10 Ekim 1933 Tarihli Milliyet Gazetesi Sayfa 2

10 Ekim 1933 tarihli Milliyet Gazetesi Sayfa 2
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

l h N Fa el vi “m ği SET ŞE e : “ “mit, pek iyi bilirdi Tarihi tefrika: 132 , Yazanı/ 8. M. Mer hakkı (Müiliyet) kadin Sultan Hamidin culüsu 3 Mitat Paşada inkisarı hayal, — Sultan Hamit, o eski vaatlerini unuttu mu? —Ebuzziya Tevfik Bey merhum. Zavallı Mitat Paşa ve arkadaş- ları olan israr, Abdülhamit Hân cülüsunun ferdasmda pek müthiş ve müellim bir inkisarıhayal, hüs- ransâmal ile karşılaşmışlardır. O güne kadar husuleti muhak- kak bilip fiil sahasına çıkacağını dört gözle gözettikleri, sabursuz- İukla bekleşip durdukları tatlı va- atlerin en basiti, sadesi, kolay olan şeyin, yani Namık Kemal Beyin mabeyini hümayun başkâtipli; Ziya Paşanın yinciliğe tayinleri hakkındaki vaat bile ya- pılmamış, yapılmadıktan başka büsbütün aksi iltizam olunarak o makamlara, hiç beklenilmiyen kim sesler oturtuluvermişti. Halbuki kırk gündenberi Namık Kemal Bey ve Ziya Paşa, yeni Pa- 'dişahın başkâtibi, baş mebeyincisi olarak tanınmışlar, huzur setreleri- ni, cumalıklarınr, her şeylerini ha- zırlamışlardı. Mitat Paşa, kendilerile evvelce konuşmuş, memnuniyetle kabul ce- vabını almıştı. Bunun üzerine'Na- mik Kemal Beye, Ziya Paşaya da Mmemuriyetlerini söylemiş, tebrik etmiş ve keyfiyeti” yarüağyara da işitmiş, öğrenmişti. Acaba neler olmuş,ne fırıl 'daklar dönmüş te; iş böyle garip; garip olduğu kadar da fena bir ta- havvüle uğramıştı? * Herhalde bunu, Sultan Hamit kendiliğinden yapmamıştır. Onu maruf olan ihtiyatkârlığından, ves veseli, mütevehhim halinden hiç beklenilmez, umulmazdı. Abdülha- ki bu zatlar, mı e yüksek mevkileri olan, milletçe tanınmış, sevilmiş muhte- rem şahsiyetlerdir. Kabulleri ici söz verildikten ve âdeta olup bit- tikten sonra zıttının yapılması, piş miş aşa soğuk su katmak kabilin- den yakışıksız, yaraşıksız, müna- sebetsiz bir hareket olacaktı. Bun- dan, yalnız Mitat Paşa ve Kemal Beyin değil, memleketin bütün mü- pevverlerinin miiteessir ve münfa- il olmamaları imkânsızdı. İer, ne intirikalar çevirmişler, ne fe satlar dokumuşlar, neler demişler- di de Padişahın fikrini çelmişler, işi ters pres edivermişlerdi? Nâmik Kemal Beyin yerine baş- kitabete küçük Sait | paşa den- mekle maruf Sait Bey ve mabeyin müşürlüğüne de Damat Mahmut Celâlettin Paşanm eniştesi İngiliz Sait Paşanın tayinleri, tepeden in- me gibi haber alınmakla herkesin parmağı ağzında kalmıştı. Mitat Paşa, başkâtip Sait Beyi eskiden tanıyordu. (Mitat Paşa, vaktile meclisivükelâ reisi iken Sa- it Bey, o meclisin başmümeyizi i- miş, Fakat bu tanışıklık sonradan ilerlememiş, suri bir ahbaplık şek- Binde kalmış! Sonradan tahakkuk ettiğine gö- re, Sultan Hamide Sait Beyi, Da- mat Mahmut Celâlettin Paşa tav- siye etmiş ve sadrazam koca Rüştü da: —Münasiptir, efendimiz ! i bastırmış. Darüssaade ağalığına getirilen Cemile Sultanın - Mahmut Celâlet tin paşanın zevcesidir. —- Başağası Hafız ağanın da ayni saik ve sebeplerle alındığı tebeyyün et- miştir. Bu zevat, ötedenberi mem- İekette mutlakıyet idare ve istip- tadın taraftarı; garp medeniyeti- İdarei hususiye tarafın- dan alınan vergiler ANKARA, 9 (Telefonla) — İdare #hususiyeler tarafından alınmakta o- lan vergilerin daha mazbut ve daha etraflı bir şekilde bir kül halinde ted- vini için Dahiliye Vekâletine çalışıl- maktadır. Vilâyetlerin idaresine dair kanun ANKARA, 9 (Telefonla) — İdare- ismumiyei vilâyata dair olan kanunun birinci maddesinin değiştirilmesi hak- kın hükümet meclise bir lâyiba sev- ketmiş! M. Daladier döndü nin, teceddüdün, meşrutiyetin a- leytarı olarak tanınmışlardı. Ebuzziya Tevfik Bey merhum, bu garip ve acip hâdiseyi müşahe- datına ve en mevsuk mesmuatına istinaden hikâye ederken; Sultan Hamidin, Namık Kemal Bey yeri- ne Sait Beyi nagihan başkitabete alması meselesi konuşulduğu sıra- da, şair Ziya Paşanın meşhur darbr meselini irat etmesine, yani: “Ey- vay ki bu bazicede bizler gene yan- dık!,, demesine karşı, Namık Ke- mal Beyin: Kahpe feleği mihrüve- fa sanma...” İlh. ceyabile edebi bir tevbihte bulunduğunu söylemişti. Ebuzziya Tevfik Bey, bunu söy- lemekle beraber gerek Namık Ke. malin, gerek Ziya Paşanın hâdise- den tesirleri, o makamların şaaşaa ikbalinden ve maaş ve muhassasa- tından mahrumiyet için olmayıp mücerret vatan ve millete hizmet aşkından münbais olduğunu, her il in merdikâmil, rindi derya - dil oldukları cihetle maddi, zati menfaatleri hiçe saydiklarını, ken- dine has bir şivci iltizam tevsik ve beyan eylemişti. Hasan Fehmi Paşa merhumun da, ayni bahse dair bir fıkrası var. dır: 1228 tarihinde Alemdar Musta- fa Paşa ile arkadaşları Anadolu saraskeri Kadı Abdurrahman ve Bahriye Nazırı Ramiz Paşalar ve- sair rical taraflarından tanzim olu- nan ve Osmanlı o devletinde “İlk Meşrutiyet,, dinilen “Senedi itti- fak,, Fatih camiinde cuma nama- zından sonra bütün vükelâ, ülema, rical huzurunda okunmuş, Sultan Mahmudusani tarafından imza o- lunmuştu. Bu senedi ittifak, bir ne .i kanun nuesasi demek olup, başlıca yedi şart ile ümurudevlette mes'uliyet vükelâ kaidesini kaydıtakvim ede- rek mutlakıyet idaresini kasrıtah- dit eyliyordu. Sultan Mahmut, bu- nu kabul için, evvelce Alemdara vesair vükelâ ve vüzeraya söz ver- mişti. Kavlikarar üzere muayyen olan cuma günü hep birlikte Fatih camiine varılmak ve orada okunup imza olunmak icap ettiğinden, er- tesi günkü gidiş merasimi için Sul- tan Mahmut Perşenbe günü mabe- yincilerine emirler veriyordu. Bu sırada, Padişahın eski emek- darlarından müsahip iğri boyun Ö- mer ağa, yer öperek maruzata ruh- sat dilemiş, söz söylemeğe müsaa- de buyrulmakla: —Şevketli Padişahım! Herhal- de irade ve ferman velinimet efen- dimizindir. Ama, bu “senet,, zatı- hümayununuzun saltanatınızı bo- zup istiklâlinizi kaybettirecek, sa- nırım! Kulunuz, bir çaresi bulun- sa da yapılmasa daha hoş olacak, diye düşünüyorum! Demiş. Sultan Mahmut ta cevaben: Ağa, boynun iğri ama, düşün- cen doğru! Ne çare ki bir kere söz verildi, geri dönülemez. Maamafih sonradan da bir çaresi bulunabi- lir! Tarzında idareilisan ile içini aç- mış, verdiği senedi ileride bozaca- ğını ihsas etmişti. Filvaki aradan çok geçmeden bozmuştu. Acaba Sultan Hamidin de iğri düşünen bir iğri boyun Ömer ağa- sr var mı idi? Bu Ömer ağa, acaba kimdi ki Hünkâra, verdiği sözleri henüz soğumadan sıcağı sıcağına bozdurabiliyordu. Bir bomba daha BELGRAT, 9 (Milliyet) — Sm most » Zagrep demiryolu üzerinde tam yük treni geçeceği anda makinalı bir bomba infilâk etmiştir. Fakat insan- ca zayiat olmamıştır. Bobma yalnız demiryolunun mühim bir kısmını tah- tarafından Romen askeri manevraları BÜKREŞ, 9 (Milliyet) — Hâlen, Romanyada büyük manevralar yapıl- maktadır. Bu manevraları Krayo: da idare eden Romen Cenerallerinden Lazaresku feci bir kazaya uğramış» tır, “Manevreleri seyreden ceneral * sağ kolundan yaralanarak derhal Krayova hastahanesine kaldırılmıştır. EE M. Herriot iyileşiyor PARİS, 9 (A.A.) Geceyi çok sakin ve rahat geçiren M. Herriot, nekahat HARICI HABERLER Konferans geri Kalacak mı? Şimdilik 16 birinci teşrin tarihi değiştirilmiyecek CENEVRE, 9 (A.A.) — Silâhları azaltma konforansı bürosu bu akşam top İnnacalıtır. Birinci teşrinin 16 sında içti ma: kararlaştırılmız olan umumi komis yonun toplanmasının geri bırakılmasına büronun karar vermesi muhtemel görül müyor / Görünüşe göre umumi komisyonun 16 birinci teşrinde toplanması halkında ki karar değiştirilmiyecektir. Bununla beraber umumi komisyonun müzakere- lerine yeniden girişmesinin, diplomatlar arasında konuşmaların yeniden başlana >. zamana rasigelmesi de muhtemel. ir. Böyle olduğu takdirde umumi komis yonun asıl mesaisinin hiç değilse bir kaç gün sadece teknit meselelerle mün- hasır kalacağı söylenmektedir. CENEVRE, 9 (A.A.) — Havas A- Jansından; İngilterenin silâhları bırakma konfe rans divanmdaki muhrahhası M. Eden dün öğleden sonra M, Paul Boncour ile saimi bir mülâkatta bulunmuş ve muma ileyh Almanyanın Londra ve Romadayi son şifahi tebliğatmın resmi İngiliz me hafilinde fena tesirler hâsıl etmiş oldu » ğunu teyit etmiştir. Amerikanın vaziyeti NEVYORK, 9 (A.A.) — Times ga- zetetinin yazdığına göre Amerika, Al - imanya tarafından silâhları bırakma kon feransında istenilecek herhangi bir silah lanmağa karşı muhalefet edecektir. Hü- kümet dairesi, Hitlerin Cenevredeki mümessillerinin vaziyetlerinden çok en - diye etmekte ve ileri sürdükleri fikirle rin sadece bir tecrübe balonu olmayıp pazartesi günü silâhları bırakma husu- sunda berbangi bir anlaşma ihtimalini ortadan kaldıracak mahiyette bir prog- ram ile meydana çıkabileceklerini zamet- mektedir. Versailles muahedesinin mad- deleri ile hemen hemen ayni oldukları - na göre, Amerika Alman isteklerine kar şt durmak için itilâf devletleri ile hukuk noklasmdan beraber harket etmek vazi- yetinde kalacktır. Müsavilik meselesi BERLİN, 9 (A.A.) — Volf Ajanar bildiriyor; Silâhları azaltma hakkındaki müzakereleri söz gelişi eden Çorrespen- dance Diplomatico - Politigue Alleman- mak için elinden geleni yapmıştır. Sinir- lilik, korku ve telâş göstererek, siyasi buhran tehdit ve tehlikeleri karşısmda bile geriye çekilmiyerek hükümet üze- rinde bir tazyik yapmağa çalışan Fran - sız gazetelerinin manevraları dikkatle takip edilecek olursa, vücude getirilmek istenen, yüksek sulh eserinin başarılma- sina sed çeken hakiki engeller kolaylde- la serilmiş olur. Müsavat ve emniyet temelleri üstü kurulmuş bir sulha taraftar olanların hepsi bu siyaseti endişe ile karşılayacak lardır. — Harp borçları Amerika ile İngiltere ara- sında müzakereler başladı LONDRA, 9 (A.A.) — Harp borçla rına ait Amerika hazinesi ile İngiltere heyeti arasında müzakereler resmen bu gün başlıyacaktır. Bu müzakereler hak kında yazı yazan nadir İngiliz gazetele- 5, resmi mahafilin derhal bir meticeye varılacağı hakkında pek az ümitleri ol- duğunu kaydetmekte, fakat 15-12 taksi- inden evvel bir Modus Vivendi hazırla mak üzere kat'i karar verilmiş bulundu- ğunu ilâve etmektedirler. Bir İngiliz denizaltısında infilâk Kadın gazeteciler casus mu? PARİS, 9 A.A, — Cenevreden Matiri gazetesine bildiriliyor: Gazetede Lausanne'in bir kadın mu- habiri Hasat yortusunun yapılmış oldu- ğu Augsbourg'a gitmişti. Bu muhabir Paris gazetelerinin birinin bir kadın mu habiri ve diğer 5 Amerikalı kadın ile bir likte orada tevkif edilmiştir. Hapishane den çıkarak dönen muhabir üçünün de hapishaneden salı günü çıkmış oldukla- rmu ve orada kendilerini casuslukla itti- hama çalışılmış bulunduğunu söylemiş” tir. Almanyada iki hükümet birleşti hükümeti ile Meeklembourg - Sehwerin hülkümeti 1 - 1 -34 ton itiba ren birleştirilmiştir. İki hülcümetin birleşmesi muamele- si, Hitlerin iş başına yeçtiğindenberi ifk defa oluyor. — sedir iktrandi ve idari işleri ko” laylaştırma sebeplerinden alınmıştır. Dava Berline Naklediliyor Reichstag davasından ne neticeler çıkarılıyor? LEİPZİG, 9 (A. A.) — WolMF A- jansından: Reichatag yangını muhakemesine iş- trak edenlerin hepsi Berline gitmek için buğün Leipzig'ten ayrılmaktadır. Moskova 9 A.A. Tas Ajansı bildiri- yor: Dünya matbuatı Leipzig muha- İkemesinin son celselerini | hararetle mevzuubahis etmekte devam ediyor. İngiliz * gazeteleri, Leipzig muhake- mesinin Berlinde tekrar başlamak ü- zere inkilamı tetkik ederek | davada yeni hiç bir şey ortaya — çıkmadığını yazmatkadırlar, Morning Post diyor ki: “Büyük bir komünist suikast teşkilâtını meydana çıkaracağı ümit edilmiş olan bu dava hiç bir şey göstermemiş yangın hâdisesinde kat'iyyen methal- dar olmadığını ispat eylemiştir. , Daily Expres, Dimitrof'un muhake- me salonundan uzaklaştırılmış olma» sını mahakim tarihinde en çirkin bir hâdise teşkil ettiğini yazmaktadır. Times gazetesi de ayni suretle di- yor ki: “Dimitrof'un uzaklaştırılması ada- let bitaraflığının prensiplerine tama- mile muhaliftir. Kanun adamları bu - Bun hakkında kat'i bir protesto ver- mişlerdir. Çekoslovak Prager Tageblatt gaze- tesi şöyle yazıyor: “Dimitrof'un isticvabı neticesinde muşasileyhin Reichstag yangınma iş- tirak ettiğine dair | hiç bir delil elde Ve mahkeme Torgler'in en ufak bir nisbet da- hilinde de olsa tepit eyliyememiştir.,, İsveç gazeteleri şahitlerin ifadele - rini tetkik ederek Torgler'in ve diğer Bulgarların maznuniyetini tespit ede- cek mahiyette olmadıklarını kaydet- ler. İsveç efkârmmumiyesi- i efik kanaatine göre (o dünya şimdiye kadar böyle bir adalet komed- yasına asla şahit olmamıştır. Amerikan New Republic mecmüa- se diyor kiz “Komünist maznunlarının cesareti ve sürati intikelleri muhakemede ta- kip olunan maksadı açığa vurmuştur. Muhakeme Nazilerin muhakemesi ma- hiyetini almış ve maznunlar ittihamcı olmuşlardır. Fransa © gazeteleri, “ Dümitrof'un mahkeme salonundan © çıkarılmasını maznunların en sarih haklarını ihlâl edici bir hareket suretinde © karşıla makta ve bu hareketin ittihamcı vazi- yetine giren maznunun sesini boğmak yaksadile yapıldığını yazmaktadır. r, Temps gazetesi diyor ki: “Torgler'in ifadesinden mumaileyh aleyhinde en ufak ciddi bir delil bu- Tanamazmıştarı İtalyanların Tuna muhtırası il Muhtıra hangi esaslara istinat ediyor? ROMA, 9 (A.A.) — Tuna memle- ketlerinin bellerini doğrultup kalkınma- $ı hakkındaki İtalyan muhtırası şu te- emellere dayanıyor: 1 — İlki tareflı anlaşmalar yapılma» “. 2 — Tuna boyundaki memleketlerin yetiştirdikleri zahirenin ve sair ziraat u tabi 3 — Avusturyadaki sanayi istihsa- lâtı halkında rüçhanlı tatbiki, Bir vapur pervanesini kaybetti SAN FRANSİSCO, 9 (A.A.) )— Te- xman vapuru, Baltimore'a giderken San #a Barbana (Kalifornia) açıklarında per vanesin kaiybettiğini haber vermiştir. ir Birçok gemiler yardıma gitmişlerdi: Kral Zagu'nun yıldönümü TİRANA, 9 (A.A.) — Kral Zap nun doğumu yıl dönümü iyle büyük tezahürler yapılmıştır. Halk, kralı ve kral ailesini alkışlamış maş, M. Mussolini filoyu görmeğe gidiyor ROMA, 9 (AA) —M Mussolini, Atlas Olkyanos'unda' gezintir Civitavekia'ya gitmiştir, Yeni bir denizaltı gemisi is metre derinliğe kadar dalman, an tezgâhlarında yâpılmış i pıftan denizaltı gemileri diye ba, iş ve o Tergler |. On vali, kırka yakın kaymakam şarka nakledilecek ANKARA, 9 ( Telefonla ) — Şarkta üç senelik mecburi hi: bitirenlerle diğer vilâyetlerimizde henüz şarka gitmemiş olanlardı 10 kadar vali ve 40 a yakın kaymakamın nakilleri Dahiliye vekâleti ce takarrür etmiştir. Tokat vali vekili Recai Beyin mezkâr valiliğe leten tayini de kararlaşmıştır. Af kanunu hazırlanıyor ANKARA, 9 ( Telefonla ) -—— Adliye Vekâleti af kanun lâyihasıri hazırlamağa başlamıştır. Dahiliyede hazırlanan eserler ANKARA, 9 ( Telefonla ) — Dahiliye vekâleti şehir ve köyleri: zin adlarını doğru bir tarzda yazan bir köy adları kitabı tertip etti; tir. Vekâlet memleketinde mevcut 519 belediye hakkında malümatı il tiva eden resimli bir eser bastırmıştır. Ajans mümessillerine ziyafet ANKARA, 9 ( Telefonla ) — Ajans mümessilleri bu sabah şeh: mize geldiler. Anadolu Ajansı bu akşam şereflerine bir akşam zi; li Dairelerin kırtasiye ihtiyacı ANKARA, 9 ( Telefonla ) — Müvazenei umumiye dahilind. dairelerin kırtcsiye ihtiyaçlarının tedarikine dair olan kanuna mü. yel lâyiha maliye ve bütçe encümenlerinden geçerek heyeti ye sevkolunmuştur. Bu lâyihaya göre Maliye vekâletince mübayaa lunan bütün kırtasiye ve tabı levazımının maliyet fiyatlarına ve nakil idare masrafı karşılığı olarak yapılan zamlardan hakiki sarfiyata hâsıl olacak tasarrafat ve menafiden bir buçuk milyon lirası bu işli mahsus olmak üzere mütedahil sermaye ittihaz edilecektir. Bu se: ye hududu dahilinde Maliye vekâleti devaire icap eden mikdarda ti vermiştir. di açacaktır. Cümhuriye bayramı için hazırlık EDİRNE, 9 (A.A.) — Cümhuriyetin onuncu yıldönümü için dun bu şirin köşesinde de günlerden beri yapılmakta olan büyük zırlıklar gönülden ve içten taşan bir istekle her gün bir az daha f: liyet çerçevesini genişleterek hararetlenmekti Türkiyede ecnebi kitap ları çok okunmaya başlad Yeni nesil gençleri okumuyor... diyenler iftira ediyorlar Edebiyatı cedideciler, ikide bir ve- sile düşürüp, ortaya atarlar: — Efendim, yeni nesil okumuyor! Ve bu iddialarını haklı göstermek için, bundan otuz kirk sene (evvelki devre tesadüf eden kendi gençlikle- hsederler: — Biz, böyle mi idik? Biz bunlar ? İçimizde en az bir ecne- i renmiyen hemen de yoktu. Halbuki bugünün i Büyük edebiyat ( üslatlarının bu yüksekten atan sözlerini eski bir ki- tap tezgâhtarınn ağzından tekzip e- deceğim hatırımdan geçmemişti. Ne yapayım ki, kitap satışları hakkında bu emektar adamın hiç olmazsa Ce- nap Şehabettin Beyden daha sağlam bir filal olduğuna kanaatim var, Haşet kütüphanesinde | tanıştığım tezgühtar Kostaki Efendi, üstatların kanaatine aykırı olarak; diyor ki: — Türk gençleri, çok okuyor. Hem de iyi şeyler okuyor. Ben, kırk beş se- medenberi Beyoğlunda kitap satıcılığı yaparım, Elimin altından milyonlarca kitap geldi, geçti. Hangi kitapları kimler alır, kimler okur, hangi devir- de hangi kitap'ara rağbet edilir. He- men de ezbere bilirim. “Vaktile Beyoğlunda kitapçılık et. mek çok tehlikeli bir işti. Bir curnalla adamı aylarca karakol karakol dolaş- tırırtardı. Sık sık dükkânlar basılır, şüpheli kitap var mı, diye araştırma- İar yapılırdı. Şüpheli kitap m? Allah göstermesin... Kimin haddine düş- müştü şüpheli kitap bulundurmak?. Ana, insanım dostu varsa düşmanı da ie er için vi tetikte bulunur. devir de müşterilerin, Beyoğ- Jundaki kitapçılara serbestçe girmesi ann mümkün mü idi? “Türlü türlü kıyafetlere girmiş ha- ink aylak da Ya yer giri m 8; ı. Ya içeri girerken, ya dışarı çikarken bu hafiyelere mut- İska rastlanırdı. “Mabeyinden korkusu olmıyan ko daman paşaların evlâtları bile, çok'de- fa, kendileri gelmez, ısmarladıkları kitapiarı ağaları ile aldırırlardı. , “Şimdi öyle mi ya!.. Raflar dolusu kitap... Beğen beğen al!,. Ne hafi- ye var, “Band ii okuyorlar. 30 40 sene eveci Beyoğlunda üç beş kitapçıdan ibaret. “Tünel başında Vafiyadis, V: tikİâ! caddesinde er le e başında Arnavut Kristodlo ve daha u- fek tefek bir iki iktapçı. “Hepsi bu da. nlibeğey Yi a öy amca kitap akl Yalnız İmane: yı ız li kil tan küllüpinmalar de vari Kostaki Efendiye sordum: — Gençler, en çok hangi dilden ki- tap okuyorlar? Tezgâhtar iki üç saniye kadar du. rakladıbtan sonra, cevap verdi: da yeni yeni” | di — sonra? — Eskiden almanca gelirdi. Bu neler dikkat ediyorum, ingilizceye rak sardıran gençler çoğaldı. Fel kitaplarına bundan yirmi yirmi beş ne evvel kimse rağbet etmezdi. On &.e var ki, felsefe ve sosyalizme ait serir aranır oldu. “Unıversite talebesi, hele Tıp kültesi gençleri, meslek kitapları? bayıyorlar. Fakat bunlar çok pab olduğu için, satın alabilenler pek 4 dire Köstaki Efendi, bana bir sır del ifsa etliz — Bizim Beyoğlunda — bu ken tabiridir — eskiden türkçe kitapl — Fransızca kitaplar, her dj ötekilerden fazla aranır! Fransızcadan gitmezdi. Yani ya, satılmazdı. Nüm ne'iik bir kaç tane bulundurduğum günler olurdu. Fakat müşteri çıkmai| in bir daha getirtmedikti. “Yeni harfler çıktıktan sonra,! küçük tecrübe yapalım, dedik. Beş kitap alıp raflara dizdik. Şaşıla€ şey. .. Ayına varmadan hepsi sat Hem de alanlar Türkler değil, Fret başıma elli beş para. Kostaki Efendi diyor ki: i — Devir değiştikçe okuyucular | değişiyor... Otuz kirk sene (evi Ksavye dö Montepen'in © romanli kapış kapışa gi Asd Törye, Mopassan filân çıktı, * tin,, in Graziella'sını az mı sai bir zamanlar?.. Şimdi, se Lamarti ranıyor, ne Hugo, ne de Korney.- çık saçık kitaplar hepsini — Peki Kostaki (OEfendi., Si: bir şey daha sorayım: Meselâ ki hanenizde japonca bir eser bulabilir mi; larca gelir gider, arardı. Sonradan desinde gözlüklü Yuvanidi M. SALAH;

Bu sayıdan diğer sayfalar: