19 Eylül 1936 Tarihli Cumhuriyet Gazetesi Sayfa 7

19 Eylül 1936 tarihli Cumhuriyet Gazetesi Sayfa 7
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

19 Eylul 1936 CUMHURIYET ANNEM! HiKAY HİNDLİ MECZUB Koşar ağrısa başım, Pişirir yoksa açım!.. En candan arkadaşım Benim evde annedir!.. Bakar, btkmaz yüzümden, Çıkmaz asla »özümden!.. Annem anlar gözümden Benim dileğim nedir!.. * Bak, yazın sıcağında, Kışın karlı dağtnda, Yılmadan kucağında Büyüttü kaç senedir!., * Büyüsek te, bir keder Duyanak bir gün eğer, Sığınacağımız yer O koldur, o sinedir!.. O emdirdi sütünü Bana tanrının günii!.. Dinliyorum »özünü: öğüdü hazinedir!.. lşte biiyüdük artık Kendimizi kurtardık!.. En kıymetli bir varlik Bize gene annedir!.. MEMLCKETLEKK İFAYDALI BİIGÎLER [ Yeldeğirmenlerile elektrik istihsali Grahan Stanton isminde Yeni Z e " landalı bir mühendis yerden altı yüz metro yüksekliğinde bir kule inşa etmek tasavvurundadır. Bu kulenin şekli tıpkı bir yel değirmenine benziyecektir. Altı yüz metro yükseklikte tabiatile rüzgâr mütemadiyen eseceğine göre rüzgârın kulede ÇOCUKLAF^. Raif Duru henüz otuz iki otuz üç yaşmda bir genc olduğu halde bütün dünya arkeologlan, antikacılık âlimleri arasında parmakla gösterilen bir şahsiyetti. Bizim Boğazköy ve dığer taraflardaki kazılarda büyük bir muvaffakiyet gösterdikten sonra evvelki sene îrana gitmiş, oradan Hindistana geçmişti. Keşmirle civarındaki Türk eserleri hakkında tetkikler yapıyordu. Genc adam mesleğini seviyor ve bu meslek kendisine böyhî orijinal memleketlerde seyahatler temin ettiği için çok memnun oluyordu. Asıl va zifesini bitirdikten sonra Hindistanı baştanaşağı dolaşmak hevesine kapıldı, bir aralık ta yolu ta Tibet hududuna kadar uzattı. Hazır buraya gelmişken eski Hind eserlerini ve esrarlı mabedleri görmeden dönmek istemiyordu. Bilhassa bu civardaki mabedlerin şöhretini hemen hemen Hindistana dair yazılmış bütün kitablarda görmüştü. Hele tesadüfen tanidığı ihtiyar bir fakirin kendisine o zamana kadar kimsenin eline geçmemiş eski bir vesika göstermesi onu adeta sevincden çıldırtacaktı. Çünkü bu vesikada yeralhnda gömülü en eski Hind mabedlerinden birinin sırn tamamile yazılı idi. Raif Duru bu sevincle ihtiyar fakire üç Ingiliz altını bahşiş verdi. Hindli fakir zaten yan dilenerek, yan da mari" fetler gösterme vesilesile topladığı paralarla geçiniyor ve bir mağarada yatıp kalkıyordu. Şimdiye kadar üç îngiliz altmını toplu olarak bir arada görmemişti. Onun için birden gözleri faltaşı gibi açıldı. Fakat bu hareket karşısında genc âlim hiçbir fevkalâdelik duymamış, böyle cömertlik gösterip minnettar bıraktığı bir adamm kendisine düşmanlık ve fenalık edeceğine ihtimal vermemişti. koyuldu. Dev cüsseli Hindli hiddetli hid" detli ileri geri, sağa sola gidip geliyor, aradasırada da okkalı küfürler mınldanıyordu. Adam, birden gürültülü bir kahkaha salıvermişti. Sütunun arkasında yan saklanmı; olmasına rağmen kendisini gör müştü. Hindli anlamıyacağına yüzde yüz e min olduğu için genc âlime karşı bir ta kım tehdidkâr cümleler savurmuştu. Raif oranın şivesini pek kavnyamamakla be raber Hind lisanmın esasını bildiği cihetle bu cümlelerin manasını pek güzel anlamıştı. Onun için derhal cevab verdi: Ben burada bu kıymetli heykeli tetkikle meşgulüm.. Kimseye bir zaranm dokunduğu yok ki!.. Hindlinin yüzünde tuhaf bir şaşkınlıkla birlıkte hayvanî ve vahşiyane bir ifade hasıl oldu. Raif olduğu yerde hiç kıpırdamadan mıhlanmış gibi duruyordu. Dev cüsseli adam köşeye atılmış eski demir çubuklardan birini yakalayıp genc âlime doğru uzatarak onu dövmek, zedelemek istiyordu. Bu sefer Raif onu korkutmak fıkrine düştü: * " Dikkat et, bana dokunma, canına kıyarım! Lâkin Hindli bu tehdide aldırmadı. Onun üzerine Raif, bu adamla rehberi fakirin elbirliği etmiş olduklarını anladı. Hiç şüphesiz fakir, dev cüsseliye kendi sinin üzerinde İngiliz altınlan bulunduğunu ve silâhtan eser olmadığmı anlatmıştı. O halde bu yan deli haydudun hücumlarına başka türlü mukabele etmek çare erini düşünmek lâzımdı. Elindeki demiri sallıya sallıya merdiveni tırmanmak istiyen Hindliyi ilk zamanlarda, etrafta eline geçen küçük bronz heykelleri başma atmak suretile bu hainane teşebbüsünden alıkoyabildi. Fakat dev cüsseli meczub köşedeki demir yığınınm yanında duran geniş kalaslardan birini alıp başının üs tünde kalkan gibi tutarak merdivenleri birer birer çıkmağa başlamıştı. Şu küçük daktiloya bakm, ne şirin, ayni zadanda ne dikkatli değil mi? Bilmeceyi çözenler *T43 L N. R. [merakh şeyler İkizler mektebi Cenubî Amerikada Şıli hükumetinin merkezi Valparezoda, dünyanm hiçbir arafında eşi bulunmıyan bir mekteb var dır. Bu mektebin bir sınıfındaki 31 :alebeden yirmi ikisi ikizdir. Yani ikişer lişer doğmuş on bir çift bu sınıfa düş doğurduğu bu faaliyet elektrik istıhsalıne yarıyacak, mühendisin iddiasına göre bu kuvvet senede 100 milyon kilovat olacaktır. Yeni Zelandadaki Okland şehrini bu suretle aydınlatmıya kalkan mühendis elektrik masrafının orada oturanlar için hemen hemen bedava denecek derecede ucuz olacağını da ileri sürmektedir. Hep" si iyi amma, 600 metro yüksekliğindeki kulenin inşasına az masraf mı gider ve bu masrafı karşılamak için elektrik fiatlan üzerine bir fazlalık koymak icab etmez mi? Acaba saym mühendis bunu düşündüler mi? Çocuk portreleri müşlerdır. Hocalannın söylediğine ba kıhrsa ikizler, diğer talebeden daha ça ışkan ve zeki imişler. Bunun hakikat oup olmadığmı her halde ikiz sahibi ana ve babalar daha iyi bilirler. Motörlü Paten Çimento pistler üzerinde kaymak için ayağa takılan alete, biliyorsunuz, paten derler. Tabiî bunlan sevk ve idare edecek insanın ayaklarındaki kuvvettir. Halbuki Holandalı bir mühendis içinde birer küçük motörü olan yeni bir çeşid paten Hindli fakir, bir taraftan paralan, asIen beyazken kirden lâciverd bir renge girmiş olan yırtık pırtık entarisinin cebine yerleştirmeğe çalışıyor, diğer taraftan da iki kat olmuş bir vaziyette Raif Durunun önünde giderek ona rehberlik ediyordu. Buna karşı alınacak tedbir için Raif Rehber önde, genc âlim arkada vesikaDurunun aklmdan şimşek kadar hızlı bir nın hakkında geniş malumat verdiği yerfikir geçmişti amma, tesiri görülüp görülaltı mabedine girdiler. O.. O.. Burası hakikaten müthiş bir miyeceği, yahud da kendi hayatına mal yerdi. Sayısız sütunlan, muhteşem mih olup olmıyacağı şüpheli idi. O da, meczub Hindli tamamile sahanlıga çıkmadan rablarile göze verdiği azamet kadar ruevvel tam yakınlaştığı sırada kendini kaha da korku ve heyecan saçıyordu. Kıypıp kalasm üstüne koyuvermek, bu suretle mettar madenden yapılmış mabud hey Hindlinin muvazenesini bozmak ve onu kellerinin birçoğu aşmlmış olmakla be yere yuvarlamaktı. Böyle bir anda, düraber bronzdan olanlann hemen hepsi şünüleni hemen yapmaktan başka çare yerliyerinde duruyordu. yoktu. Çünkü vakit geçerse sonu felâket Lâkin Raif Durunun bu mabedde bil olacaktı. Genc âlim plânını muvaffaki hassa gözünü çeken yüksek bir sahan yetle tatbik etti. Evvelâ kalasm üzerine, lıktaki Buda heykeli oldu. O sahanlıga oradan da kenara sıçramıştı. Meczub kenarsız ve parmaklıksız dolambaçlı bir Hindli ise bu sadme ile tekermeker mer merdivenle çıkılıyordu. Sahanlığm etra divenden aşağı yuvarlanmış, kalas ö fında siyah taşlardan kalın kalın sütun tesini berisini zedelemiş ve yan baygın lar vardı. Genc âlim bir hamlede merdi" bir halde uzanmış kalmıştı. venleri ikişer ikişer atlıyarak oraya çıktı Raif koştu. Hemen, kendisini bağla ve bu mühim heykeli tetkike koyuldu. O mak için hazırlanmış ipi yerden aldı ve kadar dalmıstı ki aradan nekadar zaman aklmin tekrar başma gelmesine meydan geçtiğinin bile farkmda değildi. Aşağıda bırakmadan meczub Hindliyi kıskıvrak bir takım patırdılar, gürültüler oluyor, bir hale getirdi. O sırada meczubun suç Raif bu gürültüyü yapanm kendi rehberi ortağı fakir de kapıdan içeri girmiş, genc Hindli fakir olduğuna dair sağlam bir âlimin işinin tamam olup olmadığmı ankanaatle hiç aldırmıyordu. Bir aralık ka lamak istiyordu. Gördüğü vaziyet ise tahranlık zemine doğru göz ucile baktı. mininin büsbütün tersine bir manzara idi. Hindli fakirden eser göremedi. Bilâkis O zaman birden dönüp kaçmak istedi. onun yerine gene zayıf olmakla beraber Fakat Raif ona imkân vermedi. Meczudehşetli iriyan bir adam gözüne çarptı. bun bağlanıun çözülemiyecek dereced Kendi kendine: sıkı olduğuna emniyet getirdikten sonra Bu da kim acaba? Diye düşündü. Bu şüphe ve tereddüd ona hafif bir korkn da vermişti. Her ihtîmale karşı sütunlardan birini siper alarak yabancının harektini dikkatle tetkike fakiri yakasından yakalayıp en yakın İngiliz askerî karakoluna kadar götürdü. Oradan gelen askerler bağlı meczubu da tevkif ettiler. Her ikisi üçer sene hapse mahkum oldular. Bilmeceyi doğru çözenlerden bıze fotoğraf gonderenlerin resimlerini bas mıya devam ediyoruz. Fakat burada resmi çıkmak mutlaka hediye kazanmış olmaklığa delâlet etmez. Mükâfat kazananların isimleri her ayın ilk hafta sında neşrolunan büyük listeye yazılır. Soldan sağa sıra ile: 1 Haydarpaşa İbrahimağa mahal lesi No. 1 Melâhat Halid. 2 Kırklareli postahane caddesi No. 28 Sadiye Vural. 3 Adapazarı Büyük Gazi ilk okul 139 Sükuf Akalm. 4 Eskişehır Unpazarı Paşa mahal lesi 4 numarada Ali Reşid Güler. 5 Beyazıd Bozdoğankemeri caddesi No. 29 Vasıl. 6 Beyazıd Bozdoğankemerı caddesi No. 29 Lütıkof. 7 Yozgad Cumhuriyet ilk okulu Vahid Türköz. 8 Ceyhanda elbiseci Rifat oğlu Yaşar Atınç. 9 İstanbul Atikalipaşa Hamam so kağı No. 1 Sadiye. 10 Bozkurt Cumhuriyet ilk okul 106 Gültekın. 11 Keşan gümrük muhafaza mın taka memuru oğlu Aziz Bayraktar. 12 Sakarya ilk okulu 211 Umud Ulusay. 13 Silifkede tüccar Sabit oğlu Ömer Bal. 14 Rize orta okul İbrahim. 15 İzmit Necatıbey okulu Neclâ. Bursada operatör Ekremin kızı Inci Eylul öulmacası ( Jimnastik Iskemle oyunu Çocuk portreleri icad etmiştir. Bu motörler ayak kuvve tine hiç hacet kalmadan kayıcıları saatte 35 kilometro süratle götürmektedir. Fena bir icad değil, Bundan sonra otomo billerle yanş eden patenli yayalar da gö* receğiz demektir. Resimdekı gibi arkalıksız ve alçak bir iskemle üzerine beliniz tam iskem lenin ortasına gelmek şartıle arka üstü yatınız. Ayaklarımzı ve ellerinizi ser bestçe uzatmız. Ellerinizi yere değdiriniz. Sonra ayaklarımza kardeşinizi, arkadaşmızı ve yahut annenizi, babanızı Demirden caddeler Çoktanberi bazı yerlerde yol yapmakta taş, toprak, zift, çimento yerine katılaştırılmış pamuk, kâğıd ve saire kullanıl maktadır. Fakat caddelere demir döşendiğini işitmemiştik. Amerika gazeteleri nin yazdığma göre Nevyork ile Rochester arasındaki yol dalgah saç levhalan üzerine beton db'şenerek yapılacak ve bunun üstü de çelik levhalarla kaplanacaktıı. Bu iş, belki masrafh olacak amma asırlarca dayanacak ve bir eser meydana çıkarılacak demektir. bastırarak vücudünüzü kırmadan yalnız belinizi bukerek doğrulmıya çalı şınız. Bu hareket bilhassa, karın ve göğusle bütün vücud azası için çok faydalıdır. îlk gunü beş defadan başlıya rak, dördüncü günü yirmiye çıkmız. (Jndan sonra her gün yirmi defa olarak devam ediniz. İzmitte iki şirin kardeş: Gönül ve Arta özdemir Küçüklere yazısız hikâye: Köpeğe ezîyet etmek istiyen çocuğun akıbeti Bu yavrular, ne gibi spor yapma, oyun oynama veya iş görme hareketleri yapıyorlar. Bu parçayı kesip bir kâğıda iliştirerek numaralanna göre cevabla rmızı o kâğıdın üzerine yazıp bize gönderiniz!

Bu sayıdan diğer sayfalar: