23 Ekim 1942 Tarihli Son Posta Gazetesi Sayfa 5

23 Ekim 1942 tarihli Son Posta Gazetesi Sayfa 5
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

(Baş taralı 2 nci sayfada) için donmayan kış mahsulleri az verimli olduğu gibi yaz mahsul- leri de kuraktan çok wüteessir|nin oldular. Sonradan çok yağmur oldu, fakat mevsim geçmişti. İt- halât maddelerinin çok pahalıya çıkması bilâistimma her ferdin ihtiyacını arttırdığı için o amele yevmiyeleri yükseldi. Bu yükse. liş te seferber vaz. e Olma. mızda âmil oldu. İki sene evvel kuruşa çalışan amele 250, M3 kuruşa çalıştı. Bu yüksek üc- relin maliyet fiz: üzerinde mü- bim fark yapacağı tabii idi. Ni- hayet çiftçinin istihlâk ettikleri- ni nazara almak lâzım değil mi. dir? Melbusat sekiz misli oldu. Pulluk, sapan, orak, tırpan, ara. basının demir aksamı bayvanm nal ücreti vesaire (demirin kilo- su sekiz en misli yükseldiği için) bunlar da yükseldi. Eyvelce evin bütün kaplarını kalaylatmak için verdiği para ile küçücük su may rabasını bile kalaylatamaz oldu. 100 kuruşluk kahvesini 570, 26 kuruşluk şekeri 130 kuruşu geç" ti, Yediği ekmekten maada satm almağa mecbur olduğu şeyleri sekiz on misline alırkön sizin ar- zu ettiğiniz veçhle devlet hubu batı eski fiatla hattâ bir misli fi- atla alsa acaba mübrem ibtiyaç maddelerini alim kudreti kalır mıydı, vergisini ödeyebilir miy- di? Camiamızın yüzde seksen yedisini teşkil eden bu zümre böyle müşkül bir vaziyete düşü- rülürse acaba halimiz bundan daha m iyi olurdu? Çiftçi ni sulünü pahalı satmak saya arzetmiyor diye bütün ga. zetsler feryadı bastılar. Düşüne. lim. Toprak mahsulleri saklandı ğı zaman çoğalmaz, bilâkis fire verir eksilir, eklenip ziyan bile olur. Halbuki hayvanat sa tışı tehir edilirse hayvan büyür, kilosu artar ve böceklenip çürü- mek tehlikesi de yoktur. O halde çiftçi acaba buğdayını piyasaya arzetmemeği akıl ettiği gibi ne- den hayvanlarmı da bekletip et fiatlarının geçen seneye nararan birkaç misline çıkmasını temin etmiyor? Eğer hububat hakkın. daki iddia varid ise daha kola ve daha kârlı olan hayvan işinde | de böyle olmak lâzım gelmez mi? Toprak ve hayvan mahsulleri. in yükselişinde nakliye ücreti ni düşünen olduğuna da hiç rast lamadık. Benzin ve lâstik yok- luğu her mahsulün kilosuna beş kuruş zammetmiştir. Tahamil tal liye masrafları da eski yerinde durmayor. 40 kuruş olan bir çu- val bugün 300 kuruşa güç bulur! nuyor. Aradaki fark 260 kuruş tur. Bunun mahsulün beher ki losunda hissedilir bir tesiri var der. İ Mıntakamız pirinç istihsal böl gesi olduğu için bugünlerde en çok sözü geçen bu mahsul hak. kında da bir iki satır yazacağım. Evvelâ bu sene pirinç mahsulü yardumuzda çek noksandır. Ge.| çen sene pirinç için 42 kuruş fiat konmuştu. Halbuki zaten maliyet | fiatı buna yakındı. Bu vaziyette| pirinç ekimleri ziraat program- larını değiştirmek zorunda kal dılar. Saniyen, sıtmayı önlemek yesile yurdun birçok yerlerinde pirinç zirnatine müsaade (veril: medi. Meselâ bu meyanda bütün Bursa ve kazalarile Bandırma İda mutabıkız. Bu erken $ON POSTA | Elergün: Köyden yükselen ses kilosunu 12 kuruşa vermiştik. Bu İsene 26 kuruşa verdik. Bir boş teneke 15 kuruştu, şimdi 125 kuruş. Lehim masrafı beş kuruş” tu, şimdi 30 kuruş. Geçen sene- ler bir teneke peynirin buzhane. ye nakli 15 kuruştu, şimdi 120 kuruştan fazla. Eskiden buzhane ücreti 50 kuruştu. Şimdi bir te- neke için ne alırlar bilmiyorum. Bu vaziyette peynir ve tereyağ hususunda ne çiftçide, ne de ta- cirde ihtikâr arzusu sezmek ye- rinde olmasa gerektir. Mmntakamızda zeylin yek. Fa- kat zeytin bölgesinde bulundum, ğer yazılarımı okumak zahme- tine devam ediyorsanız bu hu. susta da birkaç satır yazmağa üşenmiyeceğim. Bu sene amele yevmiyelerinin yüksek olduğ! evvelce kabul etmiştik. Zeytinin makine ile hasad yapılmayıp a- mele ile toplandığını da biliyo- ruz. Şimdi eski maliyet fiatına bunu bir defa zammedelim. Bu sene kış erken bastırmışlı, bunda kar yağmazdan evvel zeytin bölge- sinde gayri tabii yağışlık olmuş” tu. Zeytin toplanması biraz ge- dikmiş oldu, arkasından da kar ve Balıkesir havalisinde pirinç! bastırdı. İlk kar yağdığı zaman ekimi yasak edildi. Yalnız yasak! edilen bu bölgede asgari yirmi! otuz milyon kilo pirinç istihsal! edilirdi. Yiyecek mahsuller o va- ziyeti incelenerek Sıhhiye Vekâ- letince sonradan bu bölgelerde dahi pirinç ekimine İzin verile. ceği duyuldu smma tiraat mev. simi geçmiş bulunduğu lesef mümkün olmadı. Sıtma be- liyesi olmayıp ta Sıhhiye Vekâr leti bu düşünce ile evvelâ ziraati Yasak etmese idi istihsal herhal- de çok Fazla olacaktı, fakat ki. losu 40, 50 kuruşa değil, yüz ku. Tuşa bol bol pirinç bulabilirdik. Pirinç hasadı başladığı için şimdi! d. elinde pirinç bulunanlar eski mahsulü hemen elinden çıkarıp yenisini almağı tercih ederler, fiat ta bu kadar yükselmezdi. Peynir tacirlerini müdafaa €- decek değilim. Fakat onların da “İmur olduğu halde toplamak haklı oldukları tarafları yazıve- reyim: Biz onlara sene sütüm zeytinlerin bir kısmı ağaçlarda idi. Gerek yağmurdan sonra ge. rek kardan sonra toprak amele. nin giremiyeceği kader çamur bir halde iken toplama mevsimi geçmiş olan zeytinler kısmen sert rüzgârlardan döküldüler. Vakit geç olduğu için toprak ça- rüretinde kalan zeytincilerin sil- kelediği zeytinler de çamur üze- rine düşüyordu. Hasadın gecik- mesinden mütevellid o randıman farkına bu ziyanlar da zam oldu. Nihayet teneke pahalılığı ve nakliye ücretlerinin yüksekliğini İç üstüne ilâve edelim, Şimdi dü- sümecek bir şey kaldı, Malümü- nuzdur ki zeytin bölgesinde hu- bubat zirati hemen hemen yok sibidir. Zeytinciler gerek kendi ihtiyaçları için gerek çalıştırdığı amelesinin iagesi için lâzım olan buğdayı ve mısırı geçen senelere nisbetle birkaç misli pahalıya tedarik ettiler. Mevzu kanunlar Jsirteiyi bildiğiniz fiatlarla yağ! satmak mecburiyetinde tutuyor- du. Mağdurdular. İhtiyaçları ol- duğu için mecburi satış ta yapı. yorlardı. Tüccar da ucuz fiatla aldığı içim ucuz flatla satıyordu. Malın fazlası müstahsilin elinde idi. Onlar mübrem ihtiyaçlarını temin etmek için lâzım olan pa- ra kadar satış yapıyorlardı. Bir kısım çok küçük müstahsiller ne| eytin ne de yağ tutamadıkları| için tüccara devretmişlerdi. Fa- kat bunun nisbeti de o kadar yüksek değildi. Hesabını bilen şiftçile- gene elinde malını zey- tin ve yağ olarak muhafaza edi- ğladılar, sızladılar, . Fiat orta- dan kalktı. Şimdi tücesra eski fiatla mal vermiyorlar. Evet ba. zi açıkgöz tüccarlar yerine ayni fiatı koyamayacağını ül ucuz aldığı malları da yüksek fiatla satmak fırsatını buldular. Belki de ihtikâr yapıyorlar, bel- ki değil, muhakkak ihtikâr ya- pan tüccarlar var. Fakat beş on tüccarın ellişer bin lira ihtikâr- dan para kazanmasına mâni ola- lım diye devletten; zeytinyağla- rına gene eski fiatla el koyması. Bı taleb etmek haksızlık olur. Bir kaç muhtekir tüccarı gayri meş- ru kazançtan mahrum edelim lerini müşkül duruma sokmak si- zin de arzu ettiğiniz bir şey de- ğildir. larını daha dikkatle o okumak zahmetini ihtiyar etmenizi rica €- deceğim. Çiftçilerin | senelerdenberi is- tihsal masraflarını ödemeyecek! bir fiatla mahsullerini satmak; mecburiyetinde kaldığını elbette biliyorsunuz. Beş on sene bu vaziyet devam etti, Köylü ailesinm üzerinde al- tın olarak sakladığı ihtiyat akçe sini sarfederek, altnda (bulun durabildiği hayvan adedini zaltarak ayakta durmağa çalışı yordu. Yüz para, üç kuruşa buğ- dayını, yirmi kurusa etini, üç; kuruşa sütünü, yirmi beş otüz| kuruşa tavuğunu, yirmi paraya vumurtasını satarken lanmağa başladı. . Yol parasını veremediği için mükellefler hak» kında bedenen çalışmak © usulü arttırıldı. Fakat bunları çalıştı- racak kadar yol inşaatı yoktu. Nakden yazılanlar parayı öde- yetediler, haklarında hapis ka. rarları verildi, bu hal cümhuri. gözünden Hemen tedbir düşüne- ğdayı koruma kanunu çı- » Bu takdirde dahi köylü dirilmiş değildi. Yalnız yıkılma- ması önlendi. Ertesi sene biraz daha hükümetten yardım gördü. Biraz daha canlandı. Uzurköp- rüden bir vagon kavun getiren bir çiftçi İstanbulda O kavunları vagon teslim satmak istediği zn- man almadılar. Yemiş iskele: nakil masrafı ile vagon ücreti kavunların satış bedelinden faz- la olduğu için mahnı aramıdı. Bursadan o nefis şeftalileri sevke den bahçe sahiblerinin İstanbulda şeftali küfeleri satıldığı zaman o zavallı, gördü ki şeftalisinin am balaj masrafı, istasyona araba nakliyesi, Mudanyaya tren ücre- ti, trenden vapura nakliye, va” purdan Yemiş civarma — nakliye ve nihayet kabzımala vereceği komisyon çıktıktan sonra beher kilo şeftali için elinde bir kuruş bile kalmayordu. Bu yazdıkları» ret odalarında filân resmi kuyu- dat ile sabittir. Bu sekiz on sene İzarfında köylünün can çekişme- Şimdi mektubunun son satır- sinden İstanbulun ve diğer büyük'zin hatırında kalacak kadar az da şehirlerin manifaturacıları, tuha: fiyecileri, gazinocuları, barcıları, plâjcıları, hattâ randevu evi işle ten beşeriyet mikrobları istifade ettiler. Gıda maddelerinin gayri tabii ucuzluğundan artan parala iki gün dayanan beş liralik ipek çorap bayilerinin ve diğer zaydı- ım ticarethane ve meslek sahib. lerinin cebine aktı, Normal şart- lar altında gıda ihtiyaçları için beş ayırması lâzım gelenler bu acı üç İle karşılayınca artan , yukarıda saydığım masraf lar faslına münakale yaptılar. Ruhumun en derinliklerinden gelen bir iftihar duygusile söylü- yorum ki köylünün müşkül duru- artık sal-İzundan büvük teessür duyaraki. e! Sayfa 11 çok fazla altka gösteren sayın Milli Şefimiz sene başında höys lüye: «Bu fiatlar bir gün gene düşecektir, gafil bulunmayın, © günü karşılamak Üzere tutumlu olunuz!» hitabesinde (o bulundu. lar. Memleketimizi üçüğünden bi ine kadar hiçbir mubar. rir, hiçbir münevver nasıl şimdi köylüyü ikaz etmek ihtiyacım duymamışsa çiftçi mahsullerinin yok pahasmna satıldığı zamanda da müstehliklere: «Ey yurddaş lar, bütçenizin yiyecek faslından artan paraları bütçenizin eğlen- ce ve fantazi giyim faslına mi nakale yapmayınız. Harb veya- hud tabii hâdiseler sebebile bir gün bu ucuzluğun bir pahalılığı olması o muhtemeldir. ei faslı olan beşten artan ikiyi ih. tiyat akçesi olarak saklayınız ki, böyle bir zaman gölip çatarsa müşkül vaziyete düşmeyesiniz« diye halkı ikaz etmek vazifesini yapmadılar. Bu mew'uliyeti pay. İaşırken herkes hissesini kabul etmek mechuriyetindedir. Eğer her aile sekiz on sene ucuzluk zamanında ya kendisi düşünerek yahud gazetelerin devamlı neş- riyatı ile ikaz edilerek arzetti ğim şekilde ihtiyat akçesi ayr muş olsalarda bunun tutarı ve neması şimdi herhalde birçok ya» derken bütün zeytin müstabsil-İmı siz de bilirsiniz. Hem de vca-| ralarma merhem olurdu. Bütün bu uzun seneler zarfında radyo. muzda bile tasarruf telkini için ayrılan saatlerin adedi bepimi. yük Şefimizin köy- kiye İlüyü tasarrufa davet eden İmetli hitabesini ve ileriyi İbir daha ne radyoda ne de gaze İtelerde buhis mevzuu olmadığı in korkuyorum ki istikbalde köylünün bir kısmı da gafletinin İ cezasını çekmek zorunda kala caktır. O zaman vicdani bir sız? duyması icab edeceği kanaatin. de olanlar varsa; bu husu lırda İyegüne vasıta olan gazeteleri € İ ande bulunduranlar, ve onl İneşretmeğe lâyık göreceği kdar iyi yazmak nimetine mazbar © lanlar bu ulvi varife et mekte gecikmemelidirler. He'kev lerimizin köy gezilerini yap- “la (Devamı 6 net sayfada)

Bu sayıdan diğer sayfalar: