11 Mart 1936 Tarihli Son Posta Gazetesi Sayfa 2

11 Mart 1936 tarihli Son Posta Gazetesi Sayfa 2
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

— gima bazınız. Mes'ul bulundu ramvay faciasının niheyet — mes'ulü bulundu. Bu mes'ul kim olabilir) —“Tramvayda telâş gösteren, paniğe sebebiyet veren ve bu sebeple kazanın vukuunda müessir olan merhum mülettiş Niyazi. İkinci detecede mes'ul: Vatman. Çün- kü Niyaziye uyuyor, arabanın sür'atini ha- Kfletmiyor, yokuş aşağı giderken kum dök- müyor. Bunlar güzel. Fakat mes'uliyetler burada bitiyor mu? Tetkikat yapan hey'et bize tramvayın Trenleri hakkında malümat vermiyor, Ta- por neşredilmediği için bu —hususta van- lan neticenin ne olduğunu bilmiyoruz. Fa- kat yokuş yollarda frenleri bozuk araba, işini bilmeyen vatman kullanan şirket ve arabaları hakkıyla kontrol etmeyen bele- diye mes'ul değil midirler? Büyük facianın mes'uliyeti — yalnız iki zayıf omuza mi yükletilecek ? * Stalinin beyanatı itlerin nutku ve Ren havzasının iş-| agali gürültüsü arasında Stalinin bir Amerikan gazetecisine vaki olan beyanatı arada kaybolup gitti. Halbuki bu beyanat, Hitlerin nutku ka- dar mübimdi. Stalin yeryüzünde iki büyük harp kay- mağı mevcut olduğunu söylüyor: Avrupada Almanya, Uzak Şarkta Ja - yönya, Alman tehlikesi Stalinin beyanatı neş - vedilmeden kendini gösterdi. Maamafih bugün için Ren işgalinin bir harp doğur - Fakat Üzük Şarkta tehlike büyüktür. Japonya diş Mogolistanı istilâ için hazır- hiğını tamamlamakla meşguldür. Bunun üzerine Amerikalı gazeteci so - Tuyor. Stalin cevap veriyor: — Japonya Mongol halk cümbüriyeti- ne bücum ederek istiklâlini bozmağa te - gebbüs ederse Mongol halk cümhuriyetine yardım etmeğe mecburuz. 1921 yılından beri biz Mongol cümhuriyeti ile dostuz ve bu defa da ona 1921 de olduğu gibi yar « Bu beyanatla Stalin Uzak Şarktaki teh- likenin yakınlığını göstermiş oluyor. Japon- ya dış Mogolistanı istilâya karar vermiş - tir. Bu karanını icraya kalktığı gün Sov - yetlerle karşılaşacaktır. İşte harp böyle baş- hyacaktır. Binacnaleyh hakiki ve yakın harp teh - kkesi Almanyadan ziyade Uzak Şarktadır. * Japon kabinesi Bıı bakımdan Japonyadaki son siya- »i ve askeri buhranın büyük ehem- miyeti vardır. Yeni Japon kabinesini nihayet Hirota teşkile muvaffak olmuştur. Hirota bir as - ker değildir ve teşkil ettiği kabine askeri isyanı yapanların istedikleri askeri kabine | olarak teşekkül etmemiştir. Hirota Japonyanın eski Moskova sefi - Tidir ve tanınmış bir diplomattır. Militarist | ve faşistlar bir zamandanberi onun aley -| © hinde çalışıyorlardı. İmparatorun onu tek- tar iktidar mevküne getirmesi, isyanı ya - panların arzularına rağmen olmuştur. Hirota kabinesi ilân ettiği programında: «Japonyanın beynelmilel münasebi da hareket noktası sulh — olacak — ve di; devletlerle olan ihtilâflarımız — diplomatik yollarla halledilecektir.v diyor. Binaenaleyh' Hirotanın hükümet başına gelmesi Japonyada diplomatların zaleri ©- Tarak gösterilebilir. Fakat bu hal yolu mili- taristleri ve faşistleri memnun etmiyecek - tir. Japonyada askerler ayrı bir klan halin- dedir. Emperyalizmin mümessili onlardır. Militaristler diplomatların siyaset yolu ile “—meseleleri halletmek istemelerinden muğ - “ber oldukları için son isyanı yupmışlardır. — Yarın daha büyük bir isyan tertip etme - meleri için biç bir sebep yoktur, Bu sebep-, le Japonyada dakili buhran da halledilmiş savılamaz. | Resimli Makale Kadın tanımnmaz mahlâüktur. Kadının en büyük mümeyyiz vasfı hodgâmlığıdır. Kadın küçük bir mahrumiyete, küçük bir fedakârlığa katlanamaz. Fakat güzellik uğruna razı olmuyacağı mahrumiyet, hattâ işkence yoktur. Kadın güzelleşmek için, maddi ve manevi ıztıraba razıdır. Kadın niçin düşer: Ekseriya camekânda gördüğü bir kürke, bir pırlanta yüzüğe, yabut akranlarında gördüğü güzel bir şeye SÖON FOSTA hırsı olmuştur. hdır. H İşkence B sahip olmak hırsı onu düşürür, budur ve kadımnın düşüşünün en büyük âmili bu ideale varmak Kadın bu değildir, ve kadının ideali tuvalet, süs, lüks ve ziy- net olmamalıdır. Kadın her şeyden evvel ana ve kadın olma- SÖZ ARASINDA Çoban Mehmet Yenilmiş mi ? Sevimli şampiyon — çoban Mehmet, Türkiyede şimdiye kadar yaptığı bütün güreşlerde galip gelmiştir. Bir gün, Denizkin Eftalyanın evinde, bu sırtı yere getirilmemiş pehlivanımızdan bahsediliyormuş. Misafirlerden birisi, onun hiç yenilme - diğini söylemiş. Fakat Denizkızı itiraz et- miş: — Kim demiş yenilmedi diye? Ben ne- sine isterseniz bahse girerim yenildiğine! — Yenilmiştir! — Yenilmemiştir!.. Böylece uzayan münakaşa neticesinde, Denizkızı Eftalya ile misafiri bahse tutuş- muşlar. Ektalya: — Eğer, demiş. çoban Mehmet hiç ye- *. nilmemişse, ben sizi, apartmanıman bir dairesinde beş sene 'bedava oturtacağım. Eğer yenilmişse siz Çağlayanda beş se- ne bedava garsonluk edeceksiniz! 'Tam © srada, içeriye çoban Mehmet girmiş. Bahsin şartını kabul aden misafir, derhal sormuş: — Mehmet... oldu mu? Pehlivan, bu suale: — Tam dört defa yenildim! vermiş. Beriki hayretle kekelemiş: — Nerede? Ne zaman? Kime? Çoban Mehmet: — Burada! Demiş, ve Denizkızı Eftal- yayı göstermiş: — Madama yenildim! Sonra gülerek ilâve etmiş: — Fakat sen de olsan yenilirdin: Çün- kü ben onun Üstüne altmış altı oynıyana resgelmedim | Seni butada hiç yenen * Tavukları sun't şekilde yağlandırmak usulü Sövyet Rusyada Peterhoftaki — biyoloji ü hocalarından (Tikomirof» ta - vukları yağlattırmak için yeni bir usul keşe fetmiştir. Sun'i surette yağlanan bu ta - Yüuklar ağarlıklarının 96 23 Ü nisbetinde yağ elde etmektedirler, 210 tavuk ürzerinde tatbik edilen usul neticeler muvaffakiyetli vermiştir. Ayni geyin bütün kümes hayvanatı Üüzerine de tatbik edilmesi için hazırlıklar yapılmak - tadır, cevabımı | I| HERGÜN BIR FIKRA İşit te Inanma! Ahmet Rasim merhum katıla katıla anlatırdı: Meşhur — Mühsin, — arkadaşlarından mirasyedi Süleyman adında birine na - sılsa bir lira ödünç vermiş. Altı ay beklemiş, bakmış ki Süley- man bu paradan hiç bahsetmiyor. Bir iki defa çıtlatmış; gene aldıran yok. Nihayet, yüzünü kızdınp: — Yahul! demiş; şu bizim lirayı ver- senel Meşhur kelâmdir: Borcunu ödi- yen zengin olur. Pişkin olan Süleyman da, cevaben: — İit te inanma, Muhsinciğim! de- miş; bu İâfı çıkaran yene mutlaka ala- caklılardan biridir! BULMACA 12345678 91011 1 2 | — Tatli göy. hoca serpuşu. 2 — Es- mekten emri hazır, lüzumlu. 3 — Oku - nur, taş atılır. 4 Erkek, cins. 5 — Bir erkek ismi, eşit! 6 — Beygir, — eşek sesi 7 — Yerleştirmek. çalışma. &8 — Valde. 9 — Sarfetmek, aptal hayvan, 10 — Ra- bit edatı, cekette bulunur, sahip. V1 — Bağırtı. Hint prenmsi. Yukarıdan açağıya: | — Akide yapıcılık. 2 — Esirin mü - ennesi, yaş. 3 — Bir erkek ismi. 4 — Bir göz rengi, vermek. 5 — Bağlantı, Bayın - dirlik Bakanlığının eski iami. 7 — Zayıf, İdemirin yoldaşı. 8 — Lâkin, rabıt edau, fağa. 9 — Para ile değil. 10 — Eşek sesi. VI — Kamın bilen. Dünkü bulmacanın halli: Soldan sağa: | — Şıra, sulu. 2 — İsa, aidat. 3 — Hat, fa, 4 — Ezan, ez. 5 — Oturmak. 6 — Ele. 7 — Aba, iken. 8 — Haris, ray. Nâzım Hikmet ve Demokrat arkadaşı Şair Nâzım Hikmetin «Ov adında bir dostu vardır. Zengin bir adam olan «O»x; işinde gayet dürüst, tecrübeli, ve ehliyet - lidir, Fakat, bu çekirdekten yetişme iş a - damının bilgi, dağarcığı hayli boştur. O, bu eksiğinin ayıbını, iddiasızlığının ve safi- yetinin sevimliliğile örter. Bu itibarla, hoş sohbet bir bildiği ona: «Dünyanın en şirin cahilir Ünvanını takmıştır. Bir gün, şair Hikmet, bu zengin dostu- mun çok mahviyetkârane bir hareketine şahit olmuş. Ve ona: — Yahu, #O» beyciğim; demiş, me - gerse hayli aDemakrata bir adammışsın... Beriki gülmüş ve: — Evet, demiş, öyleyimdir! Aradan iki ay geçmiş. Bay «O», Nüzim Hikmeti ziyarete gitmiş. Ve şairin yeni bir elbise yaptırdığımı görünce; tecssüfle du - dak bükmüş ve: — Yazık, demiş, senin ahlükin da bo - zulmuş. Şair, merakla sormuş: — Neden? Beriki, iki ay evvel dostundan duyup ezberlediği, ve züppeliğe delâlet — ettiğini sandığı kelimeyi bir hakaret gibi iade et- miş: — Sen de Demokrat olmuşsun! * Laval istirahatte İktidar mevkinden ayrıldıktan — sonra, uzun zaman istirahat eden eski Franmız başvekili Laval nihayet bir iki gün evvel arkadaşlarını görmek için meclise uğra - mış: — Seyyah gibi dolaşıyorum, kiloca da hayli farkettim. Demiş. Sonra başvekâle - tin ağır yüküne telmihan ilâve etmiş: — Mösyö Saro vücutça nasıl>... * Dövliz kaçırmanın yeni yolu Avrupanın bir. çok memleketlerinde döviz tahdidatı vazedildiği için, hudutlar- dan dışarıya para çıkarılamamaktdır. Buna gare arıyan bazı açık gözler şu yolu bul - muşlardır. Memleketten çıkarılacak paralar, kol - leksiyon pullarına tahvil edilmekte ve bu yolların beynelmilel piyasada kıymeti ol - duğundan, gittiği yerde paraya tahvil e - dilmektedir! 9 — Alan, o, re, Yukarıdan aşağıyat | — Şişe, saha. 2 — İs, zo, bal 3 — Rahat, ara. 4 — Anut, in. 5 — At 8. 6 — Si, emek, o. 7 — Ut, zafer. B — Lâf, kenar, 9 — Ultan, ye, İSTER İNAN İSTER İNANMA! Karadeniz şehirlerinden birinde bulunan bir okuyucu bay -« ramı İstanbulda geçirmek istiyor. Denizyollar idaresinin Ban- dırma vapuruna biniyor ve yola çıkıyor. Hava güzel. Yolcu bir güverte bileti alıyor, bir günlük bir yolculuk için fazla masrafa Küzüum görmüyor. Fakat vapur az yol aldıktan sonra vapurun kâtibi geliyor, olmadığı anlaşılıyor, bütün güverleye koyun konacağını bildiriyor ve bütün yolcu- ları, eşya imişler gibi ambara tıkıyor, Güverte yokcuları açık bavada ambarda mahpus olarak İstanbula geliyorlar. Denizyollar idaresince insanların hayvanlar kadar kıymeti — İSTER İNAN İSTER İNANMA! A F isesi” VP « (rı ( Sözün Kısası Tanrı Şifa Versin ! — E Ekrem-Tatu uymadınız mı? Zavallıcık fenâ halde hastalanmış. On beş, olf altı senedir, tâ harbi umumiden — beri — vakit vakit şiddetlenen buhran bir kaf gündür hâd devrini bulmuş. Tansiyo” nunu ölçmeğe hiç kimse cesaret ede miyor, fakat besbelli: 21 -23, 25.. Bek |j ki daha da fazla. Hiç bu kadar ağırlaş" —| tığı yokmuş. Bundan yirmi iki yıl ev* A vel böyle zorlu bir vaziyete düşmü$i bolca kan almışlar, geçmiş. G Şimdi doktorlar iki taraf olmuşları — |Kimi tekrardan kan alma fikrinde, kis —| mi ise aksine: «Kan alınırsa bu sefef dayanamaz.» diyorlarmış. Belâya bakın ki henüz hastalığa ad — da koyamamışlar. Her kafadan bir se& — ber ağızdan — başka — bir ad çıkıyot'£ | F . 5 J ü " Hezeyanı mürteiş, kan hücumu, Cunus — numutbik, yok daha bilmem neler! Yedi iklim dört köşeden gelme târ kım takım mütehassıslar tanrının gî' PETTETTLEFET D nü konsulta masasının başında, ve A şakakta, çare düşünüp duruyorlar. Zavallı hasta, verilen reçeteleri bor yuna yırtıyor, altındaki imzalara hür” met etmeden paçavra gibi ayaklarıntft altında çiğniy Her gün mü, her gün, vücudunun bir tarafında yeni bir âfet beliriyor, bir karbe açılıyor, bir çipan başı kopuyor Tedavisine uğraşanlar: A — Yine de maşallah! diyorlar.. Sağr lam bünyesi varmış ki dayanıyor. Fıkara, gerçekten de acınacak halr Z de. Ne Profesör Versay'ın nişteri, ne — h) Lokarno Lapası, ne Kellog yakısı, ne ,: Stresa hapı, ne de Cenevre güllâçlari — bu dermansız derde deva olamadı. — — İşin evveliyatı, hastalığın başlangi" 4 cını bilenler bütün kabahati — daha & zaman yapılmış olan yanlış ameliyattâ buluyorlar. Her ne halse: Zavallı köhne dünyül #on zamanlarda eyiden eyiye ağırlaşti: hemen, ulu tanrı Acil şifa versin, âmini — A iyor. Biliyor Musunuz? | — Richelieu kimdir? 2 — Renan kimdir? 3 — Yenicamün miman kimdir? 4 — İlk radyo ne vakit işlemiştir? j’ $ — Madagaskar adamının nüfusu keff tır. V (Cevapları yarm) * (Bundan evvelki sunllerin cevapları) 4 —'—f. d | — Siyam krallığının idare merk Banguktur. 2 — Sütlüç istasyonu Eğirdir hattı Ü” zerinderir. : 3 — Meştutiyet devrinin — ilk istiktaff ğ 1909 da aktedilmiştir. 4 — Talât Paşa Berlinde bir Ermeni #” tafından vurulmuştur. 5 — Sait Halim Paça İtalyada bir B” meni tarafından öldürülmüştür. ——— atmnamre Eski İspanya kralı ve torunu Sakıt İspanya kralı on üçüncü ,xııun'*; kanısile dargın olduğu ve ayrı yaşadı? malımdur. Caki kral ile kraliçe katolik *': lisesinin hükümlerine göre boşanamamif larsa da, biri Avrupanın dört bir köt dolaşıp dururken diğeri yani Kraliçe Landrada kızile damadının yanında ©' maktadır. Geçenlerde kralin bir. torum gelmiştir. Bu doğum — münasebetile * karı kocanın barışacakları ümit edilmif” , de, kral İngiltereye davet edilmemizti" . Bundan pek müteessir olan krala bi şöyle tevil edilmiştir: T Z — Çocuk zayıf doğdu. Ölmek ı.,ııuı; y line binaen derhal vaftiz etmedik. Bu #7 bepten dolayi da size haber gönder dik. a <i yur” u dünyerüi Â

Bu sayıdan diğer sayfalar: