17 Haziran 1931 Tarihli Son Posta Gazetesi Sayfa 7

17 Haziran 1931 tarihli Son Posta Gazetesi Sayfa 7
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

'm - Reisi Dıyor Ki : Masrafı Kısarken İl İkramiyeye A— htarım. Fakat Ekalıyette Kaldım) (Baş tarafı 1 inci sayfada ) miye verilip - verilmediğini, İlmiş ise miktarının ne ol unu sorduk. Hâmit Bey, miyenin — miktarını tesbit | ik istememiş. Fakat (3000) İ dan daha az olduğunu iti- ettiğine bakılırsa bu ikra- enin (2000) ile (2500) lira fsında olduğunu tereddütsüz dul edebiliriz. Bundan sonra mit Beyin — söylediklerini Ydedelim: Liman şirketinin İdare Mec- Reisi diyor ki: “— Umumi Müdür Hamdi verilen ikramiye doğ- Mdur. Şu kadar var ki mik- Pında hala ediliyor | Bu ikramiye İdare meelisi trarile verilmiştir. Tasar- çareleri düşünülürken ilen bu ikramiyeye bende iftar değilim. Fakat Mec- Ve reye konan bu mesele riyeti kazanmıştır., fada) —| idaresile mavnacılar arasında bir hal çaresi düşünüldüğünü de söylemiş, kendisine atfedi- len istifa tasavvurunu tekzip etmiştir. Şirket meclis idare reisinin de itirafile sabit oluyr ki bu tasarruf meselesi cidden hazin bir safhaya girmiştir. Ve kaş yapalım derken iki gözü birden çıkardığımız muhakkak- tır. Şirket geçen sene topu, topu (230) lira kâr yapmıştı . Bu sene Müdüriyete ( 2500 ) lira ikramiye veriliyor. İktısat âleminde bir mantık abidesi olarak dikilmeye lâyık bu kararı veren İdare Meclisi azalarının isimlerini yazıyoruz. Kimin müdafaa, kimin mua- rız kaldığını tamamen bilmi- yoruz. Vaziyeti kendilerinin tavzih etmesini bekliyoruz. Bu isimler şunlardır: Meclisi idare reisi Hâmit, ikinci reis Osman Nuri, aza Mehmet Ali Nısfet, Şevl:e( tem İzzet, Y Hâmit Bey, ayrıca, şirket Kınıde Must: B.yı.ı Çifte Facia Cürümlerinin İzini Gi- dermek İstiyen Haydut- ların İkinci Cınıyetlen Alâiye, ıııu() — Burada iki başlı bir facia oldu. De- reli Şaban, Ali ve Mehmet isminde Üüç şerir bu cıvarda 'Türktaş köyünde” Tülü Musta- fanın evini bııınışlır parasinı: ve eşyasını lar- dır. Buüç wırdeı ikisi cürüm- lerini örtbas etmiş olmak için arkadaşları Mehmet ile karısı ve çocuğunu kıskıvrak bağla- mışlar ve üçünü de Alara ırmağına atmışlardır. Mehmet bir tesadüf eseri kurtulmuş, fakat karisile beş yaşındaki Kör Taassup ardeşini Hafiflikle L Edzi A kabiy Biçareyi Öldürdü Alâiye, ( Husust ) — Burada diyakası köyünden Cikcilli nüş — oğullarından Hasan, doşinin - bazu Çerkaklere alâka gösterdiğini zan- eniştesine giderek: “— Karının terbiyesini ver. ben vereceğim.,, deımş. Kadıncağız : “—A ğabey ben ne yaptım?,, Jt cevap vermiş, fakat Ha- & tabancasını çıkararak kar- Üç el ateş etmiş ve ddin derhal ölmüştür. " Cinayet tamamlandıktan son- tadının kocasile ağabeğisi di bir çuvala koyarak de- ' yüklemişler ve ormana » erek gömmüşlerdir. Tah- || ** İıetceıındı mesele mey- |İ/ster Misiniz? a çıkmış ve katil kardeş “kif olunmuştur. — ÜSKÜDAR HÂLE sinemasında O AFİFE SUZAN bulmak mümkün olmamıştır. Haydutlar takip ediliorlar. Gazetemizin ucuz ve küçük ilânlarından isti- fade ediniz. 25 — kuruş sizi büyük zahmetlerden kurtarabilir. 16 kelime- lik bir ilân 25 kuruşa IIIIIMIMI KUCAĞA SERVER BED/ in bu bakışın manası- — Ben hiç bilmiyorum. k._lıü. İçinden; “Kâfir ka- Sonra bunu biraz tashih et- pladı galiba...,, dedi. mek istedi; de kâğıt vermiş- | — Eskiden bir kere öğren- P miştin amma tamamile unut- t 'HP ona eğildi; tum. Beııııyınlıııdıı-ln. Fahir ona oyunu tarife baş- H., ladı. Bir taraftan da kâğıtla- h-lh rıni İdare ediyordu. W | Ççocuğunun — cesetlerini — bile- SON PÖOSTA nın Emlâki Haczedıldı Şehzadebaşındaki dükkânlar Eski Harbiye Nazırlarından Mahmut Muhtar Paşa Divamı Âli kararile Seyrisefain idare- sine (20) bin altın lira kadar tazminata mahküm olmuştu. Mahmut Muhtar Paşa bu ka- dar parayı nakten ödeyeme- diği için Seyrisefain idaresi Paşanın emlâkine — müracaat etmiş, — Katırcıoğlu — hanile Şehzadebaşındaki 26 dükkânı ve diğer birçok emlâki hac- zettirmişti. İdare bunların bir kısmma müşteri bulmuş, fakat diğor bir kısmını satamamıştır. 26 dükkân da satılamıyan emlâk meyanındadır. Seyris fain şimdi bunları kiralamıya karar vermiştir. Almanyada Yeni Bir Buhran Daha... Nevyork, TİY4, Cewlı sene Amerikada sinemaya gi- denlerin adedi birdenbire üçte nisbetinde azalmıştır. Bu ha- kikat anlaşılır anlaşılmaz Ho- livut sinema kumpanyaları ar- tistler arasında tenkihat yap- l di mgiıb::l::â:"&ı;) kişi açığa| çıkarılmıştır. Çıkarılmı i maaşları kesilmiştir. =hnn yalar bu sene yeni artist ıl- mamıya ve mukaveleleri biten artistlerin mukavelelerini tecdit etmemiye karar vermişlerdir. —e BORSA İstanbul 15 Haziran 1931 — Kapanan Hiatlar — NUKUT haterlin 1030,00 Dolar - Amertkan 71050 20 Frank Fransız 166,50 20 Liret — İtalyan m,so 20 Frank Belçika N6 — 20 Drahmi Yunan 55, 20 Frank İsviçre BU, 20 Leva — Bulgar so,ıs 1 Florin Felemenk 8300 20 Koron Çekerlovak IH, Gö— 1 Şilin Avusturya 30,25 1 Raybşmark Almamya Sü— 1 Zeloti Lehistan 21,50 20 25425 20 Dinar Yugoslavya 75,78 1 Çervonaç Savyat — KAMBİYO Landra 1 İsterlin — kuruş | 1081— Nüy, — 1 Türk lirası delar | 047 91 — Parle — 1 Türk lirasıFrank | 17 5— Müdse J , » Liret sor — Brüksel 1 , » Belga 3 39,— Çinevra 1 , » Fraak 14 P Selşa * » a leva 65,03 25 Amesterdam 1 T. , — Flerin 117,15 Madrit —1 Tür liram Pesta | 4,68.25— Berlin 1 y y Mark | 1,98,75,— Varşova 1 , » Zeleti uı Büksöş ” 30 Ley kuraş Rusya — 1 Çervoneviç kuruş ı—- döndü: — Aferin, dedi, Nermine yardım et. Amma... Dikkat et ha... Onu ben himaye ediyo- rum, ablasıyım onun ben... Fe- malığına çalışmıyorsun bozuşu- ıııınlo. ıı 'ahir, yemin eder gibi bir —lıHıyoi ona, dedi, Sonra Nadire Nermine dön- Bir aralık Nadire Fahire Nadire bu sözleri iskambil —-————_—_—_—_——__—_'—.________.——._——_ | Uç Vapur Battı 600 Yolcunun Boğul - duğu haber veriliyor Amsterdam, (A.A.) — Yu- nan bandıralı Urania vapuru sarnıçlı bir Norveç gemisile çarpışmış ve batmıştır. Tayfa- sı Noörveç vapuru tarafından kurtarılmıştır. Saint Nazsire, 14 (A.A) — Henüz teeyyüt etmiyen bir habere göre Saint Philbert gemisi akşam Üzeri sahilde hüküm sürmiye başlıyan şid- detli bir boraya tutularak bat- mıştır. Gemide 600 kadar yolcu bulunduğu söylenmek- tedir. Haver, 14 (A. A) — Nev- yorka gitmek Üüzere denize açılan Rocahmbesu — transat- lantiği enginde Ungheri ismin- deki bir İtalyan vapuruna çarp- mıştır, İtalyan gemisi batmıştır. 29 kişiden ibaret olan — tayfası kurtarılmıştır. Nevyork, 14 (AA)— Nav- tilas ismindeki tahtelbahir At- lantik Okyanusunda kazaya oğramış ve yoluna — devam edemiyecek bir hale gelmiştir. Aydın Su Ve Elektiriği Aydın, (Hususi) — Aydında su ve elektirik tesisi için Ganz Macar elektirik — şirketi talip çıkmıştır. Kubilây Abidesi İçin Aydın, (Hususi ) — Kubilây Abidesi için yapılan bahçe eğ- lencesinde bin liraya yakın hasılat temin edilmiştir. Hacı Sabir Efendi lhkıdı ftam, imanı kavi bir zatı şe- ıiftir Beş vakit namazını selâ- tin camilerinde kılmayı mütat edinmiştir. Hele sesi güzel hafızlara pek bayılır. Buna mukabil komşusu Süleyman Bey diyanet hususunda, ne- dense, biraz mübalatsız gö- rünür. Onun yegâne düşkün- lüğü boğazındadır. Bu sebeple gittikçe kubbeleşen göbeği, yavaş yavaş bacakları Üzerine sarkmıya başlamıştır. Bir gün rahmetli karısınım ruhu pâkine mevlüt okutmuya, nasılsa karar veren Süleyman Bey, bütün komşusu meyanın- da, tabii Hacı Sabir Efendiyi de perşembe akşamı evine davet etmişti. Böyle mübarek bir gecenin ruhaniyeti hürme- tine değirmi sakalına gül ve hacı yağları sürünerek doksan- dokuzlu tesbihini çeke çeke komşusunun davetine - icabet eden Hacı Sabir Efendi zama- nin et meşbur bir bafızını din- liyeceği için kalben pek mah- zuz oluyordu. Yanındakilere — Ne olursa olsun, bu ak- şam şu meşhur hafızla görü- yüp haftaya bir mevlüdü şerif te bendeniz tilâvet ettirmek niyetindeyim! — diyerek — güzel sesli hafır Efendinin gelmesini bekliyor, başka hiç birşeye dikkat etmiyordu. Hafız S. Efendiyi Iki üç sene evvel de bir kere Ayasofya camiinde dinlemiş, pek boşuna gitmişti. Aman gelip başlasa da Hacı Sabir Efendi de intizardan kurtulsa. Bu ara salonun yan köşe- sinden hırıltılı bir ses yüksel- roiye başlamıştır “Allah adın zikredelim evveld..., Hacı Sabir Ef. birdenbire şaşalıyıverdi. Mevlüt başlıyor, fakat ortada hafız falan gö- rünmüyordu. Yaslandığı kol- tuktan doğrularak sesin geldiği taraftaki gramofonu görünce meseleyi anladı. Fakat ayni zamanda bütün isteği de bir- den kırılverdi. O güzel sesli yedi sekiz aşır okuyucunun, kubbeleri çınlatan — avazeleri arasında, kadın hıçkıriklarının vakit vakit inkataa uğratlığı kadim ve tamamen orijinal bir mevlüt — tahayyül — ettiğinden Süleyman Beyin evindeki bu tarzı tilâvet teab'ına mülâyim gdnımı. onu acı bir sukutu H&ıllınııı ağıına kapayarak , lün var, dedi. söylüyordu. Bu mükâlemeleri başkaları duymadılar. O sırada, Fahir Norminin elini açmıştı. — Bravo! Dlyı bir ves Nırııılııııırdı. — Bune? diye bağırdı. Mecliste, bu gece muhtelif — Vallahı güzel şey.. İçi- -.ıokınıbıı-kıudııı. Nııııııııocıoıııı:olı açık gitti. Büyük eller dönü- yordu. Altı yüz liradan fazla aldı. Bu salonlarda şans ta şahsi meziyetlerden biridir. HİKÂYE Bu Sütunda — Hergün Yazan: * ! Rıfat Galip ASRİ MEVLÜT hayale ugralmış*ı Bir hafta sonra Hacı Sabir Ef, evinde “tarzı kadım helva sohbeti ,, yapacağını ilân ede- rek bütün ahbaplarını davet etti. Bu meyanda ve ön safta olarak boğazına düşkün Sü- leyman Beyi de unutmıyacağı âşikârdı. Kararlaştırılan günün akşamı bütün davetliler hem helva yemek, hem de şöyle toplu bir halde hasbühal et- mek fikrile Hacı Sabir EF. nin evinde toplanmışlardı Lâkırdı mevzuu bu toplantının. tabil sevkine uyarak dönüyor, de- laşıyor. helva üzerinde temer- küz — ediyordu. Davetlilerin birçokları hel- vaya dair dakikalarca süren eski hatıralarını hikâyeye baş- layınca vakit bayliden hayliye geçmiş ve başta Süleyman Bey olduğu halde bir kısım davetliler sabırsızlanmıya bap Tamışlardı. Nihayet Süleyman Bey dayanamadı: — Evet, dedi, helva cidden çok sevdiğim bir tatlıdır, kıra gidilir helva yapılır, Hıdırellex gelir, helva pişirilir. Hele kâ- tane sefası helvasız pek tatsız kaçar. Bunların hepsi güzel amma haniya bu mübarek? O dakika Hacı Sabir Ef. sun'i bir hayrete kapılarak sordu: — Hangi mübarekten bah- sediyorsunuz? — Hangi mubarek olacak, kaç saatir helvayı bekliyoruz, helvayı. Hacı Sabir EF. mevlütta duyduğu iİnkisarın acısımı çı- karmak istiyormuş gibi keyifli keyifli cevap verdi: — Ayol helva melva yok. Maksat sadece bir helva soh- beti yapmaktan ibâretti. İşte iki saattenberi de bu mevzu üzerinde sohbet edip durduk fena bir vakit de geçirmedik zannederim. Davetlilerin hepsi gülmiye başlamışlardı. Yalnız Süleyman Beyin pek fazla hiddetlendiği yüzünün kırmızılığından anla- şılıyordu. Biraz sertçe: — Öyle ise bana müsaade, dedi ve kocaman cüssesinden umulmıyacak — bir - çeviklikle meclisi terketti. Hacı Sabir Ef. ise arkasın- dan sesleniyordu: — Asri mevlut öyle olursa asri helva sohbeti de böyle olur. Bunda kızacak ne var, ai Slkyıı- Bey! Etnfıııdı alâka — artmıştı. Gençlerin hepsi ona cemileler yapıyordu. Nermin, bütün bu insanlarla biraz şaşkın, biraz mahçup, fakat sade ve sevimli konuştu. Yine grup halinde köşkten çıktılar. -Arabalarla dönüyor- lardı. Fahir, bir aralık, Ner- minden başka hiç kimseye sezdirmeden, çantasına küçük bir kâğıt koydu. Nermin, Nadire ile, ancak

Bu sayıdan diğer sayfalar: