6 Mayıs 1935 Tarihli Ulus Gazetesi Sayfa 4

6 Mayıs 1935 tarihli Ulus Gazetesi Sayfa 4
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

SAYIFA 4 İngiliz Kıralı 25 yıl önce tahta çıkmıştı Buğün (€ mayıs) İngiltere kı- ralı beşinci Corc" 'un ın:'ıhz mhtı- » Burun i ıç"ı İngiltere'de 5cr1ıklcr rıpılacak bun- larda imparatorluğun ber tarafın- dan gelmiş olan birçok britanyalı- lar bulunacaklardır. 1865 yılmda doğmuş olan kı- ral beşinci Corc, ölen kıral yediy İngiltere Kralı Jorj V. ı eldvard'ın oğludur ve 1910 yılı 6 mayısında İngiltere kıralı ve Hindistan imparatoru olarak tah- ta çıkmıştır. Kıral beşinci Corc, 1893 yılın- da Tek Prensesi prenses Viktor- ya Meri ile evlenmiş ve ondan al- ti çocuğu olmuştur. Ç p kabul edildi. Ve 3 mart 1924 de Kamutayda kanunlaştırıldı. Bu kararın tabiiğ sonucu olarak ha - Tife ile beraber eski saltanatın bü- tün soyu cumuriyet toprakların - dan çıkarıldı. Türkiye Cumuriye- ti anasal kanununu da 20 nisan 1924 de bu yeni şekillere göre değiştirdi. 23 sonteşrin 1924 deki bir grup toplantısmda partinin adma yeni devletin adı olan cumuriyet keli - mesi eklenerek Halk Partisi esas- taki prensiplerini değiştirmiyerek ” Cumuriyet Halk Partisi,, oldu. Parti prensipleri tarihinin bu- v> 3 kadarki kısmında — dikkati çeken nokta barıştan sonra bir - *irâ ardından başarma yoluna ko- nulan devrim işlerinin seçilmis parti kongrelerinde — karar alma yolu ile yapılmamış — olmasıdır. Büomun sehebi partinin ” Anadolu ve Remeli Müdafaai Hukuk Ce - miyeti ,, adı altmda süel utkuya kadar yalnız yurdu kurtarmak & veği pesinde koşarken — ondan sonra Halk Partisi adını âlarak #ıyasal prensipler üzerinde ya - vaş yavaş yeniliklere doğru a - şılma yolunu tutması, ve büyük soravı göz önünde tutarak mem- leketin anlayış yetenekliğine u - yan dikkatli, ince bir devrim &ı yasası güdmüş olmasıdır. Barış tan devrime geçen devir srrasında programa önce prensipleri yaza - rak sonra yeritmek (tatbik et - mek) değil, önce Büyük Önderit rubunda doğmuş olan devrim gü neşinin ışığiyle birbiri ardından gelen şimşekler halinde Türkiye afuklarını yeritme ile aydınlatı! ması ve prensiplerin ondan sonra kaleme alınması gerekti. Bu dev rede kurultay ödevini Kamutay Parti grupu yapıyordu. Hüdise- lerin birbiri ardına yığılması ge - nel anlayışta az çok bir sükün be- Hirttiği günlerde barıştan sonraki ilk Parti kurultayı toplanmaya ça- ğırıldı. / İkinci Büyük Karultaydan K ü Büyük Kurultaya.. dair vın). Tuna konferansı hazırlıkları L'Echo de Paris, Paris - 29. 4. 935 Dış bakanları BB. Laval ve Mu- solininin 7 ikinci kânunda Romada im- zaladıkları protokolda mübhem surette taslağını yaptıkları Tuna paktiyle meş- gul olmağa başladılar. Bu proje dört aya yakın bir zamandan beri doğu - kü- paktı ve bunun gerçekleşe- fransız — Sovyet andlaşması projesi yüzünden ikinci plân da kalmıştı. Nitekimi Küçük Anlaşma daha Dk gündenberi, daha önce fran - Bız - sövyet paktı yapılmazsa Tuna ko- nuşamlarma giremiyeceğini söylemişti.* BE. Laval ve Potemkin'in konuşmaları bu hafta bir sonuca varımca prüzler kal- kacak ve Tuna konferansı da haziran başlangıcında açılırsa, iş eksik olmıya- caktır. Vakit azdır. Geçen hafta Stresa- da B. Musolini fransız ve ingiliz bakan- larmın dikkatini, Avusturya tehlükesi Üzerine çekiyordu. Eğer işler sürünce - mede brrakılırsa günün birinde temmuz 1934 dekine benziyen sahneler bizi şa- yırtabilir. Roma anlaşması, Avusturyaya biti- şik devletlerle ondan toprak almış dev- letlerin ve Fransa jle Avusturyanın ken- disinin de imzalryacakları “ademi mü - dahale,, teahhüdlerini gözönünde bulun- durmuştur. Bu “ademi müdahalc,, va - didir. Yani başka bir deyişle, paktı im- zalıyanlar “karşılıklı olarak biribirle - rinin iç işlerine karışmıyacaklarını,, toprak bütünlüğünü zorla ihlâl etmek amacını güden hiç bir kargaşalık, pro- paganda veya müdahale teşebbüsü yap- tırmryacaklarını ve bunlara müsaid dav- ranmıyacaklarını,, tcahhüd edecekler - irz. Bundan başka, paktı imzalıyanlar icra anlaşmalarıyle — yani süel anlaş- malariyle — ikişer ikişer bağlanmağa izinli olacaklardır. Eğer bu gibi önerge- ler onanırsa devletlerin toprak bütün » lüklerinin ve sıyasal erkinliklerinin ga- rantisi hakkında olan uluslar sosyete - si paktının 15 inci maddesi, Avrupanın en çok tehdid altında olan, cn derin ka- rışmalata maruz bulunan bir çevresin - de meriyete girmiş olacaktır. Hesablan- dığına göre, hep birden 36 tane sülel an- laşma yapılabilecektir. Son on beş yıl içinde yapılan büyük teşebbüsleri ve bunların suya düştük - lerini gören kimseler, bu kadar büyük bir sistemin kurulup çevrileceğine pek de inanamazlar. Yalnız Avustunya er - kinliğini düşünelim: enaz ciddi bir sı- yasal müdekkik bile Almanya'nın, hat- tâ Macaristanın bu erkinliği sayacakla- rını yabud da başka devletlerin bu er- kinliği savğamaları hakkını tanıyacak - larını sanamaz. Berlinde, Budapeştede ve hattâ Varşovada derin bir değişiklik olmadıkça, Tuna Avrupasında barış is - tiyenler ne Almanyaya, ne de onunla birlik olan Macaristan ve Polonyaya gü- venmemelidirler. Kati safha sekiz dev- let yerime beş devlet arasında, yani Fran- «a, İtalya ve Küçük anlaşma arasında kararlaştırılacaktır. Bundan — ötesi de şüpbesiz, vakit kaybetmek demektir. Esefle söyliyelim ki vakit kaybedi- lecektir, çünkü Cenevrenin düşüncesi- ne göre andlaşmaların korunması için yapılan bir birlikten biç bir devlet çı - karılamaz, meğer ki kendiliğinden çık- sın yahud ta bir kaç red cevabı vererek kötü niyetlerini göstersin. Halbuki hiç bir zaman bu devletin öç güdme istek - leri hakkında önceden bir hüküm veri- lemez. Zaten, Küçük Anlaşmanın, Haba- burgların tahta çıkmasına razı olmama- ları keyfiyetiyle ahenkleştirmek gerek- tiği için tarifi pek de kolay olmryan bu “ademi müdahale,, işi üzerinde Alman- ya ile İtalya arasında verimsiz bir ko- nuşma yapılmaktadır .Tuna paktı da böyle konuşulursa, asri amaç olan Fran- sa, İtalya, Avusturya ve Küçük Anlaf- Tanın işbirliği sonucuna varmadan ön - ce Doğu - Kuzey paktının geçtiği usan- dırıcı safhalardan geçecektir. Mescleyi aydınlatmak istiyen faşist hükümeti Avusturya ve Macaristanın dış bakanlarını bu mayısta toplanmak için Venedik'e çağırmıştır. Dış bakan « Jığı asbakanı B. Seviç kendileriyle ko - n olan nuşacaktır. Öğrendiğimize göre Kigi sa- rayında yapılacak olan bu koguşmalar Küçük Anlaşmanın düşmüş gibi ğörül- düğü bir zamandan kalmış olan 18 mart 1934 tarihli revizyonist protokol muci - bince ve böyle bir düşünce içinde ya - pılmıyacaktır. Bu hadise italyan sıya - sasının ne olduğunu meydana çıkardığı ve şimdiye kadar bir etkisi görülmemiş olan 7 ikinci kânun tarihli Roma pak- tının, B. Musolininin düşüncesine göre ne olduğunu meydana koyacağı — için önemlidir. İtalyan bükümet şefinin, kaybolan zamanı telâfi ederek Küçük Anlaşma ile on yıldanberi devam eden düşmalığın tasfiyesine — başlaması, ar- zuya değer bir şeydir ve bu, Tuna kan- feransı için çok İüzumlu bir başlangıç- tır, Fransız - Sovyet anlaş- ması ve İzvestiya İzvestiya gazetesi, fransız — sovyet andlaşmasının iki ülke geçiminin geniş- lemesinde önemli bir yer tuttuğumu ya- zarak diyor ki: » Sövyetler Birliği, barışın eski eüt- el bağlaşmalar gibi diplomatik çalışma- larla pokiştirilmiyeceğine inanmış bu - lunmaktadır. Sovyetler Birliği, uluslar sosyetesine girerken bu kurumun kuv- vetlenmesiyle barışın pekiştirilmesine irişmek istemiştir. Sovyetler birliği yer yer andlaşmalar sistemini bu amaca İriş- mek için en eyi yol olarak bulmuştur. baysal lığın yer yer yapılacak andlaş- malarla pekiştirilmesi bu andlaşmaları genel bir andlaşma yapacak ve bu da uluslar sosyetesini — pektleştirecektir. Fransız ve Sovyet diplomasileri bu yer yer andlaşmalar yolunu en çabuk ve en eyi yol saymışlardır. Doğu andlaşması önergesinin Almanya ve Lehistan tara- fından karşılaştığı angeller şimdiye ka- dar yenilememiştir. Bunun — içindir ki sovyetler ve fransız hükümetleri bu and- Taşmanın gerçekleşmesi için bundan son- ra da çalışmaktan vazgeçmeksizin, baş- ka bir yol seçmek zoru karşısında kal - mışlardır ki bu yol karşılıklı yardım andlaşması yoludur. Bu andlaşma bü - tün uluslar sosyetesi anlaşmasına da - yanmakta ve hiç bir vakit herhangi üçün gesi olarak genişliği ve değeri ise daha derindir. İki büyük devleti bir saldırış karşısına biribirlerine yardıma zorlr - yan bu andlaşma, saldırış sıyasası gü - den her devleti şuna inandırmalıdır ki, barışseven devletleri biribirinden ayır- mak umudu boştur ve saldıran, birge karşılıkla karşılaşacaktır Eğer saldır- mak istiyenler fransız - sovyet andlaş - masının bu anlamını duyarlarsa, and - JTaşma bu devletlerin barşsever yola gir- melerine yardım edecektir. Bu devlet - ler bu yolda Sovyetler Birliği ile Fran- #anın yardımını bulacaklardır. İki dev- letin, sosyal sistemlerinde ayırt olsa bi- le, taldırış halinde biribirlerine yardım için anlaşmış olmaları iki tarafın barı- şa ne kadar önem verdiklerini ve bu ba- rışı birge çalışmalarla borumak yolun - daki dölenlerinin ne kadar güçlü oldu- ğunu gösterecektir. İmza edilem and - laşma, barış için birleşik ve sürekli uğ- raşmanın temeli olacaktır. Bu uğraş - ma yalnız iki devlet ve onların kurum- ları değil, fransız ve sovyet kamoyları rollerini yapmalıdırlar. Bu andlaşma için yapılan konuşma - Tarı eyi sona ileten Litvinof ve Laval, barış izerine büyük yardımda bulun - muşlardır. Fransız - Sovyet — karşılıklı yardım andlaşması taribe, hiç bir. dev lete zarar vermeden barış davasına yar- dım eden en önemli diplomasi izerler. den biri olarak geçecektir. Mısırda durum Mançester Gardiyen gazetesi — yazı- yor: Bugünkü Mısır'da ne parlamento, ne de anayasa yoktur ve orası göze gö- rünmeyen ve pek de yardım görmeyen bir diktatörlük tarafından yönetilmek- tedir. Geçen ikinci teşrin ayında buügün- kü başbakan Nessim Paşa, erki eline geçirdiği zaman, berkes, artık yıllar. danberi süren diktatörce yönetimin so- nuna ereceğini ve eskisi gihi genel bir seçim yapılıp saylavlar seçilip parla- mento açılacağını ummuştur. 1929 yılında tam İngiltere ile bir an- Jaşma yapmayı başarmak üzene iken er- &i elinden kaçıran ve Mısırın en eyi kurumlandırılmış bir partisi olan Vefd- in böyle bir genel seçim sonunda 4 ne iş başına geleceği sanılıyordu. O gün bugündür, ilk önceleri baş- bakana yardım göstermiş olan Vefd soa zamanlarda yerinde duzumamakta- dır. Son on beş gün içinde hükümete » Mısırda törü olduğu Üzere - ingilizler- den yana olmak suçu yamanmış bulunu- yor. Buna da bir belge olmak üzere Sir Cofrey Korbet'in finans bakanlığı- na danışman olarak getirilmesi göste- rilmektedir. Anlaşıldığına göre başbakan bütün bu saldırışlara karşı savgalarda bulun- makta, ve buacun İngiliz yüksek komi- serliğinden de yardım görmektedir. Geçen perşembe günü Nessim Paşa- ya bütün bu güçlükleri çıkardığı anla- şılan İbraşi Paşa çekildi. Fakat bu u- zun süren susmayı elden bırakıp İleri- de neler yapmak istediğini ortaya a- tmcaya kadar Nessim Paşanın başı ra- hat kalacağa benzemiyor. Bundan başka, Mısir — ile İngiltere arasındafki pürüzlü sorumlar eyi bir ge- kilde kotarılmcaya kadar Mısırdaki ingilir yüksek komiserinin yardımı da bugünkti hüktümete bir asığ ve kolaylık vermesine imkân görülmemektedir. Venedik görüşme- leri başladı (Başı 1 inci sayrfada) kanı B. De Kanya, İtalya ile Yu- goslavyanın en çok ekonomi ala yakınlaşmaları meselesini ortaya atmıştır. B. De Kanya, Mâcaristan ile Yugoslavyanın | - “’“' aynı malları hü"* mı ve her ikisinin de ke- a ü €n ziyade miştir. Bir bakıma göre de, Macaris- Yeniden ıilılıh-ıı işine gelin- ce, Macaristan, bu işin Romada uluşal olarak dlledıiı halde, İtal- ya, bunun yalnızca Uluslar sosye- tesine aid olduğunu ileri sürmek - tedir. Venedik konferansının ilk günü Venedik, 5 (A.A.) — Maten gazetesinin özel aytarımının yaz- dığıma göre: “Macaristanın sücl eşitlik hakkındaki asısı iddiaları Roma konferansını geciktirecek gibi görünmektedir.., Venedik konferansının ilk top- lantısı, Macaristanın - dileklerini, öbür devletler sıyasasına uydıır- maya çalışmakla geçmiştir. İtal- ya, Macaristanın eşitlik iddiaları- nı Fransaya pekiştirmek ve Ma- caristan'a bazı tecim ve ekim a- sığları göstermek isteğindedir. Venedik'te toplanan memle- ketler, konferans sonucunu ancak bir uzlaşma yapıldıktan sonra bildireceklerdir. Salihlide gençlik çalış maları çok verimlidir Salihli (özel bildirmenimizden) — Burada gençlik çalışmaları çok verime lidir. Bütün ilçelere örnek olacak kar dar gelişmiş olan bu çalışmaların ve, Salibli spor kulüplerinde ya- Salihli gençlik duygularını —anlatat ve devrimci gençliğin Atatürke ve yür- da bağlılığını gösteren birçok hareket galihli gencliğinin Başkanı B. Cemaleddin Artam ler arasında geçen gün toplanan Sa'ihli sporcular birliğinin toplantısında ecza- €t bay Cemalettin Artamın söylevinden birkaç parça alıyorum. Yakın bir taril- te anayurttan ayrı düşmenin, düşman elinde esir kalmanın acısını tatmış olan Salibli gençliğinin bagünün şeflerk ne nasrl bağlandığını bu sözler çok <ü zel anlatacaklardır. Atatürkün topraklarını düşman bü- rümesinden kurtarıp üzerinde yepyeni ve dinç bir cumuriyet var ettiği Tüzki- ye günden güne gelişip sağlam temce!ler üzerine çağaş soysallıkların — üstüne geçmek dileği ve amacı”ile kuruldu ğunu söyliyerek Salihli gençliğiniz inanrar anlatan Bay Cemalettin Artam dedi ki; “— Bu derin gönüllerin, bu çelik vücutların teker teker değerleri büyük olmakla beraber, başaracağımız büyük işte gerekli olan müthiş enerjiyi birden göstermek ve ülkümüze tez elden ve en kısa yoldan irişebilmek için bütün bu kaynakları bir araya toplamak, plânlir ve disiplinli olarak hep birden çalışmak yükümündeyiz. (mecburiyetindeyiz. ) 'Türk gençliği, Atatürkün başkımmane danlığı altında yürüyen bir ordudur. Bu ordu, onun nurlu parmağı ile pös- terdiği amaca doğru yürürken, hiç şüp-" he yok ki, kolordulara, fırkalara, atay- Tara, taburlara, bölüklere, takımlara ve mangalara ayrılacak, geniş smırım muh«< telif yollarından ilerliyecektir. F bütün bu ayrılmalar birleşmek içindir. İstikamet aynıdır ve her kısım, ke sinin hareketinde öteki kısımların ne gibi faydalar bulacağını düşünecek! İşte biz de bu gençlik ordu bir bölüğünü teşkil ediyoruz. Salihli te uyanan ve canlanan bu gençiik, göste- receği yararlıklarla bütün türk gençliği makinesine sağlam bir vida gibi faydalr işacaktır. Tiz. Kümelere ayrılı- az; fakat bütün bölmeler, bütün ayır- e ni ve gücünü artırmak içindir; biribiri. mizden, bir kümenin öteki kümeden bir an için ayrılmak ve uraklaşmak isteği: ni gönlünde tutmasına imkân yoktur.,, Salibli gençliği her fırsatta bunun Bibi gençliğin inanını bızlandıracak değerli toplantılardan a. sığlanmaktadır. Ekonomik özelliklerile ünlü olan Salihli gençlik çalışmasile ve soysal hayat bakımından da en ön tafe haya geçmek ergesile çalışmaktadır. ve çalışmasını Çankırıda hayvau sayısı Çankırı, 5 (A.A.) — sayısı geçen yıla göre bu yıl alt « mış bin fazladır. Bu hesabla il vud cesinde 20 bin lira fazla bir gelir olacaktır. Hayvan

Bu sayıdan diğer sayfalar: