30 Mart 1939 Tarihli Servetifunun (Uyanış) Dergisi Sayfa 7

30 Mart 1939 tarihli Servetifunun (Uyanış) Dergisi Sayfa 7
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

a E p | A by eğik Kn NE e No. 2323—53$ UYANIŞ 293 on iki tanesi Müzeler idaresine ver- miş diğerleri kapatılınış ve halile bırakılmıştır. Müzeler idaresi tah- sisatı yetişmediği için bu on iki türbeye (O hakkiyle bakamamıştır. Bugün bunların hepsi de harab olmıya ve yıkılmıya yüz tutmuştur. Şimdiden tavanları ve kubbeleri çökenleri de pek çoktur. Gene hu- susi bir komisyon belediyeye 193 medrese devretmişti. Belediye bu medreselerden bir kısmını fakirlere tahsis etmiş, bir kısmını dükkân halinde kiraya vermiş, bir kısmını tamamen yüzüstü (o -birakmıştır. Kendi kendine yıkılanların da en- kazını ve arsasını satmaktadır. Medreselerin içinde tarih ve mimari bakımından çok kıymetli olanları vardır. Bakımaızlık devam ettiği takdirde bunların da hepsi yıkılmıya mahkâmdur. Evkaf umum müdürlüğü geçen sene İstanbuldaki bazı cami ve meâcitlerin kadro herici bırakılarak satılmaşı ve yıkılması için bir ka- rar vermişti. Bu kararın ölçüsü de şu idi: Beşyüz metre murabbaı bir sahada toplanan, cemaati az olan tarihi ve mimari kıymeti bulunmıyan cami ve mescitlerden yelnız yirmisi bırakılacak diğerleri yıkılacakdı, Bunun için faaliyete geçen komisyon İstanbulda ayak- da duran tam 580 esmi ve mescit tesbit etmişti. - yıkılan ve arsa ha- line gelen mabedler bu yeküna dahil değildir- Bu mabedler 354 ü İstanbul, 113 ü Kadıköy, 113 ü de Beyoğlu taraflarında idi. Ko- mişyon kendisine verilen ölçüye göre İstanbul tarafında 112, Kadı- köy tarafında 10, Beyoğlu #arafın- da 11 ki yekün itibarile 133 cami ve mescit kadro harici bırakmıştır. Bu rapor tedkik için müzeler umum müdürlüğüne verilmiş, bu müdür. lük İstanbul tarafında kadro dışın- da kalan camilerden 36 sının &ö- rihi kıymeti olduğunu bildirerek yıkılmasına müsaade etmemiş, 29 anun derhal yıkılmasına izin ver- miş, 47 sinin yıkılıp yıkılmamasında tereddüde düşmüş ve henüz kararı- nı bildirmemiştir. Müzeler müdür- lüğü Beyoğlu tarafındakilerin yal- nız beşinin yıkılmasına müsaade ——- Devamı 301 inci sayıfada— Arzuhalcilik mi, Mötercimlik mi ? Serlevhaya gülmeyiniz. Son zamanlarda üç günlük arzuhaloi kazancına Garb edebiyatından şaheserler tereüme edenleri gördükçe bu bahse bu ser- nameden daha iyisini bulamazdım. Yarabbi! hem ne tercümeler! Bu der- di önce ortaya almış, üstünde epice acı hükümler yürütmüş olanlardan biri de benim. Netekim dava bu aralık bazı gazelelerde muhtelif imzalarla yeniden tazelendi. Fakat ucuzun ucuzuna rasigele mukarrire *n büyük eserleri tercüme ettirmeklen ne kttabgıların hâld geri durdukları var, ne de ekmek peynir pahasına bu teroüme işine hevelilerin kalemi elden bırak» tıkları... Mamafih hamdolsun ki, harf inkılâbının onuncu yılı münase- betile Maarif Vekâletinin bülün neşriyat işleri ile beraber bu tereüme der- dine de deva arıyacak bir kültür kongresi akdedeceğini bu hafta gazetelerde okuyarak yüzümüz güldü. Türk kültürü için ne mesud gün! Ah nasıl anlatmalı / şu son yılların tercüme neşriyalına bakıyorum da tüylerim ürperiyor. Ne facialar, ilim ve sanal namına ne korkuç Kutliam- lar yapıldı! Meselâ Shakepeare'in en meşhur irajedilerini aldılar, perde perde hüldea ederek dilimize çevirdiler. Racine'in eserlerini Nerkisi üslübü ile cild cild sıraladılar. Fakat yalmız kldsikler mi? Muasır Gurb edebi- yan üstadlarının eserleri de bu eli kalem yerine pala sallıyan düşüncesiz ve zalim mülercim taslaklarının akınına uğradı. Kitaborlar ise sâdece kâr peşinde! Kim ucuzun ucuzuna bu işi üstüne alıyorsa onlara müraoaai ettiler, Netice meydanda: bir sürü bozuk, yanlış, kesik teroüme eser İ Merkum Süleyman Nazifin eski bir tabirile bir tercüme mezbahasıl Bü- tün kitabor camakânları şaheserlerin kanı ile kıpkızıl! İyi ama yazık de- gil mi1... Bilhassa ayıb değil mi? İşte muhterem Maarif Vekilimizin te- şebbüsleri bu mokladan çok büyüktür. Diğer edebi neşriyatı, telifleri ko- rurkon bu ieroüme mezbahasına da artık &on verecekleri anlaşılıyor. Allah razı olsun / Burada kitabçılara da hitab etmek isterim. Şimdiye kadar yüzde dok- san yaptıkla iş, günlerini gün etmek, müellife veya mülercime beş verir- lerse kendileri elli kârı cebe atmak, sonra da mahul şikâyetlerini derili Kerem gibi asırdide Babıdli yokuşunda sağa, sola her kulağa işiitirmektir: — Efendim, bu iş yürümüyor ki... Kitab alan az.. hep zarar ediyoruz!, Evet, kitabçı dostlarım, hep zarar ettiğinizi davul surna ile âleme ilân edersiniz ve gene de dükânlarınızın eşiğinden uzaklaşmazsımız. Zira hd kikat şudur ki, hiç ziyan etmemişsinizdir, bilâkis defterleriniz kâr hesabile doludur. Mamafih Allah kârinizı daha çoğalisin, yalnız muharrirlerin bundan daha fazla istismar edilmeğe de tahammülleri kalmamıştır. Ama sizler bu söze bıyık altından gülersiniz tabi... Muharrir mi yok, mütercim mi yok 1... Tabi var, fakat işte ibretle görüyoruz: Türk kültür külüphe- nesini ne bayağı nümüneler, ne zavallıların eserleri doldurmuş!,. Hele sizler, bu nevi kâtabları yaldızlı reklâmlarla ortaya sürerken Türk irfan hayatına no kadar fenahk ettiğinizi anlamak istemedikçe de bu iş, bu felâket daha böyle devam edip gidecektir sanıyorsunuz. Ançak düşünün ki ker felâketin de bir saadet günü vardır, ve işte o gün gelip çatmaktadır. İyisi mi, gelin, gene sizler kendiliğinizden uyanın ve kitabçılığın yalnız adi kazanc vasıtası olmaktan çok yüksek bir hizmet olduğunu hiç olmazsa bir defa olsun anlayın.. Hoet, içinize nasılsu karışmış olan bezirgânlar bunu anlıyamasa bile bari sizler anlayın ve yarın ona göre fona muhar- iri, fena müleroimi kapınızın dışımda bırakın. Şuurlu, iktidarı ve her cihetoe değerli yazıclara ol uzatın. Ancak bu suretle kem siz vazifenisin değerile mütenasib bir seviyeye yükselirsiniz, hem de Türk neşriyalı bu perişan ve acıklı halinden kurtulmuş olur. Hasılı ük iş, fona, eksik ve yanlış tercüme edilmiş eserlere elinizin tersini göslermenizdir. Fakat bu işi de siz kendiniz yapamazsınız. Bilenlere, anlıyanlara danışın. Herhan- gi bir tercümeyi orlaya atmadan on kere, yüz kere düşünün. Ve sönra o eseri basarken, mitercimine de emeği ve hizmeti ile mütlenasib dicreti ver- mekien de çekinmeyin.. Ama bilmem ki rüya mı görüyorum ? Halid Fahri Özünsüy *

Bu sayıdan diğer sayfalar: