3 Ağustos 1938 Tarihli Son Posta Gazetesi Sayfa 11

3 Ağustos 1938 tarihli Son Posta Gazetesi Sayfa 11
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

n pahalı — plâjları İstanbuldadır (Baştarafı 1 inci sayfada) ış — olan Bu sıcak havada şehrin bir taraiından diğer tarafına banyo yapmak için giden bir insan banyodan çıktığı zaman şöyle dinlenmek için plâjın gazinosuna otursa vereceği fiat pahalıdır. Ben Şişlide otururum. Geçen gün e- vimden çıktım, otobüs, tramvay, vapur gibi nakil vasıtalarile Fenerbahçedeki deniz banyosuna gittim. Banyomu yap » tm, çıktım. Bir yere oturmadan evvel tam yüz yirmi beş kuruş harcetmiş bu- lunuyordum, - Yüz yirmi beş kuruşu her gün fienhel girmek — için sarfedecek iktidarda büdcesi olan vatandaşlar zannediyorum i değildir. " â::o:u pıızır günü Floryaya kadar gidip gelmiş olan bir arkadaşım da yal- nız bir su içmek, denize girmek, ve tren- le gidip gelmek için 152 kuruş h_nrcel - miş olduğunu şikâyetle anlatıyordu. Halbuki dünyanın bütün diğer mem- leketlerinde plâjların çok daha ucuz o duğu malümdur. Bu hususta daima Fransada yaşayan çimdi tesadüfen İstanbulda bulunan bir dostum Fransız plâjları için böyle süy - lüyordu: — Ben Nisde bulundum. Param oldu- ğu zaman en lüks plâjlara gittim. Pa - ram olmadığı zaman bizim pı_raınıgla bütün masrafımız 26 kuruşa denize gi - rip çıktım. Bileti, bahşişi, duşu hepsi İ - çinde.. Nisde üç sınıf plâj vardır. Zen - ginler diyarı olduğu için çok lüks bir iuî he vardır... Fakat onun bir — benzerini biz İstanbulda kim bilir daha kaç ::: görmiyöceğiz.. Salaş değildir, saray Kİbİ- dir. îânde ayrıca tatlı su duşları, istire - hat odaları ve ilh.. vardır ve buna 825 kuruş verilir. Bir de bizim paramızla 65 kuruşa gelecek vasatı vardır. Fakat sa - nlwnuıüyllyvyünkionlırdıgışha- yağı dediğimiz plâjdaki konfor bizim en lükg plâjlarımızda maalesef bulunmu - yor. Burada bir takım adamlar bir deniz kıyısını kirahıyor, iki tahta baraka çatıp yüzlerce, binlerce para kazanmak isti - yorlar. Sonra nakil vasıtaları da çok pa- halı... Bu laşmış olan sene uzun, uzun Balkanlarda do- çok sevdiğim bir meslekda- da bizdeki plâj — HMatlarının ne :;u ’lîMM olduğundan bahsederken bana bunu anlattı: — Biliyorsun, bu sene ben epşî doı_- laştım. Başka memleketlerde şunları gör düm: Meselâ Bükreşde şehir — dahilinde Styandinr vardır. Şehir Gahilinde ha - vuzlar sun'? dalgalar yapar. Bizim part- | denil Pa mup girmek ve istersen ';::l:m: =ık yirmi kucuştur. gelince fevkalâde nor- ruşadır. Yemek te yenir, şehirdeki her- hangi bir restoranın fiatından fazla de- ğildir, fevkalâde lükstür. Temizdir. HĞ olduğu gibi salaş filân değildir. Bir diğe vardır, Onda <müzik çıgan» lar vıroır; Açık havada da, çok geniştir, fıskiyeler filân vardır. Oralarda bir bira - zaten bi- ra dolaştığım her memlekette halkın Ü- tihlak 'chumzvecnsıhh!ıçk ir ve an lüks lokantada bira 0N ve ©o plâjda da bira gene on kuruştur. Varnada iki çocuklu ve karı kocadan mü- rekkeb bir ailenin rabıtalı bir ofelde hergün de plâja, gazinoya gitmek şartile Ayda yüz elli lira harcettiklerini nayretle işittim. Bu ailenin reisi bana diyör ki: *Ben her sene Varnaya gelir, çolııjıımlı. çocuğumla bir ay kalırım. Hükümetin ba- Na seyahat için normal surette verdiği harcetmem. Yanımda Mduğu— Müz para bize yeter. Böylece tebdilhava Ve seyahat etmiş oluruz.» Onun dediğine bakılırsa Varnada bir aylık Mmunlazem bir hayat için harcedilen parâ dört hafta Suadiyeye gitmekle harcedilen para ka- dardır. Hattâ ondan dahâ Ce gene öyledir. Yunanistanda Faler ge- ne öyledir. Ama diyeceksiniz ki bu mem- leketlerin kambiyosu düşüktür. Ne otur- Sa olsun. Birlikte Romanyadan buraya seyahat ettiğim bir ecnebi ile bilâhare " burada tekrar görüştüm. Karşılaştım. Ba- Na bir hafta içinde burada eğlen harcadığı paranın Köstencede bir ayda harcadığı paraya muadil ddıımu_yını yakıla söyledi. Bilhassa bir şişe biranın #eksen kuruşa olmasını ve suyun para ile * kuruştur -| pek çok azdır. Kösten- | tifade satılmasını havsalası almıyordu. Zıra şu- nu da ilâve edeyim: Meselâ Bükreşte bir .| kahveye gidip bir fincan kahve içecek olsanız siz yerinizden kalkıp gdinciye kadar garson önünüze belki on bardak soğuk su getirir.> Bunu anlatan meslekdaşım — bana İs- |tanbulun pahalılığından şikâyet için ko- İnuştuğutccnebinin sözlerini tekrarlarken ben de bir ay kadar evvel de İstanbulda bulunduğu sıralarda kendisile kunuştu- iğum Costes Diendonn& aklıma geldi. O da bana şu sözleri söylemişti: | — İstanbulda iyi bir lokantada yemek ıyemıek, akşamları bir gazino veya bir eğ- lence yerinde - gefahet şeklinde değil - €en uslu iİnsanların da ihtiyaç hissettiği gibi vakit geçirmek için oturmak, temiz |bir otelde yatmak ve bütün gün bunla- rın arasında gidip gelmek için nakliye |ücreti vermek hiç Tükse kaçmadan, bir seyyah için günde vasati virmi liradır. Ayni para ile ayni mütevazı hayatı yaşa- mağı kabul eden bir seyyah, İtalyada, İs- viçrede, Yunanistanda, Berlinde ve Ro- manyanın birçok büyük şehirlerinde üç |dört gün yaşıyabilir.» Diyor ve İstanbulun çok pahâh bir memleket olduğunu söylüyordu. Ben bu satırları yazarken Almanya ve Avustur- ya Macaristandan yeni dönmüş olan bir ahbabım gelmişti. Ne yazdığımı sordu. Kendisine mevzuumu anlatınca o da gez- diği bu memleketlerdeki banyoların fi- tı hakkında bana şu malümatı verdi: — Bizde plâj Allahü tealânın yaptığı plâjdır. Halbuki meselâ Peştede Gellerh otelinin havuzunda sun'i dalgalı banyoda ki bunu yapmak için nice masraflar e- dilmiştir. Banyo yirmi beş kuruştur. Ha- vuzun mütemadiyen suyunu değiştirirler. Orası lüksün en son haddidir. Margarit adasında bir pengodur. Yani yirmi beş 'hıruı kadar bir şey, bu da mükemmel ve lüks bir yerdir. Viyana Stadium banyo- tarında bir şilindir. Yani gene yirmi beş kuruş. Hamburg civarındaki fevkalâde güzel plâjlarda yarım mark, yani gene yirmi beş kuruştur. Bizim memleketi- |mizde de herhalde bu fiatta plâjlar var- dır ama bu plâjlarla şimdi bahsetliklerim kabili n'y'ıı?a.ııuır.'iı-ıu Nörterscede yarım şilindir. Yani on iki buçuk kuruş, fakat bütün bu yerler lüks yerlerdir. U- cuz yerlerden bahsetmiyorum. Halk için çok ucuz yerler de vardır. Amerikada uzun müddet yaşamış olan bir tanıdığım da bana orası hakkında böyle söylemişti ve bu milyonorler di- yarında harikulâde lüks plâjlar vardır ve bunlar ateş pahasıdır. Fakat bunun yanında ayrıca da halk için yok pohasına tecek kadar ucuz plâjlar bulunur ve bu ucuz plâjlar çok rahatsızdır. Mübalâ- gasız denizin içinde yüzülecek yer bulun- maz diyebiliriz. Fakat işte ucuz olduğu için herkes ondan istifade edebilir. Esasen başka memleketlerde ister u- cuz, ister pahalı olsun mesele o değildi: Mesele bir şehrin bilhassa © — şehirlin yalnız eğlencesini değil, sıhhatini de alâ- kadar eden böyle bir yerinde fiatların asgari derecede ucuz olmasının temin e- dilmesi icab eder. Türkiyede yüz hiralık bir maaş iyi bir maaştır ve ayda yüz lira maaşı olanlar geğildir. Böyle bir vatandaş ya- zın sayfiyede, kışın şehirde ev tutamaz, ancak şehirde evi olur ve işinden çıktık- tan sonra bir makil vasılasına atlayıp de- nize gider ve ondan İstifade eder, Yüz li- rya maaşlı bir memurun kat'iyatile eline ancak 75 lira kadar bir şey- dir. Bu adamın günde asgarf nakil vası- tasile birlikte bir plâja gidip gelimesi için 1 lira yani bir ayda aylığının aşağı yu- karı yarısını sarfetmesine imkân var madır? Ağustos ayına henüz girilmiştir. Daha önümüzde bir buçuk iki aylık bir deniz mevsimi vardır. Plâjların ucuzlatılması ve herkesin is- edeceği bir şekle sokulması için henüz mevsim geçmiş değildir. R.H. Askeri fabrikalar Arikara, 2 (Hususli) — 'Teşviki sanayi kanunundan istifade eden askerf fabrika- Jarın gümrük ve buna munzam resim- lerden muaf olarak getirtecekleri iptidaf maddeler cedveli ile bunun tatbik sureti bakkındaki talimatname Vekiller Heye- tinde kabul edilmiştir. “Sana Gü lira vereceğim, ama, karımı öldüreceksin !,, (Baştarafı 1 inci sayfada) mülü hâdisede suçlu bulunan Nurinin 60 lira gibi küçük bir menfaat muka - bilinde, başkası hesabına, — bir kadını öi'.dı'umeğe teşebbüs ettiğini göstermiş- tir. Bundan bir müddet evvel Küçükpa- zarda Saniye isminde genç bir kadın, Elâzığlı Nuri tarafından — vücudünün muhtelif yerlerinden — bıçaklanmıştır. Derhal hastaneye nakledilen — kadın, yaraların bilhassa göğüs nahiyesinde açılması ve tehlikeli bir vaziyet göster mesi dolayısile, alınan tedbirler saye - sinde mutlak bir ölümden kurtulabil - miştir, İlk bakışda ciddi hiç bir sebebe is- tinad etmiyen bu vak'anın suçlusu da adliyeye teslim edilerek, hakkında tah kikat açılmıştır Yapılan tahkikat sonunda, cinaye - tin mahiyeti şu şekilde aydınlanmış - tir: Mecruh Saniye Elâzığlı Midhat — is- minde birinin karısıdır. Bir gün karı koca Fevzi isminde bir hemşerilerini kiracı sıfatile evlerine almışlardır. Fev zinin kiracılığı esnasında Saniye ile a - ralarında bir aşk başlamıştır. Bu mü - nasebet bilâhare de devam etmiştir. Midhat ise bu aşk macerasından ha- berdar ve fevkalâde muztaribtir. Kıs « kanç koca nihayet karısını orladan kal- dırmağa karar verecek kadar - izliraba düşmüştür. Fakat, bu işi yapabilmeği de bir türlü göze alamamıştır. Nihayet arkadaşı Nuriye acant ederek, şu teklifte bulunmuştur: — Sen, benim karımı öldüreceksin. Bu hizmetine mukabil; ben de sana 60 lira vereceğim. Nuri de bu teklifi kolaylıkla kabul etmiştir. Bir gün iki arkadaş Küçükpazarda dolaştıkları sırada, Saniyeyi gene Fev- zi le birlikte konuşurken, görmüşler, Midhat derhal teklifini Nuriye hatır - latmıştır. | — Nuri de bıçakla Saniyenin üstüne hücum etmiş ve muhtelif yerlerinden dağır surette yaralamışlır. Suçlular hakkındaki iddia — bud Fakat onlar, hâdisenin bu mahiyeti ta- şıdığımı tamamile reddetmektedirler. Suçlulardan Nuri kasden öldürme - ğe teşebbüs, Midhat da teşvik iddiala- rile, Ağırceza mahkemesine verilmiş- lerdir . » . * n ge Hitlerin yaveri gizlice Parise geldi, 2 gün kaldı (Baştarafı 1 inci sayfada) Wiedemann Hitlerle beraber bulun- duğu Bayreuth'dan ayrıldıktan sonra Fransız-Alman hüdüdünü — ötomobille aşmış ve öğle vakti Parise gelmiştir. Hitlerin yaveri öğleden sonra, Fransız dostları ile buluşmuş v- bu arada bir İngiliz siyasisi ile görüşmüştür. Ayni günün akşamı saat altıda — otomobille Ritz oteline gitmiş, orada Prenses Ho- henlöhe'ye mülâki olmuştur. Prenses Hohenlohe Hitlerin ahbabıdır. Prenses, Hitlerin elçisi ile Fransız devlet adam- darı arasında bir kanuşma zemini ha - zırlamaktadır. Wiedemann otelden — çıkar çıkmaz, Prenses de eşyasile birlikte oradan ay- rılmıştır. : Prenses, Salsburg civarında Leo - polds Kron şatosunda oturacağını ya- kın dostlarına bildirmiştir. izmir fuarında ucuzluk (Baş tarafı 1 inci sayfada) fuarcılık âlemine güzel, dolgun bir eser- le katılmakta ve bir milyon ziyaretçiyi karşılamıya, ağırlamıya — hazırlanmakta- dır. Bu sene yükselen devlet müessesele- ri fuarımızın hariçte de iyi akisler yaptı- ğına delil sayılır. Sekizinci fuarın mümeyyiz vasfı bol ve ucuz satıştır. Fuarda yapılacak satış- Mardan kazanç vergisi alınmıyacaktır, Büyük Şefe şehrin tazimlerini arzet- mek, hasretlerini iletmek üzcre gidiyo- rum, Sayın Başvekile de fuarın hazırlık- ları bakkında izahat vereceğim.» Japon adalarında | (Büştarafı 1 inci sayfada) :'“d' bazı yeni çarpışmalar ur, Moskova mahfelleri, bütün bu hâdi- seler hakkında hiç bir Ni — mektedirler, gz üN Harekâta dair bütün haberler Japon mahfelleri tarafından verilmektedir. Bu haberlere göre, son 36 saat zar- fında Sovyet tayyareleri mütemadiyen =nçn topraklarına hücum etmişler - Bu akşam tekrar bir Sovyet hava fi- losu, uçuş nizamı halinde hududu ge- çerek Tupmenin sağ sahilinde Kore a- razisi üzerinde uçmuşlardır. Tayyare - ler, Korenin şimalinde Kojo — köyünü bombardıman etmişlerdir. Hudud hâ - diselerinin bidayetinden bugün — saat 18 e kadar olan Japon zayiali şudur: Üç sübay ve 27 er ölü ve 67 er yaralı. Japonların tebliği Japonların neşrettiği bir tebliğe gö- re, sabahleyin saat 9 da bir Sovyet ta- buru, önünde dokuz tank olduğu halde Çang - Kufeng tepesinde bulunan Ja - pon kuvvetlerine taarruz etmiştir. Bu tabur geri püskürtülmüş ve sahada üç tank bırakmıştır. 'Tebliğde taarruzdan evvel 12 Sov - yet tayyaresinin Çang - Kufeng — ve Shatsa'yı bombardıman ettiği ilâve ve «bu yeni tahrik karşısında Japonların sabırlı davrandıkları» tasrih edilmek - tedir. Sovyet tayyarelerinin faaliyeti Kore Japon ordusu genel kurmayı na- mına söz söyliyen salâhiyettar bir zat Do mel muhabirine aşağıdaki beyanatta bu - hunmuştur: — Japon istihbaratına göre pazar gü - nü Çang-Kufengi terkeden Sovyet kıt'ala- rı, o zamandanberi mütenddid defa Japon mevzilerini bombardıman etmişlerse de insan zayiatını mucib olmamışlardır. Dündenberi Savyet tayyareleri müte- addid uçuşlarda bulunmuşlar ve Man- çuko ve Korede açık mıntakaları bom- bardıman etmişlerdir. Bu derin bir nef- ret uyandırmıştır.» Japon tayyarelerinin mukabelesi Sovyetlerin bu hareketine bir mu -| kabele oldak üzere Japon tayyareleri, bu sabah, Mançukonun şark hududunda ezcümle Çang-Kufeng mıntakasında bir uçuş yapmışlar ve Sovyet arazisi hudu- dunu takib eylemişlerdir. Japon harbiyo nezareti, bunun bir «ihtar» olduğunu bil Kufengi bombardımana başlıyan Sovyet tayyareleri saat 9 da her türlü farliyet - lerine nihayet vermişlerdir, Diğer taraftan Japanyanın merkezin- de, Osakanın etrafında tayyare hücum- larına karşı bilhassa tenvirat hususunda akşamları ihtiyat tedbirleri alınmakta- dır. Diğer cihetten hükümet makamları Japonyanın heyeti umumiyesi için mat- buatın hava tahminleri neşretmesini me- netmiştir. Sovyetlerin taarruzu Havas ajansının Moskova muhabiri de dünkü hâdiseler hakkında şu tafsilâtı vermektedir: — Çang-Kufeng hâdiselerinden bahse- den Tas ajansı Japon piyade kıt'alarının topçu kuvvetlerinin faaliyeti sayesinde Sovyet arazisinin dört kilometre içi girdiğini bildirmektedir. Birkaç — saat sonra muntazam Sovyet kıt'aları Japon- ları işgal ettikleri mıntakadan — tardet- mişlerdir. Her iki taraf da ağır zayiat vermiştir. Söylendiğine göre Japonlardan 400 ki- şi ölmüş ve yaralanmıştır. 14 makineli tüfek ve 157 tüfek terketmişlerdir. Sov- yetlerden 13 kişi ölmüş, 55 kişi yaralan- mıştır. Japonlar Sovyetlerin bir tankını bir topunu tahrib etmişlerdir. Protestolar Tokyodaki Sovyet maslahatgüzarı Ja- pon hükümeti nezdinde protestoda bu- lunmak ve Japon militaristleri tarafın- dan gösterilen faaliyetin tehdıdkâr neti- celerine hükümetin nazarı dikkatıni cel- betmek için emir almıştır. Tokyo 2 — Japan Sovyet hudud hâdi- sesi bu sabahki kabine toplantısı esna- sında görüşülmüştür. Ugaki bu mesele hakkında Sovyet hükümetile yapılar dip- lamatik temaslar hakkında arkadaşları- na malümat vermiştir. Rus tayyarelerine karşı tedbirler alınıyor Londra 2 (Hususi) — Bugün Tokyo olmuş -| borsasında, bütün esham ve tahvilât 1 den 7 puvana kadar düşmüşlerdir. Tokyo mahfelleri, bir Sovyet - Japon harbinin önüne geçilmesi için azemi güy- 'ret sarfedildiğini söylemektedirler. Amerikaya gönderilen altınlar Nevyork 2 (A.A.) — Federal Reserve Bank Japonyadan yeniden 5 milyon 800.000 altın dolar gönderildiğini bildir- mektedir. 24 mart 1937 denberi Amerik: - ya gönderilen Japon altınlarının mikdâı : bu suretle 346 milyona baliğ olmaktadır Londra 2 (Hususi) — Sövyet - Japon gerginliğinden bahseden Mançester Gar- dian gazetesi, vaziyetin ciddi olduğunu |itiraf etmekle beraber, harb tehlikesinin mevcud olmadığını yazmaktadır. Bu gazete, son beş sene içinde bu gibi yüzlerce hudud hâdiselerinin — vukubul- duğunu, fakat bunlardan hiçbirinin har- be müncer olmadığını hatırlattıklar son- Ta diyor ki: «Devletler hudud hâdiseleri ıçin har- betmez. Bu hâdiseler, ancak, harb n.yeti- ni besliyenler için bir vesile teşkil ede- bilir.» Gülmeli mi, ağlamalı mı? (Baştarafı I inci sayfaaı) Bu hususta yaptığımız müteminiin tah- kikata göre perakendecilerin vüzde “üç yüze yakın bir farkla satış yapukları an- Taşılmıştır. Aşağıdaki cedvel buru vazı- han göstermektedir: Haldeki Perakende fiatı fiatı Domates 2 Kuruş 125 Kuruş Dolmalık biber 4 » 10 » Sakız kabağı L l Sörrü . » Çalı fasulya grUT, FŞU M Ğ Ayşe kadın M Fe'vir , Osmanpaşa elması 8 » — 25 » Çekirdeksiz üzüm il » 25 > Türbe eriği BĞt Arağ SAD Ş Kayısı 18 » 40 » Fındık 6 » 25 » Şeftali SAi T drelğiğ Vişne v KB Sti Halâeki tüccar ve kabzırcallar bu yük- sek fiatlardan dalayı hem perakendecile- rin satış yapamadıklarını ve hem de pi- yasaya fazla olarak gelmiş oları malların ellerinde — kaldığını — söylemektecirler. Toptancı tücearlar bu seneki ' satışların geçen seneye nazaran yüzde altmış azal- mıiş olduğunu, buna sebeb olarak ta müs- tehliklerin azalmakta bulunduğunu ileri sürmektedirler. azalması sebebleri arasında sırt satıcılarının bulunmamasının da â- mil olduğunu, eskiden seyyar sırt satıcı- larının malları müşterinin ayağına kadar götürdüklerini, alıcının malı hem daha ucuz ve hem de daha kolay alabilmelöri imkânları olduğunu söylemektedirler, Bunun neticesi olarak dükkâncılar kendilerine lâzım olanı alıp yüksek fiat- — larla satmakta ve yüksek fiata dâa az müş- teri bulduklarından mal az — satılmakta ve hale gelen malların hepsi — satılama- maktadır, Ymuımump—— Yuwılıu.î—.;ı—n__mı İSTANBUL Gazetemizde çıkan yanı ve resimlerin — bütün — hakları mahfuz ve gazetemize alddir. ABONE FiATLARI Çoevab için mektublara 10 kuruşluk Pul ilâvesi Tüzımdır, gereemünn Posta kutusu : 7T41 İstanbul Telgraf : Son Posta Telefon : 20203 N üü eeei

Bu sayıdan diğer sayfalar: