10 Ekim 1933 Tarihli Milliyet Gazetesi Sayfa 6

10 Ekim 1933 tarihli Milliyet Gazetesi Sayfa 6
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

Vapurcuların İstedikleri (Başı 1 inci sahifede) yeti içtimamda vapurlarını şirkete fe- rağ edenler, yalnız başlarına | şirket teşkil edemezler. Vapurculuk kanu- nunun dördüncü maddesi, £ şirketin mevcut armatörlerden teşekkül edece- Zini âmirdir. Biz de, kanunun mer'i ti zamanında armatör bulunuyorduk ve tekarrür edecek kıymetler üzerin- den vapurlarımızı şirkete ferağ etme» yi noter senedile taahhüt (o etmiştik. Şu halde bizim şirketten hariç kalma- ân yoktur. Bu i den bir kısım vapurcular tarafından teşkiline karar verilen şirketin tesçil ettirilmemesini istirham ettik. “Bundan başka Milli Vapurculuk Şirketini teşkile karar veren vapurcu- ların sermayeleri yekünu Oo kanunun asgari sermaye tayin ettiği 500 bin li- rayı'da geçemiyor. İddia hilâfma o- larak bu sermaye yekünu 495 bin li- radır. Bizim tarafın vapurlarının kıy- metleri ise 311 bin lira olarak tespit edilmiştir, ki biz de bunun azlığına iti- vaz ediyoruz. Binaenaleyh onların ser- mayeleri 500 bin lirayı doldurmadı- ğrndan, bu noktadan şirketin teşek! Tü tesçil edilemez. Görüştüğümüz tön hukukçular haklı olduğumuzu tes- lim ettiler. o Vaziyetin kanunun ve hakkın icabatına göre tecelli edeceği şüphesizdir. Muteriz vapurculardan (o Yelkenci Zade Lütfi Bey de, dün O tesis heyeti içtimaımda komiser sıfatile bulunan Mıntaka Ticaret Müdürü Muhsin Be- yi ziyaret etmiş ve kendilerine şirkete dahil olması diğer vapurcular tarafın- dan teklif edildiğini, fakat bumu red- detti; üzmmgelen teşebbüsatta bu- lumduk! bildirmiştir. Diğer taraftan tesis heyeti içtima- ımda vapurlarını şirkete ferağ eden- ler, tesçil muamelesini yaptırmak ü- zere teşebbüsata girişmişlerdir. Bunlar, diğer taraf şirkete girmez- se şirketin ve binnetice kendi hissele- rine düşecek temettüün fazla olacağı- nı düşünmektedirler. Vaziyet, İktısat ve Adliye Vekâlet- lerinden vâki olacak tebligata göre tavazzuh edecekti Salâhiyettar t bize demiştir ki — Tesis heyeti içtima mukarrera- ti terçil ettirildikten sonra Milli Va- parculuk Şirketinin teşekkülüne ait muamele tekemmü! etmiş olacaktır. Maamafih vakit geçmemiştir. Eğer va- purcular isterlerse bu içtima mukar- reratımı tesçil ettirmezler. İkinci tima yaparlar ve şirket haricinde kı Jan vapurcularla anlaşarak onların iş- tiraklerini temin ederler. Ve bu, ci içtimada verilecek karara göre şir- keti tesçil ettirebilirler. Cide vapuru sahiplerinden ikisi de dün Ticaret Müdürlüğüne müracaat ederek mağduriyetlerinden şikâyet et- mişlerdir. Bunlar, Cide © vapurunun nısfma sahiptirler. Diğer nısfına sa- hip olan zat, Takdirikıymet Komisyo- nunun biçtiği fiate İtiraz edeceğini or- taklarına söylemiş; onlar muhalif kal- muşlar, öteki hissedar itiraz etmiş ve bu sefer hakem vapura 3000 lira fazla kıymet biçmiş. Tesis heyeti içtimam- da bu hissedar, ortaklarından bu 3000 Yrayı istemiş, alamayınca o da Şirkete dahil olmamış. Kendileri şirkete gir- mek istemişlerse de bir vapurun yarı- smın şirkete ferağı, yarısının ferağ e- dilmemesi mümkün O görülmemiştir. Bu mesele de, Mmtaka Ticaret Mü- ürlüğünden vekâlete bildirilmiştir. Irak Kralı Hz. Türk tebaası mı? (Baş i inci sahifede) baren Irak tâbiiyetine geçmişlerdir. Binaenaleyh Türkiye ile Yunanistan iş olan mukaveleler ve iti- eyi asla istihdaf edemez. Bu sebeple Yunanistanda mutasarrıf clduk'arı emval meselesi de Türkiyeyi alâkadar etmez. Bunlara nit emval, Jelümum İrak tebaasınm & Yunanis anda tasarruf ettikleri ve edebilecek- Teri emvalin vaziyetine tâbidir. Atinadan gelen bi Kral ailesinin Türk lunup bulunmadıkları ini Muhtelit Mübadele Komisyonundan sorulacağı yazılmışsa da, Muhtelit Ko- misyon kendisini hu mesele ile alâka- dar görmemektedir. Milliyet'in romanı: 36 Gazi Hz. Ankaraya Avdet buyurdular (Başı 1 inci sahifede) hazırdı. Reisicümhur Hz. istasyonda va- li Muhittin B. kolordu kumandanı Şükrü Naili Paşa, Cümhuriyet Halk fırkası idare heyeti reisi Cev- det Kerim, Darülfünun emini Dr. Neşet Ömer, Köprülü zade “Fuat, milli talim ve terbiye heyeti reisi İhsan, Dil encümeni azaları tara - fından teşyi edilmişlerdir. Bir po - lis müfrezesi kendilerini selâmla - mıştır. Reisicümhur Hz. teşyie gelen | zevatın ellerini sıkarak vagona binmişler, tren saat 19 da selâmet- ler ve iyi seyahatler temennisi ara- sında hareket etmiştir. Muhittin Beyle-Şükrü Naili Paşa Gazi Hz. ni vilâyet haduduna kadar teşyi etmişlerdir. Büyük Reisimizin kı - şın meclisin tatil devresinde tek - | rar şehrimizi şereflendirmeleri rguhtemeldir. ... ANKARA, 9 (Telefonla) — Va li Nevzat Bey Gazi Hz. ni karşıla- mak için Polatlıya hareket etmiş - | tir. Büyük ikramiye (Başı 1 inci sabifede) de amorti isabeti vardır. Binaenaleyh kaybetmek ihtimali pek azdır. Esasen, her keşidede, dikkat edilin- ce ekseriyetle ecnebilere (| isabt vâl olduğu görülmktedir. Yılbaşı pi, sosunda Amerikaya, diğer piyango- larda da Suriye, Irak, Filistin, Bulga- Bunun sebebi ecne- mamış olmamızdır. Halkm piyangoya rağbetini temin için Piyango Müdürlüğü 16 ncı ter- direrek, ikramiye miktarını beş keşidede de isabet ihti de elli arttırmış, altıncı keşidede de | yüzde yüz temin etmiştir. On beşinci tertibin altıncı keşidesi, rınki keşide için de bayiler hal- km piyangoya fazla miktarda iştira- kini temin maksadile bir çok kolaylık- lar göstermişler, amortiler kendilerine bırakılmak suretile 2 liraya bilet sat- mıya başlamışlardır. Filvaki bilet 10 bin liralık birer, 5 bin liralık 5, 3 bin liralık 13, 1500 liralık 25, 100 li- ralık 50, 200 liralık 400, 100 liralık 1500 ikramiye üzerinde talihlerini de- nemektedirler. Halkımızm her halde piyangoya lâkayt kalmamaları, hiç ol- mazsa ceplerinde daima bir bilet bu- lundurma'arı lâzımdır. — Olur ki bir gün talih kuşu başlarma konar. Belediye bankası (Başı 1 inci sahifede) rayı yapılacak işlerin ebemmiyet ve belediyelerin ödeme kabiliyetlerine göre ikraz etmek ve kısa veya uzun vadeli avans ve cari hesaplar veya bunlara tavassut ve kefalet et- mek ve belediye mallarının ve memur- larının sigorta işlerine bakmak ve yal nız belediyelerle muamele yapmak i- çin kurulmuştur. Banka Cümhuriyet © Bayramında merasimle açılacak ve işe başlıyacak- tr. Bankanın İdare Heyeti azaları ta- yin edilmek üzeredir. Meclisin karşı- sındaki eski Sümer Bank binası ban- kaya merkez olmak üzere kiralanmış- tır. Müdürlüğe Dahiliye Vekâleti » u- hasebecisi İsâ Beyin tayini muhtemel- dir. Dahiliye Vekili | Şükrü Kaya Bey bankanın bir an evvel tesisile yakın- dan alâkadar olmaktadır. Belediye vergileri kanunu ANKARA, 9 (T Yeni — Belediye | veri nunu © projesinin önümüzdeki ay içinde | fırkada © tetkikine baş- lanacaktır. Proje üzerinde alâkadar vekâletlerin de rey ve mütalcaları alı- nacaktır. ESRARSIZ HAYAT Hollywood'da sinema yıldızlarının romanı Yazan: VİCKİ BAUM hususiyetlerinden biri de yüzlerce bina- #msn herbirini başka.bir üslüpte yaptır- maktı. Feniks Şirketi hiç bir film çevirmez- di ki bu binaların birinden dekor olarak istifade edilmesin. Bu şayanhayret fi- kir ihtiyar Bill Turner'in kafasından çık- mışta, Burası, dışardan bakılınca kü çük bir bina tesiri yapıyordu; fakat içine girilince, seyahat şirketi binala- rının duvarlarını sa- lonunun azameti insanı hayrete dü- sürüyordu. Memurlar ziyaretçilerden | havalelerle ayrılmıştı. Duvarlarda a- ,| fişler, öte beride yazeteler, peşin pa. || ra mukabilinde ( sinema ile uzaktan yökindan alükasi olan herkesin resmi dercedilen kalın salnamesi vardı. Sa- at bire geldiği halde, dakika şaşmı- yan Granit her nedense hâlâ görün- Tercame: KAMRAN ŞERİF memişti, Yirmi kadar genç kız, kimi oturmuş, kimi ayakta, kimi bir yere hiç biri yirmi yaşından hiç birinin sikleti yüz litreyi iğ kendi kendine mırıldandı: Aman yarabbi? Aldens te bu sarışm kızlar mecli- sine fülurlu bir nazar atfetti, — İşte böyle... dedi. Keyfine bak... Ben seni sonra görürüm. Ayni dakikada © Madam Moresko da soruyordu: — Bu nedir kuzum? Bu ne sarışın bolluğu böy! Zira lokantada da, hepsi ayni tipte olmak üzere on kadar, tin sarısı #nçlı, minyon kız vardı. Evlilikte yerim Amerikada üç darülfünun şim- diye kadar yüksek tahsilde kimse- nin aklıma gelmiyen yeni bir kürsü Şimdi nasıl?... ihdas etmişlerdir: “İzdivaçta saa- det ili Bu kürsüyü ilk defa ihdas eden Büyük bayram için (Başı 1 inci sahifede) ce hazırl tadar, Ankfüğa elimkezii' dsi Ankarada bötün memlekttii İştirakile bir cümhuriyet evi veya bir gökimiyet Abidesi kurulacaktır. Bunun için Anado- hada ve Trakyada birer heyet seçilecek bu heyet her kasabanın bir meydanlığın dan merasimle bir toprak alacak, Ankara ya götürecek ve Ankarada kurulacak â- bideye bu toprak katılacaktır. Bina Ga- zi Hz. nin yüksek namlarına hediye edi- lecektir. Minklömezi “Ez deni Bakanl nir gibi. Stewerd E. Hapkin'e Steword ta «hik» demiş, kelli, düşmüş gibi, komşusunun zannedildiğinden daha zeki olan © mahut Amerikalılardan — Halettayin birine benziyordu. Makkenzie ile Eis- enlohr biribirlerinin omuzuna vurup kapmak için gizli üstü örtülü bir o mücadele vardı. Zaten ne biri, ne öteki diğerine yüksek numara vermiyor, kendinden daha yüksek addetmiyordu. Her iki- sinin de Hollywood'un en iyi reji leri olmaları da belki bundan ileri ge- liyordu. Donkanın lokantada görünmesi, tık. Jım tık'ım dolu salonda epey bir he. yecan yaptı. Masasma oturduğu re, leh üalemler bep ayağa kalktı lar, stüdyonun halkı. nn delerek terbiyesizliği ve lâubali- Wiği ile kabilitelif değildi. Moresko iki Indianapolis'te Butler Darülfümu- mudur. Kurslar öyle bir muvaffaki- yet kazanmıştır ki, az sonra iki da- rülfünun daha ayni şekilde kurs- lar açmışlardır. Bu darülfünunların tamimlerin- den birinde şöyle söyleniyor: “Devrimizin en endişe | veren bariz alâmetlerinden biri de, talâk- ların gün geçtikçe daha (ziyade artmasıdır. İçtamai hayatımızm temelini teşkil eden izdivaç, ciddi bir tehlike geçeriyor. Bunun da se- bebi evlenen delikanlı ve genç kı- zın izdivaç hayatma lüzumu dere- cede ihzar edilmiş olmamalarıdır. Darülfünunların vazifesi sadece ta değildir, onlara hayatım iniş ve çı- kışları da öğretmek (lâzımdır. Dünyanın ve insan cemiyetlerinin müşterek saadetine yardım edecek en büyük âmil olmak üzere bunlı rin izdivaçta mes'ut olmak O gibi mühim bir fazifeleri vardır.,, “İzdivaçta saadet,, ilmini öğre- ten bu darülfünunlarda birbirin- farklı üç kurs açılmıştır. Biri doğ- rudan doğruya evişleri kursu, ikin- cisi fiziyoloji, üçüncüsü psikoloji kursları.. Bir evi idare etmek sanati izdi- vaçta kat'i rolü oynıyor. Bekârlı- ğında kocasının alıştığı rahatlık- ları, evliğinde daha fazlasile temin | edemiyen bir kadm mes'ut olaca- ğını zannetmesin. Amerikalı mü- tehassıslara göre, meselâ yatak o- dası vaktinde toplanılmalı. yahut yemek çok tuzlu oldu diye boşanan hayli karı kocalar varmış. Fiziyoloji kursunda öğretilen şey şudur: Bir izdivaç devamlı su- rette mes'ut alabilmesi için, i hattâ bir tevazün mevcut olması- dır. Halbuki çok erkekler ve çok kadınlar cinsi fiziyoloji hakkında kâfi malümata malik değildirler. Bilhassa bu kurs daha ziyade rağ- bet görmektedir. Bu kursa devam eden genç kızlar ve delikanlılar hayatı ifşa eden çok yeni hakikat- leri öğrenmiş olduklarını söyliyor- lar, İzdivaçtaki pisikoloji kursu da az rağbet görmiyormuş. Eğer ka- dın kocasınm mesleğine karşı alâ- kasız davranırsa, o izdivaçtan ha- yır yok. Kocasının kendi işi ile faz- la meşgul (olmasını kıskanmak talâka yol açıyor. Şu halde kadın, bir taraftan kocasının işine, diğer taraftan karısına karşı gösterdiği alâkayı telif edecek tarzda hare- ket etmelidir. Guldford Üniversitesi pisikoloji kursu müderrisi sör Milner şöyle söyliyor: “Bir kadın sofrada kocasının hiç kimse ile maşgul olmıyarak mütemadiyen tabağına çatal attığı nı görürse, serzenişte bulunmama- hr. Düşünmeli ki kocası o sırada yemek yemekle beraber zihni ken- di işlerindedir. Mektuplarını yazar ken, gazetesini okurken de koca kendi işlerini düşünür. Onun zih- ninde zincirlenen fikirleri, tasav- vurları herhangi bir müdahale ile bozmak büyük bir hatadır.,, Amerikada bu ameli kurslar sa- yesinde talâk salgınının önüne geç mek istiyorlar. Yediğimiz şeylerin gıdai kıymetleri Yedi şeylerin gıdai kıymet- leri ayrı ayrıdır. Bunların içinden bazılarmın yüzde hesabile grdai kıymetlerini şöyle sıralayabiliriz: Hıyar, yüzde 2, kavun yüzde 3, süt yüzde 7, lâhana yüzde 7,5, om- let yüzde 13, pancar yüzde 13, el- divaçta profe- şenedenberi ilk defa olarak arkadaş lerile birlikte bulunduğu için bu ha- reket belki de bir insiyak neticesi idi. Kadın, aydınlık, sade ve hıncahınç dolu salona baştan başa bir göz gez- dirdi: Barası onun £ için vatanı gibi bir şeydi. Kendisine paha biçen bütün bu bakışları maddeten üzerinde his- seder gibi oldu. Oruzlarını siktr ve dikleşti; bütün kuvvetinin toplandığını duyuyordu. Fotoğrafta tamamile beyaz çıkan garip bir mavi renkte gayet ince vualdan bir sabahlık vardı. Masanm sonunda, oturan ve he- nüz Moresko'yu tanımyşyan, genç reji- sörlerden Mister Browv, kadın kendisi ne takdim edilince kıpkırmızı oldu. Donka delikanlının yüzüne bakarak gülümsedi; lümseme ile kendisi- ni anlamış olduğunu ihsas etmek hsti- yordu. 3Iasanm öte tarafında Peggy”den bal iyordu. Eisenlohr ezli mantollu sigarasını emerek: — Çok genç! Dedi. Daha uyanma- maş... Makkenzie'nin bu hususta fikri var- dı: Eskidenberi bir “Paris modası,, vardır. Bu, yalnız bizde değil, a- şağı yukarı her memlekette böyle- dir. Mevsimin giyiniş tarzmı bü- Paris terzihanelerinin ressam: | İarı idare ederler. Fakat yavaş ya- vaş bu hekimiyete karşı bir âksül- âmel uyanmağa başladı. Bilhassa Amerikada ve son zamanlarda Hit ler Almanyasında.. Bazı Fransız moda gazetelerin- de okuduğumuza göre, Fransızlar bundan heyecana düşmüşler. “Ar- tık moda bize Amerikadan veya ; Almanyadan mı gelecek?, Diye korkuyorlar. Çünkü Fransız terzi- sinin moda çıkarmak yüzünden kazandığı milyonların haddi hesa- bı yoktur. En ziyade korktukları | Hollywood'daki sinema artistleri- dir. Bu sinema artistleri modanın başında yürümek ve ona istikame- tini veçmek için ellerinden geleni yapıyorlar. Sonra ellerinde film gibi kuvvetli bir propaganda va- sıtası da var. Geçenlerde de Joan Graw ford ortaya bir yenilik çıkardı. Bu ye nilik, tokasmda isminin baş harf- leri yazılı ve taşıdığı eldiven ren- ginde bir kemerden ibarettir. Ge- ne bir başka artist topukları kris- talden bir kondura icat etti. Eyi yeyiniz Artık mevsimine giriyoruz. El manın tıbbi ve sıhhi o hassalarını bilmiyenimiz yok gibidir. Fakat yatağa yatmazdan evvel elma ye- mek hassaten şayanıtavsiyedir. Bu meyvanın esrartengiz hassalarını bilmiyenler hemen ( hazımsızlığa uğrıyacaklarını itiraf ederler. Hal- buki en nazik yapılı insanlar bile tehlikesiz olarak yatağa girmez- den evvel sulu ve olgun bir elma yiyebilirler. Elma, diğer meyvalardan faz- la ve hazmi kolay hamızzıfosforu ihtiva ettiğinden beyin o içinmü- kemmel bir gıdadır. zifesini teshil eder, tatl bir uyku verir ve ağzı temizler. ma yüzde 14, şeftali eni 16, av eti yüzde 22, patates yüzde 22, taze yumurta yüzde 26, üzüm yüz. de 27, erik yüzde 24, koyun haş- laması yüzde 30, kurufasulye yüz- de 87, pilâv yüzde 88, tereyağ yüz- de 92, nuhut yüzde 93, zeytinyağ yüzde 95 Bu şu demektir ki, meselâ 100 gram nuhuttan 93 gramı doğru- dan doğruya vücuda temessül e- der, halbuki 100 gram hıyardan ancak yüzde 2 si gıdaya hizmet e- der. Ayni gıdai neticeyi almak i- çin nuhuttaan 46 buçuk defa fazla hıyar yemek lâzım geliyor. — Uyanmamış ama, uyanacak: Bi rakım “kilömetre taşları, nı oynasın... Biraz derecesi yükselsin... Ozaman iie Donka: — O kızda cevher var, dedi. Rita'yı geçecek. Rita da öyle bir hal var ki insan laboratovardan çıkmış | hissini veriyor. Şundan şu kadar miligram, yok bundan bu kadar miligrim... Hiç şüphe yek ki belki de asıl sanat budur. Ben kendi hesabıma sanat nedir bil- mem, Fakat cevher ne demek olduğu- mu biraz bilirim, Makkenzie: Ümit edelim ki Oliver'le birlik te oynarken cevheri fazla inkişaf et- mesin, dedi, Bu sabah Oliver bir müd- det Peggy ile beraber yüzdü. Kız bu- nun üzerine büsbütün değişti. Hakika- ten çok tuhaftı. Karım ağzma termo- metre koydu. Hiç tahmin etmezsiniz: Çocukcağızın harareti otuz yedi se- kize yükselmişti... va biriz yüzmekle böyle olursa... dali kız da istidat var... Kısa bir süküt oldu. Donka bir kar- puz çekirdeği alıp dalgm bir tavurla Çiçek vazosu Bu vazo, yapıldıktan sonra Bi minde görüldüğü gibi, canm istediği çiçekleri koymağa Yy. cak bir oda süsüdür. Bunun için bir bristol kâğıt yahut ince ve sert bir e mukat alırsmız. Bu kâğıda her bil dılıları on santimetre olarak kurşun kalemile 90 murabba üzere Bir vazo ileonu dik cak istinatgâhı da çizersiniz. kasla kesersiniz. o Bundan yalnız soldaki vazoyu model rak bir ikinci vazo daha çizeri kesersiniz. Fakat bu ikinci nun modelde 3 numara ile rilen istinat kısmına lüzum tur. İ Bu iki vazoyu kenarlarından! rım santimetre olarak (o kola zamkla yapıştırırsınız. Taki o boş ki . Arkadaki desteği yapıştırm çin 4 ve 5 numara ile göster trazda desteğin uzunluğunca siniz. 4 numarası sağa, 5 nu sola çevirerek, kâğıt vazonuf kasından yapıştırır, soldaki m de vazonun altmda 3 numara gösterilen kısmı da noktalı den öne kıvırırsınız. Bu şuretle © zonuz bir masanın veya etajer” zerindedir. Şimdi buna çiçek zım. Herhangi bir kartpostaldan © ettiğiniz çiçekleri keser ve W nun iki mukavvası aralığına Bir çocuk odası onun ruhi haleti ğ. sinde müsait tesir ve intibalar cak şekilde dö idir. Meliki eresinki; eki çebi kabuğu tabağına tükürdü. A; bu da Romanyada geçen ç dan kalma bir tta, Oliver el Bili Turner pencerenin yanı çük bir masaya oturdu. Yanında Hovston ile ilânat şubesinden vardı. Keyifli duruyordu. Bu da tüleri olduğuna alâmetti, Önüm”, gazete koydu ve gazeteye ö Keller'le konuşmağa başladı. lerin masasında bi Genç ve fazin sarışın olasi — Şu Granit'in başma gele”” tuhaf... yağ sevdiği için: — Ne olmus” Başına ne £ ye sordu.

Bu sayıdan diğer sayfalar: