25 Haziran 1937 Tarihli Haber Gazetesi Sayfa 3

25 Haziran 1937 tarihli Haber Gazetesi Sayfa 3
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

Köylünün kılığı Münevver bir ecnebi dostum ba” A şu suali sordu: çe 4 — Anadoluyu geziyorsunuz. Gör tüğünüz iyilikler nedir? — Devletin kurduğu müessesele- Tn birçoğunda ve.., - diye başladım. Sözümü kesti: — Hayır, hayır.. Sorduğum o de* ildir.. Devletin kurduğu müecssese- tabil pek faydalı.. Fakat bunla- Tn 200 tane olduğunu farzedelim Va diyelim ki, vasati olarak herbir Tinden 2000 işçi've dolayısile köylü ve bunların aile fertleri - faydalanı- Yor. Bunların yektinu dört yüz bin İnsan eder. Fakat, Türkiyenin nü- fusu bu kadar değildir. Geri kalan ne oluyor?.. Bütün bu inkı- hphrdnn, onların yemesine, içmesi” he, giyinmesine, hulâsa yaşamasına he gibi bir fayda dokunmuştur?. — Yemek içmek hususundak! Müşahedelerimi bir yazımda anlat* TMıştım. Eskiden Anadolunun şura- da burasında aç mıntakalar işiti- lirdi. Halbuki yemek cihetinde sv ti çekenler hasada en yakın mev- timde bile kalmamış gibiydi. Bu se- he ise, bütün tehlikeler atlamıştır. Sam yeli ancak pek mahdut mahsut leri tehdit ediyor. Gayet bol bir is- tihsal yılmım eşiğindeyiz. Sulh ve Sükün içinde yaşadığımız senelerin birbirini takip etmesi, Türk köylü- sünün hayatında yükselmeler husu” © getirmiştir. — Maddi delil> — Ona da geliyorum: En görünü Tü kıyafettir! Eskiden, köylümüzün ilığı yamalı bohça gibiydi. Hatta, Parası olup da pazara gittiği zamatı ekseriya baştanbaşa bir elbiselik ku- Maş alacak vaziyette olmadığı için, l hık,, diye bir arşmlık bez alır- tünde başında yırtılan yerleri parçacıklarla kapar- dı. Öyle ki, bir şalvarla bir cepken îkneriyn deden toruna - intikal eder, ballra dadamla Ksemda Kang! - tan yaptırmış olduğu anlaşılmazdı. Zira, yamaların kim bilir kaçıncı höbeti onun yörini — tutuyorlardı... Şimdi, iddia ederek söyliyebilirim ki, Bu yürekler acısı pelâspareler, Ana.- dolunun birçok yerlerinde — kalmı Mıştır. Bilâkis, meselâ Bursa, Gire", tun gibi vilâyetlerimizin köylüsü, | sıktır bile.. , Sırtta avcı ceketi, bacakta kilot, Kem de geniş paçalı olmağa müsait baldırları düğmeli hoş ve pratik bir Ppantalon tipi, gözü okşuyor. Başta kasket.. Muhatabım alakayla dinliyordu: — Eskiden askere alınan köylü- lerin taburla sevkedilişlerine bakar- Bakırköyün bütün pasar yerlerinden daha temiz ve muüntesam olan pazarından bir görünüş... Istanbul konuşuyor ! Bakırköy Istanbulun en güzel sayfiye yerlerinden birisidir | (Bakırköy:1) Bu semtte bir lise binası yapmak lâzımdır Yazan : Haberci Bakırköy hiç şüphe yok ki, İstanbu. lun en güzel sayfiye yerlerinden birisi- dir . Bakırköyünü gezmeğe gittiğimiz gir semtin pazar kurulma gününe tesadüf etmişti, Her şeyden evvel, köyün pazar yerini görmeği tercih ettim. Fotoğrafçı arkadaşımla beraber dolaştığım pazar yeri, şimdiye kadar muhtelif semtler . de rastgeldiğimiz pazar yerleriyle kryas kabul etmiyecek kadar muntazam ve temizdi. Bakır hakkında ilk güzel baları burada edindik . Vahuz puzarı gezerken bir-yey me « zarı dikkatimi celbetmişti? Bura pa - zarında satılar mallar, başka yerlerde mesclâ Beşiktaş ve Kasımpaşadakilere nazaran çok pahalı idi. Ksnaf ihtimal semtin uzaklığından, ihtimalki Bakırköyünde Ooturanlarıc Al ve vakti oldukça yerinde insanlar olmasını nazarı dikkate alarak hareket ediyorlardı. Pazardan — sonra, yine muntazam yollardan geçerek, köyün orta mekte. bine girdik . Geçen sencler, Bakırköylülerin, mek, tep işlerinden büyük şikâyetlerde bu - lunduklarını, ve bü sene bizzat halkın kendi arasında topladığı para sayesin, de burada iki sınıflı bir orta mektep 3 . inti - böyle dim. Üatleri başları son derece ber battı. Şimdi tevekkeli değil, kıyafet- lerde bir düzelme var. Ben, bunu Ppropaganda için suni surette yapıl- dr sanıyordum. — Katiyen.. Sizi temin ederim ki propaganda için değil.. Memlekette bu yamalı bohça elbiselerin miktarı azalmıştır da ondan.. Esasen, siz, © taburla yeni sevkedilen köylülere bakmayınız. Onlar, memleketlerin- den şehre gelirken en eski, en pej- Mürde neyi bulurlarsa sırtlarma ge- | çirirler. Çünkü onu atacak, yerine | üniforma giyeceklerdir.. Bunun ak- sini bu tene Amasyada gördüm: Yüzlerce gayet ama gayet zarif köy delikanlısı sokakları dolduruyordu Meğer terhis edilmişler. Baştan aşa. ği yeni elbiseler almışlar.. “Kısacası: Yalnız devlet müesse. selerinin etrafında değil, köylünün ferdi hayatında ve devlet zorlama- smın dışmda da bir kımıldanış bir yükseliş vardır azizim mösyö Pol! (Va-Nü) N c eee e d ğ 400 lJira maaşlı bir tayin Yeni kurulan Türk tütün limited #irketi mürakip komiserliğine, İnhi hasarlar umum müdürü ve tütün li- dare reisi Mi- i, su kireci limited kad Vanal 4nn çıldığını biliyorum. Yolda tesadlif kar , şımıza, Bakırköyünde oturan - bir dost çıkarmıştı. Ricamız Üzerine o da bize Tefakat etti. Mektep kapısına geldiğimiz zaman #öyle izahat verdi: — Bir orta mektep, Hattâ bir lise, bu- ranın en mühim ihtiyacıydı. Senelerce Uğraştık. Fakat bepsi neticesiz kaldı. Köyümüzün çocukları, karda kışta 0 . kumak için hep İstanbula inmek mec - buriyetinde kalıyorlardı. Ne ise bu ge, ne bir hal şekli bulduk. Hep bir elup aramızda 1200 lira kadar bir para top ladık, mektebi açtık. Maüarif te tedri - satı, yani muallim kadrosunu Üzerine aldı. Köyün 300 den fazla çocuğunu hergün İstanbula taşınmaktan kurtardık. Yalnız mektebimir bu sene için birinci Bakırköyünün bu yetmiş senelik Bakırköy ortamektebinin sporcu ço. cukları bir geçit resminde veikinci sırtıfları ihtiva etmekteydi. | Şimdi önümlzdeki sene için maarif her şeyi tamamen Üzerine alacak ve mücs . | binaya sıkışan yeni orla mektebi ses tam kadrolu bir ortamektep olacak tır. Talebe adedinin de böylece bulacağını, her sınıfta 4 — 5 şu 600 zü e âçı - lacağını ümit ediyoruz. İhtiyaca bu da kâfi değildir amma, ne de olsa hiç yok: tan çok daha iyidir. Bakın evvel yapılmış bir Rum ördokost mek - tebinden arta kalan bu köhne ve gayri sıhhi n gun olmadığıdır. bir mesele var, o da 70 sene htiyaca tamamen hiç uy. Köyümüzde mektep yapılmıya elve- rişli tek bir bina bulamadık. Bence ya. pılacak yegâne iş, yeni bir mektep bina- *r kurmaktan ibarettir. Dostumuz mektep için söyliyecekleri, ni bitirmişti. Al! resmini alırken, köhne binayı ben de epeyce tetkik ettim. Bu- rası bir mektepten ziyade, bir kilisevi oirdu. tatil una — rastgelmes den etrafta hiç ses sada duyulmaması, eski binanın kasvetini bir kat daha arttırı . yordu. Hele ziyaretimiz'r ve bu y Mektepten sonra, önümüze gelen L4. lettayin bir sokağa saptık. Burada önü. HABERCİ (Devamı 4 ünotlide ) Dikkat! SST S BAA Mahallelerinizde gördüğünü bütün eksiklikleri, bütün şikâyet lerinizi, yapılmasmımı - istediğiniz şeyleri, canınızı sıkan hâdiseleri her saat, ister mektupla, telefonla ve isterseniz matbaamıza gelerek bize bildiriniz. Muharririmiz, - fotoğrafçıları - mız ğınıza kadar gelip söy- lediklerinizi inceliyecek, şikâyet . lerinize veya temennilerinize ga- zetemiz tercüman olacaktır. CUMHURIYET'te: Insan niçin ihtiyarlar ? Afacan çocuk, m bir gibi ge | pu, biraz ileride gerd İkibülklüm ihtiyarın tam kanburu Üst benim kaibimde bir & ıtda 'ise bir sual » oğlumun L Sızıyı hissettirmedim. “— İnsan nicin ihti. yarlar?,, diye verdim : soran oğluma ccvah — Çorab giyile | Ceket, taşına taşmma yırtılmaz mı, ten- cere kullanıla kullanıla delinm Vücut da zaman geçtikçe yipranır, es. kir, yama tutmaz bhale gelir. Âlimle. in sözüne bakılırsa durmadan çalı. ve bunlar yavaş yavaş bedenin iç Örgüsünü örtüyor, işte ihtiyarlık bu dışarı atılmıyan maddele makineyi güzel işlemekten alıkoyması yüzün. den başltyor, tıpkı bir saa! â ve saati durdur- » Bu hal olunca il. klığı kay. ağırlık ması gibi bir şı kin oynak yerler bolur, kemikler gevr azalır, boy kısalır, göz görmemeğe, kulak duymamağa başlar, unutkanlık yüz gösterir, ağzın tadı makların duygusu sakatlaşır. Bir kısım âlimler başka türlü düşü- nüyorlar, ihtiyarlığın beden ö deki zayıflamış hücrelerin ma rofaj- lar tarafmdan yenilmesinden ileri gel. diğin! söylüyorlar. İşte maymun aşt. sile in ları gençleştir: fikri bu kanaatten doğmuştur. Fakat ihtiyar. lığı durdurmak, ölümü geri atmak de- mektir. Ölümü geri atmak, küre kaçar, par. rinde tabiatın arzu ettiği azenoyi bozmıya çalışmaktir. Halbuki o mu- vazene, hayatın sönmeden sürüp git. mesi için lâzımdır. Ölüm kalktı mı hayat manasızlaşır. Onun için ihti. yarlamak sazusidir. « (M. T. TAN) KURUN'da, Yankesicileri tutan sabıkalılar İstanbul Emniyet Müdürlü de hırsızlık ve yankesicilik vuk: kökünden kesmek için mahirarı çare bulmuş. Hırsızları ve yankes leri yakalamak - için eski sabıkalıla. rın yardımından istifade ediyormuş. Bu cümleden olarak Piç Hasan ve Şa. kir isminde iki sabıkalı yankesici, İs- mail Hakkı isminde bir adamı şüphe. li bir vaziyette tutmuşlar, ikinci şube memurlarına teslim etmişler. Tahki. kat neticesinde bu adamın jiletle ce. yankesicilik ettiği anla. gılmış; Böyl sabıkalıların mesru iş bularak kendi yerlerini tutmak isti. yen adamları yakalamağa başladıkla- | rt hirsizlar ve yankesiciler arasında duyulunca zabıta — vukuatınm arkası birdenbire kesilmiştir., Dinsi derler; ket kegerek in hakkından hırsızların ve imansız gelir, yankesicilerin an da sabıkalıların gelmesine hayret edilmez. Bununla beraber Şeyh Sadinin: > Akıbet gürksade ğ Ce ürk şeved bâ âdemi büzürk şeved Nasihatini de unutmamak, bu işte biraz ihtiyat payı ayırmak, gene sa. bıkalılar üzerinde kontrolu elden bı. rakmamak lâzımdır. (Hasan Kumçayı) Deniz lisesine alınacak talebe | — Bu yıl verdiği mezunlar Hamidi: ye ile donanma stajında bulunan deniz lisesi ay başından itibaren kad rosunu doldurmak üzere yeni tale- beler alacaktır. Sivil liselerden alma: cak bu gençler deniz lisesinin Y ve 10 uncu sınıflarma kabul edilecek ve orta mektep mezunlarile 9 uncu

Bu sayıdan diğer sayfalar: