21 Mart 1939 Tarihli Yeni Sabah Gazetesi Sayfa 5

21 Mart 1939 tarihli Yeni Sabah Gazetesi Sayfa 5

Sayfaya ait küpürler

 Çanakaaferinde Türk Bahriyesi Çanakkale Boğazında Mevcut top Miktarı Ve Kudreti Ne İdi? — ) Çanakkale açıklarızda karakol...
 Çocuk Islahhaneleri Kanunun suç saydığı bir fili işleyenler cezaya çarpıştırırlar. Fakat bir insanın cezaya çarptırılması 0.
 İKTİBAS VE Salihli Elâziz ; Halbuki Eğin kaymakamı bey, bana bunlardan hiç de malümat vermedi! Bu zavallı halka çok aıdım:
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

NCAN. ERZURUM. KURTULUZU Kâzım Karabekir İKTİBAS VE TERCÜME HAKKIİ MAHFUZDUR Salihli ve Ilıç Atlara Binmek Hoş Olmadığı için Yaya Yürümeği Tercih Ediyorduk | Ilıç Köprüsüne Gelince Kemahdan Gelen Suvâri Müfrezesini Selâmetledim Elâziz ; Mezremua 1306 da oturduğumuz evin 1334 deki hali Halbuki Eğin kaymakamı bey, bana bunlar- dan hiç de malümat vermedi! Bu zavallı halka çok a ıdım: Bir taraftan Dersimliler - başlarında bir belâ, bir taraftan da hükümet âciz, alâkadar me- murlar uyuşuk. “İstanbuldaki kasal halktan fazla kazançla beddua mı alıyorlar ba,, diye Mustafa beyle ve gelen misafirlerle Iâtife ettim ve yakında şu Rus belâsından kurtulduktan sonra herhalde bu asırlık Dersim derdinden de kurtulacaklarını söyledim. Zavalllar dualar etti- ler. Misafirlerden biri de seksenlik Eğin müftüsü. Buralıymış. - Kışı izinli geçiriyormuş. İstanbulda otuz yıldan fazla bulunmuş. Bunun yollar hakkın- da anlattıkları da ibret almak için kayda değer. Şöyle ki Evvelâ bir mühendis gelmiş, Demir M: ya doğrü şose güzergâhını ” sırtlardan — geçirmiş. Sonra onu başka yere tayin etmişler. Yeni gelen onun yaptığını beğenmemiş, gâzergâhı vadiden ge (10.000) kömürcüler — orada girtmiş ve bu suretle tam sarfolmuş! Yakında demiryollarının buralardan geçmesi- yenni ederek bu süretle artık seyahatlerinin ola ft e- lira havaya kolay ve tehlikesi fendi dedi ki — Ya bü kayaları n: ai dek Elektrikle kayaların nasıl delindiğini — To- ros tünellerini misal göstererek — anlatınca muftu hayretle dünyalarını imar ettikleri halde ahretle rinden gafil olanlar hakkında bir âyef okudu. ' Dedim ki: ; — Müfti efendi; biz ki dünyayı da imar et İ n ba ahretimizden de gafil değil miyiz? F 1 imar edenlere bari dil uzatma: yın! İstaj t emniyetle gitmek fena öi glar. Sonra b u Dersim soyguncuları | Mütü, — Ah sorma! Allah Dükkü cılarımız, müşterinin gönlünü alamadım d yanarlar, işte biz böyleyiz, dedi. Ve bu tanbulun kasap ve kömürcü Eginlilerine Allahtan imsaf diledi! Hayli gülüştük. * ,, , Cüma günü saat 8.30 da Salihliden yaya yo çıktık. Boyuna yükseğe çıkıyorduk. Biraz a. Vi nn ni ardık. Be Yola devam © p İ Si bar ayir çeriraşmda n |— burada müthiş anato ağı b lihimize hava sakin, rüzgü Müthiş. Matralarımızdaki sular k Kar da pek ziyade kalın olduğundan at üzerina, Yürümek imkânsızdı. Yaya yürüdük e eşkiya tehlikesi olan Demir mağaraya kadar da #mniyetle geldik. Buraya kadar, dün müftünün an. Jattığı iki gose güzergâhıdan sırtlar üstünden Thç'e doğru gideni görülüyor. Burada kalmış. Demir mağaradan Begştaşa kadar yaya ayrım #antta indik. Saat 1,5 du. Burası 30 evli bir Alevi köyü, Halk, hep uzun sakallı. İki katlı bir evde öğle yemeğini yedik. Duvarlarda (Ya Ali!) ve (Çatallı Zülfikar) levhaları asılı. Bu köy halkı da İstanbulda odacılık yaparlarmış. 2.80 da buradan hareketle 5 de nahiye mer- kezi olan Tuç'e geldik. Burası 70 evli lütif bir köy. Gece güzel ve temiz bir evde misafir kaldık. S: hibi hoş bir adam: İstanbulda uzun zaman kasap- lık etmiş. Kendisinden şu kasaplığın — sırrımı bize öğretmesini istedim. Söylediklerinin en mühimmi olan şu iki noktayı kaydetmeden geçemedim: Bi- Fincisi; Beyoğlunun en kibar lokantalarında dahi, yenen pirzolaların hâlis keçi eti - olduğudur. Bu Pirzolaları bütün İstanbul kasaplarından — toplayıp Jokantalara satan hususi Koyun pirsolalarını her kasap ancak kendi müşterileri. 'ne yetiştirebiliyormuş. Lokantalarda pirzola — sar fiyatına ancak keçiler kâfi geliyormuş. İkincisi de Herhangi kasaptan et alınırsa alınsın az veya çok miktardaki keçi eti de işe karıştırılmış! Pir- zolalarını büyük Tokantalara takdimden lan keçi etleri parçalarır ve — koş amlar varmış. çengellere asılırmış. Koyun eti o suretle kesilirmiş ki muhakkak müşterinin istediği mikdara varması ir parçaya daha ihtiyaç görülürmüş. Bu sure le keçi eti de işe karışırmış. İşin fenası, m kasabın südüne havale etmeyip de ben etten an Tım diye etleri muayeneye ve seçmeğe kalkışırsa kasaplar böylelerine çok içerler ve keçi etini hâlis kıvırcık diye mutlaka yuttururlar mış! Dedim ki Desene ki Kayserililerin boyacıları gibi &inin de kasaplarını kızdırdıkça insan daha bü, zarara giriyor. Ya kömüreüleriniz neler yapar? Ev sahibi güldü. Anladık ki ihtisası yalnız ke- gi eti bahsinde imiş! * 26 ikincikânun sabahleyin 9 da Ihç'tan yaya hareket ettik. So ara binmek hoşa gitm Bir saat Fırat nehri üzerindeki Tlıç köprüsü: geldik. E Kemah'dan gelen süvari müfreze r R m. T bir. - Dersim mintakası olan, F Kemahdaj fer için birer me E e lere hediye ettim. Bir d y ran bir eğlence tertip etmeler £ da geleceğimi ve arkadaşlarına dirme lerini söyliyerek vedâ Düzeltme Dünkü tefrikada Eginlilere ait intişar eden fıkrada Dut kelimesi, tashih hatası Bu hatadan olarak Don şeklinde çıkmıştı. dolayı gerek / okuyuculardan gerekse Sayın Generalden özür dileriz. YENİSARAM | Çocuk Islahhaneleri Kanunun suç saydığı bir fili işle-| “yenler cezaya çarpıştırırlar. Fakat bir insanın cezaya çarptırılması . 'nun irade ve ihtiyara malik olmasile| kaimdir. Bu iradenin serbes olması ve| failin kuvvel - mümeyyizeye sahip bulunması yâni insanların tabii hât- de olmaları ve yaptıkları şeyin fe- Balığını idrak edecek vaziyette bu- dunmaları lazımdır. Suç işliyen çocuklar / yaşlarına ve fark ve temyiz kudretini haiz 0- 'Tup olmadıklarına göre kendilerine) hiç ceza verilmez veya tam ceza eh- diyetini haiz olan büyüklerden daha az ceza Verilir. Bu, bütün medeni memleketlerin kanunlarının” kabul ettikleri bir prensiptir. Bu gibi ço cuklara verilen cezaların mahiyet- leri ayrıdır, Terhibi olmaktan ziyade| kendilerini 1slah ve terbiyeye — ma- tüftür. Çocukları suçlu yapan sebep ve | âmiller - mühtelif ve mütenevvidir. Çocukların suçluluğu uzün zaman. danberi dünyanın ber tarafında hinleri işgâl eden mühim bir mes'- eledir. Çünki - umumiyet suçluluğu: azaltmak-için Devletlerin| 'açtıkları mücadelede muvaffak ola- bilmeleri, mücrim çocuklar hakkın. da alacakları tedbirlere mütevakkıf. tar. Herhangi bir sebeple ahlâk fesa. dı tehliksine maruz olan güçlüklerin hüsnü ahlaklarına ihtimam etmek, dikri ve ahlâki bünyeleri henüz in- kişaf devresinde bulunan ve fiillerin den hiç mes'ül olmuyan veya diğer ceza ehliyetini haiz büyük mahküm. larla âynı derecede Tmes'ul bulunmu 'yan çocukların ve gençlerin suç iş- lemelerini meneylemek fikri ve bedeni şekâmül devresinde iken fenalıklar- dan vikaye “etmek ve kendilerinin islâh ve tehziplerine çülışmak tâzım- | dür. Ve bu gayenin tahakkuku için önleyici, koruyucu ve ortadan kaldı ci olarak derpiş edilen — muhtelif| tedbir ve çarelerin en mühimler Gen birisi islühanelerdir. Çocukları yaşlı mahkümlarla be- raber umumi ceza evlerinde bulun- dürmanın / zararları pek çoktur. (Bir cemiyette mücrim yetiştirme- nin vsüllerinden biri suçlu çocukları | umumi ceza evlerine göndermektir) diyenler pek haklıdırlar. Bunun için mahküm çocukların diğer mahküm. lardan ayrı olarak hususi mücsse, #elere konulması prensibi kabul e dilmiştir. Bizim ceza kanununun 54 Üncü maddesi fili işlediği zaman on bir yaşını doldurmamış olanların mahküm 0l- dukları cezaların bir islahanede çek. tirileceğini âmir bulunmaktadır. Memleketimizde şimdiye - kadar| böyle bir islâhane meveut - değildi. 1937 bütçesine - konulan — tahsisat ile Ağliye Vekâleti tarafından Edir- 'nede mahküm çocuklar için bir is- Tâhane açılmıştır. — bü, — içtimat ( sahasında fenni, içtimai —muavenet sahasın ileri atılmış bir adamdır. Bu islâhaneye memleketin - her ta. rafından mahküm çocuklar gönde rilmektedir. Burada çocuklar islah ve terbiye edilmekte ve ke okutulmakta dilerine muht natlar öğretilmektedir. Burası bir ceza mü- essesesi değil bir mekteptir, bir ter biye müessesesidir. Buradan çıkan çocuklar cemiyete faydalı bir unsur olarak avdet etmektedir Uzun zamandanberi — tahakkuk ettirilmesi şiddetle arzu edildiği hâ- de ancak bir iki sene evvel açılabi. den, memleket ve adliyemiz için el 'zem bulunmuş olan bu müessese d Cümhuriyetin sayesinde veud bul Yapılması asırlara — mütevakk ollan mühim işleri 5.10 sene gib kısa bir müddet zarfında başarar milleti ve memleketi her sahada © Müterakki ve mütemeddin milletle Cümhuriyet reğimi; mücrim çocuk. dar mes'lesini artık ele almıştır. Bu sahadaki çalışmaların daha genişk tilerek bu mes'elenin de bugünk ——— Yılda bir lira ver ÜYE ui bakıma kimsesi yavruları kurtarmış oluruz! itibarile | bitirip te onbeş yaşımı | Ana istihkâmlar, methal ve mer. kez olmak üzere başlıca iki gurup- tan ibarettir. Birinci grup methal) hattı müstahkemidir ki Rumeli ya- kasında Seddilbabir. ve Brtuğrul, | Anadolu yakasında —Kum kale ve| Orhaniye tabyalarını ihtiva eder; - kinci grup ise Rumeli yakasında Ha- midiye, Mecidiye, Namazgâh ve De- | iirmen burnu ve Anadolu yakasın- |/ a yine Hamidiye - ve Mecidiye ile | Çimenlik ve Nara tabyalarından mü | teşekkildir. Bütün bu tabyalar 1914 | #enesinden çok uzak zamanlara ai tir, batta Seddilbahir, Çimenlik ve Namazgâh kaleleri, büre ve barula- İ rna bakıhnca Boğazkesen ve Gü. | “zelce hisarlar devrinden kalma oldu. u anlaşılır ki bunlar filhakika 1479| tarihinde inşa edilmiş olan Bozcaada kalesinden evvel yapılmıştır. Diğer. leri de Birinci Süleyman, Dördüncü Mehmet, Üçüncü Selim ve Abdülme- cit devirlerinde zaman zaman tami tecdid, ikmal ve teslih edilmişlerdir. | Toplarının cinsi ve tarzı tabiyesi gösterir ki inşalarında — gözetilen maksat Boğazdan orsa alabanda geçecek yelkenli harp gemilerini tev kif ve tahripten ibarettir. Her şeyden evvel merkez grupu- 'nu teşkil eden sekiz istihkâm İngiliz İ ve Pransızlara / malüm idi ki: Bu 'nokta merkez grupunun esbabi za. fından birincisidir. Akdeniz Boğazı haritası gözden geçirilccek olursa sekiz istihkâmdan Rumeli Mecidiyesile Anadolu Hami- diyesinin - dışarıdan birinci hattı, 'Namazgüh ile Çimenliğin ikinci hat- ta, Değirmen burnu ile Anadolu Me- cidiyesinin üçüncü hattı ve nihayet 'Nara ile Maydos kasabasının son hattı teşkil ettiği görülür. Birinci hat ile methal / hattının - müntası! moktaları arasındaki mesafe - hattı | Müstakim olarak (21000) metredir. Merkez gürüpü - toplarının cümlesi düşmanı uzaktan — dövecek veçhil tabiye edildiği, farzı mahal olarak, tasavvur edilge bile bu topların için. de bu menzili, hattâ yarıs yoktur. tihkâm bu mühakeme ana n 18 mart günü üzer ne dereceye kadar müessir olduğu- | 'nu izhar edebilir. Şüphesiz, mevkü | müstahkem kumandanlığı iki grup ile iktifa ede den hiçbir tertibat almasaydı m hasım filolar -mühimce bir hasar İ uğramadan (Nara - Maydoa) hattı: | |nin garkına - geçeceklerdi. İ grupumu teşkil eden sekiz k karadan ve deniz İ dan dördünün — mücssis bulunduğu cenup sahil hattı; Anadolü Hami- İ Giyesinden başlıyarak - poyraz, yıl diz poyras, yıldız güverte poyraz ve nihayet yıldıza doğru kıvrılan 7500 | metre. tülünde. bir cephedir ki eğer | mezkür istihkâmlar methalden gi cek son sistem harp gemilerini kon- İ santre etmek maksadile inşa ve teç | hiz edilmiş olsaydılar, sahil hattı; | topoğrafik vaziyeti itiberile bu mak dın teminine müsaitti. Lükin, Ru- 5 diyesinden başlıyarak Ma doa kazaba: tehi olan (6000, ündeki şimal sahil hattı aki mümkünia içra. Çanakkale açıklarında karakol y: Sayfaı 8 Çanakkale Zaferinde Türk Bahriyesi Çanakkale Boğazında Mevcut top Miktarı Ve Kudreti Ne İdi? Türk torpidobo'ları t müstahkemile Uğraştılar ve bu cephenin hakiki müdafan kabiliyeti. ni düşünerek onu ihmal etmek hata sına düşmediler. Kendi mermilerinin düşmana — vasıl olumayışı merkez grupu istihkâmlarının şeref hissesi- ni tenkiz edemez. Onlar, müthiş mi toplarının mütemerkiz ateşi al- tında seslerini bir an bile kesmiye- rek ateş püskürdüler ve hasımlarını kendilerinden uzak tuttular. Sefer- berlikten sonra ihzar edilen bütün müdafaa tertibatına bu ana istih- kâmlar esas bir kuvvetizzahir olmuş- fardı. Sonradan vücude getirilen mü- dafaa tertibatma gelince, bunları iki kısma ayırabiliriz: / Birincisi - büs bataryaları, ikincisi mayın hat Jarile sedi bataryaları, Obüs bataryaları yine Rumeli ve Anadoluda bulunmak üzere iki grup 'tan müteşekkildir. Rumeli grupu, havuzlar (yıldız) grupu adile ma- Tuftür ve mevkii Rumeli Mecidiye- #ile Soğanlı dere aralarında sahi- den yıldız tepesine doğru müteves. sidir. Ana silâhları 4 tane ZL santi. metrelik obüs topu ile 6 tane 15 saa- timetrelik kızaklı, 12 tane 12 santi: metrelik muhasara, 6 tane 8.7 san- timetrelik mantelli ve 2 tane 65 santimetrelik cebel topundan ibaret- tir. Bu grupun merkez küvvetile düşman gemilerinin en ziyade so- kuldukları (Kirte - Brenköyü) hat- 'tının mukabil müntehası beyninde- ki menzil (11,000) metredir. Bu menzilden düşman gemilerine ne de- receye kadar müessir — olabildi mezkür topların menzili müessirleri ni hatırlamakla takdir olunabilir. Anadolu grupu, Anadolu Hamidiye- Sile Kumkale arasında - ve ikinciye daha yakın bir noktada bulunan ve Karanlık limana tamamile hâkim 0- Jan Erenköy tepesine tertip edilmiş- tir. Eslehası (20) tane 15 santimet- relik obüstür; biraz garpta İntepe üzerine 8 tane 12 santimetrelik mu- hasara topu mevcut olup bilâhara Erenköyünden dört tane obüs de bu bataryaya nakledilmiştir. Muhare, 'bede en mülessir ateş bu obüs top. 'a nasip' olmuştur. Mayin dar- besile bir tarafa yatan ve sevk ve idare kabiliyetini kaybeden düşman gemileri Erenköy - İntepe grupunun mermilerile batırılmıştır. müdafaa tertibatı ki mayın hatları ile sed bataryala- rından teşekkül eder, d ruya Türk bahriyesi tarihine parlak bir şahamet sahifesi yazmıştır. Ge- rek torpilleri dökerken ve gerek bu. hatları müdafaa ederken bahriyeli ler cidden şayanı hayret bir feda- kârlıkla çalışmış ve Boğaz müdafa- asının bütün ağırlığını kendi omuz- Jarına yüklenmiştir. Bilâtereddüt hükmedilebilir ki bahriye toplarının muhafazası altında düşman omur- İkinci kısım galarının çarpmasını bekliyen tor- püler tahrip bataryalarının ategi hkân olmasaydı. methal grupunu düşman - obüs da merkez arını döve döve Boğasa gi- rer ve ağlebi ihtimal Üçüneli Sul. tan Selim devrindeki geçişinden bi raz daha fazla zaylat vermekle b | Pransi ları en ziyade cenup hat Taber Marmaraya girebilirdi. (Devamı var)

Bu sayıdan diğer sayfalar: