24 Mart 1944 Tarihli Büyük Doğu Dergisi Sayfa 12

24 Mart 1944 tarihli Büyük Doğu Dergisi Sayfa 12
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

Jnlkı dp Cemiyet Selânikte çalışmaya baş- lâmıştı; bünun bütün Rümeli vilâyet- lerinde, sancak ve önemli kaza iör- kezlerinde birer şubesini açmak lâ- zımdı. Hatırımda iyi kaldıysa, ilkin Manastırdan Enveri getirttik. Enver, o havalide çetelerin takibinde büyük ün kazanmış, başarıları ile temayüz ederek binbaşı bile olmuştu. Üsküpten Galip paşayı (İstanbul Po- lis müdürlüğünde, Muhafızlığında bu- lunmuştur), Necip Drâgâayı, Kılkış (Kavâdar) dân Şevki Aliyi, şuradân, buradan, tanınan ve köndisine İnânıs lan birkaç sağlam arkadaşı Stlâniğe çağırdılar; bünlâr yeninle Cemiyete alındıktan sonrâ, bülündükları yerlerde birer şube açmaya memur edildiler. Böylelikle Edirne vilâyeti hududileğ Arnavutluk sınırına kadar olan yer- lerin hemen hepsinde birer şube ku- rulmuş bulunuyordu. Üçüncü Ordu Müşürü Hacı Hayri Paşayı Edirnede Il nci ordu kurmay başkanı iken görmüştüm. O vakit liva (tuğgeneral) rütbesindeydi ; ben de askeri rüşdiyesinin üçüncü sınıf talebe- siydim (1306). Topçu mülâzımı Bağ- dâtlı Hakkı âdındâ bir âlçak, âskeri idâdisi talebesinden bâzılârını kirletmiş buna büyük yaştaki talebeden bir kısmi da katışmış. Bu lekeli gençler- den bir kısmını yirmişer değnekle kurmay başkanının ve bizim önümüzde cezalandırdıktan sonra, alaya, küçük yaştakileri sanayi taburuna, öteki kar- makarışık olanları da, formalarını, püsküllerini, düğmelerini sökerek ev- lerine gönderdiler. Bu kötü vakayı bugün de acı acı hatırlıyorum. Müşür Hacı Hayri Paşa çok doğru, çok çalışkan bir zattı; dindardı; hali- feye bağlıydı. Yapı işlerine merakı vardı. Devlet hazinesine yük olmadan askerlerin muhtaç oldukları binaları yaptırmağa çalışırdı. Topçu liva mer- kezi olan Tophane binasını, tütün rejisinin Selânik başmüdürü olan İsken- der Melhamenin verdiği paralarla yap- tırdı. Müşürlüğe yaraşır bir bina, piyade taburlarını barındıracak bir kışla yoktu. Müşürlük dairesi (Beyaz kule) de 17 nci Nizamiye fırkasının bulunduğu binanın bir yanına yerleş- mişti. Hayri Paşa, iânelerle, Yalılar 12 İY / İ ayatımızdan cihetinde sıfâ sira (paviyon), orta yerine de, önde büyük ve yüksek bir #iüşürlük dairesi yaptırdı. Ben Paristen, Kıbrısta muhabir Etem Sâfi delâletile Mısırdân gölen (evrakı muzırre)yi dağıtırken, birer ta- nesini, Beyaz kule tevkifhanesine me- mur yüzbaşı Hüseyin Rıza - ki 1914 - 18 harbinde Şark cephesinde kaybolmuş- tur - adında bir arkadaşıma da verir- dim. O, ecnebi devletlerin (ajan) ları tarafından yapılan şikâyet üzerine Beyaz kuleye hapsedilen İhsan adında genç bir #mülâzımada verirmiş. Bu genç, Divâni hârpçe galiba bir buçuk j N Keçe külâhlı Hürriyetçiler s&ne hapse mahküm edildiği için Top- hanedeki hapishaneye kaldırılmıştı. Bir gün Müşür beni çağırdı. Peygam- bere kötü sözlerle dil uzattığı için Tophanede mahpus bulunan - adını unuttuğum - bir tabur kâtibinin, Mabe- yin Başkâtipliğine çekmek istediği bir telgrafı uzattı: «Bunu şifrele de Ma- beyne çekelim» dedi. Telgrafı okuyunca işi anladım: İhsan, bu adamla birlikte bulunduğu için ona bazı şeyler söylemiş olacaktı. İşi ka- patmak lâzımdı. Şöyle bir şifre yazdım: Mebeyni Humayunu Cenabı Mülükâne Başkitabeti Celilesine «Peygamberimiz Efendimiz hakkında küfrâmiz tefevvühatta bulunduğundan dolayı Divanı harpçe mahküm edilen Tophanede mevkuf tabur kâtibi (...) efendinin Makamı Devletlerine yazdığı telgraf aynen arzolunur, ferman...» Hiç Mabeyin Peygambere küfreden bir adamın telgrafına kıymet verir mi? Cevap çıkmadı. Bir hafta sonra kâtip EM BERİ. Sayfalar KR Kâzım Nami DURU bir telgraf daha yazmış. Onuda Mü- şüre getirdiler... Bunu da aldım; yine Peygambere küfreden adamın telgrafı diye şifreledimi. Mabeyinden yine cevap yök. Herif durur mü? Bu sefer : «Selâ- nikte Zâtı Hazreti Hilâfetpenahi aley- hine çalışan bir cemiyet kurulmuştur. Bu hususta maruzattâ bulunmak üzere İstanbula celbimi istirham ederim» yollu bir ariza yazmış. Müşür Hayri Paşa bu arizayı alınca beni çağırdı: «Bütün paşalara haber ver, erkânı harbiye reisi Hasan beye de söyle, öğleden sonra burada toplansınlar. Şu Tophanedeki herifi de tahtelhıfz getirsinler. Paşaların huzurunda onu istievap edeceğim.» emrini verdi. Paşalar geldi; Müşürün yanına girdiler. Tabur kâtibini getirdiler, onu da içeriye soktum. Yerimde duramı- yordum; içeride neler konuşulduğunu anlamak istiyordum. Bir şey sızar belki diye kapının dibinde duruyor- dum. Bir çeyrek, yirmi dakika sonra ta- bur kâtibi çıktı; getirenlere vererek Tophaneye gönderdim. o Ardından paşalar da çıktı. Müşür beni çağırdı: — Mabeyne yaz: «Filân meseleden dolayı mevkuf bulunan tabur kâtibi falan efendi, aşağıda sureti arzolunan arizayı yazmış. Kendisini çağırttım; paşaların ve erkânıharbiye reisinin huzurunda isticvap ettim: «Bildiğin bir şey varsa bize söyle; iş şayi olmadan ve vakit geçmeden bilelim de ona göre tedbir alalım» dedim. «Hayır, bil- diklerimi yalnız ve yalnız Şevketmaap efendimize arzedeceğim; size bir şey söylemem» dedi. Bunu şimdi şifrele, getir. Bu da gitti; Mabeyin buna da aldır- madı. Tabur kâtibi, Meşrutiyetin ilâ- nındaki umumi affa kadar Tophanede mahpus kaldı. Bu hatıraları hafızamın lütfuna baş- vurarak yazıyorum; onun için bazı isim ve tarihleri hatırlıyamıyorum. Tabur kâtibinin adı neydi? Unutmu- şum. Bu hâdise 1322 yılının sonlarında geçmiş olacak. Osmanlı Hürriyet Cemiyeti, Make- donyanın Selânik, Kosova, Manastır vilâyetlerinde, gün geçtikçe kuvvet- lenme yoluna girdi.

Bu sayıdan diğer sayfalar: