29 Ekim 1936 Tarihli Haber Gazetesi Sayfa 10

29 Ekim 1936 tarihli Haber Gazetesi Sayfa 10
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

© Hatıralarını anlatan: Alman korsan gemisi —19— Harekete hazırlanıyorduk ki: “Hareket etmeyiniz,, emri geldi. Sonra da Umumi harbin ilân edildiği yayıldı 1913 de “Brorisvik,, zırhlısına, daha © sonra da İmparatorun gidonunu taşı- yan “Kayzer"e tayin edildim. Bu s*-| mi ile Norvece gittim. Müteakiben, ev- veles anlattığım şekilde “Panter” ge l © misine süvari naspolundum. Panter! “ gârbi Afrika filosuna mensuptu. Bu © sebeple Alman müstemlekesi Kame- » rün'da bir müddet bulundum. Avla va- © kit geçiriyor, file kadar her şey avir yorduk. Bir sene kadar Afrikada kaldıktan #onra geminin havuzlama zamanı gel- diği için Almanyaya hareket ettik. 1914 altı mayısmda » Dangiz tersane- sine girdik. Teknenin tamiri 17 tem- ; omuzda bitti. Harekete hazırlanıyor - * duk ki bir emir geldi: ğ “Yola çıkmaymız!,, “Yeni bir emre intizaren' Danzigde © bekledik. Ağustosun ikisinde sefer - berlik ilân edildi. Senelerdenberi kendisi için harca - onan emeklerin boşa gitmediğini gös- termek arzusiyle çırpman dönanma, seferberlik ve harp ilânı üzerine bi yük bir sevinçle çalkandı. Lâkin bu se-| vince ben ve arkadaşlarım iştirak ede- » omiyorduk; iki tanecik topu, ahşap teknesiyle Panter harpte ne yapabilir- ; diki... Bize evvelâ Langeland civarına — dökülmüş olan mayn tarlasını müda- » fan vazifesi verildi. 5 Bir müddet bududun- da Aroe'yu EE EN aldık. İğimiz adanm etrafını sabah ve akşam — ilçer defa dönmekten ibaretti, atlı ka- i rmea gibi bir vaziyete düşmüştük, Öy- ki ha © İeüzülüyorduk ki... Bu işten kurtulmak için geminin doktorunu da kendime şeriki cürüm © yaparak bir hileye müracaat ettim. N Apandisit olduğumu ileri sürdilm. Doktor dn bu şekilde rapor verince Kiyel'e sevkedilerek hastâneye yatırıl. dım ve ameliyat oldum. Bu vaziyette urunca bir tebdilihava aldığım cihetle ki ve süvariliğinden ayrılmam icap Bir başkası tayin edilince nezarete başvurarak iyileştiğimi ve tebdilihava — hakkından feragat ettiğimi söyledim; — yeni bir vazife istedim. Harp zamanır da esasen ihtiyaç vardı, hemen Kron- © Pfinz zırhılısma tayin edildim. Kronprinz en yeni zırhlımızdı. Mü. | rettebatr bu yeni tekneye alıştırmak için sekiz haftalık bir hazırlık devre- si geçti Tersaneden çıkan yeni bir “Deniz kârtalı” nm süvarisi Kont Poliks fon Lukner zarhlı bir nevi “iptidai madde,, dir, İşe yarar hale gelmesi için alışkm mlret-| tebat lâzımdır. Aksi takdirde acemi! ve tekneye yabancı efrat ile en mo - dern bir gemi bile bog para etmez. Bu sebeple sekiz haftalık hazırlık devre- sinden sonra seyir halinde talimler başladı ve nihayet zırhlımız filoya il- tihak etti, Kronprinz ile donanmamız mühim bir kuvvet kazanmıştı, düşü- nün ki, yalnız topları Meç kalesine, elektrik âletlerinin kudreti Kiyel geh- rİ elektrik merkezinin kudretine mus- dil bir derecedeydi. Tam on sekiz ay müddetle filo ta- limle vakit geçirdi, top endahtları, torpil atışları yaptık. Birkaç defa da İngiltereye doğru şöyle uzandık ama, düşman ortalarda görünmüyordu. İn- giliz filosunun intikam hırsiyle Al- manya sahillerini bombardımana gele- ceğini umuyorduk. Lâkin ümidimiz boşuna çıktı. Düşmanı kapısına kadar! rahatsız ettiğimiz halde İngiliz filosu oralı olmuyordu. Kendimize güveniyorduk, düşmanı ezeceğimizden emindik, Vakıâ harp ge milerimiz İngiltereye nazaran az, ağir toplarımız onlara nispetle vasati ola- rak daha ufaktı, Lâkin bizim de orta sapta toplarımız daha fazlaydı ve tor- pillerimizle gemilerin teknelerindeki kompartıman tesisatımız mükemmel « di, Nihayet 30 mayıs günü öğleden son- Ta amiral gemisinden bir işaret yük. seldi; “Bütün silvariler amiral gemi- sine. Acaba ne vir? Ne oldu? Bunu bir türlü anlıyamadık. Amiralin yanımdan dönen süvariler ağızlarmı açıp kimse- ye bir şey çıtlatmıyorlardı, hattâ | - kinci kaptanlara bile... Heyecanımız geçti, ehemmiyetli bir şey olmadığma! kanaat getirdik. Zırhlılar harp içinde bulunduğumuz için, yarı buhar kuvvetiyle bekliyor, ocaklar az zaman sonra harekete ha- zır olabilecek bir şekilde duruyordu. O gece nöbetçilerden başka herkes u- yurken borazan ve trampete çalmaya başladı; — Silâh başma! Saat geceyarısmdan sonra iki idi. Herkesle beraber telâşla yataktan fır. ladım ve yarı giyinmiş bir vaziyette kümandanı bulunduğum top taretine koştum. >) KABINLAR BENİ ARIN AR / Hissi Roman en Hatice Süreyya — so— Enis, birdenbire, kol saatine baktı: — Haydi bakalım... Üst baş değiştir, > Oşiklaş! - dedi. - Seni güzel görmek İs- © tiyorum. Bugün öğle yemeğinde da - vetlilerim var... | — Hoppala... Doktoru mu çağırdın | k yoksa? “ — Hayır! — Kimi öyleyse? — Sana bir sürpriz yapacağım, an- | neciğim, sual sörma... | — Bak hele... Böyle son süatte ba ; ber veriyorsun. Öyleyse, sofrayı bü- | yüteyim... Acele etmeli... — Hacet yok... ben yemekler için. - Bşağıya haber verdim. Ahçı biliyor. ik Sofrayı büyütmeğe gelince hacet yok. BALA İla 4 deği Zira, gelecek olan sadece bir kişidir. İstanbuldan geliyor. »*.. İsmet, heyecan içinde: — Odur... Mutlaka odur.. Getirtti... Ah cicim! Cicim! Acele acele giyiniyor.. Sinirleri sar. sılıyor... Elleri sapır sapır titriyor. — Demek ki bunu da yaptı? Demek ki aklı fikri hepsi bu işteymiş? Uzun zamandır içinde gizlediği sır buymuş, öyle mi? Demin dikkat ediyordum. Alnında derin bir kırışık'vardı. De- mek, bu düşüncenin tesirile hasıl ol. muş... Oğlu, onun güzellesmesini, sık - gi- yinmesini de istemişti. Onun da sebebi bu davetmiş.. ; HABER — Akşam'postası niellicenseryi# 'BirTURI Hatıralarım anlatan : EFDAu TALAT —242— Yazan; İHSAN Türklerin mahpusları tahliye ec meden Krokere hücum etmele inptimali ortaya sürülüyor ve buna bir çare aranıyordu — Zararsız ve tatbiki kolay bir fik- rim var. Hem izzeti nefis işini de halle- decektir. — Pekâlâ! Anlat, muvafık ise derhal tatbik edelim. — Yarın, ziyaret günüdür. Mahpus- ların aileleri gelecektir. Ben sözde ken- dilerine atirim Ve onlara Oderim ki: “Siz kumandanlığa hitaben birer istida yazımız ve cezalarının kâfi (o görülerek tahliyelerinizi rica ediniz. Ben de ayrr- ca meşgul olurum,,. Bir iki kişiye söy- liyeceğim bu sözler derhal şayi olacak ve hepsi ayni şekilde müracaate başla- yacaktır. O zaman siz bu müracaatları birkaç büyük suçlu müstesna olmak ü- zere İs'af eder ve mahpuslarm ekseri yetle tahliyesine emir verirsiniz. İş de bu suretle halledilmiş olur. — Fikir güzel! — Evet! Tatbik kabiliyeti de var. — Yalnız, acaba biz mahpusları tah- liye etmeden, Türkler Krokere kücum ederlerse... — Bunun kelayı var. — Eğer buna da çâre bulursan bravo SANA... — Sayenizde bulurum. — Mesele Türklerin bu hücumuna meydan vermemektir, — Biliyorum. Ben şimdiden tezi yok. Polis müdürü Esat beye gider, söz ara- sında, sizin mahpuslar arasmda pes sta bir tasfiye yapacağmızı, bir serbest bırakacağınızı söylerim. Polis müdüründen bu sözler müdüriyet âmirlerine oradan memurlata ve süratli bir surette de halk arasına yayılır. Vej halk maksat hasl olduğu (cihetle eski tasavvurdan vazgeçer, — Bu düşünce de muvafık! — Yalnız acele etmek lâzım. — Evet, acele etmeliyiz. — O halde, sen vakit geçirmeden E- sat beyi gör. İşin idaresini sana bırakı- yoruz. Odadan çıktım. Geniş bir nefes al - dım. Bidayette ümitsiz bir halde kurdu- ğum plân, umulmayacak kadar kısa bir zaman zarfında parlak bir netice ver - mişti, İngilizler, yalanımı yutmuşlar ve mahpusları koyuvermeğe razı olmuş- lardı. e Kolonelin bu emri benim çok işime yaradı. Çünkü ben de Esat beye derhal giderek telefondaki nuümaraları- mın hakiki sebebini izah etmek İstiyor- dum. Çünkü, son günlerde vaziyeti çok nezaket kesbeden ve hiç bir ihtilâf ve ihtilâtâ meydan vermedefi vazifesini i- faya çok ehemmiyet veren polis mildü- — Emine! Sarı elbiselerimi ver.. Bu, sarı zeminli, altın sırma yaka ve kollu çok güzel bir entaridir. İs- met'e pek yakıştığını herkes söylerdi. İşte şimdi de, bu tüllerin içine bürün- dü. Oğlunun sesi kulaklarında uğuldu- yor: — Anneciğim! Benimle uğraştığım İçin çok memnun ve bahtiyarım. Fakat saadetimin tamam olmasını İstersen kendini de ihmal etme. Seni genç ve güzel gördükçe benim de içim açılıyor, ferahlıyor! Bunları düşündüğü için mümkün mertebe güzelleşmeğe, gençleşmeğe gayret ediyor ve aynada kendini ciddi ciddi muayene ediyor. Evet, henüz mahvolmamış.. Hiç de fena bir man. Zarası yok.. Pek çok kimselerin hoşu- na gidebilir, Açık hava, ona yeni bir tazelik verdi. Bereket versin, saçlarını da bir hafta evvel öndüle ettirmişti. Yanaklarma pek hafif boya sürdü.| Dudaklarımda ruju gezdirdi. Şüphesiz, güphesiz! Hiç de bozulmamış. Güzel ve genç kadın olmakta devam ediyor. tünün sözlerimin sonundaki işaretler - den bir mana çıkaramıyarak, İngilizlerin Krokerin basılacağı hakkındaki endişe- lerini bertaraf etmek üzere buraya ge- lerek işin asle olmadığına dair teminat vermesi pek muhtemeldi. O zaman da benim plân altüst olacaktı.Çünkü, İngi- lizler böyle bir hücum (tasavvurunun mevcut olmadığını öğrenince mahpus- ları serbest bırakmağa lüzum görmiye- ceklerdi. İş bu kadarla da kalmıyacak kolonel Balların bana karş: itlmadı za- yıflayacaktı. Bunun için kolonel Balla- rın emrini fırsat bilerek Oo doğru polis üdüriyetine gittim. Düşüncem doğru çıkmıştı. Esat bey beni görünce merakla sordu — Oğlum, doğrusu telefonundan hiç bir şey anlayamadım. Bayağı da merak ettim, — Öyle konuşmağa mecbur kaldım. — Pranwz hapishanesine, (Krokere halkın hücum edeceğini kim uydurdu? — Ben? — Sen mi? — Evet! ) — Anlayamıyorum. Böyle bir yalan uydurmağa ne sebep var? — İngilizlerin Krokerdeki mahpus - ları — ki bunlarm içinde (o kabahatsiz ve günahsız olanlar pek çoktur ve hep- si Türktür — birân evvel tahliye etme- leri için böyle bir yalan uydurdum. — Bu nereden aklına geldi. — Binbaşı Baverin divanıharbi ilga edildi. Onların dosyalarını (devir alır- ken aklrma geldi. — Demek, tasfiyeye başladılar. — Öyle gibi bir şey... — Bu bir yolculuk alâmetidir? — Ben de öyle düşünmek istiyorum — Hayırlısı olsun! Bana giriştiğin i- şin neticesini de bildirirsin değil mi? — Eybette... KROKER MAHPUSLARI TAHLİYE EDİLİYOR Ertesi gün erkenden polis Saibi bul. durdum. — Sen, dedim. Bugün yanımdan ay- rılmıyacaksın. Yanıma mahpus aileleri ni ziyaret ötmek üzere gelecek olanlar içinde benim münasip görerek sana işa- ret edeceklerime bir vesile ile yanaşacak ötedenberiden derken: — Siz neye Istida ile müracaat etmi yorsunuz. Öyle yapanlar oldu. Mevku' olan akrabaları derhal barakıldı, diyecek sin. İcap ederse benim de fikrimi ala- caksınız. Hoşa gidebi Hoşa gitmesini bizzat istemek şar- tile! Aşağıda bir hareket hissediliyor. Biri geldi. Gelenin Murad olduğunu biliyor.. Oğlu, bu delikanlıyı bizzat annesi için getirmiştir. Bunu da bili- yor. Bundan heyecan duyması lâzım. Fakat, heyecanı sevinç hissi olmaktan ziyade şaşkmlık.. Kendi kendini yokliyor: — Onu görmek, ne de olsa hoğuma gidecek! Herhalde son buluşmaları, delikan- uda büyük bir aksi tesir ve inkiser yaratmıştır. Bunu da ortadan kaldır. malı. Muradın bir kırgınlığı vars£ yok etmeli. Ne de olsa iyi bir mazileri var.. Bu mazinin neticesi de iyi olma- h.. İsmet, buna gayret etmelidir. Kadın, Muradın ahvali ruhiyesinde- ki istihalenin de nasıl olduğunu öğren- mek istiyor, — Canım! Dünyada kadın kıtlığına kıran girmedi vi. Meleri yar. neleri. Hem de benden düha sensleri ve gü oZelleri.. Saip, bana bütün yardımların! ğu gibi bu işte de muvaffak old! ona doğru ziyarete gelen ihti; hanımla kapının önünde bir nuşmağa başladı. Bir saat sonrâ karşımda dikildi. Elinde bir kâğ” yordu. — Ne istiyorsunuz? — Bir istida getirdim. — Ne için? — Oğlumun artık serbest b sı için? İstidayı okumağa başladım. K gız iki aydanberi mevkuf bulu lunun maşumiyetinden b a ân evvel tahliyesini rica edi dayı mâsamm üzerine koyarak — Pekâlâ hanım! dedim, © sonra bana uğrayınız. Kadıncağız yalvarmağa başlad — Acaba bu kâğıdın bir ti mu? Onu teselli ve tatmin ettim — Merak etme; olur. Sen sonra bir kere uğra bakalım. Yarım saat geçmeden gene bir cağız iki çocuğu ile karşıma öl — Bir ricamız var beyefendi. — Buyurun. | — Benim zevcim kırk mevkuf... Çoluk © çocuğumla #4" kaldım. — Kabahati ne imiş? — Bir tramvaybiletçisi ke: karet etmiş. O da bir tokat ati — Suçu bu kadar mı? — Vallahı bu kadar beyim. — Pekil ne istiyorsunuz? — Bize acıym da artık omü — Bir istida yazıp getirin. i Saibin gayretile bu müracaat Nİ etti. O gün saat bire doğru toplanan istidalar elliyi bir taraftan gayet resmi davran” taraf görünüyor. Fakat müracsst ' vi leri de el altından teşvik ve tesi ten hali kalmıyordum. Bazı ve iki üç kişi için ayrı ayrı müraci lerini farkettiğim halde Vi şıkarmıyordum. Bu da Saibin ğı idi. Zaten onda garip bir rab, dı. (vur!) dedin mi öldürürdü. dl mahpuslarm hepsinin ziyar zetçil miyeceğini düşünerek geri kala” de Krokere gelen diğer mevkuf kınların: tahrik etmiş iş Sdeta iğ“ gılkmıştı. Artık büna da mani of dım. Li tur.. Murad gibi, her kadmın e istiyeceği bir delikanlı.. Bundy Yı, gurur duyuyor. İçin için eği izzeti nefsi puhpuhlanıyor l “Zavallı çocuk! benim yüzümi” ce eziyet çekti!,, diye düşünü” Aynaya bir daha baktı. © £ gowr,, kedisine pek vir ,rusu bu model, hârikrulâde bi Aşağıdan sesler geliyor. ” » trk, İsmet de heyecan artti. | de şeklini değiştirdi. Merdivenlerde ayak selerİ” il Oğlu yukarı çikiyor: yi vw buldan gelip onunla ge ğini haber vetiyor. — İşte böyle efendim. -

Bu sayıdan diğer sayfalar: