19 Kasım 1937 Tarihli Anadolu Dergisi Sayfa 4

19 Kasım 1937 Tarihli Anadolu Dergisi Sayfa 4
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

4 Yavuz Selım, oğlu Süleyman Kanuninin vilâyet- — ten vilâyete kaldırılmasına müthiş surette kızdı ğ Memlekette - Sultan Cem hâ» © disesi bütün dağdağası ile de. vam edeşken şimdi de. Şehzade Korkudun firarı haberi yayılmıştı. Fakat Karkud her ihtimale karşı evvolâ babasına bir moktub yaz. miş, haçca gitmek için ayuldıu ğını bildirmişti. Buna cevab beke lemeğe lüzum görmeden Akbaş reiş kuraandasındaki gemiye bin- miş ve yanına maiyetinden bir kaç kişi alarak İskenderiyeya gitmişti. O sene Alemşah ök müştü, Padişahlık Korduda kar lacaktı. Fakat onun bu yaptığı neydi? Beyand — sinirlenmişti. Veziriâzam Al paşa'da Padi şâhı mütemadiyen körüklüyordu. Selimin oğlu Süleyman (Ka. — muni) artık büyümüş, valilik ça- fına gelmişti. On beş yaşına gi- ren bir şehşade için valilik bir haktı. Selim babası Beyazıda bir mektub göndererek oğlu için Şibinkarahisar — valiliğini istida etmiş, Padişah bunu muvafhık görmüştü. Zaten Süleyman ye- tişen şeçhzadelerin en zekisi, en kudretlisi ve en gözalıcısı idi. Bu arzu, iradeya tefellük çtti ve genç şehzade tantana ile ye- rTine gelerek işe başladı. Fakat | — bu esnada Selime bir haber- geldi: — Süleymanın Şibinkarabisara tayini şehzade Ahmedi sinirlen - dirdi. Selim bunun sebebini anla. mıştı, Ahmet Süleymanı kıska- nıyordu. Ahmet Amasya vali- siydi. Halbuki Süleygman ona komşu gelmiş ve Ahmedin, ilk fırsatta tahta geçmek üzere yü> rüyeceği İstanbul yolugu kapa- mişti. Ahmet doğrudan doğruya ba- basına yazmadı. Nasıl olsa Ve- ziriâzamla arası iyiydi Ona he- diyelerle bir mektup yolladı. Fakat kendisine bir nevi vezirlik yapan yularkıstı Sinan bey şeh- zade Ahmedin bu hareketini muvafk bulmadı. — Doğru değildir şehzadem, dedi, sen onun amcasışın, ikba- lin için onua biç bir zararı ola. saz.. — Bunu söyledi amma dinlete- — medi. Yavaş yavaş şehzade Ah- — mede meyletmeğe başlıyan Be- — yazıt da Ahmedin Ali paşa va- sıtasile vaki şikâyetini - dinler miş ve: — Dedikodu çıkmasın. İhti- lâf ve nifak baş göstermesin. Diyerek şehzade Söleymanı Şibinkarahisardan — kaldırarak Bou wdâyetine tayin — elmişti. Bu haber şehzade Selime vasıl olunca kâpürdü: — Babam onun için benim ANADOLU Günlük siyasal — gazete Hagdar Ea.n ÖKTEM Umumi neştiyaş ve yazı İşleri müdü. xü: Hamdi Nüzhet ÇANÇAK zraa İDAREHANESİ Temir İkinci Beyler sokağı C, Halk Purtisi binasa içinde Telgiak İzmirz — ANADOLU Tekelogi 2776 » Posta kutusuş 405 Abone şeraiti Yıllığı 1400, alta aylığı 800, Gç aylığı 600 karuştur Yabancı memleketleş için — senelik abone Üereti 27 Hiradır. ANALJOLU MATBAASINDA BASILMIŞTIR. Ye bi dÜ ea oğlumu dilgir ediyor öyle mi? Sırası gelir. Diye bağırdı, çağırdı. Selim: — Biliyorum, diyordu, oğlum Süleyman İstanbula hepimizden daha yakındı. Ahmed ise şehri- yara bir hal olursa Süleyman İştanbula daha evel yetişip dev- leti alır diye korkuyor. Bu haberin hiddeti — benüz yatışmamıştı ki ikinci bir haber daha geldi, çattı. — Şehzade Süleyman Kefe eyaletine kaldırıldı. Bu hâdise Selimi küplere bindirdi: — Rezalet, rezalet, diye ba: rdı, o Ahmedin alacağı olsun. n ona öyle bir oyun, — öyle bir Selimvari oyun oynıyacağım ki tarihte okuyanlar pârmaklarını ışırsınlar. Filhakika Süleymanı Boludan kaldırtan yine Ahmetti. Selim kararını verdi: — Padişah ben olacağım, Hem de babamın ölmesini bek- lemeden!.. Bu tahtta ancak be- nim gibi ona elyak kahraman- lar oturabilir. Ne Beyazıd, ne Ahmet, ne Korkud, ne de hiç bir kimsel, O taht benimdir ve benim hakkımdır.. Süleyman artık Kefe valiliğine geçmişti. Fakat Amasya valisi ileTrabzon valisi arasında büyük bir münaferet başlamıştı. Beyazıd; bu tarihten iki sene evel içkiyi yasak etmişti. Fakat yeniçeriler içkisizliğe tahammül edememişlerdi. Bir gün; İştanbulda Balat ci- varındaki eski yahudi meyhane. lerinin kapıları kırılıyordu.Gemi azıya alan yeniçeriler, ne ferman ne idam dinliyorlardı. — İçki isterizl, Diyerek kıyameti - koparıyor- lardı. Museviler endişe ve heyer can içinde evlerinin bodrum kal larında saklanmışlardı. Boyazıd korkmuştu. Büyük bir ihtilâl çıkar, diye düşünü- yordu. Derhal ikinci bir irade çıktı: — İçki serbösttir. — Sonu var — ağlık bahisleri Dabili hşstalıklar mütehassısımz Doktor M. Şevki Uğur diyor kiz Bağırsak hastalıkları Bugünlerde muayeneye müra- gaat eden hastaların pek çoğu ishallerden ve karın ağrıların- dan şikâyet ed yorlar. Filhakika karın ağrıları, kara- giğer, salra — yolları ve — taşları, apandisit gibi bir çok bas'alık- larda da görülüyor. Fakat has- talarda yaptığım muayene neti- gesinde br bağırsak bozukluğu gördüm. Şurasını söyleyelim ki, barsak bozukluğu hemen her vakit mi- de teşevvüşlerile bergber bu- hugur. Bu bozuklukların yemeklerle alâkası ve münasebeti pek çoktur. Yemeklerin temizliği, ağır ve hafıfliği, mubarriş olup olmadığı gibi sebepler barsak a hasta'ık- lar doğurabilir. Muayyen zamane larda yemek yememenin, lüzu- mundan fazla su içmenin ve ba- z içkilerin ayai zamıgada ye. meklerde fazla kırmızı ve kara büber gibi baharatın, tuzşuların, pastırma ve sucukların - barsak meme hastahklarının tevellüdüy de pek mühim roller eygamak- tadırlar. Hastalarımda da bu vaziyeti tedkik ederek kenilerine lâzım. elen sıhhi tedbirleri anlattım, azım yolunu tahiş edea bu maddeleri kullaamamalarını izah ettim, Sabab, öğle ve akşam yemeklerini — muayyen ve mum tazam saatlerde yimelerini, çok tuzlu, baharatb, ispistolu, turşu, sirkeli yime ve içmelerden da. #ma kendilerini korumalarını an. limın gibi âdi ishaller ufak bir ıedlm ve ilâçla bir iki gün zar fında tedavi - edilebilir. Lâkin ber vakit bu şekilde kalmaz. Yemeklerde uygunsuzluk va dü. zensizlikler devam eden. Tabi hayatı tehdid edecek - şekiller baş göşterir, bastalık müzmia- leşir ve bu pek basit görülen hastahk, tablasunu değiştirerek İnsapı ölüme kadar sürüklemiş olur. Yemede ve içmedeki intzam Iıü do ayısile kendai uygun: guz hallere sürükliyerek hayatını ye vücudünü yıpratmamalı, her insan bu hbususta kendine te- rettüb eden vazifeyi bilmeli, inden evel vücudünde tedavi l etmiyen Arızalara sebeb olmamalı, Bunun için de müta- hasşıs bir doktorun öğütlerini almamalıdır. Çeşme_başmda Kız nasıl kaçırılmış? Kuşadası kazasının Davudlar şabiyes nde Hüseyin kizi 13 ya: şında Zehrayı çeşmeden çamaşır yıkad ğı sırada zorla kaçırmağa teşebbüs eden Hasan oğlu Ali, eniştesi Mehmed, kardeşi Hüse- yin, anası Nefise ve hemşiresi Zeynebin mubakemelerine dün Ağrcezada baş anmıştır. Zehra; şuçluların — kollarından — tutarak kend sini sürüklediklerini, istim- dadına bızı kimselerin yetişmesi üzerine buakıb kaçtıklarını söy- kemiştir. Şahit Zeyneb ve diğer bazı şahitler de bu şekilde ifade verdiler. Suçlu'ar, gayri mevkufen mu- hakemelerini istediler, talepleri şeddedild. Gelmiyen şahitlerin Çekbi için muhakeme, başka bir güne bırakıldı. Kocasına bir şey yapmamış! Torbabaın Ertuğrul — mahalle- sinde kocaşı Hüseyini yatağının etçahına gazh bezler koyarak yakmağa teşebbüs etmekle maz- *) mun karısı Cemaziyenin Ağırce- çemesi Ssona - erm Ş, şuçu sabıt olmadığından bera- etine karar verilm ştir. Kadımın kayananası ve kayınbiraderi bile lehinde şahidlik etmişlerdir. Nöbetçi eczahaneler Bu gece Kemeraltında İttihad, Güzel: yalıda Güzelyah, Irgatpazarında Avıt, İkiçeşmelikte İkiçeşmelik, Alsancakta Jozet Jülyen cozane- heri bu gece nöbetçi .czanelerdir. A merika Tombala kumar mıdır?

Tombala oynıyan ön arkada: oynıyan on arkadaş, cürmü meşhud yapılarak mahkemeye verildi “Biz kumarcı değiliz. Toplanan para ile aşu- re glacak, hep birlikte yiyecektik, diyorlar Zarla, kâğıdla kumar ayna- nır ve oyaşyanlar da — meşhud suçlar kanununa göre muhake- me edilir. Tombala — oynamak kumar mıdir, değil midir? — İşte böyle bir hâdisenin cürmü meş- hudu yapılarak; suçluları — yıldı- rım mahkemesine verilmişlerdir. Hâdise hakikaten entresandır. Anylatalım: Çukürçeşme mevkiinde Ka- vaklıpınar caddesinde bir kah- vede toplanan Mahmud, Meh- med, Tahir, Tevfik, Mehmed, Şerif, Fikri, Ali, Şükrü ve Ha- Idun adlarında on arkadaş tom- bala oynarlarken, cürmü meş- hud halinde yakalanınışlardır. Dün suçluların sorguları - ya- pılmiş ve hepsi de: — Biz kumarcı değiliz, tom- Molıkemı huzurunda opucuk Saf bir histen mi doğuyor, haya- sızlıktan mı? Tepecikta peynirci Hüseyini öldürmekten suçlu Bürhaneddin Ağırcezada tenzilen on iki sene ağır hapse mahküm olmuş, met- resi Nazife de beraet etmiştir. Bürhaneddin, metresinin be- rast ettiğini duyunca heyeti hâ- kime ve halk buzurunda sevin cinden hemen Nazifenin üzerine atılmış ve onu hararetle öp- Müştür. İddia makamı; Amerikanvari yapılan bu hareketi hayasızca hareket telâkki ederek bir zabıt varakasile kendisini Ağırceza mahkemesinden, cürmümeşhud nöbetçi mahkemesine vermiştir. Bürhaneddinin geç vakit du- ruşması — yapılmıştır.. Hâkim Ömer Kaya, suçluya: — Sen ne diye böyle bir harekette bulundun? Diye sor muş, suçlu hiç tavrını bozmı- yarak: —— Ben şehvet sevkile Naz- feyi öpmedim. Bu kadın benim metresindr. Kendis ni çok se- viyorum. On iki &-. — gibi uzun ve kurtulmaklığıma imkân ol miıyan bir mahkümiyetten sonra muhakkak ki bu kadınla tekrar buluşmak bir hayli zordur. Ve- dalaşmak — kabilinden onu öp: tüm. Bundan ne çıkar. Yabancı bir kadın değil ya? N.hayet şevgilimdir. Demiştir. Şabidler dinlendikten sonra suçlu Bürhaneddinin hakkında on iki sene gibi ağır bir hapis kararı telbim edilirken yeis ve teessüründen Nazifeyi öpmesinin yuhi ve iradi br hâdise olup olmadığının bir kcre de doktor tarafından tesbitine lüzum görü- lerek dürüşma — bügüne - talik olunmuştur. Alsancak cinayeti Alsancakta bakkal Sukı va metresi Sabihayı öldürmekle maz- gun Niyazi oğlu Şükrünün mw hakemesine Ağırçezada — devam, edilmiştir. İstanbulda Bakırköy - te yıırdundıkı mazuun — Şikrü, mire döndüğü ve dünkü celsede Lızır bulunduğu halde müşahe- deye ait rapor gelmemişti. Mu- bakeme, başka bir güne bıra- | kildi. bala ile kumar oynanmaz. On arkadaş toplandık, beşer kuruşa tomba oynadık. Toplanan para ile iki kâse aşure alacak, biri- sini çinko, ötekini de tombala yapacaktık. Oyunda kim kaza- nırsa kazansın, gene hep - bir- likte aşureleri yiyecektik! Aşure. sine tombala çekmek te kumar- cılık sayılır mı? Dinlenca zabıta memurları, hâdiseyi —anlatmakla — beraber tombala oyununun da — ruhsat- nameye bağlı olduğunu ve ruh- satsız oynanan tombalanın —ku- mar sayılacağını söylemişlerdir. Hâkim Ömer Kaya; ruhsat- name hususunun vilâyetten — so- rulmasına karar vererek duruş- mayı bugüne talik etmiştir. Hafta tatiline riayet etmiyen kahveci Mehmet Belediye memurları ben yok iken zabıt tanzim etmişler diyor Dün ikinci sulbceza mahke: mesinde dikkate şayan bir da- vanın duruşması yapılmıştır. Hâ, disenin mahiyeti, Mehmet adın- da bir kahvecinin ruhsatanamesi olmadığı halda hafta tatili ka. nununa aykırı olarak kahvesini açık bulundurmasıdır. Okunan kâğıtlardan anlaşıldı- ğına göre, Tilkilikte kahveci B, Mehmedin Pazar günü kahvesini açık bulundurduğa görülmüş ve ikt memur rubsataame istemişso de, ibraz edilememiş va hakkın- da yapılan zabıt - varakasını da imzadan istinkâf — ettiğinden o yolda meşruhat verilmiştir. Bu sebepten mahkemeye ve- rilen suçlu Mehmet; dün yapılan duruşması şırasında dedi kiz — Bay hâkim; bu zabıt va- rakası benim kahvebanede ha- maır bulunmadığım bir sırada ya- pılmıştir. Ben hükümet memur- larına karşı gelecek bir adam gdeğilim.. Nihayet dağ başında değil, medent bi şehir içinde aşıyorum.. İmzadan istinkâf çt- tiğime dair yazılan şerh; kat'iyen hilâfı hakikattir. Ve ozaman 48, şimdi de 51 numaraya kayıtl iki belediye memuru şahid olarak dinlendi. İkisi de müttefikan: — Kahve açıktı. Hatta içeri- de müşteriler de vardı. Ocak ta yanıyordu. Kahveci Mehmed de orada hazırdı. Fakat zabti. im- zalamadı. Hâkim Naci Erek — Madem ki, kahvede müşte- riler olduğunu — söylüyorsunuz, adaletin tecellisi için bu zabtı müıleulerdcu bir veya ikisine || imza ettirseydiniz. daha iyi ol- maz a idi?. — © vakit daha sağlam olur- du amma; halk mahkemelere 'gidib, gelmekten — korktukları için zabta imza koymuyor. — Onun kolayı var. İmza koymasalar bile, hazır bulunan- lardan iki kişinin isimlerini öğre- Bip zabla işaret edebilirdiniz ve mahkeme de o isim ve adres Üzerine şahidleri celbedebilirdi? — Doğru, fakat aklımıza gel- Matbuatı Brüksel konferansın. dan birşey beklemiyqşu Nevyork, 18 (Radyo) — Ame- rika matbuatı; Brükselde top- lanan 9 lar konferansı etrafında - uzun makaleler yazmakta va b — konferansa iştirak eden devlet- — ler de birlik olmadığından, Çin- Japon ihtilâfinin — halledilemiye» ceğini ileri sürmektedir. Gazeteler, İngiltere ile Amo- rikanın, elele vermek - suretile Çindeki meofaatlerini koruma- larını ve konferanstan — bir beklememeleri lâzımgeldiğini ilâr — ve ediyorlar. .—m İnciraltında Başçavuşu tahkir etmişler Jandarma başçavuşu B. Sılıl İnciraltı mevkünde tahkir edil- miştir. B. Sami, gece yarısı İni ciraltı mevkünc “giden iki umu- mi kadınla iki erkeğin m lerini tesbite kalkışmış, kadım ların yanında bulunan M kendişini tahkir etmişlerdir. Bu iki şahıs, dün meşbud — suçlar — kanununa göre mahkemeye ver rilmiştir. Menemen Belediyesi açtığı dax vayı kazandı Menemen, 17 ( Husust ) — Belediye tarafından mezarhk yar pılmak - üzere Maliyoden ” alınan” vakıf çayır, tahsisat n sanlığı gasebile şi: ııı& mezarlığa çevirilemi bu — yüzden Maliye rhn&ç— aleyhine dava açarak belediyeyi mahküm etmişti. u Bunun üzerine belediyemiz, davayı temyiz etmiş ve mürafsa neticesinde belediye reisi Bay İdrisin, temyiz mahkemesi nez dinde dermeyan eylediği se- bepler musip görül - Tem- yE “ mahkemtl aa Şulh hukuk mahkemesinin bele- diye aleyhine verdiği kararı ını— fakla nakzeylemiştir. — Hâdise sırasında mevcud müşterilerden hiç bir tanıdığınız yok muği / ü 4 M *K — Garson vardı, bir de bir — #ren memuru çay içiyordu amma adını bilmiyoruz. Suçluya soruldu: — Garsonun adı ne?, — Süleyman, şimdi Abdüt kadir paşa kahvesinde garsonı Hâkim kararı tefhim etti; — Garson Süleymanın celbinç — ve kendisinden böyle bir zabıt varakası tanzim edilip edilme- diğinin ve kahveye ayni günde memurların gelip gelmediğinin ve o sırada bir tren memuru- nun mevcud. olup - olmadığının ve mevcud ise, gerek bu memu- rün ve gerekse diğer eşhasın kimler olduğunun ve - suçluya zaptı imza etmesi teklif olunup olunmadığının ve istinkğf edip etmediğinin sorulmasına karar n Rumi - 1353 Toştinisani 6 Arabi - 1356 Ramazan 15 öm

Aynı gün çıkan diğer gazeteler