlikte aynı zamanda: *Allah kralı korusun, diye haykırmıştır. Aym za- manda Vestminsterin çanları bütün kuvvetile çalmağa baş- lamış ve birkaç dakika sonra Kral ve Kraliçenin selâmeti için toplar atılmıştır. Kraliçe tacını saat 12/56 da giymiştir. Saat 13 de kilisedeki âyin henüz bitmemiş olduğu bir sırada alayların ilk kafilesi meydana çıkmış ve avdet et- mek üzere yola koyulmuştur. Kral ve Kraliçe halkın al- kışları arasında kiliseden çık- mışlar ve son günlerdeki şevk ve galeyana şahit olmuş olan kimseleri bile hayrete düşü- recek olan sadakat ve ihlâs tezahürlerine şahit olmuşlardır. Hiçbir erkek, hiçbir kadın, hiçbir. kral ve hiçbir kraliçe kendi mevcudiyetlerini millet- lerine yeniden hasrettikleri ve milletlerinin kendilerine bütün kalblerini verdikleri bu saat- lerde İngiltere kral ve krali- çesinin kazanmış oldukları bu kadar büyük bir muvaffakı- yete bu kadar hararetli bir tezahüre mazhar ve nail olma- mışlardır. İşte dünyanın en büyük ra- simesi bu suretle hitama er- miştir. Tacın kralın başına konul- ması hiç şüphesiz bütün me- rasimin en mühim ve en he- yecan uyandırıcı anı olmuştur. Mihrabın önünde bulunmakta olan başpiskopos Saint Ed- vardın tacımı eline almış ve kralın bir hükümdarın bütün fezailine nail olması için dua etmiştir. Kral Jorjun başına konul: muş olan binlerce mücevher göz kamaştırıcı bir nur şelâ- lesi halinde akisler hasıl edi- yordu. Allah kralı korusun nidası büyük bir uğultu halin- de yükseliyordu. İçten gelen bir vatanperverlikle ve henüz taç giyen bir kralın kulakla- mnın hiç bir zaman işitmemiş olduğu bir sadakat nidası idi. Gümüş borular zafer ahenk- lerini etrafa yaymışlardır. Ma- amafih bu nağmeler halk küt- lelerinin sonu gelmiyen alkış- ları arasında kaybolub - gidi- yordu. Londra, 12 (ALA.) — Hü- kümdar ailelerini taşıyan ara- balardan mürekkep alay sa- raydan hareket ettiği esnada güneş bulutlardan ayrılmış ve hava güzelleşmiştir. Güneş bugünkü şenlikleri aydınlata- caktır. Kral ailesini taşıyan camlı arabaların birinde - bulunan Prenses Margaret ve Elizabeth pek neşeli idiler. Prenseslerin ikisi de beyaz elbiseler giy- ıııler ve ııçhıııımın mııı U N 13 Mayu 937 birer heyaz kordelâ bağlamış: lardır. Prenses ile Loucester düşe — si muşaşa elbiseleri ve bağ — larındaki taçlar ile pek cazib — bir manzara arzetmekte idiler. — Prenses — Royal — yanındâ — Prenses Elizabet ve Margaret olduğu halde kiliseye gir miştir. Kraliçe Mary de Norveç Kraliçesi ile birlikte -kiliseye gelmiştir. Saat 12 de Kral ile Kraliçe kiliselerin çan sesleri arasında arabalarından inmişlerdir. O i aralık askeri bando milli marşt çalmakta idi. Londra, 12 (Radyo) — Saat 12,30 da kral Sa Majeste a — tıncı Jorj, mücevherle murassâ tacı giymiştir. Bu hâdise, bin- - lerce hoparlörlerle ve radyor larla ilân edilmiş, toplar atık mıştır, Taç giyme menııııııri den sonra alay avdete başla- mıştır. Yirmi dört saat süren — yağmurdan sonra güneş mey* dana çıkmış ve şenliklere par- — laklık - vermiştir. Halkın bu — kadar sadık olarak fevkalâde — bir şekilde alkışladığı yegâne kral Sa Majeste 6 ınci Jorjdur: Şimdiye kadar yapılan taç — giyme merasimlerinde bu de- — rece sadıkane ve alâkalı teza- hürat görülmemiştir. Dublin, 12 (A.A.) — Tıç giyme merasimi münasebetile İngiltere aleyhine nümayişler tertibedilmesi hakkındaki kat'i yasağa rağmen nümayişlerde bulunan Irlandalı Cumhuriyet- çiler ile polis arasında dün akşam şiddetli çarpışmalar olmuştur. Bu nümayişlerin hedefi şu suretle muştu: a İngiltere — kralının — Irlanda kralı olarak taç giymesini pro- testo etmek ve derhal Irland — Cumhuriyetinin ilânını taleb eylemek için. | Numıyışe polisin müdahale$' üzerine şehrin birçok yeılr rinde gürültü çıkmış ve çarı pışmalar olmuştur. Mütcaddit yaralı vardır. Irlanda meclisi dün poli$ kordonu altında yeni kanunu esasi prejesinin müzakeresin! yapmıştır. Bu müzakerelert bugün de devam olunacaktır.. Acele satılık değirmen Hali faaliyette yüz yirmi santimlik çift taşlı ve 27 beygirlik İngiliz nasyonal markalı mazotla müteharrik motoru ve bir tuz taşı Ve bir arpa ezme makinesi ve. muafiyet ruhsatnamesini hâ” | iz değirmen acele ve ehvet | fiatle sahbılıktır. İzmirde Kestane puım" da 22 numarada maki ve tornacı Raşid ıııtıy’ müracaat. toplanti ' ilân olun” Guıelyıbdı Recaizade V Selâmet sokakları ile ını'; dut — köşebaşında 4277 M.2 bir arsa ehven A satılıktır. Talipler T. M. C. ret ilân işleri bürosunda Tokaya müracaatları. ; ölkere Bilüüüeme aa / ZP - ee e n a B — OÜS g OA BAA —e

Bu sayıdan diğer sayfalar: