6 Şubat 1939 Tarihli Son Telgraf Gazetesi Sayfa 5

6 Şubat 1939 tarihli Son Telgraf Gazetesi Sayfa 5
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

* ee N Ç L G A G ü L e u K S aI Sulu Süt Nedir? İstanbullu Gıcîa__Diye Afiyetle Çeşme Suyu |çer.. ilmem ki şu gü Si eksik değil? Yolu yak, ışığı yok, vesar kliyesi yok.. hulâsa hiçbir şe- n bir şehindir. Burası halkın gıda, rahat ve yo- mamak yüzü görmiyen tali - hine katılan bir derd daha var. ö L binlerce n ortaya getirdiği bu Muazza mkelime zavallı İstanbu- skaçları içinde ezmek Karnmın ortasındaki kır - mızı kuşağın üzerindeki koca «ha- lis sü: yaftasından bile tanınmı- Yan bu göğümler içerisindeki süt benzeri mayi bilmem daha nelere sebeb oluyor? I Sütt Bir kilogramında muhtelif gı- daları bir araya topliyan ve şifa Suyu; İstanbulda mikroplaşmış - tır ve kabahat İstanbullunundur. Çünkü İstanbul eli kolu bağlı olmadığı halde bu gayrisihhi mad- | deyi eli değdikçe içer, hem bir Sarhöş, hasta ve dşık gibi ... Süt derdibir kaç günlük bir me- Sele olsaydı mesele kalmazdı. Çün- kü birçok mikroplara karşı mua- fiyet elde eden İstanbullu sütten körkar mı hiç?, 8 vatandaşı bir çırpıda ze- iveren tehlikesiz (1) bir gıda ve çoluk çocuğun yegâne yemeği Olan bir maddetiin bu kadar başı kılması bilmem doğru Hem Papas, Hem General Ve Hem Dolandırıcı — İçi su dolu, fakat halis süt damgalı süt güğümleri |3 dur?. Bir mandıracı, bir sütçü ve her gün süt alan ü tüm. Manı — Biz bü Bu katarız. Bu bir Böy metini iğim için sordum: — Süte su kalmak neden mec- buriyet oluyor?. Kilo farkettir - mek için mi — Hayır, Bir güğümde bir kilo suyun bize bırakacağı kâr 10 ku- Tuştur. 10 kuruş için sütü boz - mak olur muf. Fakat biz sütün daha iyi olma- S1 için bunu yaparız. Fakat satıcılar bizden aldıkları süte yüzde atmış su katabilir. Bun- dan tabi biz değil satıcı kâr öder, Bizim ne suçumu Satıcıl Ölürken Dedi k;_. "Yâbfıklarıma m Esef Ettiğim Tek Şey Mahküm Olarak O'mektir. n sattığı sütü biz kontrol ede- | cek değtliz ya... yor musunuz? Biz; satıcı - ların sulu süt satmaları yüzünden zarar ediyoruz. Bizim bu işte zara- rımızdan başka kabahatimiz yok- tur. * Bi Seyyar satıcı sütün kendisi ta- tafından bozulduğunu işitince bir-| denbire hiddetlendi. Hiçbir şey - | den haberi yokmuş gibi: | — Süte kim su katıyormuş, Ben | mandıradan aldığım gibi dağıtı- | rım. Bu adam bir nevi süt bayü | de sayılabilirdi | Yanında beş altı çırağı: vardı. | Ben sütün suyla nasıl karıştığını sordukça © sinirleniyor Ve Jâfı ı değiştirmek istiyordu. Halbuki | (Devamı 6 mcı sahifede) Nedim De Altın, Elmas Sahibi Olmak Artık Ne apolyon muharebeleri dev- rinde orduların merkezden uzaklardaki faaliyeti, mu - Müberatın betaeti, ve bu. yüzden Sıkan- karışıklıklar, zabıta teşki- lütmin yoksuzluğu dikkat mazara tlinmazsa Antelom Kole'nin hayat Ve maceralarının hakıkat oldu - Suna inanmakta güçlük çekilir. Halbuki bu serserinin hayatı ta- Fihe geçmiş bir hakikattir. Bu enteresan vak'ayı karileri- Mizi N e hikâye ediyoru: » Antelm Kole, 1785 Beley'de doğs u. Bebası askerdi. Ren ordusun- 4 Öldü. Az sonra anası da keder- Gün hayata gözlerini kapadı. Ço- Sük, 9 yaşında İken yetim ve kim- :'*" kaldı. Büyük babaşı kendi- Hİ aldı, yumruk ve tokatla ter İyeye başladı: Onu, babası gibi Gker yapmak istiyordu. Çocuk, dayak yemekten usandı. Üün birinde kaçtı, Şalon'da pa- Röz bulunan amcasına iltica etti TMazdan evvel, baba das ve üracaat etmiş, hepsinden az 'm_ı“k ödünç para alnaştı. İşte do- alardığı ilk para bu oldu. m"ı'“!c Kole, amcasına buç gö- ip C için, rühban sınıfına da- Ki :ıuı;ağııll,umnı_l.ı bulunduğu- Ve Aşlı Papaz, çok memnun oldu. ____'-V"ienıııı, müridlerinin yedi taçgış SiDe verdi. Fakat, küçük a- * bi 32 Bonra kiliseden kaçtı, 66 ı."lr asker olan bir — amcasının vi çe Bitti. Bunun delâletile as- ,_Nh:':klcpe girdi. Ve on dokuz Küh zakiç Geploma aldı. Antelm, V Zabit, kâh rahib kıyafetine Hem papas, hem general hem dolandırıcı Kole hapishanede ölümünden evvel bir gün giriyor, gunun bunun itamadını, emniyetini kazanıyor, dolandırı- yordu. Kole alayı ile Cenovaya gönde- rildi. yaralandı, Napoli hastanesi" ne yatırıldı. Yarası teflikeli de - | gildi. Fakat, askerlikten çoktan ı usanmıştı, ACAYİB ŞE! VAK'A FRANSADA Bİlt NEZARETTE GEÇİYOR: üro şefi, kâtiblerden birine çıkışıyor: B — Böyle devam ederse v zifenizi değiştirmek mecburiy' tinde kalacaam. Zira, bütün gün uyuyorsunuz. Uyuduğunuz bir şey) değil, borlüyörsunüz. Horultula - rınız da, yandâki ödada uyuyan direktörü uyandırıyota. — Tıraşım yarı kaldı!.. — Niçin?, — Ustura kesmiyort... — Acayibi Nasil olur bu?.. Da- hâ beş dakika evv tusunu açtım. Pekâlâ kesiyordu. TEHLİKELİ VAZİFE: Ces muyum? Ona ne şüp- he... Altı arslan öldürdüm, altı | defa düello ettim | — Alâ... Şu halde rica ederi ar git, karıma bu akşam birlikte yemek yi-| gel... Bütün Güzelce kafa- ç geleceğimi söyle, Bimizi NE GÜZEL HESÂB: Sigorta memurlarından biri şe- fine müracaat eder, kırk sekiz saat| izin alır, gider. ve bir hafta sonra gelir, Şef kızar: — Bir haftadır neredesiniz? — Bana kırk sekiz saat izin ver- diğinizi unuttunuz. mu?... — Evet, fakat siz bir haftadır yoksunuz. — Yanılıyorsunuz şefim... Ben günde altı saat çalışıyorum. Se - kiz kere altı kırk sekiz yapmaz uti Şef düşünür, nihayet: — Doğru, der, hakkınız var... ğilim Yalnız ye Yarar., Alaydan kaçtı. Kasert manastı- rına İltica etti. Az sonra, manas- tir bamına lane toplaınıya memur, oldu. Rahib Kole, topladığı paraları saklıyor. Bunlarla güzel elbiseler, atlar, arabalâr satın alıyordu. Bir de köşk tutmuştu. Mutecaddid hiz- metçileri vardı. Arasıza, zabit ki- yafetinde Romaya gidiyor, Pa ların şebrinde büyük bir hüsnü kabul görüyordu. Kardinal Feşin sarayın oturu - yor, en kibar salonlara girip çıkı- yordu. Fakat Kole bu tarzı hayı tan bir şey anlamıyordu. Kardi - nalin dostlarından bir bankı 10,000 egü altınını çaldı. Sonra ku- yumcusuna müracaat etti. Ondan da 60,000 franklık mücevher aldi, ceblerini doldürdu, sessizce sı - vıştı. Sahte bir istmle Lugano'ya yer- leşti. İrad sahibi bir adam gibi ö- (Devamı 7 inci sahifede * Halifenin Sarayında Bir İspanyol Güzeli Çok — Yakında | | merikada Virjinyada dok - Aw Çarleş Diyeros bir kon- 'îm Kadın Spor Ve en zamanlarda dünyanın her tarafında ka- || — masib vücudile tanınmış figüranlarından biri olap Sdınlırm #pora karşı rağbeti gün geçtikçe art- maktadır. Filhakika spor sağ ve sağlam bir vücud yaratmak için sıta olmakla beraber vücud güzelliğinde ve tena- sübünde birinci derecede rol oynıyan bir âmildir. Yukarıda resinimiz üç muhtelif la uğraşan kadınları göstermektedir. Bunlardan sağdan birincisi Holivudun müte- || — reketlerinden birini canlandırmaktadır. Kadınların Rüyaları feransta şöyle diyo: Kadınlarla erkeklerin gördüğü rüyalar bitbirinden çok farklıdır. (Devamı 7 tnci sahifede, Delice seviştikleri zaman onu yazağında döyle düşünüyordu. Vücud Güzelliği bu tenasübü muhafaza için yaptığı günlük idman harcketlerinden birini göstermektedir. Ortadaki kışın büyük bir hızla yapılmakta olan kayak sporlarına giden Amerikanın iyi ve tanınmış bir ailenin genç bir kızıdır. Nihayetteki kız, yine Amerikanın en maruf bir sirkinde çalışan bir genç kızın günlük beden ha- ı bir dimağ en İyi bir va- mevzuda spor- İki Sevdalıdan Biri Öldü, Fakat Diğeri Yaşıyor/. Halbuki Böyle mi Söz Vermişlerdi ? ondra gazetelerinde — şöyle Lbıx muhakemenin tafsilâtı | var: Leonar Celiko isminde | iyirmi üç yaşlarında bir genç on | dokuz yaşlarında Silviya adında bir kızı öldürmekle maznun ola- rak ceza mahkemesine getiril - miştir. Delikanlı ile kız geçen ma-i yısta nişanlanmışlardı. — Yılbaşı jyortusunu birlikte göçirmişler, fa- Kat yortudan bir iki gün sonra genç| kız nişanlısından bir mektub al- | miştir. Kiz çığırılan yere gitmiş- tir. Fakat o gün delikanlı polise müracaat ederek kızın öldüğünü vhaber vermiştir. Delikanlı maznun oirak tev- Kit edilmiş, sonca kefalete bağ - lanmıştı. Mahkemede demiştir ki: — Benim sevdiğim bir kız vat dı. Her ikimizde birer şişe bulu- nuyordu. Eğer sevdiğim kız ken- disindeki şişenin içindeki madde- yi içecek olursa ben de kendi şişe- zmin muhteviyatını içecektim, Ken disile konuştuğum zaman bana ha yattan şiküyet ederdi. Ben de kem- disini teselli etmeğe çalışırdım. Fa kat vak'a günü şişeyi ağzına gö türerek yarisına kadar içti. Ben elinden almağa uğraştım. Şişeyi kurtardım. İçinde kalanı de ben içtim. Kız bundan sonra kendisi- ne malik değildi. (Devamı 7 inci sahifede)

Bu sayıdan diğer sayfalar: