20 Temmuz 1936 Tarihli Haber Gazetesi Sayfa 11

20 Temmuz 1936 tarihli Haber Gazetesi Sayfa 11
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

Yazan Aşk Yüzünden hayatı dük İ . Tlenmiş bir genç kızın, İN günahlarına nedamet İç; Sirada, talihin kendisine | adığı feci oyunu anlatan ve bu sayfada biten aCıklı bir hikâyedir. Si Hmonlu Ası içmek üzere, ayi DAŞ çorbazısına iy, TA sira ile yapı dizinin hemen 2'e ya oturdu. ken az sohra * ayna ile yüz TL vaziyet aldı. Ts- ila <X iri bir kaşıkla haykıra şakakla- i NI Yerlerinde rsla a derinles i inp bak- MOlA ceviri Cz3 Sevirdi, Göğ»- - Ça öğ NM sak Sahibine borcu- i yuvarlak * ipek çorap gibi duran Uzanan kötü > Tüten y i “N hey kan, AĞAK ağir başi A hak hem da 1 Yasta delikanlı uş “tün bu her MA hav, N Slacai, N ay « Senin » Sen erkek koştum. Paran oj- ! #amanlar anne terze lığı paralardan a dum. Beraber eğle- ralan söylüyor. lum. Sana bir mirasyedi imişim Beraber ye- ber sarhoş gibi görünüyordu. lik, beraber içtik, k l Senin kucağında ısındım. yandım, & Am her benden, beni elde e'e döktüm, sen mekten kaçındın.Bunu açıkta söy ledin de erkek leğil miydin. Senin de için ya- Fakat nihayet nıyor, beni (çekiyordu. Sana a2 mr şeytanlık yaptı az mı be rakmak istedim kendimi! Sonun- da bir gün ikimizin de barut g” i patlıyacağımız ân gelmişti ar- tılk.., Paranı gene ben buldum. Bir tuvaletimi satarak bir gece i tedarikle» dim. Ve sen beni aldın. Sen beni değil, ben seni aldım Ziya.. Ama kendim de gittim... Eınacağımız y Zehra mantosunun yakasını bir yanından çenesine doğru iteliye- tek yerinden kalktı. Ve çorbacıyı ruhsuzca başiyle bir selâmlıyarak çıktı. Vakit öğleyi Mevsim kış sonu olmasına raf» me dışarıya güneş âdeta nisan ortalarıy- Tramvaylar illerin boylu boyunca mış gibi rerteyordu. ve otom, vızır Viz iği daddenin bir yanını, iki tramvay yolunun ore tasına kadar gün ışığı kaplamış- t. Öte yandaki gölgenin serin» ği buğulu bir gözlük camı gibi görülüyordu. Zehra güneşli ta- raftan ağır ağır, düşünceli düşün celi cadde boyunca yürümeğe baş ladız Ziya ile hayat, sanki o kadar ve o kadardan da belki biraz faz» la imiş,. Beliren hâmisiz çocuk, evde rezalet, tanne ile kavga, is- yan, türlü gizli çalışmalar, nihze yet işte sokak.. Bitmek tükenmek bilmiyen kaldırım gezin .Bu raların kendi suyuyla büyüyen, açılmış ve henüz dalında dik du- rabilen çiçeği Zebra, hele bir ak» şam önceki deli gibi adamı, kor- kunç “müşterisini, de düşündük çe, hayatının yegâne dayanağı c- labilecek son bir delikanlıyı biraz yakınlıkla, yatkınlıkla mü- lâhaza edebilmeğe yanaşıyordu. Ziya ile olan o fırtınalı macerr« sından sonra Zehra, bir aralık da bir bara girmişti. Kendisine her zaman içki içirmeğe gelen bir genç onu yanma alacağını vadet işti. Bu gencin otomobili vars Büyük bir yazıhanesi.. Yük- burada Ama sek bir öcnebi firmasının messilliğini yapıyordu. G işte, Zehraya iyiden iyiye umeşte, Hele bir akşamki siki fıkı arkadaşlıkları onu bu taze bu dudakları kabarık ve gözleri- in içine kadar gülebilen di: ıra enikonu bağlanmıştı: “Bir müddet beraber yaşıyalım, sonra evleniriz,, diyordu. Bu adam evle nirdi de.. Ona neler alacaktı, O tfikmet Münir “Müşteri, sini bırakır bırakmaz, karışık midesinin ancak alabileceği limonlu bir tavuk çorbasını içmek üzere, caddenin en tanınmış çorbacısına gelmişti, ne olmıyacaktı! Mazisi karışık ni ce kızlar, pekâlâ yepyeni bir yat kurabilmiş, lüks hem akl başında birer kadın olabilmişti Bu çocuk bugün de görse onu 4- ardı. Ah kafa.. Serbest yaşayıp da,ne anlıyacaksın, ne öğrenecek« ler akşam bir çeşit ada mın şehvetinde körlenirken ki- min kimden hıncını alıyorsun.. Zehra evvelâ suların sığ yanlas tına yaklaşıp orada bir mü bocaladıktan sonra sahile pel tkabilirdi., sin san Güneş gittikçe kızıyor gibiydi Zehra yakasındaki kürkü eliyle aşağıya doğru bastırarak sanki yanan ensesini biraz havalandır- mak istedi. Geçenler arasmdan türlü erkekler ona gülümsiyerek dokunup, sürtünerek sataşryorlar dı, Ve o nedense, bunlara cevap vermediği gibi aldırmıyordu da.. Onun ruhu,bu gün kendi başına yaşıyor, maddesinin üzüntüleri. ne, uğradığı * tecavüzlere hiç ku- lak vermiyordu. Zebra şu dakikada evleri olar« ları, evlerinde beyaz göğüslükleri ile, hizmetçilerine yalnız. heves için olsun beyaz çinili mutfaklar- dâ yarim. cden kadınlar; gü- zel güneşli balkonları, yezlong- ları, tül perdeleri; suyu, kırları ve bunların üzerinde esöh saf ve sıhhatli havayı, dört başı mamur ve muntazam işli insan hayatını nüyordu: Zehra, içerisine âdeta ilham des gen azizler gibi olmuştu. O zah- metsiz, dertleri muayyen, hiç ols mazsa ayni dertlerin tekrarlan masından ibaret olan namts ve durgunluk hayatına kavuşmak #in yanıyordu şimdi. Bu sırada hiç ummadığı bir şey gördü: Bir otomobil.. Basık, ve zun radyatörlü vişne çürüğü bir otomobil karşı kaldırımın önünde düş bir tütüncü bizasında duralar gi» bi olarak içerisinden biri tütüncü dükkânma doğru bir şeyler bağır dı,. Bu, onun otomobiliydi. Bar- da; kendisine, önce metres gibi oturmaktan başlıyarak, sonra eve lenmeğe kadar teklif eden deli- kanlının, büyük yazıhaneli, ecne bi firma mümessilinin liydi. Zehra ilk defa oldrak ğırmak, kaçırmamak istedi, Karışık o hayatından si doğru ilk defa olarak kendil'gin den gitmek. Bulunduğu kaldırımdan atladı Bir eliyle otomob'le doğru uzan- mış, bir yandan da çocuğun is mini çağırıyordu. Fakat caddenin ortasma gelmiş: * gelmemisti ki yukardan doğru hışım gibiinen bir taksi otomobili onu şaşırttı ve kaçmak isterken dev gibi bir kır- mızı tramvay “avakları kesilmis otomob'- onlu ça- bir ejderka,, korkunçluğuyla & a zerine doğru yürüdü. Onu'altına aldı, sürükledi, Sonra kitnsenin işitmediği ve kendi gürültüsü a- rasında kaybolmuş bir takım çi. trdılarla durdu. > Halik çığrıştı. Bir kaç kişi: — Telefon ediniz. telefon edi- niz(diye bağırdılar. Bir toplantı, bir koşuşma.. Az sonra, imdad otomobilinin uğule dayarak Ve tekerlek'eri görünmi- yecek bir süratle ge'işi.. İmdad otomobili kalabalığın tam yanında durdu, Cesedi eczaneye almâğa Tüzum görmeyen bir doktor imdat oto mobili ile gelen doktora: “İşiniz kalnadı, dedi, Olan olrmuş Zehranın yüzü, onu en vakın- dan tanivanların bile teşhis ede» miyeceği kadar de8ımk ve kanlı bir yığın haline gelmişti, Sıkı ipek çoraplarınm içinde büz cam.cibi duran bacakların- dan biri yoktu!

Bu sayıdan diğer sayfalar: