27 Temmuz 1936 Tarihli Son Posta Gazetesi Sayfa 6

27 Temmuz 1936 tarihli Son Posta Gazetesi Sayfa 6
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

6 Sayfa Sular altında kalan mahalleler arasında ** * * Gök gürleyipte bulutlar yarılınca Bayan Sadberk: *« Ayol biraz un alın, anasının ilk evlâdı olan pen- cereden savursun, yağmur diner!,, diye bağırıyordu Fındıklıda Cennet bah çesi yanında yıkılan ev — Kırk yaşımdayım. Hayatta çok şey|likler suların Üstünde yüze yüze aşağı ini- gördüm, Çok korku geçirdim. Amma bu- | yorlar.n günkir geçirdiğim korkunun şiddetinde bir korku ve bugünkü yağmura, sele, fırtına- ya benzeyen bir fırtına görmedim. Siyah yeldirmeli siyah başörtülü bir ka- din Kazancı tepesindeki şu, sellerin çukur, çukur, yollar açtığı arsada sellerin taşıdığı | bir taşın üstünde oturmuş sigarasını tellen- dire, tellendire içiyor ve bizimle konuşu- yor: — Dün geçirdiğimiz korku elvermiyor- muş gibi bugün de o şimşekler birbiri ar- | kasından çakıp da gök gürültüleri de Alla- bın gazabı gibi tepemizde gürlemeğe baş- layınca yüreğim hop, hop etti. Hele © tu- fan gibi yağmuru görünce çoluk çocuk tit- remeğe başladık. Bizim komşu Sadberk de bizdeydi. Yaşlı kadındır, dini bütündür. —Aman çocuklar, dedi. İçinizde anası- nın ilk evlâdı yok mu? » Anasının — ilk evlâdı acaba kim?| —— Hayır, yalnız gu karşıda Cennet bah- O kıiyamet finında — düşünen — hatır-|çesinin yanındaki duvar çökmüş bir ev y layan kim? Anneciğim — yerinden fır-| kılmış, bir kadın da yaralanmış!.. ladı. Kur'anı aldı, elini açtı. Okuyor. Sad- berk durmadan bağrıyor: «Aman — kadın- Tar, içinizde anasının ilk evlâdı kim?» Onu dinleyen yok. Hem ben kadıncağızı terı- ledim de: «Teyze git işine Allahaşkına, ma, evlât düşünen kim? Can pazarı, baksa- na sedden aşağı inen selel» Evin ön kapısından dalan sel sofalar- dan geçiyor, merdivenlerden taşlık katına fniyor. Malüm ya, bu semt sed, sed.. Ev- lerin ön kapısından — girilince —alt katına merdivenle inilir, oradan da bir kapı ile — venden inen sel tabit sofada ne bulursa ö- müne katıyor küçük kerimenin mektep çan- Tası, valdenin şemsiyesi kapının önündeki kilim telâşla benim yerde bıraktığım tere | Anası | güzünden Evlenemiyen adam ! 4«33 yaşındayım. İhtiyar bir annem | war, onu mes'ut etmek en büyük zev - | kimdir. Annem de bu zâfımı bilir, ve beni biricik oğlu gibi çılgınca sever. Şimdiye kadar annem rahatsız olur di. ye evlenmeği düşünmedim. Fakat ya » gn ilerliyor. Yaş ilerledikçe evlenmeğe karşı görüşüm değişiyor. Bu gidişle ev- Tenemiyerek bekâr kalacağımdan kor - kuyorum. Aradn sırada anneme evlen. mekten bahsediyorum. Oyuncağı elinden alınmış çocuk gibi surat asıyor ve yir- mi dört saat konuşmuyor. Ne yapayım, bilmem. » Murat | Annenizin hareketi yalnız hodgüm - blda izah edilebilir. Evlenirseniz — sizi kaybedeceğine ve bugünkü — rahatının I'ıdılıdöm—ıilureehd-.i. | deceğine emindir. Onun için sizin evlen- r'—üutıdıııdciildir.rıluı*u._ r—ııılleHricmyoİıMçdq- F—h—Evlııı'un'ımğuııııolı— loğrudan doğruya bahçeye çıkılır. Merdi- | GÖNÜL İŞLE Selin kapılardan içeri girdiğini gören Sadberk: «İşte mahvolduk karılar, dedi. Anas- mın ilk evlâdı olup olmadığını bilmeyenle- Tin encamı budur.» Biz kadıncağın çıldırdı zannettik. O - lanan merdivenlerden yukarı kaçarken hâ- Jâ bunları bağrıyor. | — Hepimiz üst kata kaçtık. Bayan Sad- perk: #Ayol biraz un alınız elinize, anasının ilk evlâdi olan unu pencereden savursun, yağmur dinerin demekte 1srar ediyordu. Bunu işiten annem sel ile beraber mer« divenden aşağıya mutfağa indi — ve mlak unları almış koşa, koşa merdivenleri çıkı- (yor. Aldı unları kadın, pencereden savür- du amma... Ne gezer, o gürültüde — tılımnm tutar mı hiç? — Buralarda çok kazalar oldu mu? * Molozlar yeni parke döşenmiş Dereiçi caddesini tamamiyle örtmüş, kocaman taş- lar topraklar, teneke parçalarile bu cadde bir mezbeleyi andınyor. İsmet İnönü mek- tebi önünden yukarı doğru çıkan — merdi- ivenli sokağın yarısı tamamiyle — çökmüş. Solda yıkılmış bir tahtaperdeden harap ol- uş bir kabak tarlasının içi. Sağda yıkık bir duvar ve bir ev ankazı.. İki üç delikan- h bahçede oturmuşlar. Yanlarına yaklaşı- yoruz: — Çöken kulübe burası değil mi?. di- ye soruyoruz. — Eveti. diye cevap veriyorlar. — İçinde oturanlar siz miydiniz?. — Eyet bizdik. Burada yedi bekâr otu: Ha nni R : gağını, karınızın - kendisine ana —mua- melesi yapacağını anlatıp kandırmalısı. nız. Ve nihayot siz hayat ve islikbali - melisiniz. * «Ben ailemin biricik kızıyım. Ailem zengince, bal ve vakti yerinde bir aile - dir, iyi tanınmıştır. Ben aile seviyesince benden aşağı telâkki edilecek bir gence gönlümü kaptırdım. Bunu ailem işitse u- tançlarından yerin dibine — geçecekler. Fakat ne yapayım gönlüme hükmede - miyorum. Bu gençle bir arada görün - mekten korkuyorum. — Sevdiğim — genç orta mektebini bitirmiş, işsiz, bir nevi serseridir. Benimle evlenmesine de ihti- mal vermiyorum, zaten o istese ailemin razı olmıyacağı muhakkaktır. O halde nc yapayım, bana bir yol gösterin. Kadıköy: Neclâ Sevginiz gençlik heyecanının bir ifa- desinden başka bir şey değildir. Zaman- la söner geçer. Yalnız bu müddet zar- fında bu erkeğe fazla düşkünlük gös - termemeğe, mevki ve haysiyetinizi ko - Tumağa çalışınız. TEYZE SON POSTA Ayılarla Beraber yaşayan Kadınlar Te Somatrada Usugi adası ka- dınları ayılarla bir çatı al- tında hayat sürüyorlarmış İzmir, 25 (Hususi) — 1917 yılın - da Singapur'dan hareket ederek dün- yanın her yerini dolaşan Mealayalı bir Müslüman seyyah dün İzmire gelmiş- tir. Adı Tahir Al Hasan olan bu genç tarihi ve coğrafi tetkikler yapmaktadır. Çin, Japonya, Tibet, Filipin adaları, Avusturalya, Cava, Yeni Gine, Hin - distan, Arabistan, ve Mısırı dolaşarak Türkiyeye gelen bu Müslüman seyyah Afrikada bir çok esrarengiz rmaceralar geçirmiştir. Avusturalyada küçük ve adsız bir adada vahşilere esir düşen Tahir Al Hasan ölümden mücize nev'- inden bir talih eseri olarak kurtuldu - ğunu söylemektedir . Yine kendisinin anlattığına göre Sumatra kadınları hakkında malümat veren seyyah Tahir henüz Sumatra, Cava ve hattâ Avus- turalyada Avrupalıların adını bile bil- medikleri küçük adalar ve kabileler vardır, Sumatrada Uşugi adasında hiç bir erkeğe tesadüf etmediğini, bu kabile kadınlarının yarı vahşi hayvanlarla beraber yaşadıklarını, kadınların 12 - 14 yaş arasında evlendiklerini, erkek insanlardan hoşlanmadıklarını, Uşu - gi'de kulübelerde kadınlarla küçük er- kek ayıların ayni çatı altında hayat sür- düklerini söylemektedir. Malayalı Müslüman yaptığı tetkik - leri bir eser halinde neşredeceğini söy- lemiştir. Kendisi yakında İstanbula ge- çecek; İstanbuldan doğru Amerikaya giderek şimal ve cenup Amerikasını gezecektir. Seyahati 942 yılında ta » mamlanmış olacaktır. yruruz. — Halbuki çöküntüde bir kadın yara- lanmış diyorlar. — İçimizde bir hasta vardır, onu anne- si görmeğe gelmişti. Misafir annesi — yara- | landı. — Nasıl oldu bu kaza kuzum?. | — Pazar değil mi? İkimiz evde idik, dinlenmek için kalmıştık. Birden — şimşek gakmağa gök gürlemeğe başladı. Amma ömrümde ben böyle yağmur görmedim. Böyle şimşek görmedim. Birden kulübenin arkasında bir takım gürültüler oldu. Otur- duğumuz odanın duvan islandı. Arkadaşa: «ÂAman bir şey oluyor, çöküyor — kulübe, koş dışarı.» dedim. İkimiz de birden dı- şarı fırladık. Biz dışarı çıkar çıkmaz, du- var kulübenin üstüne yıkılmış. — Ya kadın?1.. — Kadım da biz koşunca korkmuş ar- kamızdan fırlamış fakat kaçamamış taşlar üÜstüne çökmüş. Ben gene geri döndüm, o- nu kurtardım. — Korktunuz mu?. — Eh korkmayacak gibi bir şey değil- di kil... Bu sırada iş gömlekli bir üçüncü genç söze karışıyor: — Ben Taksimde bir yapıda çalışıyor- 'dum, avacı ustanyım. Gök — gürledikçe pencereden içerlere, duvarların dibine ka- gıyordum. Pek korkunç bir şeydi.. bugün- kü hava.. — Peki kadın nerededir şimdi?. — Evvelâ imdad otomabili onu hasta- neye götürdü. Şimdi de evinde — yatıyor. pansuman yapıp yollamışlar.. — Evi nerede? HALKIN FİKRİ Hafta tatilini nasıl geçiriyorsuruz ? B sunuz, kazancınız her hafta tatil yapmağa müsait midir? ugün de muharririmiz, halka şu suuli sormuştur: — Hafta tatillerinden istifade ede biliyor musunuz, tatilinizi nasıl geçiriyor- — Biz İstanbullular tatillerimizden istifade edemiyoruz, eğlenmesini bilmiyoruz. kendimize bühtan etmiş oluyoruz. Dediğimiz zaman kendi Foto Âli: Bizim hiç bir tatilimiz yoktur. Meselâ — ekseriya pazar günü herkes ma « ça gider, biz makine eli - mizde resim almağa. Her- kes orada eğlenir, biz: «ÂAman enteresan bir va- ziyet olaa da restim çek - sek» diye kanter içinde kalırız. Oraya girmek te bazan pek güç olur, Ga - zete idarehanelerine üçer bilet gelir amma bu bi - letler nedense bazı foto- Brafçı arkadaşlara veril - mez. Zavallılar kapıda cenkleşe cenkleşe - içeri girerler, Orada bir tesim alır ve koşarak döneriz. Daha başka nerelerde en- teresan şeyler varsa on- Lostracı Mehmet: Aman bayanım biz kim, hafta tatili kim?.. Biz beşer kuruş. beşer kuruş alarak yiyecek ye- meğimizi tedarikten âci « ziz. Biz asıl pazar günle - ri, cumartesi günleri beş, on para kazanabiliriz di - ye kanter içinde dolaşıp dururuz. İşsiz olduğumuz zaman büyük tatildir. İş « te bu © zaman da aç kar- nina nasıl zevk duyarsın. ların da resmini alır, ga- zetemize döner, karanlık edaya gireriz ve akşam saat on bir buçukta halk Adadan, Kalamıştan dö- merken biz de karanlık o- dadan çıkar ve yorgun ar- gın evimize döneriz. Hafta tatillerimi ekse - riya yazın plâjda, kışın sinemada geçiririm. Sporu da çok severim, Evli ol- madığım için daima yal - mIz gezerim amma arada bir de eşle, dostla, hısım ve akraba ile birlikte top- lu gezintiler yaparım. Ka- zancım haftada bir böyle bir gezinti yapmağa mü - sajttir. Daha olsam, gene ayni eğlence- zengin de leri yaparım. .Fakat, ta - bü bu defa plüjlara oto- mobil ile, motörle, kotra Bay Süreyya, Do - lapdere Gazino so - kak 23: — Hafta tatillerimi yazın açık havada, gü - neşte ve denizde geçiri- yorum. Denizi çok seve- rim, yüzmekten — büyük bir hâz duyanm. Evli değilim. Fakat evli de olsam — yalnız gezmeği tercih ederim. Şimdi de daima yalnız geziyorum. Kazancım her hafta gez- mekliğime müsaittir. Üniversite elek - trik memuru Bay Kâ- zım: Her hafta tatilimi açık havada ve deniz kena - rında geçiriyorum. Evli olduğum — için ailemi de beraber alır gezerim, En sevdiğim — eğlence açık havada gezmektir. K zancım da çok — şükür müsait ki gezebiliyorum. Kış mevsimindeki hal- ta tatili programım baş- kadır. Mevsime göre eğ- lence yerlerine giderim! Tesviyeci Bay Mus- tafa: — Hafta tatillerimi Floryada, yahut başka plâjlarda — geçiriyorum. Spor yapmasını çok se - verim.: Güreş — yaparım. evli olmadığım için yalnız gezerim. Kazancım bu gibi mütevazi eğlenceler yapmaklığıma mâni de « ğildir. Hele bu sıcaklar - da haftada bir defa ol - sun plâjlara gidemezsem rahatsız olurum. sıdır. — Bizi kimse oraya emez mi2 Kömür gibi kara gözlü, simsiyah saçlı bir kız çocuğu: — Ben götürürüm, Diyor. e Çok modern bir apartımanın küçücük |meyen odaya götürmüştüm. kapıcı odası temiz bir karyola içinde, — te- miz bir yorgan altında, orta yaşlı bir kadın bitâp yatıyor. Hafif, kafif inliyor: — Geçmiş olsun!, — Teşekkür ederim yavrum. — Nasıl oldu kuzum bu kaza?. — Oğlum hasta, dediler. Onu görmeğe gitmiştim. Birdenbire kıyamet kopuyor- muş gibi bir gürültü oldu. Baktım uşaklar kaçıyor. Ben de fırladım, dışarı çıkarken olduğu gibi taş toprak üstüme çöktü. Ba- şım dışarda kaldı, bağırabildim çocuklar | bir adam birdenbire düşmüş ve ölmüf” döndü geri. Beni kurtarmağa çapaladılar. |tür. Zabıtanın yaptığı tahkikata nazü* Fakat ben nasıl kurtarıldığımı — hatırlaya-|ran bu mayorum, — Bayıldın mı? —— EEEELLLEEEEEİ Mf — Siraselvilerde bir apartıman kapıcı- pta oğlum yanıma ağlayarak gelince: «kork* ma bir şeyim yok» demişim amma ben ha” tırlayamıyorum. Demindenberi unuttuğum bir suali s0: Tüyorum: — Peki amma hasta oğlun nasıl kurtul muş? — Onu daha bu sabah o, yandaki çök — Preki oğlunun hastalığı nedir? — Tifo olmuş galiba vaktinden evvel hastaneden çıktı. Şimdi de onu - nereyt kaldırdılar diye meraktan — çatlayacağımı Ayağım çok sızlıyor amma, içim daha faz” la sızlıyor ona kim bakacak diyel.. Suad Derviş Kalb sektesinden düşüp öldü Evvelki sabah Atpazarındari aeçel' ün sekteikalb'den vukuâ geldiği, ölenin de Samatyada oturaf! 65 yaşlarında ciğerci Rüstem Halil — Bayılmamısım, diyorlar, Hattâ has-|duğu anlaşılmıştır.

Bu sayıdan diğer sayfalar: