8 Ocak 1939 Tarihli Son Telgraf Gazetesi Sayfa 5

8 Ocak 1939 tarihli Son Telgraf Gazetesi Sayfa 5
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

I Yazan: — REŞAD FEYZİ er zaman şehirdeki eğlence * yerlerinin — pahalılığından H şikâyet ederiz. — Pahalı, der geçeriz, Fakat: — Niçin pahalı? Süzlini kendi kendimize sorar 27. anbulda eğlenecek, istirahat edecek yerler muhakkak ki paha- hdır. Bunevi müessese sahibleri- n bu katlığını yapacak kâyet etmek nekadar hal ek, bu mücsseselerin sahibleri: de li oldukları bir takimı nuk- alar vardır. 'akat, bu Küçük noktalar, hıç zamadn ouların ihtikâr yap - masına, ateş pahasına salış yap- masına hak verdiremez. Bir eğlerce müessesi sahibi, bu bazı güzel fikirler husi ileri sürüyor. Bakın, ne dıyor: Halk eğlence yerlerinin pa- halı e'duğundan bahseder. Çal - azino, meyhane, yazine, ber msalı gibi yerler eğlence ye: Fakat, bu mi lerin he iyor müsünüz ki nekadar — ceng rafı vardır. $ şunu sövle- m: Böyle, bir veya bırkaç mü şletip zengin olmuş vatan- daş parmakla Kösterebilirsiniz. l Şunu söyinyeyim: İstan- makla gö ir Yanı, bu iâğaya kaçmadan lirsiniz. Bu axtığın, ve eğlence yer- lerinin fazla sebebleri var betlerde öyle eğlence yerleri Çir ki, bizim aklımıza bile gel - - O halde bizde neden - yax ksiniz Müsela bi Çün- kü, bizde eğlenen, eğlence yeri n müşlerisi yok anun için. Yahud da bu gibi insanlar çok , iye ifade edeyin türlü eğlence y Lazır olsa, bu gibi müesseselerin | hem sayısı artar. Hem de çeşidi | çoğalır.. Siz, bana müşteriyi gös- terin ,ben, İstanbullulara, akıl - larından niyecek — cinnda eğ- İence yeri açayım. İstanbul büyük bir şehir Ta, gece hayatı yoktur. H: Bünleri, dikkat eç ;T:&I;":::ı:îynekı lar tenhadır bile saat dokn aN sonra issizdir, at dokuzda, beş şudli ol Başka memle - ar- masınız Te T anı e kiş | Saat 19 dan | ©n kişi sine- Müya gider. Ve o ka: tün İstanbullular. ovleçimee ı;: İstanbul — turağ, | ititaf et 7. Rutun se. | rik ederiz, işlerde alınan — Mmalin, Fakirlere Sıcak Yemek| | Sadırlar.“18 inci ilk İstanbulun Mes'eleleri Eğlence Yerleri Neden Pahalıdır? Bu Müesseseleri İşletenler Ne Diyorlar, Birsalonda pahalıya eğlenen kadın ve erkekler Koca İstanbul diyoruz. Meselâ, Beyoğlunda, bır yılbaşı gecesi kaz| İstanbullunun. eğlendiğini tasav: vur edersiniz, Yedi yüz bin kadar nüfusu var. Fakat, Beyoğlundaki eğlence yerlerine ve salonlarıra 50 bin kiş Lüyük otel salonları duhi, bütü eğlence yerlerinin çatısı altına encak beş on bin kişi sığdırabi - lirsiniz. Fakat, mevcud salonla: az zannetmeyin.. Fazla bile gi Diğer âdi günlerde, bu salonların | ekserisi sinek Yazın,bahç | eğlabce iyetlerini de bu:hesaba | göre düşünebilirsiniz. Bir pazar | günleri iş vardır. Diğer günler?, Yazın. yağmursuz geçen kaç p: zar günü var. On beş pazar ane ! vardır. Tabil, eğlence yerlerinin müş- çok az ve mahdud olduğu , İstanbulda eğlenmek paha - r. Yük, bu mahdud ve az müs- terinin sırtına bınmiştir. Çok müş- teri olunca, fiatlar kendiliğinden düşer, müesseseler arasında re - kabet başlar.. Eğlencenin çeşidi meydana çıkar, Çok iş yapan müesseseler, ser- mayesini fazla devrettirir. Büyük di maddelerin de maliyot fiatı daha aşağı düşer..> avlar. * İstanbulun eğlence yerlerinem pahalı olduğu muhakkaktır. Ve ucuzlatmak Vâzimdır. İhtıkâra panları şiddetle — cet | icabeder. Fakat, bu sözler de pex yabana atılacak fikirler değildir Bu, insana, tavuk mu yümürta - dan, yumurta mi tavukları çık. bikâyesini hatırlatıyor. İkisi d doğru.. Demek ki, İstanbulda ya- pılacak şey, ikisinin ortasırı bu'« mak “Mmeselesidir. Bu nasıl bulu- nur?, Bunu şehircilik mütehassıs- isri, içtimaiyatçılar, iktısadenlar irleri almak ve| mek de, yme güzel ve doğru- fil yazması. Güzel İstanbul. Tamf'bir şehı olabilmek için, senin nelere ihti yacın var, nelere, Beşiktaşta 19 inci ilk okulda, | r çocuklara her gün munta - n iki türlü sıcak yemek ve- dir. Bu suretle fakir ta- lebi yemek ihtiyaçları te - miz edildikten başka, tedrisatta çocuklara lâzım olan kitab, def- ter, kalem ve saire gibi kırtasiye | ihtiyaçlarını da yine okul temin | etmektedir. Bu okulun heyeli azami fedakârl, fa Zzam rilı hi ku laresini teb- beyetini ve mektob Sebebleri Nelerdir? Pahalılık Bu 685 ŞİAYK A LOKANTADA: son, çorbanın İçerisinde bir trnak hilâlı var. l n saç olacak de - m — Karilerinizden ne sormak istiyorsunuz? İşte, hayv'i gözlerimin önünde dolaşıyor. Müşteri — Kol düğmelerimi ne- reye sakladığını öğrenmek isti - yorum HAKKI VAR MI? — Eczacının canunı kırmışsı- vız? San'atınız ne sızin?... — Camcı!.. — Ne camcı mı?. Şu halde na- sil oldu da şu koca camı kırdını: — Vallahi, bay komiser... Doğ- Tüsunu söyliyeyim mı — işsizdim. Camı kırmaktan başks çare bu - lamadım Kasabada benden başka camcı yok. Eczacı bilmecburiye bana müracaat edecek BÜYÜL BİR NEZAKET RİYORMUŞ Adamın biri, piyanoda bir çok şarkılar çaldıktan sonra davet - Ülere hitaben ı Piyanoyu kendi başıma öğ- rendim. Kimseden ders almadım. Hazır bulunanlardan biri de şu, cevabı. verir: Kabahati başka birine yük- [ letmemekle büyük bir nezaket SzzS0N TELOGRAF— 8 :ııdnıı.ııı. Allah Seni Her Türlü Yoksuzluktan Korusun , Oğlundan Tokat Yiyen Babanın Son Sözü Bu Oluyor Faka BabalıK Buya, Gönlü Razı Olmuyor, Oğluna Miras Olarak Bir de İncil Bırakıyor Haşin Ve Sefil Evlâd Bunu Bile Almak Istemeden Ölüyor Fakat İncilin Aarasından 35 Bin Lira Çıktı ayatta bazı vakalar vardır H.ı insanlar onu masal zan- mederler. Bu, ya o vak'anın çok fazla garabetle dolu olmasın- dan ileri gelir. yahud da - içinde kalben arzu edilmiyen bazı bâ - diseler bulunur. İşte onlardan biri de Pariste ce- reyan etmiş, yıllarca muhtelif te- #ehürleri görülmüş ve nihayet vak'anın facia kısmı birkaç ay ev- vel sona ermişlir. Facla kısmı, di- yoruz Çünkü hâdisenin kahra - manı hayata güzlerini yumarken geriye yetişmiş bir erkek bırak - mıştır. Vak'anın kat'i bir netice | alması için onun babasının fena izini terkedip etmiyecej laşılması lâzımdır. İFSırimiş İyi Tanınmış Yetmişlik Bir Adamı Hizmetçisi öldürdü Sebebi Sorulduğu Zaman Sadece Bunun Bir £Sı Olduğunu- Söylemekle İktifa Ediyor ak'a gu: Surdeval'de güzel W bir şato sahıbi olan yetmiş- Ti adam Margerit Rüno adlı hizmetçisini öldürmüş. Zavallı kadın! göğsüne kurşu nüu yiyince düşmüş, birkaç dakika sonra ölmüş.. Şimdi bu cinayete sahne olan | köyü ve şatoyu tasvir — edelim. | Surdeval, Fransanın Vir şehrine kim 2000 nüfuslu bir köy.. Ahalisi çiftçi ve çok sakin a - damlar. Fakat, bu son cinayet hep- sini heyecana düşürmüş. İki parti ulmuşlar Bir kısmı, şato sahihr- Pin lehinde, bir kısmı da aleyhin-| ve... Lehde bulunanlar: | — Çok iyi, çok sevimli bir a» damdır. buna Mösyö jozef Lebiş dıyorlar evvelâ köyün en zengin €n sehavetli adamıdır. Yetmiş ya- gında olmasına rağmen günde yir- miden fazla yaprak sigarası içec. Gazete müvezzii de ıçini çe - kiyor: | — Ah, diyor. En büyük müşte- | ı.ş gazete alıyordu. Haftalık mec- mualar da başka.. Meyhanecinin kederini hiç sor- yaşının TI ( mayın. Şato sahibi, geçmesine rağmen günde en a ön, on beş kadeh ıştaha açıcı İi ler içiyormuş. Parasını da amar keye bırakmıyor, peşin veriyor - muş. Bahşişi de bolmuş.. Hattâ bir gece geç vakte kadar piket oynamış. 18 vermut içmiş. sonra kalkmış, yalnız başına e - vine gitmiş... NE GARİB ADAM BU!... Ayan azasından birinin kardeşi «lan Jozef Labiş, — gençliğinde Meksikaya gilmiş, büyük bir ser- vet kazanarak memleketine dön- üştür. Cidden garib bir adam- dir, Şatosunün biraz — ilerisinde, yandarma mevkii yanında küçük bir bürosu vardır. Burada, para ya ihtiyacı olan köylülere, ufak bir faizle ödünç para — veriyord x. Paralacını da muhafaza — ediyor, h . Günde beş gazete | işletiyordu. Bunu bir menfaat te- l vakit — geçirmek ve köylül rdim etmek - için yapı, Cinayete de paranın sebeb ol- duğu m Hizmetçi Margerit'in şüphesiz birikmiş paraları vardı. Bunu, letme kiçin patronuna verm İhtimal bu parayı geri almak is- tedi. Her nedense ihtiyar - kızdı, Parayı vermek istemedi. «SİZ DE OLSAYDINIZ, BENİM GİBİ YAPARDINIZ!...> Jandarma kumandanına, harfi karfine şöyle söylemiştir: — Kurşunu ayaklarına sıkma- gığıma çok müteesisfim. Böy, hareket etmiş olsaydım şüphesiz ölmiyecekti. Zavallı Margarit! Vurduktan sonra, ne istedi i: yaptım. Hatta bir papaz, bir dok- | tor getireyim mi diye sordum. E- vet, dedi. Havanın fena olmasına Tağmen dışarı çıktım. Papazı, dok- toru buldum. Şatoya getirdim. Fa- ihtiyarın şatos undan bir salon kat, kendisini kurtarmak müm - kün olmadı. Buna çok 'müteessi - rim Labiş, dışarı çıktığı vakit tü- tüncüye de uğramış, bir düzine rigara almış, sonra bakkala olan ufak bir borcunu üdemiş. Doktor karakola haber vermiş. Jandar - malar gelip de: «Ne yaptın La - bişt.» dedikleri zaman şu cevabı vermiş: «Siz de oîwydınıx benini Bibi yaparı MARGERİTİN. SEFİLANE HAYATI VE ÖLÜMÜ.. Margerit Röno, birinı pencerelerinin camları k: odada yatıyordu. Soğukl. lalaşınca şiltesini mutfağa götür- dü, altına saman döşedi. Orada Yatmağa başladı. Şato sahibi her nedense on beş senedenberi hi metinde bulunan bu zavallı kadı- na acımıyordu. Facıanın eşhasın dar biri daha var, Labiş'in karısı. Yetmiş beşlik bir kadın. Bahçede silâh patladığı zaman fkinci katta, bulunduğunu, bir şey görmediğini söylüyor. Cinayetten sonra Labiş karısı- Bin yanına çıkıyor, hizmetçinin | | İşte masal değil, bir hakikat o- | lan bu facia şöyle cereyan etmiştir: «Sör Artür Radiye, oğlu Rojeye hiddetle bağırmış: — Şimdi evimden çıkınız ve ber daha buraya gelmeyiniz. Siz, ba- na lâyık bir evlâd değilsiniz. Brm- dan sonra' sizi oğlum olarak ta- nimiyorum, Roje, son derece kızmış, elini kaldırıp babasının suratına bir te- kat aşketmiştir. İhtiyar baba sendelemiş, fakat düşmemiş, oğlu da, arkasına bak-| madan çekilip gitmiştir. O vakit, 25 yaşında bir deli - kanlı olan Roje kadın — peşinde koşmaktan, kim oldukları bellisiz bir takım serserilerle düşüp kalk- |9, bayatını böyle sefahat içinde ve maktan, kumardan, içkiden başka tir şey yapmıyordu. Babası oğlunun yaptığı borçları| ödemekten bikip usanmıştı. Pa - kat, ihtiyar İngiliz, oğlunun kendi imzasını taklid ederek birkaç çek ni öğrenince sabrı tüken: mişti. Son olarak oğlunun bor » cunu de ödemiş ve kendisini' ev- den kovmuştu. ak'a 1900 senesi şubatının | ü günü olmuştu. | r Artür Radiye, Londra ci - | ki cesim arazisinin orta- | bulunan ve İngiltere tari « binde çok şöhret — kazanmış asıl cedlerinden kalan büyük bir şas toda oluruyordu. Karısı çok zaman evvel ölmüştü. Büyük oğlu harb- de,dedelerine yakışır bir kahra- man gibi canımı vermişti. Küçük eğlunu da yanından kovduktan sonra koca şatoda tek başına kai- mıştı. Büyük oğlu, asker olma?- dan evvel bir kadınla sevişmiş ve undan bir çocuğu olmuştu. Fakat, daha nikâhları olmadan — askere | gitmiş ve bir daha dönmemişt te, yaşlı Lord bu çocukla anne- sini yanına almıştı. * Bu vak'adan üç vene sonra 1 de Sör Artür ölmüş. Vasiyetname- Si açılmıştır. Vas'yetnamede ih - tiyarın servetinni torununa ter - kettiği ve oğluna yalnız bir incü | bıraktığı görülmüştür. Roje bunu öğrenince hiddetlen- miş ve bir dava açmıştır. Fakat mahkeme - vasiyetnamenin sarih olduğu kararını vermiştir. (Devamı 7 inci sahifede) noterinden bir mektub almıştır. Noter onu, babasının - biraktığı incili almak üzere yazıhanesine çağırmıştı. Delikanlı, — notere bir mektub yazmış, ağzına geleni söylemiş - Noter, soğukkanlı bir kanun e- damı olduğundan vazifesini ye - rine getirmek istemiştir” İncili, kâ tibile göndermiştir. Kitab iyice sarılmış, bağlanmış vemühürlen- mişti. İhtiyar, vasiyetnamesinde bu mühürlerin mutlaka oğlu Re rafından açılmasını şart kuç şlu. Delikanlı, paketi alıp ve kâti- bin kafasına atmış kapıyı kapa - mıştır, ie evinden uzak geçirmekte İdi. Yıllar geçti. Roje tamnamile | tü yola sapmıştı, Hırsızlık etm eski arkadaşlarını — dolandırmış tevkif edilmiş, mahküm — olmu: hapse girmiş, çıkmış ve nihaye bir hapishane çıkışında bir hiz metçi kıza gönül vermişti. <Aşk insanı birçok felâketle den kurtarır» derler, Bu söz doj tü imiş Roje sevdikten ve evler dikten sonra namuslu bir ada: gibi yaşamıya başlamış, hayatır yeniden kurmaya çalışmıştır. F de oğlu olmuş. Fakat karısı, ha talanıp ölmüştür. Ölümünden bir sene sonra 16 martında da Röje'yi Taymıs nel T kıyılarında, bir kanapenin Üze rinde ölü bulmu; Noter, Rojenin ölümünü haber alınca sakladığı incili ölünün va- vist sıfatile oğluna vermek iste » miş, çocuğu yazıhanesine çağır « mıştır. Roje'nin oğlu on dört yaşındı Ceyms yazıhaneye gitmiş, kitab; açmış karıştırmaya başlamış, hay- rette kalmıştır. Çünkü — kitabda; *Allah seni her türlü yoksuzluk. tan hifzetsin.» cümlesinin altı kır. mızı bir kalemle çizilmişti. Bu sı- hifeye 1000 İngiliz liralık iki banke not konmuştu. itabın diğer sahifelerini de aç« miş ve «israf etme...> cümlesinin bulunduğu sahifede 1,000 lik üç banknat bulmuşlardır. Babası, bu suretle 5,000 İngiliz lirası, bizim paramızla 35,000 lira bırakmıştı. Roje, bu paranın meve cudiyetinden bihaber ölüp git - Roje, günün birinde babasının mişti,

Bu sayıdan diğer sayfalar: