13 Mayıs 1937 Tarihli Cumhuriyet Gazetesi Sayfa 3

13 Mayıs 1937 tarihli Cumhuriyet Gazetesi Sayfa 3
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

13 Mayıs 1937 CUMHUR1YET SON TELEFON HABERLER... TELGRAF v« TELSiZLE Hâdiseier arasında İhtilâl epidemisi üyük İspanyol miitefekkiri ve romancısı Migel dö Unamuno, ölmeden evvel, bu İspanya ihtilâlinin yıllarca süreceğini tahmin etmişti. İspanyol kanının içinde yüzen istidadları herkesten iyi bilen bu muharriri haklı çıkarmak için, kavga eden iki taraf ta ellerin den geleni yapıyorlar, yani hiçbir şey yaparnıyorlar. Anlaşılıyor ki harb ilâhı, îspanyol kar.ının son damlasma susamıştır ve Pirene dağlarından Akdeniz kıyılanna kadar İspanya top raklannı bomboş bırakmak için son adamın son nefesine göz koymuştur. Çare? Müdahale, harb demektir; ademi müdahale ise koskoca bir Avrupa milletinin intihanna göz yummak oluyor. Şimdiden İspanya etrafına çekilen bitaraflık seddi, büyük yangın duvarlan gibi, ateşin etrr.fa sirayetini menetmek içindir. Fakat harbden korkan milletler, onun daha beteri olan ihtilâllerin, bu İspanya misalile epidemik bir hal alabileceğine inanmış görünmüyorlar. Halbuki tarih bize ihtilâllerin harb • lerden daha sari olduğunu söylüyor ve bu neviden bir ihtilâl gibi bir milleti son damla kanına kadar boğuş mağa sürükliyen bir harb kaydetmi • yor. Sulh taraftan görünüp te «evvelâ ihtilâl!» parolasını dillerinden düşür • miyen politikalar, muzaffer olduğu gün, korkulan dünya harbi yerine öyle bir dünya ihtilâli patlak verebi lir ki yeryüzünde insan zürriyetini kurutur ve ebedî sulhun ancak ö lümle kabil olabileceği vehmini, korkunc bir sessizlik içinde kâinata ilân Bask milisleri büyük zayiata uğruyorlar Japonyanın da General Franco hükumetini tanıdığına dair verilen haber teeyyüd etmedi Guernica 12 (A.A.) Asi kuvvetleri dün ileri hareketlerine devam ederek kesif bir topçu ve tayyare hazırlığından sonra Lorrebezua ve Bilbao müdafaasının merkez bürcü olan Goldacano vadilerine hâkim bulunan Vizcargui dağ silsilesini zaptetmişlerdir. Asilerin yeni mevzüeri Amoredietas'ı doğrudan doğruya tehdid etmektedir. General Mola, Bask cephesindeki harekâtı bizzat idare etmektedir. Cumhuriyetçiler, büyük zayiat vermişlerdir. Söylendiğine göre, 1000 kişi ölmüş ve 2500 kişi yaralanmıştır. sanî yardımlarda bulunmak teşebbüsüne Belçika hükumetinin de iştirake amade bulunduğunun alâkadar devlet lere iblâğı hususunda Hariciye Nazırına mezuniyet vermiştir. Ziraat bankası kanunu dün de müzakere edildi Muhtelif hatiblerin tenkidlerine Maliye ve Iktısad Vekilleri cevab verdiler [Baştaraft 1 inci sahifede] nunda tadad edilmesini doğru bulma makta idi. Mümtaz Ekmen, encümen namına iza hat verirken buna şu misali de ekledi: « Yirmi sene evvel Adliye Nezarelı bıyığmı tıraş etmiştir diye bir hâkimi tekaüde sevketmiştir.» meclisi idaresi bulunduğunu, hükumetten bahsetmek istememekle beraber elbetteki millet ve memleket meselelerinde görüş leri olduğunu ve bütün bunlar bir arada göze alınınca bu salâhiyetle teçhiz et mekten fayda hasıl olacağını anlattı. Halil Menteş, tekrar söz aldı. Ezcümle dedi ki: « Değerli Vekilin mütalealanna tamamen iştirak ederim. Hükumete, müdiriyeti umumiyeye ve teşekküle emniye tim vardır. Fakat, kanun bugün için yapılmıyor. Ve tadil edilinciye kadar bankanın faaliyetinde hâkim olacaktır. Plâsmana bankanın şereBni tehlikeye koya cak bir genişleme verilmesi yolunda Millet Meclisi azasından birinin temenni izhar etmesi zannederim yerindedir. Bundan sonra madde kabul edildi. Ve diğer maddelerin müzakeresine geçildi. Faiz meselesinde Hüsnü Çiftçi (Muğla) söz alarak geçen celsede izhar ettiği mütaleaya temasla o zaman yüzde dört faiz tesbitini istediğini, fakat sonradan yaptığı tetkiklerle yüzde altı faizin mu vafık olacağı neticesine vardığını, faiz haddınin bu miktara indirilmesinin ban kaya bir yük teşkil etmiyeceğini söyledi. Ziraat Bankası Umum Müdürü Kemal Zaim tekrar izahat verdi. 9 milyon liraya yakın tevdiat hesabından yatınlmış ikrazat olduğunu, bankanın bu tevdiata karşı yüzde altı faiz deruhde ettiğini, binaenaleyh faiz miktarının bu miktarda tesbitine maddeten imkân olmadığını söyledi. Hüsnü Kitabcı, bundan tevellüd edecek zararın hükumetin malî yardımlarile kapatılabileceği mütaleasmda bulundu. Halil Menteş, Ziraat Bankası Umum Müdürünün sözlerini ele alarak birinci derecede gözetilecek işin ziraî kalkınma olduğunu, hükumetin geniş kredilerle ziraî sahaya para yatırmağa hazırlandığını, bu paranın mühim bir kısmile Ziraat Bankasının sermayesi takviye edilse, zürraın tesis masraflarını karşılıyacak uzun vadeli krediler açılması mümkün ve muvafık olacağını söyledi. İHEM NALINA MIHINA Şilep alalım azetemizin bugünkü dahilî haberler kısmmda deniz ticaretimizi çok alâkadar eden iyi bir haber okuyacaksınız. Son zamanlarda, Türk vapurcuları Avrupadan gemi alamıyorlardı. Bunun iki sebebi vardı: Birincisi hükumet, 15 senelikten eski vapur alınmasına müsaade etmiyordu. 15 yaşına kadar olan gemilerse çok pa halıydı. Çünkü 10 15 yıl önce yapıl mış gemiler, yeni demektir. Vapur kum • panyalan ve armatörler ellerindeki ge mileri en az 20 yaşına gelmedikçe, sat mak istemezler. İkinci sebeb de döviz müşkülâtıydı. Hükumet, vapur almak istiyenlerin harice döviz çıkarmalarına müsaade etmediği gibi, armatörlerin memleket haricinde toplanan dövizlerle vapur satın almalan da imkânsızdı. Çünkü, bu paarlann memlekete getirilmesi mecburiydi. Şimdi, hükumet bu iki küçlüğü orta dan kaldırmaktadır. 15 yaş yerine, 20, belki de 22 senelik gemiler satın alınmasına müsaade edileceği gibi dışarıda toplanan dövizlerle vapur alınmasına da müsaade olunacaktır. Bu yeni karar, şileplerimizi ve deniz ticaretimizi artırmak için çok iyi bir tedbirdir; fakat, fikrimizce, kâfi değildir. Denizyolları İşletme idaresi de şilep satın almalıdır. Çünkü Başvekil îsmet înönünün son İzmir seyahatinde almması mevzuu bahsedilmiş olan bu şileplerin bir an evvel devlet deniz ticaret filosuna iltihakı, Denizyollan idaresinin bütçesini dü • zeltecek, hatta ona mühim kârlar bıraka» caktır. Bu şileplerle kömür havzasının kömürlerini, buğdaylanmızı ve sair büyük mikyastaki ihracatımızı yapabiîiriz. Bu şi leplerle memlekete gelen birçok ithalât eşyasını taşıyabiliriz. Meselâ, Karabük fabrikası yapılırken onun ağır demir malzemesini ve fabrika yapıldıktan sonra da muhtac olduğu ham demiri nakletmek için bu şileplerden istifade ederiz. Böy lece, ihracat ve ithalât için ecnebi kum panyalarına verdiğimiz navlunlardan kurtulmuş oluruz. Şilepçilikte Türk arma torlerine de, Devlet Denizyollan idare sine de iş vardır. Şilep almak için Avrupaya verilecet dövizler, ecnebi vapurlanna verdiğimiz navlunlar bizde kalacağı için, birkaç sene içinde, kolayca ödenmiş olacaktır. Bu işin kân meydanda olduğuna göre, muhterem İktısad Vekilimizin, bir an evvel, şilep satın almması hususundaki temennilerimizi nazan dikkate alacaklarından şüphe etmiyoruz. Japonya Franco hükumetini tanıdı mt? Lisbonne 12 (A.A.) Japonyanın Franco hükumetini tanıdığı bildiril mektedir. Ziraat Bankası kanununun müzakeresi Bundan sonra Ziraat Bankası kanun lâyihasının müzakeresine devam edildi. Sırrı Day, bu lâyihada çok defa teker rür eden nizamname ve statü kelimelerine ilişerek bunun sadece nizamname olarak tashih edilmesi mütaleasmda bulundu. Mümtaz Ekmen ve İktısad Vekâleti siyaset müsteşarı Ali Rıza Törel, bunun statü kalma:ı lehinde söz söylediler. Ve esasen kanunun birinci maddesinde bu tabirin kabul edildiğini zikrettiler Mustafa Şeref, statü kelimesinin kullanılması doğru olmıyacağını, Ziraat Bankasının Mecliste tetkiki ile hazırlanan kendisine has ve müstakil bir kanunla kurulduğunü, ticarî şirketlerin vaziyetinde olmadığını, statü kelimesi ele alınacak olursa statünün nihayet bu kanun olacağını ileri sürdü. Sırrı Yozgad, Ali Rıza Törel, Mustafa Şeref ve Fazıl Ahmed bu mevzu üzerinde söz söylediler. Fazıl Ahmed kanun dili üslubunun en büyük istinadgâhı vuzuh olması lâzımgeldiğini kaydederek evvelemirde statü, nizamname, kanun ve talimatname gibi muayyen mefhumlann muayyen manalarda kullanılması yolunda kat'î bir karar ittihazı lüzumunu ileri sürdü. Münakaşaların neticesinde mad dede geçen statü kelimesi yerine nizam name kelimesinin kullanılması kabul olundu. 17 nci maddede, (Halil Menteş) in bazı noktalar hakkında sorduğu sualler üzerine Ziraat Bankası umumî müdürü Kemal Zaim kürsiye gelerek izahat verdi. Halil Menteş, Ziraat Bankasının teşebbüslere yatırılan paraları mevzuubahs ile kredi için konmuş bir şeyin bu suretle imobilize edilmesini doğru bulmadı ve bankanın sanayie olan iştirakleri sahasında tehlikeli genişlemelere imkân verılmemesini temenni etti. Konuşulan madde aynen kabul olundu. 19 uncu maddede Halil Menteşin, tekrar söz alarak bankanın sermayesini bu gibi işlerde imobilize etmesi muvafık olmadığını, sulama, ırmakları temizleme gibi gerek sıhhî, gerek ziraî cepheden çok mühim olan işlere devlet teşebbüslerile birlikte hususî enerjilerin de teksifi muvafık olacağını tekrarladı, ve sözle rine devam ederek dedi ki: « Meselâ Fransada assosiasyon sendikal denilen hususî mahiyette bir teşebbüs vardır ki bu mevzu üzerinde çalış makla mükelleftir. Devlet hususî bir kanun yapmışhr. Irmak temizleme, batak lık sulama, kanal açma gibi işlerde ihtiyac hasıl olur ve o mıntaka ahalisinin ekseriyeti bir talebde bulunursa Fransa kanunu bu işın halli ıçın o mıntakada bir şırketin teşkilini emreder. Ben, bu vesıleden istifade ederek o assosiasyon sendı kal mevzuunu tetkik edilmesini ve bir kanun halinde Meclise sevkedilmesini tekıf ederim. Emin Sazak (Eskişehir) de söz ala rak banka yardımının ihrac mallanmızı stihsal eden bazı mıntakalara münhasır kalacağı ihtimali üzerinde endişeler izhar etti. Havadis tekzib ediliyor Tokio 12 (A.A.) Japonya Hariciye Nezareti. Japonyanın General Franconun bir ticaret mukavelesi imza etmeBelçika da simal cephesindeki sine mukabil mumaileyhin hükumetini sivil halka yardıma âmade Brüksel 12 (A.A.) Kabine bugün tanıyacağma dair olan haberleri tekzib toplanarak, Biskaye'deki sivil halka in etmektedir. 11 mtltılHf IIIM ımnıııiMinııııniiıııııııııııııııııııııııııınııııııııııım'iKiK"""1 Hatayda Türklere Hindenburg balokarşı yapılan zulüm nunun inf ilâkı Halk mümessilleri tarafaciası fmdan Fransa nezdinde protesto edildi Lâzlciye 12 (Hususî) Hatayda mahallî hükumetin Türklere karşı gösterdiği şiddetli ve adaletsiz hareketler ikı gün evvel halk mümessilleri tarafmdan Fransız makamları nezdinde protesto e dilmişti. Fransız otoritesi halka karşı ya pacağı tecavüzleri menedeceğini söyle • mişti. Halk bu vadin tahakkukunu bek • lemektedir. Atatürk bu münasebetle Hitlere beyanı taziyet etti Ankara 12 (Telefonla) Hindenbourg balonunun felâkete uğraması münasebetile Reisicumhurumuz tarafmdan Almanya Reisicumhuruna çekilen teessür telgrafile gelen cevabın suretleri aşağıdadır: Ekselâns Adolf Hitler Almanya Reisicumhuru ve Başvekili BERLİN Hindenbourg balonunun Lâkehurst'da karaya inerken infilâkından mütevellid müthiş felâketi büyük bir heyecanla haber aldım. Derin teessür hissiyatımm kabul buyurulmasını ve kazazedelerin aileleri nezdinde bu hissiyatıma tercüman olmasını ekselânslarmdan rica ederim. K. ATATÜRK Ekselâns Atatürk Türkiye Reisicumhuru ANKARA Hindenbourg balonunun ağır felâketi teessürüne iştiraklerinden ve kazazedelerin ailelerine vuku bulan taziyelerinden dolayı ekselânsınıza samimî teşekkürlerimi arzederim. ADOLF HİTLER eder. PEYAMt SAFA İngiliz Kralınm Tac giyme törenleri [Başmakaleden devam] Bu hareket tarzında herhangi bir Krala hürmetsizlikten ziyade büyük îngiliz camiasınm Kralhk sembolüne atfettikleri ciddî ehemmiyetin kat'î delilini görmek daha doğrudur. Bundan dolayıdır ki o buhran bütün İngiliz camiasında çok acı ve çok ağır olmuştu. İngilterede Kralın ne merkez için, ne de Dominyonlarda idarî ve siyasî işlerle herhangi derecede filî bir alâkası yoktur. Bununla beraber bu makamın bütün bir âlemi birleştirici mihrak vazifesini görmekte olnıası Kralhk ve İmparatorluk hayatı için birinci ehemmiyet derecesini haiz bir vaziyetin ifadesidir. Denilebilir ki İngilterede Kral ve İmparator bir bakıma hiçbir şey değildir, fakat diğer bir bakıma göre de herşey demektir. O kadar ki o olmadığı zaman İmparatorluk kombinezonunun dağılmasmdan korkulur. Dağılmasından korkulan bu kombinezonsa son devirlerin Roma İmparatorlugu hükmünde, nev'i yalnız kendisinde görülen, başlıbaşına bir âlemdir ki dünyanın nizamında büyük mevkii vardır. Öyle ki eğer o sarsıhrsa dünya da sarsıhr demekte hata yoktur. Bu mülâhazalar dündenberi İngilterede başhyan törenlerin mahiyet ve manaları için pek sade, fakat oldukça canlı işaretlerdir. Orada aylardır provalan yapılan bu törenler ilk bakışta zahirî alâyişler gibi görünse bile hakikatte kürei arz üzerine dal budak salmış kuvvetli bir camianm, daha doğrusu bir camialar manzumesinin yüzlerce ve yüzlerce yıllık tarihi peşine takarak şuurlu bir debdebe ve daratla kendisini göstermesi demektir. îtiraf etmek lâzımdır ki yalnız başına Büyük Britanya halkı bile dünya milletleri arasında en kuvvetli cemiyeti teşkil etmek suretile kendi başına müstakilen dikkat ve hürmet gözile görülmeğe lâyık bir varlıktır. O bir âlemdir, ve onun ördüğü ve yürüttüğü împaratorluk diğer bir âlem. Bu kadar derin manalı bir cemiyette idare şeklinin meşrutî bir saltanat halinde görülebilmesi bir noksan mıdır? Devletlerin idare şekillerindeki tenevvüü yalnız kitablar tasnif ederler, ve yalnız kafaları ateşli ve masum anlayışh çocuklar farklar üzerinde münakaşalar yaparlar. Hürriyetin beşiği ve mahşeri olan İngiliz idaresinin meşrutî saltanat vaziyeti yalnız şekle aid lâfzı murad bir şeydir. Hakikatte bu camianın en ileri Cumhuriyet idarelerinin boy Ölçüşemiyecekleri kadar ileri, kökleşmiş ve iyiden iyiye yerine oturmuş bir hürriyet rejimi içinde yaşadığını bilmiyen yoktur. Dündenberi Londrada başhyan törenlerde işte bu İngilizlik biraz da kendi benliğile halluhamur olmuş olan bu kendi rejiminin gösterilerini ortaya dökmüş oluyor. Dost memlekete dün başına tac giydirdiği yeni Kralile yeni bir saadet devri temenni ederiz: İngilterenin bu saadetinde biraz da dünyanın saadet hissesi bulunduğuna inanarak. İngilterenin dünya sulhuna en kuvvetli destek olduğunu bi Suriye bankası mehafilinde telâş Haleb 12 (Hususî) Hatayda İş Bankasının bir müfettişinin tetkikatta bu lunması Suriye bankası mehafilini harekete getirmiştir. Tetkikattan endişeye düşen bankanın Antakya şubesi müdurü iki gün evvel Antakya tacirlerini yanma çağırmış ve bir sahanın ikinci bir ban kayı beslemiyeceğini, söylemiş ve böyle bir teşebbüse mümanaat göstermelerini istemiştir. Maliye Vekilinin izahatt I HitlerMussolini mülâkatı ne zaman olacak? Viyana 12 (A.A.) Salâhiyettar bir lcaynaktan alınan malumata göre, beş vagon salondan mürekkeb bir Alman treni mayısın 15 inci cumartesi günü Venediğ'e gidecek ve oradan 17 mayıs saat 15 te Berchtesgaden'e hareket edecektir. Ziyaret programında değişiklik mi yapıldı ? Viyana 12 (A.A.) Berlin ve Romadan bu sabah resmî Avusturya mehafillerine gelen haberler, bir Hitler Mussolini mülâkatı için alınan tertibatta değişiklik vukuunu bildirmektedir. Romadan alman haberler, birkaç gündenberi Duçenin seyahati mevzuu bahsolduğunu ve Duçenin Hitlerin ziyaretine mukabele edeceğini teyid etmekte ve fakat bu seyahatin tarihi pek yakın olarak tasrih edilmemektedir. Viyana resmî mehafillerine Berlinden gelen haberlerde ise, geçeceği bildirilen trenin resmî mahiyeti reddedilmektedir. Vuku bulan değişikliğin mülâkatm tarihine mi, yoksa yalnız seyahatin güzer gâhma mı taalluk ettiği meçhuldür. Ecnebilerin seyahat ve ikametleri Hazırlanan yeni lâyiha Meclise verildi Ankara 12 (Telefonla) Ecnebilerin seyahat ve ikametleri hakkındaki mu vakkat kanuna ek lâyiha Meclis ruznarnesine alındı. Buna göre ecnebilere verilecek ikamet tezkereleri için Türkiyede 16 günden iki aya kadar kalacak ecnebiler üç ve iki aydan bir seneye kadar kalacak ecnebiler beş Türk lirası ikamet bedeli harcı ödemekle mükel leftirler. Bir seneden fazla ikamet ettnek istiyen ecnebilerden sekiz lira harç almarak en çok iki sene için ikamet tezkeresi verilir. Talebe sıfatile Türk mekteblerinde okumak veya resmî bir makamm tavsiyesi üzerine sırf ilmî araştırma ve çalışma maksadile Türkiyede ikamet edecek ecnebilerle hükumet, hususî idare ve belediyeler tarafmdan tetkikat ve vazife için celbedilen ecnebilere verilecek ikamet tezkerlerinden harç almmaz. lzmirde muazzam bir elektrik santrah kuruluyor îzmir 12 (Hususî muhabirimizden) Hükumet, îzmir civarındaki sulardan istifade ederek İzmiri, îzmir kaza ve köylerini tenvir etmek üzere büyük bir elektrik santrah kurmağa karar vermiştir. Bu iş için îzmir mıntakasına gelen mütehassıslar tetkikata başlamışlardır. Şehrimizin geçen sene sartettiği elektrik miktan 4 milyon kilovattır. Beş yıllık plânda büyük elektrik santrah yapıldıktan sonra bu miktar 25 milyon kilovata çıkacaktır. Heyet Büyük ve Küçük Menderesle Gediz ırmağını tetkik etmektedir. Gediz nehrinde büyük bir baraj inşa edilerek elektriğin bu baraja birikecek sudan istihsali de muhtemeldir. İktısad Vekilinin verdiği izahat Hırvatlarla jandarmalar arasında musademe Belgrad (Hususî) Hırvatistanda Sevi köyünde doktor Maçekin taraftarı Hırvat köylülerile jandarmalar arasm da vukua gelen bir çarpışmada altı Hırvat köylüsü ölmüş ve 7 köylü de yara lanmıştır. Yaralananlardan dördü ağır yaralıdır. Hâdise bir siyasî toplantıdan sonra vuku bulmuştur. Abidelerin muhafazası için bir tamim Ankara 12 (Telefonla) Her biri millî birer hazine değerinde olan abidelerimizin imar ve muhafazasına çahşmakla kalmıyarak şehirlerunizin imanna da mühim nisbette iştirak ve birçok içtimaî müesseselere yardım eden Vakıflar U mum müdürlüğünün abidlerimiz hakkında vaki olacak maruzat ve müracaatlerinin iyi karşılanmasını Başvekâlet bütün vi lâyetlere tamim ctmiştir. Viyanada bir elçinin kızını öldürenler asıldı Viyana 12 (A.A.) Paraguay elçisinin kızını öldüren ve divanıharb tarafından idama mahkum edilen iki katil bu akşam saat 20 de asılmışlardır. Morada zelzele Atina 12 (Hususî) Dün bütün Mora yarımadasında hafif bir zelzele hissedilmiştir. Zelzelenin merkezi Korent körfezidir. O havalinin ahalisi korkul a rmdan geceyi kırlarda geçirmişlerdir. lıyoruz çünkü. YUNUS NAD1 Bundan sonra İktısad Vekili Celâl Bayar kürsüye gelerek dedi ki: « Madde, okunduğu zaman anlaşıır ki, bankaya bu kabil işlere girmek i çin sadece salâhiyet verilmektedir. Mut aka girmeğe mecbur tutulmamaktadır. Bu işler de memleket için hayırlı ve nafi teşebbüslerdir. Banka bunlan yapmak için kendinde imkân görürse onu bu memleket hizmetinden menetmemek icab eder.» İktısad Vekili bankanın herşeyin fev kinde olarak kendi şerefini muhafaza etmekle mükellef olduğunu ve Ziraat Bankasının halkımızın ekseriyeti azimesini teşkil eden çiftçinin maksadına birinci derecede hizmet etmekle mükellef bulun duğunu, bunun haricinde girişeceği işle rin gene memleket ziraatinin menfaatine olmak üzere hayırlı hizmetler olabileceğini beyan etti. Ziraat Bankasına günden güne mevduatm artmasını şayanı şükran bulduktan sonra bu itimadın devam et miş olması için tutulması lâzım gelen ve tutulacak olan hattı hareketleri izah etti. Bankanın bütün giriştiği işlerde hesablı hareket ettiğini ve (Kredi nâzım heyetinin) bankanın umumî politikasını tayin edeceğini, esasen bankanın itimada şa yan, tecrübeli bir müdiriyeti umumiyesi ve çok dirayetli ve yüksek malumatlı bir Bundan sonra Maliye Vekili Fuad Ağralı şu izahatta bulundu: « Hükumet her zaman bu bankayı himaye etmek hususunda elinden gelen herşeyi yapmaktadır. Nitekim, ziraî borclann tecili için karar alırken bankayı herhangi bir zarardan vikaye için ihtiyar ettiği külfetin karşılığını taahhüd etmiş,, bunun için her sene aşağı yukarı bir milyon lira para vermiştir. Şimdi müzakere edilmekte olan bu kanunla da hükumet bankaya karşı her sene nakdî taahhüd altına girmektedir. Bızim sadece bu banka üzerinde durup ta ziraî kalkınma yolunda diğer sahalarda fedakârlıklara girişmekten tevakki etmeklığimiz pratik netice vermez. Her ikisinin de ahenktar yürümesi lâzımdır. Ve hükumet, bütçesi müsaid olduğu nisbette her sahaya yar dım etmek karanndadır.» Bu izahattan sonra diğer maddelerin müzakeresine geçildi. Borclardan müte vellid satışlar meselesinde Hüsnü Kitabcı, maddeye konulan kayidlerin ağır bir yük teşkil edip etmiyeceğini sordu. Mümtaz Ekmen, köylü ve zürra lehindeki kayidlerin de genişletildiğini izah etti. El linci maddede Rifat Vardar (Zongul dak), bankanın âmme hizmetini ifa et mesi dolayısile emlâkinin vergi muafiyetine tâbi tutulmasını istedi. Bu sırada Maliye Vekili Mecliste bulunmadığından bu maddenin kendi huzurile müzakere edilmesi doğru olacağı düşünülerek vakit te çok geeciktiğinden cuma günü toplanmak üzere celseye nihayet verildi. Göbels'in Danzigde söylediği nutuk Varşova 12 (A.A.) Wieczov Warssz\vawski gazetesi, Alman Propaganda Nazırı Göbbels'in Danzig'de söylemiş olduğu nutuk hakkında Polonya efkân umumiyesini heyecana getirecek neşri yatta bulunduklarından dolayı bazı ecnebi gazetelerini tenkid ederek mezkur nutuk söylenirken Lehistanm siyasî mümessilinin de orada hazır bulunduğunu ve Göbbels'in nutkunda Lehistam kıracak hiçbir şey bulunmadığını yazmaktadır. Fransız elçisi Ankaradan ayrıldı Ankara 12 (Telefonla) Fransız büyük elçisi Ponsot 18 mayısta Pariste bulunacağından bu akşam İstanbula hareket etti. Ponsot, Paristen 20 mayısta Hariciye Vekilimizle temasa gelmek üzere Cenevreye gidecektir. Moskovaya gelecek özbek artistleri Moskova 12 (A.A.) Tas ajansı bildiriyor: Özbek devleti tiyatro musiki grupu 14 mayısta Moskovaya gelecektir. 350 kişilik olan bu grupta, millî musiki aletleri orkestrası, 120 solist, şantöz ve dansöz vardır. Bu heyet, 21 mayısta başlıyacak Özbek festivaline iştirak edecektir. Özbek millî artistleri arasında, Kigur Tam Obrar, Kidoyativ ve saire, dram muharrirlerinden Aşen Mimanov, An kabay ve şair Halim ve Âlemcan da vardır. " Bu festival esnasında Gülsaray dramile Ferhad ve Şirin musikili piyesi gösterilecek ve birçok konser de verilecektir. Bir Yunan vapuru battı Atina 12 (Hususî) Lehsitandan aldığı yükü Arjantine götürmekte olan 3792 tonluk Eyevs ismindeki Yunan şilebi Amerika sulannda bir Amerikan vapurile çarpışarak batmıştır. Tayfası kurtanlmıştır. Elâzize şiddetli dolu yağdı yağdı Elâziz (Hususî) Elâziz ve civarma yağan şiddetli ve fmdık tanesinden büyük dolu, meyva. ekin ve sebzelerde mühim hasarı mucib olmuştur. Ziraat dairesi zararı tesbite başlamıştır. Polonya Adliye Nazırı Berlinde Berlin 12 (A.A.) Berlini resmen ziyaret etmekte olan Polonya Adliye Bakanı Grabovski, Hitler tarafmdan kabul edilmiş ve müteakiben Propaganda Bakanmı ziyaret ettikten sonra Alman Adliye Bakam Gürten'in verdiği öğle ziyafetinde bulunmu§tur. O zamanlar

Bu sayıdan diğer sayfalar: