12 Aralık 1932 Tarihli Son Posta Gazetesi Sayfa 8

12 Aralık 1932 tarihli Son Posta Gazetesi Sayfa 8
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

SON POSTA İTTİHAT ve TERAKKİ — Her hakkı mahfuzdur. — Saray Damat Paşanın Firar Etmiş Olmasından Derhal Şüphelendi Oduku Nüshamızın Hülâsası Abdülhamid, Çit köşkünün sale- sunda, hemşiresi Seniha sultandan bir mektup i. Bu moktup onu Lirdenbire telişlandırdı. Getiren ba- rem ağasını duıhıl tevkil ettirdi. Kendisi de ( dairei mahsusa ) ya grçerek osvapçıbaşı İsmet Beyle #erhaliye Ahmet Celâlettin Paşayı istedi. Bu İki zat geldiği taman At- dülhamid tecislir ve asabiyetini saklam ya çalışarak elindeki mek- tubu gösterdi: Gurip değlmi?.. Hemşireden şündi bir mektup aldım. Vahmut Puşa sabahleyin köşkten çıkmış, bu vakte kadar avdet etmemiş. Hemşire, ( ne yapalım?.. ) diye I. Tamet Beyle — Colâl Paşa Hünkârın verdiği bu habere taac- etp etmekle beraber, birdenbire tavap vermediler, Fakat biraz son- va Abdülbamid'i — Yalnız, kondisi ortadan kay- bolsa, birşey değil... ( Yine, Beyoğ- duna g taiş, firenklorle İçki ziflen- mek için bir köşeye çekilmiştir.) Der ve geçeriz. Fakat oğullarını di alınış borabor götürmüş. Buna ne dersiniz?.. Deyinca, İsmet Beyle Colâlettin Paşu Anta.., Diye, hayretlerini ketmedeme diler. » Evvo'â, — mektuba (H remihümayun ) kapısıada, fokçierin odasında tevkif © Baremuğası istievap edildi. Bu za- vallhı, şu süretle ifade Verdi: — Sultan hazretleri, çoktan beri paya baztetlerile darğın bulünü: yordu. Sultan hazretleri bu sabah kalıvvaltı ederken kargısında daran hazluedar ustaya ( Paşa, nerede? ) diyo sormuş.. Hazinedar usta tara> fi 'a da (şladi hamandan çıktı- lac, tuvaletlerile meşgül bulunuyor lır ) Cıvabı verilmiş. Sultan lnl re | ekrar ( yanında kim vaz?.) diye sormuş. ( Husuat kâtihi Salih Bey var ) covabını. alınca pek mü- tepesir olmuş. Elindesi — mineil çatalı, altın kahvealtı — tepsisine almış: — Yaaa.. Bu kadar kavganın Östüne yine o ispir kıyafetli he- rife iltilat ediyor ha. Pekâülâ, Şimdi baber gönderin o papas herife,.. Bir daha gözüm görme- sin. Derhal p lısını, pirtisini top- lasın. Cebennem olsun, gitsin.. Diye —baykırarak — yerinden fırlamış. Bir taraftan, sultanın sinirle- gini teskin etmek için (ruh) kok- latılırken, diğer taraftan da bu emir — (Paşa Hz.)me — tebliğ olunmuş. — Zalen Pâşanın da hazır tarafı imiş —Pekâlâ.. (Zatı seniyeleri) biz- getiren ve - len leri istemiyorlarsa, bizler de ba- | gamızın çaresine bakarız. -Araba hazırl .nsın, Demiş.. ( Mahdumu necabet mevsum)ları ( Lütfullah ve Saba- hattin ) Beyefendiler Hazeratını istemiş. — Kapıyı kapa- bir çöytek 'i görüşmüş, Tabü, ne gör şti rini kimse işitmemiş. * Bir çeyrek odasına tarax onlarla sonra bu ( sultan zade) ler, ( vali- dei seniyeleri, sultan hazretleri)le görüşmek istemişler. Fakat, sul- tan pek öfkeli olduğu için (buzu- ra çıkmak ) müsaadesini istihaal edemenişler, iki (as.lxzade birader) Tefrika No. 2 Damat Mahmut Paşa yine başbaşa vermişler, Beş on dakika kadar fiskos — etmişler. Birkaç defa biribirlerinin odala» rına gidip gelmişler. Sonra dadı- larına; — Biz, (Paşa peder) le Alem- dağına gidiyorur. Birkaç — saat sonra geliriz. Daemişler, — Lütfullah dadısı iliraz etiniş: — Aman aslanın.. Bu so- ğukta Alemdağına gi mi ?.. Vallahi, billabi — ( zatülicem ) olursunuz. Diye mani Fakat, — sörünü (Paşa Hazretlerile sultan zade- ler) kapalı arabaya çıkıp gitmişler. İkindi vakti oldu: ğu balde, daha hâlâ saraya dönmemişler. Sultan hazretlerine Ağlıyor, s zlıyor; — O papas herifin etini ke- miğini, işa'lah kurtlar kuşlar ye- miştir.. Ne oldu ise, Fidan gibi evlâtlarıma — oldu. isterim... Diye saçıaı, Müş... Beyin olmak — istemiş. dinletememiş. bünmişler, gelince: Evlâtlarımı başını yoluyor- * Harem ağasının bu — süretle ifadesi alın'rkea paravan arkasın- dan dinliyen Abdülhamit, endişe» den endişeye —düşüyer; aklına gelen Fana — ihtimallerle, buhran'arı geçiriyordu. Kânunnevvelin bu soğuk, re- tp ve rüzgürli gününde, oğuk- larım yamına alarak Alem dağına germiye — gitmesi İçin #inir Damat Mu! hmut Paşan n muhakkak deli olması lâzımgelirdi. bu, Binaenaleyh yalandı. Lâkin bu sinsi yala- nin altında gizlenen — hakikat, acaba neden ibaretti?... Bu sual çelik bir burgu gibi Abdülhamidin dimağını oyuyor.. Ve oraya en hain ihtimallerin acı zehirini akıtıyordu... En kü- çük hâdiselerde bLile en ıumüllü tedabiri ittihaz eden Ahd.-lhımıt derhal şu emirleri verdiz V — Çanakkaloden yarın ö bah geçecek vapurlar büyük bir ilina i0 aranacak, 2 — Kuradeniz purlar, — şimdi — ( Kavak ) tevkif — olunacak, her tarafına bakılacak. 8 — Gerek Selânik ve gemk ta Nasıl doğdu?.. e çıkacak ve- | Bunların da L 4 | Edirne istikametine giden yolcu ı Nasıl Yaşadı?.. Nasıl Öldü?.. vı eşya trenleri, Çatalca'da ala- konulacak, Bizzat Çatalca muta- sarrıfile mevki kumandanı tara- fından büyük bir dikkatle taharri olunacak. Hatta, büyük eşya san- dıkları bile açılıp bakılacak. 4 — Hariciye nazırı derhal sefaretlere gidecek. Gayet azılı | Üç şerirden mürekkep bir çetenin mühim bir sirkat ve cinayet ya- parak İstanbuldan firar etmek üzere olduklarından bahsedecek.. Bunların tevkifi için vapurların taharrisine müsaade istihsal eyli- yecek. Ayni zamanda gerek e- firlere ve gerek baştercümanlara karşı gayet mahirane bir lisan kullanılarak Damat Paşanın sefa- retlerden birine firar edip etme- diği öğrenilecek. 6 — Resmi ve gayri resmi bütün zabıta ve hafiye kuvvetleri harekete getirilerek İstanbul, Be- yoğlu, Üsküdar cihetlerinde Mah- mut Paşanın girip çıkmak mutadı olan mahallerle, bulunmasi muh- temel olan yerler kâmilen taharri edilecek. Ancak bu esnada, da- mat Paşanın isminden kat'iyyen bahsedilmiyeceği gibi bütün bu işler halkın mazarı dikkatini cel- betmiyecek derecede bir sükü- netle yapılacak ve en küçük bir kâdisenin zuhuruna meydan bı- rakılmıyacak. 6 — Mabeyinci Ragıp Bey derhal Seniha Sultanın köşküne gidecek ( sultan hazretleri müs- tesna olmak Üzere ) arabacıdan başlıyarak, icap edenleri kâmilen istintak edecek. Abdülhamit, bu emirleri ver- mekle beraber — baş müsahip Cevher Ağayı da çağirtte — Hemen şimdi hemşireye git.. Bizden selâm — söyle... Hiç üzülmesin. Paşanın hali, cümle- mizce malüm. — Ben, kaç dela söyledim.. (Bu adamdan sana hayır gelmez ) dedim.. Ne yapa- yım 2, (Evlatlarımın hatırı için kahrm: çekmiye mecburum ) dedi. Yaln z kendisi çekmiyor, bize de çektiriyor.. Hiç merak etmesin. Paşa, yine parasız kalmış; bize nümayiş yapmak için, böyle bir düzenbazl.ğa kalkışmıştır... Eğer bu gece paşa saraya avdet et- mezse, yarın hemşire bize gel sin de, söyleşelim, artık bu hale bir nihayet verelim.. No çare, şeriatın kes'iği pırıııl( ACIMAz... İşte görüyorsun ya.. İstanbul ka- zan, biz de kepçe olduk. — Her tarafta paşa ile çocukları arat- yoruz. Bu gece her halde buldu- ruruz. Müsterih olsun. Diye irade — ederek Seniha Sultana gönderdi. ( Arkası var ) -— TAKVİM —— PEZİRTESİ d0 A2 1 CİKÂSUN D3? Kasımöl| | yan gül 4 36|7. 16) veşsa |2 - ROL! Yats J1 <0 1401 |4 28) ai L 41 .8 2 18|5 10 K Klıı-ıııwd l! DıBlomatlaraHukmeden GizliKuvvet ler Hindistan İstiklâl Müca- delesi Ve Bir Facıa ( Baştarafı l İnel uyiılı) çiyl isticvap etmekten başka çare kalmadı. Birkaç memur bir oto- mobile atlıyarak Oodyopore ka- dar gittiler ve kadını alıp Bom- baya döndüler. Ertesi sabah bir İngiliz zabiti, bizzat Oodyepore prensini ziyaret ederek hizmetçi- nın delilik eserleri göstermesin- den dolayı tedavi edilmek Üzere hastaneye yatırıldığını — bildirdi. Esasen kadın ve şehvet havasın- dan başka bir şey teneffüs et- miyen Oodyepore sarayında bu meseleye ehemmiyet veren tek bir kimseye bile bulunmadı ve hizmetçinin uydurma deliliği bu suretle herkese kabul ettirilmiş oldu. Manmafih mürebbiye Mis Edit hizmetçinin tevkif enilmesinden hiç memnun olmamıştı. Kendisine bir köpek gibi bağlı duran bu kadının başına gelen akıbetten kendisini mes'ul görüyor ve vic- dan azabı duyuyordu. Maamafih Bumbay İstihbarat teşkilâtı da işlerin aldığı cere- yandan memnun değildi. Çünkü ihtiyar hizmetçiden hiçbir şey öğrenmek kabil olmamıştı. İster tstemez, hizmetçiyi eski yerine iade etmek lâzım geldi. Maam- afih ihtiyar kadın Mis Edith'in noezdine döndüğü günden itibaren ne İngiliz mürebbiye, ne de Hintli hizmetçi artık biribirine bir şey söylemediler. Bombay Polis İdaresi, faaliyetini başka sahaya nakletti. Birkaç gün hiz- metçinin oğlunu tarassut ettir- dikten sonra bir gün, delikanlı nın çalıştığı kahveyi bastı, n bu kahve birçok genç milliyetperverlerin devam ettikle- ri bir yerdi. Kahvede bulunanla- rın cümlesi tevkif edildiler. Ele geçenler yirmi üç kişi idi. Bütün bu yirmi üç kişinin evleri ayrı ayrı arandı. Fakat biç birşey elde edilemedi. İngiliz polisi, son derece asabileşmişti. Mevkuflar soyuldular, sırtlarından elbiseleri çıkarıldı ve elbiseler arandı. Bum- mıldıp daha ele geçmişti. Bu mektubun da bir. cümlesi mani- dardı: İlk teşebbüs — neticelenmezse Gampat ile Purşotama güvene- biliriz, diyordu. Eğer ihtiyar hizmetçinin ge- vezeliği olmasaydıda polisin eline geçmeselerdi, hiç kimse şüpheye düşmiyerek bunlara ehemmiyet bile vermiyeceklerdi. Fakat şimdi vaziyet aydınlanıyordu: İlk teşeb- büsten maksat, muhakkak ki Delhi — Parlementosuna — atılan bombadır ve filhakika bu teşeb- büs akim kalmıştı. Ayni zamanda mektuplar, isimleri kayıtlı adam- lar tarafından ikinci bir suikast yapılacağına işaret ediyordu. Polis faaliyetini arttırdı. Fakat biçbir neticeye — varamadı. Hiz- metçinin oğlundan başka bütün mevkufları serbest — bıraktı. ve peşlerine hafiyeler taktı. Fakat, ilk evvel, bu tedbirden de bir fayda görülmedi. Hafiyeler, sere best bırakılan maznunların peşim de dolaşa dursunlar, öbür 'tarafta hizmetçinin çocuğu sıkı bir sı- rette sorguya çekiliyordu. Hatta, Hindistanda çok iyi netice veren Blöf usulüne — müracaat edilerek mektupta bulunan isimlerden bah- sedildi. Anasımın her şeyi itiraf ettiği bildirildi. ve kendisi de malümatını söylemesi için sıkıştı- rıldi. Fakat delikanlı ağzını bile açmıyordu. Fakat delikanlının hal ve barekâtına dikkat eden po- lisler, anasile iki isimden bahs olunduğu saman, — delikanlının bütün adelelerinin gerildiğini gö- rüyorlardı. Fakat ondan da bir şey elde edilemiyeceği anlaşılınca bizzarur serbest bırakıldı. |(Fakat diğerleri gibi delikanlıların peşine de iki bafiye takıldı. Maamafih bu işten bir şey çıkacağa benzemiyordu ve berkes Üümidini kestiği bir sırada sekiz, on yerli hafiye bir- den gelerek isimlerin kimlere ait olduğunu öğrendiklerini söy- lediler ve dışc dokunur mükâfat verilmesini istediler. İngiliz polisl lardan birinin elbise astarı arasına lıtıını herşeyi vadetti ve ba sır sokulmuş bir mektup bulundu. Bu mekup umumiyetle ehemmi- yetsiz şeylerden bahsediyordu. Fakat mektubun son cümlesi şa- yanı dikkat görüldü. Bu cümlede deniliyordu kiz Mesele için iki dostun yardı- mı temin edilmiştir. İlk teşebbün muvaffakiyetsizlikle netice verirse bunlar lazımğelen — tetbiri alacak. lardır. Kazandığımız yeni dostla- rın isimleri Gampat Cinerajadhasa ve Purşotam Sen dir. Bunun — haricinde ikinci bir aA AA FT a aînnildl ki mektupta ismi geçen iki isim, bir senedenberi Londrada bulunan iki Hintli taler beye aitti. İstihbarat idaresi derhal Lom- dra ile muhabere etti ve öğrendi ki bu iki talebe Londradadır. Ayni zamanda bundan bir sene evvel Bombaya yelmiş ve milli Hint liderleri ile temas etmiş ok dukları anlaşıldı. Şimdi mesele artık tavazzuh etmişti. Ç Arkası vacı GençlerNeDüşünüyor? (Baştarafı 1 ncl sayfdaa ) letli, dinç bir genç misiniz?,, diye sorsaydınız. size her halde susa- rak cevap verirdim. Dinlenmek yalnız yorulanların hakkıdır. Bize bu hakkı verecek ana kucağı, baba ocağından baş- ka birşey değildir. Hayat yaşaya yaşaya ölmek değil, öle öle yaşamaktır. Ha- yatın da büber gibi tadı, acı- lığındadır. Gönceler bile gülerek gül olurlar. Gülmiyen yüz aç İmı- gibidir: Sevilmez bu fikirlerin sahibi olan bir kimse, değil hayattan, ölümden bile korkmaz, Duru — bir hayat, kadın, para, mevkl zincirine vurulmadan Sorduğumuz Sualler: 1 — Türk inkılâbı. hakkında ve düşünüyorsuruz. ve — bu — fnkılâbı başıl anlarsınız ? — Cemiyetin geçirdiği buhrar » karşt kondisizi küvvetli blasediyor musunuz ? 8 — Dindar mısınız? 4 — Alle bBakkındaki nelir ? & — Hayattan sanaz ? 6 — Nasıl bir hayat istersin » ve nasil yaşımak İsteralniz ? Gönç — karilerimiz — bu — suailöre doğrudaa doğruya —matbaamıza gön dermek sursüle cevap verebilirler. tolükkinin korkuyor — mu yaşadığım gibi yaşamak isterim.»

Bu sayıdan diğer sayfalar: