1 Ocak 1935 Tarihli Haber Gazetesi Sayfa 6

1 Ocak 1935 tarihli Haber Gazetesi Sayfa 6
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

Timsahlarla dost! |Bu korkunç hayvanlara hayatını kadın varmış! vakfeden bir Mis Silvanın yardımile Herhayvann bir hususiyeti, ken- Gisine mahsus b'r güzelliği vardır. Meselâ uzun tüylü, elâ bakışlı yu- mak gibi bir Van kedisini kim sev- mez? Onu hattâ kucağımıza alır, öper ve baş köşeye bile oturturuz. — Ya hayatını b'zim için tehlikeye koymaktan çekinmiyen sadık dos- tumuz köpeğe ne diyelim? Avda en kıymetli bir yardımcımız, yal - nızlıkta itimat edilecek çok emin bir arkadaşımız, evimizde hassas bir bekçimiz olan bu fedakâr hay- xanı ne kadar sevsek azdır bile! Hele meşhur Ftansız müharrirle- rinden Bötffon'nun iasânların en büyük keşiflerinden Biri olarak tavsif etiği asil duruşlu, vakur yü- — rüyüşlü, ateşin gözlü beygire söy- lenecek söz bile bulunamaz. Daha ne b'lelim, kuşu cıvıltısı, koyunu — postu, horozu ötmesi, ineği sağıl- ması, keçiyi inadı, merkebi aptal - | — lığı için de belki sevenler buluna- bilir. Fakat balçık ve çamur der - yası içinden çıkmıyan, müstekreh vücudunda pislikten bin bir kurt — yaşıyan, testere dişli, çipil gözlü, badi bacaklı, çirkinlik nümunesi — Himmsahı sevmek, onunla arkadaş — olmak, ona bakmak kimin aklına — gelebilir? Bu soğuk mahlüku sev- — mek şöyle dursun, uzaktan — gör- — mekle bile içimizin ürperd'ğini his seder, ondan şeytan görmüş gibi haçarız. İşin garibine bakın ki me- — ğer onu da hayatta sevenler var- — Marş, ona da bakanlar, kucak açan- — İar, onunla çocuğu g'bi uğraşanlar da bulunurmuş!... Şaşılacak — şey — Heğil mi? Artık bunu da öğrendik- /| len sonra, sevgi ve muhabbetin hayatta hududu olamıyacağına in- “şanın tamamile kanaati geliyor! İşte havsalamızın alamadığı bu İş' bir Hintli kadın yapmaktadır. O, genç yaşmdan beri hayatımı | timsahlara vakfetmiş, onların en i — sadık bir dostu olmuştur. Evvelâ | bir sirk kumpanyasmınma intisap et- /— miş, orada vahş' hayvanları terbi- ye etmek vazifesini üstüne almış- /—bır. Çok geçmeden timsahlara kar- »hı kendisinde fazla bir temayül | görmüş, yavaş yavaş diğer — hay- wanları bırakarak yalnız timsah - k İır!ı alâkadar olmağa onları ço- iğu g'bi sevmeğe başlamıştır. O, u derece bağlanmanın kendisi ne büyük bir tehlike olduğunu "kavrayamıyordu. Zira tim- timsahın dişi - çıkarılıyor hayvan tasavvur edilemez. Bir kere tabiaten son derece huysuz - durlar. Sonra kendilerini derin bir | uykuya dalmış gibi gösterirler ve saatlerce kıpırdamadan bu vazi- yette kalırlar, Onların bu hareket- lerine en ufak itimat insanm ha - yatına mal olur. Bu hayvanların terbiyesile meşgul olanlardan bir 'çoğu bu yüzden telef olmuşlardır. Kurtların aks'ne timsahlar bir- birlerini de yerler. Onun için sirk müdürleri hiç bir zaman timsahla- "ra küçüklerle b'r araya koymaz - lar, Aksi takdirde küçük timsah - lar büyüklerin sofralarında ' mü:- kellef bir ziyafet olur. Fakat işin hayret edilecek ve ayni zamanda ibret alınacak ciheti bu soğuk mah lüklarda bile kendilerine karşı gösterilen iyliği unutmamak hissi vardır. İşte namı müstearı Mis Si - va olan bu kadın hayatını timsah- | ların bu hissine medyundur. Bakı- | nız nasıl: Mis Siva timsahları kucağma a- ler, onların yemeklerini yedir'r ve iaşelerile bizzat kendisi meşgul o- lurdu. Yavrulardan biri bir gün nasılsa kucağından fırlıyarak içi büyük timsahlarla dolu havuza at- lar, Bu, büyükler için ne büyük bir nimet değil mi? Kadın bir an için- de vaziyetin vahametini anlar. Ço cuğu kadar sevdiği bu timsah yav- rüsunu kurtarmak için o da düşün- meden kendis'ni havuza atar. Ya- vaş yavaş yavrunun üzerine doğru gitmeğe başlamış olan timsahlar kadını görünce şaşırarak dururlar. Kendilerine senelerdenberi müş - fik bir ana hiss'le bakan, onları ağzından çıkardığı lokmalarla bes Hiyen bu kadına şimdi ne yapa - caklar? Ona hürmet edecekler mi? Bu tereddüt içinde 'ken he - nüz bir hafta evvel yeni getirilmiş büyük bir t'msah içlerinden — fır- lar ve kadını testere gibi keskin dişleri arasında ikiye bölmek üze- re üstüne hücum ederken diğer b'r timsahmm da bunun üstüne atıl- dığı görülür. Her ikisi arasmda şiddetli bir boğuşma başlar. Çene kemiklerinin çatırdadığı, d'şlerin parçalandığı duyulur. Ve nihayet hurdahaş olmuş bir cismin kanlar iç'nde yere yuvarlandığı görülür. Bu yeni gelen timsahın leşidir. İh- tiyar timsah kadınm iyil'klerini unutmamış, onun İntikammı al- mıştı!.. Ilk insanlar nasıldı? — 4,500.000.000.000 insan — şımdıyedek yaşayıp ölmüş! Pek eski bir masal vardır, bel- ki siz de hatırlarsınız. İnsanlar - dan daha evvel dünyaya gelmiş olan hayvanlar geceleri bir ara - — ya toplanır konuşurlarmış. Gene böyle top - landıkları bir gecede Fil, hele - can içinde koşarak, gelmiş: — Felâketten haberiniz var mı? Bugün insan daoğdu, demiş. Hayvanlar meclisi — içinden, umumun fikrine tercüman ola - rak, ayı ileri atılmış: — Çok yazık, demiş, bugüne | kadar ne rahat ve mes'üt yaşıyor- duk... İşte öyle bir mülâhaza ki, ü * zerinde durmak ve düşünmek lâ- zımdır. Fakat filin dünya yüzü - ne insanların geldiğini bildirdiği devir mazinin karanlıkları ara * sında kaybolmaktadır. Ve bugü- ne kadar da kati olarak tesbit e- dilememiştir. Evet, hepimiz bili * yoruz ki, Kürreiarz yanar bir a« teş parçası idi. ve bu mi'yonlar « ca sene kendi mihveri üzerinde dönerek, tıbkı ateşte kaynatılan süt üzerinde peyda olan kaymak gibi, kabuk bağladı ve nihayet zaman ile bu kabuk gittikçe ke” safet peyda etti. Üzerinde hay - vanat ve nebatat neşvünema bul- maya başladı. Bugün kürrefarzın ıltmıı ta * bakadan mürekkep bulunduğu ve kalınlığı da â'tmlerin muhte - lif #ivayetlerine nazaran kırk ve- ya geksen kilometre olduğu tah min edilmektedir. Halbuki kürreiarz 12732 kilo- metre kutrunda bir dairedir. Bu cesamet gözönüne getirilirse ü - zerindeki kabuğun ne derece in” ce olduğu kendiliğinden anlaşı - lır. Kürrelarzın, yanar ateş halin- deki vaziyetinden, bugüne kadar dört devir geçirdiği tesbit edil * miştir. İşte bu dört devirden han- gisinde insanların dünyaya gel - diği şüpbe ve tereddüde mahal bırakmıyacak bir şekilde kati o” larak bilinememektedir. Bu âlimler insanım dünyaya dördüncü devirde geldiğini, ba - zıları da üçüncü devirde yaşamış bulunduklarını iddia - etmekte - dirler. Yalnız ortada bir hakikat warsa o da dördüncü devirden ev” vel bir zamana ait insan kemik- leri bugüne kadar keşfedileme - miştir. Halbuki maymunların ü * çüncü devrin en eski zamanla - rımda bile yaşamış olduklarına dair emareler mevcuttur. Maahaza âlimlerin ekserisi bir noktada ittifak etmektedir - ler. O da eğer insan üçüncü de * virde dünyaya gelmemiş ise bile bu devrin ıonhu-mı doğru insa - na çok benziyen ve “maymun in- san,, ismi verilmesi muvafık ola” cak olan “Anthropopithegue,, in yaşamış bulunduğu keyfiyetidir. Hele meşhur - fizyolojist M. Guinton'a kalırsa o insanların ü- çüncü devirde dünyaya geldikle- rini tabakalarda ipsan kemikleri” ne tesadüf edilmemişse bunun büyük bir mana ifade etmediği - ni, belki aranması lâzım gelen yerlerde taharriyat yapılamamış olduğunu söylemektedir. İşte böyle bir nazariye ki, ka- bül edildiği takdirde ecdadımızı ve öteden beriden “— İyena Üniversitesi profesörü Hackel'in nazariyesine göre ilk insanlar bövle idi! 300 bin sene evvel yaşamış bir insana ait olduğu zannedilen bir kafatası yüzbinlerce sene daha ihtiyarla * tacaktır. Bundan yirmibeş otuz sene evvel üçüncü devre ait ta - bakaların üst tarafından Bouy - ssoonile ile Bardou namında iki rahib yarı insana, yarı maymuna benzer bir takım kemikler - bul * muşlardır. Kafatasınım şekli, yü- Herman Stefan ismindeki bu can- bazhane artisti, Berlinde Aleksandr meydanında dişleriyle bir otomobili çekiyor, Üstünde ağır bir yük bulu- nan kocaman otomobile bağlı bir zen- ciri dişlerine gecirerek, herktesin gözü önünde otomobili çekmesi hayret ve takdir awandırmış, canbazhane artis- # çiddetle alkışlanmıştır. Tabil bu reklâm tesirini göstermiş, canbazka- nesi dolup boşalmıştır! zün biçimi, içeri kaçmış çenesi, fazla oyuk — gözleri ile Gorille Şempazeye benziyen ve dima - ğın inkişafı noktai nazarından da insan olduğu hissini veren bu kemikler her halde Anthropopit hegue, yeni maynın insanın ü çüncü devirde yaşamış bulundu- ğunu kati surette tesbit etmekte dir. Bu kafatası — üzerinde uzun tetkikatta bulunmuş olan birçok âlimler yüz kemiklerinin vaziye - tine nazaran — maymun insanın gülmek bilmediğini ortaya koy - muşlardır. Her halde muazzam ayıların, devâsâ mamut fillerinin ve daha nice dehşet saçan, bugür cinsleri ortadan kaybolmuş, hay” vanların devrinde yaşamak mec- buriyetinde — kalan ©o zamanın insanlarının pek de gülmeye he- vesleri olamıyacağını tabil gör * mek iktiza eder. İşte bu kablet - tarihe ait vekayii tarihe gelince, © bize pek yakın zamandan iti- baren başlar, İsadan 776 sene evvel ait Yır nan vesaikma tesadüf edilmek -« tedir. Müsevi vesaiki, zamanı - mızdan 4500 sene evveline aid vekayiden bahsetmektedir. Mı * sırlılarınkisi ise —daha eskidir; 5000 sene evveline aittir. An'a - nata gelince — Hintlilerin 12000 sene, Mısırlıların — 30.000 sene, Çinlilerin, insanlarm hayvanlar gibi çıplak — yaşadıklarından ve taşla avlandıklarından bâhis 130 bin sene evveline ait kulaktan kulağa işidilerek saklanmış an - aneleri mevcuttur. 130.000 sene takribi bir hesapla 4333 nesil tur tar. Söylenmesi dile kolay bir ra- kam!... Her ne hal ise insanların hiç değilse 100.000 seneden beri kür- reiarza gelmiş olduğu Mmuhak * kaktır. Dünyanın bir buçuk mil- yar nüfusu vardır. Öyle tasav « vur edelim ki, bu 100.000 sene zarfında her zaman dünya üs tünde bu nüfus sabit kalmış ol - sun. Statistik bize her 30 senede bir beşeriyetin değiştiğini göste- rir. Hesaba nazaran yeryüzüne cinsimizin geldiğinden bugüne kadar dört bin beş yüz milyar im san doğup ölmüştür. Bunu yu « varlak bir hesab olarak beş bin milyar farzedelim. Bir kilomet - re murabalık bir sathı kapatmak için, yanyana konarak sılaştırıl" mak suretiyle, 33.051.613 insan kafası lâzımdır, Binaenaleyh yer yüzüne geldikleri tarihten bugü- ne kadar ölen insanların kafala- rını hep bir araya toplamış olsak ancak 147.268 kilometre murab * bar bir yer işğal etmiş olacaktâr ki, bu da aşağı yukarı İskoçya - sız İngiltere adası kadar — (151 bin Km.) bir arazi tutar, dünya- ya nazaran devede kulak kalibi * Inden br şey!.. Tnşanım ilk vatanı neresidir? Alim Hackel bunun — Afrika ile Hindistan arasında Bahri muhi « ti Hindide evvelce mevcut iken halen kaybolmuş bulunduğunu iddia ettiği Lemuride toprağı ol duğunu söylemektedir. İşte on & ki mk ve otuz altı cinse ayrılan insanlık güya ilk defa buradan emeklemeye başlamış... S. Karsan

Bu sayıdan diğer sayfalar: