10 Ekim 1937 Tarihli Haber Gazetesi Sayfa 5

10 Ekim 1937 tarihli Haber Gazetesi Sayfa 5
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

A; &E Şimdi artık meslektaşımın yanı- | ga çıktıları H'““'İlln. Ancak, gitmezden evvel iîiıı"u daha sorayım: Madam Jizel Mu_n"rtdc bir yer ayırttığınız zâ- MAZZat mi tayyare bileti alınan yere Nü Yoksa telefot mu ettiniz? '.u:hıvznel Airlines — yazıhanesine tttim, : Capucin bulvarında değil mi? t Evet efendim. O bulvarda 254 hy:.':: numarayı küçük deliterine Tek Sonra dostane bir selâm vere- 0 dan ayrıldı. h birinci kısım Ve Amerikalı eet 'Yar Jorjla lâkırdıya dalmış olan Ye gayrı memnuf görünüyorl'u. —Hı 'Pler hormurtulu homurtulu ciyor- g lt gün polis, her gün polis.. Biri h“"- biri geliyor. İNAN&h, Durup din sualler yağdırıyorlar insana! :“,_hr_m?hâıî Ne bekliyorlar? Ne u- ba arruları ilk ifademiz =&ihum ayrılarak yalan söyle- .Whmn etmek!... Tabil yalan, bu we ÇN daha farla işlerine geliyot. ..,,_::ııımu 'yalan değil hakikati Ş i bekliyorum. Tim Öyleyse ben de hakikatı söylüyo- İngğiteL. AlT Bir kadın madam Jizeli ,'ğ:“şvı gitmezden bir gün evvel ı.,ı;':_mım. Bana bir sürü fotoğ- kadın, ç Yorsunuz, bunlar — arasında ilty M“'hh etmemi istiyorsunuz. Size .*—_.". Söylüyorum ki gözlerim iyi Kadını O bırada da hava — kararmıştı. bine teşhis edemedim. Burnumun di- M ydı, lâmbalarda adamakıllı İladem hç F Ne teşhis edemezdim. İşte undan ibarettir. biz ’um'" hem — asabi, hem müstehzi - uşuyordu. Yin, yi V ediğime isterseniz inanma- Mesinde Belir, Fakat polise işimin düş- İizej W“ Nefret ederim. Eğer bayan Gyür bulutlar arasında olma- timge Phesiz ki onu benim zehirledi. #üphelenir, öylece de itham e- Puaro -aht Ben sizleri bilirim! bir Arkadaşı Furniyenin şiddetli & 'Hııııp Yermesine, onun koluna dost- . q:*_filrme': suretiyle mâni oldu. —k,ı lin kardeşim. Haydi artık ye- | —lı ':'“"'- Karnım fevkalâde acıktı. N—ht csasli bir midevi yemek —lı..:: davet ediyorum. Bir man- Sonra b midemizi kuvvetlendirelim. _*’ ne bir balık ve şarap... Razı 'W G ..: Saatine baktı. hıı,-,_" ! Vakit epey ilerlemiş.. Bu P_İ:(*e zamanımı mahvetti. ı'ihu“ı ise, kapıcıya >dostane —gü- Slaşılgı, Ç ĞSĞi kiz Anlaşıldı - azizim, ı"çq.'ı_ Ü TMeçhül kadın ne iri yarı he Ve Şişm € SATIşım, ne siyah, ne zayıf Bari: 'ı:m'l Tdakal şunu söyleyin Jorj ( Aydı, değil miydi? rağ â::'di'u' nazarla: -di "lıu: eu — Cevabrr Sik bir ,,__,,,_",:_';l'"ı':;îmı » dedi- Yle ne mü ilir banyo elbi- Jorj ona sabit bir tetir yapıyordur! - nârarla sunüz giZYO elbisesiyle mi? tum? Ne diyor- Cinayet ve aşk BALha Christle'nin bu güzel romanı romanı afından türkçeye çevrilmiştir. Feem T Cürlütie'nin u güzek yoçuşm . (VANA) YESE AĞ EE — ——— D E S Eb K UZtım gA A0 . Yemek esnasında küçük polis ’""İ yesi cebinden madam Jizel'in de'terini dANĞ, | ö Furniye bu deltere karşı fevkalâde alâka |Mrdi we Eliz'e karşı da hiddet- lendi. Puaro: — Kızmayın canım, bunda kızacak bir şey yok! - dedi - Mesele onun hale- ti ruhiyesini tahlil etmektedir. Polis! Bu söz, insanları dehşete salmak için kâfidir. Polis sözü onların nâazarın da birçok can sıkıcı muameleleri canlan- dırir. Bütün memleketlerde, bu, böyle- d"'mm.,. tasdik etti: — Evet siz gayri resmi polis hafi- yelerinin bize faikiyetiniz bundan ileri | geliyor. Hususi polis, resmi polisten | daha ziyada müşahit — elde edebiliyor. | Lâkin başka bir cihet daha var; Bizler dosyalardan, resmi vesikalardan ve bi- | rinci derecedeki teşkilâtından istifade edebiliriz. Puatro: — Eğer isterseniz beraber ve dost- ça çalışalım! - diye gülümsedi - Bu ömlet cidden nefis! Balığın pişmesini beklediği sırada, Furniye siyah kaplı defteri karıştırdı. Sonra kendi cep defterine birçok notlar aldı, Puaro: — Hepsini okudunuz mu? diye sor- du. — Hayır, yalnız bir göz attım. Mü- saade eder misiniz? Furniyenin elinden defteri aldı. Garson yemek sonunda peynir ge- tirdiği zaman Puaro defteri masanın ü- zerine bıraktı ve fransız polisine baktı. Furniye't « yütiy , # — Burada'Bazi'nötlar var ! - dedi > Puaro: * — Beş tane - dedi. — Evet. Beş tane. Ben de sizin fik- rinizdeyim. Furniye de/terinden okudu: C2 L2 bir lordun karısı. Zevç. B2 T2 doktor, Harley sokağı. M R 24 Antika taklidi. X V B 724 İngiliz. İtimadı suileti. mal. G F 45 cürüm teşebbüsü. İngiliz — Mükemmel, dostum! Görüyorum ki, düşüncelerimiz, biribirine tıpatıp u- yuyor. Bütün bu defter içinde yalnız :ıııthq satır alkayı celbedici mahiyette- Furniye: — Bir lordun karısı dediği, ihtimal Ledi Horbüridir. Bu kadın, HABER: '&Eıım postası - Budin valisi Mustafa paşa barut mahzenine yıldırım düştüğü için Oldürüldü ! — Budin valisi Mustafa paşayı idam ede, | Ceksiniz Sultan İmrahorü Ferhat bu emtri Budine haroket etmişti. Mustafa paşa niçin jdam edilecekti. Ka. bahati neydi? Bunu anlatmadan önce Muatafa tanıtalım Tarihçi Nalma Mustafa paşayı şöyle anla. tır” “Müstafa paşa Sokullurun amcaal oğ. Taydu. Bosnada mirliva iken Kropa ile diğer bazı kaleleri fethetmişti. Sultan Süleyman Siketuvara gelirkan Aslan paşanın — yerine Budine tayin edildi; asri Selimide vezir oldu. On Üç yıl Budinde — kaldı, Ve bazı kaleler almıştır.., Müustafa paşanın Yethettiği — kalolerin en mühimlerinden biri Filek kalceldir. — Kaleyi kırk fedal fethetmek için emir — almişlardı. İkt Üç merdiveni biribirize bağlayarak kirk ayak bir merdiven yapıp bir mazgaldan içe. Fi girdiler. Mazgalda yirmi kişinin yerinden kımıldatamıyacağı kadar ağır bir balyemez fop duruyordu, Bal Hasan adındü biri maz. galın Iki tarafmdaki taş seralarına ellerine dayıyarak Itti. Kımıldatmak mümkün olmu. yordu. Bunun üzerine başını dayıyarak itme Be başladı. Bu suretle yirmi kişinin yerinden kımıldatmasına hikân olmuyan topu yürüt. reeğe Muvatfak bldu ve ârkasından gelen ar. kadaşlarıma yol! açtı. ... Muslafa paşa hakkında biraz daha malü. mat: Mustafa paşa yalaız bir — kaç kaleyi fethetmekle temayüz etmiş değlldi. — Timar ve Zazmelleri müstahak olduklarına kanaat getirdiği inmanlara verir, yetim ve himayeye muhtaç olanlara elinden gelen hiçbir yardımı ekİrTemezdi. Siket, Belgrad ve daha birçok şebir kalelerini tamir ettirmiş, Budin! duvar İçine almıştr. Kale içinde baruthane, bamam. lar, camiler, medreseler kurdurmuş, velhasıl her hususta kendisini göstermişti. İşte bu Mustafa paşa gimdi idam edilecek. ti Bu kadar iyi kalpti, merhametli ve türçok iğler başarmış paşanım idam edilmesi için emir verilmesi elbette mühim bir esasa da. yanmak lâzımıdı. Hayır, Onun bir kabahati yoktu. Öyle olduğu halde Idam ediliyordu. “Kabahatin! veyahut suçunu — söyliyelim: Barut mahzenine yıldırım işabet — elmiş ve barutlar infilâk etmişti. YForhat paşa fatanbuldan memuriyetle ha. reket etmişti. Fakat yukarda — yazdığımız nî Mubtafa paşayı idam edeceksiniz emri. ni de almıştı. 2578 yılı 10 biriöciteşrin günü 350 — acne evvel bugün Ferhat paşanın adamları bütün Kabahati mahzenini yıldırımdan kurtarama. miş olan Musştafa paşayı idam ettiler. Paşa. nin dalma yanında bulundurduğu — *İl! kişi Kendisini bu felâketten kurtaramadılar. Mustafa Paşanın yerine Uveya paşa Bü- din Valist tayin edildi. Alarak papayı Muslafa paşanın Kammdan bir sene g0C- mişti. Hükümet işlerini ve halkın dertlerini konuşmak Üzere her sabah babı bümayunda toplanan divana riyaset etmekte olan S0- kullu buna kanaat etmiyerek akşamları dâ bir divan toplamakta idi. Gene bir akşam toplanan divana riyaset ederken derviş Kıyafetinde bir adam elinde ki son derece oyun meraklısı. Onan ça | D NN A aŞti Sokullu elini madam Jizelden para istikraz etmesi ka- dın için tabii bir şey olamaz. Murabaha cının bütün mrişterileri bu çeşit insanlar” dı. “Zevç,, kelimesine gelince iki türlü tefsir olunur: Ya madam Jizcl borcun istiyor- du; yahut da Ledi Horbür na söylemiyeceği bir sır kendisinde mev Cuttu. Puaro: — Evet! « dedi - Bu iki ihtimal de, © kadının şeraitine uygun düşüyor. Fa- kat ben daha ziyade ikinci şıkkın taraf. lesı olacağım. Madam Jizel'i tayyare se- yahatinden birgün evvel Ledi Horbüri- nin ziyaret etmiş olması da çok muhte- meldir. — Evet. Zannederim şu noktada be- nimle hemfikir olabilirsiniz. İhtiyar ka- pıcı, belki de kasten ağzınıt sıki tutmüş- tur. (Devamı var) dervişe döğru uzattı. Fakat kâğıdı almağa hazırlanırken derviş şimşek asüratile belin. deki hançeri çıkarmış ve Osmanir impara. torluğunun Mmeaşhur sadrazamma saplamış. tı. Sokullu yaralanıdıktan sonra kendisl de hançerini çıkarmağa teşebbüs ötmiş, fakat muvaffak olamıyarak yere yıkılmış ve son nefesini vermişti. Yeğeninin ölümünden bir sene sonra öldü. rülen Sokullunun katiline hiçbir söz aöyleti. lemedi. İki gün sonra dört parça edilerek 8. Bodi atlara sürdürüldü. Bokultu, Üeceğinden bir gün önce mira- haru Hasan ağaya Kosova harbini okutmuş ve Hüdavendizürin Kapiloviçin hançeri le gldarüldüğü bahaini dinlerkan: — Allah bana da büyle bir şahadet ihsan Buyursun demişti. . - Sokulu on dört sene sadareti — muhafaza etmişti. Barayından kaçan yirmi köle müs. tesna makaatsır İdam emri vermemişti. Niyazi Ahmet Tonton amca polis Rakı ve rüzgâr Yazan : lıhân Ben © vakit sulü hâkimiydim. Mektepten yeni çıkmıştım. İçim ve dışma Arzu İle doluydu. İnsanlara kükmetmek için yaratıklığıma inanıyordum. Bana bakan, be. ni dizleyen Lütün Insanların bana ihtiyaç. lart olduğunu, bensiz — yaşıyamıyacaklarını sanıyordum. Bir gün polla, Bir-ölüm vakası baber verdi. Hiç unutmam... Dir gece yarısı idi. Koskocaman bir evin bir odasında yatı. yöordum. Yanımda parlak tahtalı bir etajer, etajerin üst Katında büyük beyaz apajurlu bir dâmbha vardı. Geniş bir yatağın — içinde, yarı çıplakdım. Elimde bir kitap vandı. Tat/ lt tatir düşünüyordum. Kapıya xelen polis memuru, bir — katibin karısını öldürdüğünü, vakayr yarım aat ev. vel komşuların karakola habef verdiklerini söyledi. Kalktım, giyindim. Beraberce vak& mahal line gittik. Küçük bir evdi, Üst katın arka — sokafa bakan, pencere parvazları ve — tavanı yeşil yağir boyalı, bir odasına girdik.: Beyaz çarşafir bir yatak içinde başı yana düşmüş, kolu karyolanım kenarından sark. mütş kabarık kumral saçlı bir kadın yatıyor. du. Yorgan terden islanmış bir gömlek gibi yatağın ayak ucuna toplanmıştı. Yerde kir. mazı bir kilim, kilimin Üstünde orlaları taze çukurlarla süslü basma minderler vardı. Du. varda yaldızlı yazı ile yazılmış, parlak cam L bir (Amentü) Tevhası ve bir çınlak kadın resmi asılıydı. Etrafa daha fazla bakatradım, ölünün ya, mına yüklaşi Ayaklarının tırnakları kum lukta parlayan cam parçaları gibi ışeldiyor. da. Bu tırnakların hemen dibinden başi rak ta gerdanına, yüzüne ve Kumral saçla. rının alnında açık bıraktığı geniş deri par. çasna kadar her yerini — Tallsamahasız bir gerginlikte kaplayan beyaz ışıklı cildi. insanı gaşırtacak kadar — güzeldi. Omuz bağlarım. dan biri kopmuş olan açık mavi kombineze. mu, bir çocuk gibi hevesle, göğrünün yarısı. tü açıkta bırakarak bir ipekli mendil — giti buruşmuştu. Kanunl vazifemi yaptım ve yanrmızda tit. riyerek bizi seyreden kocasına, ölüyü söymü sını söyledim: ©/ bir kabtryanın “Taztatüyüetini Koymrır gibi mavi görlerii üliteüir sartından : seyırdı. Görlerimi daha fazla yaktaştırdım: Birdenbi re burnuma canir insanlara mahsus, canlr ve güzel insanlara mahsus bir koku vurdu. Boğularak elimi uzattım, yuvaşlak omuzuna parmağımı dokunduürdum: — Sıcaktı; İki e. ümle İki beyaz omuzu kavradım ve — ölüyü tersine çevirdim. Şimdi önümüzde, elinden bebeği alınmız ön üç yaştada bir kızın yüzü koyun yere yatarak hırçın hirçim ağlama. amı balırlatan harikülâde bir manzara var. dı. Polisin yüzüne baktım, © da bana bakı, yormüş. — Bir doktar, dedim. Polis koştu. Bir dadika sonra sokak Kaptsı Xapandı. Arkama döadüm, Kati kotündan yakaladım, Bir kelime ile, bir silâkla, er yumrukla bir adam öldürmek MmüÜmkün ol gaydı?! — Niçin, dedim, niçin ? Niçin? Adam bir gey söylemiyörüu. Güzle. rini ölüye dikmiş, put gibi Gümdik, susüyor. di — Niçin, diyo bağırdım tekrar, — Bilmiyorum, dedi, haberim yok, ölmüş! Olmüş. Hayir ölmemişti. HAlâ tmma inan. miyordum, Deti gibi döndim, ölünün Üstüne yürüdüm ve parmaklarımla gözlerini açlımı: Sönmüş bir lamha gibi, beyaz iki göz, bazna kaktı. Parmaklarımı bıraktım, çeffaf — derl tekrar indi, bür kıpırtı oldu, Ayak parmakla. Tadaz en küçüğü hafifçe oyandı. Kapı çalıdı. . ya, . Doktar ölünür hiçbir yerinde, hiçbir yara izi bulamadı. Dahili bir nezfe ihtimal verdi. Otopsi başa çıktı. Katili söylelmek için sar. fedilen bütün emokler para etmedi. Yatak, yorgan ve bütün minderler, günlerce tahiil odasında kaldı. tşi derinleştirmek Jazımgeliyordu. Komşu. Jarı birer birer dinledik. Evlerinden Üç kapı ötede genç ve bekâr bir fen memuru oturu. yordu. Pansiyoa sahibi Bulgar. kadızır, kira, Çını ile kâtibin karımı arasında güzli bir mü, masebetleri güphe ottiğini; gece yarıları Ten memurunun — o kapı önilnde dolaştığını ve baktığını birkaç defa gürdüğgünü, hattâ bir gece, hem nlay kâtihinin — kışlada nöbetçi olduğu hir gece, çok geç vakit, kira, S LT Tarus cısmn odasına bir kadın getirdiğini; sabalı. leyin © kadar merak ettiği halde kadinı gü. Temodiğini; çünkü erkenden çıkmış olduğu. nu; fakat bu kadının alay kâtibinin. karısı mi, yoksa başka bir kadın mı olduğunu bile. mediğini söyledi. Birka, n Ötede bir. bâ. rakada oturatı ihliyar bir sucu, bazı yaz ak. şamları iskemlesini kapının önüne atıp o. turduğu zamanlar, alay XAtibinin karanlık taş merdivenlerinde bazı hareketler ve fistl tılar işiltiğini, fakat üstüne vebal alamıya. gağını ifade etti. * Bsns itibarlle tahkikat benden çıkmış ve müstantike fatikal etmişti. Akşam üstü mah kemoden çıkarken müatantikin odasına uğ. rıyordum. Ö kendi kendine âlay — kâtzhinin YaCını açıyor; 6 gün dinlediği yahitlerin a. delerini; yenlden ortaya çıkan ipuclarını ve #üphelerini bana arlatıyordu. O kadar ken. dimi tuttuğum Bülde 4damr vakit vakit şüp. heye düşürecek sualler soruyordum. Birden. bire kuşkulanıyordu. Dikdix yüzüme bakıp: — Galiba, diyordu, merhumenin sağlığında Bizin da.. Kahkahalarla sözünü kesiyor, lâfr başka mevrulara sürüklemeğe çabalıyordum. ... Bir gün, sıcak bir yaz günü, — muhakeme sanasında, müstantik kapıda belirdi. Parma. Bile işaret ederek beni odasma çağırıyordu. Hemea tir bahane bulup davaerları Çıkardım ve Istintak odasına koştum. Ka oradaydı. Kapıda bir fandarma bekliyordu. Müstantik benl görünce kapıyı kapadı. Ev. velâ alay kâtibi karak — İtiraf etti, dedi. , — Nasil? — Dur, kendisi anlatıın sana. — Efendim, bu işe sulh hâkiminin bu ka. dâr merak sardırmasına akıl erdiremiyo. rTüm. Filhakika kendileri ayni sokakta otur. mamız itibarile kornşumuz sayrlırlar, Fakat hiçbir cinayete, hiçbir katil hâdisesine şahit olmamış İnsanlar gibi; hele hiç kadın ölüsü görmemlş oğlan çocukları gibi, AA bu hâ. dise e meşgül olmaları garip değil midir? Birdenbire dondum. Müstantik tmdadıma yetişti: — Biz hAdiseyj Aplatımız. Sulh bâkimi ha. diseye ilk defa el koymuğ resm! bir addm st. fatile tahkikat safhalarını takip 'Adıyop. Adam aldırmadı. Bükünetle, — sözünü hç Kesmemiş gibi, mırıldandı: f — Karımı kıskanıyordum. — O benden on gekiz yaş küçüktü. Üçüncü — kazımdı. Bu memlekete geldiğimiz zaman, daha İlk gün. lerde, önümüze birkaç genç adam — çıktı. Hepsi onu görmak, ona sakip olmak iatiyor. lardı. Bunların içinde fen memurunun alâka. M uzun sürdü. Ondan daha urun süren âlâ. Kkalâr da varmış ya!T. Müstantik yüzüme baktı. Alay KAtINL de. vam etti: — Bir akşam, odamda rakı içiyotdum. Or. talık seasizdi. Karım köşedeki — pencerenlin önüne oturmuş, oline bir dantalâ — almıştı.. Dikkat ediyordum : Sokağa hiç takmıyordu. Adeta üzülüyordum. İnsan bir geye — karar verip de yeni deliller aramak için o kararınt birkaç zaman tehir ederse ve bu yeni dalli. leri de bulamazsa, o karar o adamr delirtebi. lir. Bir defa, bir tek Gefa sokağa bakaa; bir gözü kaysa, bunu kâfi görecektim. Bakmadı. Ortalık karardı. LAmbayt yakmadı. Konuş. müuyorduk. Düşünüyordum. Hafif bir rüzgâr çıktı, Tavandaki kırmızı abajurun boncukla, rı şıngırdadı, Arkaşından bir ut sesi, sokak. tan odaya doldü: Sulh hâkimi gene ut çalı, yordu.. Özüme baktım. Müstantik mcaktan göm. leğinin yakasını gerşetti. Mazmun — devam etti: — O kadar güzel — çalıyordu ki, rakımır başıma vurdu, yoksa Tüzgâr mt hızlı esiyor. du, ne oldu, üdeta yanımdaymış gibi; bera. ber oturuyormuşuz gibi, öyle kulağımın di. binde, susarak, unutarak, — dinledim. Ağaç yaprakları hışırdayordu. Abajurun boncuk. ları şımgırdıyordu. Karıma baktım: Dantelâ, sını kucağıma bırakmıştı. Beyaz ellerini saç. Tarımın içine gönmmüştü. Dinliyordu. Birden. bire sandım ki sulh hâkimi yazımızda bulu. muyor. Bizimle beraberdi. — Onu acaip bir gekilde görmeğe başladım: Hâkimin ikt o. muzundan iki kol yerine sekiz kol uzandığını görür gibi oldur. Bunlurdan ikisi e udunu Kkavramıştı. İkisi Karımın saçlarını olkkşu. yordu. Öteki Iki elinden birisi benim girtla, gına yapışmış, diğerleri gözlerimi kapamış. w Yerimden fırladım. Karımım yanma gittim. Duymadı. Eilerini tuttum, gözlerini kaj maştı, Gözleri hAlA kapalıydı. Ve düdakları titriyordu. Başını omuzuma biraklı. O va. kit ona pek hoşlandığı, Gelirdiği bir oyunu oynamak hevesine düştüm: Gidiklamak.. En önuün çoş haşama piden bir oyundu. Ge. dıldadım. Krvranmada baş'adı. Göüslerini ar. mıyordu. gülüyor gülüyor katılır gibt gölü. yordü. Dudaklarının W Bir kedi gibi: j — Yapma,! Yapma! Oh, yapma! diğe mı. rıldanıyordu. !han Tarus (Devama 11 ircide)

Bu sayıdan diğer sayfalar: