17 Nisan 1936 Tarihli Tan Gazetesi Sayfa 6

17 Nisan 1936 tarihli Tan Gazetesi Sayfa 6
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

Mavi Nilin suları mukaddestir Tsana gölü üzerinde milâddan evvele ait harabeler vardır Bir İngiliz heyetinin Tsana gölü mıntakasında neticeleri g yaptırdığı hafriyatın mühim London News'den; Habeşistan şimali garbi minta- kasını kaplıyan Dangila eyaletinde meşhur İngiliz seyyahı yüzbaşı Ces- ; man konsolos intihab edilmişti. Ceş- , man Dangilaya gelmeden evvel A-; rabistanda bulunmuş ve burada bir»! gok keşifler yapmıştı. Konsolosun | vazifesi olmadığı halde Ceşman Töa- na gölü mmtakasını keşfetmiye çık - Buştı. İngilterenin bu mmtakada va! ka ve menfaatleri olduğu için 1902 - 1933 beş İngiliz heyeti Tsana gölü ci- varını keşfetmek için teşebbüslerde / bulunmuşsa da pek muvaffak olama- | muştı. Çünkü yerli makamlar İmpa- Tatorun izni olsa dahi buraya ecnebi #okmak istemiyorlardı. Üstel de pek müsait değildi. Hattâ Ceşman ri TAN İbir ticaret işine girişmiştir, SAĞLIK ÖĞÜTLERİ Değişik tabiat Fransızca tabirini. belki duymuş- sunuzdur; Cyelothimie. Duymadmız- sa bile, pek yakında sizin de kula- ğmıza geleceğinden şüphe etmiyo- rum, çünkü gittikçe yayılıyor. Benim o tabire kendimce bulduğum karşılık da muvekkattir, ancak ne demek ol- duğunu anlatmak içindir. Yoksa ta- | birin bizde de fransızca olarak yer-| leşeceğini kuvvetle tahmin ediyorum. Bu tabir yeni olmakla berabemma- nasi pek eskidir. Her vakit ayni ta- biatta olmıyan adamları bilirsiniz. Pek çoklarında değişiklik hafif olur. Fakat bazılarmda şiddetlenir, adeta bir hastalık olur. Bir gün görürsünüz, pek canlıdır. | Oradan oraya koşar. Birçok işler gö- rür, ellerini kollermı sallıyarak, yü- zünün adalelerini oynatarak, keskin gözleriyle size bakarak yüksek sesle birçok şeyler söyler. Türlü türlü iş- lere teşebbüs ettiğini anlatır. Büyük yahut büyük bir kitap vazmağa başlamış- | tr. Artist ise nefis bir tablo yapmak 17-4-938' e MEMLEKET MEKTUPLARI ———— Milâstan Bodruma al saatlik otobüs yolculuğl Bütün güverte ve arka yolcuları hemen seferbef Siğil m kimdi hş e a 2 SE yorlar, taş taşıma mekkâresi faaliyete gö Güverte yolcuları bataklığı Milâs - Bodrum 70 kilometrelik bir yol. Biz bu yolu tam altı saatte hat- medebildik, Bence Muğlanm kazaları içinde bu kadar fena yolu olanı yok. kapatmak için taş taşıyorlar lunduğumuz kasabalarda ben bakla yiyemedim, her lokantağ sorduğum bakla ve enginar Ol heyeti bile 1927 senesinde ilk yola | çıkışında hastalık yüzünden birçok azalarını kaybetmiş, Ceşmanm ken - disi günlerce hasta yatmıştı. Heyet vahşi hayvanların tâarruzunu naza - Tı itibara almağa mecbur olmakla be- raber en ziyade #ivrisineklerden ve at sineklerinden mustarip oluyordu. Sivrisineklerin en berbat tarafı has- talik taşımalarında ve heyetten bi- ri hasta olur olmaz, bu hastalığı bü- tün heyet azalarma yaymakta idi. Bu ve bunun gibi bin bir müşkül içinde yüzbaşı Çeşmanm da gayesine eriş- mesi mümkün olmadı. 1927 senesin- den sonra Çeşman bu mıntakaya bir kaç defa daha geldi ve keşiflerine ve raziyi tesbite devam etti. Mavi Nilin esas kaynağı o Tsana, gölüne akan küçük Abbai nehridir. | Abbai Tsana gölünden çıktığı zaman | büyük Abbai, yani Mavi Nil ismini alır, J çük Abbai 8500 kadem yllk- Mavi Nilin yeşil abai böyle bir sazlıktan çıkıyor sekliğinde olan Giş dağlarmdan çı - | unur, |da Rossiers namındaki 1492 kadem | ve pimi a etiği Çeşman heyetinin bu tarihi keşif. | yüksekliğindeki mahalle kademe ka- keisi olan pancar e Denun iler hakkımda elde ettikleri faydalı | deme şelüleler vasıtasiyle inerler. bekçisi olan papaslerdan başka kim-| malümatı birer birer sayalım: 3 — Mavi Nil vadisinde kabili zeri se elliyemez. Bu nehrin'Eden Bahçe-| 1. - Burada Tsana gölühden' bay- | dür arazi yoktur, sinden kâynıyan dört “nehirden biri | ka göl yoktur. i— Bi da yalrız zemmi olduğu ve suyunun salistimal edildiği | 2... Nılin kaynağı olan sular 6000 ve Kork civarında baraj inşası takdirde ölümü intaç edeceği zanne- | kadem yükseklikteki araziden Sudan | mümkündür. dilmektedir.. Suyun bekçisi papazlar > suyu büyük merasimle kullanırlar ve bunun birçok hastalıkları iyi et - mek hassası olduğunu zannederler. Yüzbaşı Çeşman buraya ilk muvasa- lat ettiği zaman duyduğu hisleri şöy- le anlatmaktadır: “Gözlerimin önlinde kaynayan, a - kan bir sü manzarası belirdi. Birle - menfi cevap alır almaz kuzudafi la keçi olduğuna karar verdiği #etsiz bir etin kebabına boyun İl rum. Yanımda oturan “Avrupada Ü görmüş çok kiymetli bir fen mi ru anlatıyordu: — Geçen sene bü yollarda çöl Zaten otobüs geçmesi İmkânr olan her cins yol bundan yüksektir, Gi- derken neler yapılmadı, müşteriler taş mı taşımadı, otomobil mi sırtlan- madı, saatlerce otobüs boş müşteriler yanmda muhafız, yayan mr yürün- medi. Velhasıl bu gibi yollarda öto- mobil sahipleri müşterilerden para alma yerine vermeyi kabul etmelidir, Bugün Bodrum - Milâs seferinde yol- cular olmamış olsaydı, meşhur posta otomobili bir yerde batip kalacaktı Arada bir goförle muavini konuşur- lar: — Evvelki gün şuracıkta tam beş | saat çamurdan çıkmak için uğtaşmış | tık değil mi, bak şimdi kırk dakikada kurtulduk, Bir saat gittikten sonra bu sefer muavin ustasma haykırıyor: — Mumcular çayı, bak gene şah- | lanıyor. Bundan bir buçuk hafta ev. | vel bu altımızdaki araba ile Deli Mehmetle beraber on bir saat çaym kenarında suyun inmesini beklemiş- tik. tadır, Hepsi bu kadarla kalsa iyi. Bazi- ları bu beyecanlı halde gerçekten bü- yük işlere kalkışırlar ve tabiidir ki &- | şi batırırlar. Kimisi evlenmeğe kal- kar, kimisi büyük kumarlara girer, kandıracak adam bulursa dolandırır. Bazısı da başmı alır, uzaklara gider. Sonra, ayni adamı başka bir gün gene görürsünüz. Başını göğsünün üzerine iğmiş, gözleri sönmüş, her şeyi karanlık görür, kimseyi beğen- mez, kendisini de akılsız bulur. Ne bir şey istemesini, ne hareket etme- sini, ne de sevmesini bilir, Her şey 0- na sıkıntı verir. Dünyadan bıkmıştır. Bir an önce gitmeği düşünür. Heyecanlı halindeyken hareket et- meden duramıyan, yerinde tepinen, derin derin nefes alan, yediği her şe- yi kolayca hazmeden ayni adam bu İsefer ellerini bile oynatmak istemez, | nefesi pek hafiftir. Hazmı bozuktur. Acaba bu zavallıya ne oldu da böy: le birdenbire değişti, diye düşünür- sünüz. Nekadar inceleseniz dışardan hiçbir söbep bulamazsınız. Ne bir ke der, ne bir vorgunluk.. Bavağı bir fırtma bile geçirmemiştir. Bu deği - giklik onün kendisinden gelir. Belki bedeninin içinde kimya bakımından değişiklikler onun tabiatmı da değiş- tirmiştir. Fakat doğrusunu hiç kimse iyice bilemez. Böyle değisi! nekadar vakit arayla geldiği de belli olmaz. Kimisi heyecan devriyle uyuşukluk devri a- rasında normal bir zaman geçirir. Fakat kimisi de akşamdan düşkün, Milâs » Bodrum yolunda köprü fi- lân hak getire. Arada.bir tesadüf e dilem düşeli tekli var, hav di aşağı diyorlar. Şoför de vitesini çeviriyor, dümenini: kırıyor, kendisi a velden koşup köprüye geçiyor ve arkadan tekir tıkır küheylân görünü- yor, Bu muvaffakıyetten sonra hay- di bizde bir sevinç. Tekrar arabaya kuruluyoruz. Yarım saat geçmiyor, makine ötmiye başlıyor, viz Viz VIZ, tekerlekler patinaj yapıyormuş. Gü- verte ve arka yolcuları hemen sefer- ber oluyorlar, taş taşıma mekkârisi takılmış di, takaya gidiyordum. Arkama düm kadm yok, develer baştbof de yalnız merkep kalmış gidiyofi dı. Önde yalnız merkep. “1 kös gidiyorlar. Soracak kimse # gerilere koştum ve. kadının b) bir felâket geldiğini tahmin Birkaç yüz metre içinde ârı yaptım ve nihayet (eliyle 8 Çukurova davası Mahmut Esat dün Belediye di ii Arazi tahrir komis- iyonlarının faaliyeti Arazi tahrir komisyonları 1 Hazi- ll şen nehir kollarının neticesi olan Ma- Vi Nil uzayıp gidiyor ve sahillerinde müslüman köylerinin minareleri par- mak gibi havaya yükseliyordu. Ha- beş dağlarında sazlarla çevrilmiş kü- çük bir dere, akan neirler, yeşil va- diler, otlıyan İnekler, yuvarlanarak, köpürerek akan şelâleler, Tsana gölü bir iç deniz, gittikçe derinleşen, ateş- | ten bir uçurum, dağlar ve gene dağ- İer, zenci köyleri, dlizleşen bir ova.ge | nişliyen bir nehir ve vapurlar, büyük bir baraj, ve nihayet modern bir Af- rika şehri. Abbaym aktığı yüksek - Jiklerden bütün Nilin akış sahasi a - yaklarınızın altındadır. 'Tsana gölünün sahilleri milâdr Tsa- dan evvel kalma birçok harabeler, hatıralarla doludur. Nil kaynağının müteassip bekçileri bu mmtakayı bir esrar perdesine (o bürümüşler ve sırlarını senelerce yabancılardan sak- lamağa muvaffak olmuşlardır. Çeşman bu mmtakada (o yaşıyan Valto namindaki yerlilerin itimadını kazanmış ve onlar sayesinde keşfiya- | tına devam edebilmişti. Papazlar da Çeşmanm salâhiyet sahibi bir insan olduğunu anladıktan sonra, ona bü- yük bir misafirperverlik yapmışlar, seyyahlar için bir hazine Olan eski kitabelerin yerlerini göstermişlerdir. Bu kitabelerin büyük bir kısmı 1600 seneliktir, ve Habeşlerin hıristiyan - Tığı kabul ettikleri dördüncü asırdan, kalmadır. Tsana gölü üzerindeki ada- larda yaşıyan papaslar heyeti Davu- dun Allah huzurunda icra ettikleri dini dansları yaparlar. Bu adaların biri üzerinde bulunan bir manastırda | birçok kutsi şahsiyetlerin eşyası ol. duğu iddin edilir, (Rivayete göre Sultan Süleymanm kullanmış olduğu bir cam kâse bile vardır. Bu manas- tır 1614 senesinde Pedro Paez ismin- de Portekizli bir Jesuit papazı tara - fından bir Habeş imparatoru için in- #n edilmiştir. Bu adalarda Hıristiyan İktan sonra İnşa edilmiş olan bina- arın harabeleri bulunduğu gibi milâ- 4 Tenden evvele ait harabeler de bu- müdafaamızı yaptı Türk - Fransız muhtelit mahkeme- si, dün, öğleden evvel ve öğleden son ra olma küzere iki celse akdetmiş ve ssbah oslsesinde iki dava rüyet etmiş tir. Bunlardan biri Çukurova davası- dır. Bu davanın mevzuu şudur: Osmanlı hükümeti, 1912 de Adana civarındaki Çukurova çiftliğinin işlet me imtiyazı bir Fransiz şirketine vermiş, bu şirket, Lozan mushedena- mesinin akdinden sonra hilkümete müracaat ederek 1912 deki hakkınm tanmmasını, hem de çiftliği işleteme diği yıllara ait olmak üzere tazminat istemiştir. Talebin reddi üzerine iş muhtelit mahkemeye intikal etmiş, Hollandalı bir mütehassıs bitaraf ha kem sıfatile meseleyi mahallen tetkik ederek hazırladığı raporu alâkadarla ra vermiştir. Dünkü celsede hazine avukatı olarak İzmir saylavı Mahmut Esat Bozkurt bulunmuş, gayet uzun ve.müdellel bir müdafaa yapmıştır. Mahmut Esat Bozkurt, hükümetimi- Tin tazminat vermemekte haklı oldu ğunu izah etmiş, ve bu fikrini ilmi ve hukuki esaslara istinat ettirerek bir cok beynelmilel eserlerden ve beynel- milel hukuku düvel kaldelerinden mi- saller alarak bu iddialarını tevsik et- miştir. Mahmut Esat Bozkurda Fran sız Ajanı cevap vermiş ve iddlasmı serdederek şirket hukukunun tanm- masında ısrar eylemiştir.Fransız Aja mını Türk umumi ajanı Emin Ali ta- Kip etmiş, o da nihal müdafaası ya- parak Mahmut Esat Bozkurdu takvi- ye etmiştir. Dava karara kalmıştır. Sabah celsesinde bir de Adana bez fabrikn ve değirmen şirketi tarafın- dan hükümet aleyhine açılan davaya bakılmış, bu dava hakkında da iki ta- raf iddin ve müdafaalarını serdetmiş ler ve dava karara bırakılmıştır. Öğleden sonraki toplantıda Baver Mareşal bankasile hükümetimiz ara- smdaki dava rüyet edilmiş, bunda da alâkadarlar iddin ve müdafaâlarını randa faaliyete geçeceklerdir. Bu ko- | misyonlarm reis ve azaları en çok bu &y sonuna kadar seçilmiş olacak- tır, Komisyon reisleri doğrudan doğ- ruya vali tarafmdan, azalar ise daimi encümen tarafından tayin olunacak- tır. * Afiş ücreti alınmadan ilânlarm astırtılmamaları dün belediye şubele- rins ehemmiyetle tamim edilmiştir. Bu ücret alınmadan önce ilânların asılması yüzünden bilâhara ücretle - rin tahsilinde müşkülât çekilmekte ve belediye varidatı ziyaa uğramakta dır, Bunun önüne geçmek üzere bade- ma ücret peşin almacaktır. * Kanallar, rıhtımlar ve iskeleler- den hususi idarelerce alınacak resim hakkında İktısat Vekâletince bir lâ- yiha hazırlandığını yazmıştır.Yaptığı mız tahkikata göre, bu Jâyiha esasla rı şehrimiz hususi idaresini şimdilik alâkadar etmemektedir. Çünkü, hu -| susi idareye ait olan Silivri iskelesi #on zamanlarda kaldırılmıştır. Bu ta- limatname daha ziyade, bu gibi gelir- leri fazla olan hususi idareleri alâka- dar edecektir. Gümrük Komisyoncuları Türk gümrük komisyoncuları birli- ği senelik toplantısı dün akşam birli- ğin merkezinde toplanmıştır. Toplan- tıyı birlik reisi Cevat açarak kongre divanı seçimini teklif etmiş ve ekseri- yet kararile riyasete rıza ve kâtiplik- lere de Nevzat ve Hulüsi seçilmişler- dir. Seçimi müteakıp, reis Cevadın ©- kuduğu idare heyeti raporu dinlene rek birçok münakaşa ve tenkitlerden sonra kabul edilmiş ve yeni bir idare heyeti seçilerek toplantıya nihayet verilmistir. Toplantı gece geç vakte kadar sürmüştür. yapmışlar, muhakeme karar için ta- tik edilmiştir. Bugün, Abdülhamit veresesi tara- uyuşuk, ertesi gün artık bu hayata bir son vermek niyetiyle yatar, sa - bahleyin kalktığı vakit heyecanlı, bü- yilk bir işe başlar. Bazıları heyecan yahut uyuşukluk devirlerinin nevakit geleceğini ken -| dileri bilirler de kendilerine göre bir de takvim yaparlar. Böyleleri en 7i- yade bayanlardır. Çünkü o devirlerin en çok muayyen günlerle münasebet- leri vardır. Bu değişik tabinta çare bulmak an- cak mütehâssıs hekimin elindedir. Yalnız, #inirlilerin biribirlerine ilâç sağlık vermek âdetleri olduğundan, dostlarmız arasında böyle değişik ta- İyor. İnip binmeden, miz güzel çam ormanlarına bile be- kamıyorduk. O ne azametli orman- rmi geçerken, rüzgârm savurup et blatta kimse varsa, onun heyecanlı zamanmda kendisine sakinlik vere * cek ilâcı — sakın — sağlık vermeyi» niz, ona iyilik edeceğinizi sanırken en büyük fenalık etmiş olursunuz. Lokman HEKİM Romen talabeler şerefine müsamere Şehrimizde bulunan Romen talebe- leri dün sarayları ve müzeleri gez“ mişlerdir. Misafirler şerefine yarın Mili Türk Talebe Birliği tarafından, Şehir Tiyatrosunda bir müsamere ve- rilecektir. Müsamere saat 1430'da başlayacak, Romen ve Türk milli marşları, balk havaları çalmacak, ay Tica Cemal Reşit, Nimet Vahit ve Mü nir Nureddin tarafından bir konser verilecektir. Fransız Üniversitelileri Kraliçe Mâriya vapurile şehrimize gelen Fransız Üniversitelileri, Varna- ya gitmişlerdir. Fransız talebeleri fından bu vereseye ait olması iktiza eylediği iddiasile açılan Suriyedeki Emlâk davasma bakılacaktır. Bulgaristandan bugünlerde dönecek- ler ve İstanbulda resmi ziyaretler ya» pacaklardır geçtiğimz kayayı göstererek) ŞU İ yanm dibinde kıvrılmış buldum. *İ uma yakliştım, bir de baktım, 75 ruk kadar bir çocuğa üzerinde bezler kopararak sarmağ açalış& Kara benzi sapsarı olmuş ve bei ilstimdat ediyordu, Ne yapa lar, üzerlerinde yetişen çamlar, bi - |$a$ırdım, sırtımdan empermeği dm adalardaki gibi mütemadiyen | çıkardım ve çocuğu sardık. H hastalanıp şifasma çare aranan cılız |en yakın bir nahiye merkezine K€ çamlar gibi değil, her biri birer ka- giderek vaziyeti haber verdim. #ğİ vak kadar uzamış, genişlemiş ve bü-| nı kaldırdılar, Zavallı kadın Sİİ tün dağları örtmüş. Otobüstmüz 35 | merkep üzerinde ki büklüm gid dı arası kesilmiyen bu çam ormanla. doğurma ağrılarınm elemi içindi rafa dağıttığı mis gibi kokulara de- | bilir ne azap çekiyormuş... yum olmuyor. İniş, çıkış hep bu gü-| Yolculukta hikâye pek çok, DİN zellik içinde geçiyor. Sık sık rasladi | en hepsini buraya nakletmek ğımız hamam kubbeli kârgir binalar, |... son idi i il susuz bu mıntakanın ihtiyaci için ya» z xılmış sarnıçlar olduğunu #öylüyor- | Fİnİ Yapıyoruz. Civardaki köy lar. Pek eski zamanlarda inşa edil . | verte yolcularından iki, arkaö niş bu sarmıçlardan gelen geçenler |dört kişi indi. Şimdi yokuş su içerlermiş. son hızla geliyorduk. Daha Otobüsümlüz (Saz) denilen çok gü- | karanlığı basmamış, uzaktan zel bir nahiyeden geçiyor. Yemyeşil | Yi tarlalar, bütün ağağlar giçeklenmiş, | 202 Yeldeğirmenleri, , tarihi artık bahara veda ediyorlar. Biribi. | mandarina bahçeleri ve bemb rini takip eden bakla tarlaları son (leri görünüyor. mahsulünü idrak ediyor. Fakat bu- faaliyete geliyor. Civarda (nekadar kaya varsa çamurun içine duvar ö - rülüyor ve bizim düldül sağa sola kı- rita kırıla bu girdaptan da kurtulu- l içlerinden geçtiği | Saz nahiyesinin güzel çam ormanları

Bu sayıdan diğer sayfalar: