9 Haziran 1934 Tarihli Haber Gazetesi Sayfa 3

9 Haziran 1934 tarihli Haber Gazetesi Sayfa 3
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

. 9 Haziran 1934 ip Benim görüşüm : , sam, HABER'in gezinti- sine 1250 kişi ge ; iştirâk etti (Baş tarafı 1 nci sayıfada) İlkönce, manzara, tertip heye- timizin yüreğini oynattı. Zira, güvertede epeyce davetlimizin ayakta durduğu görülüyordu. Halbuki, haddi istiabisi 1700 ki- “ olan Kalamış vapuruna, sırf izdihamdan kaçınmak için, 1250 | kişi almıştık. Kapıdakiler içeriye © biletsiz kimseyi sokmadıklarını söylüyorlardı. Öyleyse, bu kala - | balık nereden hâsıl oluyordu?. | o Yaz olduğu için alt kamarala- ra girmeyi kimse arzu etmemişti. | Cazım ve sazın etrafından ayrıl- mak da istenmiyordu. Kendi yer- lerini, eşya koyarak, işgal eden | bazı misafirlerimiz, tanıdıkları - | nın yanına gidiyorlar, orada da bir yere oturuyor, konuşmıya da- liyorlardı. Ötede beride, iki üç , kişilik yerler açık duruyor, fakat, - ayaktakiler, daha muvafık bir mevki araştırıyorlardı. İşte bu sebeplerle, tenezzüh ovapurunun iden hareketini (o müteakip bir Seyrek yarım saat kadar, or- talıkta ayakta kalmış vehmini ve- ren davetlilerimiz nazara çarp- tıysa da kisa bir zaman sonra, hemen herkes bir bucak edindi. Bir gazetenin karileri tabiatiyle muhtelif sınıflardan olacağı için, bizim davetliler de zümrelere ay- rrlarak, her biri kendi âleminin padişahı oldu. Arka tarafta, ağır başlı, büyük memur kılıklı mü- nevverler, zevceleriyle, arkadaş - lariyle birlikte, büfeye sandviç #mralıyor.. Ön tarafta, bir ha - mahsus yerleri de, alelâde dave- tiye sahiplerine açtığı için, kıs- © men ferahlık hâsıl oldu. Bunun üzerine masalar kurul du,. Caz ve saz başladı. Yolda Türk donanmasmın yanından geçmekliğimiz, hele kahraman bahriyelilerimizden selâmımı - za karşılık almaklığımız, Haber lerine can ve heyecan verdi. Üzlerde tebessüm hâsıl oldu.. Yalovaya vardığımız zaman, u - Mumi neşe kıvamma gelmiş gi - biydi.. Buraya, bizimle beraber, biri tenezzüh öbürü posta olmak ü - zere, iki dolu vapur daha gel- mişti, Yalova kaymakamı beye - fendinin delâletiyle, nakliye ve- saiti olen otobüsler, Bursadan da getirtilerek adetçe © arttırılmıştı. Haber okuyucusu olduğunu söy - liyenlere, otobüslerin, bu müşteri bolluğunde, nak'iye bedeli 25 ku tuşken 20 kuruşa tenzilât yantık-| kirçok karilerimiz bize *öyledi. Bu, kaymakam beyin ga- *etemize bir cemilesidir. Kendi- Yine teşekkür edariz. On iki kilometrelik asfalt üze- "inde kayan otobüsler ve otomo- ler, okuyucularımızın bir kıs- Munı Yalovaya götürdü. Diğer Dir sm ise, anlaşılan Yalova - N evvelce gördüğü için, sahilde- ki gazinolara, ağaç altlarına ya * *lmakla, çoluk çocuk, nevalele - “İni önlerine sermekle iktifa etti.| © Yalovada, talih, benim men- Nb balunduğum kafileyi bir har dak limonatanın bahşişiyle bera- İ ârm, memedeki çocuğuna nasıl Ee efendisi salataya soğan doğru -| yor! Bilhassa, heyeti tertibiyemiz,! iki yüz kuruşluk lüks biletlere, Zaro ağa tedavide bulunduğu Çocuk hastanesinden iyileşerek çıktı Behçet Sabit B. Zaro ağanın zannedildiği kadar ihtiyar ı£bulunmadığını iddia ediyor. Netice kemiklerinin rontkenle muayenesinden sonra anlaşılacak Şişli çocuk hastanesinde tedavi altında bulunan dünyanın en ihti-| dan sevinçle bahsetmiştir. Zaro A- yar adamı Zaro Ağa iyileşmiş ve evvelki gün hastaneden çıkmış- tır. Zaronun sıhhatini günü günü- ne takip eden Amerikalı ve İn- giliz gazete muhabirleri, kendisini Tophanedeki küçük evinde ziya- ret etmişlerdir, Hastalıktan kurtulmasına rağ- men zayıflığı dolayısiyle (bütün gün yatağımda istirahat eden Ağa, bu ziyaretten pek memnun olmuş Telefon Şirketi borçlu çıktı Telefon şirketinin sermayesi meselesinde hükümetle şirket a - rasında bir ihtilâf çıkmış, şirket sermayesinin altın para, hükü - metse kâğıt para olduğunu iddia etmişti. Nihayet mesele devlet şü rasınca tetkik edilmiş, şirket ser- mayeşsinin kâğıt para esasına müstenit olduğu tesbit edilmiştir.! Bu suretle şirket, hükümet hisse- si olarak iki yüz bin lira kadar) bir para borçlu çıkmıştır. Bürilüli başka şirketin ayrıca! hükümete vergi borcundan da! iki yüz bin lira kadar borçlu oldu! ğu tesbit edilmiştir. kizkilkmiğyziliğ, Selimiye sırtları ağaçlanıyor Selimiyeden Üsküdara kadar uzanan sahil sırtlarını ağaçlan- ması için belediye bir prgoram hazırlamıştır. Bu sırtlara kâfi miktarda ağaç dikilecektir. Kiraz ucuzladı Son yağmurlardan sonra kiraz fiatları ucuzlamış ve İstanbul pi- yasasına mühim miktarda mal gelmeye başlamıştır. Kiraz top - tan beş kuruşa kadar inmiştir. Ucuza satılan kirazlar kurt- lu olduğu görülmüştür. Bu gibi! kirazları satanlar hakkında kanu! ni takibat yapılacaktır. | İml Geri kaldı Sipahi Ocağı dün senelik top- lantısını yapacaktı. Ekseriyet ol- madığından 24 haziran pazar gü nüne kalmıştır. otele attı. Hem de, “alafranga,, diye kulp takılan | şekersiz, li- monsuz, buzsuz limonata!. Dü. günün: Kırk kuruşa! — Eyvah.. Burası nedir böy- le?.. Ne ateş pahası!.. - diye şa - şalamıştık ki, kaplıca kasabasını iyi tanıyan bir bildik imdadımı- za yetişti: — Burası üç sınıftır. Bazı in - sanlar, kaç paraya olursa olsun! teferrüt etmek, başkalarından ay rılmak isterler. Bu otel, gazinosu ve lokanta, böyleleri için yapıl mıştır. Fakat, Yalovada mutedil —Devamı: $ nci sayfada— karli krursşa satıldığı büyük (va-No) msn sener 19 ENA 1300008 001 800 03 kir Sİ Ma ğa ağ 4 ğaya Amerikadan yeni bir mektup daha gelmiştir. Bu mektubu gön- deren Amerikalının ismi R. Wyal- tır, Zaronun çok yaşamasını tet- kike şayan bulan Amerikalı, Ağa- ya: “Çok aziz dostum!,, diye hi- tap ederek bir çok sualler sormuş- tur. Zaro Ağa, Amerikalınm alâ- kasını memnuniyetle karşılamış - dır. Zaro Ağayı tedavi eden profe-! sör Behçet Sabit Bey, yaşını Vo-| ronof usulile fenni surette tayin etmek üzere ihtiyarm kemiklerini röntgenle muayene etmiştir. Behçet Sabit Bey, Zaro Ağanın! zannedildiği kadar yaşlı olmadı. ğının bu muayene ile anlaşıldığını, — Li vasif Kolundan yaralandı Bostanbaşında Karadut cad - desinde Mehmet beyin yapısında çalışan Ameleden Ömerin üzeri » ne toprak yığını düşmüş ve ko - lundan yaralanmasına sebep ol - muştur, Ömer hastaneye kaldırı mıştır. N Tramvaydan düştü Vatman Kemalin idaresindeki tramvaya Sirkecide takılan Mus- tafa yere düşerek başından ağır- ca yaralanmış ve Etfal hastanesi- ne kaldırılmıştır. 70 lira gidiyordu HABER — Akşam Postas. ve Amerikaya ait tatlı Mei yaşının 120 kadar olmasının muh- | seleşi halledilecektir. temel bulunduğunu, maamafih ka- ti neticenin, röntgen muayenesine ait fotoğraflarm profesör Voronof tarafından tetkikinden sonra tes- pit edileceği, ihtiyarın sıhbi vazi- yetinin iyi olduğunu söylemişlir. Muayene neticesine ait fotoğ- raflar bir çok güne kadar, Pariste bulunan profesör Voronofa gön- derilecek ve Zaro Ağanın yaşı me- Mâamafih, ihtiyar 160 yaşını geçkin olduğun- da israr etmektedir. Orta tedrisat mu- allimlik imtihanı Orta tedrisat muallimliği için| bir müsabaka imtihanı açılması! takarrür etmiştir. İmtihanlar, 1 temmuzda üniversite konferans salonunda yapılacaktır. Muvaf - fak olanlar maarif vekâletince orta tedrisat mekteplerinde türk- çe, tarih, coğrafya, fen bilgisi,| biyoloji, rıyaziye ve lisan mual - limliklerine tayin edileceklerdir. | ER Suriç yoldaş geliyor Sovyet Rusyanın Berlin elçili- ğine tayin edilmiş olan Ankara el çisi Suriç yoldaş yakında memle- ketimize gelerek veda edecektir. Suriç yoldaşm yerine kimin ta -| yin edildiği henüz belli değildir. | —a— Doktorların seyahatı Almanyada bulunan bir fab -| Bakırköyünde oturan Kalini - kos efendinin cebinden 70 lira « sını çalan Mazhar cürmü meşbut halinde yakalanmıştır. Bir açık göz Nüfus cüzdanı çıkaracağım diyerek Bostanbaşı (o caddesinde kahveci Hasan efendiyi (350) Ağahamamında çalışan hamam - cı Hüseyin efendiyi (300) ku - ruş dolandıran Mehmet Ali yaka» lanmıştır. Paşa geldi e EE : i Salih Şükrü Naili Paşanın yerine ü- çüncü kolordu o kumandanlığma tayin edilen Salih Paşanın dün şehrimize geldiğini o yazmıştık.| Yeni kolordu o kumandanımıza rika Etibba odasına müracaat €-| derek Almanya, Avusturya, Bel-. çikaya bir seyahat tertip edilme-. sini teklif edecektir. Bir ay sü - recek olan seyahat, 150 liraya mal olacaktır. Evkafa geçti Kasımpaşada Cezairli Gazi | Hasan paşa vakfı evkafı mülha- ka vaziyetinde idare ediliyordu. Mütevellisi öldüğü için evkaf bü tün emlâk ve akara vazıyet et- miştir, Siren Asfalt cadde Şehrimizde katran çıkaran fab rikalardan biri belediyeye müra- caat etmiş, Sirkecideki Reşşadi - ! ye caddesinin yarı masrafı ken -| disine ait olmak üzere asfaltla) i döşiyeceği teklifinde bulunmuş - i tur. Belediye bu teklifi kabul et- miştir. Yakında inşaata başlana- caktır. | zi | Sahillerin pisliği | İstanbul sahillerinde koy ve| körfez gibi yerlerde yazın çöp, sebze ve meyve kabuklarının bi- rikerek fena koktuğu görülmek- tedir. Belediye bu gibi (o yerlere hoş geldiniz der ve yeni vazilesin de muvaffakıyet dileriz. pislik dökülmemesini bildirmiş - tir, İ “Bu sergiye mutla- ka giriniz, görünüz,, Dün beyoğlunda Taksim bah- çesi yanmdaki Dağcılık klübünde açılan ve herkesin serbestçe geze- bileceği (D) grupu sergisi, ber de- fasında yapmalarını beklediğim heyecan verici, alâka uyandırıcı bir hâdise ile başladı. Bu grupu teşkil eden altı Türk san'atkârı (beşi ressam ve biri heykeltraş) düşüncelerini bir konferans halin- de ve gene o gruptan bir arkadaş- ları delâletile anlattılar. Bu işin etrafında iakikaten bir uyanıklık vücuda getirmek lâzım- dı. San'atkârlarımızın isimleri, sı- ra ile Abidin Dino, Cemal Sait, E- lif Naci, Nurullah Cemal, Zeki İ Faik ve heykeltraş Zühtü Beyler- dir. Bunlardan Nurullah Cemal Bey, resimlerin teşhir edildiği ye- rin gerisinde gayet müessir bir muhitte, ayak üzeri, bazan kâğı- dından okuyarak, bazan buna de- runi şerhler yaparak, maksatlarını eğlenceli swrette acığa vurdu. Bu altı zat “Yeni,, olarak tanı nıyor, Binaenaleyh “Yeni,, ye dik- kati celbetmek için daba ileri w- sullere bas vurarak, serginin kapı sında muzika çaldırmak ve: “Res- min âlâsı buradadır efendiler... Bir dakika bile tereddüde hacet yok, Giriniz, görünüz!,, o kabilin- den çığırtkanlıklar yapmak sureti le ahaliyi, mutlaka içeri almayı dü şünmüşler, Fakat bunların, gerek önceden Pariste denenmiş olduğu ve gene memleketimizde bir çok san'at nevinden mahallerin kaptı” larında tecrübe edildiği için, tek- rarından vaz geçilmiş ve bu, .Bis» peten modest yolu tercih etmişler. Sergide bir nokta, gene ressam- lar tarafından acıktan açığa tek- zip edildi. Gazetelerde ve gönde- rilen davetiyeler üzerinde “ 3ncü plâstik san'atler sergisi,, diye ya- zılıyordu. Halbuki bu sergi, 5 nci sergi oluyor. Bu Türk çocukları bir defa Moskova, bir defa da Le- ningratta, ayni tarzda eserlerinin teşhirine muvaffak olmuşlar: “Ya rın Atinaya, Parise gideceğiz; bi- naenaleyh zayıf ve olduğumuz yerde kalmak niyetinde , değiliz., deniyor. Geçenlerden hiç biri, bittabi, te- sir altında kalmış olmağı, kopya cı, mükallit sayılmağı kabul etmi- yor, Konferansı veren zat, bütün kendisini dinliyenleri, bulunmak. ta olduğu halk mevkiinde kuvvet ve işaretle tespit ederek: “Siz nasıl makineli tüfek alr- yorsanız, biz de Avrupai resim tarzını getirdik. Biraz tesiri altın da kalmak mümkündür. Fakat kurtulacak, onu kendi kafamıza uydurup Türk san'atini çıkararak size ısındıracağız..,, Dedi. Onlar bu işi biraz güc farzedi- yorlar. Bizse: kolayca husulünü temenni edelim. İntibamı yazan: Hikmet Münir ea varam ma ense era, “D,, resim sergisi (D) Grupunun sergisi dün sa- at 16 da Taksimde Dağcılık klü « bünde açılmıştır. (D) grupunun sergisine iştirak eden san'atkârlar Abidin Dino, Cemal Sait, Elif Naci, Nurullah Cemal, Zeki Faik beylerle heykel İl traş Zühtü beylerden mürekkep « tir.

Bu sayıdan diğer sayfalar: