22 Nisan 1937 Tarihli Son Posta Gazetesi Sayfa 6

22 Nisan 1937 tarihli Son Posta Gazetesi Sayfa 6
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

Mahkemede: “Ben zaten,, nakaratını tutturan kadın Hiç yoktan bir kavga yüzünden hâkim huzuruna çıkan Dava edilen, kadındı. Davacısı da kadın. Davacı sakin, fakat diğeri çok ainirli... Duruşması yapılırken, durdu ü yerde âdeta zangır zangır tifriyor- gu. Bunun ismi Sabriye; ötekininki Ne- bile,.. Sulh cezada bir dava, Davacının id- diasına göre, hiç yoktan çıkan suntur- lu bir kavgada, Sabriye kendisine sö- vüp saymış. Fakat, iş bu kadarla da kalmamış. Sövüp sayan, üstelik ölümle tehdit edecek kadar da ileri gitmşi! Nebile, şöyle diyor : ç — Benim kavgaya sebebiyet verme- diğim, halimden belli! Görüyorsunuz, gayet sakin bir kadınım. Ve gene görü- şorsunuz ki, kendisi - gayetle sinirli... Büu yüzden de olür olmaz şeyler üze- rine derhal asabileşir, etrafındakilere y çatar, Bütün konu konuşu, bu halinden dolayı ondan şikâyetçidir. Kendisinden yaka silker herkes.. Sabriye hışımla yerinden fırladlI: — Hayır... hayır... Asıl odur herke- sin yaka silktiği... Bakın, bu sözlerin- den de belli... Kavgaya sebebiyet ve- reh, o... Nebile, kaşlarını kaldirıyor ve dudak büküşle: — Hayır, diyor, ben değilim o. Bilâ- kis! Hâkim soruyor : — Kavganın sebebi neydi? — Hiç yoktan... — Hiç yoktan olur mu? Ehemmiyetli veya ehemmiyetsiz bir sebep olacak herhalde! — Bilmem, ki sebep denilmeğe de- ğer mi? — Değr veyahut ta değmez. Onu biz takdir ederiz! — Şey... Ben, kendisinin olur olmaz , şeyler karşısında lüzümsuz ve fazla a- sabiyete kapılmasını- «kritik» ettim. © da, bunun üzerine... Gene öyle ha- reket etti, sövüp sayarak, beni ölümle tehdide kadar vardı! Davacıdan, dava edilenin söylediğini iddia ettiği sözler de öğrenildikten sön- ki Nebile atıldı: — Müsnadenizle, dedi, bir çift sözüm b aa n ra, Sabrijanin sorgusuna sıra gelmişti |, iki kadın m:hkemede bile birbirlerine atıp tuttular ı daha var benim: Ben, onun sövüp say- masından dolayı açtığım davadan vaz- |geçiyorum, bunu kendisınin sinirliliği- he bağışlıyorum. Ancak... Ancak ölüm- Je tehdit etmiş olmasından dolayı da- vamdan vazgeçmem doğrusu: Can paza İrı bu, değil mi ya? Ölümle tehdit iddiası, zalen davacı vazgeçse de, âmme hakkı namına ta- kip edilecekti. Sabriyenin sorgusuna BiTişildi. O, boyuna zangır zangır tit- riyerek, şöyle diyordu: | — Ne sövüp saydım.. Ne de tehdit ettim ölümle onu! Hayır, hayır! Kavga 'a sebep te o olmuştur. Ben, sinirle- nirsem, sinirlenirim. Buna ne hakkı Vvar onun karışmıya? Kimsenin hakkı “yoktur buna! Hem ben, - «sinirliliğine bağışlıyorum» sözünü de kabul etmiyo rTum., Affine ihliyacım yok onun! Şâahitler dinlenildi. Ve dava, karar safhasşına geldi. Hâkim Salâhattin De- mirelli, dosyayı gözden geçirdi, bir müd det düşündü, sonta kararını bildirdi: — Davacı, sövüp sayma davasından vazgeçtiği için, bu husutaki dava orta- dan kalkıyorsa da, tehdit, sabittir. Ö- ilümle tehdit değil, âdizen tehdit ola- rak! Şimdi, siz bundan dolayı üç gün hapse mahküm oldunuz ve... Ayakta, gene zangır zangir iitriye- rek kararın tamamın; Ginleyecek ka- dar bile sabırlı davranamıyan Sâbriye adlı kadın, birden atıldı; — Ben, zaten... — Susunuz! Karar tefhim ediyorum! Ve ancak, davacının da sözlerile siz! tahrik ettiği anlaşıldığından, bu ceza müddetinin iki güne indirilmesine... Üç gün haps yerine, iki gün ve... Sabriye, gene sabredemedi: — Ben, zaten... — Susunuz! Karar daha bitmedi, Bu pezanızı, bir daha böyle birşey yapmı- ,yacağınızı umarak, tecil ediyorum; ya- nİ. — Ben, zaten... — Yani bu cezayı çekmiyeceksiniz. Fakat, eğer... — Ben, zaten... Sabriye, kararı dinlemiyor, anlıya - miyor, bir «ben, zaten..» dir tutturmuş, —— 'GÖNÜL İŞLERİ! Bir elbise hikâyesi $ Aile dostlanından bir erkek, kadın 4 elbisesinin erkek üzerinde yaptığı tesiri anlatan yazımı okumuş, dün bir toplan- ti esnasında bana gençliğine ait bir ha- tırayı nakletti, Sözünün başında: — « Evet haklısınız. iyi giyinmek için mutlaka zengin almaya küzum yok- f tur, diyordu. Bakınız size başımdan ge- çen bir vak'ayı anlatayım!» Bu aile dostumun bana anlattığı hi- kâyeyi müsandenizle ben de size anla» Kadın en küçük bir hayret eseri — bile göstermeden önüme düştü, beni ikinci kata çıkardı. Cidden güzel bir kızın önü- ne götürdü: — Efendi, mağazanın en güzel kızı- nı görmek istiyordu, sana getirdim, dedi." Kız şaşırdı, bozardı, kizardı, lakat ben de sarhoşluğun verdiği cesaret devam ediyordu; derdimi anlattım: — Nişanlıma bir elbise götüreceğim, fakat almasını bilmiyorum. Güzel kızıan elbisesi güzel diye düşündüm. tacağım: İştat Bana kendi elbiselerinizden bir tanesini — Parise gitmiştim, nişanlıma hediye — PtTeden aldığınızı söyler misiniz? olarak bir elbise ile bir şapka getirmek — Dedim. a arzusundaydım. Fakat ömründe kadın — İSZ evvelâ güzel olmadığından bahse başladı, sonra: eşyası satın almamış bir erkek bu işi na- m) becerebilir?, Bir akşam üzeti (Avenue de L'ape: ra)nın bir kahvesinde iki Fransız doşt bana tanımadığım bir içkiden iki kadeh içirmişlerdi, Kendilerinden — ayrıldığım zaman başım hafifçe dönüyordu. Aklı- ma gene şu elbise hikâyesi geldi: — Güzel bir laz elbet güzel elbise &iyer. Böyle bir kız bulayım, elhisesinin Aynini alayım, diye düşündüm. Bu sıra- da © cadde üzerinde meşhur Bazclay mağazasının önüne gelmiştim. — İçkınin tesiri ile olacak, içeri girdim, karşıma satıcı bir kadın çıktı. Şimdi bile hatırı- ma geldikçe utanırım. Kadına: — Mağazanızın en güzel kızını gör- mek istiyorum, dedim. Muhakkak, mükemmel biz tokat da haketmhişti amma, hiç de öyle olmadı. : — Ben fakirim, elbiseme çok — para sarf edemem, — giydiklerim — nişanlınız memnun etmez, dedi. Uzatmıyalım, bu kız uysal, — sevimli bir mahlüktu, tavassut etti. büyük ma- Bazaların top artığı olduğu —için ucuza verilen kumaşlarından iki parça buldu, bunları uzak mahallelerde — küçük — bir kız terziye diktirdi. Bir de hasır şapka Aldı, ayni kumaşın parçaları ile süsletti. Elbiseleri İstanbula getirdiğim zamâan herkes bayılıyordu. Paris modeli, mu - hakkak hiç değilse 150 liradır, diyordu. Fakat bana şapkası ile birlikte kaça mal oldu biliyor musunuz? Tamam (21,5) lirayala Ben bu hikâyeye kendiliğimden bir şey Hiıg etmiyeceğim. Bildiğimiz maçlara benzemiyen maç Maçlar başladı. Maçlar epey müddet deva metti. Maçlar bitti. Sonunda oldu? Kim kazandı?.. Kim kaybı öğrenemedik. Çünkü gazeteler kısacı maçların başlamış olduğunu haber ver r. Sonradan hiç bahsetmediler. — Ehemmiyetsizdi. Diyeceksiniz. Belki! Fakat belki de Tehemmiyetli idi. Maça işl'rak etmek Jiçin uzak şehirlerden gelenler olmuş- |tu. Maçı seyretmek için keza gene u- | Oyuncular vardı “ama antrenörleri yoktu. Hakemleri vardı, Fekat: — Hakeme yuha! Diyen seyirciler yaklu; -Oyuncular biribirlerine rakiptiler. Fakat maç es- nasında biribirlerine dayak almadılar. Gazetlelerde havadisi çıktı, fakat dediko dusu almadı! Ve bilhassa ne bir olimpi yada iştirak, ne de bir seyahat mevzuu bahsoldu. Böylesi futbol maçlarının başına.. Böylesi atletizm maçlarının başına.. Böylesi güreş maçlarının başına.. Böylesi diğer bütün maçların başı - na.. — Bu maçlar ne maçlarıydı? Diye mi soruyorsunuz.. Söyliyeyim, geçende yapılan dama maçları. İMSET Keeerranan nnn asabileştikçe asabileş'yordu. Hâkim, ih tarla beraber: — Bir daha bir suç işlerseniz, dedi, her iki cezayı birden çekersihiz, san - ra... Haydi! — Ben, zaten... — Çekiliniz. Duruşma | Hâkim Salâhattin Demirelli, yerinde ve zamanında ihtarla hakyeri salonun- t suç hâdisesi vukua gel- ü aldı. Fakat, karar neti- dar lehinde olduğunu hâ- lâ kavrayamıyan sabırsız ve sinirli ka- dın, .koridorda davacısına dönerek, «Ben, zaten...» ! tekmilledi: — Ben, zaten senin davandan güya vazgeçmiş ünüp te sahiden vaz geçmiyeceğini biliyordum. Sen... Sultanahmet ikinci sulh ceza hakye ri salonunda vuküua gelmiyen meşhut suç hâdisesi, az kalsın, koridorda olu- verecekti. Bereket versin, etraftan bir kaç hayır sah bi araya girdiler de, ora- da da onlar böyle bir hâdisenin önü- ne geçtiler: bağırıp çağıran kadını da- vacının yanından, koriderun tâ öbür u- cuna kadar uzaklaştırdılar! Onnik İplikçiyan hakkındaki karar cumartesiye veri'ecek Alemdar caddesindeki rüşvet meşhut suçu hâdisesinin duruşmasınma, dördün- cü cezada dün akşam üsltü devam edil- di.. «Ünyons sigorta şirketi dolandırıcı- lığı davası dosyasındaki iki istidayı yok ettirmek maksadile o davanın zabıt kâ tibi Avniye 100 lira rüşvet vermeğe davrandığı iddia olunan Önnik İplikçi- yanın müdafaası yapıldı. Avukatı, su- yaffak olmuşlardır. Mevadai uzviye o- ! larak balıkyağında çun sabit olmadığını, cadde ortasında böyle bif alış veriş yapılabileceğini a- kâtibi'n uzattığı istidaları eline alma dan rüşvet meşhut suçu denilen bu hâ- disenin ortaya çıkarıldığını ileri süre- rek, uzun uzadıya müdafas yaptıklan sonra, nelicede Onnik îphlıçiy;mn be- raetini; bu mümkün olmadığı takdir- de az ceza yerilmesini ve cezasının te- cilini; âz ceza mümkün olmadığı tak- dirde cezanın gene teeilini ve bu da mümkün olmadığı takdırde 3005 nu- mafah kanunun 13 üncü maddesinin son fıkrasına göre, kend n Temyiz neticesine kadar Kefalete bağlanarak serbest bırakılmasını istedi. Heyet, kararını cumartesi günü saba hi bildirecektir. Toplantılar : - Halkevi konrferansları Eminönü Halkevinden: Bu yıl için dü- Mlğidlr sük danlanidani s0'kül cisi 22/4/937 perşembe günü snat 17,30 da evimizin Cağaloğlundaki Merkez salo- (Sporda teşkilât ve disiplin) mevzuu üze- rinde verilecekir, Davetiye yoktur. Herkes gelebilir. 'etrol meseleşi : Ptrol bugün milletler î için altından daha — kıymetli bir maddedir. # $ ——— Topraklarında petrol olmıyan ve binaenaleyh tabii ve kolay zaman daha ilk haftada Petrolun, bugün bütün mületler için zak şehirlerden birçok insanlar geldi,| ne kadar kıymettar, ne hayati bir mad- 'de olduğunu, bundan evvel Irak pet - rollarına hasretliğimiz yazılarda söy - lemiştik. Hakikalen petrol, içinde bu- lunduğumuz devirde, altını da çok ge- ride bırakacak derecede kıymet kes « betmiştir. Bunun da yegâne sebebi tay- yare, otomobil, tank gibi ihtiralardan istifade edilebilmesinin petroldan çı - karılan (benzin) e mütevakkıf olma - sıdır. 'Topraklarında petrolu bulunmıyan, binaenaleyh tabil ve kolay suürette |benzin istihsali imkânını temin edemi- yen milletler, eğer sulh zamanında bü- |yük depolarda (benzin) idhar etmek |ihtiyatkârlığında da bulurmamışlar ise, bir harp zühurunda ilk haftalarda mağlüp vaziyete düşmek tehlikesine ; maruzdurlar. Bundan dolayıdır, ki — gazetemizde (petrol) ve (benzin) meseleterine çok ehemmiyet vermeği ve bu meseleler hakkında okuyucularımızı sık sık ten - vir ve ikaz eylemeği bir vazife addeyli- yoruz. Bütün dünyada> bu kıdar kıymet -| kesbeden petrol nedir? Petrol, yerden tabil sürette - çıktığı vakit biraz lüzucetli, bazan kirli renk- te ve kolaylıkla kabili iştial bir mad - dedir. Petrol bir takım (hydrocarbure) ler- türkçe karbonlu müvellidülma diyo - pruz. | ilhakika petrol ekseriyet lunur. Petrolun menşei nedir? Petrolun ne suretle İterekküp ettiği hakkında surette benzin istihsali imkânını temin edemiyen milletler eğer sulh zemanında benzin biriktirmemişlerse, den mürekkeptir. (Hydrocarhure) e biz | itibarile yüzde seksen nisbetinde kadar (kar - bon) dan ve yüzde on altıya kadar da (müvellidülma) dan mürekkeptir, bun dan başka petrolda yüzde bir nisbetin- de (azot), biraz (müvellidülhumuza), ve sırasına #3ire yüzde üç kükürt bu - toprak altında erbab; fen kat'i bir mütalea yürütememektedir - ler, Bazıları bunun madeni bir yağ ol- glüp bir hrppıw Petrol kuy yangın 120 den 250 Gereceye kadar tesi neticesinde lâmbalarda — kullandığıl gazyağı istihsal olunur. | 250 den 400 dereceye kadar, ağir İ denilen mevat elde edilir ki bunlaf bilhassa makine yağı olarak kullanil Bundan başka petroldan (mazot) bi, (parafin) gibi, (katran) gibi, ( zelin) gibi bir çok maddeler isti dildiği gibi en son tasfiyede de ( koku! denilen sulp madde elde edili! |bu kömür bilhassa elektrikte iszlli edilen kömürleri imale yarar. İ Petrol ne gibi arazide bulunur? Petrol, ekseriyetle Çarazli sâlise) | diğimiz üçüncü devrede teşekkül €i tabakatı arziyede, ya bir takım B4) hıkların ve yahut kumların teşkil et büyük oyuklarda bulunur ve bu © ların üst tarafları killi ve (şist) İl, tabaka ile su geçmez surctte örtülüü Petrolların bulundukları bu 0) larda ayni zamanda şiddetli tazyik birikmiş gazlar vardır, ki işte kuy çıldığı vakit petrolların fışkırmasi, tazyik halinde bulunan gazlar yüz! İ kıl almadığını, esasen Müvekkili, zabit | dendir. Maamafih petrol membaları heı’W razi! salise) ye münhasır değildir. | madde mayi halinde bulunduğun tabakata nüfut duğunu, bazıları (volkan) dahili indi - faları esnasında husüle gelirdikleri (karbonlu müvellidülma) ların mayi| halini almasından tahassül! ettiğini id- | K dia ederler. Maamafih cn son kabul e- golayı pek muhtelif dilen nazariyeye göre petroi, bir takım d€T. —— mevaddı hayvaniye ve ozbatiyenin B!:ıt ş’;*d'—:e Pıî;ş:l:;' ıı“:i':i';ı j ü ühündi husule gel- muhtel TİN inde leral :î;îeydu,: A SE NN E N 8 mektedir. Meselâ Romarnyada topf” Maamafih kimyagerler bir çok tec -| bir kaç metre altında petrol ol rübelerden sonra hem mevaddı uzvi -| Sibi. Kaliforiyadi 2300 metre € yeden, hem de mevaddı gayri uzviye- lık;: k“ğî;;"*';)î; disbiği a i den pet istihsali; - üYü a yani madenden petrol iSlhsatine mur) D lrtr. Bazı kuyular, revaddı sri badaki gaz tazyikinin az'ığından F ON ai g.)nide bir kaç litre petrol verdiği |bazı kuyulardan da burgu memba sıl olunca sathı zeminden yüz irtifaa kadar petrol fışkırır ve V uzviye olarak ta (acâtylene) den pet- rol çıkarılabilmiştir. Petrolun yer altında tabii olarak ne-| den husule geldiğini bilmenin faydası | N r DÜŞU K a yalnız nazari değildir, pettulun hangi | Zengin kuyular ıçmd_ekgu;dı (504 tabil maddelerin terekkübü ile teşek -| ON gibi muazzam miklarda kül ottiği kat'i surette tesbit edilirse W';;fer x;d"u KAT SAA bu sayede hangi arazide petrol aramak yeş a S lâzım geleceğini tayin kabil” olabile - |Nan petrol hakkında baş'ca mıl , cektir. Ondan dolayıdır, ki dünyanın | Pundan '“'9““;;; Dü her tarafında bugün hâlâ bir çok kim - Bundan sonraki yazıruzda vi B teşekkülü hakkı iun bugün en çok hangı memleke! İ ğ:tâîxkğ: yp;l.:ıl::d"hnmmı ada bulunduğunu ve senelik petrol bef| Petroldan ne çıkar? ne olduğunu göstereceğiz. * * | Ham petroldan, teshin suretile elde! ğ ı edilen başlıca maddeler şunlardır: Müzelerde : ——- —— Petrol kırk dereceye kadar teshin e- M. kuluw an u]ıîd dildiği vakit havagazı hâsu eder, bu müzeye ç ötürülecek —- gaz tenvir ve teshin işlerinde kullanı - Cihangirde Firuzağa karakolu © l"'ı-( Hai z Ha ü rında İstavriye ait arsada bulun yrl receye kadar in e- E Tâhif üzerindi ütehasdli dildiği vakit petrol eterı €ide edilir._::::;:h;:;; .;k'i':f birle îııı”î](rer ıtriyat ve vernik imalinde kul- Bu İâhidin eşi elyevm müzedö 75 ilâ 120 derece teshinde Fransız- ların (petrol ruhu) dedikler; ve bizim | de çok yanlış olarak /benzım) tesmiye SAT ettiğimiz, infilâklı motörlerde kulla -|emir vermiştir. Lâhid, bu h nılan mayi çıkar. makledilecektir. vt v öY maktadır. Bizans devrine ait o!" lâbidin, müzeye nakli içi _Küll'l' kanlığı Müzeler Umum Müdürl? ç: hafta

Bu sayıdan diğer sayfalar: