27 Nisan 1933 Tarihli Vakit Gazetesi Sayfa 12

27 Nisan 1933 tarihli Vakit Gazetesi Sayfa 12
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

Kırmızı yünlü papten kloş şapka, sarı madeni bir motifle süslenmiştir KADIN ŞAKALARI Bir hanımefendi, senede bir ke re, zengin ahbaplarma (“İsmini söylemek istemediğim düşkün bir hanım için bu parayı topluyorum, | der ve birçok para toplar, kendine | sarfedermiş.. diyorlar. # # # Meşhur bir şair o hanımefendi, yaşıt olduğu bir arkadaşına ba - zan soruyormuş: — Anlaşalım, bu sene kac va- a olacağız?. ŞE Bir ressama, hanımefendi çı - kıştı: — Resminizdeki boyaları sev- medim. — Şayanı hayret... Boyaları si- zin tüvalet enstitünüzden aldım! s4 # Bir hanımefendi, bir gün büyük şairlerimizden birinin dizlerine ka- İ panmca, şair de hanımefendinin | dizlerine kapanmış ve sormuş: — Simdi, mademki ayni sevi « yedeyiz; nasılsınız bakalım.? Güzel bir hanım, nüktedanları- gas. .. | mızdan birine sormuş: Şefik Beyi tanır mfsmiz? ! — Benimle saatin arasında ne “ O zayıflık modesmm kat'iyen | fark var?. Hayır, kendisi şiş- Nüktedan zat derhal cevap ver! mati'değildir, fakat zayıf kadınlar. miş: dan hiç hoşlanmaz. Zayıftan höoşlanmayınca, bittabi İ sişmandan hoşlandığını anlamışsı- nızdır. Bir gün; bir mecliste, Şefik Bey, karşısında oturan şişman bir ha- İ ndan gözlerini ayırmıyordu. Söz Boğüziçinden açılmıştı. Biri sordu: — Şefik Bey, siz Boğaziçinin ne- resini seversiniz? Bir hanımı atıldı: — Şefik Bey Kanlıcaya bayılır. İ aleyhindedir. — Saat zamanı, hatırlatır, siz unutturuyorsunuz. Elbise Simdiye kadar kadınlar Boka! heves etmemişlerdi. İsabet de et- i mişlerdi, çünkü bokstan daha tat- İ siz, ve daha gayri insani bir spor| tasavvur edilemez. Fakat maalesef bir ingiliz kı - zı, bu spora merak sarmış ve.. i boks dersi almıya başlamış. Miss Dorothy Reid ismini taşı- | | yan bu genç kızın, boksu fevkalâ- de ilerletmekte ( olduğu bildirili - yör. Yakında bir turneye çıkacak ve i geçtiği yerlerde, sporcu kadinlara meydan okuvacalkmıs. Çorba İspanak kökü, kereviz, havucu kaynatmız. Kaynar kaynamaz in- ce doğranmış soğan, yüğ, tuz ve bi- | ber atınız. Biraz daha kaynattık- ! tan sonra, indiriniz, süzünüz. İçi- ne iki veya dört, çorbanın miktarı na göre yumurta sarısı atıp çalka- layınız. Limon sıkıp afiyetle yiyi- Bu şık ve zarif elbise, sade fa - kat orijinaldir. Dekuplarla süslen- miş ve maden kabaşonlarla işlen « dar gidecektir. | Darısı başımıza Avrupada, bir kadın . daha, göklere kanat açtı. Fransız Maryse Hilsz altı gün- de, Paristen Hanoi'ye gitti. Ondan evvel, bu mesafe kate - dilmişti. Maryse rekoru kırmıştır. Belki diğer iki tayyareci, (daha kuvvetli birer tayyareyle Paristen Hanoiye sekiz günde gitmişlerdi. Maryse bu mesafeyi altı günde al: dı, Maryse Hilez beş gün 20 saat bağlamış oldu. Bu Fransız kadını, bundan ev - vel de Madagaskara gitmişti. Yük | seğe çıkma rekorunu kırmıştı. Bu seyahatten sonra, kendisi | birinci sınıf tayyareciler meyanı - na girmiştir. Çizdiği plân dahilinde, seyaha- tini ikmal eden Maryse, şimdi de, seyahat tayyaresile Tokyoya ka - Darısı bizim kızlarımızın başı- na! “Bip örnek 13 dakikada 12.000 Kım kat'etmiş- | tr. Bu suretle Parisi, Hindiçiniye | | lâzım, çünkü kelime ! Krizden bahsedenler var. Kimi gör | diniz, herkes size itimat eder. ——— KADIN VE BUHRAN | Daha halâ, krizden bahseden. affedersiniz, majüskülle yazmak mühimdir: Güler yüz herhangi e tıyı dağıtır. Kadının bir t çi” mü, yuvayı mes'ut eder hiçbir erkek yoktur, ki bir gi gülümseyişi karşısında caf tısımı, günün yorgunluğun tm azabını unutmasın. Buhran sözünü duymak İsor musunuz? Gülünüz. * 7 gi Her ng olursa olsun, “2 gösteriniz. Bütün kadınlar bu vi etsinler. Gülümsesinler. sunlar. Sizi temin ederim, çi bir erkeğin ağzından kriz çıkmaz. Hiçbir erkek gülü Vİ bir kadının karşısında bu! seniz: “İşler berbat!,, diyor. Ben iktisatçı değilim. Hatta muktesit bile değilim. Fakat şu buhrana dair, size bir iki kelime söyliyebilirim .... Biz kadınlar, bakramın, önüne geçebiliriz. Buhran bir haleti ruhiye mese - lesidir. Meşhur bir mesel vardır: İnanan muvaffak, inanmıyan mağ- lâp olur. Goethenin de meşhur bir sözü vardır: Kendi kendinize itimat €- bahsedemez. Şimdi bir de vecize kaldı: “Ka- | İnanınız bana, buhrapı* dının isteği, hak isteğidir.,, Buhranın her şeyden evvel acı düşüncesini, evin içinden silmek, | süpürmek lâzımdır. Buhran hava- sını eve sokan erkektir. Silip sü » pürecek de kadındır. Bu iş için bir şey vardır: Te - bessüm. i Bütün sıkıntılara, oparasızlığa Bu yaz asorti giyinmek modasi çok revaç bulacaktır. Filvaki, res- mimizde de gördüğünüz gibi, bir örnek giyinmek çok zarif oluyor. Çanta, şemsiye, elbisenin ayni ör- ne3i olduğu gibi, eldivenler, hattâ iskarpinler de elbisenin örneğinde yapılabilir. | mesi lâzımdır. i şehrin de bir darülfünunu vardır. i yüksek tahsilden gayri, rağmen, kadının güler yüz göster- DERS gre bir Azuza şehri, zl Bu darülfünündeki kız talebe, ei spor da yapar, Fakat #ön günlerde, kız telebe) aldıkları terbiyenin noksan oldu - ğundan şikâyet etmisler. Bunun üzerine kendilerine 80 - rulmuş: — Ne istiyorsunuz?. — Balık avlamak. Talebenin bu arzusu derhal is- af edilmiş, hemen bit balıkçı mü- derris tayin olunarak, kızlara ba - İrk avlama dersi verilmiye baş - lanmıstır. Yumurta fırında | Bir sahanda yağı eritiniz. Yu-| murtaları kırınız, Bildiğiniz sahan- dâ yumurta gibi pişiriniz. Sonra, yumurtaların üzerine ren- delenmiş graviyar veya kaşar pey- niri ekiniz bir kat da yağ sürünüz, | kesilmiş bir dekoltedir. sonra hafif fırına veriniz. binezon gece tuvaleti alti Fırmda yumurta gayet leziz olur. | yilebilir. Resmimizde görünen rif kombinezon, gayet

Bu sayıdan diğer sayfalar: