13 Mart 1937 Tarihli Tan Gazetesi Sayfa 4

13 Mart 1937 tarihli Tan Gazetesi Sayfa 4
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

ÇUVALA GiIREN KURŞUN Bakırköyünde 'bir fabrikanm Yusunda bul bir tüccara h zasma nakletm Fakat, Ali ve Mustafa dün fabri. rlarken kapıdaki kontrol n 1 çuvalların içine bazı şey. ler saklandığında şüphelenmişler iç Yerini aray bulmuşlardır. AH ve Mustafa bunla- rn çuvallara nasi girdiğini bilmedik ince iş polise ve ora - suçlar mahkemesine bugün bi ildirecektir. av. Adını unutan adam Cürmü meşhut müddelumumisi Hikmet Sonel soruyor: — Senin adın Agopmuş. Niçin “Mehmet oğlu Mustafa,, dedin de polisi bu kadar yordun? Agop, lâkayit cevap veriyor: — Vallahi Bay Müddeiumumi.. Hâdise zamanında başıma sandık çarptı. Ben kendimi kaybetmişim. Yalnız kaybetmiş değli, adımı bi- le unutmuşum. Müddeiumumi tekrar sordu: — Pek iyi, hâdise zamanında kendini kaybettin, Kasımpaşa mer- kezine ikametgâh vermek üzere gitmişsin, orada ayılmadın mı? O- rada da “adım Mustafa,, diye ısrar etmişsin, yalnış adresler vermiş- sin. Nihayet polis, uzun tahkikattan sonra senin adının Agop oldu- ğunu öğrenmiş. Agop susuyor ve yere bakıyordu. Müddeiumumi: — Haydi bakalım, bu sualin cevabını şimdi hâkime verirsin, dedi. Ve kendisini Asliye Dördüncü Ceza Mahkemesine gönderdi Hâdise şöyle olmuştur: Agop Beyazıtta camiin önünde ve yol Üs- tünde boyacılık yapıyormuş, Polis menetmiş, dinlememiş, Kendisini belediye cezasına çarptırmak için Beyazıt karâkoluna götürmüs. Mahkeme ki! Suçlu orada Türk ve Müslüman olduğunu ve Kasımpaşada oturdu- ğunu söylemiş, Mahkeme, bugün kararını bildirecektir. Elektrik delik açıyorlarmış! A iye Dördüncü Ceza mah- kemesi, dün çok dikkate! değer bir davayı neticelendirdi. Davacı yerinde Yeşildirekte Se- tiyan hanında Trikotaj fabrikası sahiplerinden oMadam Diruhi vardı. Suçlu da Esnaf Cemiyet), lerinin tahsil ii Be Gil iii kâyetini şöyle anlattı: — Ben evvelki gün fabrikada idim. Bu genç bana geldi. Madam ben elek. ruyum, Saatinizde bir de- rapor vardır. tinizi göreceğim, dedi. Ben bu mü Tacasttan şüphelendim. Elektrik Şir: ketine müracaat ettim. Onlar bunun #ahte memur olduğunu söylediler ve bir cürmü meşhut yapmıya karar verdiler. İki memurla bir polis bu sa. bah Ortaköydeki evime geldiler. Suç- Yu saati muayene ederken Kendisini yakaladılar. Mahkeme bunden sonra efirmü meşhutta bulunan şirket kontrol şefi | Avniyi dinledi. Avni, dedi ki: — İhsan isminde bir sabrkalı tire, di Bu yanmda bir arkadaşiyle bazı evlere memur gibi girerek saatin ts. inde delik açar ve sonra hem şirke- te haber vererek ikramiye ister | ve hem de saat sahibinden para çeker «| şteriler bu. şekilde Dünkü kısmın bulâsası Bir atölye. Motör işliyor, çari ar durmadan, makineyi işletiyorlar. enç bir İşçi kadın, hayattan bahsediyor, , Nazlıya icap eden ihtarlarda bulun. Süleymanın bütün hiddetine rağmen, işçiler Ust maktadır. sıcaktan bunalan bu yağ kokulu Dilencilik .Suçlularının | Müdafaaları Sultanahmet sulh birinci ceza hâ. suçlusunu se.| tokluğuna âmme| hizmetlerinde çalışmıya mahküm et- “ Birisi 42 yaşmda Ali isminde bir damdı. Kucağında da 3 yaşında bir) güzel çocuk vardı. Hâkim Reşit, ço-/ saatinde | Sahte Rapor | lâs ettiği için tevkif edilen be tadi hakkında sah. por verdiği iddiasile işten el çek- len adli tıp işleri müdürlüğü baş. kâtibi Raif hakkmdaki tahkikatla dün müddelumumi muavinlerinden birinci tetkik bürosu şefi Sabri meş- gül olmuş ve milessese doktorların. | Un dan ve memurlarından bazılarını malümatma müracaat etmiştir. yordum. Bir adam çocuğa acımiş —mn | ona 20 para verdi. Behi'de dilenci di. şirkete şikâyet ettiler, Saatin üstü| ye polis yakaladı, ben dilenmedim, delinmek guretile cereyan oçalmabi,| dedi. ” - tir, Bu suçlu da Ihsan; tanıdığımı söy) Ikinci suclu, 70 yaşlarında. Nikoli lediğine göre öyle bir maksatla gel. | #MiNd€ bir Rumdu, Bu da Salktmsö. — > Hütteki manasturm önünde dilenmiş- ti. Nikoli suçu inkâr etti ve — Een ayazmanm mumunu yaks-| yni şekilde! rrm. Mumun ateşiyle de sigara yakı. deki saatle| yordum. Birisi para vermek istedi T gün boğazı cuğun kimin olduğunu sordu ve “ço.| |cuğu analar kucağında taşır.. Sen 0-| )Bu dilencilik vasıtası me dedi, Ali: Hayr yapmuyerım. onu gezdi yapıyor- miş olabilir. Bundan sonra şirketin fen memuru Cevdet dinlendi. Oda yehadette bulundu ve el mahkemeye izahat verdi. Polis Ke. Taksimde Ağaçeşme sokağında oturan Bayan Aleksandra Andon Fatih evlenme memurluğunda evlenmişlerdir. Yukardaki resim- de, genç evlileri, evlenme memurunun önünde ve Bay Andonu da ev- lenme akdini imzalarken görüyorsunuz. Her iki tarafı tebrik ederiz. A Bugünkü İstanbul: program İki Günün program özü Senfonik Konserleri Vindirlav, ile Bay ŞEHİR TİYATROSU DRAM KISMI hi MY Bu âkşam saat , 2030 da li ıl ÜMIT Li ml ji Yazan: Türxçeye çeviren: Halit Fahri fik Cura kerim HANRY)iş Banka İlonlarında g — da icra edil; ŞEHİR TİYATROSU nmarat kismi Bu akşam 20,30da SAZCAZ Gündüz 14 te Çocuk DOGANLA SELMA dan ayda bir En sehhar ve en sevimli mükemmel komedi dramatik filminde takdi rediniz ve candan alkışlayınız. Seyirciler, bi baştan sonuna kadar takip ediyor, Yarın Rejisör WİLLY —x > Polis beni dileniyor sandı ve yakala. mal de bu iki şahidin ifadelerini teyit| dı, dedi. «anlik NIŞAN İnhisarlar V sinir murakıbı Tev- ahhit Mehmet Ali ii i memurlarından Burhan)» Bernistein | Kuntun nişan m, iştir, Saadetler dileriz. KONYA — Konya halkevi lan bu mecmutnın 4 üncü sayzsr dok| n mündericatla çakm 1 si SÜMER sama — Jönprömye ROBERT TAYLOR'u Dilber İRENE DUNNE ile beraber temsil ettiği Kadınlıgın Sırrıl t 11 de matine, umumi dühuliye 35 Lure zzez ile müte- 1 mahdumu imi Perapalas sa-| e bir heyet huzurun: | YEN, NEŞRİYAT çıkarılmağa başl Resitaller: 18.15 Paris P.T.T: Romen 2245 ya — Ceneri: Hafif havalar, Dans Musikisi 21.15 Bükreş; 23.50 Breslav 24.40 Tulür. Bu akşam “ M İMO NIR NURETTİN KONSERİ | FERAH Şinemada, mma icicron: £iv5 azarlarile sey- k bir alâka ile Bugün WE EZE, EL ES sinemasında FORST 'un şaheseri iğ ÖREBE (ALLOTRİA ) RENATE MÜLLER - JENNY JUGO - ADOLF WOHLBRUK etti. Fakat şahitler cürmü meşhut yaparken Kâzımın madamdan para) # istediğini duymadıklarını da söyle - mişlerdi. Müddelumumi, (Elektrik Şirketi memurlarmın resmi memur sayılamıyacaklarmı söyliyerek bera- et istedi. Mahkeme de bu şekilde ka. rar verdi. BUGÜN lar dönüyor... Geniş atölyede gevezelik etmekle meşguller. Makineler işliyor, motör homurda. Bıyor, çarklar dönüyor. Genç işçi kızlar arasındaki sohbet, bir aralık sevgi larını tazeliyecek bir renk alıyor. yen Nazlıya, sağ tarafında çalışan yanları söylüyor: “— Emret Nazlı, biz de bu pazar seni denize götü. ve sevgili hatiri Denize gitmek esmer bir delikan! rürüz., — Evet, emret, senin için can fener, muşamba ol- #a yanar değil m Nazlı, düdaklı ağzının asıl çizgilerine rinin ucu na yukarı doğru kal — Haydi hoşt köpek, diyor, eğer esip te bir erkekle det nle mi giderim, Esmer işçi bir anda Je Nazlıya bakarak: güzel yüzünün inceliğine, kurt dişleri gibi uçları sivri, sivri bembeyaz dişlerini gösteren kalın hiç uy ülüyor ve #onra ince kaşlarından bi- işe gitmeğe kalkışsam ne kin dolan kırmızı gözler- No. 2 8: anlaşılır, yarısı anlaşılmaz bir gürültü yaratıyon. du. Süleyman ustanm emri bütün bu seslere bir an hâkim oldu. Şimdi konuşanların hepsi birden sustu. lar ve çarklar konuşulan şeylerin en Son cümlesini dişlerine takıp devirlerine aldılar ve onlar döndükçe bu sözleri tekrarlayıp duruyorlar: “Bekle de geni iş- letme müdürü götürsün, bekle de seni işletme ml- dürü götürsün, Bekle de seni işletme müdürü götür. sün.. Nazlı In makinesine doğru eğilirken çarkla- ina içinden cevap veriyor: “Neden kmiş, neden beni beğenmiyecekmiş, ben mahallemin en güzel kızıyım. En güzeli benim o ma- hallenin.. Arabacının Seherden, kunduracınm Hani- feden bile daha güzelim.. Acaba işletme müdürünün karısı, kızı benden daha mı güzeldir. Güneşin altında yediğini hazmetmeğe çalışan bir ıyan bir heşe karak: kırk yılın birinde — Bize tenezzül buyurmuyorsan bari bekle de 80- ni işletme müdürü götürsün, diyor. Nazir, muhakkek ona da bir cevap yetiştirirdi am- ma bu defa Süleyman ustanın sesi itaat istiyen bir ahenkle bağırıyor: — Haydi, iş başma.. Burasmı çıfıt havrasma dön“ dürdünüz. Makinelerin sesini, homurtusunu aşsın, diye âde- ta avaz, avaz bağırarak yapılan bu konuşma çarkla- em gıcırtısına, motörün uğultusuna karışarak yarı- yılan gövdesi gibi uzanmış olan İnce ve uzun fabrika binası bacasmı bir yılan baş: gibi dik tutmuş.. Ve işte bu baştan birdenbire bir yılan ıslığını hatırlatan tiz düdük sesi yükseliyor. — Paydos! Fabrikanm motörü birdenbire durdu ve bütün ma- kineler sektel kalpten ölmüş bir vücudün uzuvları gir bi o anda kat'! ve kansız bir atalete düşüverdiler. İşçilerin her biri birer hapisane kaçağı gibi bir an evvel atölyenin kapısma varmak ve dışarı gitmek İçin MÜTHİŞ - MUAZZAM - İNSANİ - HİSSİ - harikulâde sahnelerle dolu iPEK'teLiNÇ KANUNU BU ROMAN OLAN ŞEYLERİN mil ği Yazan: SUAT DERVİŞ arkadaşım önüne geçmiye gayret ediyor. Bunlarm en önünde incecik vücudunun bir bâhar rüzgârı gibi hafif koşusiyle Nazlı var! O, daha paydos düdüğü çalarken işini bıraktı. Ve çilkın bir koguşla, tıpkı havasız kalmış bir adam, havaya kavuşmak için nasıl tehalük gösterirse ayni tehalükle kapıya fırladı. Şimdi atölyenin ağır ha maz geniş bir nefes alıyor: — Oooh! Yanıbaşmda yine o kerih suratlı — Nazlı abla, çabuk ol... Taşların Im. Atölye kapısmdan geniş dehlize çıkanlar birer, bi- rer fabrikanm sokak kapısma doğru gidiyorlar. Fab. rikanm tenha ve dar bir sokağa açılan kapısma.. Bu kapı açılınca işçiler, iki tarafı birkaç asırlık hanlarla çevrilmşi bu yosunlu duvarların gölgesiy 1oş olan ve en sicak hâvalarda bile dalma esen ve se- rin olan darlığiyle sokaktan daha fazla bir geçide benziyen bir yere çıkıyorlar. Kapınm solunda sokak yapılırken veya tamir edi. lirken unutulmuş taşlar üstüste yığılmış. Sarışm kalm kolunu Nazim belinden geçirerek Nazlıyı o tarafa çekiyor: — Gel buraya, kurbanm olayım, çabuk ol. İki genç kız sanki yumuşak ve rahat bir sedire o- sından kurtulur, kurtul. kız var: ünl biz ala, Fransızca o SİLVİA SİDNEY sözlü SPENÇER TRASY turuyorlarmış gibi büyük bir mem ların üstüne çöküyorlar. İşçilerin hemen ekserisi de kapıdan dı görmelmiş duru” Bu aralık» tan eski bir fild bir göm” lek önü gözük yanmış parmaklarımı hiç rek bir tütün paketi çıkarı y k larını hiç te iğrenmeden yaladıktan sonra sigara kâ* gıtlarmı ayırıp bir sigarr sarmıya başlıyor: — Aman, kafam pek sersem oldu tülünsüzlükten- — Bir ateş ister misin? — Hay ömrüne bereket Süleyman ağa nan usta bir kibrit çakıyı sigar ilk nefesini burnundan genzine, genzinden bö" tün ciğerlerine doğru bir şifa gibi çektikten sonr& ağzmdan ve burnundan iyi işliyen bir fabrika bacssi gibi duman çıkarıyor. Sonra arkasını duvara ver& rek gözlerini kısıyor. Süleyman usta ortadan kayboldu. ve © parmak" acele ile soluk keten yeldirmesini atmış olan Adviye sokağın ortasma çıkmış, köşe başında fabrikaya doğru dönük olan ve iki bül yette duran ki r kızı çi — Gülizar, Gülizar. Ona ayrıca eliyle de, gel, İsaretini yaprvor, Boş yaşında görünen bir kız çocuğu çıplak ayekl” riyle hep tozları savurarak Ad yaşi giriyor: Çıplak ayaklariyle tozları dağıta, dağıta Adviyev* doğru yaklaşan çocuk, sirtinda ağır bir yük taşıy89 bir hamal gibi hep iki biklüm. — Nedir o halin? Doğrulsan a Henüz R leri telâffuz edemiyen peltek bir şuşla küçük Gülizar: (Arkası Var) rdeşin nerede” kon”

Bu sayıdan diğer sayfalar: